|
Mitos-Boyut
Tiyatro Yayınları Yayın
Kataloğu
1. Basım: Nisan 1997
2. Basım: Haziran 1998
3. Basım: Kasım 1999
4. Basım: Aralık 2002
5. Basım: Ocak 2005
6. Baskı Eylül 2006
ISBN: 975-8648-00-0
Mitos-Boyut Yayınları
TEM Yapım Yayıncılık Ltd.
Şti.
Ağa Çırağı Sok. 7/2
Taksim/ 80090 İstanbul
tel. 212. 249 87 37-8;
faks. 212. 249 02 18
E-posta: temyapim@yahoo.com
TİYATRO
/ OYUN DİZİSİ
273
Tiyatro Kitabı
(213
Oyun Kitabı, 60 Kuramsal Kitap)
500 Oyun
Ocak / 2005
Not:
1. Oyun dizisi'nin 7
numaralı "Bertolt Brecht–Toplu Oyunları 1" adlı kitap
tükenmiştir. Yayınevimiz Bertolt Brecht'in Bütün
Oyunlarını ayrı bir dizi halinde yayınlamakta olduğundan,
bu kitabın yeni baskısı yapılmayacaktır.
2. Dizinin 9 numaralı, "Dario
Fo – Toplu Oyunları 1" kitabı tükenmiştir. Kitabın Türkiye
Yayın Hakları çevirmen Füsun Demirel'dedir. Kitabın yeni
baskıları Sayın Demirel'in sahibi olduğu Açılım Yayınevi
tarafından yapılmıştır.
3. Adalet Ağaoğlu/ Toplu
Oyunları 1 tükenmiştir. Yeni basımları için yazar Yapı
Kredi Yayınlarıyla anlaşma yaptığından bu kitabın yeni
basımı yapılmayacaktır.
4. Orhan Asena/ Toplu
Oyunları 1 tükenmiştir. Vefat eden yazarın varisleriyle
yeni bir sözleşme yapılamadığından bu kitabın yeni
basımları yapılamayacaktır.
5. Memet Baydur / Toplu
Oyunları 1 tükenmiştir. Memet Baydur varisleri, İletişim
Yayınlarıyla anlaşma yaptığından, bu kitabın yeni baskısı
yapılmayacaktır.
Dizi
No: 1 / VASIF ÖNGÖREN/BÜTÜN OYUNLARI
Almanya Defteri (Göç) /
Asiye Nasıl Kurtulur /
Oyun Nasıl Oynanmalı /
Zengin Mutfağı
Vasıf Öngören, Türk
tiyatrosunun 1960'lı yıllarda gerçekleştirdiği atılım
içinde, oyuncu-yönetmen-oyun yazarı olarak yetişmiş çok
yönlü bir tiyatro adamımız; Brecht'çi tiyatronun biçimsel
özelliklerini, ülkemizin toplumsal-ekonomik-politik
sorunları ile buluşturmayı başarmış, epik tiyatro
yöntemini tiyatro yaşamımıza ilk kez kazandırmış bir
tiyatro ustamızdır.
Almanya Defteri (Göç),
1960 yılların Türkiye'sinde kurduğu düşler
gerçekleşemeyen, bu ortamda bocalayan bir oto tamircisi
ailenin son çare olarak, çalışmak için Almanya'ya gidiş
kararına varış öyküsüdür. İlk kez 1966'da Gençlik
Festivalinde sergilenen oyun, bu festivalde İkincilik
Ödülü'nü almıştır.
Asiye Nasıl Kurtulur,
çağdaş tiyatromuzun bir başyapıtıdır. Türk tiyatrosunda
içerik ve biçim açısından yeni bir seçenek sunan bu
başyapıt, tiyatro tarihimizin en ön sırasında yer alıyor.
Yazar, "yadırgatmalar" yoluyla, tartışmalı yeni bir oyun
düzeni ile herkese tanıdık gelen canlı ve sıcak
yaşantılardan yola çıkarak, izleyiciyi yeni bir "bilinç"
düzeyine ulaştırmayı başarır. Oyun, gecekonduda yaşama
savaşı veren Asiye ile annesinin bu ortamdan kurtulmak
için verdikleri mücadeleyi, oyunsu niteliği, içerdiği
ironi ve gülmece ögeleri ile anlatır. Yazar, Brecht
tiyatrosunu da inceleme olanağı bulduğu epik tiyatro
anlayışını bu oyununda çok başarılı bir biçimde
kullanarak, bu akımın tiyatro edebiyatımızda kullanma
yolunu açmıştır. İlk oynadığında, Zeliha Berksoy’un etkili
Asiye tiplemesi, oyunun kitlelere hızla ulaşmasında önemli
bir rol oynamış ve bu sahneleme büyük ilgi görmüş, oyun ve
Zeliha Berksoy birçok ödül almıştı.
Oyun Nasıl Oynanmalı'da,
radyo-televizyonlardaki bir yarışma programıyla, yoksul
ama güzel bir genç kızın film dünyasında hızla yükseliş
öyküsü eşzamanlı olarak verilir. Para kazanmak uğruna
kutsal sayılan değerlerden nasıl vazgeçildiği
gösterilirken, seyircinin tartışmalı oyuna katılıp
eleştirel tavrını koyması sağlanır.
Zengin Mutfağı, toplumsal
sınıflar arasındaki çelişkilerin git gide keskinleştiği
1970'li yıllarda, kavganın dışında kalma çabası içinde
safını şaşıranların öyküsüdür. 16-17 Haziran İşçi Olayları
günlerinde bir genç insanın politik tercihlerindeki
yanlışı anlatılır. Kusursuz yapısı, çatışmalardaki
ustalıklı kurgusu ve ironisiyle yazarın ikinci başyapıtı
sayılmaktadır. Oyun, 1977'de İsmet Küntay Ödülü ve daha
sonraları bir çok ödül almıştır.
Almanya Defteri: 8 erkek,
4 kadın/ Asiye N. K.: 12 erkek, 11 kadın/ Oyun Nasıl
Oynanmalı: 15 erk., 11 kad./ Zengin Mutfağı: 4 erk., 1
kad.
1991 (1. Bas.), 1998 (2.
Bas.)/290 s./11.5x19.5cm ISBN975-508-034-1
Dizi
No: 2 / TURGUT ÖZAKMAN / TOPLU OYUNLARI 1
Ah Şu Gençler / Töre /
Ocak
Ülkemizin önde gelen
yazarlarından olan Turgut Özakman, oyunlarında hep
barışın, sağduyunun, dostluğun ve sevginin özlemini
yansıtır. Yazarın en önemli özelliği ise, "gülmece"yi
kotarmadaki büyük yeteneğidir.
Ah Şu Gençler, kabare
anlayışı ile biçimlenen, açık biçimin ve göstermeci
üslubun kullanıldığı son derece esnek dokulu bir güldürü.
Şarkılı danslı bu oyun, genç oyuncular tarafından hemen
her kentimizde sahnelenmiştir. Oyun, "delidolu" yapısıyla
genç insanların oldukça beğenisini kazanmış bulunuyor.
Töre, duygusal
yoğunluklu, "gerçekçi" oyunculuk biçimini gerektiren,
dramatik yapısı ağırlıklı bir oyun. Yazar, kan davasını
yeren bir olayı, bir sevgi öyküsü ile birleştirip eğlence
ögelerini oyunun içine ustalıkla yerleştirmiş.
Ocak, ekonomik
sıkıntıların aile bireyleri arasındaki ilişkileri büyük
ölçüde etkilediği ve çatışmalara yol açtığı bir aile
dramını anlatır. Yazar, yaşanan duyarlılıkları, tepkileri,
düş kırıklıklarını, sevgiyi dile getirerek, aile
ilişkilerinde insani değerlere sıkı sıkıya sarılmakla
uzlaşmaya varılabileceğini gösterir.
Ah Şu Gençler: 10 er., 8
kad./Töre: 4 er., 3 kad./Ocak: 4 er., 7 kad.
1991 (1.Bs.)/ 1993 (2.Bs.)/1999
(3.Bs.), 2001 (4. Bas.) / 192 s.
Dizi
No: 3 / YILMAZ ONAY / TOPLU OYUNLARI 1
Sanatçının Ölümü / Arafta
Kalanlar / Karagöz'ün Muamması
Yılmaz Onay, toplumcu
gerçekçi anlayışıyla geleneksel ve evrensel tiyatro
çalışmalarını yönetmen, yazar ve çevirmen olarak sürdüren
bir sanat adamımız. Sanatçının Ölümü, yalana, ikiyüzlülüğe
yöneltilmiş bir yergi oyunu. Oyun, ülkemizde, sanatçı bir
insanın ancak öldükten sonra değerlendirildiğini,
tersinlemeli bir biçimde anlatıyor; toplumun
değerbilmezliğine karşı acı bir eleştiri getiriyor, bu
tutumu hicvediyor.
Arafta Kalanlar, sıradan
insanları, yani Ademleri ve Havvaları kuşatan yalancı
cennetler masalına yöneltilmiş bir taşlama. Oyun, aynı
zamanda ilk kez aldatılan Havva teması ile kadın
sorunsalını da irdeleyen bir yapıda.
Karagöz'ün Muamması,
geri kalmış muammalar ülkesinde üç kâğıtçı, bezirgân Frenk
ve Karagöz'le Hacıvat'ın serüvenlerini geleneksel tiyatro
kalıpları içinde, toplumsal bir yergi-güldürü türünde
anlatıyor.
Sanatçının Ö.: 2 er., 1
kad./Arafta Kalanlar: 6 er., 4 kad., melekler, şeytanlar/
Karagöz'ün Muamması: 9 erkek, 4 kadın.
1992 /190 sayfa/11.5x19.5
cm ISBN 975-508-038-4
Dizi
No: 4 / AZİZ ÇALIŞLAR–YILMAZ ONAY/
Uyarlamalar 1 / Romandan
Tiyatroya
Oblomov / Muhteşem Gatsby
/ Küçük Adam Ne Oldu Sana
Üç yabancı romanın, Türk
yazarları tarafından sahne uyarlaması. Oblomov (Gonçarov),
Gorki'nin "Edebiyatımızın en güzel romanlarından biri,"
dediği bir Rus romanı; iki farklı dünya arasında kalan
insanın çaresizliğini anlatıyor (Uy. Aziz Çalışlar).
Muhteşem Gatsby,
Amerikalı yazar Fitzgerald'in 1920 yılları Amerika'sını
anlattığı en ünlü romanı; "Amerikan düşü"nün umutları ile
dolu ve bölünmüş kişilikleri olan insanlar anlatılıyor
(Uy. Aziz Çalışlar). Küçük Adam Ne Oldu Sana, (Alman
romancı Hans Fallada'dan) 1930 yılları karışık
Almanya'sında, Faşizmin yükselme sürecinde ezilen sıradan
insanların dramını anlatıyor (Uy. Yılmaz Onay).
Oblomov: 11 erk., 6 kad.,
hizmetçiler, köylüler, çocuklar/ Muhteşem G.: 11 erk., 3
kad., müzikçiler, uşaklar/Küçük Adam: 7 erk., 4 kad.
1992/ 200 sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-508-039-2
Dizi
No: 5 / TURGUT ÖZAKMAN / TOPLU OYUNLARI 2
Sarıpınar 1914 / Fehim
Paşa Konağı/
Resimli Osmanlı Tarihi /
Bir Şehnaz Oyun
Turgut Özakman'ın 4
tarihsel güldürüsü birarada. Sarıpınar 1914, R. N.
Güntekin'in Değirmen adlı romanından uyarlanmış. Oyun,
1914 yılında, Osmanlı'nın yüzlerce bakımsız kasabasından
biri olan Sarıpınar'da yaşanmış "zelzele" komedisini
anlatır. Bu çağdaş güldürü, "göstermeci" anlatımla
yazılmış; yirmiye yakın sahne bir "anlatıcı" yoluyla
birbirine bağlanıp yorumlanmakta (Sanatsevenler Derneği
Ödülü-1968).
Fehim Paşa Konağı,
"göstermeci" anlatımı, dansın ve müziğin yoğunluklu olduğu
bir tarihsel güldürü. Geleneksel tiyatromuza ait ögelerin
de kullanıldığı oyun, kabalığın, savaşın karşısında
incelikten, barıştan yana bir tavır sergiliyor (İş B.
Ödülü 1980).
Resimli Osmanlı Tarihi,
1982 Anayasa'sının halkoylamasından önce yazılıp oynanmış
olan bir oyun; ülkemizin yüzyıllık Anayasa serüvenini
tersinlemeli, fantastik, eğlenceli ve eleştirel bir sahne
diliyle anlatıyor (Sanat Kur. ve Küntay Ödülleri, 1982-
83).
Bir Şehnaz Oyun, dansla
müziğin ağırlıklı olduğu tarihsel bir güldürü. Eğlence
ögesinin fazlaca kullanıldığı oyunda, tersinleme yoluyla
Osmanlı'nın 1. Dünya Savaşı'na giriş dönemi anlatılıyor.
Sarıpınar: 29 erk.,
köylüler, heyet üyeleri / Fehim Paşa K.: 11 er., 4 kad. /
Resimli Osmanlı T.: 16 er., 6 kad., dansçılar /
Bir Şehnaz Oyun: 22 er.,
9 kad., çalgıcılar, erkekler, kadınlar.
1992 (1. Bs.), 1999 (2.
Bs.)/288 sayfa/10x18.5 cm ISBN 975-508-025-2
Dizi No: 6 / OKTAY
ARAYICI / BÜTÜN OYUNLARI
Nafile Dünya / Bir Ölümün
Toplumsal Anatomisi /
Rumuz Goncagül / Tanilli
Dosyası
Oktay Arayıcı, Türk
Tiyatrosunun ilerici-toplumcu çizgideki yazarlarının önde
gelenlerinden biri.
Nafile Dünya ve Rumuz
Goncagül, ülkemizde resmi-özel tiyatrolarında defalarca
oynanmış, küçük insanlarımızı anlatan ve seyirlik
geleneğimize uygun güldürü özellikleri ile öne çıkan, çok
ilgi görmüş iki oyun. Nafile Dünya, polislik mesleğine
dürüstçe bağlı kalmış bir adamın değişen, yozlaşan
toplumsal koşullara ayak uyduramamasının traji-komik
öyküsüdür.
Rumuz Goncagül,
kadın-erkek ilişkilerinin töreler, ekonomik ve toplumsal
etkenlere sıkı sıkıya bağlı olduğu toplumumuzda,
evlilikten beklenenler üzerine, epik tiyatro örneği bir
güldürü.
Bir Ölümün Toplumsal
Anatomisi ise, "göstermeci" türünde, Güney Anadolu'da bir
ölüm olayının ardındaki toplumsal-ekonomik-sosyal
nedenleri araştıran bir "seyirlik tragedya."
Tanilli Dosyası, Prof.
Server Tanilli'nin 1980 öncesi İstanbul Üniversitesi'nde
verdiği Uygarlık Tarihi dersi nedeni ile yaşadığı gerçek
olaylardan alınmış, yarı-belgesel ve nesnel-gerçekçi
biçimde yazılmış bir oyun. 12 Eylül öncesindeki baskı,
işkence ve kıyımın üniversite hocalarına uzanan
boyutlarını anlatıyor.
Nafile Dünya: 13 er., 3
kad./ Rumuz Goncagül: 7 er., 3 kad./
Bir Ölümün Toplumsal
Anatomisi: 18 er., 7 kad., köylüler /
Tanilli Dosyası:
kadınlar, erkekler.
1992 (1. Bs.), 1996 (2.
Bs.) 336 sayfa/10x18.5 cm ISBN 975-508-043-0
Dizi
No: 7 / BERTOLT BRECHT / TOPLU OYUNLARI 1*
Mahagonny Kenti/ Üç
Kuruşluk Opera/ Mutlu Son
Brecht'in bu üç epik
operasını çevirenler: Mahagonny Kenti – Aziz Çalışlar; Üç
Kuruşluk Opera ve Mutlu Son – Yücel Erten.
Mahagonny Kenti, paranın
günümüzde insanları nasıl yozlaştırdığını sergileyen ve
20. yüzyılın ahlak tablosunu oluşturan bir müzikli oyun.
Üç Kuruşluk Opera,
Brecht'in en ünlü, bütün dünyaca tanınan ve çokça oynanan,
tiyatro, opera, sinema, müzik dallarında yığınla sanatçıya
esin kaynağı olmuş, klasikleşmiş bir epik opera.
Mutlu Son da bir müzikal
oyun. Diğer iki eser gibi, bunun müzikleri de K. Weil'e
ait; zekice kurulmuş, ilginç bir müzikal.
Mahagonny Kenti.: 6 er.,
8 kad., erkekler/ Üç K. O.: 12 er., 11 kad., polisler,
dilenciler/Mutlu Son: 10 erkek, 5 kadın, polisler,
1992/240 sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-508-044-9
* (Sayfa 4’teki Not 1’e
bakınız.)
Dizi
No: 8/ ORHAN ASENA / TOPLU OYUNLARI 1*
Şili'de Av / Ölü Kentin
Nabzı / Bir Başkana Ağıt
Orhan Asena'nın "Şili
Üçlemesi" diye adlandırdığı bu kitaptaki üç oyunu, seçimle
iktidara gelmiş Allende'yi deviren Şilideki askeri darbe
ile ilgili.
Şili'de Av, Pinochet
tarafından Allende iktidarının devrildiği gün küçük bir
kilise rahibinin evinde, dışardaki insan avından kaçan
yedi gencin hesaplaşma, tartışma ve çatışmalarının
evrensel boyutlu öyküsü.
Ölü Kentin Nabzı, 1977'de
Pinochet'in baskı rejimine gizliden gizliye başlayan bir
karşı koyma eylemini sezinleyen yazarın, böyle olası bir
direniş hareketini anlatan oyunu.
Bir Başkana Ağıt, 11
Eylül darbe gecesi Başkanlık Sarayı'nda Allende'nin
yaşadığı gerilimli saatleri anlatıyor.
Şili'de darbenin
yapıldığı gün, 11 Eylül 1973'de, darbeciler tarafından
35.000'i aşkın kişi öldürüldü. Bu darbe sırasında
Cumhurbaşkanı Allende de, Başkanlık Sarayına saldıran
Pinochet'in askerleri tarafından, kahramanca direnişine
rağmen katledilmişti. Bir Başkana Ağıt, bu çağdaş
trajediyi gerçekçi ve belgesel biçimde, yer yer şiirsel
bir anlatımla veriyor. Çağımızın faşist darbelerinden
birine tanıklık eden oyun, bu yapısıyla, evrensel bir
temayı da sergilemiş oluyor.
Şili'de Av: 8 er., 4 kad.,
1 çocuk, askerler/
Ölü Kentin Nabzı: 11 er.,
2 kad./ Bir B. Ağıt: 30 er., 6 kad., 2 çocuk.
1992/259 sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-508-045-7
* (Sayfa 4’teki Not 4’e
bakınız.)
Dizi
No: 9 / DARİO FO / TOPLU OYUNLARI 1*
Kadın Oyunları (10
Adet) / Açık Aile
Dario Fo, günümüzün en
önde gelen tiyatro adamlarından biri. Kendi yazıp kendi
oynadığı bütün oyunları, kendi halk tiyatrosu geleneğinin
bir örneğini oluşturmuş ve İtalya'da büyük yığınlara
ulaşmayı başarmıştır.
Fo'nun, karısı France
Rame ile birlikte oluşturduğu On Kadın Oyunu, İtalya'daki
kadınların bireysel ve aile sorunlarını, erkeklerden
gördükleri cinsel tacizleri anlatıyor.
Açık Aile , bir
karı-kocanın, kadın-erkek arasındaki hiç tükenmeyen
çekişmenin mizahi, tek perdelik anlatımı. Kitaptaki
oyunlar amatör çalışmalar için yararlı deneme oyunları.
Kitabın başında Doç. Dr.
Metin Balay'ın ve Füsun Demirel'in Fo üzerine ayrıntılı
yazıları da bulunmakta.
Kadın Oyunları: 1 kadın/
Açık Aile: 2 erkek, 1 kadın.
1992/120 sayfa /10x18.5
cm ISBN 975-508-051-1
* (Sayfa 4’teki Not 2’ye
bakınız.)
Dizi
No: 10 / ÜLKER KÖKSAL / TOPLU OYUNLARI 1
Uzaklar / Sevdalı
Fidanlar / Bir Garip Oyun /
Karanlıkta İlk Işık (Kubilay)
Ülker Köksal, üslubundaki
açıklığı ve seyirciyle kolay iletişim kurabilme özelliği
ile tanınan bir yazarımız.
Uzaklar, yazarın en çok
oynanan ve dört ödül almış oyunu. Oyunda, eğitim
sistemimizle kalıplaştırılan genç insanların yaratıcı
güçlerinin nasıl yok edildiği anlatılmakta.
Sevdalı Fidanlar oyunu
da, gençlere dönük ve onların özgür-lüklerini savunan bir
"hoşgörü ve sevgi" oyunu.
Bir Garip Oyun, toplumsal
yaşam ve geleneklerimizdeki yanlıklıkların, bireyde
bıraktığı olumsuz etkileri tartışmalı bir biçimde
sergiliyor.
Karanlıkta İlk Işık (Kubilay)
devrim şehidi Kubilay'ın idealizmine saygıyı koruyarak, bu
olayın gerçek toplumsal, kültürel ve politik nedenlerini
irdelemekte.
Uzaklar: 4 er., 6 kad./
Sevdalı Fidanlar: 6 er., 5 kad./
Bir Garip Oyun: 5 er., 4
kad./ Karanlıkta İlk Işık: 12 er., 5 kad.
1993 (1. Bs.), 2002 (2.
Bs.), 288 s., 11.5x19.5 cm. ISBN 975-508-046-5
Dizi
No: 11 / MEHMET AKAN / TOPLU OYUNLARI 1
Hikâye-i Mahmud Bedreddin
/Analık Davası / Midirfillik Oyunu
Mehmet Akan, 1960'lı
yılların dinamik, heyecanlı tiyatro ortamında tiyatroya
başlayan ve oyunculuğunu sürdürürken oyunlar da üretmiş
olan bir tiyatrocu. Kitaptaki üç oyun da geleneksel
kültürümüze dayanan, toplumsal içerikli ve çağdaş tiyatro
anlayışıyla yazılmış oyunlar.
Hikâye-i Mahmud Bedreddin,
Alevi ayinleri kültüründen yola çıkarak, dans ve müziğin
yoğun desteği ile, Anadolu insanının hoşgörülü yapısını ve
yaşadığı ekonomik-toplumsal-politik çelişkileri
sergiliyor.
Analık Davası'nda,
Brecht'in Kafkas Tebeşir Dairesi oyunundaki ana tema
aracılığıyla, Anadolu insanının yaşamı ve Osmanlı
döneminin üretim ilişkileri irdelenir. Oyunda, meddah-saz
şairliği gelenekleri ve halk danslarımızdan esinlemeler
bulunmakta.
Midirfillik Oyunu, Ulvi
Uraz Tiyatrosunda (1968), Ham Hum Şaralop adı ile
oynanmış. Geleneksel seyirlik oyunlarımızdan olan
ortaoyunu biçiminde yazılmış, ortaoyunu öğeleri taşıyan,
ama çağımızın toplumsal ve politik olaylarını hicveden bir
oyun.
Hikâye-i Mahmut Bedreddin:
20 er., 8 kad., erkekler/
Analık Davası: 8 er., 5
kad./ Midirfillik Oyunu: 17 erkek, 3 kadın.,
çalgıcılar, çengiler,
yolcular.
1993, 2006 (2. Bs.) /240
sayfa/ 12x19.5 cm. ISBN 975-508-050-3
Dizi
No: 12 / MEMET BAYDUR / TOPLU OYUNLARI 1
Doğum / Limon /
Yalnızlığın Oyuncakları / Kadın İstasyonu
Yazdığı oyunların sayısı
20'yi aşmış olan, son dönemin önde oyun yazarlarından, ne
yazık ki 2001’de kaybettiğimiz Memet Baydur'un bu
kitabında ilk oyunları bulunuyor..
Doğum, kısa bir "absürd"
tiyatro örneği. Oyunda, insanoğlundaki tutku ile hüznün iç
içe geçtiği bir hesaplaşma süreci anlatılıyor.
Limon, yazarın ülkemizde
sergilenmiş ilk oyunu. Dünyanın esenliği adına hiçbir şey
yapamayışın, dört duvar arasında sıkıl-mışlığın,
iletimsizliğin bol aydın gevezeliği ile unutturulmaya
çalışıldığı bir ortamda, hüznün gülmeceyle iç içe
sergilendiği bir oyun (1984- Sanat Kurumu Ödülü).
Yalnızlığın Oyuncakları,
çok yaşlı üç insanın sıkışıp kaldıkları bir odadaki iç
hesaplaşmaları. Üretken olamamış, susturulmuşluğu
kabullenmiş, sevgisizliğe ödün vermiş, çevrenin tahribine
göz yummuş olmanın ezikliği içinde bulunan insanların bu
hesaplaşmaları, aslında 20. yüzyılın sorgulanmasıdır.
Kadın İstasyonu, ilk kez
Fransa'da oynanmış bu oyun, birbirlerine ve kendilerine
yabancı üç insanın bir istasyondaki karşılaşmalarının
öyküsü. Bu üç insan bireysel sorunlarını birbirlerine
aktarmakta görünüyorsalar da, aslında tek başına
konuşmaktadırlar (1988 İnönü Vakfı Tiyatro Ödülü).
Doğum: 1 er., 1 kad./
Limon: 4 er., 3 kad. /
Yalnızlığın Oy.: 2 er., 1
kad./Kadın İstasyonu: 1 er., 2 kad.
1993/234 sayfa/10x19.5
cm ISBN 975-508-057-0
* * (Sayfa 4’teki Not
5’ye bakınız.)
D. No:
13 /ATAOL BEHRAMOĞLU / TOPLU OYUNLARI 1
Lozan / İyi Bir Yurttaş
Aranıyor
Lozan, Kurtuluş
Savaşı'ndan sonra emperyalizmle masa başında yapılan
ikinci savaşın öyküsü. Yazar, zaman zaman oyuna girerek,
oyunun sahnesel açılımı için yardımcı oluyor. Oyun,
geçmişi anlatırken bugünü anlamamızın yollarını arıyor,
bireysel ve toplumsal kimlik arayışlarının çıkmazlarını
gösteriyor; ülkenin parçalanması için içerde ve dışarda
çevrilen entrikalardan günümüze izdüşümler sergiliyor,
günümüzde dünyayı saran petrol savaşlarının o dönemdeki
savaşların da nedenleri olduğunu kanıtlıyor. Bağımsızlık
sözleşmemizin, dersler dolu, teatral bir gösterisi.
İyi Bir Yurttaş Aranıyor,
tümüyle 18 şiirden oluşan, müzikli manzum bir oyun. Oyunda
yurdumuzdan çeşitli tip ve olayları anlatılırken, iyi bir
yurttaş olmanın ön koşulları araştırılıyor. Kitapta
ayrıca, oyunun bütün müziğinin notaları da bulunuyor.
