MİTOS-BOYUT  YAYINLARI

 

 ARAMA

EDİTÖRÜN NOTU
 

Yüzlerce kitap ve kaynaktan oluşan Mitos-Boyut sayfasında aradığınız yazar veya kitabımenünün "Düzen" bölümünde "Bul" şeçeneğini kullanarak bulabilirsiniz.

 

Yaklaşık 120 sayfalık katalogu word belgesi olarak bilgisayarınıza indirmek için burayı tıklayın

 

 

Mitos-Boyut  

Tiyatro Yayınları Yayın Kataloğu

1. Basım: Nisan 1997

2. Basım: Haziran 1998

3. Basım: Kasım 1999

4. Basım: Aralık 2002

5. Basım: Ocak 2005

6. Baskı  Eylül 2006

 

ISBN: 975-8648-00-0

 

Mitos-Boyut Yayınları

TEM Yapım Yayıncılık Ltd. Şti.

Ağa Çırağı Sok. 7/2 Taksim/ 80090 İstanbul

tel. 212. 249 87 37-8; faks. 212. 249 02 18

E-posta: temyapim@yahoo.com

 

 

TİYATRO / OYUN DİZİSİ

273 Tiyatro Kitabı

(213 Oyun Kitabı, 60 Kuramsal Kitap)

500 Oyun

 

Ocak / 2005

Not:

1. Oyun dizisi'nin 7 numaralı "Bertolt Brecht–Toplu Oyunları 1" adlı kitap tükenmiştir. Yayınevimiz Bertolt Brecht'in Bütün Oyunlarını ayrı bir dizi halinde yayınlamakta olduğundan, bu kitabın yeni baskısı yapılmayacaktır.

2. Dizinin 9 numaralı, "Dario Fo – Toplu Oyunları 1" kitabı tükenmiştir. Kitabın Türkiye Yayın Hakları çevirmen Füsun Demirel'dedir. Kitabın yeni baskıları Sayın Demirel'in sahibi olduğu Açılım Yayınevi tarafından yapılmıştır.

3. Adalet Ağaoğlu/ Toplu Oyunları 1 tükenmiştir. Yeni basımları için yazar Yapı Kredi Yayınlarıyla anlaşma yaptığından bu kitabın yeni basımı yapılmayacaktır.

4. Orhan Asena/ Toplu Oyunları 1 tükenmiştir. Vefat eden yazarın varisleriyle yeni bir sözleşme yapılamadığından bu kitabın yeni basımları yapılamayacaktır.

5. Memet Baydur / Toplu Oyunları 1 tükenmiştir. Memet Baydur varisleri, İletişim Yayınlarıyla anlaşma yaptığından, bu kitabın yeni baskısı yapılmayacaktır.

 

Dizi No: 1 / VASIF ÖNGÖREN/BÜTÜN OYUNLARI

Almanya Defteri (Göç) / Asiye Nasıl Kurtulur /

Oyun Nasıl Oynanmalı / Zengin Mutfağı

 

Vasıf Öngören, Türk tiyatrosunun 1960'lı yıllarda gerçekleştirdiği atılım içinde, oyuncu-yönetmen-oyun yazarı olarak yetişmiş çok yönlü bir tiyatro adamımız; Brecht'çi tiyatronun biçimsel özelliklerini, ülkemizin toplumsal-ekonomik-politik sorunları ile buluşturmayı başarmış, epik tiyatro yöntemini tiyatro yaşamımıza ilk kez kazandırmış bir tiyatro ustamızdır.

Almanya Defteri (Göç), 1960 yılların Türkiye'sinde kurduğu düşler gerçekleşemeyen, bu ortamda bocalayan bir oto tamircisi ailenin son çare olarak, çalışmak için Almanya'ya gidiş kararına varış öyküsüdür. İlk kez 1966'da Gençlik Festivalinde sergilenen oyun, bu festivalde İkincilik Ödülü'nü almıştır.

Asiye Nasıl Kurtulur, çağdaş tiyatromuzun bir başyapıtıdır. Türk tiyatrosunda içerik ve biçim açısından yeni bir seçenek sunan bu başyapıt, tiyatro tarihimizin en ön sırasında yer alıyor. Yazar, "yadırgatmalar" yoluyla, tartışmalı yeni bir oyun düzeni ile herkese tanıdık gelen canlı ve sıcak yaşantılardan yola çıkarak, izleyiciyi yeni bir "bilinç" düzeyine ulaştırmayı başarır. Oyun, gecekonduda yaşama savaşı veren Asiye ile annesinin bu ortamdan kurtulmak için verdikleri mücadeleyi, oyunsu niteliği, içerdiği ironi ve gülmece ögeleri ile anlatır. Yazar, Brecht tiyatrosunu da inceleme olanağı bulduğu epik tiyatro anlayışını bu oyununda çok başarılı bir biçimde kullanarak, bu akımın tiyatro edebiyatımızda kullanma yolunu açmıştır. İlk oynadığında, Zeliha Berksoy’un etkili Asiye tiplemesi, oyunun kitlelere hızla ulaşmasında önemli bir rol oynamış ve bu sahneleme büyük ilgi görmüş, oyun ve Zeliha Berksoy birçok ödül almıştı.

Oyun Nasıl Oynanmalı'da, radyo-televizyonlardaki bir yarışma programıyla, yoksul ama güzel bir genç kızın film dünyasında hızla yükseliş öyküsü eşzamanlı olarak verilir. Para kazanmak uğruna kutsal sayılan değerlerden nasıl vazgeçildiği gösterilirken, seyircinin tartışmalı oyuna katılıp eleştirel tavrını koyması sağlanır.

Zengin Mutfağı, toplumsal sınıflar arasındaki çelişkilerin git gide keskinleştiği 1970'li yıllarda, kavganın dışında kalma çabası içinde safını şaşıranların öyküsüdür. 16-17 Haziran İşçi Olayları günlerinde bir genç insanın politik tercihlerindeki yanlışı anlatılır. Kusursuz yapısı, çatışmalardaki ustalıklı kurgusu ve ironisiyle yazarın ikinci başyapıtı sayılmaktadır. Oyun, 1977'de İsmet Küntay Ödülü ve daha sonraları bir çok ödül almıştır.

 

Almanya Defteri: 8 erkek, 4 kadın/ Asiye N. K.: 12 erkek, 11 kadın/ Oyun Nasıl Oynanmalı: 15 erk., 11 kad./ Zengin Mutfağı:  4 erk., 1 kad.

1991 (1. Bas.), 1998 (2. Bas.)/290 s./11.5x19.5cm   ISBN975-508-034-1

Dizi No: 2 / TURGUT ÖZAKMAN / TOPLU OYUNLARI 1

Ah Şu Gençler / Töre / Ocak

 

Ülkemizin önde gelen yazarlarından olan Turgut Özakman, oyunlarında hep barışın, sağduyunun, dostluğun ve sevginin özlemini yansıtır. Yazarın en önemli özelliği ise, "gülmece"yi kotarmadaki büyük yeteneğidir.

Ah Şu Gençler, kabare anlayışı ile biçimlenen, açık biçimin ve göstermeci üslubun kullanıldığı son derece esnek dokulu bir güldürü. Şarkılı danslı bu oyun, genç oyuncular tarafından hemen her kentimizde sahnelenmiştir. Oyun, "delidolu" yapısıyla genç insanların oldukça beğenisini kazanmış bulunuyor.

Töre, duygusal  yoğunluklu, "gerçekçi" oyunculuk biçimini gerektiren, dramatik yapısı ağırlıklı bir oyun. Yazar, kan davasını yeren bir olayı, bir sevgi öyküsü ile birleştirip eğlence ögelerini oyunun içine ustalıkla yerleştirmiş.

Ocak, ekonomik sıkıntıların aile bireyleri arasındaki ilişkileri büyük ölçüde etkilediği ve çatışmalara yol açtığı bir aile dramını anlatır. Yazar, yaşanan duyarlılıkları, tepkileri, düş kırıklıklarını, sevgiyi dile getirerek, aile ilişkilerinde insani değerlere sıkı sıkıya sarılmakla uzlaşmaya varılabileceğini gösterir.

 

Ah Şu Gençler: 10 er., 8 kad./Töre: 4 er., 3 kad./Ocak: 4 er., 7  kad.

1991 (1.Bs.)/ 1993 (2.Bs.)/1999 (3.Bs.), 2001 (4. Bas.) / 192 s.   

 

Dizi No: 3 / YILMAZ ONAY / TOPLU OYUNLARI  1

Sanatçının Ölümü / Arafta Kalanlar / Karagöz'ün Muamması

 

Yılmaz Onay, toplumcu gerçekçi anlayışıyla geleneksel ve evrensel tiyatro çalışmalarını yönetmen, yazar ve çevirmen olarak sürdüren bir sanat adamımız. Sanatçının Ölümü, yalana, ikiyüzlülüğe yöneltilmiş bir yergi oyunu. Oyun, ülkemizde, sanatçı bir insanın ancak öldükten sonra değerlendirildiğini, tersinlemeli bir biçimde anlatıyor; toplumun değerbilmezliğine karşı acı bir eleştiri getiriyor, bu tutumu hicvediyor.

Arafta Kalanlar, sıradan insanları, yani Ademleri ve Havvaları kuşatan yalancı cennetler masalına yöneltilmiş bir taşlama. Oyun, aynı zamanda ilk kez aldatılan Havva teması ile kadın sorunsalını da irdeleyen bir yapıda.

Karagöz'ün  Muamması, geri kalmış muammalar ülkesinde üç kâğıtçı, bezirgân Frenk ve Karagöz'le Hacıvat'ın serüvenlerini geleneksel tiyatro kalıpları içinde, toplumsal bir yergi-güldürü türünde anlatıyor.

Sanatçının Ö.: 2 er., 1 kad./Arafta Kalanlar: 6 er., 4 kad., melekler, şeytanlar/ Karagöz'ün  Muamması: 9 erkek, 4 kadın.

1992 /190 sayfa/11.5x19.5 cm                         ISBN  975-508-038-4

 

Dizi No: 4 / AZİZ ÇALIŞLAR–YILMAZ ONAY/

Uyarlamalar  1 / Romandan Tiyatroya

Oblomov / Muhteşem Gatsby / Küçük Adam Ne Oldu Sana

 

Üç yabancı romanın, Türk yazarları tarafından sahne uyarlaması. Oblomov (Gonçarov), Gorki'nin "Edebiyatımızın en güzel romanlarından biri," dediği bir Rus romanı; iki farklı dünya arasında kalan insanın çaresizliğini anlatıyor (Uy. Aziz Çalışlar). 

Muhteşem Gatsby, Amerikalı yazar Fitzgerald'in 1920 yılları Amerika'sını anlattığı en ünlü romanı; "Amerikan düşü"nün umutları ile dolu ve bölünmüş kişilikleri olan insanlar anlatılıyor (Uy. Aziz Çalışlar).  Küçük Adam Ne Oldu Sana, (Alman romancı Hans Fallada'dan) 1930 yılları karışık Almanya'sında, Faşizmin yükselme sürecinde ezilen sıradan insanların dramını anlatıyor (Uy. Yılmaz Onay).

 

Oblomov: 11 erk., 6 kad., hizmetçiler, köylüler, çocuklar/ Muhteşem G.: 11 erk., 3 kad., müzikçiler, uşaklar/Küçük Adam:  7 erk., 4 kad.

1992/ 200 sayfa/10x18.5 cm.                             ISBN 975-508-039-2

 

Dizi No: 5 / TURGUT ÖZAKMAN / TOPLU OYUNLARI 2

Sarıpınar 1914 / Fehim Paşa Konağı/

Resimli Osmanlı Tarihi / Bir Şehnaz Oyun

 

Turgut Özakman'ın 4 tarihsel güldürüsü birarada. Sarıpınar 1914, R. N. Güntekin'in Değirmen adlı romanından uyarlanmış. Oyun, 1914 yılında, Osmanlı'nın yüzlerce bakımsız kasabasından biri olan Sarıpınar'da yaşanmış "zelzele" komedisini anlatır. Bu çağdaş güldürü, "göstermeci" anlatımla yazılmış; yirmiye yakın sahne bir "anlatıcı" yoluyla birbirine bağlanıp yorumlanmakta (Sanatsevenler Derneği Ödülü-1968). 

Fehim Paşa Konağı, "göstermeci" anlatımı, dansın ve müziğin yoğunluklu olduğu bir tarihsel güldürü. Geleneksel tiyatromuza ait ögelerin de kullanıldığı oyun, kabalığın, savaşın karşısında incelikten, barıştan yana bir tavır sergiliyor (İş B. Ödülü 1980).

Resimli Osmanlı Tarihi, 1982 Anayasa'sının halkoylamasından önce yazılıp oynanmış olan bir oyun; ülkemizin yüzyıllık Anayasa serüvenini tersinlemeli, fantastik, eğlenceli ve eleştirel bir sahne diliyle anlatıyor (Sanat Kur. ve Küntay Ödülleri, 1982- 83).

Bir Şehnaz Oyun, dansla müziğin ağırlıklı olduğu tarihsel bir güldürü. Eğlence ögesinin fazlaca kullanıldığı oyunda, tersinleme yoluyla Osmanlı'nın 1. Dünya Savaşı'na giriş dönemi anlatılıyor.

 

Sarıpınar: 29 erk., köylüler, heyet üyeleri / Fehim Paşa K.: 11 er., 4 kad. / Resimli Osmanlı T.: 16 er., 6 kad., dansçılar /

Bir Şehnaz Oyun: 22 er., 9 kad., çalgıcılar, erkekler, kadınlar.

1992 (1. Bs.), 1999 (2. Bs.)/288 sayfa/10x18.5 cm      ISBN 975-508-025-2

Dizi No: 6 / OKTAY ARAYICI / BÜTÜN OYUNLARI 

Nafile Dünya / Bir Ölümün Toplumsal Anatomisi /

Rumuz Goncagül / Tanilli Dosyası

 

Oktay Arayıcı, Türk Tiyatrosunun ilerici-toplumcu çizgideki yazarlarının önde gelenlerinden biri.

Nafile Dünya ve Rumuz Goncagül, ülkemizde resmi-özel tiyatrolarında defalarca oynanmış, küçük insanlarımızı anlatan ve seyirlik geleneğimize uygun güldürü özellikleri ile öne çıkan, çok ilgi görmüş iki oyun. Nafile Dünya, polislik mesleğine dürüstçe bağlı kalmış bir adamın değişen, yozlaşan toplumsal koşullara ayak uyduramamasının traji-komik öyküsüdür.

