MİTOS-BOYUT  YAYINLARI

 

 ARAMA

EDİTÖRÜN NOTU
 

Yüzlerce kitap ve kaynaktan oluşan Mitos-Boyut sayfasında aradığınız yazar veya kitabımenünün "Düzen" bölümünde "Bul" şeçeneğini kullanarak bulabilirsiniz.

 

Yaklaşık 120 sayfalık katalogu word belgesi olarak bilgisayarınıza indirmek için burayı tıklayın

 

 

Mitos-Boyut  

Tiyatro Yayınları Yayın Kataloğu

1. Basım: Nisan 1997

2. Basım: Haziran 1998

3. Basım: Kasım 1999

4. Basım: Aralık 2002

5. Basım: Ocak 2005

6. Baskı  Eylül 2006

 

ISBN: 975-8648-00-0

 

Mitos-Boyut Yayınları

TEM Yapım Yayıncılık Ltd. Şti.

Ağa Çırağı Sok. 7/2 Taksim/ 80090 İstanbul

tel. 212. 249 87 37-8; faks. 212. 249 02 18

E-posta: temyapim@yahoo.com

 

 

TİYATRO / OYUN DİZİSİ

273 Tiyatro Kitabı

(213 Oyun Kitabı, 60 Kuramsal Kitap)

500 Oyun

 

Ocak / 2005

Not:

1. Oyun dizisi'nin 7 numaralı "Bertolt Brecht–Toplu Oyunları 1" adlı kitap tükenmiştir. Yayınevimiz Bertolt Brecht'in Bütün Oyunlarını ayrı bir dizi halinde yayınlamakta olduğundan, bu kitabın yeni baskısı yapılmayacaktır.

2. Dizinin 9 numaralı, "Dario Fo – Toplu Oyunları 1" kitabı tükenmiştir. Kitabın Türkiye Yayın Hakları çevirmen Füsun Demirel'dedir. Kitabın yeni baskıları Sayın Demirel'in sahibi olduğu Açılım Yayınevi tarafından yapılmıştır.

3. Adalet Ağaoğlu/ Toplu Oyunları 1 tükenmiştir. Yeni basımları için yazar Yapı Kredi Yayınlarıyla anlaşma yaptığından bu kitabın yeni basımı yapılmayacaktır.

4. Orhan Asena/ Toplu Oyunları 1 tükenmiştir. Vefat eden yazarın varisleriyle yeni bir sözleşme yapılamadığından bu kitabın yeni basımları yapılamayacaktır.

5. Memet Baydur / Toplu Oyunları 1 tükenmiştir. Memet Baydur varisleri, İletişim Yayınlarıyla anlaşma yaptığından, bu kitabın yeni baskısı yapılmayacaktır.

 

Dizi No: 1 / VASIF ÖNGÖREN/BÜTÜN OYUNLARI

Almanya Defteri (Göç) / Asiye Nasıl Kurtulur /

Oyun Nasıl Oynanmalı / Zengin Mutfağı

 

Vasıf Öngören, Türk tiyatrosunun 1960'lı yıllarda gerçekleştirdiği atılım içinde, oyuncu-yönetmen-oyun yazarı olarak yetişmiş çok yönlü bir tiyatro adamımız; Brecht'çi tiyatronun biçimsel özelliklerini, ülkemizin toplumsal-ekonomik-politik sorunları ile buluşturmayı başarmış, epik tiyatro yöntemini tiyatro yaşamımıza ilk kez kazandırmış bir tiyatro ustamızdır.

Almanya Defteri (Göç), 1960 yılların Türkiye'sinde kurduğu düşler gerçekleşemeyen, bu ortamda bocalayan bir oto tamircisi ailenin son çare olarak, çalışmak için Almanya'ya gidiş kararına varış öyküsüdür. İlk kez 1966'da Gençlik Festivalinde sergilenen oyun, bu festivalde İkincilik Ödülü'nü almıştır.

Asiye Nasıl Kurtulur, çağdaş tiyatromuzun bir başyapıtıdır. Türk tiyatrosunda içerik ve biçim açısından yeni bir seçenek sunan bu başyapıt, tiyatro tarihimizin en ön sırasında yer alıyor. Yazar, "yadırgatmalar" yoluyla, tartışmalı yeni bir oyun düzeni ile herkese tanıdık gelen canlı ve sıcak yaşantılardan yola çıkarak, izleyiciyi yeni bir "bilinç" düzeyine ulaştırmayı başarır. Oyun, gecekonduda yaşama savaşı veren Asiye ile annesinin bu ortamdan kurtulmak için verdikleri mücadeleyi, oyunsu niteliği, içerdiği ironi ve gülmece ögeleri ile anlatır. Yazar, Brecht tiyatrosunu da inceleme olanağı bulduğu epik tiyatro anlayışını bu oyununda çok başarılı bir biçimde kullanarak, bu akımın tiyatro edebiyatımızda kullanma yolunu açmıştır. İlk oynadığında, Zeliha Berksoy’un etkili Asiye tiplemesi, oyunun kitlelere hızla ulaşmasında önemli bir rol oynamış ve bu sahneleme büyük ilgi görmüş, oyun ve Zeliha Berksoy birçok ödül almıştı.

Oyun Nasıl Oynanmalı'da, radyo-televizyonlardaki bir yarışma programıyla, yoksul ama güzel bir genç kızın film dünyasında hızla yükseliş öyküsü eşzamanlı olarak verilir. Para kazanmak uğruna kutsal sayılan değerlerden nasıl vazgeçildiği gösterilirken, seyircinin tartışmalı oyuna katılıp eleştirel tavrını koyması sağlanır.

Zengin Mutfağı, toplumsal sınıflar arasındaki çelişkilerin git gide keskinleştiği 1970'li yıllarda, kavganın dışında kalma çabası içinde safını şaşıranların öyküsüdür. 16-17 Haziran İşçi Olayları günlerinde bir genç insanın politik tercihlerindeki yanlışı anlatılır. Kusursuz yapısı, çatışmalardaki ustalıklı kurgusu ve ironisiyle yazarın ikinci başyapıtı sayılmaktadır. Oyun, 1977'de İsmet Küntay Ödülü ve daha sonraları bir çok ödül almıştır.

 

Almanya Defteri: 8 erkek, 4 kadın/ Asiye N. K.: 12 erkek, 11 kadın/ Oyun Nasıl Oynanmalı: 15 erk., 11 kad./ Zengin Mutfağı:  4 erk., 1 kad.

1991 (1. Bas.), 1998 (2. Bas.)/290 s./11.5x19.5cm   ISBN975-508-034-1

Dizi No: 2 / TURGUT ÖZAKMAN / TOPLU OYUNLARI 1

Ah Şu Gençler / Töre / Ocak

 

Ülkemizin önde gelen yazarlarından olan Turgut Özakman, oyunlarında hep barışın, sağduyunun, dostluğun ve sevginin özlemini yansıtır. Yazarın en önemli özelliği ise, "gülmece"yi kotarmadaki büyük yeteneğidir.

Ah Şu Gençler, kabare anlayışı ile biçimlenen, açık biçimin ve göstermeci üslubun kullanıldığı son derece esnek dokulu bir güldürü. Şarkılı danslı bu oyun, genç oyuncular tarafından hemen her kentimizde sahnelenmiştir. Oyun, "delidolu" yapısıyla genç insanların oldukça beğenisini kazanmış bulunuyor.

Töre, duygusal  yoğunluklu, "gerçekçi" oyunculuk biçimini gerektiren, dramatik yapısı ağırlıklı bir oyun. Yazar, kan davasını yeren bir olayı, bir sevgi öyküsü ile birleştirip eğlence ögelerini oyunun içine ustalıkla yerleştirmiş.

Ocak, ekonomik sıkıntıların aile bireyleri arasındaki ilişkileri büyük ölçüde etkilediği ve çatışmalara yol açtığı bir aile dramını anlatır. Yazar, yaşanan duyarlılıkları, tepkileri, düş kırıklıklarını, sevgiyi dile getirerek, aile ilişkilerinde insani değerlere sıkı sıkıya sarılmakla uzlaşmaya varılabileceğini gösterir.

 

Ah Şu Gençler: 10 er., 8 kad./Töre: 4 er., 3 kad./Ocak: 4 er., 7  kad.

1991 (1.Bs.)/ 1993 (2.Bs.)/1999 (3.Bs.), 2001 (4. Bas.) / 192 s.   

 

Dizi No: 3 / YILMAZ ONAY / TOPLU OYUNLARI  1

Sanatçının Ölümü / Arafta Kalanlar / Karagöz'ün Muamması

 

Yılmaz Onay, toplumcu gerçekçi anlayışıyla geleneksel ve evrensel tiyatro çalışmalarını yönetmen, yazar ve çevirmen olarak sürdüren bir sanat adamımız. Sanatçının Ölümü, yalana, ikiyüzlülüğe yöneltilmiş bir yergi oyunu. Oyun, ülkemizde, sanatçı bir insanın ancak öldükten sonra değerlendirildiğini, tersinlemeli bir biçimde anlatıyor; toplumun değerbilmezliğine karşı acı bir eleştiri getiriyor, bu tutumu hicvediyor.

Arafta Kalanlar, sıradan insanları, yani Ademleri ve Havvaları kuşatan yalancı cennetler masalına yöneltilmiş bir taşlama. Oyun, aynı zamanda ilk kez aldatılan Havva teması ile kadın sorunsalını da irdeleyen bir yapıda.

Karagöz'ün  Muamması, geri kalmış muammalar ülkesinde üç kâğıtçı, bezirgân Frenk ve Karagöz'le Hacıvat'ın serüvenlerini geleneksel tiyatro kalıpları içinde, toplumsal bir yergi-güldürü türünde anlatıyor.

Sanatçının Ö.: 2 er., 1 kad./Arafta Kalanlar: 6 er., 4 kad., melekler, şeytanlar/ Karagöz'ün  Muamması: 9 erkek, 4 kadın.

1992 /190 sayfa/11.5x19.5 cm                         ISBN  975-508-038-4

 

Dizi No: 4 / AZİZ ÇALIŞLAR–YILMAZ ONAY/

Uyarlamalar  1 / Romandan Tiyatroya

Oblomov / Muhteşem Gatsby / Küçük Adam Ne Oldu Sana

 

Üç yabancı romanın, Türk yazarları tarafından sahne uyarlaması. Oblomov (Gonçarov), Gorki'nin "Edebiyatımızın en güzel romanlarından biri," dediği bir Rus romanı; iki farklı dünya arasında kalan insanın çaresizliğini anlatıyor (Uy. Aziz Çalışlar). 

Muhteşem Gatsby, Amerikalı yazar Fitzgerald'in 1920 yılları Amerika'sını anlattığı en ünlü romanı; "Amerikan düşü"nün umutları ile dolu ve bölünmüş kişilikleri olan insanlar anlatılıyor (Uy. Aziz Çalışlar).  Küçük Adam Ne Oldu Sana, (Alman romancı Hans Fallada'dan) 1930 yılları karışık Almanya'sında, Faşizmin yükselme sürecinde ezilen sıradan insanların dramını anlatıyor (Uy. Yılmaz Onay).

 

Oblomov: 11 erk., 6 kad., hizmetçiler, köylüler, çocuklar/ Muhteşem G.: 11 erk., 3 kad., müzikçiler, uşaklar/Küçük Adam:  7 erk., 4 kad.

1992/ 200 sayfa/10x18.5 cm.                             ISBN 975-508-039-2

 

Dizi No: 5 / TURGUT ÖZAKMAN / TOPLU OYUNLARI 2

Sarıpınar 1914 / Fehim Paşa Konağı/

Resimli Osmanlı Tarihi / Bir Şehnaz Oyun

 

Turgut Özakman'ın 4 tarihsel güldürüsü birarada. Sarıpınar 1914, R. N. Güntekin'in Değirmen adlı romanından uyarlanmış. Oyun, 1914 yılında, Osmanlı'nın yüzlerce bakımsız kasabasından biri olan Sarıpınar'da yaşanmış "zelzele" komedisini anlatır. Bu çağdaş güldürü, "göstermeci" anlatımla yazılmış; yirmiye yakın sahne bir "anlatıcı" yoluyla birbirine bağlanıp yorumlanmakta (Sanatsevenler Derneği Ödülü-1968). 

Fehim Paşa Konağı, "göstermeci" anlatımı, dansın ve müziğin yoğunluklu olduğu bir tarihsel güldürü. Geleneksel tiyatromuza ait ögelerin de kullanıldığı oyun, kabalığın, savaşın karşısında incelikten, barıştan yana bir tavır sergiliyor (İş B. Ödülü 1980).

Resimli Osmanlı Tarihi, 1982 Anayasa'sının halkoylamasından önce yazılıp oynanmış olan bir oyun; ülkemizin yüzyıllık Anayasa serüvenini tersinlemeli, fantastik, eğlenceli ve eleştirel bir sahne diliyle anlatıyor (Sanat Kur. ve Küntay Ödülleri, 1982- 83).

Bir Şehnaz Oyun, dansla müziğin ağırlıklı olduğu tarihsel bir güldürü. Eğlence ögesinin fazlaca kullanıldığı oyunda, tersinleme yoluyla Osmanlı'nın 1. Dünya Savaşı'na giriş dönemi anlatılıyor.

 

Sarıpınar: 29 erk., köylüler, heyet üyeleri / Fehim Paşa K.: 11 er., 4 kad. / Resimli Osmanlı T.: 16 er., 6 kad., dansçılar /

Bir Şehnaz Oyun: 22 er., 9 kad., çalgıcılar, erkekler, kadınlar.

1992 (1. Bs.), 1999 (2. Bs.)/288 sayfa/10x18.5 cm      ISBN 975-508-025-2

Dizi No: 6 / OKTAY ARAYICI / BÜTÜN OYUNLARI 

Nafile Dünya / Bir Ölümün Toplumsal Anatomisi /

Rumuz Goncagül / Tanilli Dosyası

 

Oktay Arayıcı, Türk Tiyatrosunun ilerici-toplumcu çizgideki yazarlarının önde gelenlerinden biri.

Nafile Dünya ve Rumuz Goncagül, ülkemizde resmi-özel tiyatrolarında defalarca oynanmış, küçük insanlarımızı anlatan ve seyirlik geleneğimize uygun güldürü özellikleri ile öne çıkan, çok ilgi görmüş iki oyun. Nafile Dünya, polislik mesleğine dürüstçe bağlı kalmış bir adamın değişen, yozlaşan toplumsal koşullara ayak uyduramamasının traji-komik öyküsüdür.

Rumuz Goncagül, kadın-erkek ilişkilerinin töreler, ekonomik ve toplumsal etkenlere sıkı sıkıya bağlı olduğu toplumumuzda, evlilikten beklenenler üzerine, epik tiyatro örneği bir güldürü.

Bir Ölümün Toplumsal Anatomisi ise, "göstermeci" türünde, Güney Anadolu'da bir ölüm olayının ardındaki toplumsal-ekonomik-sosyal nedenleri araştıran bir "seyirlik tragedya."

Tanilli Dosyası, Prof. Server Tanilli'nin 1980 öncesi İstanbul Üniversitesi'nde verdiği Uygarlık Tarihi dersi nedeni ile yaşadığı gerçek olaylardan alınmış, yarı-belgesel ve nesnel-gerçekçi biçimde yazılmış bir oyun. 12 Eylül öncesindeki baskı, işkence ve kıyımın üniversite hocalarına uzanan boyutlarını anlatıyor.

 

Nafile Dünya: 13 er., 3 kad./ Rumuz Goncagül: 7 er., 3 kad./

Bir Ölümün Toplumsal Anatomisi: 18 er., 7 kad., köylüler /

Tanilli Dosyası: kadınlar, erkekler.

1992 (1. Bs.), 1996 (2. Bs.) 336 sayfa/10x18.5 cm ISBN   975-508-043-0

 

Dizi No: 7 / BERTOLT BRECHT / TOPLU OYUNLARI  1*

Mahagonny Kenti/ Üç Kuruşluk Opera/ Mutlu Son

 

Brecht'in bu üç epik operasını çevirenler: Mahagonny Kenti – Aziz Çalışlar; Üç Kuruşluk Opera ve Mutlu Son – Yücel Erten.

Mahagonny Kenti, paranın günümüzde insanları nasıl yozlaştırdığını sergileyen ve 20. yüzyılın ahlak tablosunu oluşturan bir müzikli oyun.

Üç Kuruşluk Opera, Brecht'in en ünlü, bütün dünyaca tanınan ve çokça oynanan, tiyatro, opera, sinema, müzik dallarında yığınla sanatçıya esin kaynağı olmuş, klasikleşmiş bir epik opera.

Mutlu Son da bir müzikal oyun. Diğer iki eser gibi, bunun müzikleri de K. Weil'e ait; zekice kurulmuş, ilginç bir müzikal.

 

Mahagonny Kenti.: 6 er., 8 kad., erkekler/ Üç K. O.: 12 er., 11 kad., polisler, dilenciler/Mutlu Son: 10 erkek, 5 kadın, polisler,

1992/240 sayfa/10x18.5 cm.                           ISBN  975-508-044-9

 * (Sayfa 4’teki Not 1’e bakınız.)

Dizi No: 8/ ORHAN ASENA / TOPLU OYUNLARI  1*

Şili'de Av / Ölü Kentin Nabzı / Bir Başkana Ağıt

 

Orhan Asena'nın "Şili Üçlemesi" diye adlandırdığı bu kitaptaki üç oyunu, seçimle iktidara gelmiş Allende'yi deviren Şilideki askeri darbe ile ilgili.

Şili'de Av, Pinochet tarafından Allende iktidarının devrildiği gün küçük bir kilise rahibinin evinde, dışardaki insan avından kaçan yedi gencin hesaplaşma, tartışma ve çatışmalarının evrensel boyutlu öyküsü.

Ölü Kentin Nabzı, 1977'de Pinochet'in baskı rejimine gizliden gizliye başlayan bir karşı koyma eylemini sezinleyen yazarın, böyle olası bir direniş hareketini anlatan oyunu.

Bir Başkana Ağıt, 11 Eylül darbe gecesi Başkanlık Sarayı'nda Allende'nin yaşadığı gerilimli saatleri anlatıyor.

Şili'de darbenin yapıldığı gün, 11 Eylül 1973'de, darbeciler tarafından 35.000'i aşkın kişi öldürüldü. Bu darbe sırasında Cumhurbaşkanı Allende de, Başkanlık Sarayına saldıran Pinochet'in askerleri tarafından, kahramanca direnişine rağmen katledilmişti. Bir Başkana Ağıt, bu çağdaş trajediyi gerçekçi ve belgesel biçimde, yer yer şiirsel bir anlatımla veriyor. Çağımızın faşist darbelerinden birine tanıklık eden oyun, bu yapısıyla, evrensel bir temayı da sergilemiş oluyor.

 

Şili'de Av: 8 er., 4 kad., 1 çocuk, askerler/

Ölü Kentin Nabzı: 11 er., 2 kad./ Bir B. Ağıt: 30 er., 6 kad., 2 çocuk.

1992/259 sayfa/10x18.5  cm.                              ISBN 975-508-045-7

 * (Sayfa 4’teki Not 4’e bakınız.)

 

Dizi No: 9 / DARİO FO / TOPLU OYUNLARI  1*

Kadın  Oyunları  (10 Adet) / Açık Aile

 

Dario Fo, günümüzün en önde gelen tiyatro adamlarından biri. Kendi yazıp kendi oynadığı bütün oyunları, kendi halk tiyatrosu geleneğinin bir örneğini oluşturmuş ve  İtalya'da büyük yığınlara ulaşmayı başarmıştır.

Fo'nun, karısı France Rame ile birlikte oluşturduğu On Kadın Oyunu, İtalya'daki kadınların bireysel ve aile sorunlarını, erkeklerden gördükleri cinsel tacizleri anlatıyor.

Açık Aile , bir karı-kocanın, kadın-erkek arasındaki hiç tükenmeyen çekişmenin mizahi, tek perdelik anlatımı. Kitaptaki oyunlar amatör çalışmalar için yararlı deneme oyunları.

Kitabın başında Doç. Dr. Metin Balay'ın ve Füsun Demirel'in Fo üzerine ayrıntılı yazıları da bulunmakta.

 

Kadın Oyunları: 1 kadın/ Açık Aile: 2 erkek, 1 kadın.

1992/120 sayfa /10x18.5 cm                               ISBN 975-508-051-1

* (Sayfa 4’teki Not 2’ye bakınız.)

Dizi No: 10 / ÜLKER KÖKSAL / TOPLU OYUNLARI 1

Uzaklar / Sevdalı Fidanlar / Bir Garip Oyun /

Karanlıkta İlk Işık (Kubilay)

 

Ülker Köksal, üslubundaki açıklığı ve seyirciyle kolay iletişim kurabilme özelliği ile tanınan bir yazarımız. 

Uzaklar, yazarın en çok oynanan ve dört ödül almış oyunu. Oyunda, eğitim sistemimizle  kalıplaştırılan genç insanların yaratıcı güçlerinin nasıl yok edildiği anlatılmakta.

Sevdalı Fidanlar oyunu da, gençlere dönük ve onların özgür-lüklerini savunan bir "hoşgörü ve sevgi" oyunu.

Bir Garip Oyun, toplumsal yaşam ve geleneklerimizdeki yanlıklıkların, bireyde bıraktığı olumsuz etkileri tartışmalı bir biçimde sergiliyor.

Karanlıkta İlk Işık (Kubilay) devrim şehidi Kubilay'ın idealizmine saygıyı koruyarak, bu olayın gerçek toplumsal, kültürel ve politik nedenlerini irdelemekte.

 

Uzaklar: 4 er., 6 kad./ Sevdalı Fidanlar: 6 er., 5 kad./

Bir Garip Oyun: 5 er., 4 kad./ Karanlıkta İlk Işık: 12 er., 5 kad.

1993 (1. Bs.), 2002 (2. Bs.), 288 s., 11.5x19.5 cm.  ISBN 975-508-046-5

 

Dizi No: 11 / MEHMET AKAN / TOPLU OYUNLARI 1

Hikâye-i Mahmud Bedreddin /Analık Davası / Midirfillik Oyunu

 

Mehmet Akan, 1960'lı yılların dinamik, heyecanlı tiyatro ortamında tiyatroya başlayan ve oyunculuğunu sürdürürken oyunlar da üretmiş olan bir tiyatrocu. Kitaptaki üç oyun da geleneksel kültürümüze dayanan, toplumsal içerikli ve çağdaş tiyatro anlayışıyla yazılmış oyunlar.

Hikâye-i Mahmud Bedreddin, Alevi ayinleri kültüründen yola çıkarak, dans ve müziğin yoğun desteği ile, Anadolu insanının hoşgörülü yapısını ve yaşadığı ekonomik-toplumsal-politik çelişkileri sergiliyor.

Analık Davası'nda, Brecht'in Kafkas Tebeşir Dairesi oyunundaki ana tema aracılığıyla, Anadolu insanının yaşamı ve Osmanlı döneminin üretim ilişkileri irdelenir. Oyunda, meddah-saz şairliği gelenekleri ve halk danslarımızdan esinlemeler bulunmakta.

Midirfillik Oyunu, Ulvi Uraz Tiyatrosunda (1968), Ham Hum Şaralop adı ile oynanmış. Geleneksel seyirlik oyunlarımızdan olan ortaoyunu biçiminde yazılmış, ortaoyunu öğeleri taşıyan, ama çağımızın toplumsal ve politik olaylarını hicveden bir oyun.

 

Hikâye-i Mahmut Bedreddin: 20 er., 8 kad., erkekler/

Analık Davası: 8 er., 5 kad./ Midirfillik Oyunu: 17 erkek, 3 kadın.,

çalgıcılar, çengiler, yolcular.

1993, 2006 (2. Bs.) /240 sayfa/ 12x19.5 cm.          ISBN 975-508-050-3

Dizi No: 12 / MEMET BAYDUR / TOPLU OYUNLARI 1

Doğum / Limon / Yalnızlığın Oyuncakları / Kadın İstasyonu

 

Yazdığı oyunların sayısı 20'yi aşmış olan, son dönemin önde oyun yazarlarından, ne yazık ki 2001’de kaybettiğimiz Memet Baydur'un bu kitabında ilk oyunları bulunuyor..

Doğum, kısa bir "absürd" tiyatro örneği. Oyunda, insanoğlundaki tutku ile hüznün iç içe geçtiği bir hesaplaşma süreci anlatılıyor.

Limon, yazarın ülkemizde sergilenmiş ilk oyunu. Dünyanın esenliği adına hiçbir şey yapamayışın, dört duvar arasında sıkıl-mışlığın, iletimsizliğin bol aydın gevezeliği ile unutturulmaya çalışıldığı bir ortamda, hüznün gülmeceyle iç içe sergilendiği bir oyun (1984- Sanat Kurumu Ödülü).

Yalnızlığın Oyuncakları, çok yaşlı üç insanın sıkışıp kaldıkları bir odadaki iç hesaplaşmaları. Üretken olamamış, susturulmuşluğu kabullenmiş, sevgisizliğe ödün vermiş, çevrenin tahribine göz yummuş olmanın ezikliği içinde bulunan insanların bu hesaplaşmaları, aslında 20. yüzyılın sorgulanmasıdır.

Kadın İstasyonu, ilk kez Fransa'da oynanmış bu oyun, birbirlerine ve kendilerine yabancı üç insanın bir istasyondaki karşılaşmalarının öyküsü. Bu üç insan bireysel sorunlarını birbirlerine aktarmakta görünüyorsalar da, aslında tek başına konuşmaktadırlar (1988 İnönü Vakfı Tiyatro Ödülü).

 

Doğum: 1 er., 1 kad./ Limon: 4 er., 3 kad. /

Yalnızlığın Oy.: 2 er., 1 kad./Kadın İstasyonu: 1 er., 2 kad.

1993/234 sayfa/10x19.5 cm                               ISBN 975-508-057-0

* * (Sayfa 4’teki Not 5’ye bakınız.)

D. No: 13 /ATAOL   BEHRAMOĞLU /  TOPLU OYUNLARI  1

Lozan / İyi Bir Yurttaş Aranıyor

 

Lozan, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra emperyalizmle masa başında yapılan ikinci savaşın öyküsü. Yazar, zaman zaman oyuna girerek, oyunun sahnesel açılımı için yardımcı oluyor. Oyun, geçmişi anlatırken bugünü anlamamızın yollarını arıyor, bireysel ve toplumsal kimlik arayışlarının çıkmazlarını gösteriyor; ülkenin parçalanması için içerde ve dışarda çevrilen entrikalardan günümüze izdüşümler sergiliyor, günümüzde dünyayı saran petrol savaşlarının o dönemdeki savaşların da nedenleri olduğunu kanıtlıyor. Bağımsızlık sözleşmemizin, dersler dolu, teatral bir gösterisi. 

İyi Bir Yurttaş Aranıyor, tümüyle 18 şiirden oluşan, müzikli manzum bir oyun. Oyunda yurdumuzdan çeşitli tip ve olayları anlatılırken, iyi bir yurttaş olmanın ön koşulları araştırılıyor. Kitapta ayrıca, oyunun bütün müziğinin notaları da bulunuyor.

 

Lozan: Erkekler, 2 kadın / İyi Bir Yurttaş Aranıyor: 1 kadın.

1993/100 sayfa/10x19.5 cm                               ISBN 975-508-056-2

Dizi No: 14 / YAVUZER ÇETİNKAYA

Gün Dönerken

 

Temmuz/93'de kaybettiğimiz yazar, yönetmen, tiyatro-sinema-TV oyuncusu Yavuzer Çetinkaya'nın 1977 yılında yazdığı, o dönem Dostlar Tiyatrosunda oynanmış Gün Dönerken adlı oyunu, hemen ölümünden sonra 1993'de Yavuzer Çetinkaya'nın "45. Doğum Yıldönümü" anısına yayımlandı.

Gün Dönerken, Alman Parlamentosu Reichstag'ın Hitler tarafından bir komployla yaktırılması üzerine, Nazilerce başlatılan baskı ve terör ortamını anlatıyor. Bu büyük tarihi komplonun arkasından başlatılan ünlü "Leipzig Duruşması"nda, Bulgar devrimci G. Dimitrof suçlu gibi gösterilerek cezalandırılmak istenir. Oyun, bu duruşmadan sahneleri de içeriyor.

Gün Dönerken, sağlam bir dramatik yapıya sahip, akıcı diyaloglarla bezenmiş, ülkemizin 1980 öncesi yaşadığı kaosa paralellikler kuran, belgesel nitelikte bir oyun.

 

Oyuncular: 22 erkek, 4 kadın.

1993/100 sayfa/10x19.5 cm.

 

Dizi No: 15 / ADALET AĞAOĞLU  /TOPLU OYUNLARI 1*

Evcilik Oyunu / Tombala / Çatıdaki Çatlak / Sınırlarda /

Bir Kahramanın Ölümü

 

Evcilik Oyunu, yazarın yıllardır özel-resmi tiyatrolar ve amatör topluluklarca oynanmakta olan yapıtı. Oyun, aile içinde gençlere yapılan acımasız namus baskılarının, onları ilerdeki yaşamlarında nasıl mutsuzluğa ittiğini anlatıyor.

Tombala, çok yaşlı bir karı kocanın, kendilerini aramayan çocuklarını bekleyişlerini ve bu bekleyiş sürecinde aralarındaki boş, anlamsız çekişmelerini sergiliyor.

Çatıdaki Çatlak ise hiç evlenmemiş orta sınıf bir kadının, taşıyamayacağı kadar ağır bir yükün altında kalışının dramı; oyun kadınlara bu yıpranmayı layık gören toplum anlayışının çarpıklığını da vurguluyor.

Sınırlarda, barışçıl bir dünya düzeninin özlemini yansıtan, ve simgesel nitelikler taşıyan bir oyun.

Kitabın son oyunu, Bir Kahramanın Ölümü ise, toplumların bunalımlı dönemlerde bekledikleri bir kahramanı ve bu kahramanın içine düştüğü kişisel korku ve endişelerini anlatıyor.

Evcilik Oyunu: 8 erkek, 4 kadın, anneler, babalar/

Tombala: 1 er., 1 kad./Çatıdaki Çatlak: 2 er., 4 kad./

Sınırlarda: 3 erkek, 1 kadın/ Bir Kahramının Ölümü: 2 erkek.

1993/276 sayfa/10x19.5                               ISBN 975-508-059-7

* (Sayfa 4’teki Not 3’e bakınız.)

 

Dizi No: 16 / NİKOLAY GOGOL

Bir Delinin Hatıra Defteri

 

Rus Edebiyatı'nın öncülerinden ve 19. yüzyıl Rus komedyasının "baba"sı olan Gogol, kendinden sonra gelen tüm Rus yazar kuşağını etkilemiş bir yazardı. Gogol yaşamında üç oyun yazmıştı; ezilmiş sıradan insanların yaşamlarını anlatan bu gerçekçi yazarın ölümünden sonra, birçok öykü ve romanı oyunlaştırıldı.

Bir Delinin Hatıra Defteri, yazarın aynı adlı öyküsünden, Fransız S. Luneau ve R. Coggio tarafından oyunlaştırılmış tek kişilik bir  eser.

Ülkemizde 1965 ve 1968'de Genco Erkal tarafından başarılı ve  farklı yorumlar ile oynanmış olan bu ünlü yapıtın oyun metni çevirmeni tarafından yeniden gözden geçirildi; dili sadeleştirildi.

Oyun, itilip kakılan bir küçük memurun, çevresinin hep kendi aleyhine davrandığı kuşkusu ile çalıştığı dairedeki üstlerinden kendini büyük görme tutkusunun, onu trajik bir sonuca götürüşünü anlatır.

Yaşamını sürekli bir kuşku ve gerilimle, karşıt düşüncedeki insanların gerilimlerinden doğan huzursuzlukla yaşamış olan Gogol, bu oyununda (öyküsünde) kendisini, aslında oyun kişisi Poprişçin'in kişiliğinde sergilemiştir.

Tek kişilik bu oyun, dünyanın her yerinde, öyküsünden çok ilgi görmüş ve tanınmıştır.

 

Oyuncular: 1 erkek

1993 (1. Bs), 2002 (2. Bs) /64 s./ 11.5x19.5cm. ISBN 975-508-062-7

 

Dizi No: 17 / ŞULE GÜRBÜZ

Akıl Yoktur

 

Şule Gürbüz, şiir ve öyküleri ile tanınan genç kadın yazarlarımızdan biri.

Genç yazar bu ilk oyununda, ölümün saçmalığı karşısında çaresiz kalan aklın, kendi yolunu, saçmalıklara yeni saçmalıklar üretmekle bulduğunu anlatmakta.

Faust'tan bir sahneyi oyunun başına koyan yazar Şule Gürbüz, Mefisto'nun adı geçen yapıtta, "Cehennemin sınırları yoktur, kısıtlanmış da değildir. Tek bir yerdedir; çünkü biz neredeysek orası cehennemdir," sözünü alarak, kendi oyununun içeriğine açıklık getiriyor.

 

Oyuncular: 5 er., 7 kad., 1 çocuk.

1993/76 sayfa/10x19.5 cm                                 ISBN 975-508-064-3

 

 

Dizi No: 18 / TUNCER CÜCENOĞLU / T OPLU OYUNLARI 1

Çıkmaz Sokak / Dosya / Kördövüşü

 

Toplumun dönemsel sorunları ile ilgilenip, bunları cesaretle sorgulayan, gerçekçi-toplumcu bir yazarımız Cücenoğlu, bu üç oyununda, ülkemizin üç ayrı döneminin sorunlarını yansıtmakta. 

Çıkmaz Sokak, politik bir oyun. Oyunda, baskı rejimlerinin giderek bir "polis devleti" haline gelişi ile işkenceci bir polisin, işkence ettiği bir kadın tarafından sorgulanışı, gerilimli ve inandırıcı bir biçimde anlatılıyor. Yazar, "işkence görenin işkenceciye işkence uygulaması insani bir davranış mıdır" sorusuna, izleyiciden yanıt isteyerek, herkesin işkence karşısında etkin bir tavır almasını önermekte. 

Dosya, toplumsal yaramız olan yolsuzluklarla ilgili bir oyun. Devleti zarardan kurtarmak isteyen dürüst bir kişinin, düzenle bütünleşmiş insanların çıkarlarına ters düşüp toplum dışına itilerek, "sakıncalı" ilan edilmesini anlatıyor. 

Kördövüşü, yazarın ilk oyunu (1972); gecekondu insanını gerçekçi bir tutumla irdeliyor. Büyük umutlarla köyden kente gelen ve oturdukları gecekonduya bile sahip olamayan sıradan insanların dramı.

 

Çıkmaz S.: 1 er., 2 kad./ Dosya: 8 er., 3 kad./Kördövüşü: 5 er., 4 kad.

1993 (1.Bs.), 2002 (2.Bs.) 188 sayfa, 11.5x19.5 cm/ISBN975-508-065-1

 

Dizi No: 19/ SERMET ÇAĞAN / BÜTÜN OYUNLARI

Ayak-Bacak Fabrikası / Savaş Oyunu

 

Sermet Çağan (1929-1970), 1960 yıllarından sonra ülkemizde önemli bir atılım yapan tiyatromuza omuz veren kuramcı ve uygulamacı bir tiyatro adamımız. Ne yazık ki onu tiyatroda yazarlığa yeni başladığı sırada yitirdik.

Ayak-Bacak Fabrikası, geleneksel tiyatromuzun açık biçimi ile kurulmuş bir oyun; grotesk yapısıyla seyirciye düşünme, yargılama ve karar verme olanağı sağlıyor. Bir gazete haberinden yola çıkan yazar, oyununu Anadolu'da bir köyün, kendilerine tohumluk olarak verilen zehirli (ilaçlı) buğdayı açlık nedeniyle yemeleri sonucunda köyce sakat kalmaları üzerine kurmuş. Köy seyirlik oyunlarının soyutlama ögeleri ile groteskin beraberce ve çok başarılı olarak kullanıldığı oyun, çok acımasız bir karamizah örneği. Oynandığı yıllarda çok ilgi görmüş, toplumu çok etkilemişti.

Savaş Oyunu, adının tersine bir barış oyunu. Gençlik oyunu olan eserde, barış için savaşın gerekliliği anlatılıyor.

 

Ayak-Bacak F.: 12 er., 5 kad., vatandaşlar/Savaş Oy.: 9 er., 5 kad.

1993/140 sayfa/10x19.5 cm                               ISBN 975-7468-37-1

Dizi No: 20 / MEMET BAYDUR / TOPLU OYUNLARI 2

Düdüklüde Kıymalı Bamya / Aşk / Vladimir Komarov

 

Düdüklüde Kıymalı Bamya, alaturkalıkla alafrangalık arasında sıkışıp kalmış günümüz kadınlarından bir grubun öyküsünü mizahi bir üslupla anlatmakta.

Aşk adlı oyunda, sanatçı-edebiyatçı kesiminden, birer erkek – kadın – sevgili – eşcinselden oluşan dörtlü bir arkadaş grubunun, bol içkili ve sigara eşliğinde yaptıkları, aşk-evlilik üzerine bir iç hesaplaşma süreci anlatılıyor.

Vladimir Komarov, Rusya'da Sovyetler Birliği döneminde yaşanan gerçek bir uzay kazasının öyküsü. 1967 yılında, bindiği uzay aracının yörüngesinden çıkması nedeniyle uzayda kaybolan Fizik Profesörü Kozmonot Komarov'un, dünya ile bağlantısını sürdürdüğü trajik son birkaç saati anlatılıyor.

 

Düdüklüde Kıymalı Bamya: 2 er., 6 kad./Aşk: 2 er., 3 kad./

 Vladimir Komarov: 5 er., 2 kad.

1993/200 sayfa/10x19.5                                    ISBN 975-7468-40-1

 

D. No: 21 / ADALE T AĞAOĞLU / TOPLU OYUNLARI 2

Çıkış / Kozalar / Kendini Yazan Şarkı / Çok Uzak Fazla Yakın

 

Çıkış, yazarın tek perdelik oyunlarından olup, bir dönemin toplumsal karmaşası içinde boğulup kalmış baba ve kızının arayış süreçlerini yansıtıyor. Babanın temsil ettiği güvenlik ve tutsaklık, kızının temsil ettiği özgürlük ve tehlike ikilemi arasında kalan insanın seçim yapma zorlukları sorgulanıyor.

Kozalar, aylak, sorumsuz ama gösterişe düşkün üç orta sınıf kadının 1970'li yıllarda, toplumun üzerine çöken anarşi ve baskıdan habersiz, kendi dünyalarında, bastırılmış cinsel istekleri, para ve mal tutkuları ile bencilce sürdürdükleri amaçsız yaşamlarını sergiliyor. Sahip olduklarını ellerinden kaçırmamak için çırpınan bu kadınlar, kendilerini adeta bir koza içine hapsetmişlerdir.

Kendini Yazan Şarkı ise, yine 1970'li yıllarda, toplum düzenini değiştirmek için eyleme geçen bir grup gencin, bir köy ortamında yaşadıkları dramı anlatıyor; onların dramı, o köydeki kahırlı, özverili, dayanıklı bir köy kadınının dramı ile çakışır.

Çok Uzak Fazla Yakın, iki kardeşin sevgi, tutku ve hatta kıskançlık ile yoğrulmuş ilişkilerini yansıtıyor. Oyunda, insanın sevdiği kimseye bağlantısı ile, bağımsız olma isteğinin çatışması anlatılıyor.

 

Çıkış: 1 er., 1 kad./ Kozalar: 3 kad./ Kendini Yazan Şarkı: 9 er., 3 kad./

Çok Uzak Fazla Yakın: 6 er., 4 kad.

1993/260 sayfa/10x19.5 cm                           ISBN 975-7468-39-8

 

Dizi No: 22 / GÜNGÖR DİLMEN / TOPLU OYUNLARI 1

Midas’ın Kulakları / Midas’ın Altınları / Midas’ın Kördüğümü

 

Güngör Dilmen, tarihsel gelişimi, tarihsel bir bilinçle değerlendiren yazarlarımızdan biri. Oyunlarının en büyük özelliği, yazarın akıcı-özenli-güzel Türkçe kullanması. Dilmen, fantaziye açık anlatımı, ince hiciv diyalogları ve şiirsel üslubu ile günümüzün usta tiyatro yazarlarının başında gelmekte.

"Midas Üçlemesi", Frigya Kralı Midas'ın tutkularını, yanılgılarını anlatır. Midas'ın Kulakları, 1959 yılında tek perdelik yazılmış daha sonra genişletilmiş. Oyun yazıldığı yıldan beri, yurt içinde- yurt dışında, birçok yerde sahnelenmiş, uluslararası şenliklere katılmış, Fransızca ve Almanca dillerine çevrilmiş, ödüller almış. Oyun, sanatçı Ferit Tüzün tarafından opera olarak da bestelenmiştir.

Midas'ın Altınları'nda, Kral Midas'ın kişiliğinin altın ve paraya olan tutkusu anlatılır. 

Midas'ın Kördüğümü, mitolojiden bilinen kördüğümünün çözülmesini anlatan manzum bir oyun.

 

Midas'ın Kulakları: 10 er., 5 kad./ Midas'ın Altınları: 12 er., 6 kad./ Midas'ın Kördüğümü: 8 er., 8 kad.

1993, 2000 (2. Bs.) /272 sayfa/10x18.5 cm            ISBN 975-7468-38-X

 

Dizi No: 23 / SAMUEL BECKETT / BÜTÜN OYUNLARI 1

Godot'yu Beklerken / Tüm Düşenler / Oyun Sonu (Türkçesi. Uğur Ün)

 

20. yüzyılın en büyük yazarları arasında yer alan Beckett, geniş kültürünü eserleri ile belgelemiş bir yazar; aynı zamanda insan varoluşunun gizemini ve umutsuzluğunu cesaretle ortaya koymuş, "zaman" sınırını aşarak insanoğlunun yeryüzündeki serüveninin tümünü kapsayan yapıtlar vermiş yetkin bir yazar.

 Godot'yu Beklerken, dünyada "absürd-uyumsuz tiyatro" türünün başyapıtı olarak biliniyor. İnsan varlığının "anlamlı" olduğunu anlama özleminin dile getirildiği bu oyun, yurdumuzda da birçok kez sahnelendi.

Tüm Düşenler, adını İncil'den alan (All That Fall), Beckett'in ilk radyo oyunu. İrlandalılara özgü konuşma biçimlerini, gülmece ve hüzün yüklü bir üslupla yansıtıyor.

Oyun Sonu, grotesk boyutları olan, tüm uygarlığın ve insanlığın çöküşünü, bir oda içine sıkışıp kalmış, hepsi sakat bir ailenin mutsuz, sevgisiz ilişkileri yolu ile anlatan bir oyun.

Kitapta, Prof. Ayşegül Yüksel'in Beckett üzerine bir yazısı da bulunuyor.

 

Godot'yu Beklerken: 4 er., 1 kad./Tüm Düşenler: 7 er., 4 kad./

Oyun Sonu: 2 erkek, 2 kadın.

1993/216 sayfa/10x18.5  cm            ISBN 975-7468-48-7

 

Dizi No: 24 / SAMUEL BECKETT / BÜTÜN OYUNLARI 2

Tüm Kısa Oyunları (29 Oyun)

 

Türkçesi: Akşit Göktürk, Güven Turan, Uğur Ün, Şadan Aydın,

 Şerif Erol, L. Mollamustafaoğlu, Mustafa Küpüşoğlu

 

Bu ikinci kitapta, Beckett'in TV-radyo oyunları ile son dönem yazdığı oyunlar dahil, tüm kısa oyunları yer alıyor. Yedi ayrı çevirmen tarafından Türkçeleştirilmiş bu 29 oyun, birinci kitapla birlikte, çağımıza ismini yazdırmış bu büyük yazarın bütün oyunlarını eksiksiz biraraya toplayan, ülkemizdeki tek yayın oluyor.

Yazar, sahne, sinema, televizyon ve radyo yolu ile "dil"in sınırlarını aşarak sonsuz anlatım seçeneklerine ulaşır; bu kısa yapıtlarda, 20. yüzyıl insanlığının yaşadığı toplumsal-politik çürümüşlük irdelenir.

1993/340 sayfa/10x18.5 cm                               ISBN 975-7468-49-5

 

Dizi No: 25/ BEHİÇ AK / Bina

 

Karikatür sanatçısı Behiç Ak'ın ilk oyunu. Oyun Kültür Bakanlığı'nın 1993 Oyun Yazma Yarışması'nı kazanmış.

Oyunda, spor salonu olarak yapılmış bir binada yöneticilerin yaptıkları akıl dışı proje değişikleri ekseninde ortama yabancılaşan insan anlatılır.

İnsanların kendi meslekleri dışında çalışmaya itilişleri ve bu tercihlerinin günümüz gerçekleri ile olan bağlantıları belirtilerek, toplum olarak yaşadığımız kaosun küçük bir modeli sahne üzerine getirilir; ironik diyaloglarla, her şeye yabancılaşan insanın çelişkileri sergilenir.

Oyuncular: 16 er., 4 kad.

1993/54 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 26 / HAROLD PİNTER / Ay Işığı

Türkçesi: Filiz Ofluoğlu

 

Ay Işığı, İngiltere'nin, yaşayan en etkin ve ünlü çağdaş oyun yazarlarından biri olan Harold Pinter'in, onbeş yıl sonra yazdığı yeni oyunu. Pinter, bu son oyununda, ana-babalar ile çocukları arasındaki, dünyamızda 80'li yıllarda başlamış olan kopukluğu, iletişimsizliği, duyarsızlığı ve uçurumu anlatıyor.

Yazarın dikkat çekici özelliklerinden olan iğnelemek/kesinlik/gizem/kabalıkla inceliğin birlikteliği, bu oyunda da, etkili bir biçimde yer alıyor.

 

Oyuncular: 3 er., 3 kad.

1993/80 sayfa/10x18.5 cm                    ISBN 975-7468-57-6

 

Dizi No: 27/ M. ALMAZ–M. ROZOVSKY– A. BENNETT

KAFKA OYUNLARI

Kafka'nın Kadınları / Baba ve Oğul / Kafka'nın Şeyi

Türkçesi: Ali Neyzi

Edebiyat dünyasının ünlü yazarı Franz Kafka, eserleri kadar ilginç kişiliği ile de sanatçıları etkilemiş bir yazar. Yaşamının her bölümü, babası ve kadınlarla olan ilişkileri, bugüne değin çokça irdelenmiş, araştırılmış, bu konularda yığınla kitap yazılmış, film çevrilmiş, oyun yazılmış.

Kitapta, bu ilginç yazarın yaşamının üç ayrı yönünü yansıtan, üç ayrı yazardan, üç oyun bulunuyor.

Üç yazar da, Kafka'nın çeşitli yazı, yapıt ve mektuplarından yararlanmış.

Kafka'nın, kadınlarla olan huzursuz ilişkileri mektup ve eserlerinde uzun uzun yer alır. Kafka, beşyüzden fazla mektup yazdığı Felice Bauer'le iki kez nişanlandı, ama evlenemedi. Eserlerini Çekçe'ye çeviren Milena ile ilişkisinden geriye, yine bir yığın mektup kaldı. Hastanede kendisine bakan ve ölümüne kadar yanından ayrılmayan Polonya göçmeni genç Dora ile gayri resmi, kısa, ama mutlu bir beraberlik yaşadı.

Kitabın ilk oyunu, Kafka'nın Kadınları, işte bu üç kadının Kafka'yla yaşadıklarının öyküsü. Oyundaki diyaloglar Kafka'nın mektuplarından ve bu üç kadının anı yazılarından derlenmiş.

Kafka'nın kişiliğinin oluşmasında, olumlu-olumsuz, babasının büyük etkisi olduğu, dünyaca biliniyor.

Kitaptaki ikinci oyun, Baba ve Oğul, bu iki insanı biraraya getiriyor. Oyun, baba ile oğulun, bütün bir yaşam boyu yaşadıkları gerilimli, mesafeli, tedirgin, ama asla uzlaşamamış yakınlığını, hüzünlü bir dramatik metinle anlatıyor.

Ünlü İngiliz yazar Alan Bennett'in Kafka'nın Şeyi adlı oyunu, Kafka üzerine tam bir kara komedi… 

Yazar, Kafka'nın kişiliğinin tüm yönlerini ele alarak, onun yaşadığı olayları günümüze taşıyor ve  bu yaşanmış gerçek olaylardan olabildiğince eğlenceli ve eleştirel sahneler yaratıyor; Kafka’nın seks yaşamını gündeme getiriyor. Çağdaş İngiliz yazar Alan Bennett'in gerçek olaylardan yola çıkarak ironik bir uslupla ustaca  yazdığı oyun, biyografik bir sahne eserinin herkes tarafından rahatça algılanıp izlenebileceğini kanıtlıyor.

 

Kafka'nın Kadınları: 3 kad.

Baba ve Oğul: 2 er.

Kafka'nın Şeyi: 4 er., 3 kad.

1994/160 sayfa/10x18.5 cm.       ISBN 975-7468-58-4

 

Dizi No: 28 / İSMET KÜNTAY / BÜTÜN OYUNLARI

Tozlu Çizmeler / Evler Evler / 403. Kilometre

 

İsmet Küntay, oyunlarında toplumcu-gerçekçi bir görüşle, düzen eleştirisi yapmış ve bunları anlatırken iyimser ve umutlu olmaya özen göstermiş bir yazarımız.

Tozlu Çizmeler, İstanbul'un işgal günleri ortamını ve o günlerdeki insanlarımızın yılgınlığını, yorgun subayları, fırsatçı işadamlarını anlatırken, Anadolu'daki Bağımsızlık Savaşı'na katılmanın zorunluluğunu da öne çıkarıyor.

Evler Evler, toplumun çeşitli kesimlerindeki insanların yaşamlarını, beş ayrı mekândaki beş episodla, beş ayrı toplumsal kesiti, usta bir gözlem gücüyle yansıtır. Beş oyun ön ve son oyunla çerçevelenerek, sonunda her şeye rağmen insan olma onurunun umudu vurgulanır.

403. Kilometre, bir karayolu şantiyesinde geçer; burada yöneticiler yolsuzluk yapar; bu yasa dışı işlerin işçiler tarafından ortaya çıkarılma mücadelesi anlatılır. Oyun, birlik olmanın, haksızlığa karşı direnmenin erdemini, para ve kaba gücün her şey olmadığını, insanın para ile alınıp alınamayacağı ikileminin sonuçlarını gösterir.

 

Tozlu Çizmeler: 17 er., 2 kad./ Evler Evler: 6 er., 4 kad./

403. Kilometre: 8 er., 1 kad.

1994/160 Sayfa/10x18.5  cm.      ISBN 975-7468-58-4

 

D. No: 29  / GEORGE TABORI / TOPLU OYUNLARI  1

Bir Casusa Ağıt / Weisman ile Kızılyüz

Türkçesi: Prof. Dr. Özdemir Nutku

 

Macar asıllı, çağdaş tiyatro adamları içinde en önde gelen yazarlardan biri George Tabori…

Bir Casus'a Ağıt, yazarın Mayıs/93 de yazmış olduğu oyunu. Oyunda, casusluğun bir parodisi ve günümüzdeki insan ilişkilerinin derinlemesine irdelemesi yapılıyor. Yazar, bu oyununda kendine özgü kara mizahını da ustaca kullanıyor.

Weisman ile Kızılyüz, Amerika'da Rocky Dağlarında yolunu kaybeden bir Yahudi tüccar ile, hep Kızılderili rollerine çıktığı için kendisini Kızılderililer ile özdeşleştiren bir Hollywood figüranı arasındaki düşünce çatışmasını sergiler…  Yahudi olan yazar, bu çatışmanın alt metninde, Hitler Almanya'sında Yahudilere yapılanları anlatmakta. Yazarın diğer oyunları gibi bu oyunu da ahlakçı görüşle yazılmış bir karamizah örneği.

 

Bir Casusa Ağıt: 2 er., 1 kad./ Weisman ile Kızılyüz: 3 er., 1 kad.

1994/ 96 sayfa/ 10x19.5  cm.              ISBN 975-7468-84-3

 

Dizi No: 30 / BURAK M. UÇAR / TOPLU OYUNLARI 1

Umut Cinayeti / Oda Saklambacı / Şamatacılar

 

Genç oyun yazarımız Burak M. Uçar'ın  üç oyunu da, soyutlama yeteneği, şiirsel dili ve sınırsız hayal gücü ile dikkat çekiyor.

Üç oyun aslında bir üçleme. Üç oyunda da, az sayıda oyun kişisi ile, yaşamdaki gerçeklerin değişken yüzleri ve çaresizlik ortasında beliren iletişim umutları anlatılıyor.