Lozan: Erkekler, 2 kadın
/ İyi Bir Yurttaş Aranıyor: 1 kadın.
1993/100 sayfa/10x19.5
cm ISBN 975-508-056-2
Dizi
No: 14 / YAVUZER ÇETİNKAYA
Gün Dönerken
Temmuz/93'de
kaybettiğimiz yazar, yönetmen, tiyatro-sinema-TV oyuncusu
Yavuzer Çetinkaya'nın 1977 yılında yazdığı, o dönem
Dostlar Tiyatrosunda oynanmış Gün Dönerken adlı oyunu,
hemen ölümünden sonra 1993'de Yavuzer Çetinkaya'nın "45.
Doğum Yıldönümü" anısına yayımlandı.
Gün Dönerken, Alman
Parlamentosu Reichstag'ın Hitler tarafından bir komployla
yaktırılması üzerine, Nazilerce başlatılan baskı ve terör
ortamını anlatıyor. Bu büyük tarihi komplonun arkasından
başlatılan ünlü "Leipzig Duruşması"nda, Bulgar devrimci G.
Dimitrof suçlu gibi gösterilerek cezalandırılmak istenir.
Oyun, bu duruşmadan sahneleri de içeriyor.
Gün Dönerken, sağlam bir
dramatik yapıya sahip, akıcı diyaloglarla bezenmiş,
ülkemizin 1980 öncesi yaşadığı kaosa paralellikler kuran,
belgesel nitelikte bir oyun.
Oyuncular: 22 erkek, 4
kadın.
1993/100 sayfa/10x19.5
cm.
Dizi
No: 15 / ADALET AĞAOĞLU /TOPLU OYUNLARI 1*
Evcilik Oyunu / Tombala /
Çatıdaki Çatlak / Sınırlarda /
Bir Kahramanın Ölümü
Evcilik Oyunu, yazarın
yıllardır özel-resmi tiyatrolar ve amatör topluluklarca
oynanmakta olan yapıtı. Oyun, aile içinde gençlere yapılan
acımasız namus baskılarının, onları ilerdeki yaşamlarında
nasıl mutsuzluğa ittiğini anlatıyor.
Tombala, çok yaşlı bir
karı kocanın, kendilerini aramayan çocuklarını
bekleyişlerini ve bu bekleyiş sürecinde aralarındaki boş,
anlamsız çekişmelerini sergiliyor.
Çatıdaki Çatlak ise hiç
evlenmemiş orta sınıf bir kadının, taşıyamayacağı kadar
ağır bir yükün altında kalışının dramı; oyun kadınlara bu
yıpranmayı layık gören toplum anlayışının çarpıklığını da
vurguluyor.
Sınırlarda, barışçıl bir
dünya düzeninin özlemini yansıtan, ve simgesel nitelikler
taşıyan bir oyun.
Kitabın son oyunu, Bir
Kahramanın Ölümü ise, toplumların bunalımlı dönemlerde
bekledikleri bir kahramanı ve bu kahramanın içine düştüğü
kişisel korku ve endişelerini anlatıyor.
Evcilik Oyunu: 8 erkek, 4
kadın, anneler, babalar/
Tombala: 1 er., 1 kad./Çatıdaki
Çatlak: 2 er., 4 kad./
Sınırlarda: 3 erkek, 1
kadın/ Bir Kahramının Ölümü: 2 erkek.
1993/276
sayfa/10x19.5 ISBN
975-508-059-7
* (Sayfa 4’teki Not 3’e
bakınız.)
Dizi
No: 16 / NİKOLAY GOGOL
Bir Delinin Hatıra
Defteri
Rus Edebiyatı'nın
öncülerinden ve 19. yüzyıl Rus komedyasının "baba"sı olan
Gogol, kendinden sonra gelen tüm Rus yazar kuşağını
etkilemiş bir yazardı. Gogol yaşamında üç oyun yazmıştı;
ezilmiş sıradan insanların yaşamlarını anlatan bu gerçekçi
yazarın ölümünden sonra, birçok öykü ve romanı
oyunlaştırıldı.
Bir Delinin Hatıra
Defteri, yazarın aynı adlı öyküsünden, Fransız S. Luneau
ve R. Coggio tarafından oyunlaştırılmış tek kişilik bir
eser.
Ülkemizde 1965 ve 1968'de
Genco Erkal tarafından başarılı ve farklı yorumlar ile
oynanmış olan bu ünlü yapıtın oyun metni çevirmeni
tarafından yeniden gözden geçirildi; dili sadeleştirildi.
Oyun, itilip kakılan bir
küçük memurun, çevresinin hep kendi aleyhine davrandığı
kuşkusu ile çalıştığı dairedeki üstlerinden kendini büyük
görme tutkusunun, onu trajik bir sonuca götürüşünü
anlatır.
Yaşamını sürekli bir
kuşku ve gerilimle, karşıt düşüncedeki insanların
gerilimlerinden doğan huzursuzlukla yaşamış olan Gogol, bu
oyununda (öyküsünde) kendisini, aslında oyun kişisi
Poprişçin'in kişiliğinde sergilemiştir.
Tek kişilik bu oyun,
dünyanın her yerinde, öyküsünden çok ilgi görmüş ve
tanınmıştır.
Oyuncular: 1 erkek
1993 (1. Bs), 2002 (2. Bs)
/64 s./ 11.5x19.5cm. ISBN 975-508-062-7
Dizi
No: 17 / ŞULE GÜRBÜZ
Akıl Yoktur
Şule Gürbüz, şiir ve
öyküleri ile tanınan genç kadın yazarlarımızdan biri.
Genç yazar bu ilk
oyununda, ölümün saçmalığı karşısında çaresiz kalan aklın,
kendi yolunu, saçmalıklara yeni saçmalıklar üretmekle
bulduğunu anlatmakta.
Faust'tan bir sahneyi
oyunun başına koyan yazar Şule Gürbüz, Mefisto'nun adı
geçen yapıtta, "Cehennemin sınırları yoktur, kısıtlanmış
da değildir. Tek bir yerdedir; çünkü biz neredeysek orası
cehennemdir," sözünü alarak, kendi oyununun içeriğine
açıklık getiriyor.
Oyuncular: 5 er., 7 kad.,
1 çocuk.
1993/76 sayfa/10x19.5
cm ISBN 975-508-064-3
Dizi
No: 18 / TUNCER CÜCENOĞLU / T OPLU OYUNLARI 1
Çıkmaz Sokak / Dosya /
Kördövüşü
Toplumun dönemsel
sorunları ile ilgilenip, bunları cesaretle sorgulayan,
gerçekçi-toplumcu bir yazarımız Cücenoğlu, bu üç oyununda,
ülkemizin üç ayrı döneminin sorunlarını yansıtmakta.
Çıkmaz Sokak, politik bir
oyun. Oyunda, baskı rejimlerinin giderek bir "polis
devleti" haline gelişi ile işkenceci bir polisin, işkence
ettiği bir kadın tarafından sorgulanışı, gerilimli ve
inandırıcı bir biçimde anlatılıyor. Yazar, "işkence
görenin işkenceciye işkence uygulaması insani bir davranış
mıdır" sorusuna, izleyiciden yanıt isteyerek, herkesin
işkence karşısında etkin bir tavır almasını önermekte.
Dosya, toplumsal yaramız
olan yolsuzluklarla ilgili bir oyun. Devleti zarardan
kurtarmak isteyen dürüst bir kişinin, düzenle bütünleşmiş
insanların çıkarlarına ters düşüp toplum dışına itilerek,
"sakıncalı" ilan edilmesini anlatıyor.
Kördövüşü, yazarın ilk
oyunu (1972); gecekondu insanını gerçekçi bir tutumla
irdeliyor. Büyük umutlarla köyden kente gelen ve
oturdukları gecekonduya bile sahip olamayan sıradan
insanların dramı.
Çıkmaz S.: 1 er., 2 kad./
Dosya: 8 er., 3 kad./Kördövüşü: 5 er., 4 kad.
1993 (1.Bs.), 2002 (2.Bs.)
188 sayfa, 11.5x19.5 cm/ISBN975-508-065-1
Dizi
No: 19/ SERMET ÇAĞAN / BÜTÜN OYUNLARI
Ayak-Bacak Fabrikası /
Savaş Oyunu
Sermet Çağan (1929-1970),
1960 yıllarından sonra ülkemizde önemli bir atılım yapan
tiyatromuza omuz veren kuramcı ve uygulamacı bir tiyatro
adamımız. Ne yazık ki onu tiyatroda yazarlığa yeni
başladığı sırada yitirdik.
Ayak-Bacak Fabrikası,
geleneksel tiyatromuzun açık biçimi ile kurulmuş bir oyun;
grotesk yapısıyla seyirciye düşünme, yargılama ve karar
verme olanağı sağlıyor. Bir gazete haberinden yola çıkan
yazar, oyununu Anadolu'da bir köyün, kendilerine tohumluk
olarak verilen zehirli (ilaçlı) buğdayı açlık nedeniyle
yemeleri sonucunda köyce sakat kalmaları üzerine kurmuş.
Köy seyirlik oyunlarının soyutlama ögeleri ile groteskin
beraberce ve çok başarılı olarak kullanıldığı oyun, çok
acımasız bir karamizah örneği. Oynandığı yıllarda çok ilgi
görmüş, toplumu çok etkilemişti.
Savaş Oyunu, adının
tersine bir barış oyunu. Gençlik oyunu olan eserde, barış
için savaşın gerekliliği anlatılıyor.
Ayak-Bacak F.: 12 er., 5
kad., vatandaşlar/Savaş Oy.: 9 er., 5 kad.
1993/140 sayfa/10x19.5
cm ISBN 975-7468-37-1
Dizi
No: 20 / MEMET BAYDUR / TOPLU OYUNLARI 2
Düdüklüde Kıymalı Bamya /
Aşk / Vladimir Komarov
Düdüklüde Kıymalı Bamya,
alaturkalıkla alafrangalık arasında sıkışıp kalmış günümüz
kadınlarından bir grubun öyküsünü mizahi bir üslupla
anlatmakta.
Aşk adlı oyunda,
sanatçı-edebiyatçı kesiminden, birer erkek – kadın –
sevgili – eşcinselden oluşan dörtlü bir arkadaş grubunun,
bol içkili ve sigara eşliğinde yaptıkları, aşk-evlilik
üzerine bir iç hesaplaşma süreci anlatılıyor.
Vladimir Komarov,
Rusya'da Sovyetler Birliği döneminde yaşanan gerçek bir
uzay kazasının öyküsü. 1967 yılında, bindiği uzay aracının
yörüngesinden çıkması nedeniyle uzayda kaybolan Fizik
Profesörü Kozmonot Komarov'un, dünya ile bağlantısını
sürdürdüğü trajik son birkaç saati anlatılıyor.
Düdüklüde Kıymalı Bamya:
2 er., 6 kad./Aşk: 2 er., 3 kad./
Vladimir Komarov: 5 er.,
2 kad.
1993/200
sayfa/10x19.5 ISBN
975-7468-40-1
D. No:
21 / ADALE T AĞAOĞLU / TOPLU OYUNLARI 2
Çıkış / Kozalar / Kendini
Yazan Şarkı / Çok Uzak Fazla Yakın
Çıkış, yazarın tek
perdelik oyunlarından olup, bir dönemin toplumsal
karmaşası içinde boğulup kalmış baba ve kızının arayış
süreçlerini yansıtıyor. Babanın temsil ettiği güvenlik ve
tutsaklık, kızının temsil ettiği özgürlük ve tehlike
ikilemi arasında kalan insanın seçim yapma zorlukları
sorgulanıyor.
Kozalar, aylak, sorumsuz
ama gösterişe düşkün üç orta sınıf kadının 1970'li
yıllarda, toplumun üzerine çöken anarşi ve baskıdan
habersiz, kendi dünyalarında, bastırılmış cinsel
istekleri, para ve mal tutkuları ile bencilce
sürdürdükleri amaçsız yaşamlarını sergiliyor. Sahip
olduklarını ellerinden kaçırmamak için çırpınan bu
kadınlar, kendilerini adeta bir koza içine
hapsetmişlerdir.
Kendini Yazan Şarkı ise,
yine 1970'li yıllarda, toplum düzenini değiştirmek için
eyleme geçen bir grup gencin, bir köy ortamında
yaşadıkları dramı anlatıyor; onların dramı, o köydeki
kahırlı, özverili, dayanıklı bir köy kadınının dramı ile
çakışır.
Çok Uzak Fazla Yakın, iki
kardeşin sevgi, tutku ve hatta kıskançlık ile yoğrulmuş
ilişkilerini yansıtıyor. Oyunda, insanın sevdiği kimseye
bağlantısı ile, bağımsız olma isteğinin çatışması
anlatılıyor.
Çıkış: 1 er., 1 kad./
Kozalar: 3 kad./ Kendini Yazan Şarkı: 9 er., 3 kad./
Çok Uzak Fazla Yakın: 6
er., 4 kad.
1993/260 sayfa/10x19.5
cm ISBN 975-7468-39-8
Dizi
No: 22 / GÜNGÖR DİLMEN / TOPLU OYUNLARI 1
Midas’ın Kulakları /
Midas’ın Altınları / Midas’ın Kördüğümü
Güngör Dilmen, tarihsel
gelişimi, tarihsel bir bilinçle değerlendiren
yazarlarımızdan biri. Oyunlarının en büyük özelliği,
yazarın akıcı-özenli-güzel Türkçe kullanması. Dilmen,
fantaziye açık anlatımı, ince hiciv diyalogları ve şiirsel
üslubu ile günümüzün usta tiyatro yazarlarının başında
gelmekte.
"Midas Üçlemesi", Frigya
Kralı Midas'ın tutkularını, yanılgılarını anlatır.
Midas'ın Kulakları, 1959 yılında tek perdelik yazılmış
daha sonra genişletilmiş. Oyun yazıldığı yıldan beri, yurt
içinde- yurt dışında, birçok yerde sahnelenmiş,
uluslararası şenliklere katılmış, Fransızca ve Almanca
dillerine çevrilmiş, ödüller almış. Oyun, sanatçı Ferit
Tüzün tarafından opera olarak da bestelenmiştir.
Midas'ın Altınları'nda,
Kral Midas'ın kişiliğinin altın ve paraya olan tutkusu
anlatılır.
Midas'ın Kördüğümü,
mitolojiden bilinen kördüğümünün çözülmesini anlatan
manzum bir oyun.
Midas'ın Kulakları: 10
er., 5 kad./ Midas'ın Altınları: 12 er., 6 kad./ Midas'ın
Kördüğümü: 8 er., 8 kad.
1993, 2000 (2. Bs.) /272
sayfa/10x18.5 cm ISBN 975-7468-38-X
Dizi
No: 23 / SAMUEL BECKETT / BÜTÜN OYUNLARI 1
Godot'yu Beklerken / Tüm
Düşenler / Oyun Sonu (Türkçesi. Uğur Ün)
20. yüzyılın en büyük
yazarları arasında yer alan Beckett, geniş kültürünü
eserleri ile belgelemiş bir yazar; aynı zamanda insan
varoluşunun gizemini ve umutsuzluğunu cesaretle ortaya
koymuş, "zaman" sınırını aşarak insanoğlunun yeryüzündeki
serüveninin tümünü kapsayan yapıtlar vermiş yetkin bir
yazar.
Godot'yu Beklerken,
dünyada "absürd-uyumsuz tiyatro" türünün başyapıtı olarak
biliniyor. İnsan varlığının "anlamlı" olduğunu anlama
özleminin dile getirildiği bu oyun, yurdumuzda da birçok
kez sahnelendi.
Tüm Düşenler, adını
İncil'den alan (All That Fall), Beckett'in ilk radyo
oyunu. İrlandalılara özgü konuşma biçimlerini, gülmece ve
hüzün yüklü bir üslupla yansıtıyor.
Oyun Sonu, grotesk
boyutları olan, tüm uygarlığın ve insanlığın çöküşünü, bir
oda içine sıkışıp kalmış, hepsi sakat bir ailenin mutsuz,
sevgisiz ilişkileri yolu ile anlatan bir oyun.
Kitapta, Prof. Ayşegül
Yüksel'in Beckett üzerine bir yazısı da bulunuyor.
Godot'yu Beklerken: 4
er., 1 kad./Tüm Düşenler: 7 er., 4 kad./
Oyun Sonu: 2 erkek, 2
kadın.
1993/216 sayfa/10x18.5
cm
ISBN 975-7468-48-7
Dizi
No: 24 / SAMUEL BECKETT / BÜTÜN OYUNLARI 2
Tüm Kısa Oyunları (29
Oyun)
Türkçesi: Akşit Göktürk,
Güven Turan, Uğur Ün, Şadan Aydın,
Şerif Erol, L.
Mollamustafaoğlu, Mustafa Küpüşoğlu
Bu ikinci kitapta,
Beckett'in TV-radyo oyunları ile son dönem yazdığı oyunlar
dahil, tüm kısa oyunları yer alıyor. Yedi ayrı çevirmen
tarafından Türkçeleştirilmiş bu 29 oyun, birinci kitapla
birlikte, çağımıza ismini yazdırmış bu büyük yazarın bütün
oyunlarını eksiksiz biraraya toplayan, ülkemizdeki tek
yayın oluyor.
Yazar, sahne, sinema,
televizyon ve radyo yolu ile "dil"in sınırlarını aşarak
sonsuz anlatım seçeneklerine ulaşır; bu kısa yapıtlarda,
20. yüzyıl insanlığının yaşadığı toplumsal-politik
çürümüşlük irdelenir.
1993/340 sayfa/10x18.5
cm ISBN 975-7468-49-5
Dizi
No: 25/ BEHİÇ AK / Bina
Karikatür sanatçısı Behiç
Ak'ın ilk oyunu. Oyun Kültür Bakanlığı'nın 1993 Oyun Yazma
Yarışması'nı kazanmış.
Oyunda, spor salonu
olarak yapılmış bir binada yöneticilerin yaptıkları akıl
dışı proje değişikleri ekseninde ortama yabancılaşan insan
anlatılır.
İnsanların kendi
meslekleri dışında çalışmaya itilişleri ve bu
tercihlerinin günümüz gerçekleri ile olan bağlantıları
belirtilerek, toplum olarak yaşadığımız kaosun küçük bir
modeli sahne üzerine getirilir; ironik diyaloglarla, her
şeye yabancılaşan insanın çelişkileri sergilenir.
Oyuncular: 16 er., 4 kad.
1993/54 sayfa/10x18.5 cm.
Dizi
No: 26 / HAROLD PİNTER / Ay Işığı
Türkçesi: Filiz Ofluoğlu
Ay Işığı, İngiltere'nin,
yaşayan en etkin ve ünlü çağdaş oyun yazarlarından biri
olan Harold Pinter'in, onbeş yıl sonra yazdığı yeni oyunu.
Pinter, bu son oyununda, ana-babalar ile çocukları
arasındaki, dünyamızda 80'li yıllarda başlamış olan
kopukluğu, iletişimsizliği, duyarsızlığı ve uçurumu
anlatıyor.
Yazarın dikkat çekici
özelliklerinden olan iğnelemek/kesinlik/gizem/kabalıkla
inceliğin birlikteliği, bu oyunda da, etkili bir biçimde
yer alıyor.
Oyuncular: 3 er., 3 kad.
1993/80 sayfa/10x18.5
cm ISBN 975-7468-57-6
Dizi
No: 27/ M. ALMAZ–M. ROZOVSKY– A. BENNETT
KAFKA OYUNLARI
Kafka'nın Kadınları /
Baba ve Oğul / Kafka'nın Şeyi
Türkçesi: Ali Neyzi
Edebiyat dünyasının ünlü
yazarı Franz Kafka, eserleri kadar ilginç kişiliği ile de
sanatçıları etkilemiş bir yazar. Yaşamının her bölümü,
babası ve kadınlarla olan ilişkileri, bugüne değin çokça
irdelenmiş, araştırılmış, bu konularda yığınla kitap
yazılmış, film çevrilmiş, oyun yazılmış.
Kitapta, bu ilginç
yazarın yaşamının üç ayrı yönünü yansıtan, üç ayrı
yazardan, üç oyun bulunuyor.
Üç yazar da, Kafka'nın
çeşitli yazı, yapıt ve mektuplarından yararlanmış.
Kafka'nın, kadınlarla
olan huzursuz ilişkileri mektup ve eserlerinde uzun uzun
yer alır. Kafka, beşyüzden fazla mektup yazdığı Felice
Bauer'le iki kez nişanlandı, ama evlenemedi. Eserlerini
Çekçe'ye çeviren Milena ile ilişkisinden geriye, yine bir
yığın mektup kaldı. Hastanede kendisine bakan ve ölümüne
kadar yanından ayrılmayan Polonya göçmeni genç Dora ile
gayri resmi, kısa, ama mutlu bir beraberlik yaşadı.
Kitabın ilk oyunu,
Kafka'nın Kadınları, işte bu üç kadının Kafka'yla
yaşadıklarının öyküsü. Oyundaki diyaloglar Kafka'nın
mektuplarından ve bu üç kadının anı yazılarından
derlenmiş.
Kafka'nın kişiliğinin
oluşmasında, olumlu-olumsuz, babasının büyük etkisi
olduğu, dünyaca biliniyor.
Kitaptaki ikinci oyun,
Baba ve Oğul, bu iki insanı biraraya getiriyor. Oyun, baba
ile oğulun, bütün bir yaşam boyu yaşadıkları gerilimli,
mesafeli, tedirgin, ama asla uzlaşamamış yakınlığını,
hüzünlü bir dramatik metinle anlatıyor.
Ünlü İngiliz yazar Alan
Bennett'in Kafka'nın Şeyi adlı oyunu, Kafka üzerine tam
bir kara komedi…
Yazar, Kafka'nın
kişiliğinin tüm yönlerini ele alarak, onun yaşadığı
olayları günümüze taşıyor ve bu yaşanmış gerçek
olaylardan olabildiğince eğlenceli ve eleştirel sahneler
yaratıyor; Kafka’nın seks yaşamını gündeme getiriyor.
Çağdaş İngiliz yazar Alan Bennett'in gerçek olaylardan
yola çıkarak ironik bir uslupla ustaca yazdığı oyun,
biyografik bir sahne eserinin herkes tarafından rahatça
algılanıp izlenebileceğini kanıtlıyor.
Kafka'nın Kadınları: 3
kad.
Baba ve Oğul: 2 er.
Kafka'nın Şeyi: 4 er., 3
kad.
1994/160 sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-7468-58-4
Dizi
No: 28 / İSMET KÜNTAY / BÜTÜN OYUNLARI
Tozlu Çizmeler / Evler
Evler / 403. Kilometre
İsmet Küntay, oyunlarında
toplumcu-gerçekçi bir görüşle, düzen eleştirisi yapmış ve
bunları anlatırken iyimser ve umutlu olmaya özen göstermiş
bir yazarımız.
Tozlu Çizmeler,
İstanbul'un işgal günleri ortamını ve o günlerdeki
insanlarımızın yılgınlığını, yorgun subayları, fırsatçı
işadamlarını anlatırken, Anadolu'daki Bağımsızlık
Savaşı'na katılmanın zorunluluğunu da öne çıkarıyor.
Evler Evler, toplumun
çeşitli kesimlerindeki insanların yaşamlarını, beş ayrı
mekândaki beş episodla, beş ayrı toplumsal kesiti, usta
bir gözlem gücüyle yansıtır. Beş oyun ön ve son oyunla
çerçevelenerek, sonunda her şeye rağmen insan olma
onurunun umudu vurgulanır.
403. Kilometre, bir
karayolu şantiyesinde geçer; burada yöneticiler yolsuzluk
yapar; bu yasa dışı işlerin işçiler tarafından ortaya
çıkarılma mücadelesi anlatılır. Oyun, birlik olmanın,
haksızlığa karşı direnmenin erdemini, para ve kaba gücün
her şey olmadığını, insanın para ile alınıp alınamayacağı
ikileminin sonuçlarını gösterir.
Tozlu Çizmeler: 17 er., 2
kad./ Evler Evler: 6 er., 4 kad./
403. Kilometre: 8 er., 1
kad.
1994/160 Sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-7468-58-4
D. No:
29 / GEORGE TABORI / TOPLU OYUNLARI 1
Bir Casusa Ağıt / Weisman
ile Kızılyüz
Türkçesi: Prof. Dr.
Özdemir Nutku
Macar asıllı, çağdaş
tiyatro adamları içinde en önde gelen yazarlardan biri
George Tabori…
Bir Casus'a Ağıt, yazarın
Mayıs/93 de yazmış olduğu oyunu. Oyunda, casusluğun bir
parodisi ve günümüzdeki insan ilişkilerinin derinlemesine
irdelemesi yapılıyor. Yazar, bu oyununda kendine özgü kara
mizahını da ustaca kullanıyor.
Weisman ile Kızılyüz,
Amerika'da Rocky Dağlarında yolunu kaybeden bir Yahudi
tüccar ile, hep Kızılderili rollerine çıktığı için
kendisini Kızılderililer ile özdeşleştiren bir Hollywood
figüranı arasındaki düşünce çatışmasını sergiler… Yahudi
olan yazar, bu çatışmanın alt metninde, Hitler
Almanya'sında Yahudilere yapılanları anlatmakta. Yazarın
diğer oyunları gibi bu oyunu da ahlakçı görüşle yazılmış
bir karamizah örneği.
Bir Casusa Ağıt: 2 er., 1
kad./ Weisman ile Kızılyüz: 3 er., 1 kad.
1994/ 96 sayfa/ 10x19.5
cm. ISBN 975-7468-84-3
Dizi
No: 30 / BURAK M. UÇAR / TOPLU OYUNLARI 1
Umut Cinayeti / Oda
Saklambacı / Şamatacılar
Genç oyun yazarımız Burak
M. Uçar'ın üç oyunu da, soyutlama yeteneği, şiirsel dili
ve sınırsız hayal gücü ile dikkat çekiyor.
Üç oyun aslında bir
üçleme. Üç oyunda da, az sayıda oyun kişisi ile, yaşamdaki
gerçeklerin değişken yüzleri ve çaresizlik ortasında
beliren iletişim umutları anlatılıyor.
Oyunlarda, özgün bir
kurgulama içinde atlamalı konuşmalar birbirini izler,
alışageldik yer-zaman-eylem birliği yoktur, oyun kişileri
kimlik değiştirir.
Bu yapıları ile oyunlar,
postmodern bir dramatik anlatım özelliğine sahip
bulunuyor.
Umut Cinayeti: 1 er., 1
kad./Oda Saklambacı: 1 er., 2 kad./
Şamatacılar: 2 er.,
seyirciler.
1994/120 Sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-7468-67-3
Dizi
No: 31 / DAVID FRENCH–GEORGE WALKER
KANADA OYUNLARI
Pırpırlı Yaşam / Karanlık
Güçler Üstadı
Türkçesi: Turgut A.
Akter
Ülkemizde tiyatrosu hiç
tanınmayan bir ülkenin, Kanada'nın iki çağdaş ve dünyaca
ünlü yazarından iki oyun birarada.