Rumuz Goncagül, kadın-erkek ilişkilerinin töreler, ekonomik ve toplumsal etkenlere sıkı sıkıya bağlı olduğu toplumumuzda, evlilikten beklenenler üzerine, epik tiyatro örneği bir güldürü.

Bir Ölümün Toplumsal Anatomisi ise, "göstermeci" türünde, Güney Anadolu'da bir ölüm olayının ardındaki toplumsal-ekonomik-sosyal nedenleri araştıran bir "seyirlik tragedya."

Tanilli Dosyası, Prof. Server Tanilli'nin 1980 öncesi İstanbul Üniversitesi'nde verdiği Uygarlık Tarihi dersi nedeni ile yaşadığı gerçek olaylardan alınmış, yarı-belgesel ve nesnel-gerçekçi biçimde yazılmış bir oyun. 12 Eylül öncesindeki baskı, işkence ve kıyımın üniversite hocalarına uzanan boyutlarını anlatıyor.

 

Nafile Dünya: 13 er., 3 kad./ Rumuz Goncagül: 7 er., 3 kad./

Bir Ölümün Toplumsal Anatomisi: 18 er., 7 kad., köylüler /

Tanilli Dosyası: kadınlar, erkekler.

1992 (1. Bs.), 1996 (2. Bs.) 336 sayfa/10x18.5 cm ISBN   975-508-043-0

 

Dizi No: 7 / BERTOLT BRECHT / TOPLU OYUNLARI  1*

Mahagonny Kenti/ Üç Kuruşluk Opera/ Mutlu Son

 

Brecht'in bu üç epik operasını çevirenler: Mahagonny Kenti – Aziz Çalışlar; Üç Kuruşluk Opera ve Mutlu Son – Yücel Erten.

Mahagonny Kenti, paranın günümüzde insanları nasıl yozlaştırdığını sergileyen ve 20. yüzyılın ahlak tablosunu oluşturan bir müzikli oyun.

Üç Kuruşluk Opera, Brecht'in en ünlü, bütün dünyaca tanınan ve çokça oynanan, tiyatro, opera, sinema, müzik dallarında yığınla sanatçıya esin kaynağı olmuş, klasikleşmiş bir epik opera.

Mutlu Son da bir müzikal oyun. Diğer iki eser gibi, bunun müzikleri de K. Weil'e ait; zekice kurulmuş, ilginç bir müzikal.

 

Mahagonny Kenti.: 6 er., 8 kad., erkekler/ Üç K. O.: 12 er., 11 kad., polisler, dilenciler/Mutlu Son: 10 erkek, 5 kadın, polisler,

1992/240 sayfa/10x18.5 cm.                           ISBN  975-508-044-9

 * (Sayfa 4’teki Not 1’e bakınız.)

Dizi No: 8/ ORHAN ASENA / TOPLU OYUNLARI  1*

Şili'de Av / Ölü Kentin Nabzı / Bir Başkana Ağıt

 

Orhan Asena'nın "Şili Üçlemesi" diye adlandırdığı bu kitaptaki üç oyunu, seçimle iktidara gelmiş Allende'yi deviren Şilideki askeri darbe ile ilgili.

Şili'de Av, Pinochet tarafından Allende iktidarının devrildiği gün küçük bir kilise rahibinin evinde, dışardaki insan avından kaçan yedi gencin hesaplaşma, tartışma ve çatışmalarının evrensel boyutlu öyküsü.

Ölü Kentin Nabzı, 1977'de Pinochet'in baskı rejimine gizliden gizliye başlayan bir karşı koyma eylemini sezinleyen yazarın, böyle olası bir direniş hareketini anlatan oyunu.

Bir Başkana Ağıt, 11 Eylül darbe gecesi Başkanlık Sarayı'nda Allende'nin yaşadığı gerilimli saatleri anlatıyor.

Şili'de darbenin yapıldığı gün, 11 Eylül 1973'de, darbeciler tarafından 35.000'i aşkın kişi öldürüldü. Bu darbe sırasında Cumhurbaşkanı Allende de, Başkanlık Sarayına saldıran Pinochet'in askerleri tarafından, kahramanca direnişine rağmen katledilmişti. Bir Başkana Ağıt, bu çağdaş trajediyi gerçekçi ve belgesel biçimde, yer yer şiirsel bir anlatımla veriyor. Çağımızın faşist darbelerinden birine tanıklık eden oyun, bu yapısıyla, evrensel bir temayı da sergilemiş oluyor.

 

Şili'de Av: 8 er., 4 kad., 1 çocuk, askerler/

Ölü Kentin Nabzı: 11 er., 2 kad./ Bir B. Ağıt: 30 er., 6 kad., 2 çocuk.

1992/259 sayfa/10x18.5  cm.                              ISBN 975-508-045-7

 * (Sayfa 4’teki Not 4’e bakınız.)

 

Dizi No: 9 / DARİO FO / TOPLU OYUNLARI  1*

Kadın  Oyunları  (10 Adet) / Açık Aile

 

Dario Fo, günümüzün en önde gelen tiyatro adamlarından biri. Kendi yazıp kendi oynadığı bütün oyunları, kendi halk tiyatrosu geleneğinin bir örneğini oluşturmuş ve  İtalya'da büyük yığınlara ulaşmayı başarmıştır.

Fo'nun, karısı France Rame ile birlikte oluşturduğu On Kadın Oyunu, İtalya'daki kadınların bireysel ve aile sorunlarını, erkeklerden gördükleri cinsel tacizleri anlatıyor.

Açık Aile , bir karı-kocanın, kadın-erkek arasındaki hiç tükenmeyen çekişmenin mizahi, tek perdelik anlatımı. Kitaptaki oyunlar amatör çalışmalar için yararlı deneme oyunları.

Kitabın başında Doç. Dr. Metin Balay'ın ve Füsun Demirel'in Fo üzerine ayrıntılı yazıları da bulunmakta.

 

Kadın Oyunları: 1 kadın/ Açık Aile: 2 erkek, 1 kadın.

1992/120 sayfa /10x18.5 cm                               ISBN 975-508-051-1

* (Sayfa 4’teki Not 2’ye bakınız.)

Dizi No: 10 / ÜLKER KÖKSAL / TOPLU OYUNLARI 1

Uzaklar / Sevdalı Fidanlar / Bir Garip Oyun /

Karanlıkta İlk Işık (Kubilay)

 

Ülker Köksal, üslubundaki açıklığı ve seyirciyle kolay iletişim kurabilme özelliği ile tanınan bir yazarımız. 

Uzaklar, yazarın en çok oynanan ve dört ödül almış oyunu. Oyunda, eğitim sistemimizle  kalıplaştırılan genç insanların yaratıcı güçlerinin nasıl yok edildiği anlatılmakta.

Sevdalı Fidanlar oyunu da, gençlere dönük ve onların özgür-lüklerini savunan bir "hoşgörü ve sevgi" oyunu.

Bir Garip Oyun, toplumsal yaşam ve geleneklerimizdeki yanlıklıkların, bireyde bıraktığı olumsuz etkileri tartışmalı bir biçimde sergiliyor.

Karanlıkta İlk Işık (Kubilay) devrim şehidi Kubilay'ın idealizmine saygıyı koruyarak, bu olayın gerçek toplumsal, kültürel ve politik nedenlerini irdelemekte.

 

Uzaklar: 4 er., 6 kad./ Sevdalı Fidanlar: 6 er., 5 kad./

Bir Garip Oyun: 5 er., 4 kad./ Karanlıkta İlk Işık: 12 er., 5 kad.

1993 (1. Bs.), 2002 (2. Bs.), 288 s., 11.5x19.5 cm.  ISBN 975-508-046-5

 

Dizi No: 11 / MEHMET AKAN / TOPLU OYUNLARI 1

Hikâye-i Mahmud Bedreddin /Analık Davası / Midirfillik Oyunu

 

Mehmet Akan, 1960'lı yılların dinamik, heyecanlı tiyatro ortamında tiyatroya başlayan ve oyunculuğunu sürdürürken oyunlar da üretmiş olan bir tiyatrocu. Kitaptaki üç oyun da geleneksel kültürümüze dayanan, toplumsal içerikli ve çağdaş tiyatro anlayışıyla yazılmış oyunlar.

Hikâye-i Mahmud Bedreddin, Alevi ayinleri kültüründen yola çıkarak, dans ve müziğin yoğun desteği ile, Anadolu insanının hoşgörülü yapısını ve yaşadığı ekonomik-toplumsal-politik çelişkileri sergiliyor.

Analık Davası'nda, Brecht'in Kafkas Tebeşir Dairesi oyunundaki ana tema aracılığıyla, Anadolu insanının yaşamı ve Osmanlı döneminin üretim ilişkileri irdelenir. Oyunda, meddah-saz şairliği gelenekleri ve halk danslarımızdan esinlemeler bulunmakta.

Midirfillik Oyunu, Ulvi Uraz Tiyatrosunda (1968), Ham Hum Şaralop adı ile oynanmış. Geleneksel seyirlik oyunlarımızdan olan ortaoyunu biçiminde yazılmış, ortaoyunu öğeleri taşıyan, ama çağımızın toplumsal ve politik olaylarını hicveden bir oyun.

 

Hikâye-i Mahmut Bedreddin: 20 er., 8 kad., erkekler/

Analık Davası: 8 er., 5 kad./ Midirfillik Oyunu: 17 erkek, 3 kadın.,

çalgıcılar, çengiler, yolcular.

1993, 2006 (2. Bs.) /240 sayfa/ 12x19.5 cm.          ISBN 975-508-050-3

Dizi No: 12 / MEMET BAYDUR / TOPLU OYUNLARI 1

Doğum / Limon / Yalnızlığın Oyuncakları / Kadın İstasyonu

 

Yazdığı oyunların sayısı 20'yi aşmış olan, son dönemin önde oyun yazarlarından, ne yazık ki 2001’de kaybettiğimiz Memet Baydur'un bu kitabında ilk oyunları bulunuyor..

Doğum, kısa bir "absürd" tiyatro örneği. Oyunda, insanoğlundaki tutku ile hüznün iç içe geçtiği bir hesaplaşma süreci anlatılıyor.

Limon, yazarın ülkemizde sergilenmiş ilk oyunu. Dünyanın esenliği adına hiçbir şey yapamayışın, dört duvar arasında sıkıl-mışlığın, iletimsizliğin bol aydın gevezeliği ile unutturulmaya çalışıldığı bir ortamda, hüznün gülmeceyle iç içe sergilendiği bir oyun (1984- Sanat Kurumu Ödülü).

Yalnızlığın Oyuncakları, çok yaşlı üç insanın sıkışıp kaldıkları bir odadaki iç hesaplaşmaları. Üretken olamamış, susturulmuşluğu kabullenmiş, sevgisizliğe ödün vermiş, çevrenin tahribine göz yummuş olmanın ezikliği içinde bulunan insanların bu hesaplaşmaları, aslında 20. yüzyılın sorgulanmasıdır.

Kadın İstasyonu, ilk kez Fransa'da oynanmış bu oyun, birbirlerine ve kendilerine yabancı üç insanın bir istasyondaki karşılaşmalarının öyküsü. Bu üç insan bireysel sorunlarını birbirlerine aktarmakta görünüyorsalar da, aslında tek başına konuşmaktadırlar (1988 İnönü Vakfı Tiyatro Ödülü).

 

Doğum: 1 er., 1 kad./ Limon: 4 er., 3 kad. /

Yalnızlığın Oy.: 2 er., 1 kad./Kadın İstasyonu: 1 er., 2 kad.

1993/234 sayfa/10x19.5 cm                               ISBN 975-508-057-0

* * (Sayfa 4’teki Not 5’ye bakınız.)

D. No: 13 /ATAOL   BEHRAMOĞLU /  TOPLU OYUNLARI  1

Lozan / İyi Bir Yurttaş Aranıyor

 

Lozan, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra emperyalizmle masa başında yapılan ikinci savaşın öyküsü. Yazar, zaman zaman oyuna girerek, oyunun sahnesel açılımı için yardımcı oluyor. Oyun, geçmişi anlatırken bugünü anlamamızın yollarını arıyor, bireysel ve toplumsal kimlik arayışlarının çıkmazlarını gösteriyor; ülkenin parçalanması için içerde ve dışarda çevrilen entrikalardan günümüze izdüşümler sergiliyor, günümüzde dünyayı saran petrol savaşlarının o dönemdeki savaşların da nedenleri olduğunu kanıtlıyor. Bağımsızlık sözleşmemizin, dersler dolu, teatral bir gösterisi. 

İyi Bir Yurttaş Aranıyor, tümüyle 18 şiirden oluşan, müzikli manzum bir oyun. Oyunda yurdumuzdan çeşitli tip ve olayları anlatılırken, iyi bir yurttaş olmanın ön koşulları araştırılıyor. Kitapta ayrıca, oyunun bütün müziğinin notaları da bulunuyor.

 

Lozan: Erkekler, 2 kadın / İyi Bir Yurttaş Aranıyor: 1 kadın.

1993/100 sayfa/10x19.5 cm                               ISBN 975-508-056-2

Dizi No: 14 / YAVUZER ÇETİNKAYA

Gün Dönerken

 

Temmuz/93'de kaybettiğimiz yazar, yönetmen, tiyatro-sinema-TV oyuncusu Yavuzer Çetinkaya'nın 1977 yılında yazdığı, o dönem Dostlar Tiyatrosunda oynanmış Gün Dönerken adlı oyunu, hemen ölümünden sonra 1993'de Yavuzer Çetinkaya'nın "45. Doğum Yıldönümü" anısına yayımlandı.

Gün Dönerken, Alman Parlamentosu Reichstag'ın Hitler tarafından bir komployla yaktırılması üzerine, Nazilerce başlatılan baskı ve terör ortamını anlatıyor. Bu büyük tarihi komplonun arkasından başlatılan ünlü "Leipzig Duruşması"nda, Bulgar devrimci G. Dimitrof suçlu gibi gösterilerek cezalandırılmak istenir. Oyun, bu duruşmadan sahneleri de içeriyor.

Gün Dönerken, sağlam bir dramatik yapıya sahip, akıcı diyaloglarla bezenmiş, ülkemizin 1980 öncesi yaşadığı kaosa paralellikler kuran, belgesel nitelikte bir oyun.

 

Oyuncular: 22 erkek, 4 kadın.

1993/100 sayfa/10x19.5 cm.