Oyunlarda, özgün bir kurgulama içinde atlamalı konuşmalar birbirini izler, alışageldik yer-zaman-eylem birliği yoktur, oyun kişileri kimlik değiştirir.

Bu yapıları ile oyunlar, postmodern bir dramatik anlatım özelliğine sahip bulunuyor.

 

Umut Cinayeti: 1 er., 1 kad./Oda Saklambacı: 1 er., 2 kad./

Şamatacılar: 2 er., seyirciler.

1994/120 Sayfa/10x18.5 cm.                ISBN 975-7468-67-3

 

Dizi No: 31 / DAVID FRENCH–GEORGE WALKER

KANADA OYUNLARI

Pırpırlı Yaşam / Karanlık Güçler Üstadı

Türkçesi: Turgut A.  Akter

 

Ülkemizde tiyatrosu hiç tanınmayan bir ülkenin, Kanada'nın iki çağdaş ve dünyaca ünlü yazarından iki oyun birarada.

David French, Kanada'nın en saygıdeğer yazarlarından biridir. Yazarın Pırpırlı Yaşam adı ile Türkçeye çevrilen Jitters adlı oyunu, en beğenilen ve şimdiye kadar dünyanın pek çok ülkesinde 100'den fazla prodüksiyonu yapılmış bir sahne eseri. Bir tiyatro grubu içinde sahnede geçen oyun, yazarın oyun içinde oyun türünde bir çalışması.

George Walker, Kanada'nın başka bir çağdaş oyun yazarı. David French gibi o da yaşamını yalnızca oyun yazmaktan kazanıyor. Yazar oyunlarının sahne düzenlemesini de yapıyor.

Yazarın Türkçeye Karanlık Güçler Üstadı adı ile kazandırılan Zazstrozzi adlı oyunu, Frankenstein'ın (Frankeştayn) yazarı İngiliz Mary Shelley'in aynı adlı romanından esinlenilerek yazılmış bir korku oyunu.

 

Pırpırlı Yaşam: 6 er., 3 kad. /Karanlık Güçler Üstadı: 4 er., 2 kad.

1994/192 Sayfa/10x18.5 cm.              ISBN 975-7468-83-5

 

D.No: 32 / TUNCER CÜCENOĞLU / TOPLU OYUNLARI 2

Helikopter / Yıldırım Kemal / Kadıncıklar

 

Helikopter, bir dağa zorunlu iniş yapmış bir helikopterdeki bürokratlarla gazeteci-TV'ciler arasında geçen güncel bir taşlama örneği; bürokratların kendi aralarındaki çatışmaları ve medya mensupları arasındaki mesleki açmazları sergiliyor. Bir kaza sonucunda çaresiz bir ortamda birarada bulunan insanlar, zorunlu bir hesaplaşmaya girerler; duygu ve özlemleri, bu süreçteki içtenlikleri, yapaylıkları açığa çıkar.

Yıldırım Kemal, İzmir'in işgali öncesindeki gün başlayıp, işgal günü biten, Kurtuluş Savaşı döneminde yaşamış gerçek bir yurtseverin öyküsüdür.

Kadıncıklar, yazarın bol ödüllü ve ülkemizde pek çok kez sahnelenmiş ünlü bir oyunu; genelev kadınlarının çevresindeki olayları ve onların çıkmazlarını anlatıyor.

 

Helikopter: 6 er., 1 kad./Yıldırım Kemal: 6 er., 5 kad./Kadıncıklar: 7 er., 4 kad.

1994/228 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 33 / DAVID MAMET / TOPLU OYUNLARI   1

Oleanna / Tiyatroda Bir Yaşam / Glenngarry Glen Ross / Şal

Türkçesi. Filiz Ofluoğlu–Ali Neyzi

 

David Mamet, oyun-senaryo-deneme yazarı olarak Amerika'nın en önemli bir çağdaş yazarı ve 1970 genç kuşağının temsilcilerinden bir yazar.

Oleanna, yazarın son oyunu. Gerçek bir olaydan ve Amerikan Senato tutanaklarından yola çıkarak yazılmış olan oyun, kadınlara dönük "cinsel taciz" konusunu işliyor. Oynadığı her yerde tartışma yaratmış, seyircileri ikiye bölmüş bir oyun Oleanna; iki kişilik, duygu  yüklü; adeta sahnede bir erkek-kadın savaşı…

Tiyatroda Bir Yaşam, bir tiyatro topluluğunun biri genç biri yaşlı iki oyuncusu arasında geçen, tiyatroların girdi-çıktılarını yansıtan, sevecen diyaloglarla bezeli bir güldürü. Ancak, Mamet'e özgü biçimde kahkahaların ardında hüzün de eksik olmuyor. 

Filme de alınmış olan Glenngarry Glen Ross, Amerika'daki bir emlakçı bürosunda geçen bir oyundur. Amerikan liberalizminin acımasız ve insanı ezip geçen rekabet geleneğini, aynı bürodaki 4 adamın birbirlerini atlatıp geçmek için verdikleri savaşı anlatır.

Şal, bir vasiyetnamenin arkasındaki gizemli, hüzün dolu, üç kişilik bir öykü.

Oleanna: 1 er., 1 kad./Tiyatroda Bir Yaşam: 2 er./

Glenngarry Glen Ross: 4 er., 3 kad./Şal: 2 er., 1 kad.

1994/204 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 34 / YILMAZ ONAY / TOPLU OYUNLARI 2

Karadul Efsanesi / Hücre İnsanı / Prometheia  /

Karakedi Geçti / Tren Gidiyor

 

Deneysellik, alışılmış tiyatro anlayışının sınırlarının kırılarak, tiyatro dilinin zorlanması, Yılmaz Onay'ın bu kitapta yayınlanan tek kişilik üç oyununun ortak yanı.

Kitaptaki tek kişilik oyunlardan olan, Karadul Efsanesi, Hücre İnsanı, Prometheia'de kendimize yakın duyabileceğimiz, özdeşleşebileceğimiz insanlar yok; aynı zamanda başı sonu, düğüm noktası kesin çizgilerle belirlenmiş dramatik olaylar dizisi de yok. Bu oyunların dışavurumcu ve öznel boyutu, yazarın kendisinin bile hesaba katamayacağı denli değişik yorumlara yol açabilecek nitelikte.

Kitaptaki gençlik oyunları ise Karakedi Geçti, Tren Gidiyor, çok daha farklı özellikler taşıyor; oyunlar, çok sıcak ve sevecen bir bakışla ve mizah anlayışıyla yazılmış. Bu iki oyunda ezme-ezilme, güçlü-güçsüz temaları işleniyor.

 

Karadul Efsanesi: 1 er./Hücre İnsanı: 1 er./Prometheia: 1 kad./

Karakedi Geçti: 4 oyuncu/Tren Gidiyor: 5 er., 5 kad.

1994/264 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 35 / MEMET BAYDUR / Tensing

 

Tensing, Doğu ile Batı'nın anlayış ve yaşam biçimleri arasındaki ayrımları ortaya koyan bir tartışma oyunu.

Bu tartışma ekseninin bir tarafında, Everest Dağının doruğuna çıkıp "Everest Fatih"i ve bu nedenle "Sir" ünvanını almış olan İngiliz E. Hilary, diğer tarafında ise, ona bu yolculuğunda rehberlik yapmış, önceden Everest'in doruğuna babasıyla defalarca tırmanmış olan Nepal'li Tensing bulunuyor.

Hilary'nin bu başarısı, yıllar geçtikçe Nepal'in bu bölgesinin olumsuz etkilenmesine neden olmuş. Bütün dünyanın ilgisini çeken, bu nedenle de turizme açılan bu bölge, sorumsuz, sevgisiz, anlayışsız uygar turistlerce kirletilmiş, bozulmuş, aşınmış. Oyun, "çevre" sorununun, hiç düşünülemeyecek yerlere kadar tırmanabileceğini gösteriyor.

Tensing, farklı iki dünya görüşünün hoşgörü ve dostluk anlayışı içinde tartışıp çatışmasını, eğlenceli, esprili bir üslupla anlatıyor; çevre sorununun ilginç bir boyutunu sergiliyor.

Tensing, evrensel bir temayı işleyen bir oyun olması bakımından da dikkat çekiyor.

 

Oyuncular: 7 er., 3 kad.

1994/84 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 36 / YAKOVOS KAMBANELLİS / Savaş Baba

Türkçesi: Panayot Abacı

 

Çağdaş Yunan tiyatrosunun önde gelen öncü tiyatro adamlarından olan yönetmen, oyun yazarı Yakovos Kambanellis'in bu oyunu, güldürü türünde ve anti-militarist bir oyun.

Kambanellis, yeni Yunan drama sanatını temsil eden oyunlarında, gündelik yaşamdan yola çıkarak, Yunan toplumsal gerçekçiliğini Brecht'çi epik ve simgesel biçimde sergiler. Umutlarını yitirmeyen halkının, kendi yazgıları, sınıfsal ezilmişlikleri ve yoksulluklarıyla mücadelesini, güldürü ögesini öne çıkararak anlatır.

Savaş Baba, yazıldığı yıllarda oynanması için hazırlık yapıldığı sırada, Yunan Albaylar Cuntası tarafından yasaklanmış; ancak 1980 yılında yeniden sahnelenebilme olanağına kavuşabilmiş.

Kambanellis bu oyununda, tarafsız Rodos halkı ile, "haklı olmak için güçlü olmak gerekir" tezini savunan, savaşçı Dimitros'un mücadelesini, güldürü biçiminde anlatır ve oyunu ironik bir sonuçla noktalar.

 

Oyuncular: 11 er., 3 kad., askerler.

1994/96 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 37 /  DİNÇER SÜMER / TOPLU OYUNLARI  1

 

Eski Fotoğraflar/ Gül Satardı Melek Hanım /

Kâtip Çıkmazı / Maviydi Bisikletim

 

Dinçer Sümer, yazar olarak şiir, öykü, roman, TV ve radyo oyunu dallarındaki eserleriyle ve bugüne dek yazdığı 10'un üzerindeki tiyatro oyunları ile de tanınıyor. Yazarın oyunlarındaki kişileri bizden, birlikte yaşadığımız insanlar. Oyunlarda bu insanların sorunları, fazla iddiacı olmayan sevecen, sıcak, duygusal bir toplumsal çerçeve içinde sunuluyor.

Kitaptaki birinci oyun, yaşamı toplumsal çöküntüye uğratılan bir kadının öyküsü olan: Eski Fotoğraflar.

İkinci oyun Gül Satardı Melek Hanım, bir kıyı kasabasında tatil için gelenlerin dönmelerinden sonraki yaşamlarını tartışmalı bir biçimde sunuyor.

Üçüncü oyun Kâtip Çıkmazı'nda, dar bir ortamda yaşayan ve geleceği arayan genç insanların, bu ortamdan çıkış çabaları anlatılıyor.

Son oyun Maviydi Bisikletim, tek kişilik bir oyun; çocukluktan gençliğe geçiş döneminde yaşanan, coşkulu ve kırılgan bir yaşam kesitini sergiliyor.

 

Eski Fotoğraflar: 1 er., 1 kad./ Gül Satardı: 3 er., 5 kad./

Kâtip Çıkmazı: 8 er., 3 kad./ Maviydi Bisikletim: 1 er.

1995/240 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 38 / MEMET BAYDUR / TOPLU OYUNLARI  3

 

Yeşil Papağan Limited / Sevgi Ayakları / Kamyon

 

Memet Baydur'un bu kitaptaki üç oyununda üç farklı tema işleniyor.

İlk oyun Yeşil Papağan Limited, ülkemizin gündemindeki "Babalar" dünyasını ve bu çevreye girip çıkan işadamı, politikacı, sporcu, pop şarkıcısı ve şov yıldızlarının maceralarını gülünç ve hüzünlü bir dille anlatıyor. Gösterişli bir yazıhanede biçimlenen oyun, yasa dışı işlerin sıradan görünümlü, sıradan alışkanlıkları ve duyarlılıkları olan sıradan adamlarla nasıl kotarıldığını kara gülmece türünde yansıtıyor.

Sevgi Ayakları, kadın-erkek ilişkileri ve aşk teması üzerine yazılmış, kadın-erkek eşitliğinde hoşgörülü bakışı öngören, "iyimser" bir oyun. Yaşama savaşını yılmadan sürdüren, yalın, özentisiz iki kadınla iki erkeğin, tanıştıkları ilk gece birarada olmalarının öyküsü.

Kamyon, bir köy oyunu görüntüsünde, küçük burjuva görüşlerini eleştiren, güldürüsü olan ve yer yer Beckett'in Godot'yu Beklerken oyununu çağrıştıran yapısıyla, tiyatroculara sahnelerde yeni yorum olanakları yakalama fırsatları sunuyor.

 

    Yeşil Papağan Lim: 11 er., 5 kad./Sevgi Ayakları: 2 er., 2 kad./ Kamyon: 6 er.

1995/192 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 39 / ÇETİN ALTAN / TOPLU OYUNLARI  1

 

Çemberler / Tahterevalli / Dilekçe / Mor Defter

 

Oyun konularını günlük olaylardan alan Çetin Altan, oyunlarında Batı'yı tanımadan onu örnek alan toplumumuzu ele alarak, değer yargılarının birbirine karıştığını gösterir, bencil, yüzeysel insanların sorumsuz davranışlarını dile getirir.

Çemberler, yaşam biçimleri ve beklentileri farklı insanların bir arada bulunmalarından doğan karmaşıklığı sergiler.

Tahterevalli'de toplumun ekonomik yapısındaki eşitsizlik, sınıfsal çelişkiler ortaya konarak anlatılır. Sınıf atlamanın bir kurtuluş olmadığı, mutluluk getirmediği vurgulanır.

Dilekçe, bürokratik çarkın bozukluğunu, bu çarkın içindeki sorumsuz "sorumluların" çürümüşlüklerini yansıtır.

Mor Defter, sanatçı eğilimli, duygulu, zeki bir gencin bozuk düzenin anlayışsız, yapay ortamında çevresi ile iletişimsizliğini ve psikolojik dengesinin bozulmasını işler.

 

Çemberler: 4 er., 3 kad./ Tahterevalli: 4 er., 4 kad./

Dilekçe: 5 er., 3 kad./ Mor Defter: 5 er., 3 kad.

1995/288 sayfa/10x18.5 cm.

Dizi No: 40 / ÜLKER KÖKSAL / TOPLU OYUNLARI 2

Sacide / Yollar Tükendi / Ademin Kaburga Kemiği /Gün Dönerken

 

Kadın oyun yazarlarımızdan Ülker Köksal'ın, "Kadın Dörtlemesi" adını verdiği, başkişileri kadın olan 4 oyunu, ülkemiz kadınlarının dramını sergilerken, kadına saygısız bir toplumun kendisinin de saygıya layık olamayacağını anlatıyor.

Sacide'de, ağabeyinin evinde sığıntı gibi yaşayan bir terzi kızın, bu ortamdan kurtuluş ve çıkış noktası olarak evlenmeyi seçmesi, ancak bu kez kocasının baskı, sömürü ve ihaneti ile karşılaşması anlatılıyor.

Yollar Tükendi, kırsal kesimde yaşayan bir ailenin, umudunu kentte arayış öyküsü içinde, bir ana'nın kentte sağa sola savrulan çocukları nedeniyle yaşadığı üzüntülerini ve çetin yaşam koşulları karşısındaki mücadelesini sergiliyor.

 Ademin Kaburga Kemiği'nde kentte bir işyerinde çalışan orta sınıftan evli, çocuklu bir kadının sorunlarına eğiliniliyor.

Gün Dönerken, şehirde yaşayan aydın bir kadının, babasından kalma topraklarda çalışan köylülere karşı iyi niyetli davranışlarının, toplumsal kesimler arasındaki değer yargılarının farklılaşması nedeniyle, nasıl yanlış anlaşıldığını ve bu insanlarla iletişimsizliğini sergiliyor.

 

Sacide: 3 er., 4 kad./Yollar Tükendi: 2 er., 4 kad./

Ademin Kaburga K.: 5 er., 6 kad./ Gün Dönerken: 5 er., 6 kad.

1995/240 Sayfa/10x18.5 cm.            ISBN 975-7468-94-0

 

Dizi No: 41 / CEVDET KUDRET / Yaşayan Ölüler

 

Cevdet Kudret'in, 1934 yılında yazdığı bu oyunun ancak yarısı, 1936 yılında Ağaç dergisinde yayımlanabilmiş. O zaman Peyami Safa, oyunun mesajının doğru olmadığını ileri sürmüş.

Cevdet Kudret, 1988 yılında yeniden gözden geçirdiği bu oyun metninin başına, bu olay için şu notu koymuş: "…Zaman ne yazık ki ona değil bana hak verdi. Hak verdi, çünkü bu oyun 2. Dünya Savaşı'nı (1939) açan devletlerin iddialarına beş yıl öncesinden verilmiş peşin bir yanıttı."

Oyunda, savaşların yalnızca çıkar çevrelerinin işine yaradığı, her kesimdeki insanları, sonuçta toplumu yozlaştırıp çürüttüğü anlatılıyor. Yaşayan Ölüler, 2. Dünya Savaşı'ndan önce yazılmış, 2. Dünya Savaşı'nı ve tüm savaşları anlatan bir oyun. Epik anlatımı ve savaşların içyüzüne gerçekçi bakışıyla oyun, hâlâ güncelliğini sürdürüyor. Değerli edebiyatçımız Cevdet Kudret'in ölümünden sonra ortaya çıkarılan bu yapıtı, onun dünya görüşünü ortaya koyan önemli bir çalışması.

Oyuncular: 10 er.

1995/96 Sayfa/10x18.5 cm.              ISBN 975-7468-95-9

 

Dizi No: 42 / LEV TOLSTOY / Savaş ve Barış

Oyunlaştıran: Erwin Piscator  -  Türkçesi.: Cevat Çapan

 

Politik tiyatronun önemli ve öncü bir yapıtı.

Dünyanın en büyük romanlarından biri kabul edilen Savaş ve Barış, ünlü Alman tiyatro kuramcısı, politik tiyatronun yaratıcısı, düşünceleri ve yaptıkları ile Bertolt Brecht'in epik tiyatro yaratısının hazırlayıcısı olan Erwin Piscator tarafından oyunlaştırılmış ve ilk kez 1950'li yıllarda Almanya'da sahneye konmuş.

Tolstoy'un bu önemli ve nicel olarak büyük-hacimli yapıtı, Piscator'un çok usta tiyatro anlayışı ile salt tarihsel bir aşk hikâyesi yapısına bürünmeden, politik tiyatronun öncü bir yaratısı olarak tiyatro sanatı içinde yerini almış bulunuyor.

Oyunda, romanın özünde çatışma olan bölümler hızlı, akıcı, dinamik bir üslupla veriliyor. Romandaki diğer olaylar, betimlemeler, geçişler ise bir "Anlatıcı" tarafından aktarılıyor. Sahne düzeni ve replikler için Piscator'un yaptığı açıklamalar, oyunu sahneleyecek yönetmenlere oldukça kolaylıklar sağlayacak nitelikte.

 

Oyuncular: 13 er., 4 kad., subaylar, uşaklar, köylüler.

1994/144 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 43 / ÜLKÜ AYVAZ / TOPLU OYUNLARI  1

 

Nihavent Longa / Vali-i Vilayet Hadem-i Devlet /Yeniden Yaratma

 

Nihavent Longa, basın tarihimizde çelişkili yaşamı ile yer alan Ali Suavi ile ilgili olup, gerçek ile düş arasında gidip gelen, dün ile günümüz olayları arasındaki benzerlikleri sergileyen bir oyun. Yazar, yüz yıl öncesi ile günümüzdeki polis baskılarını, tutuklamalarını ve yasaklamalarını karşılaştırır; iyi niyetli insanların bu nedenlerle yaşadığı dramatik olayları önümüze serer (Kültür Bak., 1993 Ödülü). 

Vali-i Vilayet Hadem-i Devlet, Osmanlı döneminde Aydın vilayetinde gerçekleşen Atçalı Kel Mehmet olayını anlatır. O dönemde, üzerindeki baskılar, ağır vergilerle ezilen ve yöneticiler tarafından sömürülen halk sonunda, aşkı için başkaldırmış olan Kel Mehmet'e katılır; oyun bu olayı güncel olaylarla benzerlikler kurarak sergiliyor.

Yeniden Yaratma, insanoğlunun bütün yaşamı boyunca içinde olduğu "arayış"ın boyutlarını araştırır. Bu oyunda sesler, ışıklar, objeler simgesel anlamlarda kullanılarak bir düş ortamı içinde, insan gerçeğinin evrensel olan bu sorunu sahne üzerine getirilir (1984 ENKA-Oyun Ödülü).

 

Nihavent L.: 5 er., 3 kad./Vali-i Vilayet: 17 er., 3 kad., gençler, köylüler /

Yeniden Yaratma: 15 er., 7 kad., çocuklar, köylüler.

1995/ 168 sayfa/ 10x18.5 cm.        ISBN 975-7468-23-1

 

Dizi No: 44 /  HERBERT ACHTERNBUSCH

Çizme ve Çorapları

Türkçesi:  Prof. Dr. Özdemir Nutku

 

Herbert Achternbusch, öykü, şiir, romanları ile adını duyuran, filmleri ve oyunları ile ünlenen çağdaş bir Alman yazarı.

Ülkemizde hemen hiç tanınmayan Alman tiyatrosunun bellibaşlı oyun yazarlarından biri olan Achternbusch, tüm oyunlarındaki kara mizah, fantastik yapı ve anarşik tavırları ile ortalığı karıştırmış ve eleştirmenleri ikiye bölmüştür.

Çizme ve Çorapları, yazarın 13. oyunudur. Bu oyunda, "zamanın dışında olan yaşlı bir çift", Arizona adı verilen fantastik bir mekânda, Nirvana'da, yani sıfır noktasında yaşar. Evli çift sonun başlangıcındadır. Akıllıca sözlerle yaşamın budalalıklarını açımlarlarken, çeşitli insan kılıklarına girerler; kadın erkek, erkek kadın olur, üç-dört ayaklı olurlar, böylece birer tiyatro figürü olarak sahnede her şeyi temsil ederler.

Yazarın önerisine göre, her iki oyuncu da erkek olacaktır.

Çizme ve Çorapları, kara mizahı içeren yapısı ile bir tragi-fars olup, aynı zamanda teatral sahnelerle kurgulanmış bir anti-tiyatro örneğidir de.

Oyuncular: 2 erkek.

1995/60 sayfa/10x18.5 cm.               ISBN 975-7468-76-2

 

Dizi No: 45 /  NEZİHE MERİÇ / Çın Sabahta

 

Nezihe Meriç, Bozbulanık (1953) adlı ilk öykü kitabı ile edebiyatımızdaki yerini almış bir yazarımız. Daha çok, öykü ve romanları ile tanındı. 1969 yılında yazdığı Sular Aydınlanıyordu, 1984'deki Sevdican adlı tek kişilik kadın oyunları, yazıldıklarından bu yana çeşitli tiyatrolarda sahnelenmeye devam ediyor.

Yazar, yine kadın sorunlarını konu olarak ele aldığı üçüncü oyununu on yıl sonra yazdı: Çın Sabahta (Çın Sabah: Sabahleyin çok erken-TDK Sözlüğü).

Çın Sabahta, iki kadının yaşam savaşındaki yenilgilerini, mutsuzluklarını ve yeni umutlarını anlatıyor.

Ekonomik durumları ve yaşama biçimleri çok farklı toplum kesimlerinden gelmiş, biri genç biri yaşlı bu iki kadın, tüm duyarlı, sevecen ve hoşgörülü yapılarına rağmen mutluluğu yakalayamamışlardır; önce kavga ederler ancak sonra birbirlerine dayanarak yaşama yeni umutlarla bakabileceklerini anlarlar.

Oyun bu iki kadının hüzün dolu öyküsünü, şiirsel bir dille sergiliyor.

 

Oyuncular: 2 kad.

1995/60 sayfa/10x18.5 cm.           ISBN 975-7468-72-X

 

Dizi No: 46/ INGEBORG BACHMANN /

RADYO OYUNLARI

Bir Düş Alışverişi / Ağustos Böcekleri /Manhattan'ın İyi Tanrısı

Türkçesi: Ahmet Cemal

 

İnsanoğlunun yaşamındaki gerçekleri felsefi boyutta derinlemesine incelemiş olan Avusturyalı kadın yazar Bachmann'ın, kurulu düzene ters düşen aşkların asla gerçekleşemeyeceğini anlatan üç radyo oyunu birarada.

Bir Düş Alışverişi'nde, düş satan bir dükkânda kendi aşkları üzerine kurulu düşleri almaya sıra geldiğinde, özveride bulunmaktan kaçıp, sıradan kişiliği tercih eden bir insanın tragedyası anlatılır. Ağustos Böcekleri, bir adaya toplanmış insanların kırılgan, buruk yaşam öykülerinin resmi geçididir. Oyun, köktenci gibi görülen "kaçışların", aslında ne kadar yapay olduğunu gösterir.  Manhattan'ın İyi Tanrısı, İnsanın vazgeçilmez tutkusu "aşk"ı irdeleyen başka bir oyun; gerçek aşkın bütünüyle olanaksızlığını bir mahkeme ortamında sorgular.

Bir Düş Alışverişi: 18 er.,  5 kad. / Ağustos Böcekleri: 11 er., 4 kad. /

Manhattan'ın İyi Tanrısı:  13 er., 3 kad.

1995/168 sayfa/10x185 cm.               ISBN 975-7468-31-2

 

Dizi No: 47 / GÜNGÖR DİLMEN / TOPLU OYUNLARI 2

KADIN OYUNLARI    

Kurban / Bağdat Hatun /Aşkımız Aksaray'ın En Büyük Yangını

Güngör Dilmen'in, tarihsel gelişmeleri tarihsel bir bilinçle aktardığı üç kadın oyunu.

Kurban, toplumsal yaşamımızda önemli bir yer alan kuma sorununu işler. Oyun, antik tragedyayı andıran biçimsel bir yapı ve atmosferde, Türk kadının trajedisini ince bir duyarlılıkla sergiler.

Bağdat Hatun, aşırı iktidar tutkusu yüzünden bireyin felakete sürüklenmesinin öyküsü. İktidar uğruna oğlunu öldürebilecek kadar gözü dönen Bağdat Hatun, erkeğinin kendine hükmetmesine de müsaade etmez. Toplumdaki kadının ezikliğine iktidar olmakla karşı çıkan Bağdat Hatun, trajik olaylara neden olmuş ilginç bir tarihsel kişilik.

Aşkımız Aksaray'ın En Büyük Yangını'nda, 19. yüzyılın sonlarında İstanbul Aksaray'da geçen bir yangın, bir aşk teması içinde anlatılır. O dönemin esnafı, tulumbacıları, levantenleri, mahalleli arasındaki insan ilişkileri, Saray’dan çıkmış Mahitap'ın Artin Efendi ile olan aşk ekseninde görünür; müzikli, eğlenceli bir İstanbul öyküsü.

 

Kurban: 7 er., 9 kad./Bağdat H.: 11 er., 8 kad./Aşkımız: 8 er., 2 kad.

1996/288 Sayfa/ 10x18.5 cm                              ISBN 975-7468-05-5

Dizi No: 48 / MEMET BAYDUR / Kutu Kutu

 

Yazarın 1995'te yazdığı bu oyunda, Belediyelerin dinci kesimin eline geçmelerinden sonra, bu kamu kuruluşlarında yaratılan insan savurganlığı ve değerbilmezliği anlatılıyor. Kutu Kutu'da, büyükleri ile görüş farklılıkları nedeniyle evlerinden ayrılmış aydın gençlerin, heykele, resme, tiyatroya, operaya, kısaca her tür sanat yapıtına karşı bir Belediye Başkanı ile olan fantezi dolu çatışmalarını anlatılıyor

 

Oyuncular: 3 er., 3 kad.

1995/60 sayfa/10x18.5                  ISBN 975-8023-10-1

  

Dizi No: 49 / W. SHAKESPEARE /  Titus Andronicus

 

Shakespeare'in ilk dönem oyunlarından Titus Andronicus (1593-94), bugüne dek dilimize aktarılmadı ve ülkemizde oynanmadı. Ünlü yazarın bu oyunu, insanı olağanüstü derecede sarsacak kan ve vahşet sahneleriyle dolu. Babanın, oğulun, kardeşin, yakın dostların, iktidar ve kutsal Roma İmparatorluğu adına, birbirlerine uyguladıkları acımasızca işkenceler, birbirlerini yok etme kavgaları, yer yer olayın trajik boyutlarını da aşıyor. Shakespeare'in kendine özgü ustalıklarını içeren ve cesur betimlemeler, etkili anlatım zenginlikleri taşıyan bu oyun, uzun süre, içindeki vahşet sahneleri nedeniyle, ona layık görülmemiş, onun oyunu sayılmamıştı.

 

Oyuncular: 20 er., 3 kad., senatörler, tribünler, subaylar, uşaklar, erler.

1995/96 Sayfa/10x18.5 cm.         ISBN 975-7468-12-8

 

D.No: 50/ STANİSLAV STRATİEV  – STEFAN TSANEV

BULGAR OYUNLARI        

Otobüs / Hayat İki Kadındır

Türkçesi: Gülbeyan Altınok-Tuncer Cücenoğlu

Otobüs, çağdaş Bulgar yazarı S. Stratiev'e ait toplumsal taşlama türünde bir güldürü; birçok dile çevrilmiş ve birçok ülkede oynanmış. Oyunda, bir otobüsün içinde seyahat eden, ustalıkla yaratılmış 9 tip aracılığı ile ülkenin toplumsal yapısı ve rejimi eleştiriliyor. Yolcular ve otobüs şoförü sorumluluklarını unutunca, hep beraber, gülünç ama amaçsız bir yolculuğa başlarlar.

Hayat İki Kadındır,  çağdaş Bulgar yazarı Stefan Tsanev'e ait; onun oyunları da birçok dile çevrilip, sahnelenmiş. Oyun, günümüz Bulgar toplumundaki toplum kesimleri arasındaki yaşam ve düşünce farklılıklarını anlatıyor. Oyun, genç bir bilimadamıyla, toprağından kopmamış köylü annesi ve evlenmek üzere olduğu gazeteci sevgilisi arasında geçer. Adamın yaşamındaki vazgeçilmez konumları ile bu iki kadının farklı değer yargıları, üçlü arasındaki ilişkiyi, toplumsal bir güldürüye dönüştürür.

 

 

Otobüs: 7 er., 2 kad./ Hayat İki Kadındır: 1 er., 2 kad.

1995/120 Sayfa/10x18.5 cm            ISBN 975-8023-18-7

D.No: 51 / ÖDON von HORVATH / TOPLU OYUNLARI 1

 

Viyana Ormanlarından Masallar / İtalyan Gecesi /

Figaro Boşanıyor / Don Juan Savaştan Geliyor

Türkçesi. Ayşın Candan, Kayhan Onur, Meriç Gök

 

Oyunları ülkemizde hiç oynanmamış, Türkçeye çevrilmemiş olan Horvath, çağdaş halk güldürüsü türünün öncülerinden biri kabul ediliyor. Almanya'da 1930'larda baş göstermeye başlayan Faşizme ilk karşı çıkmış olan  yazar, bu nedenle yaşamının büyük bir bölümünü yurt dışında geçirdi. Oyunlarında halkı, gündelik yaşamın basit bireyi olarak, yöresel özellikler içinde, gülmece yanı güçlü, epik bir üslupla verdi.

Viyana Ormanlarından Masallar, trajik bir halk güldürüsü. Bir kadının başkalarının maddi çıkarlarının nesnesi haline gelişi, sonuçta kadının iç ve dış varlığı ile paramparça olması anlatılıyor.  İtalyan Gecesi'nde aymaz bir kasaba halkı ile budala ama gücü elinde bulunduran Naziler arasındaki olaylar fars türünde sergileniyor. Figaro Boşanıyor, Don Juan Savaştan Geliyor, bu iki oyun, halkın yaşadığı acı ve sarsıcı olayların, bireylerin karakterlerinde yarattığı köklü değişiklikleri anlatıyor.

 

Viyana O. M.: 12 er., 10 kad./İtalyan G.: 15 er., 7 kad., adamlar/

Figaro B.: 18 er., 7 kad., 2 çocuk/Don Juan: 1 er., 35 kad.

1995/312 sayfa/10x18.5 cm.              ISBN 975-8023-01-2

 

Dizi No: 52 / MÜJDAT GEZEN / TOPLU OYUNLARI  1

Hamlet Efendi / İstanbul Müzikali

 

Yazarlığı ile birlikte 40 yıldır tiyatromuza yönetici, oyuncu olarak hizmet etmeyi sürdüren ünlü sahne sanatçısı Müjdat Gezen bu iki oyununda, geleneksel tiyatromuza ait biçimleri kullanıyor, İstanbul'un renkli, eğlenceli yaşamından kesitler sergiliyor. 

Hamlet Efendi, Cumhuriyetimizin kurulduğu yıllarda, Türk-Ermeni-Rum yurttaşlarımızdan kurulu bir tiyatro topluluğunun, ünlü Hamlet oyununu sahneye koyma serüvenini anlatıyor.

İstanbul Müzikali ise, İstanbul'un 8 semtinin tarihsel değişimini, geleneksel tiyatromuzun anlatım olanaklarını kullanarak, müzikli ve eğlenceli bir biçimde aktarıyor. Ama bunu yaparken son yıllarda kaybettiğimiz insani değerleri, bozup kirlettiğimiz çevreyi, yarattığımız iletişimsizliğin acısını da dile getiriyor. Eski İstanbul'a nostaljik ve bugünkü İstanbul'a eleştirel bir bakış sergiliyor İstanbul Müzikali.

 

Hamlet Efendi: 9 er., 3 kad./ İstanbul Müzikali: 9 er., 6 kad.

1995/ 144 sayfa/ 10x18.5 cm.                             ISBN 975-8023-11-X

Dizi No: 53 / JEAN GİRAUDOUX / TOPLU OYUNLARI  1

Troya Savaşı Olmayacak  /Kaptan Cook'un Gezisine Ek

Türkçesi: Prof. Hasan Anamur

 

Fransız edebiyatının ve dünya tiyatrosunun önemli yazarlarından Jean Giraudoux (1882-1945), gerçekçilikten çok, diyaloglara ve üsluba ağırlık veren, izlenimci tiyatronun yaratıcılarından. Olağanüstü bir üslupla trajedi, mizah ve fanteziyi biraraya getirmesiyle ünlü…

Troya Savaşı Olmayacak, adından da anlaşıldığı gibi, ünlü İlyada destanından esinlenilerek yazılmış bir oyun. 1935 yılında yazılan eser, dünyanın kaçınılmaz bir savaşa doğru gidişini önceden gören bir oyun olarak ünlüdür. Seyircinin ilgisini "savaş/barış" sorunsalı üzerine yoğunlaştıran oyun, trajik gerilim içinde mizah dolu sahneleri ile dikkat çekiyor.

 Kaptan Cook'un Gezisine Ek, İngiliz Kaptan Cook'un 18. yüzyılda Pasifik adalarına yaptığı keşif gezisine ait notlarından yola çıkarak yazılmış. Dönemin uygar uluslardan birinin temsilcisi olan Kaptan Cook ile, uygarlıkla ilk kez karşılaşan yerli halkın dünyaya bakışlarının çelişkileri anlatılır bu güldürüde. Mizah ve fantezi, gerçek olayların içine çok başarılı bir üslupla yerleştirilmiş. Uygarlıkla, ilkelliğin bu ilk karşılaşma anı, yazarın ince ayrıntıları yakalama başarısı ile bir şölene dönüşür.

 Kaptan Cook'un Gezisine Ek, zekice yazılmış bir uygarlık parodisidir.

 

Troya Savaşı: 11 er., 7 kad./ Kaptan Cook: 8 er., 4 kad.

1995/168 sayfa/10x18.5 cm.        ISBN 975-8023-09-8

 

Dizi No: 54 / ALEXANDRE DUMAS / Üç Silahşörler

Türkçesi:  Aziz Çalışlar – Elâ Güntekin

 

Yazıldığı 1843 yılından bu yana gençliğin gözdesi silahşör romanlarından biri olan Üç Silahşörler, Fransız halkının gözündeki efsanevi kahramanı tipini sergiler. Yiğitlik, canlılık, gözüpeklik, direnç gücü ve tüm diğer erdemleri kişiliğinde taşıyan Üç Silahşörler, (Baba) Dumas'ın romanından oyunlaştırılmış.

Romandan sahneye uygulanan bu metin, romandaki destan ruhuna uygun düşüyor. Özü, gençlik ve mertlik olan bu oyun, bu iki nitelikten kaynaklanan bir erdem olan neşeyle dolup taşar. Gerçek insani erdemlerin, sevgi ve dostluğa bağlılığın, özgürlük inancının özlemiyle yanıp tutuşan bütün insanlar bu oyunun kahramanıdır. Onun için Üç Silahşörler'e, her şeyden çok bugün ihtiyacımız var.

 

Oyuncular: 21 er., 14 kad., adamlar, şövalyeler, muhafızlar.

1995/ 96 sayfa/ 10x18.5 cm.           ISBN 975-8023-15-2

 

Dizi No: 55 / BİLGESU ERENUS 

Kırmızı Karaağaç

 

Kadın oyun yazarlarımızdan Bilgesu Erenus'un, İngiliz Kadın yazar Virginia Woolf'un (1882-1941)  üzerine yazdığı yeni oyunu. Virginia Woolf, roman türüne yaptığı özgün katkılarıyla tanınan, ülkemizde çok okunan bir romancı ve eleştirmen; yazar romanlarında "bilinçli akışı" adı verilen anlatım tekniğini kullanmasıyla ünlü.

İnsanda kalıcı etki bırakan ve rasyonel düşünce ile birlikte, bilincin bir parçası olan görsel, işitsel, bedensel ve bilinçaltı izlenimleri söze dökmek olan "bilinç akışı" tekniği, Erenus'un bu yeni oyununda da kullanılıyor.

Yazarın kocası, V. Woolf'un ölümünden yıllarca sonra, onunla ilgili bir TV programına çıkmak üzere hazırlık yaparken, birden karısı Virginia ile karşı karşıya gelir. "Bilinç akışı" yönteminden yararlanılarak yaratılan bu karşılaşma, karı kocanın birlikte geçirdikleri yılların hesaplaşmasına dönüşür. Oyun, Virginia Woolf'un yaşam süresi içindeki eylemlerini, sorunlarını, iç dünyasını ve trajik intiharının nedenlerini yansıtırken, günümüz sorunlarına paralellik kurarak, dünyamızda egemen olan bugünkü yaşam biçimleri üzerine tartışma ortamı da yaratıyor.

 

Oyuncular: 4 erkek, 2 kadın.

1995/84 Sayfa/10x18.5 cm.              ISBN 975-8023-17-9

 

Dizi No: 56 / ORHAN GÜNER / TOPLU OYUNLARI  1

İkinci Nöbetçinin Sıkıntıları / Sevdalı Bulut /

Antonius, Kleopatra, Arada Bir Caesar

 

Orhan Güner, uzun yıllardır Almanya'da yaşayan bir tiyatrocumuz. Oyunları, Alman tiyatrolarında birçok kez sahnelenmiş. Yazarın İkinci Nöbetçinin Sıkıntıları  adlı oyunu, Ankara Devlet Tiyatroları ve İstanbul Şehir Tiyatroları tarafından oynana kadar Türk seyircisi Orhan Güner'i pek tanımıyordu.

İkinci Nöbetçinin Sıkıntıları, Oyun içinde oyun olan bu yapıt, hüzünlü, bazen komik, absürd ve çarpıcı üslubu ile, çağımızda çokça görülen iletişim eksikliklerini açığa çıkarıyor.

Sevdalı Bulut, Nazım Hikmet'in bugüne kadar birçok sanatçının yapıtına esin kaynağı oluşturmuş ünlü masalının, çağdaş sorunlarla ilgilenen genç tiyatrocular için şiirsel bir sahne denemesi olanağı veriyor.

Antonius, Kleopatra, Arada Bir Caesar, Herkesce bilinen tarihsel bir trajedi aracılığı ile çağdaş insanın sorunlarına eğiliyor.

 

İkinci Nöbetçi: 2 er./ Sevdalı Bulut: 4 er., 3 kad./Antonius Kleo.: 2 er., 1 kad..

1996/96 Sayfa/10x18.5 cm.              ISBN 975-8023-18-7

Dizi No: 57 / ÖZEN YULA / TOPLU OYUNLARI  1

Ay Tedirginliği / Dünyanın Ortasında Bir Yer

 

Özen Yula, roman, öyküleri ve tiyatro, sinema, popüler kültür üzerine çeşitli sanat dergilerinde çıkmış yazılarıyla tanınan genç yazarlarımızdan biri. Kitaptaki oyunlar onun ilk oyunları. 

Ay Tedirginliği, bildik en eski hikâyedir: Bir adamla bir kadın, ılık bir ilkbahar gecesi deniz kıyısında karşılaşırlar. Oyunun ayrıcalığı, bu kişilerin birbirlerine anlattıkları hikâyelerdedir. Hikâyelerin ardında, kendilerinin kırılgan yaşam deneyimleri yansır. 

Dünyanın Ortasında Bir Yer, zengin bir Bey'in çiftliğinde geçer; çiftliğe zorla getirilip zorla Bey'in hanımı yapılan bir kadınla çiftlikteki ırgat kadınların ortak yazgılarını anlatırken, kadınların tutkunun kılavuzluğunda kendi yollarını çizebileceklerini gösterir. Oyunda, Anadolu kadının tarih boyu, erkeklerin koyduğu kurallar altında yüklendiği acılar, yer yer Yunan tragedyaları biçiminde, şiirsel bir anlatımla sergilenir.

 

Ay Tedirginliği: 1 er., 1 kad./ Dünyanın O. B. Yer: 2 er., 8 kad.

1996/84 Sayfa/10x18.5 cm.            ISBN 975-8106-04-X

 

D.No: 58 / TUNCER CÜCENOĞLU/   TOPLU OYUNLARI 3

Şapka / Ziyaretçi / Matruşka / Öğretmen

 

Şapka, Ocak/1996'da, TOBAV Oyun Yazma Yarışmasında TOBAV Ödülü'nü almış. 1995 yılının "Hoşgörü Yılı" olması nedeniyle yazılmış bir "hoşgörüsüzlük" oyunu Şapka; tersinleme yoluyla, hoşgörünün yaşamımızdaki önemini ve gerekliliğini anlatıyor; yazar oyununu "kara güldürü" olarak niteliyor.

Ziyaretçi, fantastik, buruk ve eğlenceli üslubu ile yaşamın farklı bir kesitini sergiliyor. Ülkemizde gittikçe artan öldürme eylemlerine karşı yazılmış bu oyunda, kadınların bu konuya hep birlikte nasıl karşı koyup barışı sağlayabileceklerini gösteriyor.

Matruşka, eskiden bu yana ağırlığını hiç kaybetmemiş bir konuya, kadın-erkek ilişkisine eğiliyor. Bu ikili ilişkide, günümüzde de sürmekte olan, dürüst-içtenlikli olamayan tavrın ortaya çıkardığı çelişkileri mizahi bir üslupla anlatıyor. İki kişilik bu oyuna yazar, "Bir Aşk Komedisi" alt başlığını koymuş.

Öğretmen, yazarın ilk dönem (1973) oyunlarından biri; gözden geçirilerek 1983'de tekrar yazılmış. Öğretmen'de dürüst, namuslu, ilkelerine sıkı sıkıya bağlı bir öğretmenin, değişen yaşam koşullarına bir türlü ayak uyduramayıp doğru seçim yapamaması ve bu nedenle, ailece uğradığı yenilgisi anlatılıyor.

 

Şapka: 11 er., 5 kad./ Ziyaretçi: 3 er., 2 kad./

Matruşka: 1 er., 1 kad./ Öğretmen: 6 er., 2 kad.

1996/ 240 Sayfa/ 10x18.5 cm.               ISBN 975-8023-35-7

 

Dizi No: 59 / SAVAŞ DİNÇEL

Gürültülü Patırtılı Bir Hikâye

 

İstanbul Şehir Tiyatroları yönetmen ve oyuncularından Savaş Dinçel'in ünlü tiyatro adamı Shakespeare üzerine yazmış olduğu oyunu.

Shakespeare'nin yazar kimliği öteden beri tartışılır; bildiğimiz oyunlarının başkaları, hatta Bacon, Marlowe gibi yazarlar tarafından yazıldığı gibi savlar, tiyatro yazın dünyasının hâlâ gündemindedir. Yazar bu savlardan yola çıkarak fantastik ve güldürüsü bol bir tartışma oyunu yazmış.

Üç kişilik oyun, tiyatronun en büyük yazarına yapılmış bu haksız davranışa, İngiltere'deki Shakespeare Müzesinde, hayali bir mahkemede geçen sahnelerle eğlenceli, ironik bir anlatımla karşı çıkıyor.

 

Oyuncular: 2 erkek, 1 kadın.

1996/ 72 Sayfa/ 10x18.5 cm.         ISBN 975-8023-17-9

 

 

Dizi No: 60 / ZEYNEP AVCI /

 Gılgamış

 

Mezopotamya'nın ünlü ilkçağ kahramanı Kral Gılgamış'ın destanı birçok sanat eserine kaynaklık etmiştir.

Milattan önce 3000.nci yıllarda Mezopotamya'nın güneyinde Uruk kentinde hüküm sürmüş olan Gılgamış'ın günümüze ulaşmış en kapsamlı destanı, Akad dilinde yazılmış olan tabletlerdir.

Destana göre, karalar ve denizlerdeki her şeyi bilen, büyük inşaat ustası ve savaşçı, yarı Tanrı yarı insan olan Gılgamış, ölümsüzlüğü aramak için tehlikeli bir yolculuğa çıkar.

Zeynep Avcı, işte bu ünlü destanı eksen alan, Gılgamış üzerine yazılmış oyunlara bir yenisini daha eklemiş.

Oyun, Gılgamış'ın ölümsüzlüğü aramak için birlikte yola çıktığı yaban adamı Enkidu ile dostluğunu ve Enkidu'nun ölümünden sonra da sürdürdüğü ölümsüzlük peşindeki serüvenini anlatıyor.

Gılgamış, ölümsüzlüğü bu kez arkadaşı Enkidu'ya ulaşabilmek için arar. Nuh'dan ölümsüzlük otunu alarak tekrar dünyaya gelmek, büyümek, gençleşmek ve Enkidu ile karşılaşıp onunla arkadaşlığını sürdürmek ister.

Gılgamış, aynı zamanda iki farklı adamın, bir kralla bir yaban adamının, sağlam, güçlü dostluğunun da destanıdır.

 

Oyuncular: 12 erkek, 7 kadın.

 

1996/96 Sayfa/10x18.5 cm.          ISBN 975-8023-33-0

 

D. No: 61/ FRANK WEDEKİND / TOPLU OYUNLARI 1

Lulu / İlkbahar Uyanışı

Türkçesi:  Aziz Çalışlar – Nesrin Kazankaya

 

Bertolt Brecht'in, "Tolstoy ve Strindberg'le birlikte yeni Avrupa'nın en büyük öğretmenlerinden biri," dediği Wedekind, yarattığı yabancılaştırma yöntemiyle Bertolt Brecht'i etkilemiş, Alman dışavurumculuğunun öncüsü olmuştur. Alman tiyatrosunun temel taşlarından biri kabul edilen yazarın oyunları, bugüne dek Türkçeye çevrilmedi, ülkemizde oynanmadı.

Lulu, toplumsal ahlak yasalarının doğal ahlaka aykırılığını ve çarpıklığını bir kadının kişiliğinde veren, kapitalist toplumda insanın nasıl "meta" haline gelip para yasalarının egemenliğine girdiğini anlatan, tiyatro edebiyatında "ilk modern oyun" sayılan bir yapıt. "Ahlaklılık", "meta ahlakı" olup, insani ahlakla derin çelişki içindedir. Lulu, bu temel çelişkiyi anlatır ve "doğal insanî ahlak" ile ikiyüzlü burjuva ahlakını karşı karşıya  getirir.

İlkbahar Uyanışı, üç gencin ilk cinsellik uyanışını sergilerken toplumdaki tabuları yıkmayı zorlar; zamanın eğitim sistemine keskin eleştiriler getirir; bu nedenle oyun, zamanın eleştirmenlerince ağır saldırılara uğramıştır. 1906'da ünlü yönetmen Max Reinhardt tarafından sahneye konan oyun, bütün bu karşı koymalara rağmen, 20 yıl repertuvarda kalmayı başarmıştır.

 

Lulu: 11 er., 7 kad./ İlkbahar Uyanışı: 19 er., 12 kad.

1997/312 sayfa/10x18.5 cm.                               ISBN 975-8023-00-7

 

D. No: 62 / W. SHAKESPEARE / TOPLU OYUNLARI 1

Kısasa Kısas / Onikinci Gece / Venedik Taciri

Türkçesi -Uyarlayan:  Zeynep Avcı

 

Tiyatro tarihinin en ünlü ustası Shakespeare'nin üç oyunu, Zeynep Avcı'nın yeni bir yorum-uyarlama çalışması ile birarada.

Tiyatro edebiyatının bu büyük yazarının oyunları, eskiden beri birçok tiyatro yazarı, yönetmeni, çevirmenine tükenmez bir "yeniden yaratım" kaynağı oluşturmuştur. Her ülkede Shakespeare'nin oyunları bire bir çevrildiği kadar, değişik yorum ve uyarlamalarla ülke diline yeniden kazandırılmıştır.

Zeynep Avcı bu üç oyunu, İngilizce asıllarından, Fransızca uyarlamalarından ve Türkçedeki çevirilerinden yararlanarak dilimize yeniden çevirip-uyarlamış. William Shakespeare'in bu üç oyunu da romantik komedyalarından; bunlar, romantik gerçekçilik türünde derinliği olan, her tür seyirciye yönelebilen, seyircide komik ama buruk bir tat bırakan, seyirciyi güldürürken düşündüren oyunlar.

Kısasa Kısas: 15 er., 7 kad./ Onikinci Gece: 10 er., 7 kad./

Venedik Taciri: 13 er., 3 kad.

1996/ 228 Sayfa/ 10x18.5 cm.           ISBN 975-8023-36-5

 

Dizi No: 63 / ABELARD ve HELOISE / Mektuplar

Oyunlaştıran: Roland Duncan / Türkçesi: Zeynep Avcı

 

Pierre Abelard (1079-1142), Fransız tarihinin Rönesans'ın doğmasına ışık tutan filozof ve şairlerinden biridir. Şair, ders vermek için 20 yaşlarında, genç, güzel, kültürlü ve akıllı bir kadın olan Heloise ile tanışır; bu tanışma giderek aralarında ömür boyu sürecek bir aşka dönüşür.

Bu yakınlaşma sonucunda ikisinin bir erkek çocukları doğar; evlenmemiş olduklarından, bu durum Heloise'nin dayısı tarafından kızgınlıkla karşılanır ve dayı Fulbert, zor kullanarak Abelard'ı hadım ettirir. Bu olaydan sonra iki sevgili ayrı ayrı iki manastıra sığınırlar. Manastırda yaşadıkları bu dönemde birbirlerine yazdıkları Latince aşk mektupları, 12. yüzyıldan bu yana, değişik yorumlarla Fransızca'ya çevrilir ve birçok sanatçıya esin kaynağı olur.

Fransız tarihinin en iç burkucu olaylarından  biri olan bu dramatik aşk öyküsü, İngiliz yazar Ronald Duncan tarafından yalın, akıcı bir dille oyunlaştırılmış. İki sevgilinin yaşam öyküleri ve birbirlerine yazdığı aşk mektuplarından yola çıkarak Duncan tarafından yazılan bu şiir-oyun metni, sekizyüz yıldır insanları duygulandıran bu dramatik olağandışı öykünün duygu yoğunluğunu en iyi yansıtan çalışmalardan biri.

 

Oyuncular: 1 erkek, 1 kadın.

1996 (1. Bas.), 2002 (2. Bas.) 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8106-01-5

 

D. No: 64 /  GÜNGÖR DİLMEN / TOPLU OYUNLARI 3

KISA OYUNLAR

 

Küp Hamit / Avcı Karkap / Ayak Parmakları /

Galea ile Pigmolin / Toplar ve Paşalar / Misyoner / Afyon Savaşı

 

Tiyatro edebiyatımızın ustalarından ve dilimizi sahnede en iyi kullanan yazarlardan olan Güngör Dilmen'in ibret oyunları türünde 7 kısa oyunu birarada.