David French, Kanada'nın
en saygıdeğer yazarlarından biridir. Yazarın Pırpırlı
Yaşam adı ile Türkçeye çevrilen Jitters adlı oyunu, en
beğenilen ve şimdiye kadar dünyanın pek çok ülkesinde
100'den fazla prodüksiyonu yapılmış bir sahne eseri. Bir
tiyatro grubu içinde sahnede geçen oyun, yazarın oyun
içinde oyun türünde bir çalışması.
George Walker, Kanada'nın
başka bir çağdaş oyun yazarı. David French gibi o da
yaşamını yalnızca oyun yazmaktan kazanıyor. Yazar
oyunlarının sahne düzenlemesini de yapıyor.
Yazarın Türkçeye Karanlık
Güçler Üstadı adı ile kazandırılan Zazstrozzi adlı oyunu,
Frankenstein'ın (Frankeştayn) yazarı İngiliz Mary
Shelley'in aynı adlı romanından esinlenilerek yazılmış bir
korku oyunu.
Pırpırlı Yaşam: 6 er., 3
kad. /Karanlık Güçler Üstadı: 4 er., 2 kad.
1994/192 Sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-7468-83-5
D.No:
32 / TUNCER CÜCENOĞLU / TOPLU OYUNLARI 2
Helikopter / Yıldırım
Kemal / Kadıncıklar
Helikopter, bir dağa
zorunlu iniş yapmış bir helikopterdeki bürokratlarla
gazeteci-TV'ciler arasında geçen güncel bir taşlama
örneği; bürokratların kendi aralarındaki çatışmaları ve
medya mensupları arasındaki mesleki açmazları sergiliyor.
Bir kaza sonucunda çaresiz bir ortamda birarada bulunan
insanlar, zorunlu bir hesaplaşmaya girerler; duygu ve
özlemleri, bu süreçteki içtenlikleri, yapaylıkları açığa
çıkar.
Yıldırım Kemal, İzmir'in
işgali öncesindeki gün başlayıp, işgal günü biten,
Kurtuluş Savaşı döneminde yaşamış gerçek bir yurtseverin
öyküsüdür.
Kadıncıklar, yazarın bol
ödüllü ve ülkemizde pek çok kez sahnelenmiş ünlü bir
oyunu; genelev kadınlarının çevresindeki olayları ve
onların çıkmazlarını anlatıyor.
Helikopter: 6 er., 1 kad./Yıldırım
Kemal: 6 er., 5 kad./Kadıncıklar: 7 er., 4 kad.
1994/228 sayfa/10x18.5
cm.
Dizi
No: 33 / DAVID MAMET / TOPLU OYUNLARI 1
Oleanna / Tiyatroda Bir
Yaşam / Glenngarry Glen Ross / Şal
Türkçesi. Filiz Ofluoğlu–Ali
Neyzi
David Mamet,
oyun-senaryo-deneme yazarı olarak Amerika'nın en önemli
bir çağdaş yazarı ve 1970 genç kuşağının temsilcilerinden
bir yazar.
Oleanna, yazarın son
oyunu. Gerçek bir olaydan ve Amerikan Senato
tutanaklarından yola çıkarak yazılmış olan oyun, kadınlara
dönük "cinsel taciz" konusunu işliyor. Oynadığı her yerde
tartışma yaratmış, seyircileri ikiye bölmüş bir oyun
Oleanna; iki kişilik, duygu yüklü; adeta sahnede bir
erkek-kadın savaşı…
Tiyatroda Bir Yaşam, bir
tiyatro topluluğunun biri genç biri yaşlı iki oyuncusu
arasında geçen, tiyatroların girdi-çıktılarını yansıtan,
sevecen diyaloglarla bezeli bir güldürü. Ancak, Mamet'e
özgü biçimde kahkahaların ardında hüzün de eksik olmuyor.
Filme de alınmış olan
Glenngarry Glen Ross, Amerika'daki bir emlakçı bürosunda
geçen bir oyundur. Amerikan liberalizminin acımasız ve
insanı ezip geçen rekabet geleneğini, aynı bürodaki 4
adamın birbirlerini atlatıp geçmek için verdikleri savaşı
anlatır.
Şal, bir vasiyetnamenin
arkasındaki gizemli, hüzün dolu, üç kişilik bir öykü.
Oleanna: 1 er., 1 kad./Tiyatroda
Bir Yaşam: 2 er./
Glenngarry Glen Ross: 4
er., 3 kad./Şal: 2 er., 1 kad.
1994/204 sayfa/10x18.5
cm.
Dizi
No: 34 / YILMAZ ONAY / TOPLU OYUNLARI 2
Karadul Efsanesi / Hücre
İnsanı / Prometheia /
Karakedi Geçti / Tren
Gidiyor
Deneysellik, alışılmış
tiyatro anlayışının sınırlarının kırılarak, tiyatro
dilinin zorlanması, Yılmaz Onay'ın bu kitapta yayınlanan
tek kişilik üç oyununun ortak yanı.
Kitaptaki tek kişilik
oyunlardan olan, Karadul Efsanesi, Hücre İnsanı,
Prometheia'de kendimize yakın duyabileceğimiz,
özdeşleşebileceğimiz insanlar yok; aynı zamanda başı sonu,
düğüm noktası kesin çizgilerle belirlenmiş dramatik
olaylar dizisi de yok. Bu oyunların dışavurumcu ve öznel
boyutu, yazarın kendisinin bile hesaba katamayacağı denli
değişik yorumlara yol açabilecek nitelikte.
Kitaptaki gençlik
oyunları ise Karakedi Geçti, Tren Gidiyor, çok daha farklı
özellikler taşıyor; oyunlar, çok sıcak ve sevecen bir
bakışla ve mizah anlayışıyla yazılmış. Bu iki oyunda
ezme-ezilme, güçlü-güçsüz temaları işleniyor.
Karadul Efsanesi: 1
er./Hücre İnsanı: 1 er./Prometheia: 1 kad./
Karakedi Geçti: 4
oyuncu/Tren Gidiyor: 5 er., 5 kad.
1994/264 sayfa/10x18.5
cm.
Dizi
No: 35 / MEMET BAYDUR / Tensing
Tensing, Doğu ile
Batı'nın anlayış ve yaşam biçimleri arasındaki ayrımları
ortaya koyan bir tartışma oyunu.
Bu tartışma ekseninin bir
tarafında, Everest Dağının doruğuna çıkıp "Everest Fatih"i
ve bu nedenle "Sir" ünvanını almış olan İngiliz E. Hilary,
diğer tarafında ise, ona bu yolculuğunda rehberlik yapmış,
önceden Everest'in doruğuna babasıyla defalarca tırmanmış
olan Nepal'li Tensing bulunuyor.
Hilary'nin bu başarısı,
yıllar geçtikçe Nepal'in bu bölgesinin olumsuz
etkilenmesine neden olmuş. Bütün dünyanın ilgisini çeken,
bu nedenle de turizme açılan bu bölge, sorumsuz, sevgisiz,
anlayışsız uygar turistlerce kirletilmiş, bozulmuş,
aşınmış. Oyun, "çevre" sorununun, hiç düşünülemeyecek
yerlere kadar tırmanabileceğini gösteriyor.
Tensing, farklı iki dünya
görüşünün hoşgörü ve dostluk anlayışı içinde tartışıp
çatışmasını, eğlenceli, esprili bir üslupla anlatıyor;
çevre sorununun ilginç bir boyutunu sergiliyor.
Tensing, evrensel bir
temayı işleyen bir oyun olması bakımından da dikkat
çekiyor.
Oyuncular: 7 er., 3 kad.
1994/84 sayfa/10x18.5 cm.
Dizi
No: 36 / YAKOVOS KAMBANELLİS / Savaş Baba
Türkçesi: Panayot Abacı
Çağdaş Yunan tiyatrosunun
önde gelen öncü tiyatro adamlarından olan yönetmen, oyun
yazarı Yakovos Kambanellis'in bu oyunu, güldürü türünde ve
anti-militarist bir oyun.
Kambanellis, yeni Yunan
drama sanatını temsil eden oyunlarında, gündelik yaşamdan
yola çıkarak, Yunan toplumsal gerçekçiliğini Brecht'çi
epik ve simgesel biçimde sergiler. Umutlarını yitirmeyen
halkının, kendi yazgıları, sınıfsal ezilmişlikleri ve
yoksulluklarıyla mücadelesini, güldürü ögesini öne
çıkararak anlatır.
Savaş Baba, yazıldığı
yıllarda oynanması için hazırlık yapıldığı sırada, Yunan
Albaylar Cuntası tarafından yasaklanmış; ancak 1980
yılında yeniden sahnelenebilme olanağına kavuşabilmiş.
Kambanellis bu oyununda,
tarafsız Rodos halkı ile, "haklı olmak için güçlü olmak
gerekir" tezini savunan, savaşçı Dimitros'un mücadelesini,
güldürü biçiminde anlatır ve oyunu ironik bir sonuçla
noktalar.
Oyuncular: 11 er., 3 kad.,
askerler.
1994/96 sayfa/10x18.5 cm.
Dizi
No: 37 / DİNÇER SÜMER / TOPLU OYUNLARI 1
Eski Fotoğraflar/ Gül
Satardı Melek Hanım /
Kâtip Çıkmazı / Maviydi
Bisikletim
Dinçer Sümer, yazar
olarak şiir, öykü, roman, TV ve radyo oyunu dallarındaki
eserleriyle ve bugüne dek yazdığı 10'un üzerindeki tiyatro
oyunları ile de tanınıyor. Yazarın oyunlarındaki kişileri
bizden, birlikte yaşadığımız insanlar. Oyunlarda bu
insanların sorunları, fazla iddiacı olmayan sevecen,
sıcak, duygusal bir toplumsal çerçeve içinde sunuluyor.
Kitaptaki birinci oyun,
yaşamı toplumsal çöküntüye uğratılan bir kadının öyküsü
olan: Eski Fotoğraflar.
İkinci oyun Gül Satardı
Melek Hanım, bir kıyı kasabasında tatil için gelenlerin
dönmelerinden sonraki yaşamlarını tartışmalı bir biçimde
sunuyor.
Üçüncü oyun Kâtip
Çıkmazı'nda, dar bir ortamda yaşayan ve geleceği arayan
genç insanların, bu ortamdan çıkış çabaları anlatılıyor.
Son oyun Maviydi
Bisikletim, tek kişilik bir oyun; çocukluktan gençliğe
geçiş döneminde yaşanan, coşkulu ve kırılgan bir yaşam
kesitini sergiliyor.
Eski Fotoğraflar: 1 er.,
1 kad./ Gül Satardı: 3 er., 5 kad./
Kâtip Çıkmazı: 8 er., 3
kad./ Maviydi Bisikletim: 1 er.
1995/240 sayfa/10x18.5
cm.
Dizi
No: 38 / MEMET BAYDUR / TOPLU OYUNLARI 3
Yeşil Papağan Limited /
Sevgi Ayakları / Kamyon
Memet Baydur'un bu
kitaptaki üç oyununda üç farklı tema işleniyor.
İlk oyun Yeşil Papağan
Limited, ülkemizin gündemindeki "Babalar" dünyasını ve bu
çevreye girip çıkan işadamı, politikacı, sporcu, pop
şarkıcısı ve şov yıldızlarının maceralarını gülünç ve
hüzünlü bir dille anlatıyor. Gösterişli bir yazıhanede
biçimlenen oyun, yasa dışı işlerin sıradan görünümlü,
sıradan alışkanlıkları ve duyarlılıkları olan sıradan
adamlarla nasıl kotarıldığını kara gülmece türünde
yansıtıyor.
Sevgi Ayakları,
kadın-erkek ilişkileri ve aşk teması üzerine yazılmış,
kadın-erkek eşitliğinde hoşgörülü bakışı öngören,
"iyimser" bir oyun. Yaşama savaşını yılmadan sürdüren,
yalın, özentisiz iki kadınla iki erkeğin, tanıştıkları ilk
gece birarada olmalarının öyküsü.
Kamyon, bir köy oyunu
görüntüsünde, küçük burjuva görüşlerini eleştiren,
güldürüsü olan ve yer yer Beckett'in Godot'yu Beklerken
oyununu çağrıştıran yapısıyla, tiyatroculara sahnelerde
yeni yorum olanakları yakalama fırsatları sunuyor.
Yeşil Papağan Lim: 11
er., 5 kad./Sevgi Ayakları: 2 er., 2 kad./ Kamyon: 6 er.
1995/192 sayfa/10x18.5
cm.
Dizi
No: 39 / ÇETİN ALTAN / TOPLU OYUNLARI 1
Çemberler / Tahterevalli
/ Dilekçe / Mor Defter
Oyun konularını günlük
olaylardan alan Çetin Altan, oyunlarında Batı'yı tanımadan
onu örnek alan toplumumuzu ele alarak, değer yargılarının
birbirine karıştığını gösterir, bencil, yüzeysel
insanların sorumsuz davranışlarını dile getirir.
Çemberler, yaşam
biçimleri ve beklentileri farklı insanların bir arada
bulunmalarından doğan karmaşıklığı sergiler.
Tahterevalli'de toplumun
ekonomik yapısındaki eşitsizlik, sınıfsal çelişkiler
ortaya konarak anlatılır. Sınıf atlamanın bir kurtuluş
olmadığı, mutluluk getirmediği vurgulanır.
Dilekçe, bürokratik
çarkın bozukluğunu, bu çarkın içindeki sorumsuz
"sorumluların" çürümüşlüklerini yansıtır.
Mor Defter, sanatçı
eğilimli, duygulu, zeki bir gencin bozuk düzenin
anlayışsız, yapay ortamında çevresi ile iletişimsizliğini
ve psikolojik dengesinin bozulmasını işler.
Çemberler: 4 er., 3 kad./
Tahterevalli: 4 er., 4 kad./
Dilekçe: 5 er., 3 kad./
Mor Defter: 5 er., 3 kad.
1995/288 sayfa/10x18.5
cm.
Dizi
No: 40 / ÜLKER KÖKSAL / TOPLU OYUNLARI 2
Sacide / Yollar Tükendi /
Ademin Kaburga Kemiği /Gün Dönerken
Kadın oyun
yazarlarımızdan Ülker Köksal'ın, "Kadın Dörtlemesi" adını
verdiği, başkişileri kadın olan 4 oyunu, ülkemiz
kadınlarının dramını sergilerken, kadına saygısız bir
toplumun kendisinin de saygıya layık olamayacağını
anlatıyor.
Sacide'de, ağabeyinin
evinde sığıntı gibi yaşayan bir terzi kızın, bu ortamdan
kurtuluş ve çıkış noktası olarak evlenmeyi seçmesi, ancak
bu kez kocasının baskı, sömürü ve ihaneti ile karşılaşması
anlatılıyor.
Yollar Tükendi, kırsal
kesimde yaşayan bir ailenin, umudunu kentte arayış öyküsü
içinde, bir ana'nın kentte sağa sola savrulan çocukları
nedeniyle yaşadığı üzüntülerini ve çetin yaşam koşulları
karşısındaki mücadelesini sergiliyor.
Ademin Kaburga
Kemiği'nde kentte bir işyerinde çalışan orta sınıftan
evli, çocuklu bir kadının sorunlarına eğiliniliyor.
Gün Dönerken, şehirde
yaşayan aydın bir kadının, babasından kalma topraklarda
çalışan köylülere karşı iyi niyetli davranışlarının,
toplumsal kesimler arasındaki değer yargılarının
farklılaşması nedeniyle, nasıl yanlış anlaşıldığını ve bu
insanlarla iletişimsizliğini sergiliyor.
Sacide: 3 er., 4 kad./Yollar
Tükendi: 2 er., 4 kad./
Ademin Kaburga K.: 5 er.,
6 kad./ Gün Dönerken: 5 er., 6 kad.
1995/240 Sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-7468-94-0
Dizi
No: 41 / CEVDET KUDRET / Yaşayan Ölüler
Cevdet Kudret'in, 1934
yılında yazdığı bu oyunun ancak yarısı, 1936 yılında Ağaç
dergisinde yayımlanabilmiş. O zaman Peyami Safa, oyunun
mesajının doğru olmadığını ileri sürmüş.
Cevdet Kudret, 1988
yılında yeniden gözden geçirdiği bu oyun metninin başına,
bu olay için şu notu koymuş: "…Zaman ne yazık ki ona değil
bana hak verdi. Hak verdi, çünkü bu oyun 2. Dünya
Savaşı'nı (1939) açan devletlerin iddialarına beş yıl
öncesinden verilmiş peşin bir yanıttı."
Oyunda, savaşların
yalnızca çıkar çevrelerinin işine yaradığı, her kesimdeki
insanları, sonuçta toplumu yozlaştırıp çürüttüğü
anlatılıyor. Yaşayan Ölüler, 2. Dünya Savaşı'ndan önce
yazılmış, 2. Dünya Savaşı'nı ve tüm savaşları anlatan bir
oyun. Epik anlatımı ve savaşların içyüzüne gerçekçi
bakışıyla oyun, hâlâ güncelliğini sürdürüyor. Değerli
edebiyatçımız Cevdet Kudret'in ölümünden sonra ortaya
çıkarılan bu yapıtı, onun dünya görüşünü ortaya koyan
önemli bir çalışması.
Oyuncular: 10 er.
1995/96 Sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-7468-95-9
Dizi
No: 42 / LEV TOLSTOY / Savaş ve Barış
Oyunlaştıran: Erwin
Piscator - Türkçesi.: Cevat Çapan
Politik tiyatronun önemli
ve öncü bir yapıtı.
Dünyanın en büyük
romanlarından biri kabul edilen Savaş ve Barış, ünlü Alman
tiyatro kuramcısı, politik tiyatronun yaratıcısı,
düşünceleri ve yaptıkları ile Bertolt Brecht'in epik
tiyatro yaratısının hazırlayıcısı olan Erwin Piscator
tarafından oyunlaştırılmış ve ilk kez 1950'li yıllarda
Almanya'da sahneye konmuş.
Tolstoy'un bu önemli ve
nicel olarak büyük-hacimli yapıtı, Piscator'un çok usta
tiyatro anlayışı ile salt tarihsel bir aşk hikâyesi
yapısına bürünmeden, politik tiyatronun öncü bir yaratısı
olarak tiyatro sanatı içinde yerini almış bulunuyor.
Oyunda, romanın özünde
çatışma olan bölümler hızlı, akıcı, dinamik bir üslupla
veriliyor. Romandaki diğer olaylar, betimlemeler, geçişler
ise bir "Anlatıcı" tarafından aktarılıyor. Sahne düzeni ve
replikler için Piscator'un yaptığı açıklamalar, oyunu
sahneleyecek yönetmenlere oldukça kolaylıklar sağlayacak
nitelikte.
Oyuncular: 13 er., 4 kad.,
subaylar, uşaklar, köylüler.
1994/144 sayfa/10x18.5
cm.
Dizi
No: 43 / ÜLKÜ AYVAZ / TOPLU OYUNLARI 1
Nihavent Longa / Vali-i
Vilayet Hadem-i Devlet /Yeniden Yaratma
Nihavent Longa, basın
tarihimizde çelişkili yaşamı ile yer alan Ali Suavi ile
ilgili olup, gerçek ile düş arasında gidip gelen, dün ile
günümüz olayları arasındaki benzerlikleri sergileyen bir
oyun. Yazar, yüz yıl öncesi ile günümüzdeki polis
baskılarını, tutuklamalarını ve yasaklamalarını
karşılaştırır; iyi niyetli insanların bu nedenlerle
yaşadığı dramatik olayları önümüze serer (Kültür Bak.,
1993 Ödülü).
Vali-i Vilayet Hadem-i
Devlet, Osmanlı döneminde Aydın vilayetinde gerçekleşen
Atçalı Kel Mehmet olayını anlatır. O dönemde, üzerindeki
baskılar, ağır vergilerle ezilen ve yöneticiler tarafından
sömürülen halk sonunda, aşkı için başkaldırmış olan Kel
Mehmet'e katılır; oyun bu olayı güncel olaylarla
benzerlikler kurarak sergiliyor.
Yeniden Yaratma,
insanoğlunun bütün yaşamı boyunca içinde olduğu "arayış"ın
boyutlarını araştırır. Bu oyunda sesler, ışıklar, objeler
simgesel anlamlarda kullanılarak bir düş ortamı içinde,
insan gerçeğinin evrensel olan bu sorunu sahne üzerine
getirilir (1984 ENKA-Oyun Ödülü).
Nihavent L.: 5 er., 3 kad./Vali-i
Vilayet: 17 er., 3 kad., gençler, köylüler /
Yeniden Yaratma: 15 er.,
7 kad., çocuklar, köylüler.
1995/ 168 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-7468-23-1
Dizi
No: 44 / HERBERT ACHTERNBUSCH
Çizme ve Çorapları
Türkçesi: Prof. Dr.
Özdemir Nutku
Herbert Achternbusch,
öykü, şiir, romanları ile adını duyuran, filmleri ve
oyunları ile ünlenen çağdaş bir Alman yazarı.
Ülkemizde hemen hiç
tanınmayan Alman tiyatrosunun bellibaşlı oyun
yazarlarından biri olan Achternbusch, tüm oyunlarındaki
kara mizah, fantastik yapı ve anarşik tavırları ile
ortalığı karıştırmış ve eleştirmenleri ikiye bölmüştür.
Çizme ve Çorapları,
yazarın 13. oyunudur. Bu oyunda, "zamanın dışında olan
yaşlı bir çift", Arizona adı verilen fantastik bir
mekânda, Nirvana'da, yani sıfır noktasında yaşar. Evli
çift sonun başlangıcındadır. Akıllıca sözlerle yaşamın
budalalıklarını açımlarlarken, çeşitli insan kılıklarına
girerler; kadın erkek, erkek kadın olur, üç-dört ayaklı
olurlar, böylece birer tiyatro figürü olarak sahnede her
şeyi temsil ederler.
Yazarın önerisine göre,
her iki oyuncu da erkek olacaktır.
Çizme ve Çorapları, kara
mizahı içeren yapısı ile bir tragi-fars olup, aynı zamanda
teatral sahnelerle kurgulanmış bir anti-tiyatro örneğidir
de.
Oyuncular: 2 erkek.
1995/60 sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-7468-76-2
Dizi
No: 45 / NEZİHE MERİÇ / Çın Sabahta
Nezihe Meriç, Bozbulanık
(1953) adlı ilk öykü kitabı ile edebiyatımızdaki yerini
almış bir yazarımız. Daha çok, öykü ve romanları ile
tanındı. 1969 yılında yazdığı Sular Aydınlanıyordu,
1984'deki Sevdican adlı tek kişilik kadın oyunları,
yazıldıklarından bu yana çeşitli tiyatrolarda sahnelenmeye
devam ediyor.
Yazar, yine kadın
sorunlarını konu olarak ele aldığı üçüncü oyununu on yıl
sonra yazdı: Çın Sabahta (Çın Sabah: Sabahleyin çok
erken-TDK Sözlüğü).
Çın Sabahta, iki kadının
yaşam savaşındaki yenilgilerini, mutsuzluklarını ve yeni
umutlarını anlatıyor.
Ekonomik durumları ve
yaşama biçimleri çok farklı toplum kesimlerinden gelmiş,
biri genç biri yaşlı bu iki kadın, tüm duyarlı, sevecen ve
hoşgörülü yapılarına rağmen mutluluğu yakalayamamışlardır;
önce kavga ederler ancak sonra birbirlerine dayanarak
yaşama yeni umutlarla bakabileceklerini anlarlar.
Oyun bu iki kadının hüzün
dolu öyküsünü, şiirsel bir dille sergiliyor.
Oyuncular: 2 kad.
1995/60 sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-7468-72-X
Dizi
No: 46/ INGEBORG BACHMANN /
RADYO OYUNLARI
Bir Düş Alışverişi /
Ağustos Böcekleri /Manhattan'ın İyi Tanrısı
Türkçesi: Ahmet Cemal
İnsanoğlunun yaşamındaki
gerçekleri felsefi boyutta derinlemesine incelemiş olan
Avusturyalı kadın yazar Bachmann'ın, kurulu düzene ters
düşen aşkların asla gerçekleşemeyeceğini anlatan üç radyo
oyunu birarada.
Bir Düş Alışverişi'nde,
düş satan bir dükkânda kendi aşkları üzerine kurulu
düşleri almaya sıra geldiğinde, özveride bulunmaktan
kaçıp, sıradan kişiliği tercih eden bir insanın tragedyası
anlatılır. Ağustos Böcekleri, bir adaya toplanmış
insanların kırılgan, buruk yaşam öykülerinin resmi
geçididir. Oyun, köktenci gibi görülen "kaçışların",
aslında ne kadar yapay olduğunu gösterir. Manhattan'ın
İyi Tanrısı, İnsanın vazgeçilmez tutkusu "aşk"ı irdeleyen
başka bir oyun; gerçek aşkın bütünüyle olanaksızlığını bir
mahkeme ortamında sorgular.
Bir Düş Alışverişi: 18
er., 5 kad. / Ağustos Böcekleri: 11 er., 4 kad. /
Manhattan'ın İyi
Tanrısı: 13 er., 3 kad.
1995/168 sayfa/10x185
cm. ISBN 975-7468-31-2
Dizi
No: 47 / GÜNGÖR DİLMEN / TOPLU OYUNLARI 2
KADIN OYUNLARI
Kurban / Bağdat Hatun
/Aşkımız Aksaray'ın En Büyük Yangını
Güngör Dilmen'in,
tarihsel gelişmeleri tarihsel bir bilinçle aktardığı üç
kadın oyunu.
Kurban, toplumsal
yaşamımızda önemli bir yer alan kuma sorununu işler. Oyun,
antik tragedyayı andıran biçimsel bir yapı ve atmosferde,
Türk kadının trajedisini ince bir duyarlılıkla sergiler.
Bağdat Hatun, aşırı
iktidar tutkusu yüzünden bireyin felakete sürüklenmesinin
öyküsü. İktidar uğruna oğlunu öldürebilecek kadar gözü
dönen Bağdat Hatun, erkeğinin kendine hükmetmesine de
müsaade etmez. Toplumdaki kadının ezikliğine iktidar
olmakla karşı çıkan Bağdat Hatun, trajik olaylara neden
olmuş ilginç bir tarihsel kişilik.
Aşkımız Aksaray'ın En
Büyük Yangını'nda, 19. yüzyılın sonlarında İstanbul
Aksaray'da geçen bir yangın, bir aşk teması içinde
anlatılır. O dönemin esnafı, tulumbacıları, levantenleri,
mahalleli arasındaki insan ilişkileri, Saray’dan çıkmış
Mahitap'ın Artin Efendi ile olan aşk ekseninde görünür;
müzikli, eğlenceli bir İstanbul öyküsü.
Kurban: 7 er., 9 kad./Bağdat
H.: 11 er., 8 kad./Aşkımız: 8 er., 2 kad.