 

Dizi No: 15 / ADALET AĞAOĞLU  /TOPLU OYUNLARI 1*

Evcilik Oyunu / Tombala / Çatıdaki Çatlak / Sınırlarda /

Bir Kahramanın Ölümü

 

Evcilik Oyunu, yazarın yıllardır özel-resmi tiyatrolar ve amatör topluluklarca oynanmakta olan yapıtı. Oyun, aile içinde gençlere yapılan acımasız namus baskılarının, onları ilerdeki yaşamlarında nasıl mutsuzluğa ittiğini anlatıyor.

Tombala, çok yaşlı bir karı kocanın, kendilerini aramayan çocuklarını bekleyişlerini ve bu bekleyiş sürecinde aralarındaki boş, anlamsız çekişmelerini sergiliyor.

Çatıdaki Çatlak ise hiç evlenmemiş orta sınıf bir kadının, taşıyamayacağı kadar ağır bir yükün altında kalışının dramı; oyun kadınlara bu yıpranmayı layık gören toplum anlayışının çarpıklığını da vurguluyor.

Sınırlarda, barışçıl bir dünya düzeninin özlemini yansıtan, ve simgesel nitelikler taşıyan bir oyun.

Kitabın son oyunu, Bir Kahramanın Ölümü ise, toplumların bunalımlı dönemlerde bekledikleri bir kahramanı ve bu kahramanın içine düştüğü kişisel korku ve endişelerini anlatıyor.

Evcilik Oyunu: 8 erkek, 4 kadın, anneler, babalar/

Tombala: 1 er., 1 kad./Çatıdaki Çatlak: 2 er., 4 kad./

Sınırlarda: 3 erkek, 1 kadın/ Bir Kahramının Ölümü: 2 erkek.

1993/276 sayfa/10x19.5                               ISBN 975-508-059-7

* (Sayfa 4’teki Not 3’e bakınız.)

 

Dizi No: 16 / NİKOLAY GOGOL

Bir Delinin Hatıra Defteri

 

Rus Edebiyatı'nın öncülerinden ve 19. yüzyıl Rus komedyasının "baba"sı olan Gogol, kendinden sonra gelen tüm Rus yazar kuşağını etkilemiş bir yazardı. Gogol yaşamında üç oyun yazmıştı; ezilmiş sıradan insanların yaşamlarını anlatan bu gerçekçi yazarın ölümünden sonra, birçok öykü ve romanı oyunlaştırıldı.

Bir Delinin Hatıra Defteri, yazarın aynı adlı öyküsünden, Fransız S. Luneau ve R. Coggio tarafından oyunlaştırılmış tek kişilik bir  eser.

Ülkemizde 1965 ve 1968'de Genco Erkal tarafından başarılı ve  farklı yorumlar ile oynanmış olan bu ünlü yapıtın oyun metni çevirmeni tarafından yeniden gözden geçirildi; dili sadeleştirildi.

Oyun, itilip kakılan bir küçük memurun, çevresinin hep kendi aleyhine davrandığı kuşkusu ile çalıştığı dairedeki üstlerinden kendini büyük görme tutkusunun, onu trajik bir sonuca götürüşünü anlatır.

Yaşamını sürekli bir kuşku ve gerilimle, karşıt düşüncedeki insanların gerilimlerinden doğan huzursuzlukla yaşamış olan Gogol, bu oyununda (öyküsünde) kendisini, aslında oyun kişisi Poprişçin'in kişiliğinde sergilemiştir.

Tek kişilik bu oyun, dünyanın her yerinde, öyküsünden çok ilgi görmüş ve tanınmıştır.

 

Oyuncular: 1 erkek

1993 (1. Bs), 2002 (2. Bs) /64 s./ 11.5x19.5cm. ISBN 975-508-062-7

 

Dizi No: 17 / ŞULE GÜRBÜZ

Akıl Yoktur

 

Şule Gürbüz, şiir ve öyküleri ile tanınan genç kadın yazarlarımızdan biri.

Genç yazar bu ilk oyununda, ölümün saçmalığı karşısında çaresiz kalan aklın, kendi yolunu, saçmalıklara yeni saçmalıklar üretmekle bulduğunu anlatmakta.

Faust'tan bir sahneyi oyunun başına koyan yazar Şule Gürbüz, Mefisto'nun adı geçen yapıtta, "Cehennemin sınırları yoktur, kısıtlanmış da değildir. Tek bir yerdedir; çünkü biz neredeysek orası cehennemdir," sözünü alarak, kendi oyununun içeriğine açıklık getiriyor.

 

Oyuncular: 5 er., 7 kad., 1 çocuk.

1993/76 sayfa/10x19.5 cm                                 ISBN 975-508-064-3

 

 

Dizi No: 18 / TUNCER CÜCENOĞLU / T OPLU OYUNLARI 1

Çıkmaz Sokak / Dosya / Kördövüşü

 

Toplumun dönemsel sorunları ile ilgilenip, bunları cesaretle sorgulayan, gerçekçi-toplumcu bir yazarımız Cücenoğlu, bu üç oyununda, ülkemizin üç ayrı döneminin sorunlarını yansıtmakta. 

Çıkmaz Sokak, politik bir oyun. Oyunda, baskı rejimlerinin giderek bir "polis devleti" haline gelişi ile işkenceci bir polisin, işkence ettiği bir kadın tarafından sorgulanışı, gerilimli ve inandırıcı bir biçimde anlatılıyor. Yazar, "işkence görenin işkenceciye işkence uygulaması insani bir davranış mıdır" sorusuna, izleyiciden yanıt isteyerek, herkesin işkence karşısında etkin bir tavır almasını önermekte. 

Dosya, toplumsal yaramız olan yolsuzluklarla ilgili bir oyun. Devleti zarardan kurtarmak isteyen dürüst bir kişinin, düzenle bütünleşmiş insanların çıkarlarına ters düşüp toplum dışına itilerek, "sakıncalı" ilan edilmesini anlatıyor. 

Kördövüşü, yazarın ilk oyunu (1972); gecekondu insanını gerçekçi bir tutumla irdeliyor. Büyük umutlarla köyden kente gelen ve oturdukları gecekonduya bile sahip olamayan sıradan insanların dramı.

 

Çıkmaz S.: 1 er., 2 kad./ Dosya: 8 er., 3 kad./Kördövüşü: 5 er., 4 kad.

1993 (1.Bs.), 2002 (2.Bs.) 188 sayfa, 11.5x19.5 cm/ISBN975-508-065-1

 

Dizi No: 19/ SERMET ÇAĞAN / BÜTÜN OYUNLARI

Ayak-Bacak Fabrikası / Savaş Oyunu

 

Sermet Çağan (1929-1970), 1960 yıllarından sonra ülkemizde önemli bir atılım yapan tiyatromuza omuz veren kuramcı ve uygulamacı bir tiyatro adamımız. Ne yazık ki onu tiyatroda yazarlığa yeni başladığı sırada yitirdik.

Ayak-Bacak Fabrikası, geleneksel tiyatromuzun açık biçimi ile kurulmuş bir oyun; grotesk yapısıyla seyirciye düşünme, yargılama ve karar verme olanağı sağlıyor. Bir gazete haberinden yola çıkan yazar, oyununu Anadolu'da bir köyün, kendilerine tohumluk olarak verilen zehirli (ilaçlı) buğdayı açlık nedeniyle yemeleri sonucunda köyce sakat kalmaları üzerine kurmuş. Köy seyirlik oyunlarının soyutlama ögeleri ile groteskin beraberce ve çok başarılı olarak kullanıldığı oyun, çok acımasız bir karamizah örneği. Oynandığı yıllarda çok ilgi görmüş, toplumu çok etkilemişti.

Savaş Oyunu, adının tersine bir barış oyunu. Gençlik oyunu olan eserde, barış için savaşın gerekliliği anlatılıyor.

 

Ayak-Bacak F.: 12 er., 5 kad., vatandaşlar/Savaş Oy.: 9 er., 5 kad.

1993/140 sayfa/10x19.5 cm                               ISBN 975-7468-37-1

Dizi No: 20 / MEMET BAYDUR / TOPLU OYUNLARI 2

Düdüklüde Kıymalı Bamya / Aşk / Vladimir Komarov

 

Düdüklüde Kıymalı Bamya, alaturkalıkla alafrangalık arasında sıkışıp kalmış günümüz kadınlarından bir grubun öyküsünü mizahi bir üslupla anlatmakta.

Aşk adlı oyunda, sanatçı-edebiyatçı kesiminden, birer erkek – kadın – sevgili – eşcinselden oluşan dörtlü bir arkadaş grubunun, bol içkili ve sigara eşliğinde yaptıkları, aşk-evlilik üzerine bir iç hesaplaşma süreci anlatılıyor.

Vladimir Komarov, Rusya'da Sovyetler Birliği döneminde yaşanan gerçek bir uzay kazasının öyküsü. 1967 yılında, bindiği uzay aracının yörüngesinden çıkması nedeniyle uzayda kaybolan Fizik Profesörü Kozmonot Komarov'un, dünya ile bağlantısını sürdürdüğü trajik son birkaç saati anlatılıyor.

 

Düdüklüde Kıymalı Bamya: 2 er., 6 kad./Aşk: 2 er., 3 kad./

 Vladimir Komarov: 5 er., 2 kad.

1993/200 sayfa/10x19.5                                    ISBN 975-7468-40-1

 

D. No: 21 / ADALE T AĞAOĞLU / TOPLU OYUNLARI 2

Çıkış / Kozalar / Kendini Yazan Şarkı / Çok Uzak Fazla Yakın

 

Çıkış, yazarın tek perdelik oyunlarından olup, bir dönemin toplumsal karmaşası içinde boğulup kalmış baba ve kızının arayış süreçlerini yansıtıyor. Babanın temsil ettiği güvenlik ve tutsaklık, kızının temsil ettiği özgürlük ve tehlike ikilemi arasında kalan insanın seçim yapma zorlukları sorgulanıyor.

Kozalar, aylak, sorumsuz ama gösterişe düşkün üç orta sınıf kadının 1970'li yıllarda, toplumun üzerine çöken anarşi ve baskıdan habersiz, kendi dünyalarında, bastırılmış cinsel istekleri, para ve mal tutkuları ile bencilce sürdürdükleri amaçsız yaşamlarını sergiliyor. Sahip olduklarını ellerinden kaçırmamak için çırpınan bu kadınlar, kendilerini adeta bir koza içine hapsetmişlerdir.

Kendini Yazan Şarkı ise, yine 1970'li yıllarda, toplum düzenini değiştirmek için eyleme geçen bir grup gencin, bir köy ortamında yaşadıkları dramı anlatıyor; onların dramı, o köydeki kahırlı, özverili, dayanıklı bir köy kadınının dramı ile çakışır.

Çok Uzak Fazla Yakın, iki kardeşin sevgi, tutku ve hatta kıskançlık ile yoğrulmuş ilişkilerini yansıtıyor. Oyunda, insanın sevdiği kimseye bağlantısı ile, bağımsız olma isteğinin çatışması anlatılıyor.

 

Çıkış: 1 er., 1 kad./ Kozalar: 3 kad./ Kendini Yazan Şarkı: 9 er., 3 kad./

Çok Uzak Fazla Yakın: 6 er., 4 kad.

1993/260 sayfa/10x19.5 cm                           ISBN 975-7468-39-8

 

Dizi No: 22 / GÜNGÖR DİLMEN / TOPLU OYUNLARI 1

Midas’ın Kulakları / Midas’ın Altınları / Midas’ın Kördüğümü

 

Güngör Dilmen, tarihsel gelişimi, tarihsel bir bilinçle değerlendiren yazarlarımızdan biri. Oyunlarının en büyük özelliği, yazarın akıcı-özenli-güzel Türkçe kullanması. Dilmen, fantaziye açık anlatımı, ince hiciv diyalogları ve şiirsel üslubu ile günümüzün usta tiyatro yazarlarının başında gelmekte.

"Midas Üçlemesi", Frigya Kralı Midas'ın tutkularını, yanılgılarını anlatır. Midas'ın Kulakları, 1959 yılında tek perdelik yazılmış daha sonra genişletilmiş. Oyun yazıldığı yıldan beri, yurt içinde- yurt dışında, birçok yerde sahnelenmiş, uluslararası şenliklere katılmış, Fransızca ve Almanca dillerine çevrilmiş, ödüller almış. Oyun, sanatçı Ferit Tüzün tarafından opera olarak da bestelenmiştir.

Midas'ın Altınları'nda, Kral Midas'ın kişiliğinin altın ve paraya olan tutkusu anlatılır. 

Midas'ın Kördüğümü, mitolojiden bilinen kördüğümünün çözülmesini anlatan manzum bir oyun.

 

Midas'ın Kulakları: 10 er., 5 kad./ Midas'ın Altınları: 12 er., 6 kad./ Midas'ın Kördüğümü: 8 er., 8 kad.

1993, 2000 (2. Bs.) /272 sayfa/10x18.5 cm            ISBN 975-7468-38-X

 

Dizi No: 23 / SAMUEL BECKETT / BÜTÜN OYUNLARI 1

Godot'yu Beklerken / Tüm Düşenler / Oyun Sonu (Türkçesi. Uğur Ün)

 

20. yüzyılın en büyük yazarları arasında yer alan Beckett, geniş kültürünü eserleri ile belgelemiş bir yazar; aynı zamanda insan varoluşunun gizemini ve umutsuzluğunu cesaretle ortaya koymuş, "zaman" sınırını aşarak insanoğlunun yeryüzündeki serüveninin tümünü kapsayan yapıtlar vermiş yetkin bir yazar.

 Godot'yu Beklerken, dünyada "absürd-uyumsuz tiyatro" türünün başyapıtı olarak biliniyor. İnsan varlığının "anlamlı" olduğunu anlama özleminin dile getirildiği bu oyun, yurdumuzda da birçok kez sahnelendi.

Tüm Düşenler, adını İncil'den alan (All That Fall), Beckett'in ilk radyo oyunu. İrlandalılara özgü konuşma biçimlerini, gülmece ve hüzün yüklü bir üslupla yansıtıyor.

Oyun Sonu, grotesk boyutları olan, tüm uygarlığın ve insanlığın çöküşünü, bir oda içine sıkışıp kalmış, hepsi sakat bir ailenin mutsuz, sevgisiz ilişkileri yolu ile anlatan bir oyun.

Kitapta, Prof. Ayşegül Yüksel'in Beckett üzerine bir yazısı da bulunuyor.

 

Godot'yu Beklerken: 4 er., 1 kad./Tüm Düşenler: 7 er., 4 kad./

Oyun Sonu: 2 erkek, 2 kadın.

