|
Tiyatro deyince aklınıza ne gelir? Bir metin, oyuncular ve seyirciler
değil mi? Biri size “Tiyatroya gidelim mi?” diye sorduğunda ilk sorunuz
“Oyunun konusu neymiş?” olmuyor mu? Peki ya cevap olarak “Henüz belli
değil, akşama belli olacak.” Diye bir yanıt alırsanız? Böyle bir tiyatro
olabileceğine inanabilir misiniz?
Yaklaşık yirmi yıldır Drama çalışmalarının içindeyim. Bu çalışmalar son
on yıldır işin eğitmenliği düzeyinde sürüyor. Ama nedense yaptığım şeyi
kimselere anlatamıyorum. Tiyatrocu arkadaşlarım bile “Neler yapıyorsun?”
sorularına verdiğim “Drama çalışmaları” yanıtına alaycı bir gülümsemeyle
karşılık veriyorlar. Neden mi? Çünkü drama, tiyatro sahnesine
çıkamayanların yaptığı, daha çok çocuklarla uygulanabilecek oyunlar
olarak algılanıyor da ondan. Tiyatro dediğin günlerce yapılan provalar,
mizansen ve ezber çalışmaları sonucunda ortaya çıkan bir eserdir, gerisi
çocuk oyunu.

Hiç de öyle değil efendim. Yıllardır dramanın, doğaçlamanın modern
tiyatro anlayışındaki yerini, oyunculuk eğitimindeki önemini anlatmaya
çalışmaktan dilimde tüy bitti. Ama sonunda bana yardımcı olacak bir
topluluk buldum, şimdi “Drama da neymiş?” diyenlere “Gidin seyredin de
öğrenin bakalım drama nasıl sahne sanatı olabiliyormuş. “ diyebileceğim,
yaşasın.
Mahşer-i Cümbüş, sahneye adım attığı andan itibaren, her an “Acaba şimdi
ne olacak?” gerilimini taşıyan, seyircinin “Dur zor bir şey söyleyeyim
de beceremesinler” tarzı sadist duygularını okşayan, ortak ürettiğiniz
ve sadece o gün orada olan seyircilerle sizin seyrettiğiniz oyunları bir
sır gibi paylaşırken, aynı oyunun bir daha hiç oynanamayacağı
düşüncesiyle bir yandan sevinç bir yandan üzüntü duyduğunuz bir
doğaçlama sunuyor. Tiyatronun zor, dramanın kolay olduğunu iddia eden
ama, sahnede karşısındaki oyuncunun dili sürçse ne diyeceğini bilemeyen
tiyatrocuların inadına müthiş bir spontanlıkla ardı ardına esprileri,
mizansenleri üretiyor, seyirciye daha önce hiç yaşamadıkları bir haz
veriyor. On yaşındaki çocuktan (ki bu benim oğlum oluyor) yüz yaşındaki
dedeye kadar herkes, aynı derecede katılımcı olabilecekleri, aynı
derecede zevk alabilecekleri bu oyunları kahkahalar içinde
seyrediyorlar. Ama işin asıl sinir bozucu tarafı yapılan iş son derecede
zor olmasına karşın sahnedeki gençlerin, bunu sanki peynir ekmek yer
gibi yapıyor olmaları. Olmuyor çocuklar, siz böyle yaparsanız biz
dramanın ciddi bir iş olduğunu nasıl anlatacağız klasik tiyatrocu
arkadaşlarımıza? Bizi ciddiye almalarını nasıl sağlayacağız? “Almazlarsa
almasınlar” dediğinizi duyar gibi oluyorum, demiyorsanız da deseniz iyi
olur, çünkü nasıl olsa seyirci sizin değerinizi biliyor ve ciddiye
alıyor, bence önemli olan da bu.
|