1996/288 Sayfa/ 10x18.5
cm ISBN 975-7468-05-5
Dizi
No: 48 / MEMET BAYDUR / Kutu Kutu
Yazarın 1995'te yazdığı
bu oyunda, Belediyelerin dinci kesimin eline geçmelerinden
sonra, bu kamu kuruluşlarında yaratılan insan savurganlığı
ve değerbilmezliği anlatılıyor. Kutu Kutu'da, büyükleri
ile görüş farklılıkları nedeniyle evlerinden ayrılmış
aydın gençlerin, heykele, resme, tiyatroya, operaya,
kısaca her tür sanat yapıtına karşı bir Belediye Başkanı
ile olan fantezi dolu çatışmalarını anlatılıyor
Oyuncular: 3 er., 3 kad.
1995/60
sayfa/10x18.5 ISBN 975-8023-10-1
Dizi
No: 49 / W. SHAKESPEARE / Titus Andronicus
Shakespeare'in ilk dönem
oyunlarından Titus Andronicus (1593-94), bugüne dek
dilimize aktarılmadı ve ülkemizde oynanmadı. Ünlü yazarın
bu oyunu, insanı olağanüstü derecede sarsacak kan ve
vahşet sahneleriyle dolu. Babanın, oğulun, kardeşin, yakın
dostların, iktidar ve kutsal Roma İmparatorluğu adına,
birbirlerine uyguladıkları acımasızca işkenceler,
birbirlerini yok etme kavgaları, yer yer olayın trajik
boyutlarını da aşıyor. Shakespeare'in kendine özgü
ustalıklarını içeren ve cesur betimlemeler, etkili anlatım
zenginlikleri taşıyan bu oyun, uzun süre, içindeki vahşet
sahneleri nedeniyle, ona layık görülmemiş, onun oyunu
sayılmamıştı.
Oyuncular: 20 er., 3 kad.,
senatörler, tribünler, subaylar, uşaklar, erler.
1995/96 Sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-7468-12-8
D.No:
50/ STANİSLAV STRATİEV – STEFAN TSANEV
BULGAR OYUNLARI
Otobüs / Hayat İki
Kadındır
Türkçesi: Gülbeyan
Altınok-Tuncer Cücenoğlu
Otobüs, çağdaş Bulgar
yazarı S. Stratiev'e ait toplumsal taşlama türünde bir
güldürü; birçok dile çevrilmiş ve birçok ülkede oynanmış.
Oyunda, bir otobüsün içinde seyahat eden, ustalıkla
yaratılmış 9 tip aracılığı ile ülkenin toplumsal yapısı ve
rejimi eleştiriliyor. Yolcular ve otobüs şoförü
sorumluluklarını unutunca, hep beraber, gülünç ama amaçsız
bir yolculuğa başlarlar.
Hayat İki Kadındır,
çağdaş Bulgar yazarı Stefan Tsanev'e ait; onun oyunları da
birçok dile çevrilip, sahnelenmiş. Oyun, günümüz Bulgar
toplumundaki toplum kesimleri arasındaki yaşam ve düşünce
farklılıklarını anlatıyor. Oyun, genç bir bilimadamıyla,
toprağından kopmamış köylü annesi ve evlenmek üzere olduğu
gazeteci sevgilisi arasında geçer. Adamın yaşamındaki
vazgeçilmez konumları ile bu iki kadının farklı değer
yargıları, üçlü arasındaki ilişkiyi, toplumsal bir
güldürüye dönüştürür.
Otobüs: 7 er., 2 kad./
Hayat İki Kadındır: 1 er., 2 kad.
1995/120 Sayfa/10x18.5
cm ISBN 975-8023-18-7
D.No:
51 / ÖDON von HORVATH / TOPLU OYUNLARI 1
Viyana Ormanlarından
Masallar / İtalyan Gecesi /
Figaro Boşanıyor / Don
Juan Savaştan Geliyor
Türkçesi. Ayşın Candan,
Kayhan Onur, Meriç Gök
Oyunları ülkemizde hiç
oynanmamış, Türkçeye çevrilmemiş olan Horvath, çağdaş halk
güldürüsü türünün öncülerinden biri kabul ediliyor.
Almanya'da 1930'larda baş göstermeye başlayan Faşizme ilk
karşı çıkmış olan yazar, bu nedenle yaşamının büyük bir
bölümünü yurt dışında geçirdi. Oyunlarında halkı, gündelik
yaşamın basit bireyi olarak, yöresel özellikler içinde,
gülmece yanı güçlü, epik bir üslupla verdi.
Viyana Ormanlarından
Masallar, trajik bir halk güldürüsü. Bir kadının
başkalarının maddi çıkarlarının nesnesi haline gelişi,
sonuçta kadının iç ve dış varlığı ile paramparça olması
anlatılıyor. İtalyan Gecesi'nde aymaz bir kasaba halkı
ile budala ama gücü elinde bulunduran Naziler arasındaki
olaylar fars türünde sergileniyor. Figaro Boşanıyor, Don
Juan Savaştan Geliyor, bu iki oyun, halkın yaşadığı acı ve
sarsıcı olayların, bireylerin karakterlerinde yarattığı
köklü değişiklikleri anlatıyor.
Viyana O. M.: 12 er., 10
kad./İtalyan G.: 15 er., 7 kad., adamlar/
Figaro B.: 18 er., 7 kad.,
2 çocuk/Don Juan: 1 er., 35 kad.
1995/312 sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-8023-01-2
Dizi
No: 52 / MÜJDAT GEZEN / TOPLU OYUNLARI 1
Hamlet Efendi / İstanbul
Müzikali
Yazarlığı ile birlikte 40
yıldır tiyatromuza yönetici, oyuncu olarak hizmet etmeyi
sürdüren ünlü sahne sanatçısı Müjdat Gezen bu iki
oyununda, geleneksel tiyatromuza ait biçimleri kullanıyor,
İstanbul'un renkli, eğlenceli yaşamından kesitler
sergiliyor.
Hamlet Efendi,
Cumhuriyetimizin kurulduğu yıllarda, Türk-Ermeni-Rum
yurttaşlarımızdan kurulu bir tiyatro topluluğunun, ünlü
Hamlet oyununu sahneye koyma serüvenini anlatıyor.
İstanbul Müzikali ise,
İstanbul'un 8 semtinin tarihsel değişimini, geleneksel
tiyatromuzun anlatım olanaklarını kullanarak, müzikli ve
eğlenceli bir biçimde aktarıyor. Ama bunu yaparken son
yıllarda kaybettiğimiz insani değerleri, bozup
kirlettiğimiz çevreyi, yarattığımız iletişimsizliğin
acısını da dile getiriyor. Eski İstanbul'a nostaljik ve
bugünkü İstanbul'a eleştirel bir bakış sergiliyor İstanbul
Müzikali.
Hamlet Efendi: 9 er., 3
kad./ İstanbul Müzikali: 9 er., 6 kad.
1995/ 144 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8023-11-X
Dizi
No: 53 / JEAN GİRAUDOUX / TOPLU OYUNLARI 1
Troya Savaşı Olmayacak
/Kaptan Cook'un Gezisine Ek
Türkçesi: Prof. Hasan
Anamur
Fransız edebiyatının ve
dünya tiyatrosunun önemli yazarlarından Jean Giraudoux
(1882-1945), gerçekçilikten çok, diyaloglara ve üsluba
ağırlık veren, izlenimci tiyatronun yaratıcılarından.
Olağanüstü bir üslupla trajedi, mizah ve fanteziyi
biraraya getirmesiyle ünlü…
Troya Savaşı Olmayacak,
adından da anlaşıldığı gibi, ünlü İlyada destanından
esinlenilerek yazılmış bir oyun. 1935 yılında yazılan
eser, dünyanın kaçınılmaz bir savaşa doğru gidişini
önceden gören bir oyun olarak ünlüdür. Seyircinin ilgisini
"savaş/barış" sorunsalı üzerine yoğunlaştıran oyun, trajik
gerilim içinde mizah dolu sahneleri ile dikkat çekiyor.
Kaptan Cook'un Gezisine
Ek, İngiliz Kaptan Cook'un 18. yüzyılda Pasifik adalarına
yaptığı keşif gezisine ait notlarından yola çıkarak
yazılmış. Dönemin uygar uluslardan birinin temsilcisi olan
Kaptan Cook ile, uygarlıkla ilk kez karşılaşan yerli
halkın dünyaya bakışlarının çelişkileri anlatılır bu
güldürüde. Mizah ve fantezi, gerçek olayların içine çok
başarılı bir üslupla yerleştirilmiş. Uygarlıkla,
ilkelliğin bu ilk karşılaşma anı, yazarın ince ayrıntıları
yakalama başarısı ile bir şölene dönüşür.
Kaptan Cook'un Gezisine
Ek, zekice yazılmış bir uygarlık parodisidir.
Troya Savaşı: 11 er., 7
kad./ Kaptan Cook: 8 er., 4 kad.
1995/168 sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-8023-09-8
Dizi
No: 54 / ALEXANDRE DUMAS / Üç Silahşörler
Türkçesi: Aziz Çalışlar
– Elâ Güntekin
Yazıldığı 1843 yılından
bu yana gençliğin gözdesi silahşör romanlarından biri olan
Üç Silahşörler, Fransız halkının gözündeki efsanevi
kahramanı tipini sergiler. Yiğitlik, canlılık, gözüpeklik,
direnç gücü ve tüm diğer erdemleri kişiliğinde taşıyan Üç
Silahşörler, (Baba) Dumas'ın romanından oyunlaştırılmış.
Romandan sahneye
uygulanan bu metin, romandaki destan ruhuna uygun düşüyor.
Özü, gençlik ve mertlik olan bu oyun, bu iki nitelikten
kaynaklanan bir erdem olan neşeyle dolup taşar. Gerçek
insani erdemlerin, sevgi ve dostluğa bağlılığın, özgürlük
inancının özlemiyle yanıp tutuşan bütün insanlar bu oyunun
kahramanıdır. Onun için Üç Silahşörler'e, her şeyden çok
bugün ihtiyacımız var.
Oyuncular: 21 er., 14 kad.,
adamlar, şövalyeler, muhafızlar.
1995/ 96 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8023-15-2
Dizi
No: 55 / BİLGESU ERENUS
Kırmızı Karaağaç
Kadın oyun
yazarlarımızdan Bilgesu Erenus'un, İngiliz Kadın yazar
Virginia Woolf'un (1882-1941) üzerine yazdığı yeni oyunu.
Virginia Woolf, roman türüne yaptığı özgün katkılarıyla
tanınan, ülkemizde çok okunan bir romancı ve eleştirmen;
yazar romanlarında "bilinçli akışı" adı verilen anlatım
tekniğini kullanmasıyla ünlü.
İnsanda kalıcı etki
bırakan ve rasyonel düşünce ile birlikte, bilincin bir
parçası olan görsel, işitsel, bedensel ve bilinçaltı
izlenimleri söze dökmek olan "bilinç akışı" tekniği,
Erenus'un bu yeni oyununda da kullanılıyor.
Yazarın kocası, V.
Woolf'un ölümünden yıllarca sonra, onunla ilgili bir TV
programına çıkmak üzere hazırlık yaparken, birden karısı
Virginia ile karşı karşıya gelir. "Bilinç akışı"
yönteminden yararlanılarak yaratılan bu karşılaşma, karı
kocanın birlikte geçirdikleri yılların hesaplaşmasına
dönüşür. Oyun, Virginia Woolf'un yaşam süresi içindeki
eylemlerini, sorunlarını, iç dünyasını ve trajik
intiharının nedenlerini yansıtırken, günümüz sorunlarına
paralellik kurarak, dünyamızda egemen olan bugünkü yaşam
biçimleri üzerine tartışma ortamı da yaratıyor.
Oyuncular: 4 erkek, 2
kadın.
1995/84 Sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-8023-17-9
Dizi
No: 56 / ORHAN GÜNER / TOPLU OYUNLARI 1
İkinci Nöbetçinin
Sıkıntıları / Sevdalı Bulut /
Antonius, Kleopatra,
Arada Bir Caesar
Orhan Güner, uzun
yıllardır Almanya'da yaşayan bir tiyatrocumuz. Oyunları,
Alman tiyatrolarında birçok kez sahnelenmiş. Yazarın
İkinci Nöbetçinin Sıkıntıları adlı oyunu, Ankara Devlet
Tiyatroları ve İstanbul Şehir Tiyatroları tarafından
oynana kadar Türk seyircisi Orhan Güner'i pek tanımıyordu.
İkinci Nöbetçinin
Sıkıntıları, Oyun içinde oyun olan bu yapıt, hüzünlü,
bazen komik, absürd ve çarpıcı üslubu ile, çağımızda çokça
görülen iletişim eksikliklerini açığa çıkarıyor.
Sevdalı Bulut, Nazım
Hikmet'in bugüne kadar birçok sanatçının yapıtına esin
kaynağı oluşturmuş ünlü masalının, çağdaş sorunlarla
ilgilenen genç tiyatrocular için şiirsel bir sahne
denemesi olanağı veriyor.
Antonius, Kleopatra,
Arada Bir Caesar, Herkesce bilinen tarihsel bir trajedi
aracılığı ile çağdaş insanın sorunlarına eğiliyor.
İkinci Nöbetçi: 2 er./
Sevdalı Bulut: 4 er., 3 kad./Antonius Kleo.: 2 er., 1 kad..
1996/96 Sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-8023-18-7
Dizi
No: 57 / ÖZEN YULA / TOPLU OYUNLARI 1
Ay Tedirginliği /
Dünyanın Ortasında Bir Yer
Özen Yula, roman,
öyküleri ve tiyatro, sinema, popüler kültür üzerine
çeşitli sanat dergilerinde çıkmış yazılarıyla tanınan genç
yazarlarımızdan biri. Kitaptaki oyunlar onun ilk
oyunları.
Ay Tedirginliği, bildik
en eski hikâyedir: Bir adamla bir kadın, ılık bir ilkbahar
gecesi deniz kıyısında karşılaşırlar. Oyunun ayrıcalığı,
bu kişilerin birbirlerine anlattıkları hikâyelerdedir.
Hikâyelerin ardında, kendilerinin kırılgan yaşam
deneyimleri yansır.
Dünyanın Ortasında Bir
Yer, zengin bir Bey'in çiftliğinde geçer; çiftliğe zorla
getirilip zorla Bey'in hanımı yapılan bir kadınla
çiftlikteki ırgat kadınların ortak yazgılarını anlatırken,
kadınların tutkunun kılavuzluğunda kendi yollarını
çizebileceklerini gösterir. Oyunda, Anadolu kadının tarih
boyu, erkeklerin koyduğu kurallar altında yüklendiği
acılar, yer yer Yunan tragedyaları biçiminde, şiirsel bir
anlatımla sergilenir.
Ay Tedirginliği: 1 er., 1
kad./ Dünyanın O. B. Yer: 2 er., 8 kad.
1996/84 Sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-8106-04-X
D.No:
58 / TUNCER CÜCENOĞLU/ TOPLU OYUNLARI 3
Şapka / Ziyaretçi /
Matruşka / Öğretmen
Şapka, Ocak/1996'da,
TOBAV Oyun Yazma Yarışmasında TOBAV Ödülü'nü almış. 1995
yılının "Hoşgörü Yılı" olması nedeniyle yazılmış bir
"hoşgörüsüzlük" oyunu Şapka; tersinleme yoluyla,
hoşgörünün yaşamımızdaki önemini ve gerekliliğini
anlatıyor; yazar oyununu "kara güldürü" olarak niteliyor.
Ziyaretçi, fantastik,
buruk ve eğlenceli üslubu ile yaşamın farklı bir kesitini
sergiliyor. Ülkemizde gittikçe artan öldürme eylemlerine
karşı yazılmış bu oyunda, kadınların bu konuya hep
birlikte nasıl karşı koyup barışı sağlayabileceklerini
gösteriyor.
Matruşka, eskiden bu yana
ağırlığını hiç kaybetmemiş bir konuya, kadın-erkek
ilişkisine eğiliyor. Bu ikili ilişkide, günümüzde de
sürmekte olan, dürüst-içtenlikli olamayan tavrın ortaya
çıkardığı çelişkileri mizahi bir üslupla anlatıyor. İki
kişilik bu oyuna yazar, "Bir Aşk Komedisi" alt başlığını
koymuş.
Öğretmen, yazarın ilk
dönem (1973) oyunlarından biri; gözden geçirilerek 1983'de
tekrar yazılmış. Öğretmen'de dürüst, namuslu, ilkelerine
sıkı sıkıya bağlı bir öğretmenin, değişen yaşam
koşullarına bir türlü ayak uyduramayıp doğru seçim
yapamaması ve bu nedenle, ailece uğradığı yenilgisi
anlatılıyor.
Şapka: 11 er., 5 kad./
Ziyaretçi: 3 er., 2 kad./
Matruşka: 1 er., 1 kad./
Öğretmen: 6 er., 2 kad.
1996/ 240 Sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8023-35-7
Dizi
No: 59 / SAVAŞ DİNÇEL
Gürültülü Patırtılı Bir
Hikâye
İstanbul Şehir
Tiyatroları yönetmen ve oyuncularından Savaş Dinçel'in
ünlü tiyatro adamı Shakespeare üzerine yazmış olduğu
oyunu.
Shakespeare'nin yazar
kimliği öteden beri tartışılır; bildiğimiz oyunlarının
başkaları, hatta Bacon, Marlowe gibi yazarlar tarafından
yazıldığı gibi savlar, tiyatro yazın dünyasının hâlâ
gündemindedir. Yazar bu savlardan yola çıkarak fantastik
ve güldürüsü bol bir tartışma oyunu yazmış.
Üç kişilik oyun,
tiyatronun en büyük yazarına yapılmış bu haksız davranışa,
İngiltere'deki Shakespeare Müzesinde, hayali bir mahkemede
geçen sahnelerle eğlenceli, ironik bir anlatımla karşı
çıkıyor.
Oyuncular: 2 erkek, 1
kadın.
1996/ 72 Sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8023-17-9
Dizi
No: 60 / ZEYNEP AVCI /
Gılgamış
Mezopotamya'nın ünlü
ilkçağ kahramanı Kral Gılgamış'ın destanı birçok sanat
eserine kaynaklık etmiştir.
Milattan önce 3000.nci
yıllarda Mezopotamya'nın güneyinde Uruk kentinde hüküm
sürmüş olan Gılgamış'ın günümüze ulaşmış en kapsamlı
destanı, Akad dilinde yazılmış olan tabletlerdir.
Destana göre, karalar ve
denizlerdeki her şeyi bilen, büyük inşaat ustası ve
savaşçı, yarı Tanrı yarı insan olan Gılgamış, ölümsüzlüğü
aramak için tehlikeli bir yolculuğa çıkar.
Zeynep Avcı, işte bu ünlü
destanı eksen alan, Gılgamış üzerine yazılmış oyunlara bir
yenisini daha eklemiş.
Oyun, Gılgamış'ın
ölümsüzlüğü aramak için birlikte yola çıktığı yaban adamı
Enkidu ile dostluğunu ve Enkidu'nun ölümünden sonra da
sürdürdüğü ölümsüzlük peşindeki serüvenini anlatıyor.
Gılgamış, ölümsüzlüğü bu
kez arkadaşı Enkidu'ya ulaşabilmek için arar. Nuh'dan
ölümsüzlük otunu alarak tekrar dünyaya gelmek, büyümek,
gençleşmek ve Enkidu ile karşılaşıp onunla arkadaşlığını
sürdürmek ister.
Gılgamış, aynı zamanda
iki farklı adamın, bir kralla bir yaban adamının, sağlam,
güçlü dostluğunun da destanıdır.
Oyuncular: 12 erkek, 7
kadın.
1996/96 Sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-8023-33-0
D. No:
61/ FRANK WEDEKİND / TOPLU OYUNLARI 1
Lulu / İlkbahar Uyanışı
Türkçesi: Aziz Çalışlar
– Nesrin Kazankaya
Bertolt Brecht'in,
"Tolstoy ve Strindberg'le birlikte yeni Avrupa'nın en
büyük öğretmenlerinden biri," dediği Wedekind, yarattığı
yabancılaştırma yöntemiyle Bertolt Brecht'i etkilemiş,
Alman dışavurumculuğunun öncüsü olmuştur. Alman
tiyatrosunun temel taşlarından biri kabul edilen yazarın
oyunları, bugüne dek Türkçeye çevrilmedi, ülkemizde
oynanmadı.
Lulu, toplumsal ahlak
yasalarının doğal ahlaka aykırılığını ve çarpıklığını bir
kadının kişiliğinde veren, kapitalist toplumda insanın
nasıl "meta" haline gelip para yasalarının egemenliğine
girdiğini anlatan, tiyatro edebiyatında "ilk modern oyun"
sayılan bir yapıt. "Ahlaklılık", "meta ahlakı" olup,
insani ahlakla derin çelişki içindedir. Lulu, bu temel
çelişkiyi anlatır ve "doğal insanî ahlak" ile ikiyüzlü
burjuva ahlakını karşı karşıya getirir.
İlkbahar Uyanışı, üç
gencin ilk cinsellik uyanışını sergilerken toplumdaki
tabuları yıkmayı zorlar; zamanın eğitim sistemine keskin
eleştiriler getirir; bu nedenle oyun, zamanın
eleştirmenlerince ağır saldırılara uğramıştır. 1906'da
ünlü yönetmen Max Reinhardt tarafından sahneye konan oyun,
bütün bu karşı koymalara rağmen, 20 yıl repertuvarda
kalmayı başarmıştır.
Lulu: 11 er., 7 kad./
İlkbahar Uyanışı: 19 er., 12 kad.
1997/312 sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-8023-00-7
D. No:
62 / W. SHAKESPEARE / TOPLU OYUNLARI 1
Kısasa Kısas / Onikinci
Gece / Venedik Taciri
Türkçesi -Uyarlayan:
Zeynep Avcı
Tiyatro tarihinin en ünlü
ustası Shakespeare'nin üç oyunu, Zeynep Avcı'nın yeni bir
yorum-uyarlama çalışması ile birarada.
Tiyatro edebiyatının bu
büyük yazarının oyunları, eskiden beri birçok tiyatro
yazarı, yönetmeni, çevirmenine tükenmez bir "yeniden
yaratım" kaynağı oluşturmuştur. Her ülkede Shakespeare'nin
oyunları bire bir çevrildiği kadar, değişik yorum ve
uyarlamalarla ülke diline yeniden kazandırılmıştır.
Zeynep Avcı bu üç oyunu,
İngilizce asıllarından, Fransızca uyarlamalarından ve
Türkçedeki çevirilerinden yararlanarak dilimize yeniden
çevirip-uyarlamış. William Shakespeare'in bu üç oyunu da
romantik komedyalarından; bunlar, romantik gerçekçilik
türünde derinliği olan, her tür seyirciye yönelebilen,
seyircide komik ama buruk bir tat bırakan, seyirciyi
güldürürken düşündüren oyunlar.
Kısasa Kısas: 15 er., 7
kad./ Onikinci Gece: 10 er., 7 kad./
Venedik Taciri: 13 er., 3
kad.
1996/ 228 Sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8023-36-5
Dizi
No: 63 / ABELARD ve HELOISE / Mektuplar
Oyunlaştıran: Roland
Duncan / Türkçesi: Zeynep Avcı
Pierre Abelard
(1079-1142), Fransız tarihinin Rönesans'ın doğmasına ışık
tutan filozof ve şairlerinden biridir. Şair, ders vermek
için 20 yaşlarında, genç, güzel, kültürlü ve akıllı bir
kadın olan Heloise ile tanışır; bu tanışma giderek
aralarında ömür boyu sürecek bir aşka dönüşür.
Bu yakınlaşma sonucunda
ikisinin bir erkek çocukları doğar; evlenmemiş
olduklarından, bu durum Heloise'nin dayısı tarafından
kızgınlıkla karşılanır ve dayı Fulbert, zor kullanarak
Abelard'ı hadım ettirir. Bu olaydan sonra iki sevgili ayrı
ayrı iki manastıra sığınırlar. Manastırda yaşadıkları bu
dönemde birbirlerine yazdıkları Latince aşk mektupları,
12. yüzyıldan bu yana, değişik yorumlarla Fransızca'ya
çevrilir ve birçok sanatçıya esin kaynağı olur.
Fransız tarihinin en iç
burkucu olaylarından biri olan bu dramatik aşk öyküsü,
İngiliz yazar Ronald Duncan tarafından yalın, akıcı bir
dille oyunlaştırılmış. İki sevgilinin yaşam öyküleri ve
birbirlerine yazdığı aşk mektuplarından yola çıkarak
Duncan tarafından yazılan bu şiir-oyun metni, sekizyüz
yıldır insanları duygulandıran bu dramatik olağandışı
öykünün duygu yoğunluğunu en iyi yansıtan çalışmalardan
biri.
Oyuncular: 1 erkek, 1
kadın.
1996 (1. Bas.), 2002 (2.
Bas.) 11.5x19.5 cm. ISBN 975-8106-01-5
D. No:
64 / GÜNGÖR DİLMEN / TOPLU OYUNLARI 3
KISA OYUNLAR
Küp Hamit / Avcı Karkap /
Ayak Parmakları /
Galea ile Pigmolin /
Toplar ve Paşalar / Misyoner / Afyon Savaşı
Tiyatro edebiyatımızın
ustalarından ve dilimizi sahnede en iyi kullanan
yazarlardan olan Güngör Dilmen'in ibret oyunları türünde 7
kısa oyunu birarada.
Günümüze dek kitap
halinde yayımlanmamış bu oyunlar, ülkemizin ve tüm
insanlığın ortak sorunlarını işliyor. Oyunların sosyal,
tarihsel ve politik yapıdaki bu temaları, yazarın kendine
özgü fantastik, şiirsel tiyatro diliyle anlatılıyor;
sorunların evrensel boyutları bir kez daha ortaya
çıkarılıyor.
Usta yazarın 7 oyunundan
oluşan bu kitap, genç tiyatrocuların deneysel sahne
çalışmaları için güvenle başvuracakları bir kaynak kitap
özelliğinde.
1996/108 Sayfa/10x18.5
cm. ISBN 975-8106-02-3
Dizi
No: 65 / GEVHER MURAD / Külahlı Bey Külahsız Bey
Türkçesi: Dr. Mehmet
Kanar
Asıl adı Gulam Hüseyn-i
Sâidi olan İranlı yazar, Batı'da, oyunlarında kullandığı
Gevher Murad (1935-1985) takma adı ile tanınmakta. Oyun,
İran'ın Hümeyni Devrimi'nden önceki yaşam ve davranış
biçimlerini sergiliyor. Ülkesinde öykü ve oyunları çokça
yayımlanmış, oynanmış bu çağdaş yazar, ülkesindeki İslami
Devrim'den sonra Fransa'ya yerleşip yaşamını orada
tamamlamış.