1993/216 sayfa/10x18.5  cm            ISBN 975-7468-48-7

 

Dizi No: 24 / SAMUEL BECKETT / BÜTÜN OYUNLARI 2

Tüm Kısa Oyunları (29 Oyun)

 

Türkçesi: Akşit Göktürk, Güven Turan, Uğur Ün, Şadan Aydın,

 Şerif Erol, L. Mollamustafaoğlu, Mustafa Küpüşoğlu

 

Bu ikinci kitapta, Beckett'in TV-radyo oyunları ile son dönem yazdığı oyunlar dahil, tüm kısa oyunları yer alıyor. Yedi ayrı çevirmen tarafından Türkçeleştirilmiş bu 29 oyun, birinci kitapla birlikte, çağımıza ismini yazdırmış bu büyük yazarın bütün oyunlarını eksiksiz biraraya toplayan, ülkemizdeki tek yayın oluyor.

Yazar, sahne, sinema, televizyon ve radyo yolu ile "dil"in sınırlarını aşarak sonsuz anlatım seçeneklerine ulaşır; bu kısa yapıtlarda, 20. yüzyıl insanlığının yaşadığı toplumsal-politik çürümüşlük irdelenir.

1993/340 sayfa/10x18.5 cm                               ISBN 975-7468-49-5

 

Dizi No: 25/ BEHİÇ AK / Bina

 

Karikatür sanatçısı Behiç Ak'ın ilk oyunu. Oyun Kültür Bakanlığı'nın 1993 Oyun Yazma Yarışması'nı kazanmış.

Oyunda, spor salonu olarak yapılmış bir binada yöneticilerin yaptıkları akıl dışı proje değişikleri ekseninde ortama yabancılaşan insan anlatılır.

İnsanların kendi meslekleri dışında çalışmaya itilişleri ve bu tercihlerinin günümüz gerçekleri ile olan bağlantıları belirtilerek, toplum olarak yaşadığımız kaosun küçük bir modeli sahne üzerine getirilir; ironik diyaloglarla, her şeye yabancılaşan insanın çelişkileri sergilenir.

Oyuncular: 16 er., 4 kad.

1993/54 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 26 / HAROLD PİNTER / Ay Işığı

Türkçesi: Filiz Ofluoğlu

 

Ay Işığı, İngiltere'nin, yaşayan en etkin ve ünlü çağdaş oyun yazarlarından biri olan Harold Pinter'in, onbeş yıl sonra yazdığı yeni oyunu. Pinter, bu son oyununda, ana-babalar ile çocukları arasındaki, dünyamızda 80'li yıllarda başlamış olan kopukluğu, iletişimsizliği, duyarsızlığı ve uçurumu anlatıyor.

Yazarın dikkat çekici özelliklerinden olan iğnelemek/kesinlik/gizem/kabalıkla inceliğin birlikteliği, bu oyunda da, etkili bir biçimde yer alıyor.

 

Oyuncular: 3 er., 3 kad.

1993/80 sayfa/10x18.5 cm                    ISBN 975-7468-57-6

 

Dizi No: 27/ M. ALMAZ–M. ROZOVSKY– A. BENNETT

KAFKA OYUNLARI

Kafka'nın Kadınları / Baba ve Oğul / Kafka'nın Şeyi

Türkçesi: Ali Neyzi

Edebiyat dünyasının ünlü yazarı Franz Kafka, eserleri kadar ilginç kişiliği ile de sanatçıları etkilemiş bir yazar. Yaşamının her bölümü, babası ve kadınlarla olan ilişkileri, bugüne değin çokça irdelenmiş, araştırılmış, bu konularda yığınla kitap yazılmış, film çevrilmiş, oyun yazılmış.

Kitapta, bu ilginç yazarın yaşamının üç ayrı yönünü yansıtan, üç ayrı yazardan, üç oyun bulunuyor.

Üç yazar da, Kafka'nın çeşitli yazı, yapıt ve mektuplarından yararlanmış.

Kafka'nın, kadınlarla olan huzursuz ilişkileri mektup ve eserlerinde uzun uzun yer alır. Kafka, beşyüzden fazla mektup yazdığı Felice Bauer'le iki kez nişanlandı, ama evlenemedi. Eserlerini Çekçe'ye çeviren Milena ile ilişkisinden geriye, yine bir yığın mektup kaldı. Hastanede kendisine bakan ve ölümüne kadar yanından ayrılmayan Polonya göçmeni genç Dora ile gayri resmi, kısa, ama mutlu bir beraberlik yaşadı.

Kitabın ilk oyunu, Kafka'nın Kadınları, işte bu üç kadının Kafka'yla yaşadıklarının öyküsü. Oyundaki diyaloglar Kafka'nın mektuplarından ve bu üç kadının anı yazılarından derlenmiş.

Kafka'nın kişiliğinin oluşmasında, olumlu-olumsuz, babasının büyük etkisi olduğu, dünyaca biliniyor.

Kitaptaki ikinci oyun, Baba ve Oğul, bu iki insanı biraraya getiriyor. Oyun, baba ile oğulun, bütün bir yaşam boyu yaşadıkları gerilimli, mesafeli, tedirgin, ama asla uzlaşamamış yakınlığını, hüzünlü bir dramatik metinle anlatıyor.

Ünlü İngiliz yazar Alan Bennett'in Kafka'nın Şeyi adlı oyunu, Kafka üzerine tam bir kara komedi… 

Yazar, Kafka'nın kişiliğinin tüm yönlerini ele alarak, onun yaşadığı olayları günümüze taşıyor ve  bu yaşanmış gerçek olaylardan olabildiğince eğlenceli ve eleştirel sahneler yaratıyor; Kafka’nın seks yaşamını gündeme getiriyor. Çağdaş İngiliz yazar Alan Bennett'in gerçek olaylardan yola çıkarak ironik bir uslupla ustaca  yazdığı oyun, biyografik bir sahne eserinin herkes tarafından rahatça algılanıp izlenebileceğini kanıtlıyor.

 

Kafka'nın Kadınları: 3 kad.

Baba ve Oğul: 2 er.

Kafka'nın Şeyi: 4 er., 3 kad.

1994/160 sayfa/10x18.5 cm.       ISBN 975-7468-58-4

 

Dizi No: 28 / İSMET KÜNTAY / BÜTÜN OYUNLARI

Tozlu Çizmeler / Evler Evler / 403. Kilometre

 

İsmet Küntay, oyunlarında toplumcu-gerçekçi bir görüşle, düzen eleştirisi yapmış ve bunları anlatırken iyimser ve umutlu olmaya özen göstermiş bir yazarımız.

Tozlu Çizmeler, İstanbul'un işgal günleri ortamını ve o günlerdeki insanlarımızın yılgınlığını, yorgun subayları, fırsatçı işadamlarını anlatırken, Anadolu'daki Bağımsızlık Savaşı'na katılmanın zorunluluğunu da öne çıkarıyor.

Evler Evler, toplumun çeşitli kesimlerindeki insanların yaşamlarını, beş ayrı mekândaki beş episodla, beş ayrı toplumsal kesiti, usta bir gözlem gücüyle yansıtır. Beş oyun ön ve son oyunla çerçevelenerek, sonunda her şeye rağmen insan olma onurunun umudu vurgulanır.

403. Kilometre, bir karayolu şantiyesinde geçer; burada yöneticiler yolsuzluk yapar; bu yasa dışı işlerin işçiler tarafından ortaya çıkarılma mücadelesi anlatılır. Oyun, birlik olmanın, haksızlığa karşı direnmenin erdemini, para ve kaba gücün her şey olmadığını, insanın para ile alınıp alınamayacağı ikileminin sonuçlarını gösterir.

 

Tozlu Çizmeler: 17 er., 2 kad./ Evler Evler: 6 er., 4 kad./

403. Kilometre: 8 er., 1 kad.

1994/160 Sayfa/10x18.5  cm.      ISBN 975-7468-58-4

 

D. No: 29  / GEORGE TABORI / TOPLU OYUNLARI  1

Bir Casusa Ağıt / Weisman ile Kızılyüz

Türkçesi: Prof. Dr. Özdemir Nutku

 

Macar asıllı, çağdaş tiyatro adamları içinde en önde gelen yazarlardan biri George Tabori…

Bir Casus'a Ağıt, yazarın Mayıs/93 de yazmış olduğu oyunu. Oyunda, casusluğun bir parodisi ve günümüzdeki insan ilişkilerinin derinlemesine irdelemesi yapılıyor. Yazar, bu oyununda kendine özgü kara mizahını da ustaca kullanıyor.

Weisman ile Kızılyüz, Amerika'da Rocky Dağlarında yolunu kaybeden bir Yahudi tüccar ile, hep Kızılderili rollerine çıktığı için kendisini Kızılderililer ile özdeşleştiren bir Hollywood figüranı arasındaki düşünce çatışmasını sergiler…  Yahudi olan yazar, bu çatışmanın alt metninde, Hitler Almanya'sında Yahudilere yapılanları anlatmakta. Yazarın diğer oyunları gibi bu oyunu da ahlakçı görüşle yazılmış bir karamizah örneği.

 

Bir Casusa Ağıt: 2 er., 1 kad./ Weisman ile Kızılyüz: 3 er., 1 kad.

1994/ 96 sayfa/ 10x19.5  cm.              ISBN 975-7468-84-3

 

Dizi No: 30 / BURAK M. UÇAR / TOPLU OYUNLARI 1

Umut Cinayeti / Oda Saklambacı / Şamatacılar

 

Genç oyun yazarımız Burak M. Uçar'ın  üç oyunu da, soyutlama yeteneği, şiirsel dili ve sınırsız hayal gücü ile dikkat çekiyor.

Üç oyun aslında bir üçleme. Üç oyunda da, az sayıda oyun kişisi ile, yaşamdaki gerçeklerin değişken yüzleri ve çaresizlik ortasında beliren iletişim umutları anlatılıyor.

Oyunlarda, özgün bir kurgulama içinde atlamalı konuşmalar birbirini izler, alışageldik yer-zaman-eylem birliği yoktur, oyun kişileri kimlik değiştirir.

Bu yapıları ile oyunlar, postmodern bir dramatik anlatım özelliğine sahip bulunuyor.

 

Umut Cinayeti: 1 er., 1 kad./Oda Saklambacı: 1 er., 2 kad./

Şamatacılar: 2 er., seyirciler.

1994/120 Sayfa/10x18.5 cm.                ISBN 975-7468-67-3

 

Dizi No: 31 / DAVID FRENCH–GEORGE WALKER

KANADA OYUNLARI

Pırpırlı Yaşam / Karanlık Güçler Üstadı

Türkçesi: Turgut A.  Akter

 

Ülkemizde tiyatrosu hiç tanınmayan bir ülkenin, Kanada'nın iki çağdaş ve dünyaca ünlü yazarından iki oyun birarada.

David French, Kanada'nın en saygıdeğer yazarlarından biridir. Yazarın Pırpırlı Yaşam adı ile Türkçeye çevrilen Jitters adlı oyunu, en beğenilen ve şimdiye kadar dünyanın pek çok ülkesinde 100'den fazla prodüksiyonu yapılmış bir sahne eseri. Bir tiyatro grubu içinde sahnede geçen oyun, yazarın oyun içinde oyun türünde bir çalışması.

George Walker, Kanada'nın başka bir çağdaş oyun yazarı. David French gibi o da yaşamını yalnızca oyun yazmaktan kazanıyor. Yazar oyunlarının sahne düzenlemesini de yapıyor.

Yazarın Türkçeye Karanlık Güçler Üstadı adı ile kazandırılan Zazstrozzi adlı oyunu, Frankenstein'ın (Frankeştayn) yazarı İngiliz Mary Shelley'in aynı adlı romanından esinlenilerek yazılmış bir korku oyunu.

 

Pırpırlı Yaşam: 6 er., 3 kad. /Karanlık Güçler Üstadı: 4 er., 2 kad.

1994/192 Sayfa/10x18.5 cm.              ISBN 975-7468-83-5

 

D.No: 32 / TUNCER CÜCENOĞLU / TOPLU OYUNLARI 2

Helikopter / Yıldırım Kemal / Kadıncıklar

 

Helikopter, bir dağa zorunlu iniş yapmış bir helikopterdeki bürokratlarla gazeteci-TV'ciler arasında geçen güncel bir taşlama örneği; bürokratların kendi aralarındaki çatışmaları ve medya mensupları arasındaki mesleki açmazları sergiliyor. Bir kaza sonucunda çaresiz bir ortamda birarada bulunan insanlar, zorunlu bir hesaplaşmaya girerler; duygu ve özlemleri, bu süreçteki içtenlikleri, yapaylıkları açığa çıkar.

Yıldırım Kemal, İzmir'in işgali öncesindeki gün başlayıp, işgal günü biten, Kurtuluş Savaşı döneminde yaşamış gerçek bir yurtseverin öyküsüdür.

Kadıncıklar, yazarın bol ödüllü ve ülkemizde pek çok kez sahnelenmiş ünlü bir oyunu; genelev kadınlarının çevresindeki olayları ve onların çıkmazlarını anlatıyor.

 

Helikopter: 6 er., 1 kad./Yıldırım Kemal: 6 er., 5 kad./Kadıncıklar: 7 er., 4 kad.

1994/228 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 33 / DAVID MAMET / TOPLU OYUNLARI   1

Oleanna / Tiyatroda Bir Yaşam / Glenngarry Glen Ross / Şal

Türkçesi. Filiz Ofluoğlu–Ali Neyzi

 

David Mamet, oyun-senaryo-deneme yazarı olarak Amerika'nın en önemli bir çağdaş yazarı ve 1970 genç kuşağının temsilcilerinden bir yazar.

Oleanna, yazarın son oyunu. Gerçek bir olaydan ve Amerikan Senato tutanaklarından yola çıkarak yazılmış olan oyun, kadınlara dönük "cinsel taciz" konusunu işliyor. Oynadığı her yerde tartışma yaratmış, seyircileri ikiye bölmüş bir oyun Oleanna; iki kişilik, duygu  yüklü; adeta sahnede bir erkek-kadın savaşı…

Tiyatroda Bir Yaşam, bir tiyatro topluluğunun biri genç biri yaşlı iki oyuncusu arasında geçen, tiyatroların girdi-çıktılarını yansıtan, sevecen diyaloglarla bezeli bir güldürü. Ancak, Mamet'e özgü biçimde kahkahaların ardında hüzün de eksik olmuyor. 