Günümüze dek kitap halinde yayımlanmamış bu oyunlar, ülkemizin ve tüm insanlığın ortak sorunlarını işliyor. Oyunların sosyal, tarihsel ve politik yapıdaki bu temaları, yazarın kendine özgü fantastik, şiirsel tiyatro diliyle anlatılıyor; sorunların evrensel boyutları bir kez daha ortaya çıkarılıyor.

Usta yazarın 7 oyunundan oluşan bu kitap, genç tiyatrocuların deneysel sahne çalışmaları için güvenle başvuracakları bir kaynak kitap özelliğinde.

 

1996/108 Sayfa/10x18.5 cm.        ISBN 975-8106-02-3

 

 

Dizi No: 65 / GEVHER MURAD / Külahlı Bey Külahsız Bey

Türkçesi: Dr. Mehmet Kanar

 

Asıl adı Gulam Hüseyn-i Sâidi olan İranlı yazar, Batı'da, oyunlarında kullandığı Gevher Murad (1935-1985) takma adı ile tanınmakta. Oyun, İran'ın Hümeyni Devrimi'nden önceki yaşam ve davranış biçimlerini sergiliyor. Ülkesinde öykü ve oyunları çokça yayımlanmış, oynanmış bu çağdaş yazar, ülkesindeki İslami Devrim'den sonra Fransa'ya yerleşip yaşamını orada tamamlamış.

Sıradan insanın gündelik yaşamına kara mizahla bakan Gevher Murad, yapıtlarında insanın toplumsal gelişmeler, değişimler karşısındaki duyarsızlığını, aymazlığını eleştirmiş ve 1960-1970'li yılları İran'ının tüm sosyo-ekonomik panoramasını başarıyla yansıtmıştır.  Külahlı Bey-Külahsız Bey, bireysel karar verme-tavır alma bilinci ve becerisinden yoksun toplumun, korku-güvensizlik-özveri eksikliği ile biçimlenen sosyo-psikolojik yanlarını, tiyatronun anlatım olanakları içinde, etkili bir biçimde ele alıyor. Toplumun çeşitli kesimlerinden seçilmiş ilginç kişilikler aracılığıyla geliştirilen bu olay örgüsü, toplumsal davranışlara eleştirel bir bakış açısı getirmekte.

Oyuncular: 12 erkek, 4 kadın.

1996/ 72 Sayfa/ 10x18.5  cm.          ISBN 975-8023-05-8 

 

Dizi No: 66 / ROLAND TOPOR / Joko'nun Doğum Günü

Türkçesi:  Mine G. Saulnier

 

Roland Topor (1938- 1997) çok yönlü çağdaş bir Fransız sanatçısı: ressam, desinatör, grafiker, roman-öykü yazarı, şair, kostümcü, dekoratör, senarist, tiyatro yönetmeni, film yönetmeni ve de oyun yazarı. Topor'un sanatından, "Sanatı, acımasızla absürdün karıştığı, çarpıcı bir kara mizah içerir. Yapıtlarında açıkça görülen şiddet ögesine karşın, 19. yüzyılın gravürcülerini andıran bir şiir vardır," diye söz ediyor ansiklopediler.

Yazarın 1969 yılında yazdığı aynı adlı öyküsü Fransa'da bir Edebiyat Ödülü almış. Öyküsünü oyun haline getiren yazar, halkın sırtına binip halkı ezen, horlayıp onun onurunu kıran bir kesimle halkın nasıl iç içe mutlu yaşadığını anlatan acımasız bir kara mizah örneği veriyor.

Oyun, ekonomik baskılar altında ezilmiş insanların bu düzeni nasıl benimseyip, egemenlerle uyum içinde yaşamlarını sürdürdüklerini anlatırken, "sadizm" ve "mazoşizm"in insanların iç dünyalarında yer ettiği şaşırtıcı boyutlarını da sergiliyor. Oyunun öyküsü ve mizahi yapısı, ülkemizin gerçekleri ile tıpatıp örtüşmesi bakımından da ilginç.

 

Oyuncular: 6 erkek, 2 kadın.

1996/ 72 sayfa/ 10x18.5 cm.             ISBN 975-8106-06-6

 

Dizi No: 67 /  ALİ BERKTAY /  Kerbela

 

Ali Berktay, bir tiyatrocu. Fransa'da Ayşe Emel Mestçi ile Halk Oyuncuları topluluğunda beraber çalışmış. İlk oyunu, 1993 yılında Avignon Festivalinde, bu toplulukça A. Emel Mestçi'nin rejisi ile, Fransızca olarak sahnelenmiş: Dünyaya Atılan Çığlık.

 Kerbela, 1996/Bakırköy Bel. Oyun Yazma Yarışması'nda  Büyük Ödül'ü almış. Oyun, herkesçe bilinen, dini ve tarihsel bir olayı anlatırken, koşullanmış bir düşüncenin izine düşmüyor; bu duyarlı konuyu istismara kalkıp, şablonların içine girmiyor. Tam tersine, ortak kültürümüzün bu önemli tarihsel olayını, oyunun ana ekseni seçip, evrensel insani duygu ve davranışlara eleştirel bakarak, kişilik ve ahlak çatışmalarının doğru sonuçlarını ortaya koyuyor.

Kerbela'da ezen ile ezilenin, ikiyüzlülükle mertliğin, acımasızlıkla sevecenliğin, ahlaki değerlere bağlılıkla önlenemez iktidar hırsının çatışması, oyunun akıcı ve etkileyici kurgusu içinde destansı bir üslupla sergileniyor. Oyunun bu devinimi içinde, ülkemizin bugünkü gerçekleri ile paralellikler de bulunuyor. Böylece yazar, efsaneleşmiş tarihsel bir olayın yüzyılımızdaki izdüşümlerini göstererek, sanatsal yaratının evrenselliği yakalama özelliğinin başarılı bir örneğini de veriyor.

 

Oyuncular : 2 erkek, 11 kadın, halk, cinler, turnalar, muhafızlar.

1996/ 108 Sayfa/ 10x18.5 cm.         ISBN 975-8106-09-0

 

Dizi No: 68 /  EUGÈNE IONESCO / TOPLU OYUNLARI 1

Amédée / Ölüm Oyunları / Macbett

Türkçesi:  Prof. Hasan Anamur

 

Absürd tiyatronun başlıca temsilcilerinden olan Ionesco (1904-1994), grotesk ve gerçeküstü ögeleri kullanarak sıradan burjuva yaşamını eleştirmiştir.

Amédée, evlerindeki bir ölüden kurtulmak için çare arayan bir karı kocanın gülünç ve trajik serüveni. Aslında yazar, karı koca arasındaki evrensel mutluluk/mutsuzluk sorunsalını irdeliyor.

Ölüm Oyunları, yazarın çokça işlediği ölüm düşüncesini anlatırken güldürü ögeleriyle trajik olanı biraraya getiriyor. Oyun, çeşitli ölüm türlerini gösteren birçok oyundan oluşuyor. Yazar, ölümün soğukluğuna karşı sevgi ile direnilebileceğini vurguluyor.

Macbett, Shakespeare’in Macbeth’inden esinlenilerek yazılmış bir oyun. İnsanlardaki iktidar duygusunu insanoğlunun karayazgısı olarak ele alıyor. Oyun, devlet yöneticilerine karşı acımasız bir eleştiri getiren buruk bir güldürü. 

  

Amédée: 8 er., 5 kad./ Ölüm Oy:: 12 er., 10 kad./Macbett: 21 er. 8 kad., halk.  

1997/ 336 sayfa/10x18.5 cm.              ISBN 975-8106-10-4                                                                                             

 

D.No: 69/  CUMA BOYNUKARA / TOPLU OYUNLARI 1

Günaydınlara Uyanmak / Çok Geç Olmadan / Muhtaro

 

Cuma Boynukara, Güneydoğu Anadolu’dan bir oyun yazarı; yazdığı oyunlar çeşitli kurumlardan ödül almış. Yazar, doğup büyüdüğü bölgenin yaşamını ve sorunlarını, kendi toplumuna olan duyarlılığını ince bir hüzün ve buruk bir mizah içinde anlatıyor.

Günaydınlara Uyanmak (1995 Bakırköy Bel. Övgüye Değer Oyun Ödülü), orta halli bir ailenin iki oğlunun, ülkenin farklı düzlemlerdeki iç çatışma ve terör olaylarından, trajik sonla biten etkilenişlerini anlatıyor.

Çok Geç Olmadan (1993 Kültür Bakanlığı Ödülü), Güneydoğu’daki çatışmalarda iki taraftan birbirine düşman edilen iki insanın, zorunlu birliktelik ortamında, aralarında içten içe gelişen dostluk duygularını yansıtırken, bu çatışmanın anlamsızlığını gösteriyor.

Muhtaro (1991 Salihli Bel. Övgüye Değer Oyun Ödülü), bir köy muhtarının, Güneydoğu’daki korucu olgusunu, kendi köylülerini sömürme aracı olarak nasıl kullandığını sergiliyor.

 

Günaydınlara Uy.: 12 er., 3 kad./ Çok Geç Ol.: 13 er.,/Muhtaro: 22 er., 3 kad.

1997/ 168 sayfa/ 10x18.5 cm.              ISBN 975-8106-12-0

 

Dizi No: 70/  ERHAN GÖKGÜCÜ / TOPLU OYUNLARI 1

Gerçek Kurbanın Acısı / Duyarlık Üzerine Vivaçe

 

Erhan Gökgücü, yaşamını tiyatroya adamış bir tiyatro sanatçısı; oyuncu, yönetmen ve oyun yazarı.

Gerçek Kurbanın Acısı (1996, Bakırköy Bel. Oyun Yazma Yar. 1.lik Öd.), kurulu düzeni değiştirmeye yönelik düşüncelerinden dolayı idam edilen bir gencin, gerideki sevdiklerine bıraktığı acıları anlatır. Gencin ölüme gidişini yaşamış sevgilisi, bu olaydan oluşturulmuş senaryonun filminin çekilmesi sürecinde geçmişi bir kez daha yaşar. Oyunda, kadının bu olaydan duyumsadığı acı ve hüzün ile, film çekimi işini duyarsızca sürdüren film ekibi arasındaki duyarlık farklılıkları sergilenmekte.

Duyarlılık Üzerine Vivaçe’de (1995, Bakırköy Bel. Oyun Yazma Yar. 2.cilik Öd.), yazdıkları nedeniyle gizli bir örgütün üyesi varsayılarak gözaltına alınıp işkence görmüş bir yazarın içine itildiği karamsar ortamdan sevgi ve iletişim yoluyla kurtuluşu anlatılır.

Yazarın bu iki oyunu da, baskıyla sürdürülen duyarsız ve acımasız bir düzene karşı, insandan yana ve sevgiye, sevecenliğe, hoşgörüye dayalı çağdaş bir görüşü duyarlılıkla savunan, toplumsal davranışlarımıza eleştirel bakan oyunlar.

 

Gerçek Kurbanın Acısı: 5 er., 5 kad./ Duyarlılık Ü. V.: : 1 er., 1 kad.

1997/ 108 sayfa/ 10x18.5 cm.             ISBN 975-8106-16-3

 

Dizi No: 71 / AİSKHÜLOS–SOFOKLES

ESKİ YUNAN TRAGEDYALARI. 1 -  Persler / Antigone

Türkçesi (Eski Yunanca asıllarından): Güngör Dilmen

 

Yunan tragedya sanatının babası kabul edilen Aiskhülos Persler’de, kendisinin de katıldığı Salamis Deniz Savaşı'nı (İ.Ö. 480) ve bunun sonuçlarını anlatır. Bu savaş, o dönemde demokratik bir yönetime sahip Atina kenti halkının, demokratik yolla seçtiği önderlerinin kumandasında, sayıca kendilerinden çok üstün Pers ordusuna ve istilacı Pers Kralına karşı verdikleri "özgürlük" savaşıdır.

Antigone, Aiskhülos'tan sonraki en ünlü tragedya yazarı Sofokles'in Thebai Üçlemesi'nin son oyunudur. Üçleme'nin her oyunu ayrı bir oyun olarak oynanmaktadır. Oyun, kadın başkahraman Antigone'nin, ölmüş kardeşi Polüneikes'in Kral Kreon tarafından ceza olsun diye gömdürülmemesi, cesedin açıkta bırakılarak kurda kuşa yem edilmesi emrine direnişinin öyküsüdür.

Antigone'nin onurlu direnişi, çağımızda hâlâ gündemde olan, "insan hakları" için verilen mücadelenin tiyatro sanatındaki ilk örneği sayılmaktadır.

 

Persler: 3 er., 3 kad., yaşlılar korosu /Antigone: 6 er., 2 kad., Thebaililer korosu.

1. Bas., 1997; 2. Bas. 2002/ 126 s./11.5x19.5 cm.

ISBN 975-8106-18-X

 

Dizi No: 72 / ÜLKÜ AYVAZ / Külhanbeyi Operası

 

Ülkü Ayvaz, günümüz Türk tiyatrosunun genç yazarlarından; öyküleri ve çocuk oyunları da bulunan yazar, gerçekleri yansıtırken düşe, fanteziye yer veren oyunları ile tanınmakta.

Külhanbeyi Operası, 1900'ların başlarından Kurtuluş Savaşımıza kadar uzanan bir dönemin İstanbul'unu şarkılı, müzikli, danslı ve eğlenceli bir biçimde sergiliyor.

O dönemin devlet ricalinin gazetelere baskı kurmak için giriştikleri entrikalar, halkın ve tulumbacı takımının yaşamları ve külhanbeyler anlatılırken, ilk kadın tulumbacı Behiye'nin serüveni de veriliyor.

Oyun ayrıca, Osmanlı'ya ilk kez giren, evlerin yangına karşı sigortalanması işleminin, devlet erkânı tarafından vurgun aracı olarak kullanma girişimlerine de değinerek, Osmanlı devlet adamlarının çağdaş yeniliklere karşı olumsuz tavırlarını dile getiriyor. Külhanbeyi Operası, Osmanlı İmparatorluğunun son çöküş dönemini sergileyen şarkılı, atışmalı, danslı, eğlenceli fantezilerle donanmış bir oyun.

Oyuncular: Çeşmemeydanlılar, Kadırgalılar, Hobyarlılar, Gazeteciler,

Paşalar, Paşa Kızları, Kabadayı Reisleri.

1997/ 80 sayfa/ 10x18.5 cm.            ISBN 975-8106-14-7

Dizi No: 73 / TUNCER CÜCENOĞLU / Boyacı

 

Tuncer Cücenoğlu, son yıllarda üst üste yazdığı oyunlarla tiyatro edebiyatımızı zenginleştiren bir yazarımız.

Boyacı, yazarın son iki oyunu  Helikopter ve  Şapka’da yakaladığı güldürü öğesini başarıyla kullandığı bir oyunu.

Üç bölümden oluşan oyun, beş günlük bir süre içinde ve boyanmak üzere bir boyacıya teslim edilen bir doktor muayenehanesinde geçiyor. Oyunda, ustaca kullanılmış olaylarla sahne üzerinde yoğun bir trafik yaratılıyor, merak atmosferi geliştirilip seyirciyi güldürecek entrikalar ortaya konuyor. Oyunda ele alınan olayların adım adım gelişmesi, güldürüdeki merak ögesinin dozunu dengeliyor. Bütün bu yapısıyla oyun, tiyatro sanatındaki ‘dolantı komedisi’ türünün yetkin bir örneğini oluşturuyor.

Yazar, "Bu oyunumla, ‘Yeni Dünya Düzeni’nin ülemizdeki yansımalarını göstermeye çalıştım; 2000'li yıllara çok az kala, yeni bir ahlak anlayışı ile biçimlenen yeni insanımızın artık hiçbirimizi şaşırtmayan serüvenini anlattım," diyor. Cücenoğlu bu son oyunuyla, usta kurgusu, ince alayı, eleştirel toplumsal yaklaşımı ile tiyatromuza yeni ve soluklu bir yapıt kazandırmış.

 

Oyuncular: 7 erkek, 3 kadın.

1997/ 96 sayfa/ 10x18.5 cm.          ISBN 975-8106-11-2

 

Dizi No: 72/ EUGÈNE IONESCO / TOPLU OYUNLARI 2

Kel Şarkıcı (Kel Kantocu) / Ders

Türkçesi: Prof. Hasan Anamur

Eugène Ionesco (1912-1994), oyunlarındaki içerik ve anlatım özellikleriyle, tiyatro sanatına yeni bir anlayış getirmiş, bu alanda devrim sayılabilecek değişim gerçekleştirmiş, absürd tiyatro akımını yaratmış öncü bir tiyatro yazarıdır.

Kel Şarkıcı, yazarın ilk oyunudur. Geleneksel tiyatro anlayışını aşan bu oyun, temelde dilsel karşıtlıklar ve dilin iletişim kurulmasındaki yetersizliği üzerinde durur. Dünya tiyatro tarihinde özel bir yeri olan bu oyun, absürd tiyatro akımının ilk ürünü sayılmaktadır.

Ders, yazarın ikinci oyunudur; farstan bürlekse uzanan her tür güldürü ögesini içerir, ama oyunun trajik boyutu da vardır. Oyun, görünürde aritmetik ve dilbilim alanlarında verilen kendine özgü bir "ders" çevresinde kurulmuştur; ancak oyuna, temelde cinsellik ögesi egemendir.

İlk gösterimlerinde ilgi görmemiş olan bu iki oyun, yazarın  "keşfi"nden sonra çok ünlenmiştir; iki oyun da 1957'den beri, Fransa-Huchette Tiyatrosunda aralıksız 46 yıldır oynanmaktadır.

 

Kel Şarkıcı: 3 er., 3 kad./ Ders: 1 er., 2 kad.

1997/ 120 sayfa/ 10x18.5 cm           ISBN 975-8106-15-5

 

Dizi No: 75 / TURGAY NAR / TOPLU OYUNLARI 1

Çöplük / Şehrazat'ın Oyunu / Kuyu / Terzi Makası

 

Turgay Nar, şairliği ile birlikte oyun yazarlığını da sürdüren ve oyunlarında şiir diliyle tiyatro dilini buluşturma becerisiyle ilgi çeken, son dönemin başarılı genç yazarlarından biri.

Çöplük, 1995'de ilk sergilenişinde çok olumlu eleştirilerle birlikte çok da ödül almış, “1995-Yılın Oyunu” seçilmiş bir yapıt. Oyun, çöplük motifini kullanarak, günümüz dünyasının kokuşmuş düzenini acımasızca eleştiriyor. Oyundaki üç kişi aracılığı ile kimliğimiz, toplumumuz, yaşadığımız dünya, açgözlülüğümüz, cinsel şehvetimiz, içimizdeki kin ve nefret ile cinayetler, kıyımlar, soygunlar ve suç-ceza olguları sorgulanıyor.

Şehrazat'ın Oyunu, ünlü Binbirgece Masalları'ndan esinlenilerek yazılmış bir oyun. Sanatçı ile iktidarı elinde tutan egemen kişiler arasındaki çatışmayı öne çıkarıyor.

Kuyu ve Terzi Makası iki kısa oyun. Oyunlarda, aile içi şiddet ve baskı olgusu ile bireyin yalnızlık duygusu anlatılıyor.

 

Çöplük: 2 er., 1 kad./ Şehrazat'ın Oyunu: 3 er., 4 kad., köleler/

Kuyu: 2 er., 1 kad. / Terzi Makası: 1 er., 1 kad.

1997/ 186 sayfa/ 10x18.5 cm.           ISBN 975-8106-19-8

 

Dizi No: 76 / MEMET BAYDUR / TOPLU OYUNLARI 4

Elma Hırsızları / Yalancının Resmi /

Genel Anlamda Öpüşme / Çin Kelebeği

 

Yazdığı oyunların sayısı 20'yi aşmış olan, son dönemin önde oyun yazarlarından, ne yazık ki 2001’de kaybettiğimiz Memet Baydur'un bu kitabında son oyunları bulunuyor.

Elma Hırsızları, Prof. Faruk Erem'in Bir Ceza Avukatının Anıları adlı kitabından yararlanılarak yazılmış bir oyun.

Gerçek olaylara dayanan öykülerden derlenen oyun, toplumumuzun sosyo-ekonomik ve kültürel yapısının ibret verici bir kesiti. Yazar, bu gerçek epizodların içinde, adaletle hukuk arasındaki ilişkinin boyutlarını irdeliyor.

Yalancının Resmi, bir denizcinin özel yaşamından yola çıkarak oluşturulmuş, "yalnızlık" üzerine esprili, duygulu, incelikli bir oyun. Dünyadaki birçok ünlüyle tanışık olduğunu ileri süren gemicinin öyküsü, sevimli, eğlenceli ve hüzün verici…

Genel Anlamda Öpüşme ile Çin Kelebeği kısa oyunlar. Her iki oyun, dünya var oldukça sürecek olan ezeli kadın-erkek ilişkilerinin sorgulanması üzerine bir çeşitleme.

 

Elma Hırsızları: 22 er., 7 kad./ Yalancının Resmi: 1 er., 1 kad./

Genel Anlamda Öpüşme: 1 er., 3 kad./ Çin Kelebeği: 3 er., 1 kad.

1997/ 132 sayfa/ 10x18.5 cm.            ISBN 975-8106-20-2

 

Dizi No: 77 /ALİ H. NEYZİ / TOPLU OYUNLARI   1

Alas Hatun / Yardirektörün Eşi / Mektuplar

Alas Hatun, ünlü Dede Korkut öyküsünden esinlenilerek yazılmış bir manzum oyun. Oyunun anlatımında kullanılmış olan koro ve oyunun üslubu klasik Yunan oyunlarını çağrıştırıyor. Alas Hatun’un ana teması olarak "kadercilik"  seçilmiş.

Yardirektörün Eşi, yazarın öğrenim gördüğü Robert Kolej günlerine ait  olaylardan ve gözlemlerinden yola çıkarak yazdığı, konusu tiyatro üzerine olan bir oyun. Oyunda İstanbul’a yerleşmiş yabancı öğretim görevlilerin yaşamı anlatılıyor.

Mektuplar, iki tiyatro sanatçısı kadının, sanatsal yaşamlarında zaman içinde geçirdikleri değişimleri yansıtan bir oyun.

 

Alas H.: 4 er., 3 kad., 1 oğlan, 1 kız çocuğu, kadınlar ve erkekler korosu/

Yardirektörün Eşi: 8 er., 4 kad./ Mektuplar: 2 kadın (1 kadın da olabilir)

1997/192 sayfa/ 10x18.5  cm.           ISBN 975-8106-08-2

 

 

Dizi No: 78 /  TAMER  LEVENT / Ya Tutarsa

 

Tiyatro oyuncusu, yönetmeni ve yöneticisi olan Tamer Levent, ünü yurtdışına da yayılmış bulunan Nasrettin Hoca’mıza ait bir fantastik öykü anlatıyor.

Oyunda Nasrettin Hoca, dünyanın bazı ünlülüleri ile, Don Kişot romanı ve Mahabarata destanı kahramanları ve Yunan filozofu Diyojen ile karşı karşıya getiriliyor.  İmgesel bir uzamda ve zamanda geçen oyunda kahramanlarımız, insanı da çevresi de yozlaşmış, kirlenmiş bu ortamda, erdemin, hoşgörünün, sevginin ve barışın yolunu gösteriyorlar. Oyunda, yukarda sözü edilen eserlerden kısa alıntılar bulunmakta. Gülmeceyle dolu öyküleri ve halkımızın bilge kişiliğini yansıtan davranış ve sözleri ile, yaşadığı dönemden gelecekteki imgesel çağlara götürülen Nasrettin Hoca’mız, o bilinen ince eleştirel tavrını ortaya koymaktan yine geri durmuyor.

Oyuncular: 13 erkek, 8 kadın, 2 çocuk.

1997/ 60 sayfa/ 10x18.5 cm.             ISBN 975-8106-22-6

 

Dizi No: 79 /  MÜJDAT GEZEN /  Salak Oğlum

Ortaoyununa ait bütün ögeler kullanılarak  yazılmış bu oyun, sahne düzeni ile de aynı türün özelliklerini taşıyor. Dekor iki paravan ve bir iki hasır sandalyeden oluşuyor. Bir evlenme öyküsü çevresinde mahalleli tipler tanıtılır; konuşmasında cümledeki fiilleri hep ters söyleyen (olumluyu olumsuz, olumsuzu olumlu fiil olarak) kişiyle ve tekerlemeler, kelimele benzetmeleri yolu ile gülmece atmosferi yaratılırken, bu arada sonradan görme, parasıyla her şeye sahip olacağını sanan kaba saba insanlarla iyi niyetli, alçakgönüllü, sevecen insanların karşılaştırılmaları sergilenir.

Oyuncular:  9 erkek, 4 kadın.

1997/ 60 sayfa/ 10x18.5  cm.      ISBN 975-8106-25-2

 

Dizi No: 80 /  BEHİÇ AK /  Ayrılık

 

İstanbul Şehir Tiyatrolarında, 1996/97 döneminde sahnelenen bu oyun, Afife Jale Ödüllerinden "En İyi Yazar Ödülü"nü almış bulunmaktadır.

Oyunda, evliliklerine son vermiş olan bir çift, biraraya geldikleri bir gün, evli oldukları dönemdeki geçmiş ortak yaşamlarını tartışırlar. Bu tartışma, artık özgür oldukları için rahatça konuşabilmeleri nedeniyle, birlikte yaşadıkları o günlerdeki davranışlarının bütün çelişkilerini, gülünçlüklerini, erkek-kadın ilişkilerindeki tutarsızlıklarını ortaya döker.  Ayrılık,  kentte yaşayan çağımız insanını anlatan, iki kişilik ironi dolu bir güldürü.

Oyuncular: 1 erkek, 1 kadın.

1997/ 72 sayfa/ 10x18.5 cm.          ISBN 975-8106-21-x

 

Dizi No: 81/  MÜJDAT GEZEN / Babam

Sanatçı Müjdat Gezen bu oyununda bir tiyatro sanatçısının yaşamından aldığı öykü ile sevginin, hoşgörünün insan yaşamındaki önemini sergiliyor. Dağılmış bir sanatçı ailenin bireyleri, yirmi yıl kadar sonra yine sanat aracılığıyla biraraya gelir. Yeni kuşaktan sanatçı kızlarının film çekimi amacıyla yarattığı bu buluşma, dağılmış ailenin eskisi gibi birlikte olmalarıyla sonuçlanır.

 Müjdat Gezen, bu sade öyküyü esprili, akıcı ve sevecenliğin egemen olduğu bir tiyatro diliyle anlatıyor.

Babam, 1997- Bakırköy Belediyesi Oyun Yazma Yarışması, Özgün Dalda Başarı Ödülü almıştır.

Oyuncular: 6 erkek, 4 kadın.

1997/ 72 sayfa/ 10x18.5 cm.             ISBN 975-8106-27-9

 

Dizi No: 82 /  FUNDA GİNYOL  / Konstantiniye’nin Güneşi

 

Genç oyun yazarı Funda Ginyol (Özşener) birçok yarışmada ödül almış üretken bir yazarımız.

Kostantiniye’nin Güneşi, İstanbul’un Osmanlılar tarafından alınmasına ait hazırlıkların yapıldığı zamana ait bir tarihsel oyun.

Oyun, 1452'de başlayan Bağazkesen Hisarının yapımı ile Osmanlı tarafına geçen Macar topçu Urban’ın yaptığı topla ilk geminin batırılışı arasındaki zaman diliminde geçer. Oyunda Bizans’ın yönetimi, sosyal ve idari yapısı metaforik göndermelerle anlatılıyor. İhanetlerle, aldatmalarla, dedikodularla, kişisel çıkarlarlarla yönetilen bir kentin öyküsü. Yazar, tarihsel bir olgudan bugüne uzanan bir kurgu ile, insani değerlerin çelişkili yapısını irdeliyor.  

Funda Ginyol’un bu oyunu, 1997-Bakırköy Belediyesi Oyun Yazım Yarışması’nın Büyük Ödülünü almıştır.

 

 Oyuncular: 6 erkek, 2 kadın, gemiciler, askerler.

1997/ 72 sayfa/ 10x18.5 cm.             ISBN 975-8106-30-9           

 

Dizi No: 83/ DİNÇER SÜMER / TOPLU OYUNLARI 2

Gecenin Kulları / Memuroğlu Memur

Gecenin Kulları, ezilmiş insanların dramını anlatan bir oyun. Oyundaki kişiler, otelde kalan kadınlarla otele gelip bu kadınlarla ilişki kuran erkeklerdir. Oyun, onur ve namus adına yapılan mücadelelerle gelişir ve bu mücadele bazıları için yıkım, bazıları içinse mutlulukla son bulur.

Memuroğlu Memur, uzun yıllardır devam eden yaşam biçimini sonunda değiştirmeyi başarmış bir erkeğin öyküsüdür. Toplumla ilişki kuramamış, hep başkaları için çalışmış, itilip kakılmış bir yaşam biçiminden, canlı, güçlü, keyifli bir hayat kadınının etkisi ile kurtulan oyun kahramanı, kendi istediği gibi yaşayabileceğini keşfeder; bu kararı, onun yeni bir yaşam biçimine geçmesini sağlar. Memuroğlu Memur, 1993 Kültür Bakanlığı Ödülünü almıştır.

Gecenin Kulları: 6 er., 7 kad./ Memuroğlu M.: 11 er., 8 kad.

1997/ 120 sayfa/ 10x18.5 cm.           ISBN 975-8106-29-5

 

Dizi No: 84 /  MÜJDAT GEZEN /  Gırgırıye

 

Sanatçı Müjdat Gezen, Sulukule’de kendilerine özgü anlayış ve gelenekleriyle yaşayan insanların yaşamlarını, eğlencelerini televizyon dizilerinde, filmlerde başarıyla yansıtmıştı.

Gırgırıye’de sanatçı bu kez, aynı konuları, bu coşkulu ve sevimli tipleri, onların kendi aralarındaki ilişkileri, evlenme maceralarını, kavgalarını eğlenceli biçimde tiyatro sahnesine taşıyor. Gırgırıye, ülkemizde beraber yaşadığımız bu insanları sahneye getiren müzikli, eğlenceli bir oyun.

 

Oyuncular: 14 er., 4 kad., Mahalleli, Dansçılar, Çalgıcılar

1997/ 72 sayfa/ 10x18.5 cm.            ISBN 975-8106-28-7

 

Dizi No: 85/  EŞBER YAĞMURDERELİ  / Akrep

 

Akrep, Eşber Yağmurdereli’nin, hapishanede yaşadığı olaylardan yola çıkarak yazdığı gerçek bir trajik öykü.

Akrep, hapishanede hukuk dışı bir uygulamaya tanık olmuş eli kolu bağlı bir hukukçunun insani duyarlılığının oyunu. Oyundaki Birinci Mahkûm (Yazar), düşüncelerini, anılarını yalnızlığını gidermek için kullanmasını bilen, körlüğüne rağmen "görmeyi" öğrenmiş sıra dışı bir insan. İkinci Mahkûm ise, içgüdüleriyle yaşayan, "görmeyi" öğrenememiş sıradan bir insan. Bu iki insanın bir iki günlük birliktelikleri onları insan olma ortak noktasında birbirine yaklaştırır. Artık insan onuruna sahip çıkmada, umutlarda birleşmişlerdir. İkinci Mahkûm ölüme giderken iki gün önceki adam değildir; bir dönüm noktası yaşamış, baştan sona değişmiştir.    

Akrep, hepimizin vicdanını sarsan, insanlık dışı eylemlerin sahneye getirilebilenlerinden yalnızca bir küçük örnek.

 

Oyuncular: 7 erkek, gardiyanlar.

(1.Bs.) 1997-(2.Bs.) 1998/ 84 sayfa/ 10x18.5 cm    

ISBN 975-8106-32-5

 

Dizi No: 86 / IŞIL ÖZGENTÜRK / TOPLU OYUNLARI 1

Küçük Sevinçler Bulmalıyım / Avluda

 

Gazeteci Işıl Özgentürk aynı zamanda kadın sorunları ile ilgilenen öykü ve oyun yazarı.

Yazar ilk oyununu Küçük Sevinçler Bulmalıyım’ı 1982’de yazmış ve bu oyun Devlet Tiyatroları tarafından oynanmıştı. Günümüze tanıklık eden yazar, bu oyunda insanın, kültür karmaşasını nasıl içine sindirdiğini, yaşanan acıları ve bütün bunlar arasında insan duyarlılığını nasıl yitirdiğini anlatır. Oyun, bu olguya karşı koymak için seyirciye öneriler ulaştırmaya çalışıyor.

 Avluda ise, toplumun çeşitli kesimlerinden seçtiği kadın tipleri ile bu kadınların yaşam karşısındaki direnişlerini, acılarını ve yıkılışlarını anlatıyor. Buradaki kadın öykülerinin hepsi, yazarın gazetecilik uğraşısı içinde görüp yaşadıklarından ve derlemelerinden oluşuyor; yazar bunları ince kadınsal bir duyarlılıkla seyirciye aktarıyor.

 

Küçük Sevinçler Bulmalıyım: 1 kadın/ Avluda: 1 kadın.

1998/ 96 sayfa/ 10x18.5 cm.         ISBN 975-8106-41-7

 

Dizi No: 87 / ÖZEN YULA / TOPLU OYUNLARI 2

İstanbul Beyaz, Rakı Rengârenk / Kırmızı Yorgunları /

Gözü Kara Alaturka  

 

Özen Yula, çeşitli sanat dergilerinde çıkmış yazılarıyla tanınan genç yazarlarımızdan biri. Yazar bu ikinci kitabını, İstanbul üzerine üç oyun yazarak sergiliyor.

İstanbul Beyaz, Rakı Rengârenk, karnındaki bebeğin babasını, sevdalandığı adamı arayan genç bir kızın öyküsü anlatılıyor.

Kırmızı Yorgunları,  vaktiyle yaşadığı ve daha sonra terk ettiği yerlere geri dönen bir kadının eskimeyen tutkusunu dramatik sahne diliyle anlatıyor. Oyunda, yaşamımıza girmiş olan resimli roman kahramanları da bulunuyor.

Gözü Kara Alaturka ise, her şeyi alaturkalaştırarak yaşayan insanların sahne üstünde birer tipleme şeklinde anlatımını başarılı yalın bir dille gerçekleştiriyor.

Bu üç oyun da, büyük şehir İstanbul’a düşmüşlerin, büyük şehir İstanbul’da düşmüşlerin ve düşmüş küçük İstanbul’un hikâyesini hüzünle dolu, ama aynı zamanda umutlu bir biçimde seyirciye aktarıyor.

 

İstanbul… Rengârenk: 10 er., 9 kad., sarhoşlar, travestiler, kumarbazlar,

seyyar satıcılar, işçiler.

Kırmızı Y.: 2 er., 3 kad./ Gözü Kara Alaturka: 3 er., 2 kad., dış sesler.

1998/ 192 sayfa/ 10 x 18,5 cm.          ISBN 975-8106-42-4

 

Dizi No: 88 / GÜNGÖR DİLMEN /  TOPLU OYUNLARI 4

Deli Dumrul / Akad’ın Yayı

 

Güngör Dilmen, oyunlarını tarihten ve söylencelerden aldığı konuları güncel bir sorunsallık içinde, daha çok insani tutkular çerçevesinde, manzum bir dille yazar. Plastik bir oyun yapısı kurmaya özen gösterdiği oyunları, deneysel tiyatroya çok elverişlidir.

Deli Dumrul, Dede Korkut Masallarındaki ünlü efsaneyi günü-müze göndermelerle, yeryüzündeki adaletin, sevgi, eşitlik ve barışla kurulabileceğini anlatır. Seyirlik oyun yapısı içinde anlatılan öykü,  günümüzde hâlâ ders alınabilecek bir ‘bir ibret oyunu’ olarak karşımıza çıkıyor.

Akad’ın Yayı ise Fenike efsanesinden alınmış bir metin. Öldürücü bir silahı, savaş tehdidi yerine barış gücü için kullanmayı tercih eden, böylece de toplum dışına itilmekten kurtulamamış bir adamın öyküsü. Kahramanın tüm evrene, ‘barış’la savaş açması, yazarın kendine özgü yalın ve özenli sahne diliyle anlatılıyor.

Deli Dumrul: 4 er., 2 kad., bezirgânlar, köylüler, kadınlar,

 Akad’ın Yayı: 7 er., 2 kad., yurttaşlar, davalılar, davacılar.

1998/ 168 sayfa/ 10 x 18,5 cm.

 

Dizi No: 89/ J. WOLFGANG von GOETHE / Urfaust      

 

Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri olan Goethe (1749-1832), başyapıtı olan ilk bölümlük Faust adlı tragedyayı yaklaşık 60 yılda kaleme almış, son yıllarına ait anılarında bu çalışmadan hep "asıl işim" diye söz etmiştir. Faust’un birinci bölümü 1808, ikinci bölümü de 1832'de yayımlandı.

Bu eser, 1480-1540 yılları arasında Almanya’da yaşamış olan Georg Faust’un, daha sonraki yıllarda neredeyse mite dönüşmüş yaşamına dayanır. G. Faust, o zamanın moda bilimleri olan tıp ve astroloji alanında çalışmış, bu çalışmalarını şarlatanlığa kadar götürmüş, bu da halk arasında söylencelere yol açmıştır. Faust söylencesi ilk kez, onun ölümünden 47 yıl sonra Historia von D. Fausten adlı kitapta yazılı metin haline gelmiştir. Bu metinde Faust şeytanla işbirliği yapar. Faust, özgünlüğü ve zaaflarıyla kötülüğün pençesine düşen modern insanın tragedyasıdır.

Urfaust adıyla bilinen metin, Goethe tarafından hazırlanmış ilk Faust metni olup, daha çok bir aşk tragedyası niteliğindedir. Ancak bu metinde, sonraki asıl Faust’da ayrıntılı biçimde incelenecek olan temaların özü bulunmaktadır. Bu metinde Faust, genç bir bilim adamıdır. Önce bilgide, daha sonra aşkta bütün sınırların ötesine geçme özlemi, bu özlemin etkisiyle suça kayma gibi temalar sonraki asıl Faust’un temalarının öncüleridir.

 

Oyuncular: 11 erkek,  3 kız, koro

1999/ 96 sayfa / 10x18.5 cm.         ISBN 975-8106-49

 

D. No: 90 / TURGUT ÖZAKMAN / TOPLU OYUNLARI 3

GENÇLİK ve ÇOCUK OYUNLARI

Hastane / Karagöz’ün Dönüşü / Kardeş Payı / Darılmaca Yok /

Berberde / Ben, Mimar Sinan / Ak Masal Kara Masal

 

Günümüze dek ürettiği 20’nin üstünde oyunla, Türk tiyatrosunun yönelişlerine önemli katkıları olan Turgut Özakman, bu kitabında güçlü dramatik yapıdaki yedi kısa oyunuyla, tiyatroyla uğraşacak genç oyunculara ustalıklı bir sahne dilinin, eğlenceli ve eğitici örneklerini sunuyor.

Yazar, sıkışmış, içine kapanmış insanların kurtuluşlarının, yaşam alanlarını diğer insanlarla birlikte genişlettikleri zaman var olabileceğini, sade ve usta sahne diliyle anlatıyor.

 

Hastane: 4 er./Karagöz’ün D.: 4 er., 2 kad./ Kardeş P.: 2 er./Darılmaca Yok: 5 er./ Berberde: 3 er./Ben, Mimar Sinan: 1 er., Sesler/Ak Masal : 9 er., 4 kad., Anlatıcı

1999/ 120 sayfa/ 11.5 x 19.5 cm.        ISBN 975-508-044-8

 

Dizi No: 91 / TUNCER CÜCENOĞLU /   Neyzen

 

Sanat dünyamızın renkli, küfürbaz, saldırgan kişiliğiyle çok ünlü hiciv ustası Şair Neyzen Tevfik’in yaşam öyküsünü sahneye taşıyan biyografikbir sahne yapıtı. Neyzen, her dönemde baskıcı yöneticileri kendine başhedefi seçmiş, toplumsal kuralları hiçe sayarak küfür dolu satırlar, güçlü bir taşlama üslubu ile onlara saldırmaktan geri durmamıştır. Bu yüzden Neyzen’in başı birçok kez belaya girmiş, ülkeden kaçmış, hapislere düşmüş, kaçak yaşamış, sonunda kurtuluşu akıl hastanesine girerek bulmuştur

 Oyun, şairin çocukluğundan başlayarak onun yaşam öyküsünü, çevresini, etkisi altında kaldığı kişi ve olayları onun mücadeleci yaşamını kendi şiirleriyle birlikte anlatıyor.

 

Oyuncular: 17 erkek, 1 kadın. 

1999/ 84 sayfa/ 11.5x19.5 cm.        ISBN 975-8106-50-9

 

Dizi No: 92  / THOMAS BERNHARD / Tiyatrocu

Türkçesi: Özdemir Nutku

 

Tiyatrocu, bir zamanlar çok sevilen, ama yaşlanınca popüleri-tesini kaybetmiş, bu nedenle de ancak kasaba kasaba dolaşarak, eşini ve iki çocuğunu tiyatroda oynatmaya mecbur kalmış yaşlı bir aktörü anlatır. Oyunda, her zaman bir idealist gibi düşünen, ama tüccar gibi davranmayı yeğleyen bir adamın hikâyesi vardır. Tiyatroya büyük saygısı olduğu halde, yeteneksiz karısını ve tiyatroyla hiç ilgileri olmayan çocuklarını sahneye çıkarmakta ısrar eden, yalnızca kendini düşünen, aile fertlerine bir faşist sertliği ile davranan bu tiyatrocunun yaşamına dair büyük çelişkiler sergilenir.

 

Oyuncular: 3 erkek, 4 kadın.  

1999/ 72 sayfa/ 11.5x19.5 cm.           ISBN 975-8106-52

 

Dizi No: 93 / ÜLKER KÖKSAL / TOPLU OYUNLARI 3

Besleme /Önce Sevgi / Dünyanın Yaşlı Çocukları

 

Ülker Köksal’ın "Kadın Üçlemesi" adını verdiği üç oyunu birarada.

Besleme, ilk kez 1 Ekim 1975’de İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrolarında sahnelendi. Oyunda, insanlar arasında sıkışıp kalmış, eski gelenek göreneklere göre alınıp satılan, buna rağmen içinde hep insanlara karşı duyduğu iyiliği besleyip büyütmüş bir kadının dramı anlatılıyor.

Önce Sevgi’de, hayatın en zor koşullarında bile sevgiyi ve umudu temel alarak yaşayanların, yaşamda ne kadar sağlıklı ve güçlü oldukları, bir aile ekseninde yansıtılıyor.

Dünyanın Yaşlı Çocukları, tek tutkusu tiyatro olan bir kadının, bu tutkusuna hep yenik düşmesi ve tüm sevdiklerinden bu ‘misyon’ adına kopması anlatılıyor.

 

Besleme: 3 er., 4 kad./ Önce Sevgi: 2 er., 4 kad. /

Dünyanın Yaşlı Çocukları: 3 er., 7 kad.

1999/ 216 sayfa / 11.5x19.5 cm.        ISBN 975-8106-46-3

 

Dizi No:94 / COŞKUN IRMAK / TOPLU OYUNLARI  1

 

İtaat Deneyi / Eylül Penceresinden İki Kozyatağı Manzarası /

Elli Metre Yüksekten İçi Su Dolu Konserve Kutusuna Balıklama

Atlamak / Gece Boyunca

 

İtaat Deneyi, toplumumuzun 80 öncesi yaşadığı bunalımlı sosyo-politik döneminden 2000 yılına dek geçen süreyi kapsayan bir oyun. Toplumun baskılar ve korkularla giderek demokrasiden vazgeçirilip her şeye itaat eden bir kitle haline gelişini anlatırken, toplumsal değişimin analizini de yapıyor.

Eylül Penceresi, ülkemizin 12 Eylül döneminin hemen öncesinde yaşanan siyasal çatışmaları ve toplumsal bölünmüşlüğü, küçük insanların yaşanmış öyküleri ile anlatıyor. Oyunda bireysel dramlar işlenerek o günlerin toplumsal panoraması çiziliyor.

Elli Metre Yüksekten…, kendilerine anlatılan yalanlara inanarak yaşayan küçük insanların küçük dünyalarını yansıtıyor. Oyun sirk ortamında yaşayan bir soytarının evrensel yalnızlığını ve olaylara müdahale edemeyen çaresizliğini sergiliyor.

Gece Boyunca’da hapisten kaçıp, bekçinin çalıştığı mekâna sığınan bir adamla bekçi arasında bir gece boyunca geçen olaylar yer alıyor.

 

İtaat Deneyi: 6 er., 1 kad. / Eylül Penceresinden: 2 er., 2 kad./

 Elli Metre: 4 er., 2 kad., İzleyiciler/ Gece Boyunca: 2 er.

1999/272 sayfa/11.5x19.5 cm.           ISBN 975-8106-54-4      

 

Dizi No: 95 / EUGÈNE IONESCO / TOPLU OYUNLARI 3

 

Kral Ölüyor / Gönüllü Katil / Ölüler Ülkesine Yolculuk

Türkçesi: Lâle Arslan- Marina Crespin- Şehsuvar Aktaş

 

Ionesco, avangart tiyatro bağlamında, gerçekçi-psikolojik tiyatroya karşı "karşı-tiyatro" anlayışını ortaya atarak, karşı oyunlarıyla saçma tiyatrosunun başlıca örneklerini verdi. Yazar, varoluşun saçmalığını, beylik yaşamın anlamsızlığını, insanlar arası iletişimsizliği ve kişinin kendini gerçekleştiremeyişini oyunlarının odak noktasına yerleştirmiştir. Bu kitaptaki üç oyun, yukarda anlatılan özellikteki tiyatro kavramlarıyla bire bir örtüşen, tüm anlamsızlıkları içeren ve ölüm temasını eksen alan oyunlar.

Ionesco’nun bazı oyunlarında kullandığı Bérenger tipi ise, kitaptaki iki oyunun da başkahramanı. Yazar, Berenger aracılığı ile, kendi insanlık anlayışını savunan, insanca olmayan bir dünyada ‘herhangi bir insan’ tiplemesi ile grotesk ve gerçeküstücü ögeleri kullanarak, sıradan burjuva yaşamını karikatürleştirmekte.

 

Kral Ölüyor: 3 erkek, 3 kadın/ Gönüllü Katil: 15 erkek, 3 kadın /

Ölüler Ülkesine Y.: 9 er., 6 kad., Sinemacı, Köylüler, Kadınlar.

1999/ 264 sayfa/ 11,5 x 19,5 cm.          ISBN 975-8106-55-4

 

D. No: 96/ Bernard-Marie KOLTÈS / TOPLU OYUNLARI  1

Batı Rıhtımı / Zenciyle İtlerin Dalaşı

Türkçesi: Yiğit Bener - Ali Berktay

 

Batı Rıhtımı, Manhattan’da eski bir limanın depolarında ve boş hangarlarda geçer. Burası, Amerika’ya göç etmiş ve toplumdan tecrit edilmiş sıradışı insanların yaşadıkları ve kendi yarattıkları kuralların geçerli olduğu vahşi bir ortamdır. Bu ortama, saygın, zengin iki burjuva, kendilerine emanet edilen parayı çalmış olmalarının ortaya çıkması nedeniyle kaçıp gelmişlerdir. Oyun, bu iki farklı sınıfın karşılaşmalarının ironik çatışmalarını sergiliyor. 

Zenciyle İtlerin Dalaşı ise, yazarın Afrika’da tanık olduğu, kendilerine yabancı bir çevrede, gizemli zenci bekçilerin korumasında, dünyadan tecrit edilmiş üç beyaz insanın sıkışmış yaşam öykülerini anlatıyor.  Bu daracık ortamda üç beyaz insanın birbirleriyle kıyasıya mücadelesi anlatılırken, beyaz insanın siyah Afrikalılara karşı insanlık dışı, acımasız tutumu da sergileniyor.

İki oyunda da, dil, kültür, ekonomik yapı olarak birbirlerinden farklı iki toplum kesiminden güçlü kişilerin, karşı gruptakileri toplumun dışındaymış gibi yok sayması ve insani değerleri hiç önemsememeleri anlatılıyor. Ezilmiş azınlıkların yaşamlarına ait dünyanın her ülkesinde görülebilecek bu sahneler, Koltès’in oyunuların neden evrenselliği yakalamış olduğunun bir kanıtı.

Batı Rıhtımı: 5 er., 3 kad. /Zenciyle İtlerin Dalaşı: 3 er., 1 kad.  

1999/208 sayfa/ 11,5 x 19,5 cm.       ISBN 975-8106-56-1

 

Dizi No: 97/ ÜLKÜ AYVAZ / TOPLU OYUNLARI 2

Geriye Bakma / Bağlanma

Geriye Bakma, ülkemizdeki Köy Enstitüleri ekseninde, kültürleşme süreci ile, değişen ülke gerçekleri ve sosyo-ekonomik koşullara paralel olarak yaratılan "kültürsüzleşme" olgularını yan yana ve iç içe işliyor. Üç kuşağı etkilemiş olan bu süreç, çok zamanlı-çok mekânlı bir kurgu ile anlatılıyor.

 Bağlanma, kuşaklar arası ilişkileri başka bir boyutta ele alan bir oyun. Oyunda, gençliğe ilk adımını atmış Küçükoğul olarak adlandırılanla, otoritenin simgesi olarak gösterilen Dede arasında, yaşam-ölüm ikileminde süregiden ilişkiler giderek, Küçükoğul’un  otoriteye hayranlığına ve onu benimsemesine yol açar. Karşıtlıklar, yaşamda yan yana gelmenin adeta bir ön koşulu olarak gösterilir.

 

Geriye Bakma: 8 er., 5 kad./Bağlanma: 7 er., 2 kad., çocuk korosu, kadın korosu.

1999/ 88 sayfa/ 11,5 x 19.5 cm          ISBN 975-8106-57-3

 

Dizi No: 98 / BEHİÇ AK / Hastane

 

Hastane aynı hastanede var olan iki ayrı bölümü anlatıyor. Birinci bölümde, her zaman bürokrasiye teslim edilmiş, hantal bir devlet hastanesi görünümü verilirken, bu görüntü içinde yaşama hakkı hiç ciddiye alınmayan sade halkın çaresizliğinin resmi çiziliyor; hastanelerin perişanlığı ve ilkelliği sergileniyor.

Hastanenin diğer bölümü ise, her türlü kararın kurallara dayalı ve titizlikle belirlendiği, özel odalarda en son bilimsel deneylerin yapıldığı özel bir bölümdür. Burada, bilim adamları, ellerindeki bilimsel gücü kendi öz çıkarları için özenle kullanırlar.İki bölümdeki olaylar, tam kara mizaha örnek olacak bir biçimde anlatılmakta.

Hastane: 7 er., 3 kad., öğrenciler.

1999/ 64 sayfa/ 11,5 x 19.5  cm.        ISBN 975-8106-60-5

 

D.No:99 / TURGUT ÖZAKMAN / TOPLU OYUNLARI 4

Pembe Evin Kaderi / Güneşte On Kişi

 

Pembe Evin Kaderi, yazarın henüz 21 yaşındayken yazdığı bir oyun; yazıldığı yıl (1951) Devlet Tiyatrolarında oynanarak yazarın adının tiyatro çevrelerinde duyulmasına yol açmıştı. Oyunda, iki kuşağın iletimsizliği, zamanı geçmiş toplumsal değerlerle, moda olmuş yeni değerlerin olumlu taraflarının bağdaşlaştırılamaması ortaya getirilerek anlatılıyor.

Güneşte On Kişi (1955), sömürüye, kara para aklamaya karşı savaş başlatan on gazetecinin, kamuoyunun ilgisizliği sonunda, toplumun egemen güçlerine boyun eğerek bu kirliliğe nasıl ortak olduklarını sergiliyor.

Pembe Evin Kaderi:  6 er., 5 kad. / Güneşte On Kişi: 7 er., 2 kad.

1999/ 160 sayfa/ 11.5x19.5 cm.           ISBN 975-8106-59-7

 

Dizi No: 100/ ÖDÜLLÜ OYUNLAR  1

 

Aslıhan Ünlü- Ölü Törenleri / Müzeyyen Erim- Ormanda /

Ender Çakmak - Düşmanla Sevişenler/ Almilla Alp ve Filiz Sarıca - 3 Ekim’de Nostalji / Ufuk ERSOY - Sapan

 

Kadıköy Belediyesinin Oyun Yarışması’nda derece alan 5 oyun.

Ölü Törenleri: Şaman geleneğinde bulunan ölü törenleri motifiyle anlatılan fantastik bir öykü. 

Ormanda: Ekolojik sorunları evrensel boyutta ele alan bir oyun.

Düşmanla Sevişenler: İkinci Dünya Savaşında, Almanların istila ettikleri bir ülkedeki faşist baskılarından bir örnek. 