Sıradan insanın gündelik
yaşamına kara mizahla bakan Gevher Murad, yapıtlarında
insanın toplumsal gelişmeler, değişimler karşısındaki
duyarsızlığını, aymazlığını eleştirmiş ve 1960-1970'li
yılları İran'ının tüm sosyo-ekonomik panoramasını
başarıyla yansıtmıştır. Külahlı Bey-Külahsız Bey,
bireysel karar verme-tavır alma bilinci ve becerisinden
yoksun toplumun, korku-güvensizlik-özveri eksikliği ile
biçimlenen sosyo-psikolojik yanlarını, tiyatronun anlatım
olanakları içinde, etkili bir biçimde ele alıyor. Toplumun
çeşitli kesimlerinden seçilmiş ilginç kişilikler
aracılığıyla geliştirilen bu olay örgüsü, toplumsal
davranışlara eleştirel bir bakış açısı getirmekte.
Oyuncular: 12 erkek, 4
kadın.
1996/ 72 Sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8023-05-8
Dizi
No: 66 / ROLAND TOPOR / Joko'nun Doğum Günü
Türkçesi: Mine G.
Saulnier
Roland Topor (1938- 1997)
çok yönlü çağdaş bir Fransız sanatçısı: ressam, desinatör,
grafiker, roman-öykü yazarı, şair, kostümcü, dekoratör,
senarist, tiyatro yönetmeni, film yönetmeni ve de oyun
yazarı. Topor'un sanatından, "Sanatı, acımasızla absürdün
karıştığı, çarpıcı bir kara mizah içerir. Yapıtlarında
açıkça görülen şiddet ögesine karşın, 19. yüzyılın
gravürcülerini andıran bir şiir vardır," diye söz ediyor
ansiklopediler.
Yazarın 1969 yılında
yazdığı aynı adlı öyküsü Fransa'da bir Edebiyat Ödülü
almış. Öyküsünü oyun haline getiren yazar, halkın sırtına
binip halkı ezen, horlayıp onun onurunu kıran bir kesimle
halkın nasıl iç içe mutlu yaşadığını anlatan acımasız bir
kara mizah örneği veriyor.
Oyun, ekonomik baskılar
altında ezilmiş insanların bu düzeni nasıl benimseyip,
egemenlerle uyum içinde yaşamlarını sürdürdüklerini
anlatırken, "sadizm" ve "mazoşizm"in insanların iç
dünyalarında yer ettiği şaşırtıcı boyutlarını da
sergiliyor. Oyunun öyküsü ve mizahi yapısı, ülkemizin
gerçekleri ile tıpatıp örtüşmesi bakımından da ilginç.
Oyuncular: 6 erkek, 2
kadın.
1996/ 72 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-06-6
Dizi
No: 67 / ALİ BERKTAY / Kerbela
Ali Berktay, bir
tiyatrocu. Fransa'da Ayşe Emel Mestçi ile Halk Oyuncuları
topluluğunda beraber çalışmış. İlk oyunu, 1993 yılında
Avignon Festivalinde, bu toplulukça A. Emel Mestçi'nin
rejisi ile, Fransızca olarak sahnelenmiş: Dünyaya Atılan
Çığlık.
Kerbela, 1996/Bakırköy
Bel. Oyun Yazma Yarışması'nda Büyük Ödül'ü almış. Oyun,
herkesçe bilinen, dini ve tarihsel bir olayı anlatırken,
koşullanmış bir düşüncenin izine düşmüyor; bu duyarlı
konuyu istismara kalkıp, şablonların içine girmiyor. Tam
tersine, ortak kültürümüzün bu önemli tarihsel olayını,
oyunun ana ekseni seçip, evrensel insani duygu ve
davranışlara eleştirel bakarak, kişilik ve ahlak
çatışmalarının doğru sonuçlarını ortaya koyuyor.
Kerbela'da ezen ile
ezilenin, ikiyüzlülükle mertliğin, acımasızlıkla
sevecenliğin, ahlaki değerlere bağlılıkla önlenemez
iktidar hırsının çatışması, oyunun akıcı ve etkileyici
kurgusu içinde destansı bir üslupla sergileniyor. Oyunun
bu devinimi içinde, ülkemizin bugünkü gerçekleri ile
paralellikler de bulunuyor. Böylece yazar, efsaneleşmiş
tarihsel bir olayın yüzyılımızdaki izdüşümlerini
göstererek, sanatsal yaratının evrenselliği yakalama
özelliğinin başarılı bir örneğini de veriyor.
Oyuncular : 2 erkek, 11
kadın, halk, cinler, turnalar, muhafızlar.
1996/ 108 Sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-09-0
Dizi
No: 68 / EUGÈNE IONESCO / TOPLU OYUNLARI 1
Amédée / Ölüm Oyunları /
Macbett
Türkçesi: Prof. Hasan
Anamur
Absürd tiyatronun başlıca
temsilcilerinden olan Ionesco (1904-1994), grotesk ve
gerçeküstü ögeleri kullanarak sıradan burjuva yaşamını
eleştirmiştir.
Amédée, evlerindeki bir
ölüden kurtulmak için çare arayan bir karı kocanın gülünç
ve trajik serüveni. Aslında yazar, karı koca arasındaki
evrensel mutluluk/mutsuzluk sorunsalını irdeliyor.
Ölüm Oyunları, yazarın
çokça işlediği ölüm düşüncesini anlatırken güldürü
ögeleriyle trajik olanı biraraya getiriyor. Oyun, çeşitli
ölüm türlerini gösteren birçok oyundan oluşuyor. Yazar,
ölümün soğukluğuna karşı sevgi ile direnilebileceğini
vurguluyor.
Macbett, Shakespeare’in
Macbeth’inden esinlenilerek yazılmış bir oyun.
İnsanlardaki iktidar duygusunu insanoğlunun karayazgısı
olarak ele alıyor. Oyun, devlet yöneticilerine karşı
acımasız bir eleştiri getiren buruk bir güldürü.
Amédée: 8 er., 5 kad./
Ölüm Oy:: 12 er., 10 kad./Macbett: 21 er. 8 kad., halk.
1997/ 336 sayfa/10x18.5
cm. ISBN
975-8106-10-4
D.No:
69/ CUMA BOYNUKARA / TOPLU OYUNLARI 1
Günaydınlara Uyanmak /
Çok Geç Olmadan / Muhtaro
Cuma Boynukara, Güneydoğu
Anadolu’dan bir oyun yazarı; yazdığı oyunlar çeşitli
kurumlardan ödül almış. Yazar, doğup büyüdüğü bölgenin
yaşamını ve sorunlarını, kendi toplumuna olan
duyarlılığını ince bir hüzün ve buruk bir mizah içinde
anlatıyor.
Günaydınlara Uyanmak
(1995 Bakırköy Bel. Övgüye Değer Oyun Ödülü), orta halli
bir ailenin iki oğlunun, ülkenin farklı düzlemlerdeki iç
çatışma ve terör olaylarından, trajik sonla biten
etkilenişlerini anlatıyor.
Çok Geç Olmadan (1993
Kültür Bakanlığı Ödülü), Güneydoğu’daki çatışmalarda iki
taraftan birbirine düşman edilen iki insanın, zorunlu
birliktelik ortamında, aralarında içten içe gelişen
dostluk duygularını yansıtırken, bu çatışmanın
anlamsızlığını gösteriyor.
Muhtaro (1991 Salihli
Bel. Övgüye Değer Oyun Ödülü), bir köy muhtarının,
Güneydoğu’daki korucu olgusunu, kendi köylülerini sömürme
aracı olarak nasıl kullandığını sergiliyor.
Günaydınlara Uy.: 12 er.,
3 kad./ Çok Geç Ol.: 13 er.,/Muhtaro: 22 er., 3 kad.
1997/ 168 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-12-0
Dizi
No: 70/ ERHAN GÖKGÜCÜ / TOPLU OYUNLARI 1
Gerçek Kurbanın Acısı /
Duyarlık Üzerine Vivaçe
Erhan Gökgücü, yaşamını
tiyatroya adamış bir tiyatro sanatçısı; oyuncu, yönetmen
ve oyun yazarı.
Gerçek Kurbanın Acısı
(1996, Bakırköy Bel. Oyun Yazma Yar. 1.lik Öd.), kurulu
düzeni değiştirmeye yönelik düşüncelerinden dolayı idam
edilen bir gencin, gerideki sevdiklerine bıraktığı acıları
anlatır. Gencin ölüme gidişini yaşamış sevgilisi, bu
olaydan oluşturulmuş senaryonun filminin çekilmesi
sürecinde geçmişi bir kez daha yaşar. Oyunda, kadının bu
olaydan duyumsadığı acı ve hüzün ile, film çekimi işini
duyarsızca sürdüren film ekibi arasındaki duyarlık
farklılıkları sergilenmekte.
Duyarlılık Üzerine
Vivaçe’de (1995, Bakırköy Bel. Oyun Yazma Yar. 2.cilik
Öd.), yazdıkları nedeniyle gizli bir örgütün üyesi
varsayılarak gözaltına alınıp işkence görmüş bir yazarın
içine itildiği karamsar ortamdan sevgi ve iletişim yoluyla
kurtuluşu anlatılır.
Yazarın bu iki oyunu da,
baskıyla sürdürülen duyarsız ve acımasız bir düzene karşı,
insandan yana ve sevgiye, sevecenliğe, hoşgörüye dayalı
çağdaş bir görüşü duyarlılıkla savunan, toplumsal
davranışlarımıza eleştirel bakan oyunlar.
Gerçek Kurbanın Acısı: 5
er., 5 kad./ Duyarlılık Ü. V.: : 1 er., 1 kad.
1997/ 108 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-16-3
Dizi
No: 71 / AİSKHÜLOS–SOFOKLES
ESKİ YUNAN TRAGEDYALARI.
1 - Persler / Antigone
Türkçesi (Eski Yunanca
asıllarından): Güngör Dilmen
Yunan tragedya sanatının
babası kabul edilen Aiskhülos Persler’de, kendisinin de
katıldığı Salamis Deniz Savaşı'nı (İ.Ö. 480) ve bunun
sonuçlarını anlatır. Bu savaş, o dönemde demokratik bir
yönetime sahip Atina kenti halkının, demokratik yolla
seçtiği önderlerinin kumandasında, sayıca kendilerinden
çok üstün Pers ordusuna ve istilacı Pers Kralına karşı
verdikleri "özgürlük" savaşıdır.
Antigone, Aiskhülos'tan
sonraki en ünlü tragedya yazarı Sofokles'in Thebai
Üçlemesi'nin son oyunudur. Üçleme'nin her oyunu ayrı bir
oyun olarak oynanmaktadır. Oyun, kadın başkahraman
Antigone'nin, ölmüş kardeşi Polüneikes'in Kral Kreon
tarafından ceza olsun diye gömdürülmemesi, cesedin açıkta
bırakılarak kurda kuşa yem edilmesi emrine direnişinin
öyküsüdür.
Antigone'nin onurlu
direnişi, çağımızda hâlâ gündemde olan, "insan hakları"
için verilen mücadelenin tiyatro sanatındaki ilk örneği
sayılmaktadır.
Persler: 3 er., 3 kad.,
yaşlılar korosu /Antigone: 6 er., 2 kad., Thebaililer
korosu.
1. Bas., 1997; 2. Bas.
2002/ 126 s./11.5x19.5 cm.
ISBN 975-8106-18-X
Dizi
No: 72 / ÜLKÜ AYVAZ / Külhanbeyi Operası
Ülkü Ayvaz, günümüz Türk
tiyatrosunun genç yazarlarından; öyküleri ve çocuk
oyunları da bulunan yazar, gerçekleri yansıtırken düşe,
fanteziye yer veren oyunları ile tanınmakta.
Külhanbeyi Operası,
1900'ların başlarından Kurtuluş Savaşımıza kadar uzanan
bir dönemin İstanbul'unu şarkılı, müzikli, danslı ve
eğlenceli bir biçimde sergiliyor.
O dönemin devlet
ricalinin gazetelere baskı kurmak için giriştikleri
entrikalar, halkın ve tulumbacı takımının yaşamları ve
külhanbeyler anlatılırken, ilk kadın tulumbacı Behiye'nin
serüveni de veriliyor.
Oyun ayrıca, Osmanlı'ya
ilk kez giren, evlerin yangına karşı sigortalanması
işleminin, devlet erkânı tarafından vurgun aracı olarak
kullanma girişimlerine de değinerek, Osmanlı devlet
adamlarının çağdaş yeniliklere karşı olumsuz tavırlarını
dile getiriyor. Külhanbeyi Operası, Osmanlı
İmparatorluğunun son çöküş dönemini sergileyen şarkılı,
atışmalı, danslı, eğlenceli fantezilerle donanmış bir
oyun.
Oyuncular:
Çeşmemeydanlılar, Kadırgalılar, Hobyarlılar, Gazeteciler,
Paşalar, Paşa Kızları,
Kabadayı Reisleri.
1997/ 80 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-14-7
Dizi
No: 73 / TUNCER CÜCENOĞLU / Boyacı
Tuncer Cücenoğlu, son
yıllarda üst üste yazdığı oyunlarla tiyatro edebiyatımızı
zenginleştiren bir yazarımız.
Boyacı, yazarın son iki
oyunu Helikopter ve Şapka’da yakaladığı güldürü öğesini
başarıyla kullandığı bir oyunu.
Üç bölümden oluşan oyun,
beş günlük bir süre içinde ve boyanmak üzere bir boyacıya
teslim edilen bir doktor muayenehanesinde geçiyor. Oyunda,
ustaca kullanılmış olaylarla sahne üzerinde yoğun bir
trafik yaratılıyor, merak atmosferi geliştirilip seyirciyi
güldürecek entrikalar ortaya konuyor. Oyunda ele alınan
olayların adım adım gelişmesi, güldürüdeki merak ögesinin
dozunu dengeliyor. Bütün bu yapısıyla oyun, tiyatro
sanatındaki ‘dolantı komedisi’ türünün yetkin bir örneğini
oluşturuyor.
Yazar, "Bu oyunumla,
‘Yeni Dünya Düzeni’nin ülemizdeki yansımalarını göstermeye
çalıştım; 2000'li yıllara çok az kala, yeni bir ahlak
anlayışı ile biçimlenen yeni insanımızın artık hiçbirimizi
şaşırtmayan serüvenini anlattım," diyor. Cücenoğlu bu son
oyunuyla, usta kurgusu, ince alayı, eleştirel toplumsal
yaklaşımı ile tiyatromuza yeni ve soluklu bir yapıt
kazandırmış.
Oyuncular: 7 erkek, 3
kadın.
1997/ 96 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-11-2
Dizi
No: 72/ EUGÈNE IONESCO / TOPLU OYUNLARI 2
Kel Şarkıcı (Kel Kantocu)
/ Ders
Türkçesi: Prof. Hasan
Anamur
Eugène Ionesco
(1912-1994), oyunlarındaki içerik ve anlatım
özellikleriyle, tiyatro sanatına yeni bir anlayış
getirmiş, bu alanda devrim sayılabilecek değişim
gerçekleştirmiş, absürd tiyatro akımını yaratmış öncü bir
tiyatro yazarıdır.
Kel Şarkıcı, yazarın ilk
oyunudur. Geleneksel tiyatro anlayışını aşan bu oyun,
temelde dilsel karşıtlıklar ve dilin iletişim
kurulmasındaki yetersizliği üzerinde durur. Dünya tiyatro
tarihinde özel bir yeri olan bu oyun, absürd tiyatro
akımının ilk ürünü sayılmaktadır.
Ders, yazarın ikinci
oyunudur; farstan bürlekse uzanan her tür güldürü ögesini
içerir, ama oyunun trajik boyutu da vardır. Oyun,
görünürde aritmetik ve dilbilim alanlarında verilen
kendine özgü bir "ders" çevresinde kurulmuştur; ancak
oyuna, temelde cinsellik ögesi egemendir.
İlk gösterimlerinde ilgi
görmemiş olan bu iki oyun, yazarın "keşfi"nden sonra çok
ünlenmiştir; iki oyun da 1957'den beri, Fransa-Huchette
Tiyatrosunda aralıksız 46 yıldır oynanmaktadır.
Kel Şarkıcı: 3 er., 3 kad./
Ders: 1 er., 2 kad.
1997/ 120 sayfa/ 10x18.5
cm ISBN 975-8106-15-5
Dizi
No: 75 / TURGAY NAR / TOPLU OYUNLARI 1
Çöplük / Şehrazat'ın
Oyunu / Kuyu / Terzi Makası
Turgay Nar, şairliği ile
birlikte oyun yazarlığını da sürdüren ve oyunlarında şiir
diliyle tiyatro dilini buluşturma becerisiyle ilgi çeken,
son dönemin başarılı genç yazarlarından biri.
Çöplük, 1995'de ilk
sergilenişinde çok olumlu eleştirilerle birlikte çok da
ödül almış, “1995-Yılın Oyunu” seçilmiş bir yapıt. Oyun,
çöplük motifini kullanarak, günümüz dünyasının kokuşmuş
düzenini acımasızca eleştiriyor. Oyundaki üç kişi
aracılığı ile kimliğimiz, toplumumuz, yaşadığımız dünya,
açgözlülüğümüz, cinsel şehvetimiz, içimizdeki kin ve
nefret ile cinayetler, kıyımlar, soygunlar ve suç-ceza
olguları sorgulanıyor.
Şehrazat'ın Oyunu, ünlü
Binbirgece Masalları'ndan esinlenilerek yazılmış bir oyun.
Sanatçı ile iktidarı elinde tutan egemen kişiler
arasındaki çatışmayı öne çıkarıyor.
Kuyu ve Terzi Makası iki
kısa oyun. Oyunlarda, aile içi şiddet ve baskı olgusu ile
bireyin yalnızlık duygusu anlatılıyor.
Çöplük: 2 er., 1 kad./
Şehrazat'ın Oyunu: 3 er., 4 kad., köleler/
Kuyu: 2 er., 1 kad. /
Terzi Makası: 1 er., 1 kad.
1997/ 186 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-19-8
Dizi
No: 76 / MEMET BAYDUR / TOPLU OYUNLARI 4
Elma Hırsızları /
Yalancının Resmi /
Genel Anlamda Öpüşme /
Çin Kelebeği
Yazdığı oyunların sayısı
20'yi aşmış olan, son dönemin önde oyun yazarlarından, ne
yazık ki 2001’de kaybettiğimiz Memet Baydur'un bu
kitabında son oyunları bulunuyor.
Elma Hırsızları, Prof.
Faruk Erem'in Bir Ceza Avukatının Anıları adlı kitabından
yararlanılarak yazılmış bir oyun.
Gerçek olaylara dayanan
öykülerden derlenen oyun, toplumumuzun sosyo-ekonomik ve
kültürel yapısının ibret verici bir kesiti. Yazar, bu
gerçek epizodların içinde, adaletle hukuk arasındaki
ilişkinin boyutlarını irdeliyor.
Yalancının Resmi, bir
denizcinin özel yaşamından yola çıkarak oluşturulmuş,
"yalnızlık" üzerine esprili, duygulu, incelikli bir oyun.
Dünyadaki birçok ünlüyle tanışık olduğunu ileri süren
gemicinin öyküsü, sevimli, eğlenceli ve hüzün verici…
Genel Anlamda Öpüşme ile
Çin Kelebeği kısa oyunlar. Her iki oyun, dünya var oldukça
sürecek olan ezeli kadın-erkek ilişkilerinin sorgulanması
üzerine bir çeşitleme.
Elma Hırsızları: 22 er.,
7 kad./ Yalancının Resmi: 1 er., 1 kad./
Genel Anlamda Öpüşme: 1
er., 3 kad./ Çin Kelebeği: 3 er., 1 kad.
1997/ 132 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-20-2
Dizi
No: 77 /ALİ H. NEYZİ / TOPLU OYUNLARI 1
Alas Hatun /
Yardirektörün Eşi / Mektuplar
Alas Hatun, ünlü Dede
Korkut öyküsünden esinlenilerek yazılmış bir manzum oyun.
Oyunun anlatımında kullanılmış olan koro ve oyunun üslubu
klasik Yunan oyunlarını çağrıştırıyor. Alas Hatun’un ana
teması olarak "kadercilik" seçilmiş.
Yardirektörün Eşi,
yazarın öğrenim gördüğü Robert Kolej günlerine ait
olaylardan ve gözlemlerinden yola çıkarak yazdığı, konusu
tiyatro üzerine olan bir oyun. Oyunda İstanbul’a yerleşmiş
yabancı öğretim görevlilerin yaşamı anlatılıyor.
Mektuplar, iki tiyatro
sanatçısı kadının, sanatsal yaşamlarında zaman içinde
geçirdikleri değişimleri yansıtan bir oyun.
Alas H.: 4 er., 3 kad., 1
oğlan, 1 kız çocuğu, kadınlar ve erkekler korosu/
Yardirektörün Eşi: 8 er.,
4 kad./ Mektuplar: 2 kadın (1 kadın da olabilir)
1997/192 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-08-2
Dizi
No: 78 / TAMER LEVENT / Ya Tutarsa
Tiyatro oyuncusu,
yönetmeni ve yöneticisi olan Tamer Levent, ünü yurtdışına
da yayılmış bulunan Nasrettin Hoca’mıza ait bir fantastik
öykü anlatıyor.
Oyunda Nasrettin Hoca,
dünyanın bazı ünlülüleri ile, Don Kişot romanı ve
Mahabarata destanı kahramanları ve Yunan filozofu Diyojen
ile karşı karşıya getiriliyor. İmgesel bir uzamda ve
zamanda geçen oyunda kahramanlarımız, insanı da çevresi de
yozlaşmış, kirlenmiş bu ortamda, erdemin, hoşgörünün,
sevginin ve barışın yolunu gösteriyorlar. Oyunda, yukarda
sözü edilen eserlerden kısa alıntılar bulunmakta.
Gülmeceyle dolu öyküleri ve halkımızın bilge kişiliğini
yansıtan davranış ve sözleri ile, yaşadığı dönemden
gelecekteki imgesel çağlara götürülen Nasrettin Hoca’mız,
o bilinen ince eleştirel tavrını ortaya koymaktan yine
geri durmuyor.
Oyuncular: 13 erkek, 8
kadın, 2 çocuk.
1997/ 60 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-22-6
Dizi
No: 79 / MÜJDAT GEZEN / Salak Oğlum
Ortaoyununa ait bütün
ögeler kullanılarak yazılmış bu oyun, sahne düzeni ile de
aynı türün özelliklerini taşıyor. Dekor iki paravan ve bir
iki hasır sandalyeden oluşuyor. Bir evlenme öyküsü
çevresinde mahalleli tipler tanıtılır; konuşmasında
cümledeki fiilleri hep ters söyleyen (olumluyu olumsuz,
olumsuzu olumlu fiil olarak) kişiyle ve tekerlemeler,
kelimele benzetmeleri yolu ile gülmece atmosferi
yaratılırken, bu arada sonradan görme, parasıyla her şeye
sahip olacağını sanan kaba saba insanlarla iyi niyetli,
alçakgönüllü, sevecen insanların karşılaştırılmaları
sergilenir.
Oyuncular: 9 erkek, 4
kadın.
1997/ 60 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-25-2
Dizi
No: 80 / BEHİÇ AK / Ayrılık
İstanbul Şehir
Tiyatrolarında, 1996/97 döneminde sahnelenen bu oyun,
Afife Jale Ödüllerinden "En İyi Yazar Ödülü"nü almış
bulunmaktadır.
Oyunda, evliliklerine son
vermiş olan bir çift, biraraya geldikleri bir gün, evli
oldukları dönemdeki geçmiş ortak yaşamlarını tartışırlar.
Bu tartışma, artık özgür oldukları için rahatça
konuşabilmeleri nedeniyle, birlikte yaşadıkları o
günlerdeki davranışlarının bütün çelişkilerini,
gülünçlüklerini, erkek-kadın ilişkilerindeki
tutarsızlıklarını ortaya döker. Ayrılık, kentte yaşayan
çağımız insanını anlatan, iki kişilik ironi dolu bir
güldürü.
Oyuncular: 1 erkek, 1
kadın.
1997/ 72 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-21-x
Dizi
No: 81/ MÜJDAT GEZEN / Babam
Sanatçı Müjdat Gezen bu
oyununda bir tiyatro sanatçısının yaşamından aldığı öykü
ile sevginin, hoşgörünün insan yaşamındaki önemini
sergiliyor. Dağılmış bir sanatçı ailenin bireyleri, yirmi
yıl kadar sonra yine sanat aracılığıyla biraraya gelir.
Yeni kuşaktan sanatçı kızlarının film çekimi amacıyla
yarattığı bu buluşma, dağılmış ailenin eskisi gibi
birlikte olmalarıyla sonuçlanır.
Müjdat Gezen, bu sade
öyküyü esprili, akıcı ve sevecenliğin egemen olduğu bir
tiyatro diliyle anlatıyor.
Babam, 1997- Bakırköy
Belediyesi Oyun Yazma Yarışması, Özgün Dalda Başarı Ödülü
almıştır.
Oyuncular: 6 erkek, 4
kadın.
1997/ 72 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-27-9
Dizi
No: 82 / FUNDA GİNYOL / Konstantiniye’nin Güneşi
Genç oyun yazarı Funda
Ginyol (Özşener) birçok yarışmada ödül almış üretken bir
yazarımız.
Kostantiniye’nin Güneşi,
İstanbul’un Osmanlılar tarafından alınmasına ait
hazırlıkların yapıldığı zamana ait bir tarihsel oyun.
Oyun, 1452'de başlayan
Bağazkesen Hisarının yapımı ile Osmanlı tarafına geçen
Macar topçu Urban’ın yaptığı topla ilk geminin batırılışı
arasındaki zaman diliminde geçer. Oyunda Bizans’ın
yönetimi, sosyal ve idari yapısı metaforik göndermelerle
anlatılıyor. İhanetlerle, aldatmalarla, dedikodularla,
kişisel çıkarlarlarla yönetilen bir kentin öyküsü. Yazar,
tarihsel bir olgudan bugüne uzanan bir kurgu ile, insani
değerlerin çelişkili yapısını irdeliyor.
Funda Ginyol’un bu oyunu,
1997-Bakırköy Belediyesi Oyun Yazım Yarışması’nın Büyük
Ödülünü almıştır.
Oyuncular: 6 erkek, 2
kadın, gemiciler, askerler.
1997/ 72 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-30-9
Dizi
No: 83/ DİNÇER SÜMER / TOPLU OYUNLARI 2
Gecenin Kulları /
Memuroğlu Memur
Gecenin Kulları, ezilmiş
insanların dramını anlatan bir oyun. Oyundaki kişiler,
otelde kalan kadınlarla otele gelip bu kadınlarla ilişki
kuran erkeklerdir. Oyun, onur ve namus adına yapılan
mücadelelerle gelişir ve bu mücadele bazıları için yıkım,
bazıları içinse mutlulukla son bulur.
Memuroğlu Memur, uzun
yıllardır devam eden yaşam biçimini sonunda değiştirmeyi
başarmış bir erkeğin öyküsüdür. Toplumla ilişki kuramamış,
hep başkaları için çalışmış, itilip kakılmış bir yaşam
biçiminden, canlı, güçlü, keyifli bir hayat kadınının
etkisi ile kurtulan oyun kahramanı, kendi istediği gibi
yaşayabileceğini keşfeder; bu kararı, onun yeni bir yaşam
biçimine geçmesini sağlar. Memuroğlu Memur, 1993 Kültür
Bakanlığı Ödülünü almıştır.