Filme de alınmış olan Glenngarry Glen Ross, Amerika'daki bir emlakçı bürosunda geçen bir oyundur. Amerikan liberalizminin acımasız ve insanı ezip geçen rekabet geleneğini, aynı bürodaki 4 adamın birbirlerini atlatıp geçmek için verdikleri savaşı anlatır.

Şal, bir vasiyetnamenin arkasındaki gizemli, hüzün dolu, üç kişilik bir öykü.

Oleanna: 1 er., 1 kad./Tiyatroda Bir Yaşam: 2 er./

Glenngarry Glen Ross: 4 er., 3 kad./Şal: 2 er., 1 kad.

1994/204 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 34 / YILMAZ ONAY / TOPLU OYUNLARI 2

Karadul Efsanesi / Hücre İnsanı / Prometheia  /

Karakedi Geçti / Tren Gidiyor

 

Deneysellik, alışılmış tiyatro anlayışının sınırlarının kırılarak, tiyatro dilinin zorlanması, Yılmaz Onay'ın bu kitapta yayınlanan tek kişilik üç oyununun ortak yanı.

Kitaptaki tek kişilik oyunlardan olan, Karadul Efsanesi, Hücre İnsanı, Prometheia'de kendimize yakın duyabileceğimiz, özdeşleşebileceğimiz insanlar yok; aynı zamanda başı sonu, düğüm noktası kesin çizgilerle belirlenmiş dramatik olaylar dizisi de yok. Bu oyunların dışavurumcu ve öznel boyutu, yazarın kendisinin bile hesaba katamayacağı denli değişik yorumlara yol açabilecek nitelikte.

Kitaptaki gençlik oyunları ise Karakedi Geçti, Tren Gidiyor, çok daha farklı özellikler taşıyor; oyunlar, çok sıcak ve sevecen bir bakışla ve mizah anlayışıyla yazılmış. Bu iki oyunda ezme-ezilme, güçlü-güçsüz temaları işleniyor.

 

Karadul Efsanesi: 1 er./Hücre İnsanı: 1 er./Prometheia: 1 kad./

Karakedi Geçti: 4 oyuncu/Tren Gidiyor: 5 er., 5 kad.

1994/264 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 35 / MEMET BAYDUR / Tensing

 

Tensing, Doğu ile Batı'nın anlayış ve yaşam biçimleri arasındaki ayrımları ortaya koyan bir tartışma oyunu.

Bu tartışma ekseninin bir tarafında, Everest Dağının doruğuna çıkıp "Everest Fatih"i ve bu nedenle "Sir" ünvanını almış olan İngiliz E. Hilary, diğer tarafında ise, ona bu yolculuğunda rehberlik yapmış, önceden Everest'in doruğuna babasıyla defalarca tırmanmış olan Nepal'li Tensing bulunuyor.

Hilary'nin bu başarısı, yıllar geçtikçe Nepal'in bu bölgesinin olumsuz etkilenmesine neden olmuş. Bütün dünyanın ilgisini çeken, bu nedenle de turizme açılan bu bölge, sorumsuz, sevgisiz, anlayışsız uygar turistlerce kirletilmiş, bozulmuş, aşınmış. Oyun, "çevre" sorununun, hiç düşünülemeyecek yerlere kadar tırmanabileceğini gösteriyor.

Tensing, farklı iki dünya görüşünün hoşgörü ve dostluk anlayışı içinde tartışıp çatışmasını, eğlenceli, esprili bir üslupla anlatıyor; çevre sorununun ilginç bir boyutunu sergiliyor.

Tensing, evrensel bir temayı işleyen bir oyun olması bakımından da dikkat çekiyor.

 

Oyuncular: 7 er., 3 kad.

1994/84 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 36 / YAKOVOS KAMBANELLİS / Savaş Baba

Türkçesi: Panayot Abacı

 

Çağdaş Yunan tiyatrosunun önde gelen öncü tiyatro adamlarından olan yönetmen, oyun yazarı Yakovos Kambanellis'in bu oyunu, güldürü türünde ve anti-militarist bir oyun.

Kambanellis, yeni Yunan drama sanatını temsil eden oyunlarında, gündelik yaşamdan yola çıkarak, Yunan toplumsal gerçekçiliğini Brecht'çi epik ve simgesel biçimde sergiler. Umutlarını yitirmeyen halkının, kendi yazgıları, sınıfsal ezilmişlikleri ve yoksulluklarıyla mücadelesini, güldürü ögesini öne çıkararak anlatır.

Savaş Baba, yazıldığı yıllarda oynanması için hazırlık yapıldığı sırada, Yunan Albaylar Cuntası tarafından yasaklanmış; ancak 1980 yılında yeniden sahnelenebilme olanağına kavuşabilmiş.

Kambanellis bu oyununda, tarafsız Rodos halkı ile, "haklı olmak için güçlü olmak gerekir" tezini savunan, savaşçı Dimitros'un mücadelesini, güldürü biçiminde anlatır ve oyunu ironik bir sonuçla noktalar.

 

Oyuncular: 11 er., 3 kad., askerler.

1994/96 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 37 /  DİNÇER SÜMER / TOPLU OYUNLARI  1

 

Eski Fotoğraflar/ Gül Satardı Melek Hanım /

Kâtip Çıkmazı / Maviydi Bisikletim

 

Dinçer Sümer, yazar olarak şiir, öykü, roman, TV ve radyo oyunu dallarındaki eserleriyle ve bugüne dek yazdığı 10'un üzerindeki tiyatro oyunları ile de tanınıyor. Yazarın oyunlarındaki kişileri bizden, birlikte yaşadığımız insanlar. Oyunlarda bu insanların sorunları, fazla iddiacı olmayan sevecen, sıcak, duygusal bir toplumsal çerçeve içinde sunuluyor.

Kitaptaki birinci oyun, yaşamı toplumsal çöküntüye uğratılan bir kadının öyküsü olan: Eski Fotoğraflar.

İkinci oyun Gül Satardı Melek Hanım, bir kıyı kasabasında tatil için gelenlerin dönmelerinden sonraki yaşamlarını tartışmalı bir biçimde sunuyor.

Üçüncü oyun Kâtip Çıkmazı'nda, dar bir ortamda yaşayan ve geleceği arayan genç insanların, bu ortamdan çıkış çabaları anlatılıyor.

Son oyun Maviydi Bisikletim, tek kişilik bir oyun; çocukluktan gençliğe geçiş döneminde yaşanan, coşkulu ve kırılgan bir yaşam kesitini sergiliyor.

 

Eski Fotoğraflar: 1 er., 1 kad./ Gül Satardı: 3 er., 5 kad./

Kâtip Çıkmazı: 8 er., 3 kad./ Maviydi Bisikletim: 1 er.

1995/240 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 38 / MEMET BAYDUR / TOPLU OYUNLARI  3

 

Yeşil Papağan Limited / Sevgi Ayakları / Kamyon

 

Memet Baydur'un bu kitaptaki üç oyununda üç farklı tema işleniyor.

İlk oyun Yeşil Papağan Limited, ülkemizin gündemindeki "Babalar" dünyasını ve bu çevreye girip çıkan işadamı, politikacı, sporcu, pop şarkıcısı ve şov yıldızlarının maceralarını gülünç ve hüzünlü bir dille anlatıyor. Gösterişli bir yazıhanede biçimlenen oyun, yasa dışı işlerin sıradan görünümlü, sıradan alışkanlıkları ve duyarlılıkları olan sıradan adamlarla nasıl kotarıldığını kara gülmece türünde yansıtıyor.

Sevgi Ayakları, kadın-erkek ilişkileri ve aşk teması üzerine yazılmış, kadın-erkek eşitliğinde hoşgörülü bakışı öngören, "iyimser" bir oyun. Yaşama savaşını yılmadan sürdüren, yalın, özentisiz iki kadınla iki erkeğin, tanıştıkları ilk gece birarada olmalarının öyküsü.

Kamyon, bir köy oyunu görüntüsünde, küçük burjuva görüşlerini eleştiren, güldürüsü olan ve yer yer Beckett'in Godot'yu Beklerken oyununu çağrıştıran yapısıyla, tiyatroculara sahnelerde yeni yorum olanakları yakalama fırsatları sunuyor.

 

    Yeşil Papağan Lim: 11 er., 5 kad./Sevgi Ayakları: 2 er., 2 kad./ Kamyon: 6 er.

1995/192 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 39 / ÇETİN ALTAN / TOPLU OYUNLARI  1

 

Çemberler / Tahterevalli / Dilekçe / Mor Defter

 

Oyun konularını günlük olaylardan alan Çetin Altan, oyunlarında Batı'yı tanımadan onu örnek alan toplumumuzu ele alarak, değer yargılarının birbirine karıştığını gösterir, bencil, yüzeysel insanların sorumsuz davranışlarını dile getirir.

Çemberler, yaşam biçimleri ve beklentileri farklı insanların bir arada bulunmalarından doğan karmaşıklığı sergiler.

Tahterevalli'de toplumun ekonomik yapısındaki eşitsizlik, sınıfsal çelişkiler ortaya konarak anlatılır. Sınıf atlamanın bir kurtuluş olmadığı, mutluluk getirmediği vurgulanır.

Dilekçe, bürokratik çarkın bozukluğunu, bu çarkın içindeki sorumsuz "sorumluların" çürümüşlüklerini yansıtır.

Mor Defter, sanatçı eğilimli, duygulu, zeki bir gencin bozuk düzenin anlayışsız, yapay ortamında çevresi ile iletişimsizliğini ve psikolojik dengesinin bozulmasını işler.

 

Çemberler: 4 er., 3 kad./ Tahterevalli: 4 er., 4 kad./

Dilekçe: 5 er., 3 kad./ Mor Defter: 5 er., 3 kad.

1995/288 sayfa/10x18.5 cm.

Dizi No: 40 / ÜLKER KÖKSAL / TOPLU OYUNLARI 2

Sacide / Yollar Tükendi / Ademin Kaburga Kemiği /Gün Dönerken

 

Kadın oyun yazarlarımızdan Ülker Köksal'ın, "Kadın Dörtlemesi" adını verdiği, başkişileri kadın olan 4 oyunu, ülkemiz kadınlarının dramını sergilerken, kadına saygısız bir toplumun kendisinin de saygıya layık olamayacağını anlatıyor.

Sacide'de, ağabeyinin evinde sığıntı gibi yaşayan bir terzi kızın, bu ortamdan kurtuluş ve çıkış noktası olarak evlenmeyi seçmesi, ancak bu kez kocasının baskı, sömürü ve ihaneti ile karşılaşması anlatılıyor.

Yollar Tükendi, kırsal kesimde yaşayan bir ailenin, umudunu kentte arayış öyküsü içinde, bir ana'nın kentte sağa sola savrulan çocukları nedeniyle yaşadığı üzüntülerini ve çetin yaşam koşulları karşısındaki mücadelesini sergiliyor.

 Ademin Kaburga Kemiği'nde kentte bir işyerinde çalışan orta sınıftan evli, çocuklu bir kadının sorunlarına eğiliniliyor.

Gün Dönerken, şehirde yaşayan aydın bir kadının, babasından kalma topraklarda çalışan köylülere karşı iyi niyetli davranışlarının, toplumsal kesimler arasındaki değer yargılarının farklılaşması nedeniyle, nasıl yanlış anlaşıldığını ve bu insanlarla iletişimsizliğini sergiliyor.

 

Sacide: 3 er., 4 kad./Yollar Tükendi: 2 er., 4 kad./

Ademin Kaburga K.: 5 er., 6 kad./ Gün Dönerken: 5 er., 6 kad.

1995/240 Sayfa/10x18.5 cm.            ISBN 975-7468-94-0

 

Dizi No: 41 / CEVDET KUDRET / Yaşayan Ölüler

 

Cevdet Kudret'in, 1934 yılında yazdığı bu oyunun ancak yarısı, 1936 yılında Ağaç dergisinde yayımlanabilmiş. O zaman Peyami Safa, oyunun mesajının doğru olmadığını ileri sürmüş.

Cevdet Kudret, 1988 yılında yeniden gözden geçirdiği bu oyun metninin başına, bu olay için şu notu koymuş: "…Zaman ne yazık ki ona değil bana hak verdi. Hak verdi, çünkü bu oyun 2. Dünya Savaşı'nı (1939) açan devletlerin iddialarına beş yıl öncesinden verilmiş peşin bir yanıttı."

Oyunda, savaşların yalnızca çıkar çevrelerinin işine yaradığı, her kesimdeki insanları, sonuçta toplumu yozlaştırıp çürüttüğü anlatılıyor. Yaşayan Ölüler, 2. Dünya Savaşı'ndan önce yazılmış, 2. Dünya Savaşı'nı ve tüm savaşları anlatan bir oyun. Epik anlatımı ve savaşların içyüzüne gerçekçi bakışıyla oyun, hâlâ güncelliğini sürdürüyor. Değerli edebiyatçımız Cevdet Kudret'in ölümünden sonra ortaya çıkarılan bu yapıtı, onun dünya görüşünü ortaya koyan önemli bir çalışması.

Oyuncular: 10 er.

1995/96 Sayfa/10x18.5 cm.              ISBN 975-7468-95-9

 

Dizi No: 42 / LEV TOLSTOY / Savaş ve Barış

Oyunlaştıran: Erwin Piscator  -  Türkçesi.: Cevat Çapan

 

Politik tiyatronun önemli ve öncü bir yapıtı.

Dünyanın en büyük romanlarından biri kabul edilen Savaş ve Barış, ünlü Alman tiyatro kuramcısı, politik tiyatronun yaratıcısı, düşünceleri ve yaptıkları ile Bertolt Brecht'in epik tiyatro yaratısının hazırlayıcısı olan Erwin Piscator tarafından oyunlaştırılmış ve ilk kez 1950'li yıllarda Almanya'da sahneye konmuş.

Tolstoy'un bu önemli ve nicel olarak büyük-hacimli yapıtı, Piscator'un çok usta tiyatro anlayışı ile salt tarihsel bir aşk hikâyesi yapısına bürünmeden, politik tiyatronun öncü bir yaratısı olarak tiyatro sanatı içinde yerini almış bulunuyor.

Oyunda, romanın özünde çatışma olan bölümler hızlı, akıcı, dinamik bir üslupla veriliyor. Romandaki diğer olaylar, betimlemeler, geçişler ise bir "Anlatıcı" tarafından aktarılıyor. Sahne düzeni ve replikler için Piscator'un yaptığı açıklamalar, oyunu sahneleyecek yönetmenlere oldukça kolaylıklar sağlayacak nitelikte.