3 Ekim’de Nostalji, iki okul arkadaşı kızın okul sonrası yaşamları ile eski günler arasında gidip gelen bir anılar resmi geçidi.

Sapan, köyünden ekonomik ve özel nedenlerle kopmak zorunda kalan bir genç çiftin İstanbul’da tutunamayışının trajik öyküsü.

Ölü Törenleri: 9 er., 4 kad./Ormanda: 2 er., 2 kad./Düşmanla S.: 6 er., 10 kad. kantocular /3 Ekim’de N. : 6 er., 2  kad. / Sapan: 6 er., 6 kad, köylüler.

1999/  304 sayfa/ 11,5 x 19.5 cm.     ISBN 975-8106-60-5

 

D. No: 101 / KÂZIM ERYÜKSEL / TOPLU OYUNLARI 1

Adalet Adaleti Arıyor / Yontu

Adalet Adaleti Arıyor,  toplumumuzda kadının yerini sorgulayan bir oyun. Oyunda, kocasına hâlâ âşık, ama onu baltayla öldürmüş ve adı Adalet olan bir kadın, hakkını adalet mekanizmasında arayarak erkek egemenliğine karşı çıkıyor.

Yontu oyunu, insanlığa sorumsuz tavır alanlara karşı her insanın güzel olan her olguyu yüksek sesle değerlendirmesi konusunda çekimser kalmaması gereğini vurguluyor.

 

Adalet Adaleti A.: 2 er., 7 kad. / Yontu: 3 er., 2 kad., insanlar, koro.

1999/ 112 sayfa/ 11.5x19.5 cm            975-8106-65-3    

 

D. No: 102 / TURGUT ÖZAKMAN / TOPLU OYUNLARI 5

 Duvarların Ötesi / Kanaviçe / Paramparça

Duvarların Ötesi, cezaevinden kaçmış dört mahkûmun rehin aldıkları bir kızla sıkıştırıldıkları bir depodaki gerilim dolu saatlerini anlatır. Kaçırdıkları öğretmen kız, bu süreçte onların insan yönlerini görür, onlara yardım etmek ister.

Kanaviçe, eski bir konakta büyük teyze, küçük teyze ve annesi ile birlikte yaşayan bir genç kızın, eskimiş törelerinde direnen bu yaşlı yakınlarıyla olan kuşak çatışmasını ve özgürce yaşamayı seçme mücadelesini sergileyen bir güldürü.

Paramparça, kadın-erkek ilişkileri ve toplumda tabu sayılıp üzerinde konuşulmayan cinsellik üzerine. Bir yaz tatili sırasında bir karı kocaya misafir giden anne kızla, ev sahibi erkek arasında geçen aşk ilişkisi öyküsü içinde, bastırılmış duyguların insanlarda yarattığı bunalımları gergin bir atmosferde sahneye getiriyor.

 

D. Ötesi.: 5 er., 1 kad./Kanaviçe: 2 er., 4 kad./Paramparça: 1 er., 3 kad.

2000/ 214 sayfa/ 11.5x19.5 cm      ISBN 975-8106-63-2

 

D. No: 103 / EugÈne IONESCO / TOPLU OYUNLARI 4

Gergedanlar / Bavullu Adam / Şu Kahpe Dünya

 

Gergedanlar: Bir kentte bazı kişilerin gergedanlaşması ciddiye alınmamakta, ancak bütün toplum kesimleri gittikçe gergedanlaşmaktadır; bu olanları izleyen, Ionesco’nun birçok oyunundaki kahramanı Berenger, bu işten yalnızca kendisiyle sevgilisinin ayrı kaldığını görür; Berenger, aralarındaki sevginin gergedanlaşmayı önleyeceğini beklerken sonunda sevgilisi de bu değişime katılır. Berenger insan olarak artık tek başına kalmıştır. Oyun, insanın kendi kişiliğini yitirerek kitleselleşeceğini, tek boyutlu hale geleceğini, tek bir düşüncenin egemenliğine gireceğini ve onun bir parçası olacağını eğretilemeli biçimde anlatır. Gergedanlar, insanoğlunun, kamuoyunun baskısı, kendi konformizmi ve çıkarları için sonunda insanlığını kaybedeceğini gösterir ve Berenger’in ağzından bu tehlikeyi insanlığa hatırlatır.

Bavullu Adam, zaman atlamalarıyla anlatılan 19 bölümlük bir arayışın öyküsü. Şu Kahpe Dünya: Uzak bir akrabasından kalan mirasla birden zengin olan bir adam ve çevresinde gelişen olayları anlatan oyunda, zengin olan Başkişi, bütün olaylara ilgisizdir. Dünyanın hiçliği bir kez daha vurgulanıyor.

Gergedanlar: 12 er., 7 kad./Bavullu A.: erkekler, kadınlar/Şu K. D.: 20 er.,13 kad.

2000/ 304 sayfa/ 11.5x19.5 cm         ISBN 975-8106-73-8

 

Dizi No: 104 / MEMET BAYDUR / TOPLU OYUNLARI 5

Maskeli Süvari / Menekşe Korsanları

 

Maskeli Süvari, antik bir açıkhava tiyatrosunda bir opera gösterisi sırasında büfeye, nereden geldiği belli olmayan çizmeli, kılıçlı, dar pantolonlu silahşör kıyafetinde maskeli bir süvari girer. Tiyatronun büfesinde üç küçük burjuva “aydın”ı, operanın yalnızca, ilk perdesinin çok sevdikleri son bölümünü izlemek için içki içerek beklemekte, sanat ve kültür üstüne içeriksiz bir gevezeliği sürdürmektedirler. Maskeli Süvari, oradakilerle konuştukça, bu üç aydının yaşam boyu taktıkları maskelerini birer birer alaşağı ederek onların gerçek kişiliklerini ortaya çıkarır.

Menekşe Korsanları, iki dil ustası büyük şairimiz Edip Cansever ve Turgut Uyar’ın dizeleriyle tiyatro oyunculuğu, tiyatroculuk üzerine birçok soruya cevap arar. Oyun, bir oyunun provası sırasında geçer. Oyuncular, gelip kendilerini oyun hakkında açıklama yapacak yazarı beklerler, çünkü oyunu anlayamamaktadırlar; yazar bir türlü gelmez; o zaman anlayamadıkları bu oyunu yorumlamaktan vazgeçerler. Oyuna hazırlanan sanatçılar, sıradanlığa alıştırılmış toplum bireylerine sıra dışı bir eser sunmaktan korkarak bu sıradanlaşmaya destek vermeyi yeğlemiş olmaktadırlar.

 

Maskeli Süvari: 3 er., 2 kad./ Menekşe  Korsanları: 4 er., 2 kad.

2000/ 120 sayfa/ 11.5x19.5 cm            ISBN 975-8106-74-3

 

Dizi No: 105 / SAVAŞ AYKILIÇ / TOPLU OYUNLARI 1

Ah Şu Büyükler / Aşk Grevi

 

Savaş Aykılıç, bir Devlet Tiyatrosu sanatçısı; bu kitap genç oyun yazarının ilk oyunlarını içeriyor.

Ah Şu Büyükler, usta yazarımız Turgut Özakman’ın ülkemizin hemen her lisesinde sahnelenmiş oyunu Ah Şu Gençler’e ‘nazire’ olarak yazılmış, müzikli eğlenceli bir gençlik oyunu. Aykılıç’ın Özakman’dan ayrılan tarafı, gençlerin gözüyle büyüklere bakması ve büyüklere keskin eleştiriler getirmesi. Büyükler arasında ana babalar, öğretmenler, politikacılar, sapkınlar, televizyoncular var. Oyun, gençlerin, “Beyaz sayfayım ben/Ne yazarsanız bugün/ Onu okursunuz yarın” şarkısıyla sona eriyor.

Aşk Grevi, ülkemizin kadınları üzerine bir oyun. Antik Yunan komedyasının ustası Aristofanes’in Lisistrata adlı oyununun, Anadolu’nun çeşitli yörelerine ait kadınlara, onların yerel gelenek, şarkı ve lehçeleriyle bir uyarlaması. Oyun, bu komedyanın tematik yapısı aracılığıyla, ülkemizdeki toplumsal ve politik çelişkileri sergileyen bir taşlama.

 

Ah Şu Büy.: gençler, erkekler, kadınlar/ Aşk Grevi: kadınlar, erkekler

2000/ 104 sayfa/ 11.5x19.5 cm          ISBN 975-8106-85-2

 

D. No: 106 /ERMAN CANATAN / TOPLU OYUNLARI 1

Batakhane Güzeli / Uygunsuzlar / Evin Kadınları

 

Batakhane Güzeli, 20. yüzyılın başında İstanbul kabadayılarından yoksul dostu Aksaraylı Halil’in kantocu Gülperi’yle olan aşkını anlatan, müzikal ve nostaljik çağrışımlar içeren bir oyun. İki sevgilinin söylenceye dönüşen aşkları ve trajik sonları, onları halkın gözünde ‘evliya’ düzeyine kadar çıkarır.

Eski İstanbul yaşamı, şarkılı, eğlenceli bir şekilde, bir Anlatıcı kullanılarak açık biçimle canlandırılırken, kabadayı çatışması, kan dökmeden, cinayet işlemeden, barışçı, hoşgörülü ve insani değerleri öne çıkaran bir anlatımla verilmekte.

Uygunsuzlar, bir absürd tiyatro türü örneği; topluma egemen güçlerin toplum bireylerine yaptıkları baskıları çağrışımlar ve benzetmelerle sahneye getiriyor.

Evin Kadınları, kocası öldükten sonra üçü kız biri erkek dört çocuğuyla yalnız kalmış bir kadının ve çocuklarının öyküsü. Çağdaş toplumun dayattığı zor koşullarda tek başına mücadele veren anne ve kızlarının, onurlu davranışlarına rağmen sonunda, kadınların toplumuzda sıkışıp kalmışlıklarını duyarlı ve gerçekçi bir dramatik yapıyla sergiliyor.

 

Batakhane Güzeli: 8 er., 5 kad., erkekler-kadınlar 

Uygunsuzlar: 10 er., 2 kad. / Evin Kadınları: 3 er., 5 kad.

2000/ 160 sayfa/ 11.5x19.5 cm        ISBN 975-8106-76-5

 

Dizi No: 107 / George TABORI / Brecht Dosyası

Türkçesi: Yılmaz Onay

 

1940’lı yıllarda Bertolt Brecht’in Amerikadaki sürgünü sırasında kendisinin FBI ajanlarınca izlenmesini ve Senato Komisyonu tarafından sorgulanmasını kara güldürü türünde yansıtan  Brecht Dosyası, ABD’deki McCarty baskı döneminin çirkin yüzünü de ortaya koyuyor. İhbarlar, gizli dinleme araçları, eşcinsel ajanlar, küçük çocuklara tecavüz etmiş Amerikancı görünen Alman profesörler, Hollywood yıldızlarının özel yaşamlarının izlenme maceraları oyunun temasının dikkat çekici bazı parçaları.

Belgesel nitelikteki bu oyunda, Hollywood’un birçok ünlüsüyle birlikte (G. Garbo, B. Karloff, C. Laughton, Şarlo gibi) Brecht ve karısı Helene Weigel de sahnede.

Bir dönemin cadı kazanına dönüşen bu atmosferinden Brecht de nasibini almıştır; tarihsel olaylara dayalı bu acımasız, alay dolu diyaloglara sahip oyun, Brecht’in ABD’yi terk ediş sahnesi ile sona eriyor.

 

Oyuncular: 17 erkek, 5 kadın.

2000/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm         ISBN 975-8106-85-2

 

Dizi No: 108 / BİLGESU  ERENUS / Halide

 

Halide, yazar Halide Edip Adıvar’ın yaşamından yola çıkılarak yazılmış yarı-belgesel bir oyun; çocukluğu, okul süreci, liseyi bitirir bitirmez hemen yaşlı Matematik Profesörü Salih Zeki ile evliliği, çocuklarıyla ilişkileri ve sonraki yaşamı anlatılır.

Halide, İstanbul’un işgalini yaşar, o sıra üniversitede hocadır; ülkenin işgaline karşı çıkar. Sonra Anadolu’ya ikinci kocası Adnan Adıvar’la geçer; İstiklal Savaşı’na onbaşı rütbesiyle katılır; Atatürk’le tanışır; İzmir’e askerlerimizle beraber girer.

Oyun, Halide Edip’in yaşamından kısa kısa bölümler vererek onun yaşamındaki dönüm noktalarını, önemli anlarını sergilerken tarihimizin en hareketli dönemini de belgelemekte. Oyunda Cüce olarak adlandırılan bir tip, onun kuşku, korku ve çelişkilerini seslendirir; böylece Halide Edip’in iç dünyası ortaya çıkmakta, korkuları ile kararlılığı arasındaki çatışmasının bütün aşamaları izlenebilmektedir.

Halide, aydın bir Türk kadını olan Halide Edip’in, 1882-1964 yılları arasındaki mücadeleli yaşamını ve onun iç dünyasını tarihsel olayların akışıyla birlikte anlatan bir oyun; Kurtuluş Savaşı’mıza ve bunun öncesi İstanbul işgaline tanıklık eden, düşünen, yazan, toplumsal olaylarda aktif rol almış bir kadının yaşam öyküsü olarak da ilginç bir sahne eseri.

 

Oyuncular: 17 er., 6 kad., kadınlar, askerler, yaralılar, hemşireler

2000/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm          ISBN 975-8106-85-2

 

Dizi No: 109 / Kadıköy Belediyesi 2. Oyun Yazma Yarışması

ÖDÜLLÜ OYUNLAR 2

Murat İLDAN- Büyünün Gözleri/ Ahmet ÖNEL- Baton ya da Baton/ Kerim YAVUZ- Şeytan Tırnağı/Hasan ÖZTÜRK- İlmik İlmik

 

Büyünün Gözleri (M. İldan), İtalyan halk tiyatrosunun bütün özelliklerini içeren bir güldürü. (1.lik ödülü)

Baton ya da Baton (A. Önel), iktidar kavgasının bilinen ayrıntılarını özenli bir kurgu ve üslupla anlatan bir oyun.(2.’lik ödülü)

Şeytan Tırnağı (K.Yavuz), soyutlamalarla ve şiirsel bir dille yazılmış, yeni deneysel çalışmalara olanak veren bir çalışma.(3.ncü)

İlmik ilmik  (H. Öztürk), 12 Eylül’de içeri düşmüş bir aydının, tiyatro sanatı aracılığıyla emekçi insanların sorunlarını “oyun içinde oyun” biçiminde anlatan bir sahne eseri. (Özendirme Ödülü)

Büyünün Gözleri: 8 er., 1 kad./ Baton ya da Baton: 15 er., 1 kad./

Şeytan Tırnağı: 8 er., 5 kad./ İlmek İlmek:  11 er.

2000/ 224 sayfa/ 11.5x19.5 cm          ISBN 975-8106-88-2

 

Dizi No: 110 / GÜNGÖR DİLMEN / TOPLU OYUNLARI 5

Kuzguncuk Türküsü / Şan, Şeref, Ün / Troya İçinde Vurdular Beni

 

Kuzguncuk Türküsü: İstanbul’da Kuzguncuk semtinde 1950’li yıllarda Türk, Ermeni, Rum, Yahudi halkı barış içinde yaşamaktadırlar. Üç dinin bayramı art arda gelir ve hep birlikte kutlanır; hep birlikte Bülbül Deresine gidilip bülbül dinlenir; evden eve kokusu komşuya gitmiştir, komşu hakkıdır diye yiyecekler gönderilir; ara sıra kavgalar da olur, ama ertesi gün öpülüp barışılır; hatalar çabuk onarılır. Kuzguncuk’ta yaşam böyle neşeyle sürerken bir gün (6/7 Eylül 1955) bütün İstanbul’da kargaşa, yıkım ve talan patlayıverir; olaylar buraya da gelir; Türk ve azınlık halkı, bütün Kuzguncuklular barikatlar kurar, dayanışmayla yıkımları yangınları önlemeye çalışırlar; ancak bu olaydan sonra azınlıklar semti terk etmeye başlar; azınlık evleri kapanın elinde kalır, bağlı bahçeli evler apartman olur. Oyun, 6-7 Eylül’de toplumsal paranoya ile darmadağın olan ve kazanç uğruna talan edilen bir semtin hazin öyküsüdür; ve oyundaki bütün kişiler gerçektir.

Şan, Şeref, Ün: Thebai’nin yiğit komutanı Amfitrüon, Tanrı Zeus’un kışkırtmasıyla komşu ülkeyi fethe gider; aslında Zeus’un gözü komutanın evde kalan karısındadır.  Oyun, yazarın mitolojik öyküden çıkardığı bir güldürüdür.

Troya İçinde Vurdular Beni  adlı oyununda yazar, Troya savaşları aracılığıyla günümüz savaşlarına göndermelerde bulunuyor.

 

Kuzguncuk T.: 4 er., 2 kad., halk/ Şan Şeref, Ün: 3 er., 3 kad., askerler, tutsaklar/ Troya İçinde Vurdular Beni:  Erkekler, kadınlar.

2000/ 200 sayfa/ 11.5x19.5 cm         ISBN 975-8106-84-4

 

Dizi No: 111 / KÂZIM ERYÜKSEL / TOPLU OYUNLARI 2

Başaklar / Mahkûmlar

Başaklar: Anadolu’daki değişmez geleneklerden biri de kan akıtmak, öç almak, kan davası sürdürmektir.  Tutkular her türlü sağlıklı düşüncenin önüne geçer; öldürmek huzur verir bazılarına. Ne yazık ki kan ve hırs, Anadolu’da aynı zamanda var olan insan sevgisini de, aşkı da, sevdalanmış gönülleri de boğar, yok eder. Oyun, böyle bir kinin neden olduğu, sonu kan akıtmayla biten trajik ve şiirsel bir öyküdür.

Mahkûmlar: Toplumun farklı kesimlerinden insanların ortak dramlarını, bir tutukevindeki kadın mahkûmların öyküleriyle anlatıyor. Oyunda, umutları, beklentileri, tutkuları, dertleriyle memleketimizden bir grup insan manzarası ortaya konuyor; ve böylece topluma ayna tutuluyor. 

 

Başaklar: 5 er., 2 kad., köylüler/ Mahkûmlar: 9 er., 24 kad., çocuklar

2000/ 128 sayfa/ 11.5x19.5 cm         ISBN 975-8106-86-8

 

Dizi No: 112 / RAŞİT ÇELİKEZER / TOPLU OYUNLARI 1

Yağmurum Olsana / Yanlış Adamlar

 

Raşit Çelikezer, sinema eğitimi almış, sinema ve televizyonda uygulamanın içinde bulunarak ürün vermiş genç bir oyun yazarımız.

Yağmurum Olsana’daki başkahraman, yazarlık ve çevirmenlikle uğraşan bir edebiyat profesörüdür.Yazar, yazmaya başlaması için yağmurun yağmasını bekler; ilhamını yağmurdan almaktadır; ancak, yağmur yağsa da yine yazmayacak olan bir tembeldir; yağmur bahanedir aslında; kendini tüketmiştir. Yaşamını kadınların varlığı çevresinde tasarlayıp, birçok kadınla ilgilenmiş, sonunda evliliğinden de olmuş bir kişidir.

Oyunda bu adamın kadınlarla olan ilişkileri ironi dolu bir güldürü ortamında sergiliyor. Fantastik yanı da olan oyunda başkahraman Ferit, kendisini ziyarete gelen Melek’le yaşamını sorgular. Sonuçta, “Yaşamımızda her şeye sahip olsak da, bize hep yeni hayaller, zevkler sunanlar olur ve biz durmadan yeni mutluluklar ararız,” kararına vararak sınırları zorlamadan vazgeçer. Bu kez somut bir Melek’le (adı Melek olan bir kadınla) karşılaşır; artık yaşamının armağanını kazanmıştır.

Yanlış Adamlar bir absürd tiyatro örneği ve tek perdelik bir güldürü. Absürd tiyatronun ana teması yaşamın hiçliğini, kısır döngüsünü, insanların hep başladıkları noktaya dönmelerini anlatıyor.

Yağmurum Olsana: 2 er., 6 kad./ Yanlış Adamlar: 4 er., 1 kad.

2001/ 128 sayfa/ 11.5x19.5 cm           ISBN 975-8106-96-7

 

Dizi No: 113 / MENANDROS / Huysuz Adam (Dyskolos)

 

Türkçesi: Prof. Candan Şentuna

 

Menandros (İÖ. 342-291), Antik Yunan komedyasının son evresi olan “Yeni Komedya”nın baştemsilcisidir. Eserleri kendinden sonra gelen Antik Latin komedyasının baştemsilcisi olan Plautus’u, daha sonra Shakespeare ve Molière gibi tiyatro sanatının en önemli yazarlarını etkilemiştir.

Huysuz Adam, yazarın sayısı 100’ü geçen oyunlarından günümüze tam olarak gelebilen tek eseridir. Bu oyun da ancak 1958 yılında Mısır’da bulanabilmiş ve 1959 yılında dünyaya tanıtılabilmiştir. Oyun ülkemizde ilk kez yayınlanmaktadır.

Oyun, herkesten nefret eden, kimseyle konuşmayan, ters, huysuz bir adam, bir “insan düşmanı” (Misanthropos) olan bir köylünün davranışları üzerine kurulmuştur. Bu adamın güzel kızı, köye av için gelmiş zengin bir ailenin oğluyla tanışır ve onunla gönül ilişkisine girer; Huysuz Adam’ın karşı çıkmasına rağmen mutlu sona ulaşılır. Bu öykü duygusal bir üslupla ve erdemin insan yaşamındaki yeri vurgulanarak komedya türünde anlatılır.

Kitapta ayrıca, Prof. Candan Şentuna’nın Antik Yunan Komedyası, Menandros’un yazarlığı ve Huysuz Adam üzerine kapsamlı bir tanıtma-inceleme yazısı bulunuyor.

Oyuncular: 9 erkek, 2 kadın

2001/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm        ISBN 975-8106-94-3

 

Dizi No: 114 / CİVAN  CANOVA / TOPLU OYUNLARI 1

Kıyamet Sularında / Kızıl Ötesi Aydınlık

 

Civan Canova, tiyatro oyuncusu ve oyun yazarı olan bir sanatçımız. Bu kitap onun ilk oyunlarını içeriyor.

Kıyamet Sularında: Bir meteor dünyaya çarpmak üzere dünyaya yaklaşmaktadır. İnsanoğlunun bu çarpışmayı önlemek gücü yoktur; meteorun çarpma anı beklenmektedir. Böyle bir durumda bir aile içinde bireyler birbirleriyle kıyasıya çatışarak içlerindeki kin ve nefreti döküp yaşamlarıyla hesaplaşırlar.

Kızıl Ötesi Aydınlık,  ülkemizde kısa bir zaman önce, sorgusuz sualsiz avlanıp vurulan gencecik insanların acılarını yansıtan acılı bir oyun. Yargısız infazların yarattığı cehennemin trajik öyküsü.

Böyle bir olaya tanık olan yazar oyun notunda şöyle diyor:

“Onları hiç tanımadım/ Yalnızca resimlerini gördüm gazetelerde/ Cansız bedenlerinin fotoğrafları/Bir şamar gibi çarptı suratıma/Bu oyunu,/O iki sevgilinin anısına  sunmak istiyorum/O genç iki insana.../Benim de bu mahallenin bir ferdi olduğumu/Göz ardı edip/ Kabul ederlerse tabii...”

Kıyamet Sularında:  3 er., 3 kad./ Kızıl Ötesi Aydınlık:  3 er., 1 kad.

2001/ 132 sayfa/ 11.5x19.5 cm          ISBN 975-8106-91-2

 

Dizi No: 115 / CİVAN  CANOVA / TOPLU OYUNLARI 2

Erkekler Tuvaleti / Sokağa Çıkma Yasağı

 

Erkekler Tuvaleti, beş farklı mekândaki, (kumarhane, bir parti merkezi, hapishane, havaalanı, vapur) erkekler tuvaletinde geçen erotik benzetme ve çağrışımların cesurca kullanıldığı absürd, sıra dışı ve oldukça aykırı bir güldürü.

Sokağa Çıkma Yasağı, bir sayım gününde sokağa çıkma yasağının bulunmasından dolayı dışarı çıkamayan bir oteldeki müşteriler ve otel personeli arasındaki ilişkilerin ironik göndermelerle anlatıldığı bir güldürü.

 

Erkekler T: 5 er., 1 kad./  Sokağa Çıkma Y.: 10 er., 3 kad.

2001/ 192 sayfa/ 11.5x19.5 cm          ISBN 975-8106-99-8

 

Dizi No: 116 / CUMA BOYNUKARA/ Ölüm Uykudaydı

 

Oyun, bir Güney Amerika ülkesinde, dört aydının bir hapisane hücresinde verdikleri yaşam savaşını ve kendilerine uygulanan işkenceye, baskılara karşı dirençle yürüttükleri ölüm orucu sürecini anlatıyor.

Saatlerin, gündüzle gecelerin, mevsimlerin olmadığı ya da birbirine karıştığı daracık bir hücrede, insanlık onuru adına ve can pahasına gösterilen soylu direncin bu trajik öyküsü tek oyuncuyla canlandırılıyor.

 

 

Oyuncular: 1 erkek.

 

2001/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm            ISBN 975-8106-94-3

 

D.No: 117 / CUMA BOYNUKARA / TOPLU OYUNLARI 2

Ateşle Gelen / Mem ile Zin

 

Kitaptaki her iki oyun da Güneydoğu Anadolu yöresine ait halk söylencelerden yola çıkılarak yazılmış destansı oyunlar.

Ateşle Gelen, halkın yüzyıllardır süregelen inançlarının kökenlerini anlatıyor. Daha ana karnında kardeşin kardeşle uyuşamadığını anlatan oyunda, mutlu bir dünya yaratılması için kardeşin kardeşi desteklemesi, koruması gerektiği vurgulanıyor.

Mem ile Zîn, halk arasında çok yaygın olarak bilinen bir aşk masalından alınmış bir aşk öyküsü.Bahar kutlamalarında erkek kılığına giren iki kızla, kız kıyafetine giren iki erkeğin birbirlerine olan aşkları anlatılır. Bunlardan birinci çift evlenirlerse de, Mem ile Zîn, onlara karşı fesat karıştıranların çabaları sonucu birbirleriyle birleşemez. Masalsı ögelerle beslenmiş bir Romeo-Juliet öyküsü.

 

Ateşle Gelen:11 er., 4 kad., nöbetçiler, kadınlar erkekler

Mem ile Zin: 11 er., 2 kad., halk, nöbetçiler, mahkûmlar

2001/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm      ISBN 975-8106-94-3

 

Dizi No: 118 / CANER BİLGİNER  /  Çağdaş Ortaoyunları  1 

Hayırlı Evlat / İnternetçi

 

Genç bir yazar ve geleneksel tiyatromuzla uğraşan, bu konuda hocalık yapmakta olan sanatçı Caner Bilginer, kitaptaki iki oyununda geleneksel tiyatromuz ortaoyununun kalıplarını, tiplerini ve sahne düzenini kullanarak çağdaş olayları ve günümüz yaşam koşullarının getirdiği sorunları mizahi bir üslupla sahneye getiriyor.

 

Hayırlı Evlat: 18 erkek  / İnternetçi: 14 erkek.

2001/ 96 sayfa/ 11.5x19.5 cm            ISBN 975-8106-81-3

 

Dizi No: 119 / EURİPİDES /  Eski Yunan Tragedyaları 2

 

Bakkhalar  (Türkçesi: Güngör Dilmen)

 

Bakkhalar, Euripides’in başyapıtlarından biri. Oyunda Tanrı Zeus’un oğlu Bakkhos (diğer adı Dionüsos) kendi inancını Thebai’ye kabul ettirmek için, insan şeklinde Anadolu’dan (Salihli yöresi) Thebai’ye gelmiştir. Dionüsos kendini tanrı olarak kabul etmeyen Thebai’nin genç kralı Pentheus’u ve kralın annesi Agaue’yi (Dionüsos’un teyzesidir) çok ağır biçimde cezalandırır. Dionüsos beraberinde getirdiği içkili çılgın kadınlar yardımıyla bütün Thebai kenti kadınlarını çılgına çevirip dağa gönderir. Bu çılgın kadınlara katılmış olan Agaue, oğlunu bir aslan yavrusu sanıp onu öldürür, kafasını da kargıya geçirip sevinçle Thebai’ye dönüp herkese gösterir. Babası Kadmos ona  gerçeği söyler, o da yavaş yavaş yaptığının bilincine varır. Bundan sonra Dionüsos, Kadmos ve soyunu Thebai’den sürer.

Oyun, duygusal taşkınlığa kapılmış bilinçsiz kitlelerin çılgınlaşıp barbarlaşacağını göstermekte.

Oyuncular: 6 erkek, 1 kadın, koro

2001/ 104 sayfa/ 11.5x19.5 cm           ISBN 975-8106-97-4

 

D. No: 120 / AHMET VEFİK PAŞA /  Eski Türk Oyunları 1

Zoraki Tabip 

 

Eski Türk oyunlarının günümüz Türkçesiyle hazırlanmış bu baskılarında özgün metinden hiçbir kesinti veya onlara ek yapılmamıştır. Zoraki Tabip, Molière’den uyarlanmış, yerli, sevimli tipler ve canlı diyaloglarla ustaca yazılmış bir dolantı güldürüsüdür.

Kocasından sık sık dayak yiyen kadın ona bir oyun oynar; zengin bir adam, hasta kızı için etrafa saldığı adamlarla iyi bir hekim aramaktadır. Kadın, kocasının hekim olduğunu, ancak bunu inkâr ettiğini, dayak yemedikten sonra bunu kabul etmediğini söyleyerek gelen adamları kocasının yanına gönderir. Bu durumun yarattığı karışıklıklar, oyunun ana eksenini oluşturuyor.

Oyuncular: 8 erkek, 3 kadın

2001/ 56 sayfa/ 11.5x19.5 cm           ISBN 975-8106-92-9

 

Dizi No: 121 / ÂLİ  BEY/  Eski Türk Oyunları 2

Ayyar Hamza / Kokona Yatıyor

 

Âli Bey, Tanzimat dönemi tiyatromuzun en önemli temsilcilerinden ve aynı zamanda devlet adamlarından biridir. Onun iki oyunu günümüz Türkçesiyle sunuluyor.

Ayyar Hamza, onun Molière’in Scapin’in Dolapları adlı oyunundan Türk âdet ve geleneklerine başarıyla uyarladığı bir dolantı güldürüsüdür. Oyun, kurnaz ve işbilir uşak Hamza’nın, genç efendisinin sevdiği kızla evlenmesi için evin efendisi cimri Zuhuri Efendiye karşı çevirdiği dolapları anlatır; Hamza, Zuhuri Efendiden genç efendisine gerekli olan altınları aldığı gibi onu çuvala sokup döverek ondan intikamını da alır.

Kokona Yatıyor da Molière’in  başka bir oyunundan uyarlanan ustaca kurgulanmış tek perdelik bir dolantı güldürüsüdür. Kocası evde yokken geceleri dışarı eğlenmeye giden bir kadının hizmetçisi, evin erkeğinin bir gece aniden eve dönmesi sonucunda, evde olmayan hanımını bu durumdan kurtarmak için gösterdiği çabaları ve çok kurnazca çevirdiği entrikaları sergiler.

Ayyar Hamza: 6 er., 4 kad. / Kokona Yatıyor: 2 er., 1 kad.

2001/ 96 sayfa/ 11.5x19.5 cm           ISBN 975-8106-98-1

 

D. No: 122 / YAKOVOS KAMBANELLİS / Odisea Evine Dön

Türkçesi: Panayot Abacı

 

Ünlü Yunan yazarı Yakovos Kambanellis’in Yunan mitolojisinden günümüze uyarlanmış bir eleştirel politik güldürüsü.

Odisea Evine Dön, günümüzde ‘halkla ilişkiler’ ve ‘pazarlama’ teknikleriyle ve efsanelerle yaratılmış bir kahramanın ironik öyküsü. Oyunda, politik kaygılarla yalanla gerçeğin nasıl birbirine dönüştürüldüğü, toplumsal yönlendirmenin iktidar çıkarları için nasıl işlediği eğlence bir üslupla anlatılıyor.

 

Oyuncular: 17 erkek, 6 kadın.

2001/ 88 sayfa/ 11.5x19.5 cm              ISBN 975-8106-90-5

 

D. No: 123 / RAŞİT ÇELİKEZER  / TOPLU OYUNLARI 2

Mutlu Beraberlik / Bir Kuşluk Vakti

 

Mutlu Beraberlik, kadın-erkek ilişkilerinde karşılıklı birbirine her şeyi söylemenin yarattığı ‘ortak yaşam fantazisi’ni, bir sanatçının yalnızlığı ekseninde sorguluyor; bu yaşam kesiti sürprizlerle doludur.

Bir Kuşluk Vakti, geçmiş yaşamlarına saplanıp kalmış iki huysuz, geçimsiz yaşlı adamın dostluklarının, yaşamda yalnız kalma korkularının hüzünlü, eğlenceli, ironik öyküsü.

Mutlu Beraberlik: 3 er., 3 kad./ Bir Kuşluk Vakti: 2 er.

2001/ 128 sayfa/ 11.5x19.5 cm        ISBN 975-8648-01-6

 

Dizi No: 124 / BEHİÇ  AK / Tek Kişilik Şehir

 

Tek Kişilik Şehir, günümüz insanını yalnızlığa iten ve giderek sadece “tek kişilik aileler” için kullanışlı hale gelmeye başlayan metropol yaşamının mizahi bir eleştirisi.

 Oyun, insanlığın yaşam biçimini temelden değiştirmeye başlamış olan ‘internet çağı’ insanının güncel yazgısını traji-komik bir atmosferde yansıtıyor; ayrıca birey kavramını sorgulayan Tek Kişilik Şehir, günümüz yaşam biçiminin dayattığı birçok kavram ve ilişkiyi de yeniden tartışmaya açıyor.

Behiç Ak bu oyunuyla, 2002 Yılı  Afife-En İyi Oyun Yazarı Ödülünü almıştır.

Oyuncular: 2 er., 1 kad.

2002/ 88 sayfa/ 11.5x19.5 cm            ISBN 975-8648-03-0

 

Dizi No: 125 / ÖZEN YULA / TOPLU OYUNLARI 3

Gayri Resmi Hurrem/ Sahibinden Kiralık/ Yakındoğu’da Emanet

 

Gayri Resmi Hurrem, Osmanlı sarayında sultan kadınların devlet yönetiminde söz sahibi olma, dolaylı olarak yönetime katılma tutkularını, oyun içinde oyun biçiminde ve yer yer geleneksel tiyatromuz gölge oyunu, kukla oyunu gibi ögelerini de kullanarak anlatıyor. Haremdeki iki cariye, Hurrem Sultan’la cariyesini canlandırarak oyuna başlar ve Hurrem Sultan’ın fantezilerle süslenmiş, usta bir kurguyla yazılmış bu yaşam öyküsünde, onun iktidar mücadelesini, acımasızlığını, hırs ve tutkularını sergilerler. Bu cariyelerden Mahpeyker adlı olanı, ilerde Kösem Sultan olacak olan cariyedir. Böylece saray entrikalarının kuşaktan kuşağa, abartılı ve süslenmiş öyküler aktarılarak sürdüğü anlaşılır. Oyun, 2003 Yılı Afife Ödülleri - En İyi Yazar Ödülünü almıştır.

Sahibinden Kiralık’ta büyük kentte ekonomik zorluklar nedeniyle darmadağın olmuş alt sınıf insanlarının kirletilmiş, sıra dışı yaşamlarından çarpıcı kesitler sergileniyor. Satılık bedenler, çarpılmış değer yargıları, geri dönüşü olmayan öteki yaşam biçimleri vb. olguları içinde barındıran “underground” bir âlemden çarpıcı görüntüler... cesur bir metin.

Yakındoğu’da Emanet, geleceğin insanlarından, bugünün insanına ‘ihanet-ölüm-çürüme’ temaları üzerine post-masallar. Oyun, paramparça bir yapıdan kelimeler ve anlamlar üzerine bütünlüğe yönelik bir yolculuk... “Önce kelimelerin lanetine, sonra Tanrının acımasızlığına emanet ediyorum sizi,” diye biten oyun, yeni 21. yüzyılda ‘iletişimsizlik-yabancılaşma-yalnızlaşma’ üçgeni içinde kıvranan bireyin yaşadığı umutsuzluğu vurguluyor.

Gayri Resmi Hurrem: 2 kad., kadınlar / Sahibinden K: 5 er., 1 kad.

Yakındoğu’da Emanet: 3 er., 2 kad.

2002/ 144 sayfa/ 11.5x19.5 cm        ISBN 975-8648-02-3

 

Dizi No: 126 / TEODOR KASAP /  Eski Türk Oyunları 3

Pinti Hamit / İşkilli Memo

 

Ülkemizdeki ilk mizah dergisi Diyojen’i yayınlamış Rum asıllı yazarımız Teodor Kasap’tan iki Molière uyarlaması.

Pinti Hamit, Cimri oyunundan uyarlanmış bir güldürü Latin harfleriyle ülkemizde ilk kez yayınlanmakta. Oyun, parayı yaşamda tek amaç ve bütün insani değerlerden üstün gören, bu yüzden de çevresine yabancılaşan bir insanı anlatır; günümüzün parayı temel değer sayan kapitalist düzene de güçlü bir eleştiri getiriyor.

İşkilli Memo, bir dolantı komedisi. Bir babanın, kızını onun sevdiği bir erkek yerine zengin bir adamın oğluna vermek istemesi temasına dayalı oyunda dolantı yanlış anlamalar üzerine kurulu. İşkilli Memo, “paranın çirkini güzelleştiren” gücüne inanan burjuva paralı evliliklerine eleştirel bakan tek perdelik bir oyun.

Pinti Hamit: 9 er., 5 kad. / İşkilli Memo: 6 er., 3 kad.

2002/ 112 sayfa/ 12x19.5 cm.            ISBN 975-8648-06-1

 

D. No: 127 / Thomas JONIGK/Genç Alman Y.1/Torun İstiyorum

 

Genç yazar bu oyununda, Alman toplumunun klişelerini kullanarak, aileyi grotesk biçimde bir burjuva cehennemi olarak çiziyor. Oyun, festivallerde sahnelenmiş ve birçok ödül almış.

Torun İstiyorum, erkeklerin her şeye egemen olduğu, kadınların doğurganlık güçlerine güvendiği, dini kurumların hep ‘güçlüler’in yanında yer aldığı ve çocukların da bütün bu olanları gözü kapalı kabul ettiği bir yaşam biçimini, gerilimli bir atmosferde karikatürize ederek acımasızca hicvediyor. Oyun, baştan sona burjuva toplumunun yüzüne şamar atarak onu yerden yere vuruyor.

 

Oyuncular: 4 erkek, 3 kadın

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8648-10-8

 

Dizi No: 128 / RECAİZADE EKREM / Eski Türk Oyunları 4

Çok Bilen Çok Yanılır

 

19. yüzyıl Türk edebiyatının en önde gelen yazar ve şairi Recaizade Ekrem’in bir dolantı komedisi olan bu oyunu,  çağdaşı diğer oyun yazarlarının yaptığı  gibi Molière oyunlarından bir uyarlama değil. Binbirgece Masalları’ndaki bir öyküden esinlenilerek yazılmış bu oyun, törelerimizi ve Osmanlı döneminin yaşam biçimini yansıtan, çok ustaca bir kurguyla yazılmış o dönemin en başarılı oyunlarından biri.

Dönemin adliye sistemi ve hâkimlik kurumuna eleştirel bir bakışı yansıtan oyun, başkalarına oyun oynamak isteyen bir kişinin, zaafları nedeniyle kendisinin içine düştüğü oyunu eğlenceli biçiminde anlatıyor (Günümüz Türkçesiyle).

Oyuncular: 9 erkek, 4 kadın.

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm        ISBN 975-8648-08-5

 

Dizi No: 129 / CUMA BOYNUKARA / O’nun Saltanatı

 

O’nun Saltanatı, bir pansiyonda geçen, toplumun alt sınıfından itilmiş, horlanmış, toplum dışına itilmiş insanlarını biraraya getiren bir oyun; kara güldürü ve absürd tiyatro ögelerini içinde ortak olarak barındıran, ama aslında,  küçük bir modelle,  devlet-toplum-mafya ilişkilerinde yaşananların eleştirisi.

Bir pansiyonda yaşayan insanlar her tür pis işi yapmakta, yalan, dolan, hırsızlıkla, çevirdikleri dolaplarla hem dışardakileri hem birbirlerine kazıklamaktadırlar. Üst katta ayağını yere vurup aşağıdakileri idare eden, çalıntı paralarla güçlenmiş “O”, büyük projeler kurar; pansiyon beş yıldızlı otel olacaktır, kumarhaneler kuracak, barlar povyonlar, randevuevleri açacaktır. Ancak iç çatışmalar, mutlak iktidar girişimleri geri teper, arkadan vurmalar, ihanetler başgösterir; sonunda bu saltanat pansiyon takımının bir karabasan gibi üstüne çöker.

Oyun, Adana Belediyesi 2001 Yılı Koza Oyun Yazma Yarışmasında İkincilik Ödülü almıştır.

Oyuncular: 11 erkek, 1 kadın.

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm          ISBN 975-8648-03-0

 

Dizi No: 130 / Roland  SCHIMMELPFENNIG /

Genç Alman Yazarları 2 / Uzun Zaman Önce Mayısta

 

Oyun, kaba hatlarıyla çizilmiş bir aşk öyküsü. Yazarın belli bir yöntem, üslup ya da tema olmayan oyunları biçimine uygun şekilde kısa 81 tablodan oluşuyor. Kısa kesik konuşmalar, sahnede birtakım devinimler ve giriş çıkışlarla anlatılan öykü, seyircinin sürekli soru sormasına, yorumlar yapmasına yol açıyor.

 

Oyuncular: erkekler, kadınlar, çiftler

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm          ISBN 975-8648-11-5

 

Dizi No: 130 / THOMAS BRASCH / Genç Alman Yazarları 3

Kadınlar. Savaş. Komedi

 

Şair, roman, öykü, oyun yazarı ve film yönetmeni olan Thomas Brasch, bu oyununda ‘erkek işi’ olan savaşı kadın gözüyle yansıtırken savaş karşıtı biri olduğunu gösteriyor.

Kadınlar. Savaş. Komedi, düz bir çizgide gelişen, nedensellik içeren, alışılagelmiş dramatik yapıda bir oyun değil.Yazar oyuna tarih-edebiyat ve masal dünyasından irkiltici sahneler katmış; böylece gerçekle imgelemi, zaman-mekân ve kişilikleri iç içe geçiriyor. Komedya ve trajik ögeler birbirini izleyerek epik biçimde bir dönem eleştirisi yapılıyor.

 

Oyuncular: 2 erkek, 5 zenci erkek, 2 kadın.

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm          ISBN 975-8648-08-5

 

Dizi No: 131 / RAŞİT ÇELİKEZER  / Hiçbir Şey

 

Genç yazar Raşit Çelikezer’in bu oyunu yalnızca paradan para kazanma hırsıyla çalışmayı yeğleyen yeni genç kuşağın yaşamlarından ibret verici bir kesiti eleştirel bakışla yansıtıyor.

Borsa işlemleri aracılığı yapan genç iki arkadaşın kurduğu bir işyerinde geçen olayda, kendisinde değer kazanacak bir şirketin hisseleri bulunan komşu işyerinden kısa bir süre için bunları ele geçirerek kullanmak ve büyük para kazanmak isteyen iki arkadaşın, bu iş için o işyerinde çalışan genç kızın duygusal yaklaşımını kötüye kullanarak amaçlarına ulaşma uğraşıları anlatıyor.

Günümüzde geçen oyun, yeni dünya düzenine ayak uydurmaya çalışan iş dünyasındaki genç kuşağın kazanmak için birbirini ezip geçen, çıkarcı, acımasız, duygusuz, şiddet ve yalan dolu yaşam biçimlerini gerilimli bir atmosferde sergiliyor.

 

Oyuncular: 2 erkek, 1 kadın.

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm       ISBN 975-8648-03-0

 

Dizi No: 132/ YAKOVOS KAMBANELLİS /  Harikalar Avlusu

 

Kambanellis bu oyununda, Atina’da bir kenar mahallesinde yaşayan insanların zorluklar içinde geçen yaşamlarını, bu yaşamdan kurtulmak için çabalarını ve umutlarını, gönül ilişkilerini toplumcu-gerçekçi bir anlatımla yansıtıyor.

Aynı avluya bakan beş odada oturan beş ailenin bütün yaşamları iç içedir; bütün sevinçler, üzüntüler, sırlar  paylaşılır; birbirlerine destek olarak güçlüklerle dolu yaşam kavgasında ayakta kalmaya çalışırlar. Oyun, dünyanın her yerinde küçük insanların sıcak duygularıyla oluşturdukları dostluk ve dayanışmalarını sergiliyor.

 

Oyuncular:  7 erkek,  5 kadın.

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm.         ISBN 975-8648-03-0

 

Dizi No: 134 / GÜNGÖR DİLMEN /  Osmanlı Dram Tiyatrosu

 

Güngör Dilmen’in, ilk Türk aktörü ve İlk Darülbedayi hocalarından Ahmet Fehim’in (1857-1930), yayınevimizin Kültür Dizisi içinde yayınlanmış olan Sahnede Elli Sene adlı anı kitabından yola çıkarak yazdığı son oyunu Osmanlı Dram Kumpanyası.

1876’daki 1. Meşrutiyet şenlikleriyle başlayan oyun, zaman içinde önceye de giderek oyuncusu, yazarı, yönetmeni ile Türk tiyatrosunun yaratılmasında emeği geçen tiyatrocuların yaşamlarından sahnelerle gelişiyor. Dönemin Osmanlı İmparatorluğunun siyasal ve toplumsal yaşamını da birlikte yansıtan oyun, o dönem tiyatrocuların dramıyla Osmanlı’nın tarih sahnesindeki dramanı paralel olarak verirken, bunların ikisinin örtüştüğünü gösteriyor.

 

Oyuncular: 27 erkek 4 kadın, kadınlar, askerler.

2002/96 sayfa/ 11.5x19.5 cm.           ISBN 975-8648-22-1

 

Dizi No: 135 / CİVAN CANOVA / Toplu Oyunları 3

Ful Yaprakları / Düğün Şarkısı

 

Ful Yaprakları’nda, günümüzde sanal bir yaşam tutkusuna dönüşmüş ve insanı toplumdan soyutlayan internet’in insanoğlu için hazırladığı tuzaklardan bir örnek sunuluyor. İnternet yoluyla kurulmuş bir erkek-kadın ilişkisinin, çoğu kez olduğu gibi yalanlar üzerine kurulması sonucu ortaya çıkan bir trajik öykü sergileniyor.

Düğün Şarkısı, bir genç kızın evlilik öncesi ile sonrası arasında hayal gücü ile yaptığı bir gezinti. Akşamki düğün törenine  hazırlanmakta olan kızın, bu olaydan duyduğu coşkun mutluluğunun derin etkisiyle yaşadıkları ve gelecek üzerinde endişe dolu düşleri, usta bir kurgu ve şiirsel bir anlatımla sergileniyor.

 

Ful Yaprakları: 1 er., 2 kad./ Düğün Şarkısı: 1 kad. (Ayrıca, 4 er., 2 kad. kısa bir süre görünür ancak hiç konuşmazlar)

2002/112 sayfa/ 11.5x19.5 cm.           ISBN 975-8648-15-3

 

Dizi No: 136 / Marius von MAYENBURG /

Genç Alman Yazarları 4/ Ateş Yüzlü

Ergenlik çağındaki iki gencin gözünden yetişkinlerin ‘normal’ dünyasına çok aykırı ve keskin bir eleştirel bakış.

Yetişkinliğe geçişin eşiğindeki genç insanlar üzerine yazılmış ‘ateş gibi yakıcı’ ve rahatsız edici bir oyun.

Oyuncular: 3 erkek, 2 kadın.

2002/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm.                  ISBN 975-8648-19-1

 

Dizi No: 137 / Tuncer CÜCENOĞLU /    Çığ

 

Çığ, bir doğa olayı olan çığın etkisiyle küçük bir köydeki insanların korku içindeki adeta işkenceye dönüşen yaşamlarını anlatıyor. Oyun, çığ nedeniyle yaratılmış baskıcı bir yönetimin, insanlık dışı eylemleri gerçekleştirdiğini gösterirken, genel anlamda toplumsal yaşamda suskun kaldıkça sıranın herkese gelebileceğini gergin oldukça bir dramatik ortamda sergiliyor.

Oyuncular: 7 erkek 5 kadın

2002/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm.           ISBN 975-8648-16-0

 

Dizi No: 138 / ÜLKER KÖKSAL / TOPLU OYUNLARI 4   

 

Buluşma/ Tata’nın Çocukları / Dönüş Yolunda Bir Çocuk /Şaka / Eşikte/ Sil Baştan/ Sıfıra Bir Var /Binbir Çiçek Kolonya Fabrikası

Yazarın  kısa oyunlarını biraraya getiren bu kitapta,  gerçekçi ve fantastik temaları işlediği beş kısa oyunuyla, ödül kazanmış radyo oyunlarından tiyatro sahnesine kolayca uyarlanabilecek üç oyunu bulunuyor. Usta kadın yazarımız bu oyunlarında da, insana olumlu, sevecen bakışıyla, her zamanki gibi olumsuzlukların yarattığı engellerin aşılacağı umudunu yansıtıyor.

2002/ 160 sayfa/ 11.5x19.5 cm.          ISBN 975-8648-20-7

 

D. No: 139/SOFOKLES / ESKİ YUNAN TRAGEDYALARI 3

Kral Oidipus  (Türkçesi: Güngör Dilmen)

Kral Oidipus, Antigone ile birlikte Sofokles’in (İÖ. 496-406) başyapıtıdır. Yaşamı üstün başarılarla geçen Oidipus’un yazgısıdır: Babasını öldürecek, annesiyle evlenecek ve ondan çocukları olacak!.. Kulağına ulaşan bu uğursuz yazgıdan kurtulmak için evinden yurdundan kaçar. Düğüm çözücü Oidipus, bir dedektif gibi zamanı eşeler, geçmişini sorgular, kendini köşeye sıkıştırır; aradığı suçlu kendisidir. Sofokles’in ustalığı büyük bir dramatik gerilim yaratan bu kurguda yatıyor. Gören bir kişiyken gerçeği göremeyen, oysa körken gerçeği gören bir trajik tersinlemenin anlatıldığı oyun, insanın gerçeği acı çekerek öğrenebildiğini göstermek istemektedir. Ayrıca insanın yaşamının raslantılara bağlı olarak ne kadar belirsiz ve güvensiz olduğunu gösterir.

 

Oyuncular: 7 er., 1 kad.,  koro, yurttaşlar.

2002/96 sayfa/ 11.5x19.5 cm.         ISBN 975-8648-33-7

 

D.No: 140 / W. SHAKESPEARE / Aşkın Çabası Boşuna

Türkçesi: Ali Neyzi

Shakespeare’in ülkemizde şimdiye kadar hiç yayınlanmamış bir komedyası. Oyunda, genç Navarre Kralı ile üç arkadaşı bir yıl süreyle kadınlarla ilişkilerini tamamen kesip kendilerini okumaya ve bilime vermeyi kararlaştırırlar. Ancak Fransa Prensesi, üç güzel nedimesiyle İngiltere’yi ziyarete gelince işler karışır. Sürekli aldatmacalarla ve gülmeceyle gelişen oyun, Fransa’dan gelen bir haber üzerine sona erer ve bu komedide mutlu son gerçekleşmez. Filme de alınmış olan bu oyunda Shakespeare, gerçek tarihsel olaylara dayanmayan özgün bir temayı şiirsel bir güldürü olarak anlatmıştır.

 

Oyuncular: 13 er., 5 kad., uşaklar, muhafazlar.

2002/ 128 sayfa/ 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8648-23-8

 

D. No: 141 / Vala THORSDOTTIR / İZLANDA  OYUNLARI

Çatıdaki Yarasa  / Teleskop, Çikolata, Pis Gazlar ve Çöplük /

Bildiğiniz Şeyler   (Türkçesi: Semih Çelenk - Ayşe Üner)

 

Çatıdaki Yarasa, toplumsal sorunları, ruh sağlığını yitirmiş bir kadının bireyinde irdeleyor. Depresif atakları nedeniyle bir ‘deli’ olduğuna inanılan kadına kimse dokunamaz; kadın yaşamda üstünlük kurar; bu delice üstünlük oyunun temel ironisidir.

Teleskop.., sistemin otomatikleştirdiği, tekdüzeliğe çevirdiği insanların gerçek bir kurtuluşunun olamayacağını gösteriyor.