Gecenin Kulları: 6 er., 7
kad./ Memuroğlu M.: 11 er., 8 kad.
1997/ 120 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-29-5
Dizi
No: 84 / MÜJDAT GEZEN / Gırgırıye
Sanatçı Müjdat Gezen,
Sulukule’de kendilerine özgü anlayış ve gelenekleriyle
yaşayan insanların yaşamlarını, eğlencelerini televizyon
dizilerinde, filmlerde başarıyla yansıtmıştı.
Gırgırıye’de sanatçı bu
kez, aynı konuları, bu coşkulu ve sevimli tipleri, onların
kendi aralarındaki ilişkileri, evlenme maceralarını,
kavgalarını eğlenceli biçimde tiyatro sahnesine taşıyor.
Gırgırıye, ülkemizde beraber yaşadığımız bu insanları
sahneye getiren müzikli, eğlenceli bir oyun.
Oyuncular: 14 er., 4 kad.,
Mahalleli, Dansçılar, Çalgıcılar
1997/ 72 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-28-7
Dizi
No: 85/ EŞBER YAĞMURDERELİ / Akrep
Akrep, Eşber
Yağmurdereli’nin, hapishanede yaşadığı olaylardan yola
çıkarak yazdığı gerçek bir trajik öykü.
Akrep, hapishanede hukuk
dışı bir uygulamaya tanık olmuş eli kolu bağlı bir
hukukçunun insani duyarlılığının oyunu. Oyundaki Birinci
Mahkûm (Yazar), düşüncelerini, anılarını yalnızlığını
gidermek için kullanmasını bilen, körlüğüne rağmen
"görmeyi" öğrenmiş sıra dışı bir insan. İkinci Mahkûm ise,
içgüdüleriyle yaşayan, "görmeyi" öğrenememiş sıradan bir
insan. Bu iki insanın bir iki günlük birliktelikleri
onları insan olma ortak noktasında birbirine yaklaştırır.
Artık insan onuruna sahip çıkmada, umutlarda
birleşmişlerdir. İkinci Mahkûm ölüme giderken iki gün
önceki adam değildir; bir dönüm noktası yaşamış, baştan
sona değişmiştir.
Akrep, hepimizin
vicdanını sarsan, insanlık dışı eylemlerin sahneye
getirilebilenlerinden yalnızca bir küçük örnek.
Oyuncular: 7 erkek,
gardiyanlar.
(1.Bs.) 1997-(2.Bs.)
1998/ 84 sayfa/ 10x18.5 cm
ISBN 975-8106-32-5
Dizi
No: 86 / IŞIL ÖZGENTÜRK / TOPLU OYUNLARI 1
Küçük Sevinçler
Bulmalıyım / Avluda
Gazeteci Işıl Özgentürk
aynı zamanda kadın sorunları ile ilgilenen öykü ve oyun
yazarı.
Yazar ilk oyununu Küçük
Sevinçler Bulmalıyım’ı 1982’de yazmış ve bu oyun Devlet
Tiyatroları tarafından oynanmıştı. Günümüze tanıklık eden
yazar, bu oyunda insanın, kültür karmaşasını nasıl içine
sindirdiğini, yaşanan acıları ve bütün bunlar arasında
insan duyarlılığını nasıl yitirdiğini anlatır. Oyun, bu
olguya karşı koymak için seyirciye öneriler ulaştırmaya
çalışıyor.
Avluda ise, toplumun
çeşitli kesimlerinden seçtiği kadın tipleri ile bu
kadınların yaşam karşısındaki direnişlerini, acılarını ve
yıkılışlarını anlatıyor. Buradaki kadın öykülerinin hepsi,
yazarın gazetecilik uğraşısı içinde görüp yaşadıklarından
ve derlemelerinden oluşuyor; yazar bunları ince kadınsal
bir duyarlılıkla seyirciye aktarıyor.
Küçük Sevinçler
Bulmalıyım: 1 kadın/ Avluda: 1 kadın.
1998/ 96 sayfa/ 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-41-7
Dizi
No: 87 / ÖZEN YULA / TOPLU OYUNLARI 2
İstanbul Beyaz, Rakı
Rengârenk / Kırmızı Yorgunları /
Gözü Kara Alaturka
Özen Yula, çeşitli sanat
dergilerinde çıkmış yazılarıyla tanınan genç
yazarlarımızdan biri. Yazar bu ikinci kitabını, İstanbul
üzerine üç oyun yazarak sergiliyor.
İstanbul Beyaz, Rakı
Rengârenk, karnındaki bebeğin babasını, sevdalandığı adamı
arayan genç bir kızın öyküsü anlatılıyor.
Kırmızı Yorgunları,
vaktiyle yaşadığı ve daha sonra terk ettiği yerlere geri
dönen bir kadının eskimeyen tutkusunu dramatik sahne
diliyle anlatıyor. Oyunda, yaşamımıza girmiş olan resimli
roman kahramanları da bulunuyor.
Gözü Kara Alaturka ise,
her şeyi alaturkalaştırarak yaşayan insanların sahne
üstünde birer tipleme şeklinde anlatımını başarılı yalın
bir dille gerçekleştiriyor.
Bu üç oyun da, büyük
şehir İstanbul’a düşmüşlerin, büyük şehir İstanbul’da
düşmüşlerin ve düşmüş küçük İstanbul’un hikâyesini hüzünle
dolu, ama aynı zamanda umutlu bir biçimde seyirciye
aktarıyor.
İstanbul… Rengârenk: 10
er., 9 kad., sarhoşlar, travestiler, kumarbazlar,
seyyar satıcılar,
işçiler.
Kırmızı Y.: 2 er., 3 kad./
Gözü Kara Alaturka: 3 er., 2 kad., dış sesler.
1998/ 192 sayfa/ 10 x
18,5 cm. ISBN 975-8106-42-4
Dizi
No: 88 / GÜNGÖR DİLMEN / TOPLU OYUNLARI 4
Deli Dumrul / Akad’ın
Yayı
Güngör Dilmen, oyunlarını
tarihten ve söylencelerden aldığı konuları güncel bir
sorunsallık içinde, daha çok insani tutkular çerçevesinde,
manzum bir dille yazar. Plastik bir oyun yapısı kurmaya
özen gösterdiği oyunları, deneysel tiyatroya çok
elverişlidir.
Deli Dumrul, Dede Korkut
Masallarındaki ünlü efsaneyi günü-müze göndermelerle,
yeryüzündeki adaletin, sevgi, eşitlik ve barışla
kurulabileceğini anlatır. Seyirlik oyun yapısı içinde
anlatılan öykü, günümüzde hâlâ ders alınabilecek bir ‘bir
ibret oyunu’ olarak karşımıza çıkıyor.
Akad’ın Yayı ise Fenike
efsanesinden alınmış bir metin. Öldürücü bir silahı, savaş
tehdidi yerine barış gücü için kullanmayı tercih eden,
böylece de toplum dışına itilmekten kurtulamamış bir
adamın öyküsü. Kahramanın tüm evrene, ‘barış’la savaş
açması, yazarın kendine özgü yalın ve özenli sahne diliyle
anlatılıyor.
Deli Dumrul: 4 er., 2 kad.,
bezirgânlar, köylüler, kadınlar,
Akad’ın Yayı: 7 er., 2
kad., yurttaşlar, davalılar, davacılar.
1998/ 168 sayfa/ 10 x
18,5 cm.
Dizi No: 89/ J.
WOLFGANG von GOETHE / Urfaust
Dünya edebiyatının en
büyük yazarlarından biri olan Goethe (1749-1832),
başyapıtı olan ilk bölümlük Faust adlı tragedyayı yaklaşık
60 yılda kaleme almış, son yıllarına ait anılarında bu
çalışmadan hep "asıl işim" diye söz etmiştir. Faust’un
birinci bölümü 1808, ikinci bölümü de 1832'de yayımlandı.
Bu eser, 1480-1540
yılları arasında Almanya’da yaşamış olan Georg Faust’un,
daha sonraki yıllarda neredeyse mite dönüşmüş yaşamına
dayanır. G. Faust, o zamanın moda bilimleri olan tıp ve
astroloji alanında çalışmış, bu çalışmalarını şarlatanlığa
kadar götürmüş, bu da halk arasında söylencelere yol
açmıştır. Faust söylencesi ilk kez, onun ölümünden 47 yıl
sonra Historia von D. Fausten adlı kitapta yazılı metin
haline gelmiştir. Bu metinde Faust şeytanla işbirliği
yapar. Faust, özgünlüğü ve zaaflarıyla kötülüğün pençesine
düşen modern insanın tragedyasıdır.
Urfaust adıyla bilinen
metin, Goethe tarafından hazırlanmış ilk Faust metni olup,
daha çok bir aşk tragedyası niteliğindedir. Ancak bu
metinde, sonraki asıl Faust’da ayrıntılı biçimde
incelenecek olan temaların özü bulunmaktadır. Bu metinde
Faust, genç bir bilim adamıdır. Önce bilgide, daha sonra
aşkta bütün sınırların ötesine geçme özlemi, bu özlemin
etkisiyle suça kayma gibi temalar sonraki asıl Faust’un
temalarının öncüleridir.
Oyuncular: 11 erkek, 3
kız, koro
1999/ 96 sayfa / 10x18.5
cm. ISBN 975-8106-49
D. No:
90 / TURGUT ÖZAKMAN / TOPLU OYUNLARI 3
GENÇLİK ve ÇOCUK OYUNLARI
Hastane / Karagöz’ün
Dönüşü / Kardeş Payı / Darılmaca Yok /
Berberde / Ben, Mimar
Sinan / Ak Masal Kara Masal
Günümüze dek ürettiği
20’nin üstünde oyunla, Türk tiyatrosunun yönelişlerine
önemli katkıları olan Turgut Özakman, bu kitabında güçlü
dramatik yapıdaki yedi kısa oyunuyla, tiyatroyla uğraşacak
genç oyunculara ustalıklı bir sahne dilinin, eğlenceli ve
eğitici örneklerini sunuyor.
Yazar, sıkışmış, içine
kapanmış insanların kurtuluşlarının, yaşam alanlarını
diğer insanlarla birlikte genişlettikleri zaman var
olabileceğini, sade ve usta sahne diliyle anlatıyor.
Hastane: 4 er./Karagöz’ün
D.: 4 er., 2 kad./ Kardeş P.: 2 er./Darılmaca Yok: 5 er./
Berberde: 3 er./Ben, Mimar Sinan: 1 er., Sesler/Ak Masal :
9 er., 4 kad., Anlatıcı
1999/ 120 sayfa/ 11.5 x
19.5 cm. ISBN 975-508-044-8
Dizi
No: 91 / TUNCER CÜCENOĞLU / Neyzen
Sanat dünyamızın renkli,
küfürbaz, saldırgan kişiliğiyle çok ünlü hiciv ustası Şair
Neyzen Tevfik’in yaşam öyküsünü sahneye taşıyan
biyografikbir sahne yapıtı. Neyzen, her dönemde baskıcı
yöneticileri kendine başhedefi seçmiş, toplumsal kuralları
hiçe sayarak küfür dolu satırlar, güçlü bir taşlama üslubu
ile onlara saldırmaktan geri durmamıştır. Bu yüzden
Neyzen’in başı birçok kez belaya girmiş, ülkeden kaçmış,
hapislere düşmüş, kaçak yaşamış, sonunda kurtuluşu akıl
hastanesine girerek bulmuştur
Oyun, şairin
çocukluğundan başlayarak onun yaşam öyküsünü, çevresini,
etkisi altında kaldığı kişi ve olayları onun mücadeleci
yaşamını kendi şiirleriyle birlikte anlatıyor.
Oyuncular: 17 erkek, 1
kadın.
1999/ 84 sayfa/ 11.5x19.5
cm. ISBN 975-8106-50-9
Dizi
No: 92 / THOMAS BERNHARD / Tiyatrocu
Türkçesi: Özdemir Nutku
Tiyatrocu, bir zamanlar
çok sevilen, ama yaşlanınca popüleri-tesini kaybetmiş, bu
nedenle de ancak kasaba kasaba dolaşarak, eşini ve iki
çocuğunu tiyatroda oynatmaya mecbur kalmış yaşlı bir
aktörü anlatır. Oyunda, her zaman bir idealist gibi
düşünen, ama tüccar gibi davranmayı yeğleyen bir adamın
hikâyesi vardır. Tiyatroya büyük saygısı olduğu halde,
yeteneksiz karısını ve tiyatroyla hiç ilgileri olmayan
çocuklarını sahneye çıkarmakta ısrar eden, yalnızca
kendini düşünen, aile fertlerine bir faşist sertliği ile
davranan bu tiyatrocunun yaşamına dair büyük çelişkiler
sergilenir.
Oyuncular: 3 erkek, 4
kadın.
1999/ 72 sayfa/ 11.5x19.5
cm. ISBN 975-8106-52
Dizi
No: 93 / ÜLKER KÖKSAL / TOPLU OYUNLARI 3
Besleme /Önce Sevgi /
Dünyanın Yaşlı Çocukları
Ülker Köksal’ın "Kadın
Üçlemesi" adını verdiği üç oyunu birarada.
Besleme, ilk kez 1 Ekim
1975’de İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrolarında
sahnelendi. Oyunda, insanlar arasında sıkışıp kalmış, eski
gelenek göreneklere göre alınıp satılan, buna rağmen
içinde hep insanlara karşı duyduğu iyiliği besleyip
büyütmüş bir kadının dramı anlatılıyor.
Önce Sevgi’de, hayatın en
zor koşullarında bile sevgiyi ve umudu temel alarak
yaşayanların, yaşamda ne kadar sağlıklı ve güçlü
oldukları, bir aile ekseninde yansıtılıyor.
Dünyanın Yaşlı Çocukları,
tek tutkusu tiyatro olan bir kadının, bu tutkusuna hep
yenik düşmesi ve tüm sevdiklerinden bu ‘misyon’ adına
kopması anlatılıyor.
Besleme: 3 er., 4 kad./
Önce Sevgi: 2 er., 4 kad. /
Dünyanın Yaşlı Çocukları:
3 er., 7 kad.
1999/ 216 sayfa /
11.5x19.5 cm. ISBN 975-8106-46-3
Dizi
No:94 / COŞKUN IRMAK / TOPLU OYUNLARI 1
İtaat Deneyi / Eylül
Penceresinden İki Kozyatağı Manzarası /
Elli Metre Yüksekten İçi
Su Dolu Konserve Kutusuna Balıklama
Atlamak / Gece Boyunca
İtaat Deneyi,
toplumumuzun 80 öncesi yaşadığı bunalımlı sosyo-politik
döneminden 2000 yılına dek geçen süreyi kapsayan bir oyun.
Toplumun baskılar ve korkularla giderek demokrasiden
vazgeçirilip her şeye itaat eden bir kitle haline gelişini
anlatırken, toplumsal değişimin analizini de yapıyor.
Eylül Penceresi,
ülkemizin 12 Eylül döneminin hemen öncesinde yaşanan
siyasal çatışmaları ve toplumsal bölünmüşlüğü, küçük
insanların yaşanmış öyküleri ile anlatıyor. Oyunda
bireysel dramlar işlenerek o günlerin toplumsal panoraması
çiziliyor.
Elli Metre Yüksekten…,
kendilerine anlatılan yalanlara inanarak yaşayan küçük
insanların küçük dünyalarını yansıtıyor. Oyun sirk
ortamında yaşayan bir soytarının evrensel yalnızlığını ve
olaylara müdahale edemeyen çaresizliğini sergiliyor.
Gece Boyunca’da hapisten
kaçıp, bekçinin çalıştığı mekâna sığınan bir adamla bekçi
arasında bir gece boyunca geçen olaylar yer alıyor.
İtaat Deneyi: 6 er., 1
kad. / Eylül Penceresinden: 2 er., 2 kad./
Elli Metre: 4 er., 2 kad.,
İzleyiciler/ Gece Boyunca: 2 er.
1999/272 sayfa/11.5x19.5
cm. ISBN 975-8106-54-4
Dizi
No: 95 / EUGÈNE IONESCO / TOPLU OYUNLARI 3
Kral Ölüyor / Gönüllü
Katil / Ölüler Ülkesine Yolculuk
Türkçesi: Lâle Arslan-
Marina Crespin- Şehsuvar Aktaş
Ionesco, avangart tiyatro
bağlamında, gerçekçi-psikolojik tiyatroya karşı
"karşı-tiyatro" anlayışını ortaya atarak, karşı
oyunlarıyla saçma tiyatrosunun başlıca örneklerini verdi.
Yazar, varoluşun saçmalığını, beylik yaşamın
anlamsızlığını, insanlar arası iletişimsizliği ve kişinin
kendini gerçekleştiremeyişini oyunlarının odak noktasına
yerleştirmiştir. Bu kitaptaki üç oyun, yukarda anlatılan
özellikteki tiyatro kavramlarıyla bire bir örtüşen, tüm
anlamsızlıkları içeren ve ölüm temasını eksen alan
oyunlar.
Ionesco’nun bazı
oyunlarında kullandığı Bérenger tipi ise, kitaptaki iki
oyunun da başkahramanı. Yazar, Berenger aracılığı ile,
kendi insanlık anlayışını savunan, insanca olmayan bir
dünyada ‘herhangi bir insan’ tiplemesi ile grotesk ve
gerçeküstücü ögeleri kullanarak, sıradan burjuva yaşamını
karikatürleştirmekte.
Kral Ölüyor: 3 erkek, 3
kadın/ Gönüllü Katil: 15 erkek, 3 kadın /
Ölüler Ülkesine Y.: 9
er., 6 kad., Sinemacı, Köylüler, Kadınlar.
1999/ 264 sayfa/ 11,5 x
19,5 cm. ISBN 975-8106-55-4
D. No:
96/ Bernard-Marie KOLTÈS / TOPLU OYUNLARI 1
Batı Rıhtımı / Zenciyle
İtlerin Dalaşı
Türkçesi: Yiğit Bener -
Ali Berktay
Batı Rıhtımı,
Manhattan’da eski bir limanın depolarında ve boş
hangarlarda geçer. Burası, Amerika’ya göç etmiş ve
toplumdan tecrit edilmiş sıradışı insanların yaşadıkları
ve kendi yarattıkları kuralların geçerli olduğu vahşi bir
ortamdır. Bu ortama, saygın, zengin iki burjuva,
kendilerine emanet edilen parayı çalmış olmalarının ortaya
çıkması nedeniyle kaçıp gelmişlerdir. Oyun, bu iki farklı
sınıfın karşılaşmalarının ironik çatışmalarını
sergiliyor.
Zenciyle İtlerin Dalaşı
ise, yazarın Afrika’da tanık olduğu, kendilerine yabancı
bir çevrede, gizemli zenci bekçilerin korumasında,
dünyadan tecrit edilmiş üç beyaz insanın sıkışmış yaşam
öykülerini anlatıyor. Bu daracık ortamda üç beyaz insanın
birbirleriyle kıyasıya mücadelesi anlatılırken, beyaz
insanın siyah Afrikalılara karşı insanlık dışı, acımasız
tutumu da sergileniyor.
İki oyunda da, dil,
kültür, ekonomik yapı olarak birbirlerinden farklı iki
toplum kesiminden güçlü kişilerin, karşı gruptakileri
toplumun dışındaymış gibi yok sayması ve insani değerleri
hiç önemsememeleri anlatılıyor. Ezilmiş azınlıkların
yaşamlarına ait dünyanın her ülkesinde görülebilecek bu
sahneler, Koltès’in oyunuların neden evrenselliği
yakalamış olduğunun bir kanıtı.
Batı Rıhtımı: 5 er., 3
kad. /Zenciyle İtlerin Dalaşı: 3 er., 1 kad.
1999/208 sayfa/ 11,5 x
19,5 cm. ISBN 975-8106-56-1
Dizi
No: 97/ ÜLKÜ AYVAZ / TOPLU OYUNLARI 2
Geriye Bakma / Bağlanma
Geriye Bakma, ülkemizdeki
Köy Enstitüleri ekseninde, kültürleşme süreci ile, değişen
ülke gerçekleri ve sosyo-ekonomik koşullara paralel olarak
yaratılan "kültürsüzleşme" olgularını yan yana ve iç içe
işliyor. Üç kuşağı etkilemiş olan bu süreç, çok
zamanlı-çok mekânlı bir kurgu ile anlatılıyor.
Bağlanma, kuşaklar arası
ilişkileri başka bir boyutta ele alan bir oyun. Oyunda,
gençliğe ilk adımını atmış Küçükoğul olarak
adlandırılanla, otoritenin simgesi olarak gösterilen Dede
arasında, yaşam-ölüm ikileminde süregiden ilişkiler
giderek, Küçükoğul’un otoriteye hayranlığına ve onu
benimsemesine yol açar. Karşıtlıklar, yaşamda yan yana
gelmenin adeta bir ön koşulu olarak gösterilir.
Geriye Bakma: 8 er., 5
kad./Bağlanma: 7 er., 2 kad., çocuk korosu, kadın korosu.
1999/ 88 sayfa/ 11,5 x
19.5 cm ISBN 975-8106-57-3
Dizi
No: 98 / BEHİÇ AK / Hastane
Hastane aynı hastanede
var olan iki ayrı bölümü anlatıyor. Birinci bölümde, her
zaman bürokrasiye teslim edilmiş, hantal bir devlet
hastanesi görünümü verilirken, bu görüntü içinde yaşama
hakkı hiç ciddiye alınmayan sade halkın çaresizliğinin
resmi çiziliyor; hastanelerin perişanlığı ve ilkelliği
sergileniyor.
Hastanenin diğer bölümü
ise, her türlü kararın kurallara dayalı ve titizlikle
belirlendiği, özel odalarda en son bilimsel deneylerin
yapıldığı özel bir bölümdür. Burada, bilim adamları,
ellerindeki bilimsel gücü kendi öz çıkarları için özenle
kullanırlar.İki bölümdeki olaylar, tam kara mizaha örnek
olacak bir biçimde anlatılmakta.
Hastane: 7 er., 3 kad.,
öğrenciler.
1999/ 64 sayfa/ 11,5 x
19.5 cm. ISBN 975-8106-60-5
D.No:99
/ TURGUT ÖZAKMAN / TOPLU OYUNLARI 4
Pembe Evin Kaderi /
Güneşte On Kişi
Pembe Evin Kaderi,
yazarın henüz 21 yaşındayken yazdığı bir oyun; yazıldığı
yıl (1951) Devlet Tiyatrolarında oynanarak yazarın adının
tiyatro çevrelerinde duyulmasına yol açmıştı. Oyunda, iki
kuşağın iletimsizliği, zamanı geçmiş toplumsal değerlerle,
moda olmuş yeni değerlerin olumlu taraflarının
bağdaşlaştırılamaması ortaya getirilerek anlatılıyor.
Güneşte On Kişi (1955),
sömürüye, kara para aklamaya karşı savaş başlatan on
gazetecinin, kamuoyunun ilgisizliği sonunda, toplumun
egemen güçlerine boyun eğerek bu kirliliğe nasıl ortak
olduklarını sergiliyor.
Pembe Evin Kaderi: 6
er., 5 kad. / Güneşte On Kişi: 7 er., 2 kad.
1999/ 160 sayfa/
11.5x19.5 cm. ISBN 975-8106-59-7
Dizi
No: 100/ ÖDÜLLÜ OYUNLAR 1
Aslıhan Ünlü- Ölü
Törenleri / Müzeyyen Erim- Ormanda /
Ender Çakmak - Düşmanla
Sevişenler/ Almilla Alp ve Filiz Sarıca - 3 Ekim’de
Nostalji / Ufuk ERSOY - Sapan
Kadıköy Belediyesinin
Oyun Yarışması’nda derece alan 5 oyun.
Ölü Törenleri: Şaman
geleneğinde bulunan ölü törenleri motifiyle anlatılan
fantastik bir öykü.
Ormanda: Ekolojik
sorunları evrensel boyutta ele alan bir oyun.
Düşmanla Sevişenler:
İkinci Dünya Savaşında, Almanların istila ettikleri bir
ülkedeki faşist baskılarından bir örnek.
3 Ekim’de Nostalji, iki
okul arkadaşı kızın okul sonrası yaşamları ile eski günler
arasında gidip gelen bir anılar resmi geçidi.
Sapan, köyünden ekonomik
ve özel nedenlerle kopmak zorunda kalan bir genç çiftin
İstanbul’da tutunamayışının trajik öyküsü.
Ölü Törenleri: 9 er., 4
kad./Ormanda: 2 er., 2 kad./Düşmanla S.: 6 er., 10 kad.
kantocular /3 Ekim’de N. : 6 er., 2 kad. / Sapan: 6 er.,
6 kad, köylüler.
1999/ 304 sayfa/ 11,5 x
19.5 cm. ISBN 975-8106-60-5
D. No:
101 / KÂZIM ERYÜKSEL / TOPLU OYUNLARI 1
Adalet Adaleti Arıyor /
Yontu
Adalet Adaleti Arıyor,
toplumumuzda kadının yerini sorgulayan bir oyun. Oyunda,
kocasına hâlâ âşık, ama onu baltayla öldürmüş ve adı
Adalet olan bir kadın, hakkını adalet mekanizmasında
arayarak erkek egemenliğine karşı çıkıyor.
Yontu oyunu, insanlığa
sorumsuz tavır alanlara karşı her insanın güzel olan her
olguyu yüksek sesle değerlendirmesi konusunda çekimser
kalmaması gereğini vurguluyor.
Adalet Adaleti A.: 2 er.,
7 kad. / Yontu: 3 er., 2 kad., insanlar, koro.
1999/ 112 sayfa/
11.5x19.5 cm 975-8106-65-3
D. No:
102 / TURGUT ÖZAKMAN / TOPLU OYUNLARI 5
Duvarların Ötesi /
Kanaviçe / Paramparça
Duvarların Ötesi,
cezaevinden kaçmış dört mahkûmun rehin aldıkları bir kızla
sıkıştırıldıkları bir depodaki gerilim dolu saatlerini
anlatır. Kaçırdıkları öğretmen kız, bu süreçte onların
insan yönlerini görür, onlara yardım etmek ister.
Kanaviçe, eski bir
konakta büyük teyze, küçük teyze ve annesi ile birlikte
yaşayan bir genç kızın, eskimiş törelerinde direnen bu
yaşlı yakınlarıyla olan kuşak çatışmasını ve özgürce
yaşamayı seçme mücadelesini sergileyen bir güldürü.
Paramparça, kadın-erkek
ilişkileri ve toplumda tabu sayılıp üzerinde konuşulmayan
cinsellik üzerine. Bir yaz tatili sırasında bir karı
kocaya misafir giden anne kızla, ev sahibi erkek arasında
geçen aşk ilişkisi öyküsü içinde, bastırılmış duyguların
insanlarda yarattığı bunalımları gergin bir atmosferde
sahneye getiriyor.
D. Ötesi.: 5 er., 1 kad./Kanaviçe:
2 er., 4 kad./Paramparça: 1 er., 3 kad.