 

Oyuncular: 13 er., 4 kad., subaylar, uşaklar, köylüler.

1994/144 sayfa/10x18.5 cm.

 

Dizi No: 43 / ÜLKÜ AYVAZ / TOPLU OYUNLARI  1

 

Nihavent Longa / Vali-i Vilayet Hadem-i Devlet /Yeniden Yaratma

 

Nihavent Longa, basın tarihimizde çelişkili yaşamı ile yer alan Ali Suavi ile ilgili olup, gerçek ile düş arasında gidip gelen, dün ile günümüz olayları arasındaki benzerlikleri sergileyen bir oyun. Yazar, yüz yıl öncesi ile günümüzdeki polis baskılarını, tutuklamalarını ve yasaklamalarını karşılaştırır; iyi niyetli insanların bu nedenlerle yaşadığı dramatik olayları önümüze serer (Kültür Bak., 1993 Ödülü). 

Vali-i Vilayet Hadem-i Devlet, Osmanlı döneminde Aydın vilayetinde gerçekleşen Atçalı Kel Mehmet olayını anlatır. O dönemde, üzerindeki baskılar, ağır vergilerle ezilen ve yöneticiler tarafından sömürülen halk sonunda, aşkı için başkaldırmış olan Kel Mehmet'e katılır; oyun bu olayı güncel olaylarla benzerlikler kurarak sergiliyor.

Yeniden Yaratma, insanoğlunun bütün yaşamı boyunca içinde olduğu "arayış"ın boyutlarını araştırır. Bu oyunda sesler, ışıklar, objeler simgesel anlamlarda kullanılarak bir düş ortamı içinde, insan gerçeğinin evrensel olan bu sorunu sahne üzerine getirilir (1984 ENKA-Oyun Ödülü).

 

Nihavent L.: 5 er., 3 kad./Vali-i Vilayet: 17 er., 3 kad., gençler, köylüler /

Yeniden Yaratma: 15 er., 7 kad., çocuklar, köylüler.

1995/ 168 sayfa/ 10x18.5 cm.        ISBN 975-7468-23-1

 

Dizi No: 44 /  HERBERT ACHTERNBUSCH

Çizme ve Çorapları

Türkçesi:  Prof. Dr. Özdemir Nutku

 

Herbert Achternbusch, öykü, şiir, romanları ile adını duyuran, filmleri ve oyunları ile ünlenen çağdaş bir Alman yazarı.

Ülkemizde hemen hiç tanınmayan Alman tiyatrosunun bellibaşlı oyun yazarlarından biri olan Achternbusch, tüm oyunlarındaki kara mizah, fantastik yapı ve anarşik tavırları ile ortalığı karıştırmış ve eleştirmenleri ikiye bölmüştür.

Çizme ve Çorapları, yazarın 13. oyunudur. Bu oyunda, "zamanın dışında olan yaşlı bir çift", Arizona adı verilen fantastik bir mekânda, Nirvana'da, yani sıfır noktasında yaşar. Evli çift sonun başlangıcındadır. Akıllıca sözlerle yaşamın budalalıklarını açımlarlarken, çeşitli insan kılıklarına girerler; kadın erkek, erkek kadın olur, üç-dört ayaklı olurlar, böylece birer tiyatro figürü olarak sahnede her şeyi temsil ederler.

Yazarın önerisine göre, her iki oyuncu da erkek olacaktır.

Çizme ve Çorapları, kara mizahı içeren yapısı ile bir tragi-fars olup, aynı zamanda teatral sahnelerle kurgulanmış bir anti-tiyatro örneğidir de.

Oyuncular: 2 erkek.

1995/60 sayfa/10x18.5 cm.               ISBN 975-7468-76-2

 

Dizi No: 45 /  NEZİHE MERİÇ / Çın Sabahta

 

Nezihe Meriç, Bozbulanık (1953) adlı ilk öykü kitabı ile edebiyatımızdaki yerini almış bir yazarımız. Daha çok, öykü ve romanları ile tanındı. 1969 yılında yazdığı Sular Aydınlanıyordu, 1984'deki Sevdican adlı tek kişilik kadın oyunları, yazıldıklarından bu yana çeşitli tiyatrolarda sahnelenmeye devam ediyor.

Yazar, yine kadın sorunlarını konu olarak ele aldığı üçüncü oyununu on yıl sonra yazdı: Çın Sabahta (Çın Sabah: Sabahleyin çok erken-TDK Sözlüğü).

Çın Sabahta, iki kadının yaşam savaşındaki yenilgilerini, mutsuzluklarını ve yeni umutlarını anlatıyor.

Ekonomik durumları ve yaşama biçimleri çok farklı toplum kesimlerinden gelmiş, biri genç biri yaşlı bu iki kadın, tüm duyarlı, sevecen ve hoşgörülü yapılarına rağmen mutluluğu yakalayamamışlardır; önce kavga ederler ancak sonra birbirlerine dayanarak yaşama yeni umutlarla bakabileceklerini anlarlar.

Oyun bu iki kadının hüzün dolu öyküsünü, şiirsel bir dille sergiliyor.

 

Oyuncular: 2 kad.

1995/60 sayfa/10x18.5 cm.           ISBN 975-7468-72-X

 

Dizi No: 46/ INGEBORG BACHMANN /

RADYO OYUNLARI

Bir Düş Alışverişi / Ağustos Böcekleri /Manhattan'ın İyi Tanrısı

Türkçesi: Ahmet Cemal

 

İnsanoğlunun yaşamındaki gerçekleri felsefi boyutta derinlemesine incelemiş olan Avusturyalı kadın yazar Bachmann'ın, kurulu düzene ters düşen aşkların asla gerçekleşemeyeceğini anlatan üç radyo oyunu birarada.

Bir Düş Alışverişi'nde, düş satan bir dükkânda kendi aşkları üzerine kurulu düşleri almaya sıra geldiğinde, özveride bulunmaktan kaçıp, sıradan kişiliği tercih eden bir insanın tragedyası anlatılır. Ağustos Böcekleri, bir adaya toplanmış insanların kırılgan, buruk yaşam öykülerinin resmi geçididir. Oyun, köktenci gibi görülen "kaçışların", aslında ne kadar yapay olduğunu gösterir.  Manhattan'ın İyi Tanrısı, İnsanın vazgeçilmez tutkusu "aşk"ı irdeleyen başka bir oyun; gerçek aşkın bütünüyle olanaksızlığını bir mahkeme ortamında sorgular.

Bir Düş Alışverişi: 18 er.,  5 kad. / Ağustos Böcekleri: 11 er., 4 kad. /

Manhattan'ın İyi Tanrısı:  13 er., 3 kad.

1995/168 sayfa/10x185 cm.               ISBN 975-7468-31-2

 

Dizi No: 47 / GÜNGÖR DİLMEN / TOPLU OYUNLARI 2

KADIN OYUNLARI    

Kurban / Bağdat Hatun /Aşkımız Aksaray'ın En Büyük Yangını

Güngör Dilmen'in, tarihsel gelişmeleri tarihsel bir bilinçle aktardığı üç kadın oyunu.

Kurban, toplumsal yaşamımızda önemli bir yer alan kuma sorununu işler. Oyun, antik tragedyayı andıran biçimsel bir yapı ve atmosferde, Türk kadının trajedisini ince bir duyarlılıkla sergiler.

Bağdat Hatun, aşırı iktidar tutkusu yüzünden bireyin felakete sürüklenmesinin öyküsü. İktidar uğruna oğlunu öldürebilecek kadar gözü dönen Bağdat Hatun, erkeğinin kendine hükmetmesine de müsaade etmez. Toplumdaki kadının ezikliğine iktidar olmakla karşı çıkan Bağdat Hatun, trajik olaylara neden olmuş ilginç bir tarihsel kişilik.

Aşkımız Aksaray'ın En Büyük Yangını'nda, 19. yüzyılın sonlarında İstanbul Aksaray'da geçen bir yangın, bir aşk teması içinde anlatılır. O dönemin esnafı, tulumbacıları, levantenleri, mahalleli arasındaki insan ilişkileri, Saray’dan çıkmış Mahitap'ın Artin Efendi ile olan aşk ekseninde görünür; müzikli, eğlenceli bir İstanbul öyküsü.

 

Kurban: 7 er., 9 kad./Bağdat H.: 11 er., 8 kad./Aşkımız: 8 er., 2 kad.

1996/288 Sayfa/ 10x18.5 cm                              ISBN 975-7468-05-5

Dizi No: 48 / MEMET BAYDUR / Kutu Kutu

 

Yazarın 1995'te yazdığı bu oyunda, Belediyelerin dinci kesimin eline geçmelerinden sonra, bu kamu kuruluşlarında yaratılan insan savurganlığı ve değerbilmezliği anlatılıyor. Kutu Kutu'da, büyükleri ile görüş farklılıkları nedeniyle evlerinden ayrılmış aydın gençlerin, heykele, resme, tiyatroya, operaya, kısaca her tür sanat yapıtına karşı bir Belediye Başkanı ile olan fantezi dolu çatışmalarını anlatılıyor

 

Oyuncular: 3 er., 3 kad.

1995/60 sayfa/10x18.5                  ISBN 975-8023-10-1

  

Dizi No: 49 / W. SHAKESPEARE /  Titus Andronicus

 

Shakespeare'in ilk dönem oyunlarından Titus Andronicus (1593-94), bugüne dek dilimize aktarılmadı ve ülkemizde oynanmadı. Ünlü yazarın bu oyunu, insanı olağanüstü derecede sarsacak kan ve vahşet sahneleriyle dolu. Babanın, oğulun, kardeşin, yakın dostların, iktidar ve kutsal Roma İmparatorluğu adına, birbirlerine uyguladıkları acımasızca işkenceler, birbirlerini yok etme kavgaları, yer yer olayın trajik boyutlarını da aşıyor. Shakespeare'in kendine özgü ustalıklarını içeren ve cesur betimlemeler, etkili anlatım zenginlikleri taşıyan bu oyun, uzun süre, içindeki vahşet sahneleri nedeniyle, ona layık görülmemiş, onun oyunu sayılmamıştı.

 

Oyuncular: 20 er., 3 kad., senatörler, tribünler, subaylar, uşaklar, erler.

1995/96 Sayfa/10x18.5 cm.         ISBN 975-7468-12-8

 

D.No: 50/ STANİSLAV STRATİEV  – STEFAN TSANEV

BULGAR OYUNLARI        

Otobüs / Hayat İki Kadındır

Türkçesi: Gülbeyan Altınok-Tuncer Cücenoğlu

Otobüs, çağdaş Bulgar yazarı S. Stratiev'e ait toplumsal taşlama türünde bir güldürü; birçok dile çevrilmiş ve birçok ülkede oynanmış. Oyunda, bir otobüsün içinde seyahat eden, ustalıkla yaratılmış 9 tip aracılığı ile ülkenin toplumsal yapısı ve rejimi eleştiriliyor. Yolcular ve otobüs şoförü sorumluluklarını unutunca, hep beraber, gülünç ama amaçsız bir yolculuğa başlarlar.

Hayat İki Kadındır,  çağdaş Bulgar yazarı Stefan Tsanev'e ait; onun oyunları da birçok dile çevrilip, sahnelenmiş. Oyun, günümüz Bulgar toplumundaki toplum kesimleri arasındaki yaşam ve düşünce farklılıklarını anlatıyor. Oyun, genç bir bilimadamıyla, toprağından kopmamış köylü annesi ve evlenmek üzere olduğu gazeteci sevgilisi arasında geçer. Adamın yaşamındaki vazgeçilmez konumları ile bu iki kadının farklı değer yargıları, üçlü arasındaki ilişkiyi, toplumsal bir güldürüye dönüştürür.

 

 

Otobüs: 7 er., 2 kad./ Hayat İki Kadındır: 1 er., 2 kad.

1995/120 Sayfa/10x18.5 cm            ISBN 975-8023-18-7

D.No: 51 / ÖDON von HORVATH / TOPLU OYUNLARI 1

 

Viyana Ormanlarından Masallar / İtalyan Gecesi /

Figaro Boşanıyor / Don Juan Savaştan Geliyor

Türkçesi. Ayşın Candan, Kayhan Onur, Meriç Gök

 

Oyunları ülkemizde hiç oynanmamış, Türkçeye çevrilmemiş olan Horvath, çağdaş halk güldürüsü türünün öncülerinden biri kabul ediliyor. Almanya'da 1930'larda baş göstermeye başlayan Faşizme ilk karşı çıkmış olan  yazar, bu nedenle yaşamının büyük bir bölümünü yurt dışında geçirdi. Oyunlarında halkı, gündelik yaşamın basit bireyi olarak, yöresel özellikler içinde, gülmece yanı güçlü, epik bir üslupla verdi.

Viyana Ormanlarından Masallar, trajik bir halk güldürüsü. Bir kadının başkalarının maddi çıkarlarının nesnesi haline gelişi, sonuçta kadının iç ve dış varlığı ile paramparça olması anlatılıyor.  İtalyan Gecesi'nde aymaz bir kasaba halkı ile budala ama gücü elinde bulunduran Naziler arasındaki olaylar fars türünde sergileniyor. Figaro Boşanıyor, Don Juan Savaştan Geliyor, bu iki oyun, halkın yaşadığı acı ve sarsıcı olayların, bireylerin karakterlerinde yarattığı köklü değişiklikleri anlatıyor.

 

Viyana O. M.: 12 er., 10 kad./İtalyan G.: 15 er., 7 kad., adamlar/

Figaro B.: 18 er., 7 kad., 2 çocuk/Don Juan: 1 er., 35 kad.

1995/312 sayfa/10x18.5 cm.              ISBN 975-8023-01-2

 

Dizi No: 52 / MÜJDAT GEZEN / TOPLU OYUNLARI  1

Hamlet Efendi / İstanbul Müzikali

 

Yazarlığı ile birlikte 40 yıldır tiyatromuza yönetici, oyuncu olarak hizmet etmeyi sürdüren ünlü sahne sanatçısı Müjdat Gezen bu iki oyununda, geleneksel tiyatromuza ait biçimleri kullanıyor, İstanbul'un renkli, eğlenceli yaşamından kesitler sergiliyor. 

Hamlet Efendi, Cumhuriyetimizin kurulduğu yıllarda, Türk-Ermeni-Rum yurttaşlarımızdan kurulu bir tiyatro topluluğunun, ünlü Hamlet oyununu sahneye koyma serüvenini anlatıyor.