Bildiğiniz Şeyler, boşanmış,  30 yaşlarında bir kadının bunalımlarını, uyumsuzluklarını anlatıyor. “Dul” olmanın zorunlu toplumsal rolü içinde dul kadınlar için yaratılan ‘açık pazar’da seçilmeyi bekleyen bir ürün haline gelen kadının ironik öyküsü.

Oyuncular:  1 kadın

2002/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm.      ISBN 975-8648-32-0

 

D.No: 142 / CUMA BOYNUKARA / Toplu Oyunları 3

Suyun Rengi / Beceriksizler

 

Suyun Rengi, toplumsal kökenleri bakımından uzlaşmalar çelişkileri olan bir kadınla erkeğin, ancak aşk araya girince uzlaşma aramaları sonucu bu sorunu başka bir dünyayı düşleme ve yaratmayla aşabileceklerini anlatan bir oyun.

Beceriksizler, yaşamdan bıkmış ve ölümü umut olarak düşünenlerin, bu umutlarını gerçekleştirme aşamasında uğradıkları beceriksizliklerini çağdaş bir tragedya olarak sergiliyor.

Suyun Rengi: 1 er., 2 kad. / Beceriksizler:  2 er., 1 kad.

2002/120 sayfa/ 11.5x19.5 cm.        ISBN 975-8648-32-0

 

Dizi No: 14 3 / COŞKUN IRMAK / Siyah Çoraplılar

 

Siyah Çoraplılar, tarihin yazdığına göre İstanbul’da  kurulmuş ilk Türk futbol takımın adı. Bu takım, İstanbul’un 20. yüzyıl başlarında Osmanlı İmparatorluğun’nun çözülme ve dağılma döneminde ortaya çıkmış ve işgal sırasında yabancı güçlere karşı toplum için özgürlük, varlık ve kimlik arayışı olarak önemli bir görev üslenmiş.

Oyun, hem bu takımın kuruluşunu, hem ilk ve son maçını anlatıyor, ayrıca daha sonra ilk futbolcuların ve Fenerbahçeli oyuncuların Milli Mücadele’ye olan bağlılık ve katkılarını, silah kaçırma çabalarını belgesel bir oyun olarak sahneye getiriyor.

Bir anlatıcı aracılığıyla açık biçimde yazılmış olan Siyah Çoraplılar, Cumhuriyet’in kuruluşuna toplumsal vicdanın desteğini yansıtan gerçek olaylardan yola çıkılarak yazılmış yarı-belgesel bir oyun.

Oyuncular: 24 er., 3 kad., askerler, tayfalar, seyirciler.

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm.          ISBN 975-8648-31-3

 

D. No: 144 / R. W. FASSBİNDER /  TOPLU OYUNLARI 1

Kahvehane / Korku Kemirir Ruhu / Kerhaneci

 

Rainer Werner Fassbinder (1946-1982) daha çok filmleriyle tanınan bir sanatçı. Eserleri ve marjinal yaşam biçimiyle ilgi çekmiş bu aykırı yazarın bütünüyle birbirinden farklı üç oyunu.

Kahvehane. Goldoni’nin aynı adlı oyunundan yeniden yazılmış, insanların para ilişkisine dayalı yaşamları ve bunla arasında yardımlaşmanın olanaksızlığını anlatıyor.

Korku Kemirir Ruhu, kendine ait filmin senaryosu; Almanların yabancı işçilere karşı sert tavrını yansıtan çok duyarlı bir oyun; Faslı işçi ile yaşlı bir Alman kadının “küçük bir aşk” öyküsü.

Kerhaneci, işçiler arasında geçen, yabancı işçilerin kaba saba, küfürlü konuşmalarını yansıtan sıra dışı bir oyun.

Kahvehane: 9 er., 2 kad./

Korku :  13 er., 10 kad. /

Kerhaneci: 5 er., 5 kad.

2002/ 144 sayfa/ 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8648-27-6

 

Dizi No: 145 / FERAİZCİZADE  MEHMET ŞAKİR

 Eski Türk Oyunları 5 / İlk Göz Ağrısı

 

 

Feraizcizade (1853-1911), Bursa’da Ahmet Vefik Paşa’nın açtığı tiyatroda onunla birlikte çalışmış ve orada hacalık yapmış bir komedi yazarımız. Onun yazdığı oyunlar o dönemin yaşam biçimini yansıtan, özgün temalı eserler.

İlk Göz Ağrısı,  evlilik kurumuyla o dönemin evlenme âdet ve geleneklerini işleyen bir töre komedisi. Oyunda, dönemin toplumsal ve kültürel yapısı, zengin bir halk dili ve renkli tiplemelerle ustaca –ve günümüz Türkçesiyle– yansıtılıyor. 

Oyuncular:  5 erkek, 5 kadın

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm.      ISBN 975-8648-30-6

 

Dizi No: 146 / W. SHAKESPEARE / V. Henry

Türkçesi: Ali H. Neyzi

 

V. Henry, Shakespeare’in iki kez sinemaya uyarlanmış, ülkemizde hiç yayınlanmamış ve oynanmamış bir oyunu. 

Oyunda, 26 yaşında kral olan ve iki yıl sonra, sayıca kendilerinden 5 kat fazla askere sahip Fransız ordularını Agincourt Savaşında yenilgiye uğratan V. Henry’nin cesaret ve kahramanlıkları anlatılır.

Gençliği eğlence ve hovardalıkla geçmiş bir prensin, kral olup  sorumluluk alınca devlet yönetiminde gösterdiği ciddiyet, bilgelik ve cesareti anlatan oyun, Shakespeare’in tip yaratmadaki ustalığını bir kez daha ortaya koyuyor.

 

Oyuncular: 42 er., 4 kad., muhafızlar, erler, nedimeler, uşaklar

2002/ 144 sayfa/ 11.5x19.5 cm.          ISBN 975-8648-24-5

 

D. No: 147 / Yakovos KAMBANELLİS /  Yol İçerden Geçer

Türkçesi: Panayot Abacı

 

2. Dünya Savaşı sonrası Yunan drama sanatının temsilcisi sayılan  yazar  Kambanellis,  zengin bir köşkte geçen bu oyununda, üst düzeyde bir burjuva ailesinin yaşamını irdeliyor. Yazarın Burjuva Üçlemesi adı verilen üç oyunundan biri.

Oyunda, bu ailenin köşkteki eşyalarını yıllardır için için kemirerek onları yiyip bitiren kurtçuklar gibi, kendi kendilerini yiyerek sınıflarının bitişini hazırlama öyküsü anlatılıyor. Sonunda köşkte antika eşyaların sergilenip pazarlanmasını kabul ederek parçalanma sürecinde kendi çıkarları için birbirlerine ve zevkleri için alt sınıftan gelen güzel bir kadına oynadıkları oyun sergileniyor.

Oyuncular:  3 erkek, 2 kadın

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm.           ISBN 975-8648-33-7

 

D. No: 148 / SİNAN BAYRAKTAR / Definename

 

Sinan Bayraktar, tiyatro yazarlığı eğitimi görmüş genç bir yazar. Definename’de kendi yaşayıp büyüdüğü Trakya’daki Çorlu ilçesinde 1970’lerde geçen bir define arama öyküsünü, yerel dil ve âdetlerini kullanarak eğlenceli ve açık biçimle anlatıyor.

1970’lerde küçük kentlerin o dostluk, dayanışma, komşuluk ilişkileri daha henüz bozulmamıştır; birbirlerine içten ve sıcak davranan insan tipleri, özel toplumsal doku, yerel yaşama biçimi bu sımsıcak atmosferli seyirlik oyunun ana ögeleridir. Oyundaki Anlatıcı, oyunun bir kahramanıdır aynı zamanda; sevdiği kız Özlem’le olan aşkı, bu öykünün define arama öyküsüne paralel giden sevimli bir gönül ilişkisidir.

Oyuncular:  16 er., 6 kad., Mahalleliler, Jandarmalar

2003/ 112  sayfa/ 11.5x19.5 cm.         ISBN 975-8648-35-1

 

D. No: 149 / William SHAKESPEARE / Kral John

 Türkçesi: Ali H. Neyzi

 

Kral John, büyük yazar Shakespeare’in çıraklık döneminde yazdığı bir oyun. İlk kez Türkçeye çevrilip basılmış oluyor.

Kral John, İngiltere’de 1199-1216 yılları arasında krallık yapmış biri. Krallık hakkının kendisine geçmesi için yeğeni Arthur ile yaptığı mücadeleler bu oyunun ana eksenini oluşturuyor. Fransızlar, İngiltere tahtına Arthur’u oturtmak için İngiltere’nin içişlerine karışırlar; birtakım komutanlar Fransız tarafına geçer. Ancak bir soylunun Veliaht Arthur’un Fransa’ya geçenleri kendisi kral olunca öldürteceğini bildirmesi ile karşı tarafa geçenler geriye, John’a dönerler. Daha sonra  Kral John bir keşiş tarafından zehirlenerek öldürülür. Sonunda İngiltere birliğini yeniden kurmak üzere herkes yeni Kral III. Henry’in çevresinde toplanır.

Oyuncular:  19 erkek, 3 kadın, Muhafızlar, Haberciler

2003 / 112  sayfa/ 11.5x19.5 cm.          ISBN 975-8648-29-0

 

D. No: 150 / MAKSİM GORKİ /   Toplu Oyunları 1

Küçük Burjuvalar / Yegor Bulıçov ve Diğerleri

Türkçesi: Koray Karasulu

 

Küçük Burjuvalar oyununda Gorki, varlıklı bir aile çevresinde geçen olaylarda küçük burjuva insanının kararsız, ürkek, çıkarcı küçük dünyasının karşısına, genç işçi Nil’i koyarak, devrimci anlayışın insancıl yönünü vurguluyor.

Yegor Bulıçov ve Diğerleri, 1917 devriminden sonra 1931’de yazılmış, devrim öncesinin toplumsal bunalımını, bir burjuva ailesi boyutunda anlatıyor.

Küçük Burjuvalar: 8 er., 7 kad. / Yegor ve Diğerleri: 13 er., 9 kad.

2003 /176  sayfa/ 11.5x19.5 cm.          ISBN 975-8648-38-2

D. No: 151 /E. VOLDER-P. POURVEUR / Belçika Oyunları 1 

Oda ve Adam / Kuzey Işığı  (Türkçesi: Şaban Ol)

 

Oda ve Adam (Eric de Volder), bir kadınla bir erkeğin çekingen, ürkek ve bire bir örtüşen duygularıyla yaşadıkları masum bir aşk serüveninin duygu yüklü bir anlatımı; aşkın masumiyetinin sergilendiği sahne için yazılmış bir aşk şiiri.

Kuzey Işığı (Paul Pourveur), 1927 yılında dünyanın en ünlü fizik bilginlerinin (Einstein, Niels Bohr, Max Planck, Karl Heisenberg) gerçekleştirmiş oldukları bilimsel bir toplantının arka planında gelişen bilimsel gerçekliğin aranma öyküsünü anlatıyor; oyun,  aynı zamanda da savaşa karşı bir tavrın gerekliliğini ortaya koyuyor.

 

Oda  ve Adam: 1 er., 1 kad. / Kuzey Işığı.: 3 er.

2003 / 128  sayfa/ 11.5x19.5 cm.      ISBN 975-8648-39-3

 

D. No: 152 / GÜNGÖR DİLMEN /  Toplu Oyunları 6

Devlet ve İnsan / İttihat ve Terakki / Hakimiyet-i Milliye Aşevi

 

Kitapta, yakın tarihimizden yola çıkılarak yazılmış ve kronolojik sıralanmış üç oyun bulunuyor.

Devlet ve İnsan, 1. Meşrutiyet’in ilanı, ilk Anayasa’nın kabulü serüvenini ve Mithat Paşa ile Abdülhamit’in mücadelesini;

İttihat ve Terakki,  Abdülhamit’in devrilip 2. Meşrutiyet’in ilanı ile İttihatçıların  ülkeyi 1. Dünya Savaşı’na  sürükleme macerasını; 

Hakimiyet-i Milliye Aşevi, 1. Dünya Savaş sonrası dağılan imparatorluğun arkasından ülkenin bir Kurtuluş Savaşına gitmek zorunda kalışını ve bu savaş döneminin en kaygılı günlerinden başlayarak Lozan Barışı’na açılan günleri anlatıyor.

 

Devlet ve İnsan:: 17 er., 2 kad., Erler / İttihat ve T.:  22  er., 3 kad. / Hakimiyet-i Milliye Aşevi: 17 er., 1 kad.

2003 / 288 sayfa/ 11.5x19.5 cm.        ISBN 975-8648-36-5

 

D. No: 153 / TUNCER  CÜCENOGLU / Sabahattin Ali

Sabahattin Ali, toplumcu-gerçekçi edebiyatımızın öncülerinden yazar Sabahattin Ali’nin yaşamöyküsünü yansıtan tümüyle belgesel bir oyun.

Oyunda, onun, ülke yönetiminden gördüğü baskılar, yaşadığı bunalımlı günler ve bir yargısız infaz vakası olan hunharca katledilmesi sahneye getiriliyor. Bu eser, Sabahattin Ali’nin yaşamına ait belgelerden, dostları, tanıdıkları ve aile yakınlarının anılarından ve nihayet mahkeme tutanaklarından yola çıkılarak yazılmış, yakın tarihimizin bu gerçek trajik olayını yeniden gündeme getiren bir çalışmadır.

 

Oyuncular: 29 erkek, 10 kadın

2003 / 128 sayfa/ 11.5x19.5 cm.        ISBN 975-8648-41-6

 

D. No: 154 / BEHİÇ  AK /  Toplu Oyunları 1

Fay Hattı / Newton Bilgisayardan Ne Anlar

 

Fay Hattı, depremi konu alarak güvenlik kavramını sorgulayan ironi dolu bir oyun. Güvenlik adına yapılan her şey tam tersi bir etki yaratır. Hırsızlardan korunmak için yapılan  demir kapı depremde sıkışır, dışarı çıkmayı engeller; eve gelen hırsız bir “kurtarıcı” haline dönüşebilir. Oyunda, deprem korkusuyla yaşayan bir kentte, depreme önlem almaya çalışan, bu endişesiyle yaşayan ve bir taraftan da depremde zarar gören insanlara yardım etmeye hazırlanan bir karı koca ile depreme karşı önlem almada uç noktaya gitmiş  komşuları genç adam arasında gelişen olaylar bir durum komedisi türünde sergilenmektedir.

Newton Bilgisayardan Ne Anlar, çevresinin ve ülkenin bütün sorunlarından kendini soyutlamış, yalnızca bireysel huzuru arayan bir karı koca arasında geçmektedir. Yaşam biçimlerini yemek yemek ve dünyadan soyutlanarak kendi başlarına hiçbir şeyi düşünmeden yaşamak olarak seçmiş olan bu çiftin, bir plajdaki konuşma ve davranışları eleştirel bir bakışla  sahneye getirilir. Bir “huzur” eleştirisi...

 

Fay Hattı: 2 er., 2 kad. / Newton B. N. Anlar:.: 1 er., 1 kad.

2003 / 144 sayfa/ 11.5x19.5 cm.      ISBN 975-8648-42-2

 

D. No: 155 / John Millington SYNGE /  Toplu Oyunları 1

Babayiğit / Dereye Vuran Gölge / Denize Giden Atlılar

Türkçesi: Saffet Korkut- Özcan Özer

 

J. M. Synge (1871-1909), İrlanda ulusal tiyatrosunun  kurucularından ve İrlanda halk yaşamını bütün gerçekleri ve otantikliğiyle anlatmış olan, arkasında 6 çağdaş oyun  bırakarak çok genç yaşta ölmüş bir yazardır.

Babayiğit,İrlanda halkının kahramanlık anlayışına ironik bakışla, bir genç insanın yeniden kendini yaratışının eğlenceli öyküsü.

Dereye Vuran Gölge, bir İrlanda halk masalından yola çıkarak  yazdığı gerçek bir komedi.

Denize Giden Atlılar, dünya dramatik edebiyatının en önde gelen bir oyunudur; kocasını ve beş oğlunu da geçim kaynakları olan denizde kaybeden bir ana, altıncı oğlunun da denize gitme isteğine karşı koyarsa da oğul onu dinlemez, denize açılır. Ana arkasından onun tabutunu hazırlamıştır bile. Artık Ana’nın denizden hiçbir korkusu kalmamıştır. Doğayla kavgası sona ermiş, bilgeliğe ulaşmıştır.

Babayiğit: 6 er., 5 kad., Köylüler / Dereye V. G.:  3 er., 1 kad.

Denize Giden Atlılar: 1 er., 3 kad., erkekler, kadınlar.

2003 / 128 sayfa/ 11.5x19.5 cm.        ISBN 975-8648-44-5

 

D. No: 156 / METİN  BALAY /  Toplu Oyunları 1

İnadına Yaşamak / İnadına İnsan

Gerçek olay ve yaşamöykülerinden alınmış tek kişilik iki oyun.

İnadına Yaşamak, her türlü koşula rağmen insanın, yaşama direncini, sevinç ve istemlerini sürdürebileceğini, dostluklarını yaşatabileceğini gösteren beş öyküden oluşuyor. Böylece, yaşamın direttiği aşılmaz gibi görünen sorunların, ancak ‘inadına yaşama’ sarsılmaz iradesiyle aşılabileceği ortaya konuyor.

İnadına İnsan’da cins, ırk, sınıf farkı olmadan bütün insanların birarada yaşama isteklerinin, yönetimlere, koşullara veya yanlış önyargıların çektirdiği acılara rağmen, dayanışma, dostluk, barış ve ideallerle sürdürebilmesinin mümkün olabildiği gösteriliyor. Her insan için var olması gereken yaşama hakkının, bazı güçlerce ortadan kaldırıldığını açıklayan, yaşanmış hüzünlü ve trajik olaylar, yaşamın içinde her zaman var olan mizah duygusu da unutulmayarak 6 öykü olarak sergileniyor.

 

Oyuncular: 1 kişi.

2003 / 160 sayfa/ 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8648-48-5

 

D. No: 157 / MİNE ÖLCE /  Toplu Oyunları 1

Dün Bugün Yarın / Biletler İki Kişilik

 

Genç yazar Mine Ölce’nin ilk iki oyunu. Yazar bu ilk oyun çalışmalarında, zaman-değişim-kuşaklar arası uyumsuzluk ve yaşamın anlamı üzerine okuyucuyu/seyirciyi düşünmeye davet ediyor. Her iki oyun da, genç toplulukların deneysel çalışmalarına yeni olanaklar yaratacak, yeni arayışlara kapılar açacak özellikte.

Dün Bugün : 2 er., 1 kad. / Biletler : 13 er. 1 kad., yolcular, dansçılar.

2003 / 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8648-53-6

 

D. No: 158 / CANER BİLGİNER /   Çağdaş Ortaoyunları 2

Dünyada Mekân yahut Hilekâr

Oyun, geleneksel tiyatromuz ortaoyunu’nun bütün kalıplarını kullanarak ülkemizin bugünkü toplumsal yaşamından sahneler sunuyor. Genç yazar, bu ikinci çağdaş ortaoyunu’nda olaylara eleştirel bakarak yaşamdan eğlenceli kesitleri sahneye taşıyor.

Oyuncular: 9 er., 3 kad., müzisyenler 

2003/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm.          ISBN 975-8648-50-3

 

D. No: 159 /ÜLKER KÖKSAL /  Değişim

 

Oyun, Cumhuriyetimizin 80. kuruluş yılında, bu toplumsal dönüşümü tüm etkileriyle yaşamış ilk kuşağından bir aileyi anlatıyor. Gelenekçi kuşakla yenilikçi, değişimci kuşağın çatışmasının gerçek yaşamdan alınmış öyküsü.

Oyuncular: 5 er., 7 kad.

2003 / 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm.      ISBN 975-8648-50-3

 

D. No: 160 / RAŞİT ÇELİKEZER /   Otopark Cinayetleri

 

Genç yazarın bu altıncı oyununda, ‘Yeni Dünya Düzeni’nin gerçek içyüzü sorgulanıyor; bu düzenin insanoğlu için tüm ürkütücü yüzü deşiliyor. Kapalı bir otoparkta başdöndürücü çılgın bir kovalamacayla süren oyun, insanlığın geleceğinin tehlikelerini, karşılaşacağı dehşet sahnelerini, sürüp giden acımasız, yoz düzeni yansıtıyor; sistemin bireyi yok edici özelliğini gözler önüne seriyor.

Oyun, kapitalist düzenin insanı kullanarak insanı ezip, istediği biçime sokma eylemine ait bu mekanizmayı sert, insanın iç dünyasını rahatsız edici bir üslupla sahneye getiriyor.

Oyuncular: 7 erkek, 1 kadın

2003 / 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8648-54-0

 

D. No: 161 / SAVAŞ AYKILIÇ /  Toplu Oyunları 2

Kral Karun / Troya Geçilmez / Bir Kalem, Bir Kılıç, Bir de Kalp / Ksantos Trajedisi

Devlet Tiyatrosu sanatçısı, yazar Savaş Aykılıç’ın bu ikinci kitabında, tarihsel ve mitolojik öyküler yer alıyor.

Kral Karun, dünyanın en zengin, en mutlu insanını konu alan bir Kral Oidipus oyunu tersinlemesi.

Troya Geçilmez, Homores’un İlyada’sı ile günümüz olaylarının kahramanları arasında paralellikler kuran müzikli bir oyun.

Bir Kalem, Bir Kılıç, Bir de Kalp: Tarihimizdeki 4. Murat, Kösem Sultan ve Şair Nef”i arasındaki ‘iktidar-dostluk-aşk’ üçgeninde sanatçı-iktidar ilişkisini işleyen tarihsel bir oyun.

Ksantos Trajedisi: Likya tarihindeki bir efsane içinde Anadolu insanının bağımsızlık tutkusunun kökenlerini araştıran bir oyun.

Kral Karun: 10 er., 2 kad. askerler/

Troya Geç..:14 er., 9 kad., halk, savaşçılar/

Bir Kalem..: 7 er., 1 kad., cariyeler, erkân /

Ksantos Trajedisi: 2 er.,  2 kad., halk.

2003 / 168 sayfa/ 11.5x19.5 cm.          ISBN 975-8648-55-9

 

D. No: 162 / ALİ BERKTAY / Benim Meskenim Dağlardır

 

Ünlü öykü, roman yazarı ve şair Sabahattin Ali’nin yaşamını ve öldürülmesini anlatan kurmaca bir yaşam öyküsü.

Oyunda, Sabahattin Ali’nin hikâye ve romanlarındaki bazı kahramanlar ile Sabahattin Ali sahneye getirilerek, onun yaşadıkları ve Cumhuriyet döneminin ilk yargısız infazlarından olan öldürülmesi olayı irdelenmekte, ayrıca onun eserlerine yansımış olan dünyadan kesitler sunulmakta.  İki genç gazeteciye S. Ali’nin öldürülmesi olayının arka yüzünü anlatacak bir yazı dizisi hazırlama görevi verilir. Oyun, bu yazı dizisini hazırlama sürecinde, belgelere dayanan ve ustaca kurgulamalarla, günümüzle geçmiş arasında köprüler kurarak sürer. 

Oyuncular: 16 er., 10 kad., kadınlar, erkekler.

2003 / 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8648-56-7

 

D. No: 163 / YARIŞMA OYUNLARI 1

Yel mi Değirmen mi-Aslı Öngören /

Bakır Kalkan -İpek Seyalıoğlu/

Mendil Alır mısınız- İlker Köklük

 

Özel İsviçre Hastanesi’nin düzenlediği, yazarlar için 35 yaş altı sınırlaması olan yarışmada ödül alan üç oyun birarada.

Yel mi Değirmen mi, tiyatrocu iki oyun kahramanı aynı konuyu, tiyatro sanatının 6 çeşitlemesi içinde sahneye getirirken, ülkemizin toplumsal yapısındaki aksaklıklara eğlenceli-şaşırtıcı bir üslupla göndermeler yapıyor.

Bakır Kalkan, mitolojiden bir öyküyü, temiz akıcı bir tiyatro diliyle, şiirsel ve yalın anlatımla sunuyor.

Mendil Alır mısınız, büyük kentlerde yaşama savaşı veren terk edilmiş iki genç insanı, büyük kentin başka bir gerçeği mafya ile karşı karşıya getiriyor. Oyun, bu gerçekçi temayı, sade bir Türkçe ve ustaca diyaloglarla anlatıyor.

 

Yel mi D. : 7 er., 4 kad., adam, polis, çiçekçi, yoldan geçenler/

Bakır Kalkan: 3 er., 2 kad, koro/

Mendil Alır mısınız.: 5 er.

2003 / 200 sayfa/ 11.5x19.5 cm.      ISBN 975-8648-52-6

 

D. No: 164 / CEMAL ARSLAN /  Mahpusluk Zor Zanaat

 

Bir cezaevi müdürü olan yazar, hapishanelerin iç dünyasını, tümüyle gerçek olay ve kişilerden yola çıkarak şiir ve müzik kullanarak anlatıyor. Yazar bu oyununda, içeri düşmüş bu insanların işledikleri suçlara bakıp onlara ayrıcalıklı davranmadan, kişiliklerine sevecenlikle yaklaşarak insan olmanın onurunun korunmasının, yaşamın asal amaçlarından biri olduğunu vurguluyor.

Yazar önsözünde, “...cezaevinde bulunanların burada kaldıkları sürece, kendi kendilerini sorgulayıp iyi ve güzellikten yana bir dünya keşfetmelerinde küçük de olsa katkıda bulunmak hepimiz için bir borçtur,” diyerek oyunu yazma amacını açıklıyor.

Oyuncular: 9 erkek.

2003 / 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8648-57-2

 

D. No: 165 / MÜJDAT GEZEN / Artiz Mektebi

 

Usta tiyatro sanatçımız Müjdat Gezen’in yazar Kandemir Konduk ile birlikte genç tiyatrocular için yazdıkları bir oyun. Bir konservatuvarda geçen olaylar, gençlerin, kendi aralarında, okul yönetimiyle, hocalarıyla ve aileleri ile olan ilişkilerini anlatırken, genç insanların coşkusunu, mizah dolu dünyalarını, eğlenceli buluş ve yaratılarını ortaya koyuyor.

Artiz Mektebi, okul yaşamıyla ilgili, çok oynanan ve çok sevilen bir komedidir.

Oyuncular: Öğrenciler, kadınlar, erkekler.

2003 / 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8648-59-4

 

D. No: 166 / William SHAKESPEARE/ Hırçın Kız

Türkçesi: Zeynep Avcı

Büyük yazarın ilk dönem komedyalarından olan Hırçın Kız, İtalyan halk tiyatrosu commedia dell’Arte’yle benzerlikler taşıyan bir oyundur. Oyun içinde oyun şeklinde yazılmış olan bu komedyada, evlilik sürecinde kadınların, erkeklerin uyguladığı şiddete boyun eğmek zorunda oldukları, erkek sözünden çıkmamaları gerektiği anlatılır. Evlenmeden önce erkekleri yanına yaklaştırmayan ve çok hırçın bir kız olan Katherina,  Veronalı zengin Petrouchio ile evlendikten sonra, kocasının aşırı baskısı ve acımasız davranışları sonunda çok uysal bir kadın olur.

Ancak, oyunun çağdaş sahnelemelerinin çoğunda, bu şiddet gösterisi, erkek-kadın arasındaki sevginin ateşlediği bir aşk oyunu olarak yorumlanmaktadır.

Oyuncular: 16 er., 4 kad., avcılar, uşaklar.

2003 / 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm.            ISBN 975-8648-56-7

 

D. No: 167 / DİNÇER SÜMER/ Toplu Oyunları 3

‘Ali Ayşeyi Seviyo’ / Beni Dünya Kadar Sev

 

‘Ali Ayşeyi Seviyo’, iki genç insanın, Ali ile Ayşe’nin aşklarının, toplumsal baskı ve  yanlış önyargılarla nasıl engellendiğini anlatırken, toplumun kadın-erkek ilişkisine ve cinselliğe karşı tutucu bakış açılarını bir kara güldürü biçiminde sunuyor.

Beni Dünya Kadar Sev, karanlık yollardan zengin olmuş, siyasetle yerini sağlamlaştırmış bir adamla, tiyatro sanatçısı karısı, adamın evlilik dışı kızı ve bir oyun yazarı arasında geçer;  aynı zamanda sanat dünyasındaki çarpıklıkları ve basındaki haberlerle eleştiri yazılarının nasıl bir aldatmaca olduğunu anlatır. Oyun, yalnızca  bir erkek ve bir kadınla oynanacak şekilde kurgulanmıştır.

 

‘Ali Ayşeyi Seviyo’: 4 er., 3 kad. / Beni Dünya Kadar S.: 1 er., 1 kad.

2003 / 144 sayfa/ 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8648-63-2

 

 

D. No: 168/ TURGAY NAR / Can Ateşinde Kanatlar (Mevlânâ)

 

Turgay Nar, oyunlarında hep simgesel bir anlatımı yeğlemiş olan bir şair-oyun yazarıdır. Yazar bu oyununda da okuyucuyu / seyirciyi Mevlânâ Celâleddin’in düşünsel dünyasında, tasavvuf felsefesi içinde, simgeler, imgeler, çağrışımlarla dolu bir yolculuğa çıkarıyor.

Can Ateşinde Kanatlar, Mevlânâ’nın herkesçe bilinen o bütün dünyayı kucaklayan hümanist anlayışını, fantastik bir öykü, hayal dünyası içinde gelişen bir gezinti biçiminde sahneye getiriyor.

Oyuncular: 16 er., 1 kad., figüranlar

2003 / 96 sayfa/ 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8648-68-3

 

D. No: 169/ ÇAGDAŞ ALMAN KADIN YAZARLARI 1

Gesine Danckwart-Ekmek Parası /Sibylle Berg-Köpek Kadın Erkek

Türkçesi: Sibel Arslan Yeşilay

 

Ekmek Parası, iş yaşamında kapitalizmin tutsağı olmuş, kişilikleri parçalanmış beş yalnız insanın, kendi günlük yaşamlarını monologlar şeklinde anlattıkları yaşam öykülerinden oluşuyor.

Köpek Kadın Erkek oyununda anlatıcı bir köpektir. Köpek çağdaş bir Kadın ve Erkek’in birlikte yaşadıkları evdeki ilişkilerini son derecede objektif bir bakışla, ama oldukça da eğlenceli, ironik ve felsefi bir boyutta aktarıyor okuyucuya/seyirciye. Köpek, bu iki çağdaş insanın kavgalarına arabuluculuk yapıyor, yeri geldiğinde ruh hallerini düzeltmek için onların psikiyatrisliğine soyunuyor. Hayvan gözüyle biz insanlara mizah dolu bir bakış.

Ekmek Parası: 2 er., 3 kad. / Köpek Kadın E.: 1 er., 1 kad., 1 oyuncu

2004 / 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm.         ISBN 975-8648-69-1

 

 

Dizi No: 170 / MÜZEYYEN E. ERİM/ Toplu Oyunları 1

Hulûsi Bey’in Kızları/Bütün Menekşeler Annem Kokar/Murat Oteli

 

Hulûsi Bey’in Kızları, eğitimli bir ailede, üzerlerine titrenilerek yetiştirilmiş iki kız kardeşin, çağdaş yaşam koşullarında yerlerini alma yolculuğunda karşılaştıkları sorunları anlatıyor.

Bütün Menekşeler Annem Kokar, toplumca hoş karşılanmayan bir işte çalışan bir kadının, daha saygın bir yaşamın içinde büyümesi için yanından uzaklaştırdığı kızının, 18 yaşını geçtikten sonra annesini arayış öyküsü.

Murat Oteli, eşini terk etme çabasındaki özürlü ama benmerkezci bir mirasyedinin, bir otel lobisinde, dünyaya dürüst bakan insanlarla, sevgi ve bağlılık üzerine tartışmasını sergiliyor.

Hulûsi Bey’in Kızları: 2 er., 3 kad./ Bütün Menekşeler: 6 er., 2 kad.

Murat Oteli: 6 er., 4 kad.

2003 / 208 sayfa/ 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8648-70-5

 

Dizi No: 171 / PLAUTUS / Palavracı Asker

Türkçesi: Doç. Dr. Metin Balay

 

Latin komedyasının en önemli temsilcisi olan Plautus (İÖ. 254-184), Antik Yunan komedyası ile Roma güldürüsü Atellan farsını birleştirip Roma halkının yaşamını, dolantı ve kurguyu ustalıkla kullanarak sahneye aktarmış bir yazardır.

Palavracı Asker, kendini aşkta ve savaşta yenilmez sanan, bu konularda sürekli söylediği palavralarla ünlenen bir askerin, kölesinin hazırladığı bir tuzak sonucu düştüğü gülünç durumları anlatan bir dolantı komedyasıdır.

Oyuncular: 9 er., 3 kad.

2003 / 112 sayfa/ 11.5x19.5 cm.          ISBN 975-8648-66-7

 

D. No: 172/ ÇAGDAŞ ALMAN KADIN YAZARLARI  2

Kerstin Specht - Kurbağa Prenses /

Theresia Walser- King Kong’un Kızları 

Türkçesi: Sibel Arslan Yeşilay

Kurbağa Prenses, kocası ölmüş, çocukları tarafından hor görülen, yaşamlarını borç içinde zorlukla sürdürmeye çalışan, ‘mutfak esiri’, 42 yaşında bir kadının, bir gün aniden karşısına çıkan, 32 yaşında, yakışıklı, ama sahtekâr bir adamla tanışmasını ve sonrasında özgürlük arayışı amacıyla her şeyi bırakıp adamın peşinden giden kadının değişip alt üst olan yaşamını anlatıyor.

King Kong’un Kızları, bir yaşlılar evinde bakıcı olarak çalışan üç genç kadının (King Kong’un Kızları), ölümü bekleyen yaşlı insanlarla ilişkilerinin, grotesk ve traji-komik olaylarla örülü öyküsü. Onlar, “son yolculuğunu” yapanların hostesidirler.

Kurbağa Prenses: 5 er., 4 kad./

King Kong’un Kızları:  4 er., 6 kad.

2004 / 128 sayfa/ 11.5x19.5 cm.          ISBN 975-8648-71-3

 

D. No: 173 / MAKSİM  GORKİ /   Toplu Oyunları 2

Dipte (Ayaktakımı Arasında) / Dostigayev ve Diğerleri

Türkçesi: Koray Karasulu

 

Gorki’nin en ünlü sahne eseri olan Dipte (Ayaktakımı Arasında) oyununda, toplumun en dibindeki ve en çaresiz kesimini oluşturan insanların, tüm umutsuzluklarına rağmen, yaşamın anlamını arayarak ayakta kalmak için gösterdikleri dirençleri ve yenilgileriyle, iç burkucu yaşamları anlatılır.

Gorki’nin son oyunu olan Dostigayev ve Diğerleri, 1917 Sovyet İhtilali arifesinde Rusya’daki ticaret ve sanayi burjuvazisinin, yaklaşan köklü dönüşüm karşısındaki aymazlıklarını sergiliyor.

 

Dipte (Ayaktakımı): 12 er., 5 kad. /

Dostigayev:  27 er., 6 kad.

2004 / 160 sayfa/ 11.5x19.5 cm.      ISBN 975-8648- 70-5

 

 

D. No: 174 / ALFRED JARRY / Kral Übü

Türkçesi: Şehsuvar Aktaş - Ayşe Selen

 

Gerçeküstü ve absürd tiyatronun öncüsü, grotesk ve kara güldürü oyunların ‘babası’ sayılan Alfred Jarry, yaratmış olduğu Übü karakteri ile, ‘insanlığın başına geçmiş olan burjuvazinin evrensel budalalığını, akıl almaz açgözlülüğünü, korkunç zorbalığını, canavarlığını’ olağanüstü bir başarıyla yansıtmış bir yazardır.

Kukla tiyatrosu için yazmış olduğu Kral Übü, açık biçime ve doğaçlamaya yatkın yapısı nedeniyle, daha sonra kolaylıkla sahneye aktarılmıştır.

 

Oyuncular: 11 erk, 2 kad., askerler, uşaklar, soylular, köylüler vb.

2004 / 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm.     ISBN 975-8648- 72-1

 

Dizi No: 175 / BEKİ  L.  BAHAR / Demokles’in Kılıcı

 

Demokles’in Kılıcı, tarihte adı geçen dört ünlü kişiyi, zaman atlamasıyla karşı karşıya getiriyor. Döneminde dünyanın tek egemen gücü olmuş Roma İmparatorluğu’nda geçen olaylar, günümüzle adeta bire bir benzerlikler taşımakta. Süper güce hayranlık duyarak onun emrine girmeye koşan insanoğlunun, istemese de ülkesine ihanete sürüklenebileceğini, gerçek olayların ustaca kurgusu ve tartışmalı bir oyunla tiyatro sahnesine getiriyor.

Oyun, aslında Demokles’in Kılıcı’nın her dönemde çalışan, üreten, savaşan, acı çeken halkın tepesinde olduğunu anlatıyor.

Oyuncular: 3 er., 1 kad.

2004/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8648- 74-8

 

Dizi No: 176 / KIVANÇ NALÇA / Toplu Oyunları 1

Dermeyan Masalı/ Eşya ile Münasebeti Tayin Problemi/

Büyü-Düğüm/ Mutsuz Anneler Kulübü

 

Ankara Dil Tarih Coğ. Fak.Tiyatro Bölümü çıkışlı genç yazarın fantazilere ve alternatif çalışmalara açık dört oyunu birarada.

Dermeyan Masalı, bir gençlik oyunu; genç tiyatroculara masal yapısında bir deneme sunuyor.

Eşya ile Münasebeti Tayin Problemi, eşyaların insanoğlu üzerindeki egemenliğini gündeme getiren ve deneme tiyatrosu uygulamalarında yararlanılacak bir çalışma.

Büyü-Düğüm, erkeksiz kadınların umarsız çıkış arayışlarının hüzünlü öyküsü.

Mutsuz Anneler Kulübü, mutsuz annelerin yaşamlarından sahnelerle, annelere adanmış ödüllü bir oyun.

Dermeyan Masalı: 18 er., 1 kad./ Eşya ile M. T. P.: 1 oyuncu /

Büyü-Düğüm: 1 er., 2 kad. / Mutsuz Anneler K.: 2 er., 4 kad.

2004 / 176 sayfa/ 11.5x19.5 cm.         ISBN 975-8648- 76-4

 

Dizi No: 177 / NİKOLAY GOGOL / Toplu Oyunları 1

Müfettiş / Kumarbazlar / Evlenme (Türkçesi: Koray Karasulu)

 

Rus komedi sanatının ‘baba’sı sayılan  Gogol (1809-1852), kendisinden sonraki tüm Rus yazar kuşağını etkilemiş bir sanatçıdır.

Müfettiş, Çarlık Rusya’sının bürokratik düzeni ile soylular sınıfını acımasızca eleştiren klasik olmuş büyük bir komedi.

Kumarbazlar, usta bir kumarbazın, ustaca aldatılışının dolantı dolu güldürüsü.

Evlenme, o dönemin Rusya’sında gittikçe çöken soylular sınıfı ile gittikçe yükselen burjuvazinin çatışmasının, bir evlenme olayı içinde ince eleştirilerle anlatıldığı eğlenceli bir oyun.

 

Müfettiş: 19 er.,  3 kad., esnaf, konuklar, eşraf, ricacılar/ Kumarbazlar:  9 er. / Evlenme: 7 er., 4 kad. 

2004 /208 sayfa/12 x19.5 cm.        ISBN 975-8648-78-9                    

 

D. No: 178 / PETER TURRINI / Nihayet Bitti

 

Türkçesi: Sibel Arslan Yeşilay

Turrini, Avusturya’nın vicdanın sesidir; o, hep ezilenlerin safında olmuş, her kavgada tavrını güçsüzden yana koymuştur.

Bu tek kişilik oyunda, kendini öldürmeye kararlı biri var: Yaşamı boyunca her istediğini elde etmiş, mutlu bir yaşam sürmekte olan, çok ünlü, başarılı ve yıldız bir gazeteci. Ne var ki bu medya gülü, ahlak simgesi bir kahraman değil, her türlü fikrinden kolayca dönüp tam tersini büyük söz ustalıklarıyla savunabilmeyi başarmış biridir. Artık sözlerdeki gerçeği tükettiği için sonunda gerçeği kendi ölümünde aramaya karar verir.

Nihayet Bitti, dönme ustalarına adanmış traji-komik bir öykü.

Oyuncular: 1 erkek.

2004 / 56 sayfa/12x19.5 cm.       ISBN 975-8648- 83-7

 

Dizi No: 179 / ARNOLD WESKER / Toplu Oyunları 1

Boylam / İnkâr

Türkçesi: Nurhan Tekerek-Fatma Pınarbaşı

 

İşçi sınıfından yana gerçekçi oyunlarıyla tanınan ünlü İngiliz oyun yazarının son iki oyunu.

Boylam, İngiltere’de 18. yüzyılda, denizciler için çok yaşamsal olan bilimsel bir buluşunu dönemin bilim adamlarına bir türlü kabul ettiremeyen bir saat ustasının gerçek yaşam öyküsünü anlatıyor.

İnkâr, çağdaş dünyamızda, psikiyatristlerin ‘Sahte Anılar Sendromu’ olarak adlandırdıkları bir kurgu ile mesleğini kötüye kullanan bir uzmanın, bir ailenin bireyleri arasında yarattığı parçalanmayı sergiliyor.

 

Boylam: 18 er., 1 kad., sokak satıcıları/ İnkâr:  2 er., 5 kad.

2004 /224 sayfa/12x19.5 cm.        ISBN 975-8648-75-7

 

D. No: 180 / William SHAKESPEARE / Kral III. Richard

Türkçesi: Ali H. Neyzi

 

Acımasız ve alabildiğine kanlı İngiliz Krallığı taht kavgalarını anlatan oyunların en ilginç ve en dikkati çekenlerinden Kral III. Richard, aynı zamanda bir karakter dramasıdır.

Suç işlemekte deha sayılabilecek III. Richard’ın kendi iktidarı için yaptığı, hunharlık, çirkinlik, vahşet ve ahlaksızlığın yarattığı trajediler, sonunda onun da trajik sonunu hazırlar. Krallığı için yaptığı savaşta, zorda kalınca, “Bir at! Bir at bulun bana! Bir at için krallığım feda,” diye haykıran kral odur.

Oyuncular: 32 er., 6 kad., lordlar, muhafızlar, uşaklar, kâtipler, haberciler

2004 /160 sayfa/12x19.5 cm.         ISBN 975-8648-75-80-2

 

D. No: 181 / METİN BALAY / Deniz Diye Bir Delikanlı

 

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının kısacık,trajik yaşamlarını yansıtan bir oyun.Yalnızca yurtseverlik duygularıyla hareket edip kendilerine özgü bir kurtuluş yolu arayan, gencecik, eli hiç kana bulaşmamış, kimseyi öldürmemiş, bir delikanlı gibi yaşamaktan keyif alan üç genç insan, yandaşı oldukları, idam edilmiş üç politikacının hıncını almak adına, bazı siyasiler tarafından “Üçe üç,” diyerek idama gönderilmişlerdi.Oyun, yakın tarihimizin bu en yürek burkucu, acı dolu öyküsünü tümüyle belgelerle anlatıyor.

 

Oyuncular: 3 er.,  erkekler, kadınlar, öğrenciler, polisler, askerler

2004 /80 sayfa/12x19.5 cm.         ISBN 975-8648- 81-0

 

Dizi No: 182 / ERHAN GÖKGÜCÜ / Toplu Oyunları 2

 

İki Kalas Bir Heves / Ramazan’la Cülide

 

Devlet Tiyatroları sanatçısı, oyuncu ve yönetmen  Erhan Gökgücü, aynı zamanda, oyunlarında evrensel derinliği yakalamış önde gelen yazarlarımızdan biridir.

 İki Kalas Bir Heves, tiyatro tarihimizde yer almış ünlü tuluatçı Komik-i Şehir Abdürrezak Efendi’nin trajikomik yaşam öyküsünden yola çıkarak özgürlük kavramını işliyor.

Ramazan’la Cülide, Shakespeare’in Romeo Juliet oyununa göndermeler yaparak kırsal kesimden büyük kente ‘kurtuluş’ için gelmiş kişilerin, bu kez mafya-sermaye ilişkileri içinde yazgılarının hiç değişmediğini anlatıyor.

İki Kalas: 10 er.,  3 kad., koro/Ramazan’la C.: 31 er., 4 kad., 2 çocuk, koro.

2004 /144 sayfa/12x19.5 cm.         ISBN 975-8648- 85-3

 

Dizi No: 183 / BEHİÇ AK / İmaj Katili

İmaj Katili, günümüzde yaratılan imajların,  asıl gerçek olanın yerini alması sonucunda, taklitle orijinalin birbirine karışmasını mizahla anlatan bir oyun.

Oyun, aynı sahne üzerinde farklı mekân ve zamanlarda geçen mizansenleri birleştiriyor; bu yöntemle yaratılan taklidin başarısı üzerine kurulu "yeni gerçekliğin" eleştirisini yapıyor.

 

Oyuncular: 4 erkek, 2 kadın.

2004 /96 sayfa/12x19.5 cm.      ISBN 975-8648- 84-5

 

Dizi No: 184 / TARIK GÜNERSEL  / Yarım Bardak Su

Oyun, eski Başbakan Adnan Menderes ile sanatkâr Ayhan Aydan’ın yasak aşkını anlatıyor. Bu öykü ile birlikte, on yıl sürebilmiş Demokrat Parti iktidarının demokratikrasiden uzaklaşma serüveni ile devlet adamı Menderes’in iç dünyası,  siyaset dışı karakteri ve gönül zenginliği, farklı dünya görüşüne sahip Aydan-Menderes ikilisinin çatışan düşünceleriyle ortaya konuyor.

Oyuncular: 2 erkek, 1 kadın.

2004 /80 sayfa/12x19.5 cm.                       ISBN 975-8648-85-6

 

Dizi No: 185 / ATİLA  ALPÖGE  / GENÇLİK  OYUNLARI

Çürük Elma / Tavtati Kütüpati

 

1960’lı yıllardan gelen, geleneksel tiyatromuz Karagöz ve ortaoyunu kalıplarını kullanarak sahnelenebilecek iki gençlik oyunu.

Çürük Elma, gençliğin sorunlarını ve büyüklerin gençlere davranışlarını dile getiren bir taşlama.

 Tavtati Kütüpati, adını Karagöz oyunlarındaki bir tekerlemeden alan absürd bir toplumsal taşlama örneği.

Kitapta ayrıca, yazarın bu oyunların yazım serüveni, oyunların ilk oynanması dönemindeki yankıları ile tiyatroya bakışını açıklayan gençlerle söyleşi tarzında bir yazısı da bulunmakta.

Çürük Elma: 5  veya çok sayıda oyuncu / Tavtati: 5 oyuncu

2004 /144 sayfa/12x19.5 cm.   ISBN 975-8648-89-6

 

Dizi No: 186 / FUNDA ÖZŞENER /  Sevgili Hayat

 

 Daha önce Funda Ginyol adıyla Konstantiniye’nin Güneşiadlı  oyununu yayınladığımız yazar bu kez, İzmir’de doğup büyümüş iki Rum kadınının öyküsü içinde, İstiklal Savaşı sonrası Ege Denizinin iki yakasında yaşadıkları topraklardan koparılan  Mübadiller’in hüzün dolu yaşamlarından aşk öyküleriyle birlikte ve rembetiko müziği eşliğinde lirik dramatik sahneler sergiliyor.

Oyuncular: 2 kadın.

2004 /64 sayfa/12x19.5 cm.      ISBN 975-8648-91-8

 

Dizi No: 187 / BİLGESU ERENUS  /  Misafir

 

Misafir’de Anadolu esnaf ocağının yüzyıllardır kendi sınıfsal dayanışmasından ortaya çıkardığı bir ritüelinden, bir emekçi eğlencesi olan ‘Sıra Gösterileri’nden bir örnek sunuluyor.

Oyunda, Sıra Gösterileri’nin biçimsel yapısı korunarak günümüz Anadolu halkının, çağdaş uygarlığın çıkış yeri  Avrupa’da itilip kakılışı sergilenirken, kurtuluşunun ancak kendi özgüveniyle gerçekleşebileceği vurgulanıyor.

 

Oyuncular: 7 erkek.

2004 /64 sayfa/12x19.5 cm.      ISBN 975-8648-90-0

 

Dizi No: 188 / OKDAY KORUNAN / İyi Şanslar

İyi Şanslar,  günümüzdeki kentli insanın öykülerine,  anlamsız bir dünya imgesi, iletişimsizlik, parçalanma, değerlerin yitirilmesi, paranın en önemli değer olması noktasından bakarak, bir çöplükte karşılaşmış biri yoksul, diğeri varsıl kesimden iki insanın para ortak paydasında birleşmelerini anlatıyor.

İyi Şanslar, simgelere dayanan ve çağrışımlara açık bir oyun.

Oyuncular: 2 erkek.

2004 /64 sayfa/12x19.5 cm.          ISBN 975-8648-92-6

 

Dizi No: 189 / SADIK ASLANKARA / Toplu Oyunları 1

Kevser’di / Ev-Ses / Hayal Ustası

Öykücü, romancı, belgesel sinemacı ve edebiyat eleştirmeni olan yazar, tiyatroya da uzun yıllar emek vermiş bir sanatçı. 

Kevser’di oyunu, Anadolu kadınlarının günlük yaşam içindeki sıkışmışlıklarını çok yalın bir biçimde yansıtıyor. 

Ev-Ses oyununda, somutla soyut birleştirilerek, bir ailenin yaşam öyküsü içinde, Türkiye'nin yaklaşık son 80 yıllık tarihine eleştirel bir bakış sunuluyor.

Hayal Ustası, oyun içinde oyun kurgusuyla, yakın tarihimizdeki tarihsel olaylarla birlikte, sınıfsal çelişkileri ironik bir öyküyle anlatıyor.

Kevser’de: 4 er., 9 kad./

Ev-Ses: 8 er., 5 kad., 1 erk. çocuk/

Hayal Ustası: 9 er.  

2004 /224 sayfa/12x19.5 cm.       ISBN 975-8648-93-4

 

Dizi No: 190 / AUGUST STRINDBERG / Toplu Oyunları 1

Matmazel Julie  / Alacaklılar

Türkçesi: Aziz Çalışlar - Zeynep Avcı

 

Modern ve avangard tiyatronun yaratıcısı, yoz aristokrasiyi, sakat burjuva yaşamını, aile ve toplumsal kurumların kokuşmuş içyüzünü ve  kadın-erkek çatışmalarını anlattığı oyunları ile tanınan İsveçli yazar Strindberg’in kadın-erkek savaşını yansıtan iki oyunu.

Matmazel Julie, bir natüralist tiyatro örneğidir; teması yazarın özyaşamından izler taşır. Kadın-erkek ilişkisini işleyen bu oyun, soylu sınıftan dürüst, erkeklere karşı sert davranan bir kadınla, fırsatçı ve zengin olma hayalleri olan uşağı arasındaki ölümüne bir cinsel aşk trajedisini sergiler.

Alacaklılar, ilk karısı ile onun eski kocasının anlatıldığı tek perdelik, kadın-erkek çekişmesini işleyen insancıl bir tragi komedyadır.

Matmazel Julie:  1 er., 2 kad./ Alacaklılar:  2 er., 1 kad.

2004 /120 sayfa/12x19.5 cm.      ISBN 975-8648-95-0

 

Dizi No: 191 / METİN  BALAY / Düzmece Müzikal

Memleketin birinde dönemin hükümeti, özelleştirme furyasında, Merkez Bankasını ve Devlet Hazinesini de özelleştirmeye karar verir. Bu ihalede, eski faşist-yeni işadamı Jilet ile her boyaya girip çıkmış iman tüccarı Piçim Efendi kapışırlar. Sonunda bu özelliştirme ihalesi, “The Big Brother”in talimatıyla, bu iki güç arasında kurulan konsorsiyuma verilir ve böylece de “Happy End” gerçekleşir.

John Gay’in Dilenciler Operası’ndan yola çıkılarak yazılmış bu müzikal oyun, ülkemizde olanlarla benzeşen bir mesel gerçekliği taşıyor.

Oyucular: 12 er.,  6 kad., Coplular, Çöp İnsanları korosu

 

2004 / 80  sayfa/12x19.5 cm.        ISBN 975-8648-96-9

 

Dizi No: 192 / ERMAN CANATAN/ Toplu Oyunları 2

Muammer Muammer/Dağların Tarküsü/ İyi Yurrtaş/ Çukur

Muammer Muammer, Orhan Kemal’in öykülerinden yola çıkarak konu bütünlüğü içinde, sıradan insanlarımızın buruk yaşantılarını, yaşam kavgalarını anlatıyor.