2000/ 214 sayfa/
11.5x19.5 cm ISBN 975-8106-63-2
D. No:
103 / EugÈne IONESCO / TOPLU OYUNLARI 4
Gergedanlar / Bavullu
Adam / Şu Kahpe Dünya
Gergedanlar: Bir kentte
bazı kişilerin gergedanlaşması ciddiye alınmamakta, ancak
bütün toplum kesimleri gittikçe gergedanlaşmaktadır; bu
olanları izleyen, Ionesco’nun birçok oyunundaki kahramanı
Berenger, bu işten yalnızca kendisiyle sevgilisinin ayrı
kaldığını görür; Berenger, aralarındaki sevginin
gergedanlaşmayı önleyeceğini beklerken sonunda sevgilisi
de bu değişime katılır. Berenger insan olarak artık tek
başına kalmıştır. Oyun, insanın kendi kişiliğini yitirerek
kitleselleşeceğini, tek boyutlu hale geleceğini, tek bir
düşüncenin egemenliğine gireceğini ve onun bir parçası
olacağını eğretilemeli biçimde anlatır. Gergedanlar,
insanoğlunun, kamuoyunun baskısı, kendi konformizmi ve
çıkarları için sonunda insanlığını kaybedeceğini gösterir
ve Berenger’in ağzından bu tehlikeyi insanlığa hatırlatır.
Bavullu Adam, zaman
atlamalarıyla anlatılan 19 bölümlük bir arayışın öyküsü.
Şu Kahpe Dünya: Uzak bir akrabasından kalan mirasla birden
zengin olan bir adam ve çevresinde gelişen olayları
anlatan oyunda, zengin olan Başkişi, bütün olaylara
ilgisizdir. Dünyanın hiçliği bir kez daha vurgulanıyor.
Gergedanlar: 12 er., 7
kad./Bavullu A.: erkekler, kadınlar/Şu K. D.: 20 er.,13
kad.
2000/ 304 sayfa/
11.5x19.5 cm ISBN 975-8106-73-8
Dizi
No: 104 / MEMET BAYDUR / TOPLU OYUNLARI 5
Maskeli Süvari / Menekşe
Korsanları
Maskeli Süvari, antik bir
açıkhava tiyatrosunda bir opera gösterisi sırasında
büfeye, nereden geldiği belli olmayan çizmeli, kılıçlı,
dar pantolonlu silahşör kıyafetinde maskeli bir süvari
girer. Tiyatronun büfesinde üç küçük burjuva “aydın”ı,
operanın yalnızca, ilk perdesinin çok sevdikleri son
bölümünü izlemek için içki içerek beklemekte, sanat ve
kültür üstüne içeriksiz bir gevezeliği sürdürmektedirler.
Maskeli Süvari, oradakilerle konuştukça, bu üç aydının
yaşam boyu taktıkları maskelerini birer birer alaşağı
ederek onların gerçek kişiliklerini ortaya çıkarır.
Menekşe Korsanları, iki
dil ustası büyük şairimiz Edip Cansever ve Turgut Uyar’ın
dizeleriyle tiyatro oyunculuğu, tiyatroculuk üzerine
birçok soruya cevap arar. Oyun, bir oyunun provası
sırasında geçer. Oyuncular, gelip kendilerini oyun
hakkında açıklama yapacak yazarı beklerler, çünkü oyunu
anlayamamaktadırlar; yazar bir türlü gelmez; o zaman
anlayamadıkları bu oyunu yorumlamaktan vazgeçerler. Oyuna
hazırlanan sanatçılar, sıradanlığa alıştırılmış toplum
bireylerine sıra dışı bir eser sunmaktan korkarak bu
sıradanlaşmaya destek vermeyi yeğlemiş olmaktadırlar.
Maskeli Süvari: 3 er., 2
kad./ Menekşe Korsanları: 4 er., 2 kad.
2000/ 120 sayfa/
11.5x19.5 cm ISBN 975-8106-74-3
Dizi
No: 105 / SAVAŞ AYKILIÇ / TOPLU OYUNLARI 1
Ah Şu Büyükler / Aşk
Grevi
Savaş Aykılıç, bir Devlet
Tiyatrosu sanatçısı; bu kitap genç oyun yazarının ilk
oyunlarını içeriyor.
Ah Şu Büyükler, usta
yazarımız Turgut Özakman’ın ülkemizin hemen her lisesinde
sahnelenmiş oyunu Ah Şu Gençler’e ‘nazire’ olarak
yazılmış, müzikli eğlenceli bir gençlik oyunu. Aykılıç’ın
Özakman’dan ayrılan tarafı, gençlerin gözüyle büyüklere
bakması ve büyüklere keskin eleştiriler getirmesi.
Büyükler arasında ana babalar, öğretmenler, politikacılar,
sapkınlar, televizyoncular var. Oyun, gençlerin, “Beyaz
sayfayım ben/Ne yazarsanız bugün/ Onu okursunuz yarın”
şarkısıyla sona eriyor.
Aşk Grevi, ülkemizin
kadınları üzerine bir oyun. Antik Yunan komedyasının
ustası Aristofanes’in Lisistrata adlı oyununun,
Anadolu’nun çeşitli yörelerine ait kadınlara, onların
yerel gelenek, şarkı ve lehçeleriyle bir uyarlaması. Oyun,
bu komedyanın tematik yapısı aracılığıyla, ülkemizdeki
toplumsal ve politik çelişkileri sergileyen bir taşlama.
Ah Şu Büy.: gençler,
erkekler, kadınlar/ Aşk Grevi: kadınlar, erkekler
2000/ 104 sayfa/
11.5x19.5 cm ISBN 975-8106-85-2
D. No:
106 /ERMAN CANATAN / TOPLU OYUNLARI 1
Batakhane Güzeli /
Uygunsuzlar / Evin Kadınları
Batakhane Güzeli, 20.
yüzyılın başında İstanbul kabadayılarından yoksul dostu
Aksaraylı Halil’in kantocu Gülperi’yle olan aşkını
anlatan, müzikal ve nostaljik çağrışımlar içeren bir oyun.
İki sevgilinin söylenceye dönüşen aşkları ve trajik
sonları, onları halkın gözünde ‘evliya’ düzeyine kadar
çıkarır.
Eski İstanbul yaşamı,
şarkılı, eğlenceli bir şekilde, bir Anlatıcı kullanılarak
açık biçimle canlandırılırken, kabadayı çatışması, kan
dökmeden, cinayet işlemeden, barışçı, hoşgörülü ve insani
değerleri öne çıkaran bir anlatımla verilmekte.
Uygunsuzlar, bir absürd
tiyatro türü örneği; topluma egemen güçlerin toplum
bireylerine yaptıkları baskıları çağrışımlar ve
benzetmelerle sahneye getiriyor.
Evin Kadınları, kocası
öldükten sonra üçü kız biri erkek dört çocuğuyla yalnız
kalmış bir kadının ve çocuklarının öyküsü. Çağdaş toplumun
dayattığı zor koşullarda tek başına mücadele veren anne ve
kızlarının, onurlu davranışlarına rağmen sonunda,
kadınların toplumuzda sıkışıp kalmışlıklarını duyarlı ve
gerçekçi bir dramatik yapıyla sergiliyor.
Batakhane Güzeli: 8 er.,
5 kad., erkekler-kadınlar
Uygunsuzlar: 10 er., 2
kad. / Evin Kadınları: 3 er., 5 kad.
2000/ 160 sayfa/
11.5x19.5 cm ISBN 975-8106-76-5
Dizi
No: 107 / George TABORI / Brecht Dosyası
Türkçesi: Yılmaz Onay
1940’lı yıllarda Bertolt
Brecht’in Amerikadaki sürgünü sırasında kendisinin FBI
ajanlarınca izlenmesini ve Senato Komisyonu tarafından
sorgulanmasını kara güldürü türünde yansıtan Brecht
Dosyası, ABD’deki McCarty baskı döneminin çirkin yüzünü de
ortaya koyuyor. İhbarlar, gizli dinleme araçları, eşcinsel
ajanlar, küçük çocuklara tecavüz etmiş Amerikancı görünen
Alman profesörler, Hollywood yıldızlarının özel
yaşamlarının izlenme maceraları oyunun temasının dikkat
çekici bazı parçaları.
Belgesel nitelikteki bu
oyunda, Hollywood’un birçok ünlüsüyle birlikte (G. Garbo,
B. Karloff, C. Laughton, Şarlo gibi) Brecht ve karısı
Helene Weigel de sahnede.
Bir dönemin cadı kazanına
dönüşen bu atmosferinden Brecht de nasibini almıştır;
tarihsel olaylara dayalı bu acımasız, alay dolu
diyaloglara sahip oyun, Brecht’in ABD’yi terk ediş sahnesi
ile sona eriyor.
Oyuncular: 17 erkek, 5
kadın.
2000/ 64 sayfa/ 11.5x19.5
cm ISBN 975-8106-85-2
Dizi
No: 108 / BİLGESU ERENUS / Halide
Halide, yazar Halide Edip
Adıvar’ın yaşamından yola çıkılarak yazılmış yarı-belgesel
bir oyun; çocukluğu, okul süreci, liseyi bitirir bitirmez
hemen yaşlı Matematik Profesörü Salih Zeki ile evliliği,
çocuklarıyla ilişkileri ve sonraki yaşamı anlatılır.
Halide, İstanbul’un
işgalini yaşar, o sıra üniversitede hocadır; ülkenin
işgaline karşı çıkar. Sonra Anadolu’ya ikinci kocası Adnan
Adıvar’la geçer; İstiklal Savaşı’na onbaşı rütbesiyle
katılır; Atatürk’le tanışır; İzmir’e askerlerimizle
beraber girer.
Oyun, Halide Edip’in
yaşamından kısa kısa bölümler vererek onun yaşamındaki
dönüm noktalarını, önemli anlarını sergilerken tarihimizin
en hareketli dönemini de belgelemekte. Oyunda Cüce olarak
adlandırılan bir tip, onun kuşku, korku ve çelişkilerini
seslendirir; böylece Halide Edip’in iç dünyası ortaya
çıkmakta, korkuları ile kararlılığı arasındaki
çatışmasının bütün aşamaları izlenebilmektedir.
Halide, aydın bir Türk
kadını olan Halide Edip’in, 1882-1964 yılları arasındaki
mücadeleli yaşamını ve onun iç dünyasını tarihsel
olayların akışıyla birlikte anlatan bir oyun; Kurtuluş
Savaşı’mıza ve bunun öncesi İstanbul işgaline tanıklık
eden, düşünen, yazan, toplumsal olaylarda aktif rol almış
bir kadının yaşam öyküsü olarak da ilginç bir sahne eseri.
Oyuncular: 17 er., 6 kad.,
kadınlar, askerler, yaralılar, hemşireler
2000/ 64 sayfa/ 11.5x19.5
cm ISBN 975-8106-85-2
Dizi
No: 109 / Kadıköy Belediyesi 2. Oyun Yazma Yarışması
ÖDÜLLÜ OYUNLAR 2
Murat İLDAN- Büyünün
Gözleri/ Ahmet ÖNEL- Baton ya da Baton/ Kerim YAVUZ-
Şeytan Tırnağı/Hasan ÖZTÜRK- İlmik İlmik
Büyünün Gözleri (M. İldan),
İtalyan halk tiyatrosunun bütün özelliklerini içeren bir
güldürü. (1.lik ödülü)
Baton ya da Baton (A.
Önel), iktidar kavgasının bilinen ayrıntılarını özenli bir
kurgu ve üslupla anlatan bir oyun.(2.’lik ödülü)
Şeytan Tırnağı (K.Yavuz),
soyutlamalarla ve şiirsel bir dille yazılmış, yeni
deneysel çalışmalara olanak veren bir çalışma.(3.ncü)
İlmik ilmik (H. Öztürk),
12 Eylül’de içeri düşmüş bir aydının, tiyatro sanatı
aracılığıyla emekçi insanların sorunlarını “oyun içinde
oyun” biçiminde anlatan bir sahne eseri. (Özendirme Ödülü)
Büyünün Gözleri: 8 er., 1
kad./ Baton ya da Baton: 15 er., 1 kad./
Şeytan Tırnağı: 8 er., 5
kad./ İlmek İlmek: 11 er.
2000/ 224 sayfa/
11.5x19.5 cm ISBN 975-8106-88-2
Dizi
No: 110 / GÜNGÖR DİLMEN / TOPLU OYUNLARI 5
Kuzguncuk Türküsü / Şan,
Şeref, Ün / Troya İçinde Vurdular Beni
Kuzguncuk Türküsü:
İstanbul’da Kuzguncuk semtinde 1950’li yıllarda Türk,
Ermeni, Rum, Yahudi halkı barış içinde yaşamaktadırlar. Üç
dinin bayramı art arda gelir ve hep birlikte kutlanır; hep
birlikte Bülbül Deresine gidilip bülbül dinlenir; evden
eve kokusu komşuya gitmiştir, komşu hakkıdır diye
yiyecekler gönderilir; ara sıra kavgalar da olur, ama
ertesi gün öpülüp barışılır; hatalar çabuk onarılır.
Kuzguncuk’ta yaşam böyle neşeyle sürerken bir gün (6/7
Eylül 1955) bütün İstanbul’da kargaşa, yıkım ve talan
patlayıverir; olaylar buraya da gelir; Türk ve azınlık
halkı, bütün Kuzguncuklular barikatlar kurar, dayanışmayla
yıkımları yangınları önlemeye çalışırlar; ancak bu olaydan
sonra azınlıklar semti terk etmeye başlar; azınlık evleri
kapanın elinde kalır, bağlı bahçeli evler apartman olur.
Oyun, 6-7 Eylül’de toplumsal paranoya ile darmadağın olan
ve kazanç uğruna talan edilen bir semtin hazin öyküsüdür;
ve oyundaki bütün kişiler gerçektir.
Şan, Şeref, Ün:
Thebai’nin yiğit komutanı Amfitrüon, Tanrı Zeus’un
kışkırtmasıyla komşu ülkeyi fethe gider; aslında Zeus’un
gözü komutanın evde kalan karısındadır. Oyun, yazarın
mitolojik öyküden çıkardığı bir güldürüdür.
Troya İçinde Vurdular
Beni adlı oyununda yazar, Troya savaşları aracılığıyla
günümüz savaşlarına göndermelerde bulunuyor.
Kuzguncuk T.: 4 er., 2
kad., halk/ Şan Şeref, Ün: 3 er., 3 kad., askerler,
tutsaklar/ Troya İçinde Vurdular Beni: Erkekler,
kadınlar.
2000/ 200 sayfa/
11.5x19.5 cm ISBN 975-8106-84-4
Dizi
No: 111 / KÂZIM ERYÜKSEL / TOPLU OYUNLARI 2
Başaklar / Mahkûmlar
Başaklar: Anadolu’daki
değişmez geleneklerden biri de kan akıtmak, öç almak, kan
davası sürdürmektir. Tutkular her türlü sağlıklı
düşüncenin önüne geçer; öldürmek huzur verir bazılarına.
Ne yazık ki kan ve hırs, Anadolu’da aynı zamanda var olan
insan sevgisini de, aşkı da, sevdalanmış gönülleri de
boğar, yok eder. Oyun, böyle bir kinin neden olduğu, sonu
kan akıtmayla biten trajik ve şiirsel bir öyküdür.
Mahkûmlar: Toplumun
farklı kesimlerinden insanların ortak dramlarını, bir
tutukevindeki kadın mahkûmların öyküleriyle anlatıyor.
Oyunda, umutları, beklentileri, tutkuları, dertleriyle
memleketimizden bir grup insan manzarası ortaya konuyor;
ve böylece topluma ayna tutuluyor.
Başaklar: 5 er., 2 kad.,
köylüler/ Mahkûmlar: 9 er., 24 kad., çocuklar
2000/ 128 sayfa/
11.5x19.5 cm ISBN 975-8106-86-8
Dizi
No: 112 / RAŞİT ÇELİKEZER / TOPLU OYUNLARI 1
Yağmurum Olsana / Yanlış
Adamlar
Raşit Çelikezer, sinema
eğitimi almış, sinema ve televizyonda uygulamanın içinde
bulunarak ürün vermiş genç bir oyun yazarımız.
Yağmurum Olsana’daki
başkahraman, yazarlık ve çevirmenlikle uğraşan bir
edebiyat profesörüdür.Yazar, yazmaya başlaması için
yağmurun yağmasını bekler; ilhamını yağmurdan almaktadır;
ancak, yağmur yağsa da yine yazmayacak olan bir tembeldir;
yağmur bahanedir aslında; kendini tüketmiştir. Yaşamını
kadınların varlığı çevresinde tasarlayıp, birçok kadınla
ilgilenmiş, sonunda evliliğinden de olmuş bir kişidir.
Oyunda bu adamın
kadınlarla olan ilişkileri ironi dolu bir güldürü
ortamında sergiliyor. Fantastik yanı da olan oyunda
başkahraman Ferit, kendisini ziyarete gelen Melek’le
yaşamını sorgular. Sonuçta, “Yaşamımızda her şeye sahip
olsak da, bize hep yeni hayaller, zevkler sunanlar olur ve
biz durmadan yeni mutluluklar ararız,” kararına vararak
sınırları zorlamadan vazgeçer. Bu kez somut bir Melek’le
(adı Melek olan bir kadınla) karşılaşır; artık yaşamının
armağanını kazanmıştır.
Yanlış Adamlar bir absürd
tiyatro örneği ve tek perdelik bir güldürü. Absürd
tiyatronun ana teması yaşamın hiçliğini, kısır döngüsünü,
insanların hep başladıkları noktaya dönmelerini anlatıyor.
Yağmurum Olsana: 2 er., 6
kad./ Yanlış Adamlar: 4 er., 1 kad.
2001/ 128 sayfa/
11.5x19.5 cm ISBN 975-8106-96-7
Dizi
No: 113 / MENANDROS / Huysuz Adam (Dyskolos)
Türkçesi: Prof. Candan
Şentuna
Menandros (İÖ. 342-291),
Antik Yunan komedyasının son evresi olan “Yeni Komedya”nın
baştemsilcisidir. Eserleri kendinden sonra gelen Antik
Latin komedyasının baştemsilcisi olan Plautus’u, daha
sonra Shakespeare ve Molière gibi tiyatro sanatının en
önemli yazarlarını etkilemiştir.
Huysuz Adam, yazarın
sayısı 100’ü geçen oyunlarından günümüze tam olarak
gelebilen tek eseridir. Bu oyun da ancak 1958 yılında
Mısır’da bulanabilmiş ve 1959 yılında dünyaya
tanıtılabilmiştir. Oyun ülkemizde ilk kez
yayınlanmaktadır.
Oyun, herkesten nefret
eden, kimseyle konuşmayan, ters, huysuz bir adam, bir
“insan düşmanı” (Misanthropos) olan bir köylünün
davranışları üzerine kurulmuştur. Bu adamın güzel kızı,
köye av için gelmiş zengin bir ailenin oğluyla tanışır ve
onunla gönül ilişkisine girer; Huysuz Adam’ın karşı
çıkmasına rağmen mutlu sona ulaşılır. Bu öykü duygusal bir
üslupla ve erdemin insan yaşamındaki yeri vurgulanarak
komedya türünde anlatılır.
Kitapta ayrıca, Prof.
Candan Şentuna’nın Antik Yunan Komedyası, Menandros’un
yazarlığı ve Huysuz Adam üzerine kapsamlı bir
tanıtma-inceleme yazısı bulunuyor.
Oyuncular: 9 erkek, 2
kadın
2001/ 64 sayfa/ 11.5x19.5
cm ISBN 975-8106-94-3
Dizi
No: 114 / CİVAN CANOVA / TOPLU OYUNLARI 1
Kıyamet Sularında / Kızıl
Ötesi Aydınlık
Civan Canova, tiyatro
oyuncusu ve oyun yazarı olan bir sanatçımız. Bu kitap onun
ilk oyunlarını içeriyor.
Kıyamet Sularında: Bir
meteor dünyaya çarpmak üzere dünyaya yaklaşmaktadır.
İnsanoğlunun bu çarpışmayı önlemek gücü yoktur; meteorun
çarpma anı beklenmektedir. Böyle bir durumda bir aile
içinde bireyler birbirleriyle kıyasıya çatışarak
içlerindeki kin ve nefreti döküp yaşamlarıyla
hesaplaşırlar.
Kızıl Ötesi Aydınlık,
ülkemizde kısa bir zaman önce, sorgusuz sualsiz avlanıp
vurulan gencecik insanların acılarını yansıtan acılı bir
oyun. Yargısız infazların yarattığı cehennemin trajik
öyküsü.
Böyle bir olaya tanık
olan yazar oyun notunda şöyle diyor:
“Onları hiç tanımadım/
Yalnızca resimlerini gördüm gazetelerde/ Cansız
bedenlerinin fotoğrafları/Bir şamar gibi çarptı
suratıma/Bu oyunu,/O iki sevgilinin anısına sunmak
istiyorum/O genç iki insana.../Benim de bu mahallenin bir
ferdi olduğumu/Göz ardı edip/ Kabul ederlerse tabii...”
Kıyamet Sularında: 3
er., 3 kad./ Kızıl Ötesi Aydınlık: 3 er., 1 kad.
2001/ 132 sayfa/
11.5x19.5 cm ISBN 975-8106-91-2
Dizi
No: 115 / CİVAN CANOVA / TOPLU OYUNLARI 2
Erkekler Tuvaleti /
Sokağa Çıkma Yasağı
Erkekler Tuvaleti, beş
farklı mekândaki, (kumarhane, bir parti merkezi,
hapishane, havaalanı, vapur) erkekler tuvaletinde geçen
erotik benzetme ve çağrışımların cesurca kullanıldığı
absürd, sıra dışı ve oldukça aykırı bir güldürü.
Sokağa Çıkma Yasağı, bir
sayım gününde sokağa çıkma yasağının bulunmasından dolayı
dışarı çıkamayan bir oteldeki müşteriler ve otel personeli
arasındaki ilişkilerin ironik göndermelerle anlatıldığı
bir güldürü.
Erkekler T: 5 er., 1 kad./
Sokağa Çıkma Y.: 10 er., 3 kad.
2001/ 192 sayfa/
11.5x19.5 cm ISBN 975-8106-99-8
Dizi
No: 116 / CUMA BOYNUKARA/ Ölüm Uykudaydı
Oyun, bir Güney Amerika
ülkesinde, dört aydının bir hapisane hücresinde verdikleri
yaşam savaşını ve kendilerine uygulanan işkenceye,
baskılara karşı dirençle yürüttükleri ölüm orucu sürecini
anlatıyor.
Saatlerin, gündüzle
gecelerin, mevsimlerin olmadığı ya da birbirine karıştığı
daracık bir hücrede, insanlık onuru adına ve can pahasına
gösterilen soylu direncin bu trajik öyküsü tek oyuncuyla
canlandırılıyor.
Oyuncular: 1 erkek.
2001/ 64 sayfa/ 11.5x19.5
cm ISBN 975-8106-94-3
D.No:
117 / CUMA BOYNUKARA / TOPLU OYUNLARI 2
Ateşle Gelen / Mem ile
Zin
Kitaptaki her iki oyun da
Güneydoğu Anadolu yöresine ait halk söylencelerden yola
çıkılarak yazılmış destansı oyunlar.
Ateşle Gelen, halkın
yüzyıllardır süregelen inançlarının kökenlerini anlatıyor.
Daha ana karnında kardeşin kardeşle uyuşamadığını anlatan
oyunda, mutlu bir dünya yaratılması için kardeşin kardeşi
desteklemesi, koruması gerektiği vurgulanıyor.
Mem ile Zîn, halk
arasında çok yaygın olarak bilinen bir aşk masalından
alınmış bir aşk öyküsü.Bahar kutlamalarında erkek kılığına
giren iki kızla, kız kıyafetine giren iki erkeğin
birbirlerine olan aşkları anlatılır. Bunlardan birinci
çift evlenirlerse de, Mem ile Zîn, onlara karşı fesat
karıştıranların çabaları sonucu birbirleriyle birleşemez.
Masalsı ögelerle beslenmiş bir Romeo-Juliet öyküsü.
Ateşle Gelen:11 er., 4
kad., nöbetçiler, kadınlar erkekler
Mem ile Zin: 11 er., 2
kad., halk, nöbetçiler, mahkûmlar
2001/ 64 sayfa/ 11.5x19.5
cm ISBN 975-8106-94-3
Dizi
No: 118 / CANER BİLGİNER / Çağdaş Ortaoyunları 1
Hayırlı Evlat /
İnternetçi
Genç bir yazar ve
geleneksel tiyatromuzla uğraşan, bu konuda hocalık
yapmakta olan sanatçı Caner Bilginer, kitaptaki iki
oyununda geleneksel tiyatromuz ortaoyununun kalıplarını,
tiplerini ve sahne düzenini kullanarak çağdaş olayları ve
günümüz yaşam koşullarının getirdiği sorunları mizahi bir
üslupla sahneye getiriyor.
Hayırlı Evlat: 18 erkek
/ İnternetçi: 14 erkek.
2001/ 96 sayfa/ 11.5x19.5
cm ISBN 975-8106-81-3
Dizi
No: 119 / EURİPİDES / Eski Yunan Tragedyaları 2
Bakkhalar (Türkçesi:
Güngör Dilmen)
Bakkhalar, Euripides’in
başyapıtlarından biri. Oyunda Tanrı Zeus’un oğlu Bakkhos
(diğer adı Dionüsos) kendi inancını Thebai’ye kabul
ettirmek için, insan şeklinde Anadolu’dan (Salihli yöresi)
Thebai’ye gelmiştir. Dionüsos kendini tanrı olarak kabul
etmeyen Thebai’nin genç kralı Pentheus’u ve kralın annesi
Agaue’yi (Dionüsos’un teyzesidir) çok ağır biçimde
cezalandırır. Dionüsos beraberinde getirdiği içkili çılgın
kadınlar yardımıyla bütün Thebai kenti kadınlarını çılgına
çevirip dağa gönderir. Bu çılgın kadınlara katılmış olan
Agaue, oğlunu bir aslan yavrusu sanıp onu öldürür,
kafasını da kargıya geçirip sevinçle Thebai’ye dönüp
herkese gösterir. Babası Kadmos ona gerçeği söyler, o da
yavaş yavaş yaptığının bilincine varır. Bundan sonra
Dionüsos, Kadmos ve soyunu Thebai’den sürer.
Oyun, duygusal taşkınlığa
kapılmış bilinçsiz kitlelerin çılgınlaşıp barbarlaşacağını
göstermekte.
Oyuncular: 6 erkek, 1
kadın, koro
2001/ 104 sayfa/
11.5x19.5 cm ISBN 975-8106-97-4
D. No:
120 / AHMET VEFİK PAŞA / Eski Türk Oyunları 1
Zoraki Tabip
Eski Türk oyunlarının
günümüz Türkçesiyle hazırlanmış bu baskılarında özgün
metinden hiçbir kesinti veya onlara ek yapılmamıştır.
Zoraki Tabip, Molière’den uyarlanmış, yerli, sevimli
tipler ve canlı diyaloglarla ustaca yazılmış bir dolantı
güldürüsüdür.