İstanbul Müzikali ise, İstanbul'un 8 semtinin tarihsel değişimini, geleneksel tiyatromuzun anlatım olanaklarını kullanarak, müzikli ve eğlenceli bir biçimde aktarıyor. Ama bunu yaparken son yıllarda kaybettiğimiz insani değerleri, bozup kirlettiğimiz çevreyi, yarattığımız iletişimsizliğin acısını da dile getiriyor. Eski İstanbul'a nostaljik ve bugünkü İstanbul'a eleştirel bir bakış sergiliyor İstanbul Müzikali.

 

Hamlet Efendi: 9 er., 3 kad./ İstanbul Müzikali: 9 er., 6 kad.

1995/ 144 sayfa/ 10x18.5 cm.                             ISBN 975-8023-11-X

Dizi No: 53 / JEAN GİRAUDOUX / TOPLU OYUNLARI  1

Troya Savaşı Olmayacak  /Kaptan Cook'un Gezisine Ek

Türkçesi: Prof. Hasan Anamur

 

Fransız edebiyatının ve dünya tiyatrosunun önemli yazarlarından Jean Giraudoux (1882-1945), gerçekçilikten çok, diyaloglara ve üsluba ağırlık veren, izlenimci tiyatronun yaratıcılarından. Olağanüstü bir üslupla trajedi, mizah ve fanteziyi biraraya getirmesiyle ünlü…

Troya Savaşı Olmayacak, adından da anlaşıldığı gibi, ünlü İlyada destanından esinlenilerek yazılmış bir oyun. 1935 yılında yazılan eser, dünyanın kaçınılmaz bir savaşa doğru gidişini önceden gören bir oyun olarak ünlüdür. Seyircinin ilgisini "savaş/barış" sorunsalı üzerine yoğunlaştıran oyun, trajik gerilim içinde mizah dolu sahneleri ile dikkat çekiyor.

 Kaptan Cook'un Gezisine Ek, İngiliz Kaptan Cook'un 18. yüzyılda Pasifik adalarına yaptığı keşif gezisine ait notlarından yola çıkarak yazılmış. Dönemin uygar uluslardan birinin temsilcisi olan Kaptan Cook ile, uygarlıkla ilk kez karşılaşan yerli halkın dünyaya bakışlarının çelişkileri anlatılır bu güldürüde. Mizah ve fantezi, gerçek olayların içine çok başarılı bir üslupla yerleştirilmiş. Uygarlıkla, ilkelliğin bu ilk karşılaşma anı, yazarın ince ayrıntıları yakalama başarısı ile bir şölene dönüşür.

 Kaptan Cook'un Gezisine Ek, zekice yazılmış bir uygarlık parodisidir.

 

Troya Savaşı: 11 er., 7 kad./ Kaptan Cook: 8 er., 4 kad.

1995/168 sayfa/10x18.5 cm.        ISBN 975-8023-09-8

 

Dizi No: 54 / ALEXANDRE DUMAS / Üç Silahşörler

Türkçesi:  Aziz Çalışlar – Elâ Güntekin

 

Yazıldığı 1843 yılından bu yana gençliğin gözdesi silahşör romanlarından biri olan Üç Silahşörler, Fransız halkının gözündeki efsanevi kahramanı tipini sergiler. Yiğitlik, canlılık, gözüpeklik, direnç gücü ve tüm diğer erdemleri kişiliğinde taşıyan Üç Silahşörler, (Baba) Dumas'ın romanından oyunlaştırılmış.

Romandan sahneye uygulanan bu metin, romandaki destan ruhuna uygun düşüyor. Özü, gençlik ve mertlik olan bu oyun, bu iki nitelikten kaynaklanan bir erdem olan neşeyle dolup taşar. Gerçek insani erdemlerin, sevgi ve dostluğa bağlılığın, özgürlük inancının özlemiyle yanıp tutuşan bütün insanlar bu oyunun kahramanıdır. Onun için Üç Silahşörler'e, her şeyden çok bugün ihtiyacımız var.

 

Oyuncular: 21 er., 14 kad., adamlar, şövalyeler, muhafızlar.

1995/ 96 sayfa/ 10x18.5 cm.           ISBN 975-8023-15-2

 

Dizi No: 55 / BİLGESU ERENUS 

Kırmızı Karaağaç

 

Kadın oyun yazarlarımızdan Bilgesu Erenus'un, İngiliz Kadın yazar Virginia Woolf'un (1882-1941)  üzerine yazdığı yeni oyunu. Virginia Woolf, roman türüne yaptığı özgün katkılarıyla tanınan, ülkemizde çok okunan bir romancı ve eleştirmen; yazar romanlarında "bilinçli akışı" adı verilen anlatım tekniğini kullanmasıyla ünlü.

İnsanda kalıcı etki bırakan ve rasyonel düşünce ile birlikte, bilincin bir parçası olan görsel, işitsel, bedensel ve bilinçaltı izlenimleri söze dökmek olan "bilinç akışı" tekniği, Erenus'un bu yeni oyununda da kullanılıyor.

Yazarın kocası, V. Woolf'un ölümünden yıllarca sonra, onunla ilgili bir TV programına çıkmak üzere hazırlık yaparken, birden karısı Virginia ile karşı karşıya gelir. "Bilinç akışı" yönteminden yararlanılarak yaratılan bu karşılaşma, karı kocanın birlikte geçirdikleri yılların hesaplaşmasına dönüşür. Oyun, Virginia Woolf'un yaşam süresi içindeki eylemlerini, sorunlarını, iç dünyasını ve trajik intiharının nedenlerini yansıtırken, günümüz sorunlarına paralellik kurarak, dünyamızda egemen olan bugünkü yaşam biçimleri üzerine tartışma ortamı da yaratıyor.

 

Oyuncular: 4 erkek, 2 kadın.

1995/84 Sayfa/10x18.5 cm.              ISBN 975-8023-17-9

 

Dizi No: 56 / ORHAN GÜNER / TOPLU OYUNLARI  1

İkinci Nöbetçinin Sıkıntıları / Sevdalı Bulut /

Antonius, Kleopatra, Arada Bir Caesar

 

Orhan Güner, uzun yıllardır Almanya'da yaşayan bir tiyatrocumuz. Oyunları, Alman tiyatrolarında birçok kez sahnelenmiş. Yazarın İkinci Nöbetçinin Sıkıntıları  adlı oyunu, Ankara Devlet Tiyatroları ve İstanbul Şehir Tiyatroları tarafından oynana kadar Türk seyircisi Orhan Güner'i pek tanımıyordu.

İkinci Nöbetçinin Sıkıntıları, Oyun içinde oyun olan bu yapıt, hüzünlü, bazen komik, absürd ve çarpıcı üslubu ile, çağımızda çokça görülen iletişim eksikliklerini açığa çıkarıyor.

Sevdalı Bulut, Nazım Hikmet'in bugüne kadar birçok sanatçının yapıtına esin kaynağı oluşturmuş ünlü masalının, çağdaş sorunlarla ilgilenen genç tiyatrocular için şiirsel bir sahne denemesi olanağı veriyor.

Antonius, Kleopatra, Arada Bir Caesar, Herkesce bilinen tarihsel bir trajedi aracılığı ile çağdaş insanın sorunlarına eğiliyor.

 

İkinci Nöbetçi: 2 er./ Sevdalı Bulut: 4 er., 3 kad./Antonius Kleo.: 2 er., 1 kad..

1996/96 Sayfa/10x18.5 cm.              ISBN 975-8023-18-7

Dizi No: 57 / ÖZEN YULA / TOPLU OYUNLARI  1

Ay Tedirginliği / Dünyanın Ortasında Bir Yer

 

Özen Yula, roman, öyküleri ve tiyatro, sinema, popüler kültür üzerine çeşitli sanat dergilerinde çıkmış yazılarıyla tanınan genç yazarlarımızdan biri. Kitaptaki oyunlar onun ilk oyunları. 

Ay Tedirginliği, bildik en eski hikâyedir: Bir adamla bir kadın, ılık bir ilkbahar gecesi deniz kıyısında karşılaşırlar. Oyunun ayrıcalığı, bu kişilerin birbirlerine anlattıkları hikâyelerdedir. Hikâyelerin ardında, kendilerinin kırılgan yaşam deneyimleri yansır. 

Dünyanın Ortasında Bir Yer, zengin bir Bey'in çiftliğinde geçer; çiftliğe zorla getirilip zorla Bey'in hanımı yapılan bir kadınla çiftlikteki ırgat kadınların ortak yazgılarını anlatırken, kadınların tutkunun kılavuzluğunda kendi yollarını çizebileceklerini gösterir. Oyunda, Anadolu kadının tarih boyu, erkeklerin koyduğu kurallar altında yüklendiği acılar, yer yer Yunan tragedyaları biçiminde, şiirsel bir anlatımla sergilenir.

 

Ay Tedirginliği: 1 er., 1 kad./ Dünyanın O. B. Yer: 2 er., 8 kad.

1996/84 Sayfa/10x18.5 cm.            ISBN 975-8106-04-X

 

D.No: 58 / TUNCER CÜCENOĞLU/   TOPLU OYUNLARI 3

Şapka / Ziyaretçi / Matruşka / Öğretmen

 

Şapka, Ocak/1996'da, TOBAV Oyun Yazma Yarışmasında TOBAV Ödülü'nü almış. 1995 yılının "Hoşgörü Yılı" olması nedeniyle yazılmış bir "hoşgörüsüzlük" oyunu Şapka; tersinleme yoluyla, hoşgörünün yaşamımızdaki önemini ve gerekliliğini anlatıyor; yazar oyununu "kara güldürü" olarak niteliyor.

Ziyaretçi, fantastik, buruk ve eğlenceli üslubu ile yaşamın farklı bir kesitini sergiliyor. Ülkemizde gittikçe artan öldürme eylemlerine karşı yazılmış bu oyunda, kadınların bu konuya hep birlikte nasıl karşı koyup barışı sağlayabileceklerini gösteriyor.

Matruşka, eskiden bu yana ağırlığını hiç kaybetmemiş bir konuya, kadın-erkek ilişkisine eğiliyor. Bu ikili ilişkide, günümüzde de sürmekte olan, dürüst-içtenlikli olamayan tavrın ortaya çıkardığı çelişkileri mizahi bir üslupla anlatıyor. İki kişilik bu oyuna yazar, "Bir Aşk Komedisi" alt başlığını koymuş.

Öğretmen, yazarın ilk dönem (1973) oyunlarından biri; gözden geçirilerek 1983'de tekrar yazılmış. Öğretmen'de dürüst, namuslu, ilkelerine sıkı sıkıya bağlı bir öğretmenin, değişen yaşam koşullarına bir türlü ayak uyduramayıp doğru seçim yapamaması ve bu nedenle, ailece uğradığı yenilgisi anlatılıyor.

 

Şapka: 11 er., 5 kad./ Ziyaretçi: 3 er., 2 kad./

Matruşka: 1 er., 1 kad./ Öğretmen: 6 er., 2 kad.

1996/ 240 Sayfa/ 10x18.5 cm.               ISBN 975-8023-35-7

 

Dizi No: 59 / SAVAŞ DİNÇEL

Gürültülü Patırtılı Bir Hikâye

 

İstanbul Şehir Tiyatroları yönetmen ve oyuncularından Savaş Dinçel'in ünlü tiyatro adamı Shakespeare üzerine yazmış olduğu oyunu.

Shakespeare'nin yazar kimliği öteden beri tartışılır; bildiğimiz oyunlarının başkaları, hatta Bacon, Marlowe gibi yazarlar tarafından yazıldığı gibi savlar, tiyatro yazın dünyasının hâlâ gündemindedir. Yazar bu savlardan yola çıkarak fantastik ve güldürüsü bol bir tartışma oyunu yazmış.

Üç kişilik oyun, tiyatronun en büyük yazarına yapılmış bu haksız davranışa, İngiltere'deki Shakespeare Müzesinde, hayali bir mahkemede geçen sahnelerle eğlenceli, ironik bir anlatımla karşı çıkıyor.

 

Oyuncular: 2 erkek, 1 kadın.

1996/ 72 Sayfa/ 10x18.5 cm.         ISBN 975-8023-17-9

 

 

Dizi No: 60 / ZEYNEP AVCI /

 Gılgamış

 

Mezopotamya'nın ünlü ilkçağ kahramanı Kral Gılgamış'ın destanı birçok sanat eserine kaynaklık etmiştir.

Milattan önce 3000.nci yıllarda Mezopotamya'nın güneyinde Uruk kentinde hüküm sürmüş olan Gılgamış'ın günümüze ulaşmış en kapsamlı destanı, Akad dilinde yazılmış olan tabletlerdir.

Destana göre, karalar ve denizlerdeki her şeyi bilen, büyük inşaat ustası ve savaşçı, yarı Tanrı yarı insan olan Gılgamış, ölümsüzlüğü aramak için tehlikeli bir yolculuğa çıkar.

Zeynep Avcı, işte bu ünlü destanı eksen alan, Gılgamış üzerine yazılmış oyunlara bir yenisini daha eklemiş.

Oyun, Gılgamış'ın ölümsüzlüğü aramak için birlikte yola çıktığı yaban adamı Enkidu ile dostluğunu ve Enkidu'nun ölümünden sonra da sürdürdüğü ölümsüzlük peşindeki serüvenini anlatıyor.

Gılgamış, ölümsüzlüğü bu kez arkadaşı Enkidu'ya ulaşabilmek için arar. Nuh'dan ölümsüzlük otunu alarak tekrar dünyaya gelmek, büyümek, gençleşmek ve Enkidu ile karşılaşıp onunla arkadaşlığını sürdürmek ister.

Gılgamış, aynı zamanda iki farklı adamın, bir kralla bir yaban adamının, sağlam, güçlü dostluğunun da destanıdır.

 

Oyuncular: 12 erkek, 7 kadın.

 

1996/96 Sayfa/10x18.5 cm.          ISBN 975-8023-33-0

 

D. No: 61/ FRANK WEDEKİND / TOPLU OYUNLARI 1

Lulu / İlkbahar Uyanışı

Türkçesi:  Aziz Çalışlar – Nesrin Kazankaya

 

Bertolt Brecht'in, "Tolstoy ve Strindberg'le birlikte yeni Avrupa'nın en büyük öğretmenlerinden biri," dediği Wedekind, yarattığı yabancılaştırma yöntemiyle Bertolt Brecht'i etkilemiş, Alman dışavurumculuğunun öncüsü olmuştur. Alman tiyatrosunun temel taşlarından biri kabul edilen yazarın oyunları, bugüne dek Türkçeye çevrilmedi, ülkemizde oynanmadı.