Dağların Türküsü, şiirsel bir anlatımla, aşırı tutku yüklü insan doğasının töreyle çatışmasının öyküsü.

İyi Yurttaş, ‘başka bir ülkedeki’ politikacı-polis-mafya ilişkilerini sergiliyor.

Çukur, kırılgan, yaşlı ve yalnız oyun kişileriyle bireyin yaşam karşısındaki güçsüzlük ve edilgenliğini anlatıyor.  

Muammer:18 er., 3 k./Dağ. T.: 8 er., 5 k., koro/

İyi Y.: 6 er., 2k,koro/Çukur: 1 er., 2k.

2004 /168 sayfa/12x19.5 cm.        ISBN 975-8648-93-4

 

Dizi No: 193 / COŞKUN IRMAK / Toplu Oyunları 2

Miletos Güzeli / Memurin Faslı

 

Miletos Güzeli, Antik Roma komedyasının ustalarından Terentius’un Andros Güzeli adlı komedyasından yapılmış bir uyarlama.  Bir evlenme olayı çevresinde gelişen bir güldürü.

Memurin Faslı, geleneksel ortaoyunumuzın kalıpları aynen korunarak yazılmış, günümüzde memurların sosyal-ekonomik dertleriyle ilgili ironik bir güldürü.

Kitapta oyundaki şarkıların notaları da yer almakta.

Miletos G.:  10 er.,  4 kad., Kadınlar, erkekler /

Memurin Faslı :  4 er., 1 kad. 

2004 /176 sayfa/12x19.5 cm.      ISBN 975-8648-78-9

 

Dizi No: 194 / DURAN KOVAÇEVİC / Profesyonel

Türkçesi: Bilge Emin - Başar Sabuncu

Oyunları birçok dile çevrilmiş olan, dünyaca ünlü Sırp yazar bu oyununda, Yugoslavya’daki büyük dönüşümden önceki ve sonraki toplumsal-politik yaşamı, bir entellektüelin yaşamöyküsü içinde, kara-komedi türünde ve ironik bir üslupla anlatıyor. Demokrasiye geçişten sonra eski ‘mutlak devlet’ anlayış ve alışkanlıklarının ülkedeki bu dönüşüme katılmakta geride kaldığı gösterilirken, polis örgütlerinin entellektülleri izleme öyküleri, dünyanın her yerinde hep birbirine benzediği de ortaya çıkmaktadır.

Yazarın bu oyunundan kendisinin çektiği aynı adı taşıyan film, 2004 İstanbul Film Festivalinin Uluslararası Yarışmasında Jüri Özel Ödülü almıştı.

Oyucular: 3 er., 1 kad.

 

2004 /64 sayfa/12x19.5 cm.        ISBN 975-8648-94-2

 

 

Cilt 1   Kutsal Kitap/ Baal (1919) / Baal (1922)/ Baal’in Yaşam Öyküsü/ Gecede Trampet Sesleri/ Düğün/ Dilenci veya Ölü Köpekler/ Şeytan Kovma/ Karanlıktaki Işık/ Balık Avı/ Ova

Cilt 2  Vahşi Ormanda/ Kentlerin Vahşi Ormanında/İngiliz Kralı II. Edward'ın Yaşamı/ Adam Adamdır (1926)/ Adam Adamdır (1938)

Cilt 3   Üç Kuruşluk Opera/ Mahagonny/ Mahagonny Kentinin Yükselişi ve Düşüşü/ Lindberghlerin Uçuşu/ Anlaşma Üzerine Baden Öğreti Oyunu/ Evet Diyen/ Evet Diyen. Hayır Diyen/ Önlem (1930) / Önlem (1931)

Cilt 4   Mezbahaların Kutsal Johanna'sı/ Kuraldışı ve Kural/ Ana (1933) / Ana (1938)

Cilt 5    Sivri Kafalılar Yuvarlak Kafalılar/ Yuvarlak Kafalılar Sivri Kafalılar

Cilt 6  Küçük Burjuvanın Yedi Ölümcül Günahı / Horasyalılar ve Kuriasyalılar/ Carrar Ananın Silahları/ III. Reich'ın Korku ve Sefaleti.

Cilt 7  Galilei'nin Yaşamı (1938/39)/ Gelileo (Amerika Metni)/ Galilei'nin Yaşamı (1955/56) / Dansen/ Demirin Fiyatı Nedir.

Cilt 8  Cesaret Ana ve Çocukları / Lukullus'un Sorgulanması (1940)/ Lukullus'un Sorgulanması (1951)/ Lukullus'un Mahkûmiyeti/ Sezuan'ın İyi İnsanı.

Cilt 9  Puntila Ağa ve Uşağı Matti / Arturo Ui'nin Yükselişi / Simone Machard'ın Düşleri.

Cilt 10  Schweyk / Malfi Düşesi.

Cilt 11  Kafkas Tebeşir Dairesi (1949)/ Kafkas Tebeşir Dairesi (1954)/ Sofokles'in Antigone'si.

Cilt 12  Komün Günleri / L.M.R. Lenz'in Saray Danışmanı/ Gerhart Hauptmann'ın Kunduz Kürkü ve Kırmızı Horozu.

Cilt 13  Coriolanus/Anna Segers-Rouen'li Jeanne D'Arc'ın Davası (1431)/ Turandot veya Aklayıcıların Kongresi/ Molière'in Don Juan'ı/ Ziller ve Davullar.

 

BİRİNCİ KİTAP

(Ciltlerin yayın sırası, cilt numara sırasını izlemeyerek, çevrisi tamamlanan ciltler sıra gözetilmeden yayımlanmaktadır. Bu nedenle ilk olarak 7. cilt yayımlanmış, bu basımı, 10., 11., 3., 4., 8., 6. ve 9. ciltler izlemiştir.)

Cilt 7 / Bertolt BRECHT / BÜTÜN OYUNLARI

Galilei’nin Yaşamı (1938/39)/ Galileo (Amerika Metni)/ Galilei’nin Yaşamı (1955/56) / Dansen / Demirin Fiyatı Nedir

(Türkçesi: Ahmet Cemal)

 

Bertolt Brecht (1898-1956), Oyun Külliyatının yayımlanan bu ilk kitabında, yazarın ölümünden önce provalarını yaptığı Galilei'nin Yaşamı adlı oyunun üç versiyonu ve iki kısa oyunu yer almakta.

Brecht, ünlü bilim adamı Galilei'nin yaşamını yazmayı 1930'lı yılların başlarında düşünür. Yazar, Galilei'nin Roma’daki Engizisyon Mahkemesince mahkûm edilişinin 300. yıldönümü olan 1933 yılında, o yıl Hitler tarafından düzenlenmiş "Reichstag Yangını" için açılan davada kundakçı olarak yargılanan Dimitroff'un savunması ile Galilei arasında paralellik kurar.

Oyunun ilk sahne taslakları 1938'de oluşmaya başlar. Oyunun yazılmaya başlandığı bu tarihte artık Faşist yönetim Almanya'da iktidarını iyice kökleştirmeye başlamıştır. Oyunun özellikle seslendiği teknolojik gelişmelerle uğraşan aydınlar, Hitler'in silahlanma programıyla hemen hemen tamamen bütünleşmişlerdir. Brecht yazdığı bu oyunda, Galilei'nin mahkemede verdiği savaştan yenik düştüğünü, ama savaşı kaybetmediğini belirtir. Galile hedefini bilir; gerçekler için ve akıl uğruna verdiği bu kavga ile bilimin toplumsal gelişmede taşıdığı önemi öne çıkarır.

Galilei'nin Yaşamı'nın bu versiyonu, yayımlamak ve oynanmak için uzun, karmaşık bir serüven yaşar. 1938/39 metni, Alman Suhrkamp Yayınevi'nin ancak 1992'de yaptığı basımda (ve bizim çevirimize esas alınan bu metin) ilk kez eksiksiz ve Brecht'in daktilo metinlerinin teksirleri kaynak alınarak yayınlanır.

Galileo, "1947 Amerika Metni", Brecht'in 1941'de, Almanya'daki faşizmden kaçarak Amerika'ya göç etmesinden sonra, İngiliz oyuncu Charles Laughton'la birlikte hazırladıkları metindir. Laughton, Almanca bilmediği için, Brecht oyunun her sahnesini kısmen İngilizce, kısmen Almanca olarak Laughton'a oynar. Sonuçta Laughton, İngilizce'ye uygun metin varyasyonunu bulur ve kendi el yazısı ile oyunu İngilizce yazar. İki sanatçı, çeşitli eşanlamlı sözcükler için sözlüklerden yararlanırlar, özel anlatım biçimleri bulmak için de Esop'un, Molièr'in, Shakespeare'nin yapıtlarına ve Kutsal Kitap'a başvururlar. Suhrkamp Yayınevinin 1992 basımı külliyatı içindeki bu "Amerika Metni" İngilizce'dir ve metnin Almanca çevirisi yoktur. Bu İngilizce metni de, diğer iki Almanca metinle birlikte Ahmet Cemal çevirmiştir.

"1955-56 Metni": 1945 yılı Ağustos'unda Japonya'ya atılan Atom Bombası'ndan sonra Brecht, oyunu yeni ve politik bakımdan güncel bir noktaya oturtmayı düşünür. Yazdığı bir yazıda Brecht, "Büyük bombanın cehennem etkisi, Galilei zamanının iktidar sahipleriyle çatışkısına yeni ve daha keskin bir ışık tuttu" diye yazar.

"38-39 Metni"nin son sahnesinde, Galilei'nin öğretisinden dönmesini haklı gösteren, Galilei'yi savunan önemli gerekçeler vardır. Brecht yeni yazımda bütün bu gerekçeleri atar; ve "55-56 Metni"ne Galilei'nin ağzından kendini suçlayan, kendisiyle yıkıcı biçimde hesaplaşan bölümler ekler. Oyun bu haliyle, bilim ile politikanın birbirinden kesin çizgilerle ayrı tutulmasını savunurken, olası birlikteliklerin insanlık için öldürücü sonuçlar doğuracağını etkili bir biçimde vurgular.

Brecht, bu metnin 1956 yılında yeniden oynanması için yapılan provaları sırasında, 14.8.1956'da ölür.

Kitabın sonunda, oyunlara ait geniş açıklamalar ve Brecht'in oyunlar üzerine yazıları vardır. Bunların arasında, Galilei'nin Engizisyon Mahkemesi'ndeki, "Dünyanın dönmediğine" ait, o tarihsel inkâr tutanakları da bulunmaktadır.

Dansen ve Demir'in Fiyatı Nedir adlı iki oyun, birbirlerini tamamlayan iki kısa oyundur. Her iki oyunda, Hitler Almanya'sının 1930'lu yıllar sonlarında başlayan saldırgan tavırlarının dünyanın başına getireceği olası felaketler, ticaretle uğraşan birkaç insan arasında geçen ilişkiler yoluyla anlatılmakta.

Oyuncuların her biri, 2. Dünya Savaşından önce Almanya'nın silahlanma politika ve eylemlerine kayıtsız kalan, aralarında birlik kuramayan, "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" diyen ülkelerden birini temsil etmekte. Gelecek olan saldırıyı görmemek için direnen bu kişiler, oyunun sonunda küstah "müşteri" tarafından saldırıya uğrar, sattıkları ellerinden alınır; yerlerinden, mallarından canlarından olurlar. Alman faşizminin yayılma politikasının, günlük yaşamdan alınmış bir öykü yolu ile etkili biçimde anlatan bu iki oyun, Brecht'in yaşadığı günleri algılayan, değerlendiren ve sanatsal bir sorumlulukla insanlara aktaran usta olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bu birbirini tamamlayan iki kısa oyun, adeta Brecht'ten küçük bir başyapıttır.

Oyuncular:

Galilei’nin Yaşamı (1955):  41 er. , 10 kad., erkekler, kadınlar, çocuklar/ Dansen: 2 er. /

Demirin  Fiyatı Nedir: 4 er., 2 kad.

1997/480 sayfa/13x21 cm/bez cilt         ISBN 975-8106-24-4

 

İKİNCİ  KİTAP

 

Cilt 10 Bertolt BRECHT / BÜTÜN OYUNLARI

Schweyk / Malfi Düşesi

 

Schweyk   (Türkçesi: Yücel Erten)

Brecht, Grete Reiner’in Almancaya çevirmiş olduğu, Çekoslovak yazar Jaroslav Haşek’in Uysal Asker Schwejk’ın Dünya Savaşı Maceraları adlı romanı ile 1926/27 yıllarında tanışmıştır. Ayrıca Brecht, Piscator’un 1928'de Berlin’de sahnelediği Schwejk uyarlamasının çalışmasına da katılmıştır. Piscator kendine ait bu uygulama için şöyle demiştir:"Oyun, savaşın bütün karmaşıklığını, hicvin ışığında göstermeli ve mizahın devrimci gücünü ortaya çıkarmalı".

Brecht, Schweyk oyununu 1943'de yazmaya başlar; ancak 1954'te B. Almanya’da M. Werkwerth’in sahnelemesine kadar oynanamaz. Bu sahneleme için oyunu tekrar elden geçiren Brecht, bu çalışma için oyunun adını Schweyk İkinci Dünya Savaşında diye değiştirir. Çek yazarın romanında Praglı köpek satıcısı Schwejk’in Birinci Dünya Savaşındaki maceraları anlatılmıştır. Schwejk, Kupa Meyhanesinde uluorta devlet aleyhinde sözler söyleyince tutuklanır. Polis’te hastaneden raporlu bir akıl hastası olduğunu söyler.  Schwejk, saflığını ortaya koyarak ve daima büyüklerine saygılı olduğunu öne sürerek, roman boyunca karşılaşacağı Avusturya-Macaristan monarşisinin temsilcilerini devamlı şaşırtır. Öyküdeki  birçok olay, çöküş dönemindeki Habsburg Hanedanlığındaki bürokrasiyle, ordunun ve kilisenin tutum ve yalanlarıyla alay etmektedir. Schwejk sonunda kendi isteği ile bu savaşa katılır. Cephedeki olaylar romanın ana eksenini oluşturur.

Brecht’in uyarlaması romanın çok ötesindedir; figürlerde yapılan değişiklikler, kişilere yeni birçok karakterin eklenmesi ve yeni 2. Dünya Savaşına ait olaylar dizisi, bu uyarlamaya kendine özgü bir karakter kazandırmıştır. Oyun örgüsü, zaman ve mekân olarak, 2. Dünya Savaşında Alman işgalindeki Prag’a yerleştirilmiştir. Savaş alanı ise, 1942/43 Stalingrad önlerindeki cephedir. Schweyk  burada Hitler ile karşılaşır; Hitler kaçacak yer aramaktadır.  Oyunun bu son bölümünde Brecht, önceden, Stalingrad savunmasının İkinci Dünya Savaşında bir dönüm noktası olacağını kestirmiş  olmaktadır.

Schweyk, yer yer fars özellikleri taşıyan bir politik kabare olup Schweyk bir saf halk tipidir; her şeyi görür, anlar, karşısındakiyle inceden alay eder, ama başkaldırmaz. Karşısındakinin saçma düşünce ve davranışlarına sonuna kadar dayanır, bu hali onu komik hale düşürür, böylece onun otoritesini güçsüz kılan bir pasif direniş biçimi uygulamış olur.

Malfi Düşesi      (Türkçesi. Filiz Ofluoğlu-Açıkl.: Ayşe Selen)

İngiliz yazar John Webster’in 1613/14 yıllarında yazmış olduğu Malfi Düşeşi’nin Trajedesi adlı oyun ile Brecht 1941 yılında ilgilenmeye başlar.  Brecht’in Amerika’da iken yazdığı bu oyunun metni İngilizce’dir; oyunun dili, yayınevimizce çevirisi yapılan özgün Almanca baskısında da İngilizce’dir. Brecht,  Shakespeare oyunları biçiminde manzum olarak yazdığı bu oyununda,  Jakoben  Dönemi yazarı Webster’in bir eserinden yola çıkmıştır. Webster, Marlowe ve Shakespeare’den genç olduğu için bu iki klasik yazarın eserlerini yakından izlemiş olmalıdır. Webster, Rönesans döneminin yazarıdır; mantık ve ilmin öteki yüzünü tema olarak seçmiş özgür insanı odak noktasına koyan dünya görüşünün olumsuz sonuçlarını araştırmıştır. Tragedyaları, akılcılıkla cinayetin, bireysel özgürlükle zorbalığın inanılmaz yakınlığını sergiler. Oyunlar, insan zekâsının, iktidar hırsı, sahip olma tutkusu ve insana özgü içgüdülerin doyurulması için nasıl kötüye kullanıldığını gösterir. Şehvetin ve şiddetin şiiriyle bezenmiş olan bu tragedyalar, önemli bir çöküş dönemini ve süreğen savaşları yaşayan o dönem insanlara çekici gelmiştir.

Webster eserinde, 16. yüzyılda İtalya’da  meydana gelen tarihi bir olayı  ele almıştır. 1490 yılında Aragon Dükü henüz 12 yaşındayken Amalfi Düşeşi ile evlendirilir. Sekiz yıl sonra dük ölür. Amalfi’nin yönetimi dul karısına ve oğluna kalmıştır. Bu olaydan sonra Düşeş şatoda çalışmakta olan kâhyaya âşık olur; gizlice evlenirler ve üç çocukları olur. Düşeşin kardeşleri bu gizli evliliğe karşı çıkarlar; onları izlemek için şatoya bir casus sokarlar; kâhya bu durum karşısında  şatodan kaçar, düşeş arkasından gider; düşeşin kardeşleri onları izletir; düşeş bütün haklarından vazgeçip bundan sonra yeni ailesiyle sakin bir yaşam sürmek istemektedir; ancak kardeşleri onu rahat bırakmazlar; düşeş ve oğlu Venedik’e giderlerken kaybolurlar ve düşeşle oğlundan bir daha haber alınmaz; kâhya da yakalanıp öldürülür.

 Bu öykü, aslında kız kardeşine âşık olan (ensest ilişki) düşeşin kendisiyle ikiz olan erkek kardeşi Ferdinand’ın bu evliliğe karşı koyma mücadelesini anlatır. Brecht’in eklediği ön oyunda, günah çıkartmak için kiliseye giden Ferdinand, Rahip’e şöyle der: "Kardeşiz diye niye yasak / Onun yatağında mutlu olmak".

Oyunda, Düşeşin ikinci kardeşi Kardinal’dir; kız kardeşine âşık Dük, kardeşi Kardinalin kendi kız kardeşlerini fahişelikle suçlaması karşısında çılgına döner ve Kardinali orada öldürür. Dük de, kendi casusu tarafından öldürülür. Brecht, Elizabeth dönemine ait bu oyun metninde burjuva aşkının izlerini belirginleştirir, sahip olma hırsını öne çıkarır; çatışmanın odak noktasını, feodalizmden burjuva çağına geçişin ilk dönemi oluşturur.

 

Schweyk: 12 er., 3 kad., yan kişiler / Malfi Düşesi:  23 er., 5 kad., kadınlar, erkekler, çocuklar, askerler

1997/288 sayfa/13x21 cm/bez cilt     ISBN 975-8106-23-6

ÜÇÜNCÜ  KİTAP

Cilt 11

Bertolt BRECHT / BÜTÜN OYUNLARI

Kafkas Tebeşir Dairesi (1949) / Kafkas Tebeşir Dairesi (1954) /

Sofokles’in Antigone’si

Kafkas Tebeşir Dairesi  (Türkçesi: Yılmaz Onay)

Kafkas Tebeşir Dairesi, Brecht'in, kendi oyunlarıyla Broadway'de Amerikan tiyatrosuna girme çabalarının bir ürünüdür. Brecht, 1943'de Los Angeles'da oyun yazarı Clifford Odets’la tanıştıklarında, sinema oyuncusu olan yazarın karısı Brecht'e bir oyun yazmasını önerir. Brecht onun önerisiyle, Kafkas Tebeşir Dairesi oyununu seçer. Brecht, Kafkas Tebeşir Dairesi’nin konusuyla 1920'li yılların başlarından beri tanışıktır. Çin efsanelerinden alınmış olan Klabund'un oyunu  Tebeşir Dairesi, 1924'de Almanya'da yayınlanmış ve Max Reinhardt’ın rejisiyle sahnelenmişti.

Brecht ilk kez 1940'da İsveç'te sürgünde iken  Augsburg Tebeşir Dairesi’ni yazar. Memleketi olan bu kentteki olayları başka zamanlara kaydırır, oyun içindeki olay bağlantılarını sağlamak için 30. Yıl Savaşları'ndaki olayları seçer. Bundan da anlaşılacağı gibi Brecht, Kafkas Tebeşir Dairesi oyunu için Broadway'de sözleşme imzalarken oyunun tüm malzemesini biliyordu. Yalnızca oyun mekânının Kafkasya olması Broadway'de kararlaştırılmıştır. Oyun mekânın seçiminde o dönemin tarihinin etkisi vardır. Çünkü, Nazi Almanya'sının 2. Dünya Savaşı'nda Sovyetler Birliği’ne saldırmasının esas hedefi Kafkasya'daki petrol yatakları idi.

2. Dünya Savaşı'nda Sovyetler'in Nazilerden ilk kurtulan bölgesi Kafkas cephesidir. Savaş haberlerini dikkatle izleyen Brecht, Kafkasya'nın kurtulmasında Hitler'in faşist diktasının artık sonunun geldiğini umutla görür.

Kafkas Tebeşir Dairesi'nin ana konusu, Çin Yuan Hanedanlığı döneminde (1280-1368) yaşamış olan Li-Çen-Fu'nun Tebeşir Dairesi oyununa dayanır. Bu oyunda çocuk sonunda kendi öz annesine kalırken, Brecht’in oyununda tam tersine, çocuk gerçek annesine değil, onu büyüten ve ona gerçek annelik yapan kadına kalır.

Kafkas Tebeşir Dairesi bir ibret oyunudur; oyun içinde oyun yapısıyla, ‘mülkiyet - emek’ ilişkisini sorgular; emeği, kazanımda en belirleyici unsur olarak kabul eder. Mülkiyet, kanunla, mirasla, toplumsal statüyle değil, emekle elde edilen bir kavram olarak gösterilir.

Bu oyun, Brecht'in kurduğu Berliner Ensemble Tiyatrosunun epik oyunlarının başyapıtı sayılmıştır.

 

Sofokles'in Antigone’si     (Türkçesi: Ahmet Cemal)

Bu oyun, Sofokles'in Antik Yunan tiyatrosunun çok ünlü Antigone adlı oyununun Alman dilinin usta şairi Hölderlin tarafından yapılmış olan çevirisinden Bertolt Brecht'in yaptığı bir uyarlamadır.

Antigone'de Sofokles, Labdokos soyunun çöküşünü anlatır. Tebai kentinde, Oidipus'un ölümünden sonra oğulları Eteokles ile Polyneikes iktidar için birbirleriyle mücadele ederler. Tebai’den kovulan Polyneikes, bir müddet sonra kente saldırır; saldırı başarısız olur ve savaşta iki kardeş birbirini öldürürler. Kentin yeni kralı, iki kardeşin amcaları olan Kreon’dur. Kreon, yeğenlerinden Eteokles'e şerefli bir gömme töreni yaptırır; buna karşılık Polyneikes'in kentin düşmanı olduğunu ileri sürerek, onun cesedini gömdürtmez ve kurda kuşa yem olmak üzere açıkta bırakılmasını emreder. Polyneikes'in kız kardeşi Antigone, ölü kardeşinin hukukunun çiğnenmesine karşı çıkar ve kardeşini simgesel olarak gömer; Antigone bu hareketinden dolayı Kreon tarafından ölüm cezasına çarptırılır. Antigone zindanda kendini asar. Kreon, olacakları önceden bilen Kâhin Teiresias'ın uyarılarına çok geç kulak verir. Önce, Antigone’ye âşık oğlu Heimon'un, sonra da oğlunun öldüğünü duyan karısı Eurydike'nin kendilerini öldürdükleri haberini alır.

Brecht oyunu yazarken öykünün "akılcılaştırılmasını" hedeflemiştir. Kendisinin oyuna yepyeni bölümler eklemesinin gerekçesini de, eski Yunan'daki "yazgısal olan"ı ortadan kaldırmak istediğini söyleyerek açıklar.

Brecht ayrıca, öykünün gelişimini güncelleştirmiştir. Sofokles'in oyununda Kreon, yenilgiyi sezmiş olmasına rağmen, Tebai kentini kendi ile birlikte yıkıma sürüklemesine yol açar. Brecht bu olaya karşılık olmak üzere, kendi oyununun başına, İkinci Dünya Savaşının sonlarında savaştan kaçan askerlerin Hitler'in cellatları tarafından insan onuruna aykırı bir biçimde idam edilmelerini anımsattığı bir "Ön Oyun" yazar. Ön Oyun, Sovyet Ordusu tarafından ele geçirilen Berlin'in, savaşın son haftalarındaki günlerini canlandırmaktadır.

Sofokles eserinde, insanoğlunun körü körüne kadere teslim olmak zorunda olduğunu vurgulamıştır; buna karşılık Brecht, bu uyarlamasına, insanoğlunun kaderinin insanın kendisi olduğu düşüncesini koymuştur. Sofokles’in eserinde Kâhin Teiresias, Tanrının takdirini önceden bilen bir kişi olarak verilirken, Brecht'in uyarlamasında bu karakter, akıllı, olayları ve insanları iyi gözlemleyen bilge bir insan olarak tanımlanır; bundan ötürü de, bazı olacakları önceden söyleyebilecek duruma gelmiş biri kişi olarak algılanır.

 

Kafkas Tebeşir Dairesi:  37 er., 9 kad., çalgıcılar, misafirler dilenciler,

askerler, çocuklar hizmetkârlar, ön oyun kişileri/

Sofokles’in Antig.:  3 er., 2 kad., yaşlılar, haberciler, hizmetçiler, bekçiler.

1997/304 sayfa/13x21 cm/bez cilt       ISBN 975-8106-33-4

 

DÖRDÜNCÜ  KİTAP

Cilt 3

Bertolt BRECHT / BÜTÜN OYUNLARI

Üç Kuruşluk Opera / Mahagonny / Mahagonny Kentinin Yükselişi ve Düşüşü/ Lindberghlerin Uçuşu / Anlaşma Üzerine Baden

Öğreti Oyunu / Evet Diyen / Evet Diyen. Hayır Diyen /

Önlem (1930) / Önlem ( 1931)

 

Üç Kuruşluk Opera   (Türkçesi. Yücel Erten)

 

Brecht’in 1928'de yazdığı ve ünlenmesinde çok önemli rolü olmuş müzikli epik operası. Konu İngiliz oyun yazarı John Gay‘in (1685-1732) Beggar’s Opera (1728, Dilenci Operası) adlı ballad operasına dayanır. Brecht bu eserin eylem yapısına büyük bölümüyle sadık kalmış, oyundaki şarkıları Fransız şair Villon’dan almıştır. Üç Kuruşluk Opera, suç işleme çarkında, toplumun bir imgesini yaratmaya çalışarak burjuva kapitalist ilişkilerin bir çözümünü parodili bir metafor içinde anlatır. Kapitalist dünyayı bir "Yeraltı Suç Dünyası" olarak göstermeyi amaçlar. Oyun müziği burada bir yabancılaştırma etmeni olarak başarıyla kullanılır.

Brecht, bu oyunuyla ilk kez burjuva dramatik tiyatro ve müziğinin karşısına epik tiyatroyu ve epik müziği koymuştur.

 

Mahagonny Kentinin Yükselişi ve Düşüşü

(Türkçesi: Aziz Çalışlar - Yılmaz Onay)

Brecht’in vahşi kapitalizmi anlatan başka bir epik operası. Kapitalist dünyanın bir modelini oluşturan Mahagonny kenti, parayla yaşamakla insanca yaşamak arasındaki derin çelişkiyi ortaya koyar. Mahagonny’de her şey paradır, ne yaparsan her şey serbesttir. Yargı bile parayla işler; rüşvet veremeyen "parasızlıktan" idama mahkûm edilir. Kentte herkesin herkesle savaşı, sonunda kargaşaya dönüşür. Brecht, müziklerini Kurt Weil’in yaptığı bu eserle, Üç Kuruşluk Opera’da yaptığı gibi, geleneksel "eğlendirici" operaya karşı, toplumsal gerçekliği değiştirmede eleştirel bakışı sağlayacak "yabancılaştırma" etmenini kullanarak epik opera’yı dünyaya kabul ettirmiştir.

 

Öğreti   Oyunları  (Türkçesi: Ayşe Selen)

Brecht’in izleyiciden çok "katılımcılar" için yazdığı, onları tiyatro oynayarak eğitmeyi, yani onları hem oyuna katılan hem de gözlemleyen yapmayı amaçlayan oyunları. Gençler için yazılmış bu oyunlar için kullandığı "Öğreti Oyunu" kavramını Brecht,  sahne üzerinde epik bir canlandırma biçimi gerektiren bir oyun türü diye açıklamıştır. Oyunlar, seyirciyi teatral bir olayın içine çekmek yerine, onları bir modelin "karşısına" koyar.

Üç Kur. Opera:  10 er.,  6 kad., dilenciler, orospular, polisler, halk /Mahogonny K. Y. ve D.: 8 er.,  1 kad., erkekler, kadınlar

 

1997/432 sayfa/13x21 cm/bez cilt    ISBN 975-8106-36-8

 

BEŞİNCİ KİTAP

Cilt 4

Bertolt BRECHT/ BÜTÜN OYUNLARI

Mezbahaların Kutsal Johanna’sı/ Kuraldışı ve Kural/

Ana (1933)/ Ana (1938)

 

Mezbahaların Kutsal Johanna’sı   (Türkçesi: Yılmaz Onay)

                

Brecht, daha 1920’li yıllarda kapitalist ortamda gelişen borsa spekülasyonlarıyla ilgilenmişti. Amerikalı borsa simsarı Bouck White’ın kitap olarak basılmış biyografisinin etkisiyle, önce Dan Drew, sonra Chicagolu Joe Etkeser adlı oyunları yazdı. İkinci oyun, Piscator Sahnesi’nde 1927-1928 döneminde oynanmak üzere repertuvara alındıysa da sahnelenemedi. Brecht, işte bu iki oyundaki deneylerine dayanarak ve onların olay dizilerini izleyerek Mezbahaların Kutsal Johanna’sı oyununu yazmıştır.

Brecht bu oyundaki Chicago mezbahaları çevresini, Upton Sinclair’in The Jungle  (Vahşi Orman, 1906) romanından almıştır. Oyunda, ekonomik sarsıntı dönemlerinde, yaşamsal önemdeki tahıl, et gibi yiyeceklerin fiyatlarında gerçekleştirilen yapay oynama ve yönlendirmelerle sömürünün çoğaltılması anlatılırken, dini kurumlar aracılığıyla yapılan sosyal yardım etkinliklerinin bu sömürü çarkını nasıl gizlemeye çalıştığı gösterilir.

Brecht, dinci propogandanın, siyasal-kapitalist sömürünün gerçek nedenlerini örtbas etmek amacıyla kullanıldığına eskiden beri inanıyordu. Aynı temadaki E. Haupmann’ın Happy End (Mutlu Son) çalışmasına da şarkılar yazmıştı. Bu şarkıları Mezbahaların Kutsal Johanna’sı oyununda da kısmen kullanmıştır.

 

Kuraldışı ve Kural   (Türkçesi: Ayşe Selen)  

Bu oyun bir öğreti oyunu’dur ve bir Çin oyununa dayanmaktadır. Oyunda Çang ailesinin öyküsü anlatılır. Brecht bu oyunun özellikle profesyonel olmayan topluluklar tarafından sahnelenmesini tavsiye etmiştir. Oyun şu şiirle açılıyor:

“Biraz sonra size

Bir yolculuğun öyküsünü anlatacağız. Bu yolculuk,

Bir sömürücü ve bir sömürülen tarafından yapılacak.

Bu insanların davranışlarını iyi inceleyin:

Bu davranışları yabancı bulmasanız da yadırgatıcı bulun.

Alışılmış bulsanız da açıklanamaz,

Kuralına uygun bulsanız da anlaşılmaz bulun.

Düzenlenmiş bir düzensizliğin, planlı bir bencilliğin hüküm sürdüğü

İnsanlıktan çıkmış insanların yasadışı bir dönemde

Hiçbir şey doğal olamaz.

Ancak, o zaman her şeyin değiştirilebilir olduğu anlaşılacaktır.

 

Ana (1933 ) ve (1938)   (Türkçesi:  Ayşe Selen)              

Oyunun çıkış noktasını, Gorki’nin ünlü Ana (1906) adlı romanı oluşturur.

Oyun, 1904/05 yıllarında bir Rus kasabasında yaşayan Rus işçilerin yaşamlarını ve ayakta kalmak için verdikleri kavgayı anlatır. Oyunda ayrıca devrimci hareketinin gelişmesi, Rus sosyal demokrasisi içinde gelişen Bolşevizmin stratejisinin taktiği anlatılır.

Dünya ekonomik krizine bağlı olarak Almanya’daki işçi hareketlerinin etkisiyle Brecht, romanda yazılı olayları, proletaryanın güncel kavgasını ve uluslararası sınıf kavgasının genel kurallarını gözler önüne sermek için kullanmıştır.

Oyundaki Ana, başlangıçta yalnızca işinden olan oğlu için kavga etmektedir. Partiye oğlunun önüne doğru dürüst bir yemek koymak için girmiştir. Ama sonunda kavgası, bütün işçiler için verdiği, daha büyük ve zor bir kavgaya dönüşür. Tek bir bireye yardım etmek için, toplumdaki o birey gibi olan herkese yardım edilmesi gerektiği bilincine varır. Bu sınıfsal biliçlenme ile Ana, oğlu sonraları kavgada ölürse de yine kavgayı bırakmaz. Kavgada düşen bayrağı yerden alarak mücadelesini sürdürür. Oyundaki bu sahne, Ana’nın bilinçlenme sürecinin simgesel bir ifadesidir.

Ana oyunu, işçilere politik kavganın izlenmesi gerekli biçimlerini öğretmeyi amaçlar.

Brecht bu oyun için şunları söylüyor:

 

"Öğreti oyunu türünde yazılmış olan, ama profesyonel oyuncular tarafından oynanması gereken Ana, antimetafizik, materyalist, Aristolelesçi olmayan özellikler taşıyan bir oyundur. Bu oyun, Aristotelesçi dramda olduğu gibi, izleyicinin hiç düşünmeden kendini oyuna kaptırmasını istemez; katarsis gibi etkilerden kaçınır. Kahramanlarının kaçınılmaz bir kadere mahkûm olmadıklarından yola çıkan oyun, izleyicinin de duygu yüklü bir tiyatro macerası yaşamasını istemez. İzleyiciye, dünyayı değiştirmeye yönelik belli bir davranış öğretmeyi amaçlayan oyun, tiyatroda izleyicinin olduğunun dışında bir biçim ortaya koymalıdır."

 

Mezbahaların Kutsal Johanna’sı: 20 erkek, 2 kadın, işçiler, çocuklar, mezbahacılar, simsarlar, celepler, yoksullar, gazeteciler.

Kuraldışı ve Kural:  10 erkek, 1 kadın.

Ana:  19 erkek, 11 kadın, fabrika işçileri. 

 

1999/416 sayfa/13x21 cm/bez cilt        ISBN 975-8106-39-7

 

 

ALTINCI KİTAP

Cilt 8

 

Bertolt BRECHT/ BÜTÜN OYUNLARI

Cesaret Ana ve Çocukları/

Lukullus’un Sorgulanması (1940)/Lukullus’un Sorgulanması (1951) Lukullus’un Mahkûmiyeti/ Sezuan’ın İyi İnsanı

 

Cesaret Ana ve Çocukları  (Türkçesi: Ayşe Selen)

 

Oyun, 1618-48 yılları arasındaki 30 Yıl Savaşları’nda, İsveç ve Polonya arasında geçer. Cesaret Ana, evlilik dışı 3 ayrı kocadan olma iki oğlu ve dilsiz kızı ile, dükkân gibi kullandığı çadırlı arabasıyla askerlere öteberi satarak hayatını kazanmaktadır.

Cesaret Ana ve Çocukları, savaşı kendisine ticari bir araç olarak gören ve savaş yüzünden çocuklarını yitirdiği halde bundan hiç ders almayan, yalnızca savaştan geçinerek ayakta kalabileceğini sanan bir kadının öyküsüdür. Brecht bu oyununda, "Küçük insanların, güçlülerin tersine, savaştan umacakları hiçbir şey yoktur. Küçük insanlar, sadece zaferlerin ve yenilgilerin bedelini öderler," düşüncesini ortaya koyuyor.

Brecht, savaştan çıkmış insanların bu oyunu seyrettiğinde, “Cesaret Ana’nın suçlarını, savaşa katılımını, savaştan çıkar sağlama isteğini hiç görmemişler, yalnızca onun başarısızlığını, çektiği acıları görmüşlerdir. Böylece de kendilerinin katıldığı savaşı izlemiş olmuşlardır. Bu, kötü bir savaştır ve insanlar halen bu savaşın bedelini ödemektedirler. Aslında durum onlara göstermek istediğim gibidir. Savaş onlara yalnızca acı getirmez, onların felaketlerden ders almama huylarını da geliştirir,” diyerek savaşın başka bir olumsuz yanını da vurgular.

Oyun, 1949’daki ilk oynanışında çok büyük ilgi görür, Brecht hayattayken Almanya’da, Avrupa ve Amerika’da elli yerde sahnelenir. Oyunun başarısı, Berlin’de Brecht tarafından ünlü "Berliner Ensemble" tiyatrosunun kurulmasına yol açar. Brecht’in bu tiyatrosu, ilk kez 12 Kasım 1949’da Puntila Ağa ve Uşağı Matti oyunu ile perdelerini açmıştır.

Cesaret Ana ve Çocukları, Brecht’in ölümünden önce senaryosu yazılarak filme çekilmeye hazırlanmışsa da bazı anlaşmazlıklar nedeniyle vazgeçilmiş, ancak onun ölümünden 4 yıl sonra Berliner Essenble’ın model sahne çalışmasına uygun olarak filme alınmıştır.

 

Lukullus’un Sorgulanması - Lukullus’un Mahkûmiyeti

(Türkçesi: Ahmet Cemal)

 

Bu oyun, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen başında yazılmıştır. (7.11.1939) Brecht, Fatihlerin ününü tartışma konusu yaparak İkinci Dünya Savaşı’nın daha başlangıcında tepkisini göstermek istemiştir.

İsveç’te sürgünde iken yazılan bu metnin ilk hali radyo oyunu biçimindedir.

Oyunun teması Romalı Komutan Lukullus’un yaşamı üzerinedir. Brecht,  Bay Jül Sezar’ın İşleri adlı romanının çalışmaları için bu komutan hakkında oldukça bilgi toplamıştır.

Tarihteki Lukullus, Roma’da iyi ve kötü yanlarıyla ün yapmış  soylu bir sınıftan gelmiş, Pontus Krallığı, Ermenistan ve Kapadokya’yı fethetmiş, halk arasında "Asya Fatihi" olarak anılan bir komutandır. Oyun, İ.Ö. 370’li yıllarda lejyonları ile Asya’ya saldıran ve çeşitli büyük imparatorlukları Roma İmparatorluğu’nun egemenliğine katan Lukullus’u, bu eylemlerinden dolayı yargılayan mahkemeyi anlatıyor.

Mahkeme, saldırı savaşlarını mahkûm etmekte,  saldırgan bir komutanı da lanetlemektedir. Fetih savaşlarına, yağma amacıyla yapılmış savaşlara yöneltilen bu suçlama, yöneticiler tarafından halka dayatılan tarihi kahramanların yüceltilmesine karşı Brecht’ten etkili bir eleştiri niteliğindedir.

 

Sezuan’ın İyi İnsanı       (Türkçesi: Özdemir Nutku)

 

Bu oyun Brecht’in Çin felsefesi ve edebiyatına duyduğu hayranlığın bir ürünüdür. ME-Tİ adlı kitabını yazarken klasik Çin edebiyatını inceleyip irdelemiş olan Brecht’e göre, erdem ve ahlaksızlık (doğru ve yanlış davranış) bir ölçüt veya yasa sorunu değil, toplumun yaşam koşullarının ortaya koyduğu ve zorladığı bir sonuçtur.

Oyunun temel sorunu, "İnsanların hem iyi olup hem de nasıl ayakta kalınabileceği" konusundaki ilişkileri ortaya çıkarmaktır. Üç tanrı, dünyada iyi insan kalıp kalmadığını öğrenmek üzere gökten yeryüzüne, Sezuan kentine inerler. Ama iyi ve doğru bir ahlakla yürümeyen kapitalist toplum düzeninde iyi insanın ayakta kalamayacağını görürler ve tekrar göğe, bulutlarına geri dönerler.

Oyun, burjuva toplumunun çifte ahlaklı (iki yüzlü) olduğunu, insanlarda kişilik bölünmelerine yol açtığını anlatan bir öyküden bir "ibret dersi" çıkartılmasını istemekte.

 

Cesaret Ana ve Çocukları: 19 erkek, 5 kadın, askerler.

Lukullus’un Sorgulanması: 19 erkek, 10 kadın, askerler korosu,

kölelerin korosu, çocukların korosu.

Lukullus’un Mahkûmiyeti: 21 erkek, 10 kadın, askerler korosu,

kölelerin korosu, gölgeler korosu, çocuklar korosu.

Sezuan’ın İyi İnsanı:: 15 erkek, 3 kadın, yayalar.

 

1999/ 384 sayfa/ 13x21 cm/ bez cilt      ISBN 975-8106-71-3

YEDİNCİ KİTAP

Cilt 6

 

Bertolt BRECHT/ BÜTÜN OYUNLARI

Küçük Burjuvanın Yedi Ölümcül Günahı/

Horasyalılar ve Kuriasyalılar/ Carrar Ana’nın Silahları/

III. Reich’ın Korku ve Sefaleti

 

Küçük Burjuvanın Yedi Ölümcül Günahı  (Türkçesi: Y.Onay)

 

Oyun, Fransa’da Théâtre des Champs-Élysées’de sahnelenmek üzere  yazılmış ve orada Nisan 1933’de sahnelenmiş bir bale eseridir. Bu eserde metalaşan aşk teması işlenir.

Oyunda, yedi tabloyla, para kazanıp memlekette kalan ailesine bir ev yapmaları amacıyla para gönderebilmek için büyük kente gelen küçük bir dansçının öyküsü anlatılır. Şarkıcı ve koro olarak sahnede bulunan aile, olayı yorumlar; şarkıcı zaman zaman da olayın içine girer. Böylece Brecht’in ve bu oyunun müziğini yazmış olan Kurt Weil’ın kullandıkları “bale” kavramını kıran, müziğin, şiirin, dansın ve sözsüz oyunun aynı ağırlıkta yer aldığı özgün bir eser ortaya çıkar.

Brecht, esas amacı bale olan bu gösteri ile erdemlerin insanoğluna getirdiği zararları ortaya çıkarır. Katolik anlayışına göre, kişiyi Tanrının merhametinden yoksun bırakan ve onu ebedi lanete uğratan 7 ölümcül günah vardır. İffetsizlik-Tamah-Öfke-Acımasızlık-Kıskançlık-Gurur-Doymazlık.

Brecht eserini bu temel günahlar üzerine değil, insanları burjuva toplum içinde barınamaz hale getiren davranışlar üzerine kurmuştur.

 

Horasyalılar ve Kuriasyalılar   (Türkçesi: Yılmaz Onay)

 

Oyunun konusu, bir antik Roma söylencesinden alınmıştır. Roma ile Alba Longa kentleri arasında sınır anlaşmazlığından çıkan savaş, kuvvetçe birbirine denk olan, Roma adına üçüz kardeş Horaslar, Alba Longa adına da başka bir üçüz kardeş Kuriaslar tarafından yürütülür; savaş uzun süre sonuçsuz kalır. Sonuna doğru, Horasların üçüzünün ikisi ölür, Kuriasların  üçüzlerin üçü ise yaralanır; tek kalan Horas, yaralı olan rakiplerini yok etmek için önce kaçar, yaralı rakipleri onu  kovalarlarsa da, herbiri tek tek ona yetişebildiğinden, bu kurnazlığı sonucu hepsini sırayla öldürür. Her kahraman bir orduyu temsil etmektedir.

 Brecht bu öyküyle, savaşların yalnızca eşitsizlik olduğundan çıkmadığını, eşitlik halinde de çıktığını söylerken, özet olarak hilenin bir şeyi kanıtlamadığını, raslantısal olduğunu ve öğreticiliğinin az olduğunu,  yalnızca hile öğretmenin zavallıca bir iş olacağını gösterir; ayrıca,  “saldırı savaşı” ile “savunma savaşı”nın ayrı anlamlarını özellikle vurgulamayı amaçlar.

 

Carrar Ana’nın Silahları   (Türkçesi: Yılmaz Onay)

 

Oyun, Kuzey İspanya’da Basklı bir balıkçı köyündeki bir balıkçı evinde Nisan 1937’de bir gece süresi içinde geçer. Bu savaşta Halk Cephesine katılmış kocasını kaybetmiş olan iki yetişkin oğula sahip anne Carrar, çocuklarının savaşa katılmaması için direnir; Oysa, 20 yaşındaki büyük oğlu Juan, sevgilisi ve köyün delikanlıları tarafından Franco’ya karşı savaşmak için baskı altındadır. Kadın oğlunu bu işten uzak tutmak için onu her gün denize balık avlamaya gönderir. Juan gece de denizdedir ve evin penceresinden onu izlemektedirler. Eve ansızın, milis güçlerinde çarpışan kadının erkek kardeşi İşçi Pedro gelir; Carrar Ana’nın sakladığını bildiği silahları almak için gelmiştir. Kadın silahları vermemekte direnir. Bu tartışma sırasında denizdeki Juan’ı izleyememişlerdir; bir süre sonra eve Juan’ın cenazesi getirilir; onu Franco güçleri vurmuştur. Bunun üzerine Carrar Ana düşüncelerini değiştirir ve savaşa katılacağını haykırır. Oyun, savunma savaşında tarafsız kalınamayacağını gösteren, seyircileri etkisi altına alan, tek perdelik bir oyundur.

Bu oyun, Brecht’in kendisinin yarattığı epik tiyatro görüşüne tamamen karşıt, duygusal katılımın egemen olduğu bir Aristotalesçi dramatiği içeren bir oyundur; Brecht bu durumu, oyun metninin arkasına koyduğu bir ek yazıda da belirtmiştir; aynı notta bu etkinin belgesel film gösterimiyle, propogadist bir çalışmanın beraber sahnelenmesiyle giderilebileceğine işaret etmiştir.

 

III. Reich’ın Korku ve Sefaleti   (Türkçesi: Yılmaz Onay)

 

Bu oyun birbirinden bağımsız 29 epizoddan oluşan bir belgesel oyundur. Brecht, 1934’ten başlayarak Hitler Almanya’sına ait basından ve görgü tanıklarından malzeme toplamaya başlamış ve bu malzemelerden III. Reich’ın Korku ve Sefaleti’ne ait öyküleri ortaya çıkarmıştır. Brecht, oyundaki bölük börçük farklı konuları birarada tutan ögenin yalnızca ‘şiddet’ olduğunu söylemiştir.

Oyun, faşist diktatorya altında değişik toplum sınıflarından bireylerin tipik davranışlarını, tedbirlilik, sakınma, ürküntü, herkesten şüphe, konuşmama, görmezlikten gelme gibi tavırlarını ortaya koyarken, aynı zamanda özellikle direnme tavırlarını da sergilemektedir; Brecht oyundaki bu direnme tavrını, oyun üzerine yazdığı tanıtma yazılarında özellikle vurgulamıştır.

 

Küçük Burjuvanın Yedi Ö. Günahı: 5 er., 5 kad., çeşitli çiftler, görevliler, yoldan geçenler, sokak çocukları, erkekler, kadınlar.

Horasyalılar Kur.: 6 er., koro, okçular, mızrakçılar, kadınlar.

Carrar Ana’nın S.: 6 er., 3 kad., kadınlar, erkekler, çocuklar.

III. Reich: 6 er. 4 kad. ve 4 çocukla bütün epizodlar oynanabilir.

2000/ 278 sayfa/ 13x21 cm/ bez cilt       ISBN 975-8106-62-2

SEKİZİNCİ KİTAP

Cilt 9

 

Bertolt BRECHT/ BÜTÜN OYUNLARI

 

Puntila Ağa ve Uşağı Matti / Arturo Ui’nin Yükselişi

/ Simone Machard’ın Düşleri

 

Puntila Ağa ve Uşağı Matti  (Türkçesi: Yılmaz Onay)

Brecht bu oyunu, Finlandiya’da geçirdiği göçmenlik yıllarında, Fin oyun yazarı H. Wuolijoki’nin bir halk masalından yola çıkarak hazırladığı bir oyun taslağına dayanarak yazmıştır. Zengin çiftlik sahibi Puntila Ağa, iki kişilikli bir adamdır; içkiliyken cana yakın, insancıl bir kişi, ayıkken katı ve çekilmez bir patrondur; herkesi hırsız görür, insanları aşağılar. İçkiliyken dostu saydığı şoförü Matti ise, patronuyla aralarındaki mesafeyi hep korur. Puntila sarhoş olduğu bir akşam dört işçi kızla evlenmeye, bir ateşe’yle evlendirmek istediği kızını Matti’ye vermeye kalkışır. Matti, evleneceği kızı bir işçi karısı olabilir mi diye imtihan eder, Puntila’nın kızı Eva imtihanda başarılı olamaz. Puntila bundan sonra içki içmemeye karar verir, ancak içkileri yok ederken tekrar içer ve bu kez bütün servetini Matti ile paylaşacağını söyler. Bunun üzerine Matti çiftliği terk eder ve “Su ile yağ birbirine karışmıyor,” der, “İnsan isterse bir efendi bulur, yeter ki efendi kendisi olsun.”

Brecht bu oyunuyla, iki ahlaklı kapitalist düzendeki kişilik bölünmesini, burjuva ikiyüzlülüğünü ortaya koyar. İnsanoğlunun kendi çıkarları söz konusu olduğunda nasıl insani değerleri kaybettiğini gösterir.

 

Arturo Ui’nin Yükselişi (Türkçesi: Prof. Özdemir Nutku)

Brecht bu oyunu bir “gangster oyunu” biçiminde yazma düşüncesine 1935’te New York’ta bulunduğu sırada karar vermiş. Ana oyununun orada provalarını yaparken, ABD’deki organize suç mafyasının aralarındaki rekabetine büyük ilgi duymuş; çetelerin birbirleriyle olan kanlı çatışmalarına ait gazete kupürlerini toplamış. Oyunu, 1940-41’de Finlandiya’da sürgündeyken yazmaya başlamış. Oyundaki gangster argosunu Amerika gangster çevresinden almış. Oyun kahramanlarının kişilikleri, ABD’deki örgütlü suç işleyen kişilerden ortaya çıkarılmış. Oyunda, ünlü gangster Al Capone’un Chicago’daki yükselişinin gerçek öyküsünden alıntılar vardır. Oyundaki “gangster tarihi”, belirgin benzetmelerle ve paralel olaylarla Hitler’in yükselişini ve Alman Nazi Partisinin iktidara gelmesini gösterir biçimde kaleme alınmış. Nazi Partisinin kurulması ve güçlenerek iktidara gelmesi, Cumhurbaşkanı Hindenburg’un zaafı, Parlamento Yangını, SA’ların yok edilişi, SA’ların başı Röhm’ün öldürülüşü, Avusturya Başbakanının öldürülmesi, Avusturya’nın ilhakı gibi olaylar sırayla sergilenir. Brecht, Hitler-Gangster benzetmeleriyle olağanüstü bir kara mizah yaratmıştır.

Brecht bu oyunla ilgili yazdığı bir yazıda, “Doğru olduğu sürece, çıplak gerçekten korkmayın,” diyor ve ekliyor, “Büyük politik suçlular tamamen teşhir edilmeli ve gülünçlüklerinin esası gösterilmelidir. Aslında bunlar ‘büyük politik’ suçlular değil, ‘büyük suçlu’ politikacılardır. Büyük katillere olan saygının artık yıkılması gerekiyor. Egemen sınıflar yeşil ışık yaktı diye, küçük bir serserinin büyük oynamasına izin verilmemeli.”

 

Simone Machard’ın Düşleri (Türkçesi: Prof. Özdemir Nutku)

Brecht Finlandiya’da sürgünde olduğu sırada, Almanların hızla Fransa’ya girişlerini izledikten sonra bir Jan Dark oyunu yazmak için not tutmaya başlamış.