Kocasından sık sık dayak
yiyen kadın ona bir oyun oynar; zengin bir adam, hasta
kızı için etrafa saldığı adamlarla iyi bir hekim
aramaktadır. Kadın, kocasının hekim olduğunu, ancak bunu
inkâr ettiğini, dayak yemedikten sonra bunu kabul
etmediğini söyleyerek gelen adamları kocasının yanına
gönderir. Bu durumun yarattığı karışıklıklar, oyunun ana
eksenini oluşturuyor.
Oyuncular: 8 erkek, 3
kadın
2001/ 56 sayfa/ 11.5x19.5
cm ISBN 975-8106-92-9
Dizi
No: 121 / ÂLİ BEY/ Eski Türk Oyunları 2
Ayyar Hamza / Kokona
Yatıyor
Âli Bey, Tanzimat dönemi
tiyatromuzun en önemli temsilcilerinden ve aynı zamanda
devlet adamlarından biridir. Onun iki oyunu günümüz
Türkçesiyle sunuluyor.
Ayyar Hamza, onun
Molière’in Scapin’in Dolapları adlı oyunundan Türk âdet ve
geleneklerine başarıyla uyarladığı bir dolantı
güldürüsüdür. Oyun, kurnaz ve işbilir uşak Hamza’nın, genç
efendisinin sevdiği kızla evlenmesi için evin efendisi
cimri Zuhuri Efendiye karşı çevirdiği dolapları anlatır;
Hamza, Zuhuri Efendiden genç efendisine gerekli olan
altınları aldığı gibi onu çuvala sokup döverek ondan
intikamını da alır.
Kokona Yatıyor da
Molière’in başka bir oyunundan uyarlanan ustaca
kurgulanmış tek perdelik bir dolantı güldürüsüdür. Kocası
evde yokken geceleri dışarı eğlenmeye giden bir kadının
hizmetçisi, evin erkeğinin bir gece aniden eve dönmesi
sonucunda, evde olmayan hanımını bu durumdan kurtarmak
için gösterdiği çabaları ve çok kurnazca çevirdiği
entrikaları sergiler.
Ayyar Hamza: 6 er., 4 kad.
/ Kokona Yatıyor: 2 er., 1 kad.
2001/ 96 sayfa/ 11.5x19.5
cm ISBN 975-8106-98-1
D. No:
122 / YAKOVOS KAMBANELLİS / Odisea Evine Dön
Türkçesi: Panayot Abacı
Ünlü Yunan yazarı Yakovos
Kambanellis’in Yunan mitolojisinden günümüze uyarlanmış
bir eleştirel politik güldürüsü.
Odisea Evine Dön,
günümüzde ‘halkla ilişkiler’ ve ‘pazarlama’ teknikleriyle
ve efsanelerle yaratılmış bir kahramanın ironik öyküsü.
Oyunda, politik kaygılarla yalanla gerçeğin nasıl
birbirine dönüştürüldüğü, toplumsal yönlendirmenin iktidar
çıkarları için nasıl işlediği eğlence bir üslupla
anlatılıyor.
Oyuncular: 17 erkek, 6
kadın.
2001/ 88 sayfa/ 11.5x19.5
cm ISBN 975-8106-90-5
D. No:
123 / RAŞİT ÇELİKEZER / TOPLU OYUNLARI 2
Mutlu Beraberlik / Bir
Kuşluk Vakti
Mutlu Beraberlik,
kadın-erkek ilişkilerinde karşılıklı birbirine her şeyi
söylemenin yarattığı ‘ortak yaşam fantazisi’ni, bir
sanatçının yalnızlığı ekseninde sorguluyor; bu yaşam
kesiti sürprizlerle doludur.
Bir Kuşluk Vakti, geçmiş
yaşamlarına saplanıp kalmış iki huysuz, geçimsiz yaşlı
adamın dostluklarının, yaşamda yalnız kalma korkularının
hüzünlü, eğlenceli, ironik öyküsü.
Mutlu Beraberlik: 3 er.,
3 kad./ Bir Kuşluk Vakti: 2 er.
2001/ 128 sayfa/
11.5x19.5 cm ISBN 975-8648-01-6
Dizi
No: 124 / BEHİÇ AK / Tek Kişilik Şehir
Tek Kişilik Şehir,
günümüz insanını yalnızlığa iten ve giderek sadece “tek
kişilik aileler” için kullanışlı hale gelmeye başlayan
metropol yaşamının mizahi bir eleştirisi.
Oyun, insanlığın yaşam
biçimini temelden değiştirmeye başlamış olan ‘internet
çağı’ insanının güncel yazgısını traji-komik bir
atmosferde yansıtıyor; ayrıca birey kavramını sorgulayan
Tek Kişilik Şehir, günümüz yaşam biçiminin dayattığı
birçok kavram ve ilişkiyi de yeniden tartışmaya açıyor.
Behiç Ak bu oyunuyla,
2002 Yılı Afife-En İyi Oyun Yazarı Ödülünü almıştır.
Oyuncular: 2 er., 1 kad.
2002/ 88 sayfa/ 11.5x19.5
cm ISBN 975-8648-03-0
Dizi
No: 125 / ÖZEN YULA / TOPLU OYUNLARI 3
Gayri Resmi Hurrem/
Sahibinden Kiralık/ Yakındoğu’da Emanet
Gayri Resmi Hurrem,
Osmanlı sarayında sultan kadınların devlet yönetiminde söz
sahibi olma, dolaylı olarak yönetime katılma tutkularını,
oyun içinde oyun biçiminde ve yer yer geleneksel
tiyatromuz gölge oyunu, kukla oyunu gibi ögelerini de
kullanarak anlatıyor. Haremdeki iki cariye, Hurrem
Sultan’la cariyesini canlandırarak oyuna başlar ve Hurrem
Sultan’ın fantezilerle süslenmiş, usta bir kurguyla
yazılmış bu yaşam öyküsünde, onun iktidar mücadelesini,
acımasızlığını, hırs ve tutkularını sergilerler. Bu
cariyelerden Mahpeyker adlı olanı, ilerde Kösem Sultan
olacak olan cariyedir. Böylece saray entrikalarının
kuşaktan kuşağa, abartılı ve süslenmiş öyküler aktarılarak
sürdüğü anlaşılır. Oyun, 2003 Yılı Afife Ödülleri - En İyi
Yazar Ödülünü almıştır.
Sahibinden Kiralık’ta
büyük kentte ekonomik zorluklar nedeniyle darmadağın olmuş
alt sınıf insanlarının kirletilmiş, sıra dışı
yaşamlarından çarpıcı kesitler sergileniyor. Satılık
bedenler, çarpılmış değer yargıları, geri dönüşü olmayan
öteki yaşam biçimleri vb. olguları içinde barındıran
“underground” bir âlemden çarpıcı görüntüler... cesur bir
metin.
Yakındoğu’da Emanet,
geleceğin insanlarından, bugünün insanına
‘ihanet-ölüm-çürüme’ temaları üzerine post-masallar. Oyun,
paramparça bir yapıdan kelimeler ve anlamlar üzerine
bütünlüğe yönelik bir yolculuk... “Önce kelimelerin
lanetine, sonra Tanrının acımasızlığına emanet ediyorum
sizi,” diye biten oyun, yeni 21. yüzyılda
‘iletişimsizlik-yabancılaşma-yalnızlaşma’ üçgeni içinde
kıvranan bireyin yaşadığı umutsuzluğu vurguluyor.
Gayri Resmi Hurrem: 2 kad.,
kadınlar / Sahibinden K: 5 er., 1 kad.
Yakındoğu’da Emanet: 3
er., 2 kad.
2002/ 144 sayfa/
11.5x19.5 cm ISBN 975-8648-02-3
Dizi
No: 126 / TEODOR KASAP / Eski Türk Oyunları 3
Pinti Hamit / İşkilli
Memo
Ülkemizdeki ilk mizah
dergisi Diyojen’i yayınlamış Rum asıllı yazarımız Teodor
Kasap’tan iki Molière uyarlaması.
Pinti Hamit, Cimri
oyunundan uyarlanmış bir güldürü Latin harfleriyle
ülkemizde ilk kez yayınlanmakta. Oyun, parayı yaşamda tek
amaç ve bütün insani değerlerden üstün gören, bu yüzden de
çevresine yabancılaşan bir insanı anlatır; günümüzün
parayı temel değer sayan kapitalist düzene de güçlü bir
eleştiri getiriyor.
İşkilli Memo, bir dolantı
komedisi. Bir babanın, kızını onun sevdiği bir erkek
yerine zengin bir adamın oğluna vermek istemesi temasına
dayalı oyunda dolantı yanlış anlamalar üzerine kurulu.
İşkilli Memo, “paranın çirkini güzelleştiren” gücüne
inanan burjuva paralı evliliklerine eleştirel bakan tek
perdelik bir oyun.
Pinti Hamit: 9 er., 5 kad.
/ İşkilli Memo: 6 er., 3 kad.
2002/ 112 sayfa/ 12x19.5
cm. ISBN 975-8648-06-1
D. No:
127 / Thomas JONIGK/Genç Alman Y.1/Torun İstiyorum
Genç yazar bu oyununda,
Alman toplumunun klişelerini kullanarak, aileyi grotesk
biçimde bir burjuva cehennemi olarak çiziyor. Oyun,
festivallerde sahnelenmiş ve birçok ödül almış.
Torun İstiyorum,
erkeklerin her şeye egemen olduğu, kadınların doğurganlık
güçlerine güvendiği, dini kurumların hep ‘güçlüler’in
yanında yer aldığı ve çocukların da bütün bu olanları gözü
kapalı kabul ettiği bir yaşam biçimini, gerilimli bir
atmosferde karikatürize ederek acımasızca hicvediyor.
Oyun, baştan sona burjuva toplumunun yüzüne şamar atarak
onu yerden yere vuruyor.
Oyuncular: 4 erkek, 3
kadın
2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5
cm. ISBN 975-8648-10-8
Dizi
No: 128 / RECAİZADE EKREM / Eski Türk Oyunları 4
Çok Bilen Çok Yanılır
19. yüzyıl Türk
edebiyatının en önde gelen yazar ve şairi Recaizade
Ekrem’in bir dolantı komedisi olan bu oyunu, çağdaşı
diğer oyun yazarlarının yaptığı gibi Molière oyunlarından
bir uyarlama değil. Binbirgece Masalları’ndaki bir öyküden
esinlenilerek yazılmış bu oyun, törelerimizi ve Osmanlı
döneminin yaşam biçimini yansıtan, çok ustaca bir kurguyla
yazılmış o dönemin en başarılı oyunlarından biri.
Dönemin adliye sistemi ve
hâkimlik kurumuna eleştirel bir bakışı yansıtan oyun,
başkalarına oyun oynamak isteyen bir kişinin, zaafları
nedeniyle kendisinin içine düştüğü oyunu eğlenceli
biçiminde anlatıyor (Günümüz Türkçesiyle).
Oyuncular: 9 erkek, 4
kadın.
2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5
cm ISBN 975-8648-08-5
Dizi
No: 129 / CUMA BOYNUKARA / O’nun Saltanatı
O’nun Saltanatı, bir
pansiyonda geçen, toplumun alt sınıfından itilmiş,
horlanmış, toplum dışına itilmiş insanlarını biraraya
getiren bir oyun; kara güldürü ve absürd tiyatro ögelerini
içinde ortak olarak barındıran, ama aslında, küçük bir
modelle, devlet-toplum-mafya ilişkilerinde yaşananların
eleştirisi.
Bir pansiyonda yaşayan
insanlar her tür pis işi yapmakta, yalan, dolan,
hırsızlıkla, çevirdikleri dolaplarla hem dışardakileri hem
birbirlerine kazıklamaktadırlar. Üst katta ayağını yere
vurup aşağıdakileri idare eden, çalıntı paralarla
güçlenmiş “O”, büyük projeler kurar; pansiyon beş yıldızlı
otel olacaktır, kumarhaneler kuracak, barlar povyonlar,
randevuevleri açacaktır. Ancak iç çatışmalar, mutlak
iktidar girişimleri geri teper, arkadan vurmalar,
ihanetler başgösterir; sonunda bu saltanat pansiyon
takımının bir karabasan gibi üstüne çöker.
Oyun, Adana Belediyesi
2001 Yılı Koza Oyun Yazma Yarışmasında İkincilik Ödülü
almıştır.
Oyuncular: 11 erkek, 1
kadın.
2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5
cm ISBN 975-8648-03-0
Dizi
No: 130 / Roland SCHIMMELPFENNIG /
Genç Alman Yazarları 2 /
Uzun Zaman Önce Mayısta
Oyun, kaba hatlarıyla
çizilmiş bir aşk öyküsü. Yazarın belli bir yöntem, üslup
ya da tema olmayan oyunları biçimine uygun şekilde kısa 81
tablodan oluşuyor. Kısa kesik konuşmalar, sahnede birtakım
devinimler ve giriş çıkışlarla anlatılan öykü, seyircinin
sürekli soru sormasına, yorumlar yapmasına yol açıyor.
Oyuncular: erkekler,
kadınlar, çiftler
2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5
cm ISBN 975-8648-11-5
Dizi No: 130 / THOMAS
BRASCH / Genç Alman Yazarları 3
Kadınlar. Savaş. Komedi
Şair, roman, öykü, oyun
yazarı ve film yönetmeni olan Thomas Brasch, bu oyununda
‘erkek işi’ olan savaşı kadın gözüyle yansıtırken savaş
karşıtı biri olduğunu gösteriyor.
Kadınlar. Savaş. Komedi,
düz bir çizgide gelişen, nedensellik içeren, alışılagelmiş
dramatik yapıda bir oyun değil.Yazar oyuna tarih-edebiyat
ve masal dünyasından irkiltici sahneler katmış; böylece
gerçekle imgelemi, zaman-mekân ve kişilikleri iç içe
geçiriyor. Komedya ve trajik ögeler birbirini izleyerek
epik biçimde bir dönem eleştirisi yapılıyor.
Oyuncular: 2 erkek, 5
zenci erkek, 2 kadın.
2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5
cm ISBN 975-8648-08-5
Dizi
No: 131 / RAŞİT ÇELİKEZER / Hiçbir Şey
Genç yazar Raşit
Çelikezer’in bu oyunu yalnızca paradan para kazanma
hırsıyla çalışmayı yeğleyen yeni genç kuşağın
yaşamlarından ibret verici bir kesiti eleştirel bakışla
yansıtıyor.
Borsa işlemleri aracılığı
yapan genç iki arkadaşın kurduğu bir işyerinde geçen
olayda, kendisinde değer kazanacak bir şirketin hisseleri
bulunan komşu işyerinden kısa bir süre için bunları ele
geçirerek kullanmak ve büyük para kazanmak isteyen iki
arkadaşın, bu iş için o işyerinde çalışan genç kızın
duygusal yaklaşımını kötüye kullanarak amaçlarına ulaşma
uğraşıları anlatıyor.
Günümüzde geçen oyun,
yeni dünya düzenine ayak uydurmaya çalışan iş dünyasındaki
genç kuşağın kazanmak için birbirini ezip geçen, çıkarcı,
acımasız, duygusuz, şiddet ve yalan dolu yaşam biçimlerini
gerilimli bir atmosferde sergiliyor.
Oyuncular: 2 erkek, 1
kadın.
2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5
cm ISBN 975-8648-03-0
Dizi
No: 132/ YAKOVOS KAMBANELLİS / Harikalar Avlusu
Kambanellis bu oyununda,
Atina’da bir kenar mahallesinde yaşayan insanların
zorluklar içinde geçen yaşamlarını, bu yaşamdan kurtulmak
için çabalarını ve umutlarını, gönül ilişkilerini
toplumcu-gerçekçi bir anlatımla yansıtıyor.
Aynı avluya bakan beş
odada oturan beş ailenin bütün yaşamları iç içedir; bütün
sevinçler, üzüntüler, sırlar paylaşılır; birbirlerine
destek olarak güçlüklerle dolu yaşam kavgasında ayakta
kalmaya çalışırlar. Oyun, dünyanın her yerinde küçük
insanların sıcak duygularıyla oluşturdukları dostluk ve
dayanışmalarını sergiliyor.
Oyuncular: 7 erkek, 5
kadın.
2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5
cm. ISBN 975-8648-03-0
Dizi
No: 134 / GÜNGÖR DİLMEN / Osmanlı Dram Tiyatrosu
Güngör Dilmen’in, ilk
Türk aktörü ve İlk Darülbedayi hocalarından Ahmet Fehim’in
(1857-1930), yayınevimizin Kültür Dizisi içinde
yayınlanmış olan Sahnede Elli Sene adlı anı kitabından
yola çıkarak yazdığı son oyunu Osmanlı Dram Kumpanyası.
1876’daki 1. Meşrutiyet
şenlikleriyle başlayan oyun, zaman içinde önceye de
giderek oyuncusu, yazarı, yönetmeni ile Türk tiyatrosunun
yaratılmasında emeği geçen tiyatrocuların yaşamlarından
sahnelerle gelişiyor. Dönemin Osmanlı İmparatorluğunun
siyasal ve toplumsal yaşamını da birlikte yansıtan oyun, o
dönem tiyatrocuların dramıyla Osmanlı’nın tarih
sahnesindeki dramanı paralel olarak verirken, bunların
ikisinin örtüştüğünü gösteriyor.
Oyuncular: 27 erkek 4
kadın, kadınlar, askerler.
2002/96 sayfa/ 11.5x19.5
cm. ISBN 975-8648-22-1
Dizi
No: 135 / CİVAN CANOVA / Toplu Oyunları 3
Ful Yaprakları / Düğün
Şarkısı
Ful Yaprakları’nda,
günümüzde sanal bir yaşam tutkusuna dönüşmüş ve insanı
toplumdan soyutlayan internet’in insanoğlu için
hazırladığı tuzaklardan bir örnek sunuluyor. İnternet
yoluyla kurulmuş bir erkek-kadın ilişkisinin, çoğu kez
olduğu gibi yalanlar üzerine kurulması sonucu ortaya çıkan
bir trajik öykü sergileniyor.
Düğün Şarkısı, bir genç
kızın evlilik öncesi ile sonrası arasında hayal gücü ile
yaptığı bir gezinti. Akşamki düğün törenine hazırlanmakta
olan kızın, bu olaydan duyduğu coşkun mutluluğunun derin
etkisiyle yaşadıkları ve gelecek üzerinde endişe dolu
düşleri, usta bir kurgu ve şiirsel bir anlatımla
sergileniyor.
Ful Yaprakları: 1 er., 2
kad./ Düğün Şarkısı: 1 kad. (Ayrıca, 4 er., 2 kad. kısa
bir süre görünür ancak hiç konuşmazlar)
2002/112 sayfa/ 11.5x19.5
cm. ISBN 975-8648-15-3
Dizi
No: 136 / Marius von MAYENBURG /
Genç Alman Yazarları 4/
Ateş Yüzlü
Ergenlik çağındaki iki
gencin gözünden yetişkinlerin ‘normal’ dünyasına çok
aykırı ve keskin bir eleştirel bakış.
Yetişkinliğe geçişin
eşiğindeki genç insanlar üzerine yazılmış ‘ateş gibi
yakıcı’ ve rahatsız edici bir oyun.
Oyuncular: 3 erkek, 2
kadın.
2002/ 64 sayfa/ 11.5x19.5
cm. ISBN 975-8648-19-1
Dizi
No: 137 / Tuncer CÜCENOĞLU / Çığ
Çığ, bir doğa olayı olan
çığın etkisiyle küçük bir köydeki insanların korku
içindeki adeta işkenceye dönüşen yaşamlarını anlatıyor.
Oyun, çığ nedeniyle yaratılmış baskıcı bir yönetimin,
insanlık dışı eylemleri gerçekleştirdiğini gösterirken,
genel anlamda toplumsal yaşamda suskun kaldıkça sıranın
herkese gelebileceğini gergin oldukça bir dramatik ortamda
sergiliyor.
Oyuncular: 7 erkek 5
kadın
2002/ 64 sayfa/ 11.5x19.5
cm. ISBN 975-8648-16-0
Dizi
No: 138 / ÜLKER KÖKSAL / TOPLU OYUNLARI 4
Buluşma/ Tata’nın
Çocukları / Dönüş Yolunda Bir Çocuk /Şaka / Eşikte/ Sil
Baştan/ Sıfıra Bir Var /Binbir Çiçek Kolonya Fabrikası
Yazarın kısa oyunlarını
biraraya getiren bu kitapta, gerçekçi ve fantastik
temaları işlediği beş kısa oyunuyla, ödül kazanmış radyo
oyunlarından tiyatro sahnesine kolayca uyarlanabilecek üç
oyunu bulunuyor. Usta kadın yazarımız bu oyunlarında da,
insana olumlu, sevecen bakışıyla, her zamanki gibi
olumsuzlukların yarattığı engellerin aşılacağı umudunu
yansıtıyor.
2002/ 160 sayfa/
11.5x19.5 cm. ISBN 975-8648-20-7
D. No:
139/SOFOKLES / ESKİ YUNAN TRAGEDYALARI 3
Kral Oidipus (Türkçesi:
Güngör Dilmen)
Kral Oidipus, Antigone
ile birlikte Sofokles’in (İÖ. 496-406) başyapıtıdır.
Yaşamı üstün başarılarla geçen Oidipus’un yazgısıdır:
Babasını öldürecek, annesiyle evlenecek ve ondan çocukları
olacak!.. Kulağına ulaşan bu uğursuz yazgıdan kurtulmak
için evinden yurdundan kaçar. Düğüm çözücü Oidipus, bir
dedektif gibi zamanı eşeler, geçmişini sorgular, kendini
köşeye sıkıştırır; aradığı suçlu kendisidir. Sofokles’in
ustalığı büyük bir dramatik gerilim yaratan bu kurguda
yatıyor. Gören bir kişiyken gerçeği göremeyen, oysa körken
gerçeği gören bir trajik tersinlemenin anlatıldığı oyun,
insanın gerçeği acı çekerek öğrenebildiğini göstermek
istemektedir. Ayrıca insanın yaşamının raslantılara bağlı
olarak ne kadar belirsiz ve güvensiz olduğunu gösterir.
Oyuncular: 7 er., 1 kad.,
koro, yurttaşlar.
2002/96 sayfa/ 11.5x19.5
cm. ISBN 975-8648-33-7
D.No:
140 / W. SHAKESPEARE / Aşkın Çabası Boşuna
Türkçesi: Ali Neyzi
Shakespeare’in ülkemizde
şimdiye kadar hiç yayınlanmamış bir komedyası. Oyunda,
genç Navarre Kralı ile üç arkadaşı bir yıl süreyle
kadınlarla ilişkilerini tamamen kesip kendilerini okumaya
ve bilime vermeyi kararlaştırırlar. Ancak Fransa Prensesi,
üç güzel nedimesiyle İngiltere’yi ziyarete gelince işler
karışır. Sürekli aldatmacalarla ve gülmeceyle gelişen
oyun, Fransa’dan gelen bir haber üzerine sona erer ve bu
komedide mutlu son gerçekleşmez. Filme de alınmış olan bu
oyunda Shakespeare, gerçek tarihsel olaylara dayanmayan
özgün bir temayı şiirsel bir güldürü olarak anlatmıştır.
Oyuncular: 13 er., 5 kad.,
uşaklar, muhafazlar.
2002/ 128 sayfa/
11.5x19.5 cm. ISBN 975-8648-23-8
D. No:
141 / Vala THORSDOTTIR / İZLANDA OYUNLARI
Çatıdaki Yarasa /
Teleskop, Çikolata, Pis Gazlar ve Çöplük /
Bildiğiniz Şeyler (Türkçesi:
Semih Çelenk - Ayşe Üner)
Çatıdaki Yarasa,
toplumsal sorunları, ruh sağlığını yitirmiş bir kadının
bireyinde irdeleyor. Depresif atakları nedeniyle bir
‘deli’ olduğuna inanılan kadına kimse dokunamaz; kadın
yaşamda üstünlük kurar; bu delice üstünlük oyunun temel
ironisidir.
Teleskop.., sistemin
otomatikleştirdiği, tekdüzeliğe çevirdiği insanların
gerçek bir kurtuluşunun olamayacağını gösteriyor.
Bildiğiniz Şeyler,
boşanmış, 30 yaşlarında bir kadının bunalımlarını,
uyumsuzluklarını anlatıyor. “Dul” olmanın zorunlu
toplumsal rolü içinde dul kadınlar için yaratılan ‘açık
pazar’da seçilmeyi bekleyen bir ürün haline gelen kadının
ironik öyküsü.
Oyuncular: 1 kadın
2002/ 64 sayfa/ 11.5x19.5
cm. ISBN 975-8648-32-0
D.No:
142 / CUMA BOYNUKARA / Toplu Oyunları 3
Suyun Rengi /
Beceriksizler
Suyun Rengi, toplumsal
kökenleri bakımından uzlaşmalar çelişkileri olan bir
kadınla erkeğin, ancak aşk araya girince uzlaşma aramaları
sonucu bu sorunu başka bir dünyayı düşleme ve yaratmayla
aşabileceklerini anlatan bir oyun.
Beceriksizler, yaşamdan
bıkmış ve ölümü umut olarak düşünenlerin, bu umutlarını
gerçekleştirme aşamasında uğradıkları beceriksizliklerini
çağdaş bir tragedya olarak sergiliyor.
Suyun Rengi: 1 er., 2 kad.
/ Beceriksizler: 2 er., 1 kad.
2002/120 sayfa/ 11.5x19.5
cm. ISBN 975-8648-32-0
Dizi
No: 14 3 / COŞKUN IRMAK / Siyah Çoraplılar
Siyah Çoraplılar, tarihin
yazdığına göre İstanbul’da kurulmuş ilk Türk futbol
takımın adı. Bu takım, İstanbul’un 20. yüzyıl başlarında
Osmanlı İmparatorluğun’nun çözülme ve dağılma döneminde
ortaya çıkmış ve işgal sırasında yabancı güçlere karşı
toplum için özgürlük, varlık ve kimlik arayışı olarak
önemli bir görev üslenmiş.
Oyun, hem bu takımın
kuruluşunu, hem ilk ve son maçını anlatıyor, ayrıca daha
sonra ilk futbolcuların ve Fenerbahçeli oyuncuların Milli
Mücadele’ye olan bağlılık ve katkılarını, silah kaçırma
çabalarını belgesel bir oyun olarak sahneye getiriyor.
Bir anlatıcı aracılığıyla
açık biçimde yazılmış olan Siyah Çoraplılar, Cumhuriyet’in
kuruluşuna toplumsal vicdanın desteğini yansıtan gerçek
olaylardan yola çıkılarak yazılmış yarı-belgesel bir oyun.
Oyuncular: 24 er., 3 kad.,
askerler, tayfalar, seyirciler.
2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5
cm. ISBN 975-8648-31-3
D. No:
144 / R. W. FASSBİNDER / TOPLU OYUNLARI 1
Kahvehane / Korku Kemirir
Ruhu / Kerhaneci
|