Tarih Haziran 1940’tır. Naziler Paris’e girmişler, Nazilerden kaçanlar büyük kalabalıklar halinde orta Fransa üzerinden St Martin’e akın akın gelmektedirler. Oyunda, St. Martin’de genç bir Orleanslı Fransız kız, harpte savaşmakta olan erkek kardeşinin yokluğunda, onun yerine bir otele ait bir benzin istasyonunda çalışmaktadır. Bu arada öğretmenin kendisine verdiği Jan Dark’a ait kitabı okur. Kız, savaşın yarattığı gerilimli gecelerde zaman zaman düşler, gündüzleri de hayaller görür; kız Alman ordularının kente geldiği gün kendini Jan Dark olarak görür; içinde halkın kendisini kurtarmaya çağırdığına dair sesler işitir. Kentteki görevlilerle Jan Dark öyküsündeki kişiler arasında parelellikler kurar. Benzin istasyonunu yakmak ister ancak görülünce işten atılır. Almanlar kente girmeden önce, bazı Fransızlar, Almanlara yardım etmek için tuğla harmanındaki benzin deposundan onlara benzin vermeye kalkışırlar; ancak bunu öğrenen kız bu kez depoyu ateşe verir. Kız kaçarsa da Fransızlar tarafından yakalanıp Almanlara teslim edilir. Almanlar, Fransız halkının dayanışmasından korktuklarından, onu Fransız mahkemesinde yargılatırlar. Mahkemede suçu itiraf etmesini isteyen yargıçlara karşısında kız susar, konuşmaz. Mahkeme onu yaptığı eylemin vatanseverlik duygusundan değil, benzin istasyonundaki işinden çıkarılmasından duyduğu öç duygusuyla yaptığına karar verir; yaşı küçük olduğundan onu ıslahevine gönderir.

Oyunun olay dizisi, Paris’in işgal tarihi 14 Haziran gecesi başlar ve silahları bırakma anlaşma tarihinde son bulur. Olay dizisinin ayrıntıları, Almanların 1940 yazında Fransa’yı işgal ettikleri dönemdeki olayları ve ilişkileri yansıtır.

Puntila Ağa : 12 er., 10 kad., 4 çocuk, orman işçileri.

Arturo Ui: 26 er. 3 kadın, kabzımallar, korumalar, kiralık katiller

Simone Machard: 9 er., 4 kad., insanlar, 1 melek.

2000/ 408 sayfa/ 13x21 cm/ bez cilt     ISBN 975-8106-40-0

 

DOKUZUNCU KİTAP

Cilt 2

Bertolt BRECHT/ BÜTÜN OYUNLARI

Vahşi Ormanda/ Kentlerin Vahşi Ormanında/ İngiliz Kralı II. Edward’ın Yaşamı/ Adam Adamdır (1926) / Adam Adamdır (1938)

 

Kentlerin Vahşi Ormanında: (Türkçesi: Yılmaz Onay)

1912 yıyında Chikago’da iki insanın tanımlanamaz bir ring kavgası içinde büyük kentin vahşi ormanına gelmiş olan bir ailenin çöküşü anlatılmakta. Bu oyunda Brecht, kavga etmeyi, boğuşmayı doğrudan gösterirken kapitalist düzendeki ailenin çöküşünü acımısızca sergilemekte ve bu düzendeki insan ilişkilerinin yalnızca satın alabilme gücüne göre işlediğini vurgulamakta.

İngiliz Kralı II. Edward’ın Yaşamı:  (Türkçesi: Yalçın Baykul)

Bu oyun Marlow’un Kral II. Edward oyununun yeniden yazımıdır. Brecht bu tarihi oyunu, epik tiyatro özelliklerine uygun olarak kral ve özel çevresini, soylular sınıfını ve halkın davranışlarını ve bu üç toplum kesiminin birbirleri üzerindeki etkileşimiyle varılan sonuçlarını anlatmakta.

Adam Adamdır: (Türkçesi: Yılmaz Onay)

Bu oyun bir tez ve onun kanıtlanması biçiminde bir mesel oyunudur. Oyunda, sıradan bir işçi olan Galy Gay’in, sonradan nasıl insanlık için bir savaş makinesine dönüştüğünü, bu nedenle de kişiliklerin nasıl çözülüp dağıldığını anlatmakta. Oyunun tezinin, en etkili ve doğru tanımlamasını oyun kahramanı Dul Begbick yapar:

 

Bertolt Brecht Efendi der ki, “Adam Adamdır’”

Herkes de diyebilir bunu besbelli.

Ama Bertolt Brecht kanıtlıyor da ardından

Bir insandan neler neler yapılabildiğini

Burada bu akşam, bir insan, parçaları eksilmeksizin

Sökülüp yeniden takılacak, otomobil gibi;

Adama insan yönünden yaklaşılacak

Etkili biçimde, sıkmadan, denecek ki ona

“Uy bu dünyanın gidişine artık

Sen de çıkarına bak gitsin!”

Gözümüzü dört açmazsak eğer, akşamdan sabaha

İnsan kasabı bile yaparlar adamı.

 

Kentlerin Vahşi Ormanında: 11 er., 3 kad., demiryolu işçileri

İngiliz Kralı II. Edward’ın Yaşamı.  16 er., 1 kad., keşişler, mahpuslar

Adam Adamdır:  8 er., 5 kad., askerler

2005/352 sayfa/13x21 cm/ bez cilt        ISBN 975-8648-97-7

 

Bu dizide, Amerikan yazarlarının oyunları, İngilizce metin

asıllarıyla ve oyunların yeni çevirileriyle birlikte yayınlanmıştır.

Dizi No: 1 /  AY ile YARIŞ /Racing with the Moon

Robert E. INGHAM-Michael JOYCE

 

Terk edilmişlikler, yeniden buluşmalar, yeni umutlar ve sorunlu aile ilişkileri üzerine, duygusallığı ağır basan, gerçekçi ve insancıl düşüncelerin egemen olduğu yeni bir Amerikan oyunu. Altı yaşındayken babası tarafından terk edilen oyunun kahramanı olan “Ben”,  bu kez altı yaşındaki oğlunu karısına bırakıp onları terk etmiş ve yalnızlığa çekilmiştir. “Ben”in babası 60’ıncı yaşını kutlama törenine 6 yaşında terk ettiği oğlu Ben’i çağrır. Senelerden sonra baba oğul bu törende buluşurlar. Çocukluk anıları tazelenir, aile ilişkileri yeniden canlanır; geçmişle yüzleşilir ve affetmenin değeri anlaşılır.

Oyuncular: 5 erkek, 5 kadın.

2000/208 sayfa/ 11.5x19.5cm.          ISBN 975-8023-67-7

 

Dizi No: 2 /  KÜÇÜK TİLKİLER/   The Little Foxes

Lillian HELLMAN

 

Lillian Hellman (1905-1984), Amerika’da McCarty döneminde sorgulamaya uğramış, acılar çekmiş, ama konuşmayarak, adaletsizliklere direnmesiyle ünlenmiş bir kadın yazar; birçok filmin de senaristi. ABD’nin güneyindeki bir kasabada yaşayan büyük çiftlik sahibi olan üç kardeş, zenci ve yerli halkı sömürerek elde ettikleri geniş arazilerinde pamuk yetiştirerek zengin olmuşlardır. En yaşlıları bekârdır. Biri erkek diğeri kadın olan diğer ikisinin evlilikleri tümüyle çıkar üzerine kuruludur. Bu ailenin bir fabrika ortaklığı için birbirlerini atlatmak, kazıklamak uğruna çocuklarını, kocalarını bile ezip geçmek için verdikleri savaş, oyunun ana temasını oluşturmakta. Amerikan kapitalist sınıfının, aile ilişkilerini bile alt üst eden, aile düzenini cehenneme çeviren yapısını gözler önüne seren bir oyun.

Oyuncular: 6 erkek, 4 kadın.

2000/ 208 sayfa/ 11.5x19.5cm.           ISBN 975-8023-77-6

 

Dizi No:  3  / SIRÇA HAYVAN KOLEKSİYONU /

The Glass Menagerie   / Tennessee WILLIAMS

Bu oyun, çağdaş Amerikan tiyatrosunun psikolojik gerçekçiliğinin başlıca temsilcisi olan ünlü yazar Tennessee Williams’ı (1911-1983) üne kavuşturan, güçlü dramatik bir oyundur.

Yazarın kendi yaşamından izler taşıyan simgesellik yüklü bu oyun, 1930’lar Amerika’sında orta halli bir ailenin, sistemin ezici gücü karşısındaki çaresizliğini ve kırılganlığını anlatıyor. Bir aile dramı içinde insanların gerçeklikle yüz yüze gelme korkusu ve aldatmadan başka bir şey olmayan Amerikan yaşam tarzı kurma hayallerinin yanlışlıkları sergilenir.

Oyuncular: 2 erkek, 2 kadın.

2000/ 184 sayfa/ 11.5x19.5cm.         ISBN 975-8023-79-0

 

Dizi No:  4  / OT, KREM ve ESMER ŞEKER /

Crack, Cream and Brown Sugar

Samuel H. HAY

 

Samuel Hay, 28 oyun sahibi, tiyatro profesörü zenci bir oyun yazarı.

Bu kitaptaki oyun, Amerikan toplumun en büyük toplumsal belası olan gençler arasındaki uyuşturucu bağımlılığını ele alıyor. Önce satıcı sonra kullanıcı olan evin erkek çocuğunun, zenci bir Amerikan ailesinin içindeki günlük yaşamı içinde ve sevgi, dayanışma duygularıyla bu yanlışlıktan kurtulmasının öyküsü.

Oyuncular: 4 erkek, 4 kadın.

2000/ 110 sayfa/ 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8023-83-7

 

Dizi No:  5 / SATICININ ÖLÜMÜ / Death of A Salesman

Arthur MILLER

 

Başarılı olmadan insana yaşama hakkı tanımayan Amerika’daki sert kapitalist yarışma düzeninde, yarışmaya ayak uyduramayan,  yanılsamalar içinde kendini aldatan yaşlı bir satıcının, düzenin gayri insani, kaskatı koşulları ve toplumun sahte değerleri karşısında ailesi için kendini kurban edişinin öyküsü.

Amerikalı sıradan küçük bir işadamı, bir türlü esasını anlayamadığı kapitalist düzende kör yanılsamalarla kendini aldatarak bir ömür tüketmiş, yaşlanınca bir çöp gibi birtarafa atılıp yok olmaya itilmiştir.

 Arthur Miller’in bol ödüllü bu çok ünlü oyunu, sıradan bir insanın bireysel boyuttaki trajik öyküsünü anlatırken, aslında toplumsal boyutta bir düzen eleştirisini ortaya koymakta. 

Oyuncular: 7 erkek, 6 kadın.

2002/ 240 sayfa/ 11.5x19.5 cm.         ISBN 975-8648-12-2

 

 

Dizi No: 1 - Friedrich Karl Waechter / Ken Campbell

SOYTARILAR OKULU /  SOYTARILAR GEZİDE

Türkçesi: Yücel Erten

 

Otoriter, disipline meraklı Öğretmen Dr. Sinir’le, soytarılık yapan öğrencileri karşı karşıya. Öğrenciler söz dinlemezler, kendi istedikleri gibi davranırlar ve böylece her ders tam bir curcunaya dönüşür. Dr. Sinir şaşkına döner, çaresiz kalır, ama yine de dersler yapılır; buna da bu kez öğrenciler şaşırıp kalır.

Soytarılar Gezide, aynı sınıfın Dr. Sinir başkanlığında deniz kıyısına yaptıkları bir geziyi anlatır. Öğrencilerle öğretmenin burada yaşadıkları eğlenceli olayları hayal etmek bile zordur…

 

Soytarılar O.: 5 çocuk/ Soytarılar G.:  5 çocuk.

1998/ 80 sayfa/ 12x19.5 cm.              ISBN 975-8106-34-7

 

Dizi No: 2 - GRİPS TİYATROSU OYUNLARI

Rainer Hachfeld / Volker Ludwig

KETÇAPLI SPAGETTİ / GÖK, TOPRAK, HAVA, DENİZ  / BELLA, PATRON ve BULLİ   (Türkçesi: Duygu Atay)

Alman Grips Tiyatrosu,  yalnızca kendi dünya görüşlerine göre ve kendilerinin topluca oluşturup yazdıkları oyunları oynayan bir çocuk ve gençlik tiyatrosu olarak dünyaca çok ünlüdür.

Grips oyunlarında masallara, gerçeküstü konulara, fantastik sahne gösterilerine yer verilmez; bütün oyunlar, yaşamla bire bir uyumludur ve çocuğu yaşamın somut gerçeğine hazırlama amacını taşırlar.  Kitaptaki üç oyun da bu özellikleri taşıyor.

 

Ketçaplı S.: 2 erk, 5 kad., 3 çocuk/ Gök, T.: 4 er., 3 kad.; 7 çocuk. 

Bella, Patron ve Bulli: 4 er., 1 kad.; 4 çocuk.

1998/ 208 sayfa/ 12x19.5  cm         ISBN 975-8106-35-X

 

Dizi no: 3 - Müzeyyen E. ERİM

KEDİNİN  BÜYÜTTÜGÜ ÇOCUK/ AYI ADASI

Yazarın kendi iki çocuk öyküsünden oyunlaştırdığı, hayvan sevgisi temasının işlendiği iki oyun.

Kedinin B. Ç. : 1 er., 1 kad. , çocuklar/Ayı Adası.: 10 er., 8 kad., halk, çocuklar

2003/ 120 sayfa/ 12x19.5  cm          ISBN 975-8648-37-5

 

Dizi no: 4 - Gülen İpek ABALI

MIKNATIS ÇOCUK/ KONUŞAN TAŞ/ ÇOCUK ÜLKESİ

Genç yazar, bu resimli kitabında, çocukların düş gücünü harekete geçirerek, öncelikle kendilerine inanmaları gerektiğini, inanırlarsa başarılı olacaklarını gösterirken büyüklere de eleştiriler getiriyor.

 

Mıknatıs Ç.: 1 öğretmen, 4 çocuk/Konuşan Taş: Anne-baba, 4 çocuk

/ Çocuk Ülkesi: 5 çocuk

2004/ 104 sayfa/ 12x19.5  cm       ISBN 975-8648-77-2

 

Dizi no: 5 - Sinan BAYRAKTAR

KARAGÖZ EFSANESİ

Oyunda, Karagöz-Hacivat Gölge Oyunu’nun, Orhan Gazi zamanında Bursa’da ortaya çıkış hikâyesini anlatırken geleneksel tiyatromuzun tekerlemeler, şarkılar, yanlış anlamalar gibi eğlenceli ögelerini kullanarak yeni kuşaklarca günümüzde de sevilip izlenmesine yardımcı oluyor.

 

Oyuncular: 11 erkek, Amele Korosu

2004/ 54 sayfa/ 12x19.5 cm.            ISBN 975-8648-87-X

 

 

TİYATRO/KÜLTÜR DİZİSİ

60 eser

 

Dizi No: 1 / BİR AVUÇ ALKIŞ / Mücap OFLUOĞLU

 

Tiyatromuzun usta sanatçılarından Mücap Ofluoğlu'nun 1940 yıllarından başlayan tiyatro serüvenine ait anıları.

Sanatçı yazar, İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda ve özel tiyatrolarda geçen sanat yaşamını, sanatçı dostlarını, bu çevrenin insanlarını ve dönemin sanat dünyasında yaşananları anlatıyor. 1940'lardan 1980 yılına kadar tiyatro geçmişimizi sergileyen bu eser, tiyatrocularımız açısından değerli bir belge, tiyatro araştırmacıları için vazgeçilmez bir başvuru kitabı özelliğinde.

Mücap Ofluoğlu, tiyatroya olan tutku dolu yaşamı, sanatındaki başarıları ile genç kuşaklara hep örnek bir sanatçı olmuştur; Ofluoğlu, bu kitaptaki içtenlikli anlatımı, duru ve güzel Türkçesiyle toplumuna karşı sorumlu bir sanatçı olmanın da örneğini veriyor.

 

1996 (3. baskı) /368 sayfa/13.5x19.5  csm.   ISBN 975-508-052-X

 

Dizi No. 2 / TİYATRO KAVRAMLARI SÖZLÜĞÜ

Aziz ÇALIŞLAR

 

Tiyatro sanatına yeni başlayacaklar/başlayanlar, bu sanatı sürdürenler ve her aydının başvuracağı önemli bir teknik sözlük.

Aziz Çalışlar'ın (1942-1996) topladığı tiyatro alanına giren tüm temel bilgileri içerecek arkadan gelen sözlüklerin başlangıç kitabı olan bu eser, drama ve tiyatro sanatıyla ilgili evrensel, teknik ve kuramsal kavramları içeriyor. Ayrıca kavramlarla ilgili olarak tiyatro tarihine, kişilere, dönemlere ve ülke tiyatrolarına göndermeler yaparak bu temel bilgileri zenginleştiriyor.

Tiyatro Kavramları Sözlüğü, tiyatro ile ilgili herkesin tiyatro kitaplığını bütünleyecek temel bir başvuru kitabı.

 

1993 (2. baskı)/232 sayfa/13.5x19.5  cm.    ISBN 975-508-055-4

 

Dizi No: 3 / TİYATRO ADAMLARI SÖZLÜĞÜ

Aziz ÇALIŞLAR

 

Dünyada ve Türkiye'de başlangıçtan bugüne kadar, tiyatro tarihinde önemlerini koruyan 500'e yakın oyun yazarı, tiyatro kuramcısı, bilimcisi, yönetmeni, sahne tasarımcısı, müzikçisi ve mimarını içeren bir sözlük.

Kitapta adı geçen kişilerin, kısa yaşam öyküleri, sanatsal kişilikleri, eserleri ve sahne uygulamaları, ekonomik olmasına özen gösterilen bir yöntemle veriliyor.

En yeni kaynaklardan faydalanılarak hazırlanmış sözlük, bu yönü ile güncelliği olan bir çalışma.

1993/320 Sayfa/13.5x19.5 cm         ISBN 975-7468-50-9

 

Dizi No: 4 / TİYATRO İÇİN KÜÇÜK ORGANON

Bertolt  BRECHT  (Türkçesi:  Ahmet Cemal)

Yüzyılımızın en büyük tiyatro adamı Bertolt Brecht'in Tiyatro İçin Küçük Organon adlı eseri, Ahmet Cemal'in adeta yeni baştan yaptığı bir çevirisi. Bertolt Brecht'in, Berliner Ensemble'daki çalışmalarından edindiği deneyimleri ve tiyatroya ilişkin görüşlerini sergilediği bir kuramsal-eleştiri kitabı. Her tiyatrocunun başucu kitabı olan bu eser, her aydın için de bir başvuru kitabı olma niteliğini taşıyor aynı zamanda.

1993/120 Sayfa/13.5x19.5 cm.       ISBN 975-7468-71-1

 

Dizi No: 5 / 20. YÜZYILDA TİYATRO

Haz. Aziz Çalışlar

 

Tiyatro literatürümüzde 20. Yüzyıl Tiyatrosu'na ilişkin yayımlanmış çok az eser bulunuyor. 20. Yüzyılda Tiyatro bu gereksinimi karşılayan, çağdaş tiyatro kuram ve deneyimlerine genişçe yer veren kapsamlı bir tiyatro kitabı.

Kitap, dünya tiyatrosunda reformlar, yenilikler yapmış, yeni ekoller kurmuş başlıca tiyatro adamlarının yazılarından oluşuyor. “Tiyatroda Reform, Yenileşen Tiyatro, Siyasal Tiyatro, Oyunculuk Tiyatrosu, Serbest Tiyatro” gibi anabaşlıklar taşıyan kitap, böylelikle çağdaş tiyatro kuramlarını olduğu kadar, dünya tiyatrosunun genel panoramasını da, özlü biçimde sunuyor.

20. Yüzyılda Tiyatro, tiyatro ile uğraşanların tümü için önemli bir mesleki kitap olduğu gibi, tiyatro öğrencileri ve aydınlar için de temel bir başvuru kitabı olma özelliğini taşıyor. Dünyaca ünlü, otuza yakın tiyatro adamının yazılarından oluşan kitabı yayına hazırlayan A. Çalışlar, bölüm başlarına yazdığı önyazılarda, bu tiyatro adamlarının düşünce ve yönelimlerini tanıtıyor.

1994/394 sayfa/13.5x19.5 cm.           ISBN 975-7468-86-8

 

Dizi No: 6 / TİYATRO OYUNLARI SÖZLÜĞÜ/

Cilt 1 – Dünya Tiyatrosu  / Haz. Aziz ÇALIŞLAR

 

Bu kitap, Aziz Çalışlar'ın hazırladığı, dünya tiyatrosunda öne çıkmış oyunları içeren ve bir “oyun kılavuzu” niteliğindeki Tiyatro Oyunları Sözlüğü'nün 1. cildi.

Kitapta, dünya tiyatrosundan 210 oyunun ayrıntılı konu özetleriyle birlikte, oyunların sanatsal–dramaturjik bilimsel açıklaması, eleştirel-estetik değerlendirilmesi ve tematik tanımlaması verilmekte. Kitap bu yapısı ile, tiyatro sanatının temel bir yapıtı ve tiyatro ile uğraşanların vazgeçilmez bir başvuru kitabı niteliğine sahip; ve ülkemizde bu özellikte yayımlanmış ilk kitap olma ayrıcalığını da taşımakta.

1994/336 Sayfa/13.5x19.5 cm           ISBN 975-7468-93-2

 

Dizi No: 7 /SHAKESPEARE SÖZLÜĞÜ /   Aziz ÇALIŞLAR

Shakespeare, tiyatro tarihinde eserleri en çok oynanmış ve yayımlanmış yazar olarak en çok başvurulan, en “klasik” ve en “çağdaş” tiyatro adamıdır. Aziz Çalışlar tarafından hazırlanmış olan Shakespeare Sözlüğü, bu gereksinimi karşılayacak nitelikte bir “Shakespeare Tiyatrosu Sözlüğü”.

Shakespeare Sözlüğü, yazarın tüm oyunlarının özetlerini, oyun kişilerini, o dönemin tiyatro oyuncu ve yazarlarını, oyunculuk sanatını, izleyicilerini ve tiyatro yapılarını kapsıyor. Tüm Shakespeare dönemi yaşamını, yaklaşık 1000 madde başlığı ile yansıtan bu sözlük, bu nitelikte ülkemizde yayınlanan ilk çalışmayı da oluşturmakta.

Shakespeare Sözlüğü, tüm tiyatroseverlerin ve aydınların kitaplığını bütünleyecek, önemli bir başvuru kitabı niteliğini taşıyor.

1994/216 Sayfa/13.5x19.5 cm.         ISBN 975-7468-98-3

 

Dizi No: 8 / OYUNCULUK ELKİTABI / G. EBERT

Türkçesi:  Leyla Serdaroğlu

Oyunculuk Elkitabı, ülkemizdeki oyunculuk üzerine sistematik bir kitap boşluğunu dolduracak nitelikte, tiyatro sanatı üzerine öğretici, eğitici bir yapıt.

Berlin Oyunculuk Okulu Öğretim Üyelerinin kendi konularında yazdıkları parçalardan oluşan kitabın anabaşlıkları şöyle:

 

Oyunculuk Sanatı: Temel Eğitim

Doğaçlama: Doğaçlamayı ...ğrenmek, Rol Arkadaşı ile Doğaçlama.

Sahne Çalışması: Yöntemler, Sahne Seçimi, Dekordan Sahneye.

Hareket: Hareket etmek.

Akrobasi: Yöntemler, Uygulama.

Pandomim: Yöntemler, Tiyatroda Uygulama.

Konuşma:  Konuşma, Vücut-Ses Çalışması.

Diksiyon: Anlam ve Biçim, Durumların Çözümlenmesi.

Eskrim: Anayöntemler, Spor-Sahne Eskrimi Farkları, Sahneleme.

Müzik: Duyma ve Ritim Duygusu, Grup Dersleri, Şan.

 

Kitap, oyunculuk okulundaki uygulama çalışmalarının 243 fotoğrafını da vererek, oyunculuk sanatının kuramsal yapısı ve pratiği için temel bir ders kitabı olma özelliğini taşıyor.

Oyunculuk Elkitabı, tiyatro öğretim görevlileri, öğrencileri ve tüm oyuncular için sürekli bir kaynak olacak değerde temel bilgiler veriyor.

 

2002 (2. bas)/ 304 sayfa/ 14x21.5 cm.    ISBN 975-7468-93-2

 

Dizi No: 9 / TİYATRO ÇALIŞMASI  / Bertolt  BRECHT

Türkçesi:  Yılmaz Onay

 

Tiyatroda oyunların sahneye çıkmasından önceki çalışmaları anlatan, bunları belgeleyen bu kitap, Berliner Ensemble yöneticileri ve Bertolt Brecht tarafından hazırlanmış bir belgesel tiyatro yapıtı.

Bertolt Brecht'in üç oyunu Ana – Cesaret Ana – Puntila Ağa ve Uşağı Mattioyunları Berliner Ensemble'da sahnelenirken ön çalışmaları oluşturan sahneleme, rol çalışması, sahne tasarımı, sahne müziği, oyun çözümlemesi gibi konular, deneysel ve belgesel olarak bu kitabın anabaşlıklarını oluşturuyor.

Brecht'in kurduğu Berliner Ensemble, oyunlarını hep, tiyatro sanatını bilimsel bir etkinlik olarak ele alıp üretmiştir. Berliner Ensemble'de oynanmış oyunlardan üçünü ve epik tiyatronun “laboratuvar” çalışmasını belgeleyen bu kitap, bu alanda dünya oyunculuk sanatı içinde benzersiz bir örnek oluşturmakta.

Kitapta, Bertolt Brecht ile birlikte, yönetmenler Erich Engel, Bertold Viertel, sahne tasarımcıları Teo Otto, Caspar Neher, sahne müzikçileri Paul Dessau, Hanns Eisler, oyuncu Helene Weigel gibi ünlü sanatçıların yaratıları belgeleniyor.

Kitapta, üç oyunun müziklerinin notaları, Neher'in renkli sahne çalışma resimleri ile oyunlara ait birçok fotoğraf bulunmakta.

Bütün bu yönleri ile Tiyatro Çalışması, bir dramaturji ve reji kitabı olarak sağlam bir kaynak kitap niteliğini taşımakta ve ülkemizde yayımlanan ilk “tiyatro belgeseli” olarak da, kendi alanında çok önemli bir boşluğu doldurmakta.

1995/168 Sayfa/15x21.5 cm. (1. hamur)    ISBN 975-7468-56-8

 

 

Dizi No: 10/  TİYATRO OYUNLARI SÖZLÜĞÜ

Cilt 2 – Türk Tiyatrosu 

Haz.Aziz ÇALIŞLAR

Kitapta, geçen yüzyıldan Şinasi'den günümüze uzanan, ülkemizin tüm “yazılı tiyatro” dönemindeki 73 yazarımızın 174 oyun yer alıyor. Her oyun, geniş ve kapsamlı bir özetle birlikte, oyunun Türk tiyatrosundaki yeri, önemi, tematik belirlemesi, sanatsal-dramaturjik açıklaması ve estetik-eleştirel değerlendirilmesi ile veriliyor.

Oyunlar, Türk tiyatrosu drama tarihi içindeki önemi, özgünlüğü ve ülkemizdeki tiyatro pratiği içindeki “güncelliği” dikkate alınarak seçilmiş. Böylece tüm tiyatro edebiyatımızın dramaturjik dağarcığı, bir bütün halinde biraraya getirilmiş oluyor.

Tiyatro Oyunları Sözlüğü, tüm tiyatro ile uğraşanlar, yazarlar ve edebiyatseverler için bir başvuru kitabı niteliğinde.

1995/323 Sayfa/ 13.5x19.5  cm          ISBN 975-7468-79-7

 

Dizi No: 11/REJİ DEFTERİ / Konstantin STANİSLAVSKİ

Türkçesi: Aziz Çalışlar

 

Ünlü tiyatro yönetmeni Stanislavski'nin – Çehov'un Üç Kızkardeş oyununu sahneye koyarken tuttuğu reji defteri, önemli bir belgesel olma özelliğini taşıyor. Yönetmenin bizzat çizdiği ve sahneleme açıklamalarına yer verdiği bu çalışması, toplulukla yaptığı uzun konuşmalar ve okuma provaları ile rollerin dağılımdan sonra, ama sahne çalışmalarından önce yapılmış. Sahneleme planları oluşturulurken, sahne eylem ve duygu akımı belirtilmiş, oyunun atmosferi verilmeye çalışılmış.

20. Yüzyılın tiyatro sanatında ekol yaratmış olan Yönetmen Stanislavski'nin, tiyatrodaki uygulamalı dramaturjisini, sahneleme tekniğini ve yönetmenlik yaratılarını ortaya koyan bu belgesel yapıt, ülkemizde yaklaşık 100 yıl sonra yayımlanmış oluyor.

Bütün bu özellikleri ile Reji Defteri, tiyatromuz için önemli bir boşluğu dolduran, tiyatrocular için bir temel kitap.

1994/208 sayfa/13.5x19.5 cm.            ISBN 975-8023-04-7

 

Dizi No: 12/İNSANCA BİR TİYATRO /  Giorgio STREHLER

 

Brecht'in İtalya'daki temsilcisi sayılan ünlü İtalyan yönetmeni Strehler'in (1921-1997) anıları, deneyimleri ve tiyatro üzerine düşüncelerini içeren İnsanca Bir Tiyatro adlı yapıtı, aslında sanatına hep insani açıdan bakan bir tiyatrocunun saygın sanatsal yaşam serüveninden oluşuyor. Günümüzün çağdaş tiyatrosunun temel taşlarından olan Strehler, bu yapıtında, 1945-75 yılları arasında “yazılı, sözlü ve gerçekleştirilmiş düşüncelerini” anlatıyor.

Yapıtın birinci bölümünde yazar, Piccolo Tiyatrosu dönemini, ikinci bölüm de ise, Goldoni  ve Brecht oyunlarını sahneye koyma süreçlerini aktarıyor. Strehler bunu yaparken, yönetmenlik, oyunculuk, sahne tasarımı, sahne müziği ve opera deneyimlerini ortaya koyuyor. 200'den fazla oyun ve opera sahnelemiş olan Strehler, çağımızın en verimli yönetmenlerinden biri olmuştu. Aynı zamanda bu çok zengin sahne deneyimi ile birlikte, tiyatro sanatının insanlığın yararına etkinliğini sürdürmesi için, hem düşünce hem eylem boyutunda en çok çaba harcamış bir çağdaş sanatçı da…

Türkiye'de bugüne dek Strehler üzerine hiç kitap basılmadı. Belgesel nitelikteki bu kitap, bu eksikliği tamamlarken, günümüzün çağdaş tiyatrosunun kuramsal-pratik yönleriyle tanınmasına da olanak sağlayacak nitelikler içeriyor.

İnsanca Bir Tiyatro, bu ünlü yönetmeni, ülkemizde ilk kez bütün sanatsal yönleri ile tanıtan bir belgesel olarak, tiyatro sanatını uğraş seçmiş okuyucular için vazgeçilmez bir kitap.

1995/256 Sayfa/13.5x19.5 cm.          ISBN 975-8023-03-9

Dizi No: 13 / GECENİN MASKESİ/  Ödemir NUTKU

Shakespeare Oyunları Üzerine Bir İnceleme

 

Shakespeare, her dönemin insanına çağdaş olanı verip, ona ışık tutan bir tiyatro devidir. Kitap önce, büyük yazarın çağının tarihsel, kültürel ve sosyo-ekonomik konumunu inceliyor. Kraliçe I. Elizabeth'in hüküm sürdüğü İngiltere'nin bu parlak döneminde, Shakespeare ve oyuncularının ortaya çıkış serüvenini anlatıyor. O döneme kadar, “iyi ahlaktan uzak, yozlaşmış ve gereksiz kişiler” sayılan tiyatro oyuncuları, Shakespeare'nin oyunları ve kurduğu tiyatro ile, İngiliz Sarayının desteğini ve halkın ilgisini kazanarak, gerçek profesyonel tiyatrocu geleneğini yaratır ve toplumca saygınlık kazanır. Nutku, Shakespeare dönemini tanıtan bu bölümden sonra yazarın 8 oyununu inceleyerek, yazarlığının günümüze uzanan çağdaş yapısını ortaya koyuyor. Derin, ama aynı zamanda olağan seyirciye de yönelebilen, gülünç ama buruk bir tat bırakan, heyecanlı ve düşündürücü oyunlarının hiç eskimeden günümüze kadar geliş nedenlerini ortaya koyuyor.

Gecenin Maskesi, tiyatroculara, tiyatroseverlere ve tüm kitap okurlarına, Shakespeare'in dönemi ve oyunları üstüne topluca, özlü bilgi sunan, önemli özgür bir çalışma.

1995/144 Sayfa/13.5x19.5 cm.          ISBN 975-8023-07-1

 

D. No: 14/ÇEHOV ve MOSKOVA SANAT TİYATROSU

Hazırlayan: Aziz ÇALIŞLAR/ Türkçesi: Şebnem Bahadır

 

Çehov oyunlarının sahneleşinin anlatıldığı belgesel bir kitap.

Kitapta Moskova Sanat Tiyatrosu'nun kuruluş öyküsü verildikten sonra, bu tiyatronun Çehov'la, yazarın yaşamı boyu sürmüş olan, sıcak ve yakın ilişki geniş bir biçimde aktarılmakta. Kitapta, Çehov'un yazılır yazılmaz sahneye konulduğu oyunlarından çekilmiş olan fotoğraflar bol sayıda yer alıyor. Böylelikle, oyunların orjinal ilk versiyonları, gerek sahne düzenleri, gerek sahne giysileri ile o dönemin atmosferini, günümüz tiyatro dünyasına çok önemli birer belgesel olarak yansıtıyor. Kitap, Çehov'un M. Sanat Tiyatrosu Yönetmeni Stanislavski, tiyatronun diğer sanatçıları ve Gorki ile, kendi oyunları üzerine mektuplaşmalarını, Stanislavski'nin bu oyunlar üzerine anı ve anlatılarını, ayrıca oyunların reji defterlerine ait bilgileri içeriyor.

Tiyatro tarihi açısından ilginç ve önemli bir belgesel olan bu çalışma, drama sanatı üstüne de başlıbaşına değerli bir yapıt olma özelliğini taşıyor. Kitap ayrıca, “20. Yüzyıl Tiyatrosu”nun başlıca isimlerinden olan Stanislavski'nin ve onun tiyatrosunun, Çehov oyunları üzerine ince ayrıntıları ile anlatıldığı deneyimlerini vermekle, tiyatro ile ilgilenen herkes için, tiyatro sanatı üzerine zengin bir kaynak oluşturuyor.

1995/192 Sayfa/15x21 cm.           ISBN 975-8023-06-3

 

Dizi No: 15 / TİYATRODA DÜŞÜNSELLİK

Dramaturgi'ye Giriş

Zehra İPŞİROĞLU

 

İstanbul Üniversitesi Dramaturgi ve Tiyatro Eleştirmenliği Bölümü Öğretim Üyesi Zehra İpşiroğlu, “Tiyatroda Düşünsellik” adını verdiği bu yeni kitabında, “düşünsellik” teması içinde “dramaturgi”nin tanımını yaparak tiyatrodaki önemini açıklıyor; dramaturgi ile dramaturgların tiyatrodaki konumlarını belirlerken, bunların ülkemizdeki sorunlarını tartışıyor.

Dramaturgi'nin yurtdışında tiyatronun nasıl asal bir elemanı olduğunu, oradaki çalışmalardan örnekler vererek ortaya koyuyor; ülkemizde son yıllarda görülen genç tiyatroların deneysel çalışmalarının, düşünsellik bağlamında dramaturjik arayışlarının boyutlarını irdeliyor, bu çalışmalara eleştirel bakış pencereleri açıyor. Öğretim görevlisi olan yazar, bu kitapta ayrıca, eğitimde tiyatro yolu ile düşünsel gelişmenin nasıl yaratılabileceğine ait saptamalarını ortaya koyuyor, yeni öneriler getiriyor.

Ülkemizde, doğrudan dramaturji üzerine yazılmış kitap sayısı çok az olduğundan İpşiroğlu'nun bu yapıtı, tiyatro ile uğraşanlar için bu eksikliği tamamlayan önemli bir özgün çalışma örneği.

1995/112 Sayfa/13.5x19.5 cm.      ISBN 975-8023-14-4

 

Dizi No: 16 /   DÜNYA BİR SAHNEDİR

Mücap OFLUOĞLU

 

Tiyatro sanatçısı Mücap Ofluoğlu'nun, kendi deneyimlerinden de yararlanarak hazırladığı, dünyada ve ülkemizde tiyatronun ulusal-sanatsal evrelerine ait bir inceleme kitabı.

Kitap, daha çok genç tiyatrocular için bir “tiyatro rehberi” olma özelliğini taşıyor. Ofluoğlu, tiyatro sanatının eski çağlardan günümüze kadar uzanan gelişim aşamalarını, etkili tiyatro akımlarını, tiyatro türlerini ve tiyatronun öncü kuramcılarını tanıtıyor. Ülkemizdeki tiyatronun kuruluş ve günümüze kadar gelen gelişimine ait bilgilere, kendi yaşadığı günlerin anılarını da katarak, bunları belgesel bir biçimde aktarıyor; sanatçının akıcı ve açık üslubu, bu bilgilerin okuyucuya aktarılmasına yardımcı oluyor. Kitapta ayrıca, sanatçının hep başarı ile geçmiş kendi sanat yaşamından süzüp çıkardığı “oyunculuk sanatı üzerine” özgün görüş ve saptamaları da yer alıyor.

Tiyatronun dünyamızda yüzyıllardır süren serüveninin bir panoramasını veren bu çalışma, öncelikle tiyatroya yeni başlamış ya da başlayacak genç sanatçı adayları için, kolaylıkla ve merakla okunan bir temel kitap özelliğinde.

1996/208 sayfa/13.5x19.5  cm.                            ISBN 975-8023-01-8

Dizi No: 17 /  BALE SÖZLÜĞÜ /  Gail GRANT

Türkçesi: İnci Kurşunlu

 

Bale sanatı tekniğini ve tüm bale terimlerini içeren, ülkemizdeki ilk kitap. Bale eğitimi gören öğrenciler, bale sanatçıları, koreograflar ve baleseverlerin, sanatları ile ilgili temel ihtiyacını karşılayacak olan bu kitap, yalnız sözlük değil, klasik baleyi anlatan bir elkitabı, bir başvuru kitabı aynı zamanda.

Kitabı, uzun yıllardır Ankara Devlet Konservatuarı Bale Bölümü Başkanı olan  İnci Kurşunlu Türkçeye çevirdi.

Yapıtta, 100 bale terimi ile 800 bale adımının açıklamaları ve şekilleri bulunmakta. Kitap, klasik bale literatüründe yer alan bütün terimlere, adımların uygulanış biçimlerine, bale okullarının (İtalyan Okulu-Enrico Ecchetti, Fransız Okulu, Rus Okulu, Vaganova) özelliklerine ve farklılıklarına ait bilgileri içermekte.

Kitaptaki tüm adım ve hareketler, belli bir program içinde ve müzik kurallarıyla kolay formda ve yavaş müzik tempoları ile öğretilmekte, daha sonra bu hareketlerin giderek daha zor kombinelerle ve daha hızlı tempoyla uygulanması öngörülmekte.

Bale sanatının, kendi alanında tek yetkili kitabı olarak Bale Sözlüğü, bale sanatı alanında ülkemizdeki bir önemli eksikliği gidermiş bulunuyor.

1996/200 Sayfa/13.5x19.5 cm.            ISBN 975-8023-01-1

 

Dizi No: 18 /  HALK TİYATROSU ve DARİO FO

Metin BALAY

 

Doç. Dr. Metin Balay'ın, geleneksel halk tiyatrosunun tarihsel gelişimini, özelliklerini, biçimsel yapısı ile sanatsal tiyatroya olan etkilerini araştıran ve çağımızın en büyük halk tiyatro sanatçısı  Dario Fo'nun oyunlarını tanıtan bir çalışması.

Halk tiyatrosu, yaşam karşısındaki özgürlükçü ve güleryüzlü tavrı, yaşamı olduğu gibi göstermesi, gülmeceye yatkın üslubu ile, çağlar boyu, içinden çıktığı toplumu anlatmış, onun değer yargılarını yansıtmıştır.

Metin Balay bu çalışmasında, halk tiyatrosunun bu yapısının boyutlarını araştırıyor. Ayrıca, kendi ulusal tiyatro geleneğinden çağdaş İtalyan halk tiyatrosunu yaratmış yazar-yönetmen-oyuncu Dario Fo'nun 1982 yılına kadar yarattığı tüm yapıtlarını ayrıntılı olarak tanıtıyor, onların ulusal halk tiyatroları ile olan bağlarını ve çağımızın toplumsal, politik olaylarıyla ilişkilerini belirliyor.

Metin Balay'ın bu kitabı, ülkemizde Dario Fo üzerine yazılmış yazı ve eserlerin eksikliği nedeniyle, bu boşluğun doldurulmasına yardımcı olacak önemli ve özenli bir çalışma.

1996/112 Sayfa/13.5x19.5 cm         ISBN 975-8023-16-0

Dizi No: 19 / UYUMSUZ TİYATRODA GERÇEKÇİLİK

Zehra  İPŞİROĞLU

 

İstanbul Üniversitesi draturgi ve Tiyatro Eleştirmenliği Bölümü Öretim Üyesi Zehra İpşiroğlu'nun, ülkemizde daha çok Absürd Tiyatro diye anılan “Uyumsuz Tiyatro” üzerine bir inceleme kitabı.

Kitapta, uyumsuz tiyatro tanıtılırken, bu türün geleneksel tiyatrodan ayrıldığı noktalar açıklanıyor; uyumsuz tiyatronun tiyatro sanatına getirdiği yeni dinamik ve düşünsel boyutlar saptanıyor. Bu türün önde gelen temsilcilerinden Beckett, Ionesco, Albee gibi ünlü yazarların yapıtlarından örnekler seçilerek, uyumsuz tiyatronun niteliklerinin belirlenmesi kolaylaştırılıyor.

Uyumsuz tiyatro, bu yüzyılın ikinci yarısında Avrupa'da ortaya çıkmış ve kısa sürede de, gerek içeriği gerek biçimi ile, kitlelerin ilgisini çekmeyi başarmıştı. İnsanın varoluşunu, yaşamın anlamsızlığını, insanlar arasındaki bu yüzyılın sorunu olan insanlar arası iletişimsizliği dile getiren uyumsuz tiyatro, son yıllarda ülkemizde oldukça öne çıkmış ve güncellik kazanmıştır. Genç tiyatro yazar ve topluluklarının bu türe olan ilgileri, daha çok günümüzün gerçekleri ile hesaplaşma biçiminde ortaya çıkmakta.

İpşiroğlu, ülkemizde son dönemin bu tür yaratılarını da eleştirel bir bakışla inceliyor ve bunların çağdaş tiyatromuzdaki yerini belirliyor.

1996/ 96 Sayfa/13.5x19.5 cm           ISBN 975-8023-37-5

 

Dizi No: 20 /  YÖNETMEN PETER STEİN

Aziz ÇALIŞLAR

 

Günümüzün, dünyada en önemli tiyatro yönetmenlerinden başlıcası olan Peter Stein'ın tiyatro çalışmalarını anlatan, sahneye koyduğu oyunlardan fotoğraflarla bu çalışmaları belgeleyen bir derleme.

Stein'ın, kendi oyuncuları ile 1970'de kurduğu ve günümüz Avrupa tiyatrosunun en önemli kurumlarından biri kabul edilen Schaubühne'de (Almanya) 1980 yılına kadar sahnelediği bütün oyunları içeren yapıt, ayrıca daha sonra Stein'ın yurt dışında yaptığı çalışmaları ve tiyatro üzerine kendisi ile yapılmış röportajları da içeriyor.

Kitap, yalnızca bir tiyatro araştırıcı olarak Peter Stein'ın yaratıcı çalışmalarını, tiyatro estetiğini ve tiyatro yönetmenliği uygulamalarını belgelemekle kalmamakta, kendi adıyla birlikte anılan Schaubühne'nin iç yapısını, işleyişini örnek bir tiyatro kurumu olarak tanıtmakta ve yönetmen-tiyatro bütünlüğünün ilerici sanat eylemindeki atılımcı dinamik gücünün önemini de ortaya koymakta.

 

1996/152 sayfa/15x23.5  cm.              ISBN 975-8023-34-9

Dizi No: 21 /   ÇAĞDAŞ TİYATRO ve DRAMATURGİ

Esen ÇAMURDAN

 

Devlet Tiyatroları Dramaturglarından Esen Çamurdan'ın dramaturgi üzerine yazdığı yeni ve özgün bir kitabı.

Dramaturg ve dramaturgi kavramı, modern tiyatronun Türkiye'ye gelişinden çok sonra gündeme gelebilmiş ve bu iki kavramın tanımı ve işlevlerine ait yazılar, belgeler, tartışmalar yeni yeni yayımlanmaya başlamıştır. Ne yazık ki bu konuda çok farklı ve yanlış değerlendirmeler görülmekte ve bu da, çağdaş tiyatronun vazgeçilmez bir parçası olan bu iki kavramın ülkemizdeki çağdaş tiyatro pratiğindeki gerçek yerini almasını geciktirmekte. Bu konuyla ilgili tartışmaların düzeyi ile tıkanıp kalmalarının nedeni, bu iki kavrama ait bilgi ve birikim eksikliğiyle bağlantılıdır.

Dramaturg ve dramaturgi kavramlarının çağdaş tanımlaması ile işlevlerine ait bilgileri içeren Esen Çamurdan'ın bu çalışması, ülkemiz tiyatrosunun bu konuyla ilgili büyük eksikliğini doldurmada, tiyatro sanatı için yararlı bir görev üsleniyor. Kitapta ayrıca, çağdaş-tiyatroya ulaşana kadar dramaturginin geçirdiği tarihsel gelişim aşamaları, dünya tiyatro çalışmalarından seçilen örneklerle gösteriliyor. Tiyatrocuların sahne dışı – sahne üstü çalışma süreçlerinde gerekli olan dramaturg-yönetmen-oyuncu ilişkisinin, dünyadaki ve ülkemizdeki uygulamalarının karşılaştırmalarını yaparak, dramaturgların asal görevlerin çerçevesini belirliyor.

Çağdaş Tiyatro ve Dramaturgi, tiyatro ile uğraşanlar ve tüm aydınlar için, dramaturgi konusunda her zaman başvuracakları, ülkemizde halen çok az sayıdaki bu tür yayın arasında önde gelecek bir yapıt olarak yerini alıyor.

1996/112 Sayfa/13.5x19.5 cm           ISBN 975-8106-07-4

 

Dizi No: 22 /   OYUNCULUK SANATI

Toby COLE – H. Krich CHİNOY 

Türkçesi: Metin Balay

 

Tiyatro ile uğraşanlar ve tiyatro öğrencileri için hazırlanmış olan bu kitap, dünyada ünlü tiyatro sanatçılarının kendi teori, teknik ve pratiklerinden ortaya çıkardıkları oyunculuk üzerine görüşlerini içeriyor.

Antik Yunan'dan günümüze tüm tiyatro tarihinin ünlü sahne sanatçılarını kapsayan, geniş ve hacimli bir kitaptan seçki yapılarak hazırlanmış olan kitap, yaşamın içinden çıkarılmış, deneysel süzgeçlerden geçirilmiş düşünce ve görüşlerle, teori ile pratik arasındaki keşfedilmesi gerekli etkileşim boyutlarını ortaya çıkaracak nitelikte.

1996/136 sayfa/13.5x19.5 cm           ISBN 975-8106-17-1

 

Dizi No: 23 /  TİYATRO–DEVRİM ve MEYERHOLD

Hazırlayan ve Çeviren: Ali BERKTAY

 

Bu yüzyılın başlarındaki tiyatro arayışlarının baştemsilcisi ve tiyatro devriminin yaratıcısı olmuş  Meyerhold (1874-1944) yaptıkları ile çağdaş tiyatro ve sahneleme anlayışını derinden etkilemiş büyük veönemli bir tiyatro adamıdır.

Tiyatroda konstrüktif sahne düzeni, biyomekanik oyunculuk kavramlarını yaratmış, tiyatro sahnesinde fütürist, simgeci ve grotesk biçimlerin öncülüğünü yapmıştır. Düşünce ve uygulamaları, Piscator ve Brecht'i etkilemiş, böylece politik ve epik tiyatro akımlarının doğuşunu hızlandırmıştır. Meyerhold'un etkileri günümüz tiyatro yönetmenlerine kadar uzanmaktadır.

Ülkesindeki sanat politikasını eleştirdiği suçlamasıyla, 1940 yılında işkence ve baskı altında alınan ifadeleri sonucu düzmece bir mahkeme kararı ile ortadan kaldırılmış, uzun yıllar yaşayıp yaşamadığı bilinememiştir. Kitabın ilk bölümünde, Meyerhold'un yaşam öyküsü, yaşamından kesitler, kendi gözüyle çocukluk anıları ve yaşam parçaları bulunmakta.

Yazmış olduğu ve 1912 yılında Rusya'da yayımlanmış olan  Tiyatro adlı eserinin tamamı kitabın İkinci Bölümü'nü oluşturmakta. Tiyatro, 1905-1912 arasındaki yoğun tiyatro deneylerinin ürünü olan ve kendisinin yarattığı “Konvansiyon Tiyatrosu”nun hareket noktalarını belirlediği, temellerini ortaya koyduğu bir kitaptır; ve Meyerhold'un tek yazılı kuramsal yapıtıdır.

Kitabın diğer bölümlerinden, “Meyerhold ve Opera-Sinema” bölümünde, Meyerhold'un yaşamında çok yer tutan müzik-tiyatro, müzik-sinema ile karşılıklı etkileşim ilkesi ve Meyerhold'un bu bağlamda yaşadığı süreç yansıtılmakta.Biyomekanik ve Yaratma Metodu Meyerhold'la birlikte anılan tiyatro deyimleridir. Kitabın bir bölümünde de, kendisinin çeşitli konuşmalarından, bu konulardaki görüş ve düşünceleri verilmekte. Kendi hakkında yazılan yazılar arasında  Nazım Hikmet, Muhsin Ertuğrul gibi sanatçılarımızın yazıları da bulunmakta.

Meyerhold'un trajik yargılanma öyküsü, 1988'de açılan Sovyet arşivlerinde ortaya çıkan resmi belgelerle verilirken, o dönemde ne kadar acımasız, taraflı, despot ve kendi sanatsal tarihine vahşice yaklaşan bir kişisel egemenliğin sürdürüldüğü de gözler önüne serilmekte; ve bu belgelerle, uzun yıllar dünyaya yutturulan “Meyerhold'un kendi  ihanetine ait itiraflarının” düzmece olduğu bütün açıklığı ile ortaya konmakta…

İçinde, sanatçının sahneye koyduğu oyunlara ait fotoğrafların da bulunduğu Tiyatro-Devrim ve Meyerhold, ülkemizde Meyerhold üzerine yayınlanmış ilk kitap.

1997/580 sayfa/13.5x19.5  cm       ISBN 975-8106-11-2

Dizi No: 24 / KUTSAL ATEŞ / Yuri LİUBİMOV

Türkçesi: Ali Berktay

Yuri Liubimov’u Türk tiyatro seyircisi, 1996 İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivalinde oynamış olan, yönettiği Doktor Jivago oyunu ve 1998’deki aynı Festivalde, İstanbul Sanat ve Kültür Vakfı tarafından kendisine verilen Onur Ödülü ile tanıyor.  

Sanatçı, Sovyet / Rus tiyatrosuna uzun bir dönem oyuncu olarak emek verdikten sonra yönetmenliğe geçmiş, bu döneminde ülkesinde ve dünyada en önde gelen tiyatro yönetmenlerinden biri olmuştur. Sovyet sanat dergileri onu, "Sovyet sahnelerinin önemli ustası", "sanatsal şöhreti ve yetkisi sınırlarımızı aşan özgün sanatçısı" diye anmıştır.

Londra’da, Paris’te, Viyana’da, İtalya’da oyun ve operalar sahnelemiş, Moskova’da oyunlarını ünlü devlet ve sanat adamları izlemiştir: Castro, Nixon, Malraux, Berlinguer, Neruda, Nâzım, Kurusawa, Heinrich Böll, Alberto Morevia, Helene Weigel, Arthur Miller...

Moskova’da 1964’de kurduğu Taganka Tiyatrosu’nu 20 yıl boyunca yönetmiş, bu tiyatronun 20. Kuruluş Yıldönümünde, 1984’de kendisi Avrupa’da iken, o zamanki Sovyet yönetimi bu görevden onu uzaklaştırmış ve bir süre sonra da yurttaşlıktan çıkarmıştır. Sanatçı bu sürgün döneminde, tiyatro sanatına adanmış yaşamına ait anılarını bir teybe anlatmış, bunlar da İngiliz Almeida Tiyatrosu Sanat Danışmanı-Gazeteci Marc Donney tarafından kitaplaştırılmıştır.

Kutsal Ateş’te, Sovyet sahnelerine özgü "tiyatro sanatında biçimsel araştırma ve yenilik geleneğini" sürdüren Taganga Tiyatrosu’nun öyküsü anlatılıyor. Tiyatronun kuruluşu, etkinlikleri anlatılırken, değişen devlet yönetimiyle değişen baskılar altında sürdürülen tiyatro etkinliğinin serüveni ve sanatçı ile devlet arasındaki ilişkilerin bilinmeyen ilginç tarihçesi açıklanıyor. Liubimov, sahneye koyduğu oyunları ve sahnelemedeki görüş ve düşüncelerini dile getiriyor. Ayrıca, sahne ışıklarından asla uzak kalmamış, hemen bütün yaşamı tiyatro içinde geçmiş olan Liubimov, çocukluğundan başlayarak kendi portresini çiziyor.

Gorbaçov döneminde yurduna  dönebilmiş ona yönetmen, tekrar Taganka Tiyatrosunun başında, 80’ini aşmış yaşı ile (Doğ.1917) tiyatro etkinliğini sürdürmeye devam ediyor.         

Kitapta ayrıca, Fransız tiyatro araştırmacısı Béatrice Picon Vallin tarafından yazılmış ayrıntılı biyografisi ve sanatçının yönettiği oyunların fotoğrafları bulunuyor. 

1997/240 sayfa/ 13,5x19.5 cm        ISBN 975-8106-11-2

 

D. N: 25/ ÇAĞDAŞ TÜRK TİYATOSUNDAN ON YAZAR

Prof. Ayşegül YÜKSEL

           

Bu kitapta, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Ayşegül Yüksel, çağdaş Türk tiyatrosunun oluşturulmasına önemli katkıları olmuş on yazarımızın yazarlık sanatını ve onların oyunlarını inceliyor.

Sözü edilen on yazarın tüm oyunları teker teker ele alınıp, oyun hakkında kısa bilgiler verildikten sonra, oyunlar ve yazar üzerine genel bir değerlendirme yapılıyor; bu oyunların Cumhuriyet sonrası tiyatro sanatımıza kazandırdıkları ve yarattıkları yenilikler belirleniyor.

Bu yazarlardan yalnızca Turgut Özakman yaşıyor, diğerleri  aramızdan ayrılmış bulunuyor. Turgut Özakman da oyun yazarlığı uğraşısını tamamen bırakmış bulunuyor.

Ayşegül Yüksel’in incelediği yazarlar sırasıyla şunlar:

 

Nâzım Hikmet – Aziz Nesin – Melih Cevdet Anday – Oktay Rifat – Haldun Taner – Sabahattin Kudret Aksal – Turgut Özakman – Vasıf Öngören –Oktay Arayıcı – Memet Baydur.

1997/ 160 sayfa / 13.5x19,5  cm.        ISBN 975-8106-31-2

 

Dizi No: 26 / 2000’li YILLARA DOĞRU TİYATRO

Zehra İPŞİROĞLU

 

İstanbul Üniversitesinde Tiyatro Öğretim Üyesi olan  Zehra İpşiroğlu, tiyatro eleştirmenliği ve dramaturgi üzerine yazdığı kitaplara devam ediyor.

Bu kitabında yazar, tiyatro üzerine çeşitli inceleme, eleştiri ve deneme yazılarını biraraya getiriyor.

Kitaptaki yazıların bir bölümü, oyun metinleri üzerine yoğunlaşarak yaratıcı okuma örneklerini ortaya çıkarıyor.

Bir bölümü oyun metinleri ile dramaturgi çalışması ve sahne yorumu üzerindeki bağlantıları saptıyor; diğer bölümü ise, oyun metinleri bağımsız olarak, oyunların sahne çözümlemelerinin yollarını gösteriyor.

Kitabı geri kalan bölümlerinde, yazarın tiyatro eleştirisi, dramaturgi ve tiyatro eğitimi üzerine inceleme eleştiri yazıları bulunuyor.

1998/ 192 sayfa / 13.5x19.5   cm.      ISBN 975-8106-38-4

 

Dizi No:27 / BRECHT’İ ANIMSAMAK  / Hans MAYER

Türkçesi: Ahmet Cemal

 

Kitabın yazarı Hans Mayer’in (1907-2002) 20. yüzyılın Almanca dil çevresinde yetişmiş en büyük edebiyat araştırmacılarından biridir. Mayer, hukuk, tarih ve felsefe öğrenimi görmüş 1935 –1945 arasında, Nazilerden kaçıp, Fransa’da ve İsviçre’de sürgün yaşamış. 1948 – 1973 arasında üniversitelerde Alman Dili ve Edebiyatı Profesörü olarak çalışmış. George Büchner ve Çağı, Thomas Mann, Rechard Wagner, tarihte Brecht, Gothe, Opera Üzerine Denemeler yankı uyandıran eserlerinde birkaçıdır.

Brecht’i Anımsamak, Hans Mayer’ in 1996’da yazdığı ve Brecht’in 100. Doğum Yıldönümü’nden iki yıl önce kaleme almış olduğu bir kitap. Bu kitabında yazar, hem 20. Yüzyılın dikkatli bir tanığı, hem de Brecht’in  yakın dostu kimliğiyle okurun karşısına çıkıyor. Önemli olan, Mayer’in kitapta Brecht’i objektif  bir  gözlemin süzgeçten  geçirmiş olması.. Kitapta, özellikle Brecht’in 2. Dünya Savaşından sonra Doğu Almanya’ya geçmesinden sonra, tiyatro etkinliklerini sürdürürken Doğu Alman Devlet yönetimi ve bürokrasisinden çektikleri ilginçtir. Brecht’in, 1935’de Paris’te Parti Kongresinde yapmış olduğu Parti çizgisine aykırı konuşması, sürgün dönemini Danimarka, İsveç’te geçirmiş olması, kaçmak zorunda kalınca Amerika’yı seçmiş olması hiç unutulmamıştır.

1997/112 sayfa / 13.5x19.5 cm       ISBN 975-8106-37-6

 

Dizi No: 28 / ARADIĞIMIZ TİYATRO

Ahmet CEMAL

 

Üniversite ve Konservatuvarlarda tiyatro ve sanat üzerine kuramsal dersler veren Ahmet Cemal, çok başarılı Almanca çevirileriyle beraber yazarlığını da sürdüren bir sanat adamımız; bu kitabında, sanat ve tiyatro ile düşünce arasındaki ilişkisinin boyutlarını araştırıyor. Yazar, "Sanat eseri, duyguların bir içgüdünün kendiliğindenliği ile aktarması mıdır, yoksa duyguların belli bir düşünce süzgecinden geçirilerek imgeye dönüştürülmesi midir," diyerek bu ilişkinin analizine giriyor ve sanatsal yaratının ancak "bilgi" edinilerek ortaya çıkabileceğini vurguluyor.

Yazarın tiyatro sanatı üzerine düşüncelerini içeren yazıları, ülkemizde aradığımız çağdaş tiyatroya ulaşma yollarını gösteriyor; bu yazılar onun uzun hocalık döneminden kişisel tanıklıklarına dayanıyor. Yarının tiyatrosunu yaratmak için bütün sanat dallarıyla tiyatro arasındaki organik ilişkinin ne kadar gerekli olduğunu açıklayan bu yazılar, "sanatçı" olabilmenin koşullarına da açıklık getiriyor.

1997/224 sayfa /13.5x 19.5 cm          ISBN 975-8106-39-2

 

Dizi No 29/ ELEŞTİRİNİN ELEŞTİRİSİ

Zehra İPŞİROĞLU

"Eleştiri" üzerine açıklamalı bir inceleme kitabı. Eleştirinin eleştirisi’nin en önemli özelliği, kolay anlaşılır ve savunulan düşüncelerin somut örneklerle pekiştirilmeye özen gösterilmiş olması. Bu açıdan kitap, eleştiri üzerinde düşünmek isteyen herkese seslendiği gibi, hem yüksek öğrenimde  hem de liselerde kullanabilinecek bir ders malzemesi niteliği taşımaktadır.

Eser, bir tiyatro eleştirisi yazmanın alfabesini irdeliyor; ve somut eleştiri örneklerinden yola çıkılarak eleştiri yazmada karşılaşılabilecek temel sorunları, bunların nasıl aşılabileceğini gösteriyor.

1997/ 256 sayfa/13.5x19.5  cm.         ISBN 975-8106-140-6

 

Dizi No: 30 / OYUN YAZMAK

Steve GOOCH  (Türkçesi: Filiz Ofluoğlu)

           

Goldsmith’s College’de "Oyun Yazma" dersi vermekte olan yazarın kendi deneyimlerinden ortaya koyduğu yol gösterici bir çalışma. Düşün kavramı, yazar için önemli bir merkezdir. Ve kitapta anlatıldığı tüm metotlar tamamen "düşün" merkezli bir kronoloji içerir. Bunlar, “oyun özü, iskeleti ve buna ait özgün bir dil, iç duygular ve biçim” şeklinde sıralanabilir. Gooch, “Oyun yazarken eğer elinizde malzeme varsa, diyalog işin en kolay yanıdır,” diyor. Ve yazmadaki tüm alışkanlığı yazarın, düş gücündeki özgürlüğe, özgünlüğe ve yaratıcılığa bağlıyor. Yazara göre en önemlisi, zamanın en verimli şekilde kullanılmasıdır. Bu noktada birçok yazarın çektiği sıkıntıyı aşmada öneriler sunan kitap, yeni ve genç yazarlar için gerçek bir başvuru kaynağı görevi üstlenmekte.

1998/144 sayfa /13,5x19.5  cm        ISBN 975-8106-45-7

                       

Dizi NO 31 / CUMHURİYETİMİZİN 75.YILINDA TÜRK TİYATROSU

           

Kitap, Cumhuriyeti’n 75.Yılı dolayısıyla 26-27-28 Ekim 1998 ‘de AKM’de düzenlenmiş olan paneldeki konuşma ve bildiriler çözümlenerek hazırlanmıştır.Yücel Erten’in başkanlığını yaptığı 1. oturumda, Atila Sav, Özdemir Nutku, Dikmen Gürün, Ayşegül Yüksel, Sevda Şener, Türk Tiyatrosunda Yasal Düzenlemeler, Kurumsal Gelişim, Tiyatro Eleştirisi, Oyun Yazarlığı; Ayşın Candan’ın başkanlığındaki 2. oturumda Yücel Erten, Kenan Işık, Nurhan Karadağ, Işıl Kasapoğlu, Yorum ve Yorumcular başlığı altında, günümüze ait çağdaş yorumun, yorumcular tarafından nasıl uygulandığını tartışıyorlar; Nesrin Kazankaya’nın yönetimindeki 3. oturumda, Tiyatroda Alternatif Arayışlar konusunu, bu doğrultuda ülkemiz tiyatro pratiğinde etkinliklerde bulunmuş olan Ayşın Candan, Kerem Kurdoğlu, Şahika Tekand, Mustafa Avkıran, Müge Gürman ve Nihal Koldaş konuşmac olarak yer alıyorlar.

1999/ 192 sayfa /13,5x19.5 cm.         ISBN 975-8106-52-4

 

Dizi No 32/ ÇAĞDAŞIMIZ SHAKESPEARE /   Jan KOTT

Türkçesi: Teoman Güney

 

Shakespeare, 16. yüzyıldan beri dünyanın her yerinde oynanmış, her zaman sahnelendiği dönemin insanlarını etkilemeyi başarmış bir yazardır. Polonyalı tiyatro eleştirmeni, deneme yazarı ve tiyatro profesörü Jan Kott bu kitabında, Shakespeare’in bu etkileme gücünün yapısını inceleyerek, onun tarihi ve insan gerçeğini bu kadar canlı yakalamasının derinliklerine iniyor. Shakespeare’in oyun kahramanlarının tarihsel oyunlar karşısındaki söz ve davranışlarını analiz ederek onların gerçek karakterlerini ortaya çıkarıyor. Yazar bu incelemesinde, düşünce ve görüşlerini kanıtlamak için, bütün Shakespeare’in oyunlarından kısa pasajlar vererek, okuyucunun kitabı okurken Shakespeare oyunlarının içine girmesini sağlıyor.

Kott, geniş bilgisinin verdiği rahatlıkla Shakespeare’i hemen hemen bütün sanat ve bilim adamlarının eserleriyle karşılaştırarak Shakespeare’in onları nasıl etkilediğini gösteriyor. Ünlü sanatçı ve bilim adamlarının eserlerine göndermeler yaparak okuyucuyu geniş sanatsal-bilimsel bir spektrumda gezdiriyor.

Yazara göre, Shakespeare oyunlarında şiddet, vahşet ve şehvet vardır. Shakespeare’in insanları kırılgandır; tutkuları onların karakterlerini değiştirir; iktidar hırsı ve şehvet insanları yönetir.

Shakespeare, yaşamı tiyatroyla karşılaştırmayı sever, bunu ondan önceki yazarlar da söylemişse de, bu düşünceyi yazdığı oyunlardaki insani derinlik ve açlıkla ortaya koyarak zenginleştiren yalnızca Shakespeare olmuştur.

Jan Kott, Shakespeare oyunlarını, iktidar değişimi ve mücadeleleri açısından ele alarak, İngilizlerin en önde gelen çağdaş tiyaro adamı Peter Brook’un Shakespeare’i yeni bir gözle yorumlayarak sahnelenmesine yol açmış bir Shakespeare uzmanıdır.

Kitaba önsöz yazmış olan Peter Brook, kitabı ve Jan Kott’u şöyle tanıtıyor: "Jan Kott tam bir Elisabeth dönemi insanıdır. Shakespeare Jan Kott’un çağdaşıdır; Kott da Shakespeare’in çağdaşıdır. O, Shakespeare üzerine doğrudan ve sanki o dönemde yaşamış gibi ilk ağızdan konuşur. Onun bu kitabı, hem Shakespeare Globe Tiyatrosunun bir görgü tanıdığıdır, hem de günümüzde vizyondaki bir filmin güncel bir eleştiri yazısıdır. Bu durum, tiyatro dünyası için paha biçilmez bir katkıdır..."

Shakespeare’in hemen hemen bütün önemli oyunlarının ve oyun kahramanlarının karakterlerini günümüzden yola çıkarak yorumlayan Çağdaşımız Shakespeare, yalnızca tiyatro ile uğraşanların değil, Shakespeare’i oyunları ile tanıyıp sevmiş her aydın insanın onu daha kapsamlı tanıması için temel bir başvuru kitabı.

1999/ 296 sayfa/ 14x21,5 cm.       ISBN 975-8106-53-6

Dizi No: 33 / OYUN YAZARLIĞI

Prof. Dr. Hülya NUTKU

 

Prof. Hülya Nutku bu kitabında, oyun yazarlığının dünyada ve ülkemizdeki yerini belirlerken, bu uğraşının temel kavramlarını açıklıyor; bir tiyatro oyun metninin asal bileşenlerini gösteriyor. Oyun yazmak isteyen yazar adaylarına, yazarlık üzerine sistematik bilgiler verirken, bunları dünya tiyatro edebiyatından aldığı seçkin oyun örnekleriyle somutlaştırıyor. Kitap ayrıca, dramatik oyun yazarlığında tema-durum-motif-aksiyon-olay dizisi gibi temel kavramların kullanılması, tip ve karakterlerin yaratılması, dramatik olayın bulunması ve tiyatroyu oluşturan temel olgu “çatışma”nın yaratılması sürecini bütün ayrıntılarıyla ve örnekleriyle gösteriyor.

 

1999/ 160 sayfa/ 14x21.5 cm       ISBN 975-8106-64-6

 

Dizi No: 34 / ÇOCUK TİYATROSU

Nihal KUYUMCU

 

Üniversitede ‘Çocuk Tiyatrosu’ üzerine ders veren Nihal Kuyumcu bu kitabında, ülkemizdeki gerek oyun metni, gerek uygulama alanında hâlâ tam kişiliğine oturtulamamış olan ‘Çocuk Tiyatrosu’ olgusunu inceliyor. Yazar, çocuk tiyatrosunun temel niteliklerini ve çocuk oyunlarında bulunması gerekli vazgeçilmez kabul edilen kriterleri ortaya koyuyor. Bu çalışma, 1935 yılından günümüze kadar İstanbul Şehir Tiyatrolarında  sahnelenmiş bütün çocuk oyunlarının metinleri ve ülkemizde yayınlanmış çocuk oyunları tek tek okunarak, son yıllarda sahnelenen oyunlar izlenerek hazırlanmış bir eser.

Bu eleştirel bakışıyla kitap, ülkemizde çocuk tiyatrosu etkinliklerine çocuklarımızın katılımını gerçekleştirirken, çok özen gösterip dikkatli seçim yapılması gereğini ortaya koymaktadır.

2000/ 144 sayfa/ 13.5x19.5 cm.                     ISBN 975-8106-66-0

 

D.No:35/Hizmetçiler-Balkon-Paravanlar NASIL OYNANMALI

Jean GENET (Türkçesi: Ece Korkut)

 

Fransız yazar Jean Genet, gerek yaşam biçimi, gerek yazdıkları ile bütün dünyada ilgi odağı olmuş bir sanatçı ve avangard-absürd tiyatronun önde gelen temsilcisidir. Toplumun, ezilen, sömürülen insanları vahşice, acımasızca toplum dışına ittiğini savunur; yazar bu görüşlerini, düz yazıları dışında, grotesk ve kara mizaha dayalı tiyatro oyunlarıyla da ortaya koymuştur.

Bu kitapta, kendisinin Hizmetçiler-Balkon-Paravanlar adlı üç oyununun sahnede nasıl oynanması gerektiğine ilişkin yazı, notlar ve bu oyunları sahneleyecek yönetmenlere yazmış olduğu mektuplardan seçmeler bulunuyor. Bu seçmelerin içeriğinde onun tiyatro sanatına bakışını açıklayan bölümler de yer alıyor.

 

2000/ 88 sayfa/ 13.5x19.5 cm.        ISBN 975-8106-71-4

 

Dizi No: 36 / SAHNEDEN İZDÜŞÜMLER (1975-2000)

Prof. Ayşegül YÜKSEL

 

Prof. Ayşegül Yüksel, bu kitapta topladığı, dergi ve gazetelerde yayınlanmış, bazıları ise hiçbir yerde yayınlanmamış eleştiri yazılarıyla, 20. yüzyılın son 25 yılına birinci elden tanıklık ederek bu döneme ait özel bir arşiv oluşturuyor. Kitapta 1975-2000 yılları arasında ödenekli ve özel tiyatrolardan 72 oyunun eleştirisi bulunuyor. Bu dönemin düzeyli ve tiyatro yaşamımızda önemli izler bırakmış oyunları tekrar gündeme geliyor. Bu eleştiriler, yeni kuşakların sanatsal çabalarına katkı sağlayacak özgün yorum ve gözlemleri içeriyor. Bu eser, Yüksel’in 25 yıllık özenli çalışmasıyla, gerek üslup, gerek içerik bakımından “Tiyatro Eleştirisi” türünün yetkin örneklerini biraraya getirmekte. Bu açıdan bu derleme, eleştiri dalında uğraş verenlerle, bu dalda öğrenim gören genç eleştirmen adayları için vazgeçilmez bir başvuru kitabıdır.

 

2000/ 240 sayfa/ 14x21.5 cm.        ISBN 975-8106-70-6

 

Dizi No: 37 / TİYATRO YAZILARI

Dikmen  GÜRÜN

 

Tiyatro eleştirmeni, öğretim üyesi ve festival yöneticisi olarak D. Gürün, tiyatro sanatına değişik yönlerden hizmet veren biri. Gürün’ün yazıları üç ana başlıkta toplanmış bulunuyor: Birinci bölümde, tiyatromuzun yapılanmasına yönelik tartışmalar, eleştiri ve sorgulamalar yer alıyor. İkinci bölümde, ülkemizde başından beri hiç azalmamış tiyatro üzerindeki baskı ve sansür konusu işlenirken, bu çağdışı uygulama bir kez daha tartışmaya açılıyor. Son bölümdeyse, yazarın yurt içi ve yurt dışında yer alan festivaller, konferanslar ve buluşmalardaki  izlenimleri yer alıyor.

2000/ 144 sayfa/ 13.5x19.5 cm.       ISBN 975-8106-70-6

 

Dizi No: 38 / COMMEDİA  dell’ARTE

Oyuncular İçin Elkitabı

John RUDLIN

 

İngilterede Exeter Üniversitesi’nde Öğretim Üyesi olan John Rudlin bu kitabında, komedi sanatının kökenini, eğlendirici ve aydınlatıcı İtalyan halk tiyatrosu  Commedia dell’Arte’den ilginç örneklerle açıklıyor. Eserde, Commedia dell’Arte tiplerinin tüm özellikleri ve oyun örnekleri bulunuyor. Tiplerin adları, doğuş öyküleri, giysileri, statüleri, maskları, karakterleri, oyun içindeki işlevleri, tavırları, jestleri anlatılıyor, kitapta ayrıca bu tiplere ait resimler yer alıyor.

Commedia dell’Arte, tiyatro ile uğraşanların her zaman güvenle başvuracağı, bu konuda Türkiye’de ilk kez yayınlanmış bir kaynak kitap olarak önemli bir görevi yerine getirmekte.

 

2001/ 224 sayfa/ 14x21.5 cm.           ISBN 975-8106-68-4

 

Dizi No: 39 / DÜNYA TİYATROSU TARİHİ  Cilt 1

Prof. Özdemir NUTKU

 

Bu eser, adından da anlaşılacağı gibi, tiyatronun gelişimini yansıtan sayısız belge ve esere dayanılarak hazırlanmış bir temel kitap ve tiyatro öğrencileri için düşünülüp hazırlanmış bir eserdir. Bütün dünya tiyatrolarındaki gelişimleri içine alması bakımından yurdumuzda pek kaynağı bulunmayan Doğu ve Afrika tiyatrosu üzerine verilen bilgileriyle önemli bir eksikliği de doldurmaktadır. Bu ciltte, tiyatronun doğuşundan 19. yüzyıl sonuna kadar olan tiyatro tarihi yer alıyor. 

2001/(456+40) sayfa/17x24 cm            ISBN 975-8106-69-1

 

Dizi No: 40 / PANDOMİMİN  ANATOMİSİ

Anke GERBER (Türkçesi: Yalçın Baykul)

Pandomim, sözsüz olarak herkesin duygularına seslenip birçok şeyi anlatabilen bir sanat. Ancak bu sanata ait çok az kitap yazılmıştır dünyada. Bu kitap, Avrupa’nın en önemli pandomim sanatçısı tarafından bizzat kaleme alınıp kendi figürleriyle süslediği önemli bir çalışma. Kitap profesyonellere sanatlarını kusursuzlaştırma fırsatı, amatörlere de klasik pandomim becerisini kendi koşulları içinde kazanma olanağı sunuyor. Kitapta, fotoğraflarla pandomim sanatının bütün hareket biçimlerinin uygulamaları gösterilir ve çalışma teknikleri, stil araçları, birleşik teknikler, beden dilinin çözümlenmesi verilirken, sahneleme çalışmaları için asal ögeler açıklanıyor ve tiyatro ile pandomim arasındaki ilişkinin boyutları ortaya konuyor. Kitap, ülkemizde pandomime ait tek, en kapsamlı ve çok özenli hazırlanmış ve basılmış bir eser.

 

2001/192 sayfa/20.5x28.5 cm, kuşe kâğıt, ciltli    ISNB 975-8106-82-0

 

Dizi No: 41 / TİYATRODA  DEVRİM

Zehra İPŞİROĞLU

 

Yabancılaştırma, Brecht’in ortaya atıp kullandığı bir kavram. Bu kavram, olağan saydığımız, üzerinde hiç düşünmediğimiz, körü körüne kabul ettiğimiz olayları, durumları, olguları, bunlardan uzaklaşarak onları yeni bir gözle görme, sorgulama, eleştirme olanağı sağlıyor bize. Ancak tiyatronun bu temel kavramının içi günümüzde iyice boşaltılarak, farklı biçimlerde, medyada ve özellikle reklamcılık alanında, bu sektörlerin kendi amaçları doğrultusunda kullanılıyor. Bu bakımdan yabancılaştırma kavramın yeniden sorgulanması gerekiyor.

 Tiyatroda Devrim, tiyatro sanatında devrim yapmış işte bu yabancılaştırma tiyatrosu üzerine, temel ve doğru  bilgiler veren  bir temel kaynak kitap özelliği taşıyan ve 1993 yılı Kültür Bakanlığı Araştırma Ödülü almış önemli bir çalışma.

2001/ 136 sayfa/ 13.5x19.5 cm.                          ISBN 975-8106-80-6

Dizi No: 42 / 100 MONOLOG Cilt 1 (Yabancı Oyunlar)

Haz. T. Yılmaz ÖĞÜT

 

Kitap, tiyatro oyuncu adaylarının sahne çalışmalarına yardımcı olmak amacıyla hazırlanmış. İçinde yabancı oyunlar arasından seçilen 44 oyundan 100 ‘tirad’ı içermektedir. İçinden tirad seçilmiş her oyunun yeterli bir özeti yer alıyor. Böylece parçalar arasında seçim yapacakların, oyunun türü, konusu üzerinde kolayca bilgi sahibi olmaları sağlanmış olmakta. Oyun hakkında edinilecek bu bilgi, seçilen tirad ile oyun içeriği arasında bağlantı kurmaya ve seçilen tirad kahramanının tipini, kişiliğini sağlıklı olarak kavramaya yardımcı olmayı hedeflemekte.

Kitaptaki monologlar, dünyanın her ülkesinde ve her döneminde tiyatro edebiyatına kalıcı katkıları olmuş yazarların tanınmış, çok bilinen oyunlarından seçilmiş.

 Ayrıca kitabın sonunda, eserde oyunları bulunan yazarların kısa bir özgeçmişleri ve yazdıkları oyunların adları yer alıyor.

Yazarlar: Shakespeare-Brecht-Beckett-Çehov-Molière-Dario Fo-Ionesco-Kafka-Ibsen-Shaw-Aiskhülos-Sofokles-Aristofanes-Gogol-Rostand-Tolstoy-Tabori-Williams-Miller-Hellman-Abelard-Piscator-Giraudoux-Bernhard-Dorfman-Mrozek.

 

2001/ 224 sayfa/ 14x21.5 cm.         ISBN 975-8106-93-6

 

Dizi No: 43 / 100 MONOLOG Cilt 2 (Türk Oyunları)

Haz. T. Yılmaz ÖĞÜT

 

Kitap, tiyatro oyuncu adaylarının sahne çalışmalarına yardımcı olmak amacıyla hazırlanmış; eser, 33 yerli yazarımızın oyunları arasından seçilen 64 oyundan 100 ‘tirad’ı içermekte. İçinden tirad seçilmiş her oyunun yeterli bir özeti yer alıyor. Böylece parçalar arasında seçim yapacakların, oyunun türü, konusu üzerinde kolayca bilgi sahibi olmaları sağlanmış. Oyun hakkında edinilecek bu bilgi, seçilen monolog ile oyun içeriği arasında bağlantı kurmaya ve seçilen monolog kahramanının tipini, kişiliğini sağlıklı olarak kavramaya yardımcı olabilmeyi hedeflemekte.

Kitaptaki monologlar, ülkemizdeki Cumhuriyet sonrası tiyatro edebiyatına kalıcı katkıları olmuş çokça bilinen oyunlarından seçilmiş. Ayrıca kitap sonunda, kitapta oyunları bulunan yazarların kısa özgeçmişleri ve yazdıkları oyunların adları yer alıyor.

Yazarlar: Nazım Hikmet, A. Nesin, H. Taner, G. Dilmen, V. Öngören, O. Arayıcı, O. Asena, M.C. Anday, O. Rifat, N. Cumalı, C. Kudret, T. Özakman, Ü. Köksal, M. Baydur, B. Erenus, G. Sümer, İ. Küntay, E. Canatan, S. Çağan, T. Cücenoğlu, E. Yağmurdereli, M. Mungan, N. Meriç, T. Oflazoğlu, Y. Onay, Erhan Gökgücü, Behiç Ak, Metin Balay.

 

2001/ 224 sayfa/ 14x21.5 cm.        ISBN 975-8106-95-0

 

Dizi No: 44 /  DRAMATURGİ  (Oyun Sanatbilimi)

Hülya NUTKU

 

‘Oyun Sanatbilimi’ olarak da adlandırılan dramaturgi bilimi üzerine yazılmış bu kitap, oyun sanatının uygulaması aşamasında modern tiyatronun vazgeçilmez ögesi olarak yer alan dramaturgi’nin doğuşu, öncülleri, günümüze kadar gelişim aşamaları ile dramaturgların çalışma alanları, metin çözümlenmesi, ülkemizde dramaturgi kavramının algılanışı, tiyatromuzdaki yeri ve önemi gibi konuları ele alıyor.

Ayrıca, dramaturgide inceleme yöntemlerini  uygulamalı olarak göstermek amacıyla, Anton Çehov’un  İvanov, Martı, Üç Kız Kardeş, Vişne Bahçesi, Vanya Dayı oyunlarının  sistematik biçimde dramaturjik çözümlemelerini içeriyor.

2001/ 256 sayfa/ 14x21.5 cm.        ISBN 975-8648-00-9

 

Dizi No: 45 / HIÇKIRMAKLA HAYKIRMAK ARASI

Sabahattin Kudret Aksal Oyunları Üzerine Bir İnceleme

Esen ÇAMURDAN

 

Devlet Tiyatrosu dramaturglarından Esen Çamurdan bu kitabında S. Kudret Aksal’ın bütün oyunlarını inceleyerek onun tiyatro çizgisini izlemek yoluyla, yazarın içinde yaşadığı zamanı anlamaya çalışıyor. Aksal’ın yeniden yaratma zorunluluğunu duyduğu zamanlarda gerçekleştirdiği aşama ve gelişmeleri yakalamaya uğraşıyor. Böylece bu yazarımızın oyunlarının çözümleme işlemini gerçekleştiriyor.

Kitap, S. Kudret Aksal’ın oyun yazarlığını tanımak isteyenler için kapsamlı ve özenli bir araştırma-inceleme çalışması.

2001/104 sayfa/14x21.5 cm           ISBN 975-8648-04-7

 

D.No: 46/ÇAĞDAŞ   TİYATROMUZDA GELENEKSELLİK 

Yavuz PEKMAN

 

İstanbul Üniversitesi Tiyatro Bölümü Öğretim Üyesi Yavuz Pekman bu eserinde, Türk tiyatrosu ve özellikle Türk halk tiyatromuzun geleneğini araştırarak, bu tiyatronun günümüz Türk tiyatrosundaki etkilerini ve uzantılarını  bulmaya çalışıyor. Eser, halk tiyatrosu geleneğimizin türleri (ortaoyunu, karagöz, meddah), bunların ortak özellikleri (dil, taklit, dans kullanımı, toplumsal eleştiri, metinlerdeki açık saçıklık) üzerinde, bu tiyatroya ait yazılı sahne eserlerinden örnekler vererek çok yönlü bir araştırma niteliğinde. Ayrıca, geleneksel tiyatromuzun çağdaş yazarlarımızdan Turgut Özakman, Oktay Arayıcı, Haldun Taner, Sermet Çağan ve Ferhan Şensoy’un oyunlarındaki etkilerini karşılaştırmalı olarak ortaya çıkarıyor.

2002/ 240 sayfa/ 14x21.5  cm.       ISBN 975-8648-09-2

 

Dizi No: 47 / ELVEDA DÜNYA MERHABA KÂİNAT

Memet Baydur’un Ardından

Hazırlayanlar: Sevda Şener-Ayşegül Yüksel-Filiz Elmas

 

Kasım 2001’de 50 yaşındayken kaybettiğimiz oyun yazarımız Memet Baydur’un ardından hazırlanan bu kitapta, onun hakkında eşinin, yakın dostlarının, köşe yazarlarının, edebiyatçıların, tiyatrocu sanatçıların yazılarıyla, kendisinin gazetelerde çıkan yazılarından seçmeler ve yayınlanmamış bazı yazı ve şiirleri bulunuyor.

 İçinde onun yaşamının çeşitli dönemlerinden fotoğraflar da bulunan kitap, Memet Baydur’u yakından tanımak, onu yeniden hatırlamak ve tiyatro edebiyatımızdaki yerini yeniden değerlendirmek isteyenler için çok yönlü bir anma kitabı.

 

2002/ 160 sayfa/ 14x21.5 cm.        ISBN 975-8648-17-7

 

Dizi No: 48/  SAHNEDE ELLİ SENE /  Ahmet FEHİM

 

Ahmet Fehim (1857-1930), “İlk Türk Aktörü” olarak ünlü Gedikpaşa Tiyatrosu’nda Fasülyeciyan’ın yanında 1877 yılında tiyatro yaşamına başlamış bir sanatçımız. Bütün yaşamını tiyatroya adamış olan sanatçı, mesleğinin daha başında Bursa’da Ahmet Vefik Paşa ile tanışmış, Paşa’dan tiyatro ve Molière komedileri üzerine geniş bilgi edinmiştir. 1877 tarihinden başlayan anıları, o dönem Türk tiyatrosunun olduğu kadar Türk sosyal yaşamının da birinci elden tarihidir. Sahnede Elli Sene, o dönemin bütün tiyatro etkinliklerini, tiyatro sanatçılarının kişiliklerini, yeteneklerini, Anadolu’daki turnelerde yaşananları, Osmanlı toplumunun geçirdiği değişimleri, sanatçının açık, sade ve içtenlikli üslubuyla yansıtan çok değerli bir belgesel eserdir.ir.

Yayınevimiz, 1926 yılında İstanbul’da yayınlanan Vakit gazetesinde 39 gün tefrika edilmiş bu anıları, Latin harflerine çevirerek yeniden değerlendirmiş ve bu anı kitabını günümüz Türkçesiyle okurlara sunmuştur. Bu anıların 1977 yılında yayınlanmış bir versiyonu mevcuttur. Ancak bu baskıda anılarda adı geçen bazı kişi, yer ve oyun adlarının yer almadığı, bazı bölümlerin eksik olduğu, gazetedeki bir tefrikanın ise hiç bulunmadığı görülmüştür. Bu yayınımızda bütün bu eksikler giderilmiş ve eserin tümü baştan okunup değerlendirilmiş bulunmaktadır.

Batı tiyatrosunun ülkemize giriş dönemini kapsamakta olan Türk asıllı ilk tiyatro sanatçımızın bu anıları, o dönemin tarihsel, sanatsal yaşamının belirlenmesinde, tiyatro tarihimiz açısından bugüne kadar, çok değerli bir kaynak olarak kullanılmıştır.

Bu bakımdan kitap, ilginç ve ibret verici olaylarının bulunduğu bir eser olduğu kadar, tarihsel olaylara ışık tutan, kaynaklık eden bir belge kitap olarak da önemli bir yere sahiptir.

 

2002/ 160 sayfa/ 14x21.5 cm.        ISBN 975-8648-07-8

 

D.No:49/100 MONOLOG Cilt 3 (Yeni Oyunlar-Genç Yazarlar)

Haz. T. Yılmaz ÖĞÜT

 

100 Monologlar Dizisinin bu cildinde, Türk ve Dünya tiyatrosunun 21. yüzyıla ait son yazılmış oyunlarından ve genç tiyatro yazarlarının çalışmalarından seçilmiş parçalar bulunuyor. Diğer ciltlerde olduğu gibi, bu kitapta da içinden parça alınmış oyunların özetleri, dramaturjik değerlendirmeleri, yazarların kısa özgeçmişleri yer almakta.

 2003 / 208 sayfa / 14x21.5 cm.        ISBN 975-8648-40-5

 

D.No: 50 / 100 MONOLOG Cilt 4 (Klasik ve Antik Oyunlar)

Haz. T. Yılmaz ÖĞÜT

 

100 Monologlar Dizisinin bu cildinde, başlangıcından 1700’ler sonuna kadar yazılmış, dünya tiyatrosunun gelişimine öncülük etmiş, yüzyıllardır her dönem ilgiyle izlenmiş antik ve klasik dönem oyunlarından seçilmiş parçalar bulunuyor. Diğer ciltlerde olduğu gibi, bu kitapta da içinden parça alınmış oyunların özetleri, dramaturjik değerlendirmeleri, yazarların kısa özgeçmişleri yer almakta.

 2003 / 224 sayfa / 14x21.5 cm.         ISBN 975-8648-42-9

 

D.No:51 /İnsanı Geçitlerde Sınayan  Sanat: DRAM SANATI

Prof. Dr. Sevda ŞENER

 

Hocaların Hocası Sevda Şener, yazdığı Dram Sanatı adlı dizi kitaplarında, dram sanatını çeşitli yönleriyle incelemesini sürdürüyor.

Bu çalışmasında dram sanatı için şöyle diyor Sevda Şener: “Dram sanatı bir eylem sanatıdır. Eylem, insanla ilişkisi oranında önemlidir. İnsan kişiliğinin en iyi belirlendiği süreçler yaşamın geçitleridir.İnsan bu eşik durumları atlayarak yeni bir döneme girer. Eşiği atlarken duraksayan, ya da atlamayı beceremeyip tökezleyen kişi sınavda başarı kazanamamış demektedir.”

 2003 / 144 sayfa / 14x21.5 cm.      ISBN 975-8648-45-2

 

D.No:52/ SAÇMANIN TİYATROSU (Ionesco / Kel Şarkıcı-Ders)

Doç. Dr. Abdüllatif ACARLIOĞLU

 

Kitapta, yazarın “saçmanın tiyatrosu” terimiyle açıkladığı absürd tiyatronun yapısı, özellikleri anlatılmakta ve geleneksel tiyatroyla analitik karşılaştırılması yapılmakta. Ayrıca absürd tiyatro deyince ilk akla gelen yazar Ionesco’nun Ders ve Kel Şarkıcı oyunları, “saçmanın tiyatrosu” kavramı çerçevesinde inceleniyor ve bu iki oyun metinlerindeki göndergelerin yaşadığımız dünyadaki yansımaları gösteriliyor.

2003 / 176 sayfa / 14x21.5 cm.       ISBN 975-8648-42-9

 

D.No: 53 / TİYATRO OYUNLARI SÖZLÜĞÜ    - Cilt 3

(Dünya Tiyatrosu) 

Haz. Ayşe SELEN

Değerli düşünce ve tiyatro adamı yazarımız Aziz Çalışlar’ın (1942-1995) başlatmış olduğu Tiyatro Oyunları Sözlüğü dizisinin devamı olan bir eser. Tiyatro sanatçısı, çevirmen Ayşe Selen’in hazırladığı, içinde 154 oyunun özet ve değerlendirilme bulunmakta. Kitap dizinin önceki kitaplarının düzenleme yöntemiyle hazırlanmıştır.

 2003 /240 sayfa / 14x21.5 cm.     ISBN 975-8648-47-6

 

D.No: 54  / SAÇMALARLA GERÇEKLER (Eleştiriler)

Nursen KARAS

Nurten Karas, 1960’lı yıllardan beri tiyatro yazıları, eleştiriler yazan, yazıları birçok gazete ve sanat dergilerinde yayınlanmış olan bir yazarımız. Onun çektiği oyun fotoğrafları, eleştiri yazılarıyla birlikte tiyatro tarihimiz için önemli bir arşiv oluşturuyor. Bu kitapta, 1967’den günümüze kadar çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış, bazıları ise ilk kez yayınlanmakta olan 49 yazısı ile çektiği 37 oyun fotoğrafı bulunuyor.

 2003 /168 sayfa / 14x21.5 cm (Kuşe kâğıt).   ISBN 975-8648-51-2

 

Dizi No:55 / SUYA YAZI YAZANLAR

Mücap OFLUOGLU

 

Uzun yıllar İstanbul Şehir Tiyatrolarında çalışmış, unutulmayan roller oynamış olan değerli aktör Mücap Ofluoğlu bu kitabında, Şehir Tiyatrolarını anlatıyor. Bu kurumdan gelip geçen usta oyuncuların sahne üzerindeki başarılarını, kişiliklerini, sahne dışı yaşamlarını, kendi görüp yaşadıklarıyla, basında çıkan yazılarla ve diğer belgelerle anlatıyor. Ayrıca, 1937’de Dârülbedayi’nin ‘İstanbul Şehir Tiyatroları’ adıyla kuruluşundan günümüze kadar sahne üzerinde gerçekleştirdiği tüm oyunların kadrolarını, bu oyunlar üzerine yazarlarının, rejisörlerinin yazdıklarını biraraya getiriyor.

 2003 /(352+16) sayfa / 14x21.5 cm      ISBN 975-8648-58-3

 

Dizi No:56 / VASIF ÖNGÖREN’in TİYATRO DÜNYASI

Doç. Dr. Erbil GÖKTAŞ

 

Epik tiyatroyu ülkemizde tanıtan yazarımız Vasıf Öngören’in 20. ölüm yılı anma etkinlikleri için yayımlanan bu kitapta, onun tiyatro üzerine görüşleri ve sahneye koyduğu oyunlardan söz edilirken bütün oyunları konu, içerik, dramaturjik çözümlenmeleri ile inceleniyor. Onun epik tiyatro üzerine yazdıkları, sahne üzerinde uygulamaları ve oyunlarındaki epik yöntemi kullanım ustalıkları ortaya konuyor.

 2003 /168 sayfa / 14x21.5 cm      ISBN 975-8648-65-9

Dizi No:57 / TİYATRODAN GÖSTERİ SANATLARINA

Ali H. NEYZİ

 

 Tiyatro ile  Gösteri arasında gelişen karşıtlık hiç de yeni bir şey değil. Bunun en çarpıcı örnekleri antik Yunan tiyatrosu ile Roma tiyatrolarında bulunur. Birincide "söz" önde gelirken, ikincide "gösteri" öne çıkmıştı. Benzer şekilde yirminci yüzyılın İngiliz tiyatro geleneği ile Amerika’nın görsel uygulamalarını karşılaştırdığımızda aynı karşıtlık karşımıza çıkmaktadır. İşte bu çalışmada bu karşıtlık ele alınıyor ve ‘dram’dan  ‘gösteri’ye nasıl gelindiği araştırılıyor.

2004 / 112 sayfa / 14x21.5 cm.     ISBN 975-8648-65-9

 

Dizi No:58 / DOĞAÇLAMA  /  Gerhard EBERT

Oyunculuk sanatında, oyuncunun yeteneklerinin geliştirilmesi için fiziksel bir araç olarak doğaçlamanın yeri, önemi ve kullanma yöntemlerini inceleyen bu kitap, Alman tiyatro okul ve konservatuvarlarında yıllardır ders vermiş olan bir ‘hoca’ tarafından hazırlanmıştır. Bu kitap, yeni başlayanlar için olduğu kadar okulu tamamlamış oyuncular için de yardımcı bir eserdir.

2004 / 160 sayfa / 14x21.5 cm.       ISBN 975-8648-73-X

 

Dizi No:59 / 100 DİYALOG  /  Haz.: T. Yılmaz ÖĞÜT

 

Kitapta, genç oyuncu adaylarının sahne çalışmalarına yardımcı olmak üzere, 100 yıllık bir dönemi kapsayan 58 Türk oyunundan seçilmiş iki kişilik sahnelere ait diyalog örnekleri bulunuyor.

Diyalogların başında, o oyuna ait kısa özetlerle, oyunun dramaturjik açıklaması ve seçilen diyalog parçasının eser içindeki konumunu belirten bilgiler de yer almaktadır.

2004 / 328 sayfa / 14x21.5 cm.         ISBN 975-8648-82-9

 

Dizi No:60/ ŞİDDET ile OYNAMAK

Esen ÇAMURDAN

 

Bu kitap, bugün dünyamızda ve ülkemizde giderek çeşitlenen, genişleyen, ince ayarlı boyutlar kazanan, adeta bir yaşama biçimine dönüşmüş olan şiddet kavramıyla yeniden tanışmamızı sağlıyor. Sıkıştırılmışlığına bir çözüm getiremeyen, "Hayır" demeyi bilmeyen, edilgenliğe boyun eğen bir kültürün içinden gelen ülkenin insanları için ‘bireysel olarak var olamama’ en büyük sorun olarak ortaya çıkıyor.

Eserde, açıkça, doğrudan uygulanan şiddeti değil, daha tehlikeli ve yaygın olan örtük ve dolaylı şiddeti içeren oyunlar inceleniyor. Bu bakış açısıyla, altı yazarımızın on eseri (Kahvede Şenlik Var, Önemli Adam, Ölüler Konuşmak İsterler, Müfettişler, Kozalar, Sahibinin Sesi, İşte Baş İşte Gövde İşte Kanatlar, Taziye, Mahmud ile Yezida, Çöplük) ele alınıyor.

2004 / 80 sayfa / 14x21.5 cm.      ISBN 975-8648-86-1

 

 

DİZİN

YAZAR ADLARINA GÖRE 

(Oyun Kitapları)

YERLİ OYUNLAR

A

AĞAOĞLU, Adalet

Bir Kahramanın Ölümü,

Çatıdaki Çatlak,

Çıkış,

Çok Uzak Fazla Yakın,

Evcilik Oyunu,

Kendini Yazan Şarkı,

Kozalar,

Sınırlarda,

Tombala,

 

AHMET VEFİK PAŞA

Zoraki Tabip

 

AK, Behiç

Ayrılık,

Bina,

Hastane,

Tek Kişilik Şehir,

 

AKAN, Mehmet

Analık Davası,

Hikâye-i Mahmud

Bedreddin,

Midirfillik Oyunu,

 

ÂLİ BEY

Ayyar Hamza,

Kokona Yatıyor,

 

ALP, Almilla

3 Ekim’de Nostalji

 

ALTAN, Çetin

Çemberler,

Dilekçe,

Mor Defter,

Tahterevalli,

 

ARAYICI, Oktay

Bir Ölümün Toplumsal Anatomisi,

Nafile Dünya,

Rumuz Goncagül,

Tanilli Dosyası,

ASENA, Orhan

Bir Başkana Ağıt,

Ölü Kentin Nabzı,

Şili'de Av,

 

AVCI, Zeynep

Gılgamış,

 

AYKILIÇ, Savaş

Ah Şu Büyükler,

Aşt Grevi,

 

AYVAZ, Ülkü

Bağlanma,

Geriye Bakma,

Külhanbeyi Operası,

Nihavent Longa,

Vali-i Vilayet Hadem-i Devlet,

Yeniden Yaratma,

 

B

BAYDUR, Memet

Aşk,

Çin Kelebeği (Kısa Oyun),

Doğum (K.O.),

Düdüklüde Kıymalı Bamya,

Elma Hırsızları,

Genel Anlamda Öpüşme,

Kadın İstasyonu,

Kamyon,

Kutu Kutu,

Limon,

Maskeli Süvari,

Menekşe Korsanları

Sevgi Ayakları,

Tensing,

Vladimir Komarov,

Yalancının Resmi,

Yalnızlığın Oyuncakları,

Yeşil Papağan Limited,

 

BEHRAMOĞLU, Ataol

İyi Bir Yurttaş Aranıyor,

Lozan,

 

BERKTAY, Ali

Kerbela,

 

BİLGİNER, Caner

Hayırlı Evlat,

İnternetçi,

 

BOYNUKARA, Cuma

Ateşle Gelen,

Beceriksizler,

Çok Geç Olmadan,

Günaydınlara Uyanmak,

Mem ile Zin,

Muhtaro,

O’nun Saltanatı,

Ölüm Uykudaydı,

Suyun Rengi,

 

C

CANATAN, Erman

Batakhane Güzeli,

Evin Kadınları,

Uyumsuzlar,

 

CANOVA, Civan

Düğün Şarkısı,

Erkekler Tuvaleti,

Ful Yaprakları,

Kıyamet Sularında,

Kızıl Ötesi Aydınlık,

 

CÜCENOĞLU, Tuncer

Boyacı,

Çığ,

Çıkmaz Sokak,

Dosya,

Helikopter,

Kadıncıklar,

Kördövüşü,

Matruşka,

Neyzen

Öğretmen,

Şapka,

Yıldırım Kemal,

Ziyaretçi,

 

Ç

ÇAĞAN, Sermet

Ayak-Bacak Fabrikası,

Savaş Oyunu,

ÇALIŞLAR, Aziz

Muhteşem Gatsby,

Oblomov,

 

ÇELİKEZER, Raşit

Bir Kuşluk Vakti,

Hiçbir Şey,

Mutlu Beraberlik,

Yağmurum Olsana,

Yanlış Adamlar,

 

ÇETİNKAYA, Yavuzer

Gün Dönerken,

 

D

DİLMEN, Güngör

Afyon Savaşı (Kısa Oyun),

Akad’ın Yayı,

Aşkımız Aksaray'ın En Büyük Yangını,

Avcı Karkap (K. O.),

Ayak Parmakları (K. O.),

Bağdat Hatun,

Deli Dumrul,

Galea ile Pigmolin (K. O.)

Kurban,

Kuzguncuk Türküsü,

Küp Hamit (K. O.),

Midas'ın Altınları,

Midas'ın Kördüğümü,

Midas'ın Kulakları,

Misyoner (K. O.),

Osmanlı Dram Kumpanyası,

Şan, Şeref, Ün,

Toplar ve Paşalar (K. O.),

Troya İçinde Vurdular Beni,

 

DİNÇEL, Savaş

Gürültülü Patırtılı Bir H.,

 

E

ERENUS, Bilgesu

Halide,

Kırmızı Karaağaç,

 

ERİM, Müzeyyen

Ormanda,

 

ERSOY, Ufuk

Sapan,

ERYÜKSEL, Kâzım

Adalet Adaleti Arıyor,

Başaklar,

Mahkûmlar,

Yontu,

 

F

Feraizcizade 

İlk Göz Ağrısı,

 

G

GEZEN, Müjdat

Babam

Hamlet Efendi,

Gırgıriye

İstanbul Müzikalı,

Salak Oğlum,

 

GİNYOL, Funda

Konstantiniye'nin Güneşi

 

GÖKGÜCÜ, Erhan

Duyarlılık Üzerine Vivaçe,

Gerçek Kurbanın Acısı,

 

GÜNER, Orhan

Antonius, Kleopatra, Arada Bir Caesar,

İkinci Nöbetçinin S.,

Sevdalı Bulut,

 

GÜRBÜZ, Şule

Akıl Yoktur,

 

I

IRMAK, Coşkun

Elli Metreden,

Eylül Penceresinden,

Gece Boyunca,

İtaat Deneyi,

Siyah Çoraplılar,

 

İ

İLDAN, A. Murat

Büyünün Gözleri,

 

K

KÖKSAL, Ülker

Ademin Kaburga Kemiği,

Binbir Çiçek K. F. (KO),

Bir Garip Oyun,

Buluşma (KO),

Dönüş Yolunda (KO)

Eşikte (KO),

Gün Dönerken,

Karanlıkta İlk Işık ,

Sacide,

Sevdalı Fidanlar,

Sıfıra Bir Var (KO),

Sil Baştan (KO),

Şaka (KO)

Uzaklar,

Yollar Tükendi,

 

KUDRET, Cevdet

Yaşayan Ölüler,

 

KÜNTAY, İsmet

Evler Evler,

403. Kilometre,

Tozlu Çizmeler,

 

L

 

LEVENT, Tamer

Ya Tutarsa

 

M

 

MENANDROS

Huysuz Adam

 

MERİÇ, Nezihe

Çın Sabahta,

 

N

NAR, Turgay

Çöplük,

Kuyu (K.O.),

Şehrazat'ın Oyunu,

Terzi Makası (K.O.),

 

NEYZİ, Ali

Alas Hatun

Yardirektörün Eşi,

Mektuplar

 

O

ONAY, Yılmaz

Arafta Kalanlar,

Hücre İnsanı,

Karadul Efsanesi,

Karagöz'ün Muamması,

Karakedi Geçti,

Küçük Adam Ne Oldu Sana,

Prometheia,

Sanatçının Ölümü,

Tren Gidiyor,

 

Ö

ÖNEL, Ahmet

Baton ya da Baton,

 

ÖNGÖREN, Vasıf

Almanya Defteri (Göç),

Asiye Nasıl Kurtulur,

Oyun Nasıl Oynanmalı,

Zengin Mutfağı,

 

ÖZAKMAN, Turgut

Ah Şu Gençler,

Bir Şehnaz Oyun,

Duvarların Ötesi,

Fehim Paşa Konağı,