Lulu, toplumsal ahlak yasalarının doğal ahlaka aykırılığını ve çarpıklığını bir kadının kişiliğinde veren, kapitalist toplumda insanın nasıl "meta" haline gelip para yasalarının egemenliğine girdiğini anlatan, tiyatro edebiyatında "ilk modern oyun" sayılan bir yapıt. "Ahlaklılık", "meta ahlakı" olup, insani ahlakla derin çelişki içindedir. Lulu, bu temel çelişkiyi anlatır ve "doğal insanî ahlak" ile ikiyüzlü burjuva ahlakını karşı karşıya  getirir.

İlkbahar Uyanışı, üç gencin ilk cinsellik uyanışını sergilerken toplumdaki tabuları yıkmayı zorlar; zamanın eğitim sistemine keskin eleştiriler getirir; bu nedenle oyun, zamanın eleştirmenlerince ağır saldırılara uğramıştır. 1906'da ünlü yönetmen Max Reinhardt tarafından sahneye konan oyun, bütün bu karşı koymalara rağmen, 20 yıl repertuvarda kalmayı başarmıştır.

 

Lulu: 11 er., 7 kad./ İlkbahar Uyanışı: 19 er., 12 kad.

1997/312 sayfa/10x18.5 cm.                               ISBN 975-8023-00-7

 

D. No: 62 / W. SHAKESPEARE / TOPLU OYUNLARI 1

Kısasa Kısas / Onikinci Gece / Venedik Taciri

Türkçesi -Uyarlayan:  Zeynep Avcı

 

Tiyatro tarihinin en ünlü ustası Shakespeare'nin üç oyunu, Zeynep Avcı'nın yeni bir yorum-uyarlama çalışması ile birarada.

Tiyatro edebiyatının bu büyük yazarının oyunları, eskiden beri birçok tiyatro yazarı, yönetmeni, çevirmenine tükenmez bir "yeniden yaratım" kaynağı oluşturmuştur. Her ülkede Shakespeare'nin oyunları bire bir çevrildiği kadar, değişik yorum ve uyarlamalarla ülke diline yeniden kazandırılmıştır.

Zeynep Avcı bu üç oyunu, İngilizce asıllarından, Fransızca uyarlamalarından ve Türkçedeki çevirilerinden yararlanarak dilimize yeniden çevirip-uyarlamış. William Shakespeare'in bu üç oyunu da romantik komedyalarından; bunlar, romantik gerçekçilik türünde derinliği olan, her tür seyirciye yönelebilen, seyircide komik ama buruk bir tat bırakan, seyirciyi güldürürken düşündüren oyunlar.

Kısasa Kısas: 15 er., 7 kad./ Onikinci Gece: 10 er., 7 kad./

Venedik Taciri: 13 er., 3 kad.

1996/ 228 Sayfa/ 10x18.5 cm.           ISBN 975-8023-36-5

 

Dizi No: 63 / ABELARD ve HELOISE / Mektuplar

Oyunlaştıran: Roland Duncan / Türkçesi: Zeynep Avcı

 

Pierre Abelard (1079-1142), Fransız tarihinin Rönesans'ın doğmasına ışık tutan filozof ve şairlerinden biridir. Şair, ders vermek için 20 yaşlarında, genç, güzel, kültürlü ve akıllı bir kadın olan Heloise ile tanışır; bu tanışma giderek aralarında ömür boyu sürecek bir aşka dönüşür.

Bu yakınlaşma sonucunda ikisinin bir erkek çocukları doğar; evlenmemiş olduklarından, bu durum Heloise'nin dayısı tarafından kızgınlıkla karşılanır ve dayı Fulbert, zor kullanarak Abelard'ı hadım ettirir. Bu olaydan sonra iki sevgili ayrı ayrı iki manastıra sığınırlar. Manastırda yaşadıkları bu dönemde birbirlerine yazdıkları Latince aşk mektupları, 12. yüzyıldan bu yana, değişik yorumlarla Fransızca'ya çevrilir ve birçok sanatçıya esin kaynağı olur.

Fransız tarihinin en iç burkucu olaylarından  biri olan bu dramatik aşk öyküsü, İngiliz yazar Ronald Duncan tarafından yalın, akıcı bir dille oyunlaştırılmış. İki sevgilinin yaşam öyküleri ve birbirlerine yazdığı aşk mektuplarından yola çıkarak Duncan tarafından yazılan bu şiir-oyun metni, sekizyüz yıldır insanları duygulandıran bu dramatik olağandışı öykünün duygu yoğunluğunu en iyi yansıtan çalışmalardan biri.

 

Oyuncular: 1 erkek, 1 kadın.

1996 (1. Bas.), 2002 (2. Bas.) 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8106-01-5

 

D. No: 64 /  GÜNGÖR DİLMEN / TOPLU OYUNLARI 3

KISA OYUNLAR

 

Küp Hamit / Avcı Karkap / Ayak Parmakları /

Galea ile Pigmolin / Toplar ve Paşalar / Misyoner / Afyon Savaşı

 

Tiyatro edebiyatımızın ustalarından ve dilimizi sahnede en iyi kullanan yazarlardan olan Güngör Dilmen'in ibret oyunları türünde 7 kısa oyunu birarada.

Günümüze dek kitap halinde yayımlanmamış bu oyunlar, ülkemizin ve tüm insanlığın ortak sorunlarını işliyor. Oyunların sosyal, tarihsel ve politik yapıdaki bu temaları, yazarın kendine özgü fantastik, şiirsel tiyatro diliyle anlatılıyor; sorunların evrensel boyutları bir kez daha ortaya çıkarılıyor.

Usta yazarın 7 oyunundan oluşan bu kitap, genç tiyatrocuların deneysel sahne çalışmaları için güvenle başvuracakları bir kaynak kitap özelliğinde.

 

1996/108 Sayfa/10x18.5 cm.        ISBN 975-8106-02-3

 

 

Dizi No: 65 / GEVHER MURAD / Külahlı Bey Külahsız Bey

Türkçesi: Dr. Mehmet Kanar

 

Asıl adı Gulam Hüseyn-i Sâidi olan İranlı yazar, Batı'da, oyunlarında kullandığı Gevher Murad (1935-1985) takma adı ile tanınmakta. Oyun, İran'ın Hümeyni Devrimi'nden önceki yaşam ve davranış biçimlerini sergiliyor. Ülkesinde öykü ve oyunları çokça yayımlanmış, oynanmış bu çağdaş yazar, ülkesindeki İslami Devrim'den sonra Fransa'ya yerleşip yaşamını orada tamamlamış.

Sıradan insanın gündelik yaşamına kara mizahla bakan Gevher Murad, yapıtlarında insanın toplumsal gelişmeler, değişimler karşısındaki duyarsızlığını, aymazlığını eleştirmiş ve 1960-1970'li yılları İran'ının tüm sosyo-ekonomik panoramasını başarıyla yansıtmıştır.  Külahlı Bey-Külahsız Bey, bireysel karar verme-tavır alma bilinci ve becerisinden yoksun toplumun, korku-güvensizlik-özveri eksikliği ile biçimlenen sosyo-psikolojik yanlarını, tiyatronun anlatım olanakları içinde, etkili bir biçimde ele alıyor. Toplumun çeşitli kesimlerinden seçilmiş ilginç kişilikler aracılığıyla geliştirilen bu olay örgüsü, toplumsal davranışlara eleştirel bir bakış açısı getirmekte.

Oyuncular: 12 erkek, 4 kadın.

1996/ 72 Sayfa/ 10x18.5  cm.          ISBN 975-8023-05-8 

 

Dizi No: 66 / ROLAND TOPOR / Joko'nun Doğum Günü

Türkçesi:  Mine G. Saulnier

 

Roland Topor (1938- 1997) çok yönlü çağdaş bir Fransız sanatçısı: ressam, desinatör, grafiker, roman-öykü yazarı, şair, kostümcü, dekoratör, senarist, tiyatro yönetmeni, film yönetmeni ve de oyun yazarı. Topor'un sanatından, "Sanatı, acımasızla absürdün karıştığı, çarpıcı bir kara mizah içerir. Yapıtlarında açıkça görülen şiddet ögesine karşın, 19. yüzyılın gravürcülerini andıran bir şiir vardır," diye söz ediyor ansiklopediler.

Yazarın 1969 yılında yazdığı aynı adlı öyküsü Fransa'da bir Edebiyat Ödülü almış. Öyküsünü oyun haline getiren yazar, halkın sırtına binip halkı ezen, horlayıp onun onurunu kıran bir kesimle halkın nasıl iç içe mutlu yaşadığını anlatan acımasız bir kara mizah örneği veriyor.

Oyun, ekonomik baskılar altında ezilmiş insanların bu düzeni nasıl benimseyip, egemenlerle uyum içinde yaşamlarını sürdürdüklerini anlatırken, "sadizm" ve "mazoşizm"in insanların iç dünyalarında yer ettiği şaşırtıcı boyutlarını da sergiliyor. Oyunun öyküsü ve mizahi yapısı, ülkemizin gerçekleri ile tıpatıp örtüşmesi bakımından da ilginç.

 

Oyuncular: 6 erkek, 2 kadın.

1996/ 72 sayfa/ 10x18.5 cm.             ISBN 975-8106-06-6

 

Dizi No: 67 /  ALİ BERKTAY /  Kerbela

 

Ali Berktay, bir tiyatrocu. Fransa'da Ayşe Emel Mestçi ile Halk Oyuncuları topluluğunda beraber çalışmış. İlk oyunu, 1993 yılında Avignon Festivalinde, bu toplulukça A. Emel Mestçi'nin rejisi ile, Fransızca olarak sahnelenmiş: Dünyaya Atılan Çığlık.

 Kerbela, 1996/Bakırköy Bel. Oyun Yazma Yarışması'nda  Büyük Ödül'ü almış. Oyun, herkesçe bilinen, dini ve tarihsel bir olayı anlatırken, koşullanmış bir düşüncenin izine düşmüyor; bu duyarlı konuyu istismara kalkıp, şablonların içine girmiyor. Tam tersine, ortak kültürümüzün bu önemli tarihsel olayını, oyunun ana ekseni seçip, evrensel insani duygu ve davranışlara eleştirel bakarak, kişilik ve ahlak çatışmalarının doğru sonuçlarını ortaya koyuyor.

Kerbela'da ezen ile ezilenin, ikiyüzlülükle mertliğin, acımasızlıkla sevecenliğin, ahlaki değerlere bağlılıkla önlenemez iktidar hırsının çatışması, oyunun akıcı ve etkileyici kurgusu içinde destansı bir üslupla sergileniyor. Oyunun bu devinimi içinde, ülkemizin bugünkü gerçekleri ile paralellikler de bulunuyor. Böylece yazar, efsaneleşmiş tarihsel bir olayın yüzyılımızdaki izdüşümlerini göstererek, sanatsal yaratının evrenselliği yakalama özelliğinin başarılı bir örneğini de veriyor.

 

Oyuncular : 2 erkek, 11 kadın, halk, cinler, turnalar, muhafızlar.

1996/ 108 Sayfa/ 10x18.5 cm.         ISBN 975-8106-09-0

 

Dizi No: 68 /  EUGÈNE IONESCO / TOPLU OYUNLARI 1

Amédée / Ölüm Oyunları / Macbett

Türkçesi:  Prof. Hasan Anamur

 

Absürd tiyatronun başlıca temsilcilerinden olan Ionesco (1904-1994), grotesk ve gerçeküstü ögeleri kullanarak sıradan burjuva yaşamını eleştirmiştir.

Amédée, evlerindeki bir ölüden kurtulmak için çare arayan bir karı kocanın gülünç ve trajik serüveni. Aslında yazar, karı koca arasındaki evrensel mutluluk/mutsuzluk sorunsalını irdeliyor.

Ölüm Oyunları, yazarın çokça işlediği ölüm düşüncesini anlatırken güldürü ögeleriyle trajik olanı biraraya getiriyor. Oyun, çeşitli ölüm türlerini gösteren birçok oyundan oluşuyor. Yazar, ölümün soğukluğuna karşı sevgi ile direnilebileceğini vurguluyor.

Macbett, Shakespeare’in Macbeth’inden esinlenilerek yazılmış bir oyun. İnsanlardaki iktidar duygusunu insanoğlunun karayazgısı olarak ele alıyor. Oyun, devlet yöneticilerine karşı acımasız bir eleştiri getiren buruk bir güldürü. 

  

Amédée: 8 er., 5 kad./ Ölüm Oy:: 12 er., 10 kad./Macbett: 21 er. 8 kad., halk.  

1997/ 336 sayfa/10x18.5 cm.              ISBN 975-8106-10-4                                                                                             

 

D.No: 69/  CUMA BOYNUKARA / TOPLU OYUNLARI 1

Günaydınlara Uyanmak / Çok Geç Olmadan / Muhtaro

 

Cuma Boynukara, Güneydoğu Anadolu’dan bir oyun yazarı; yazdığı oyunlar çeşitli kurumlardan ödül almış. Yazar, doğup büyüdüğü bölgenin yaşamını ve sorunlarını, kendi toplumuna olan duyarlılığını ince bir hüzün ve buruk bir mizah içinde anlatıyor.

Günaydınlara Uyanmak (1995 Bakırköy Bel. Övgüye Değer Oyun Ödülü), orta halli bir ailenin iki oğlunun, ülkenin farklı düzlemlerdeki iç çatışma ve terör olaylarından, trajik sonla biten etkilenişlerini anlatıyor.

Çok Geç Olmadan (1993 Kültür Bakanlığı Ödülü), Güneydoğu’daki çatışmalarda iki taraftan birbirine düşman edilen iki insanın, zorunlu birliktelik ortamında, aralarında içten içe gelişen dostluk duygularını yansıtırken, bu çatışmanın anlamsızlığını gösteriyor.

Muhtaro (1991 Salihli Bel. Övgüye Değer Oyun Ödülü), bir köy muhtarının, Güneydoğu’daki korucu olgusunu, kendi köylülerini sömürme aracı olarak nasıl kullandığını sergiliyor.

 

Günaydınlara Uy.: 12 er., 3 kad./ Çok Geç Ol.: 13 er.,/Muhtaro: 22 er., 3 kad.

1997/ 168 sayfa/ 10x18.5 cm.              ISBN 975-8106-12-0

 

Dizi No: 70/  ERHAN GÖKGÜCÜ / TOPLU OYUNLARI 1

Gerçek Kurbanın Acısı / Duyarlık Üzerine Vivaçe

 

Erhan Gökgücü, yaşamını tiyatroya adamış bir tiyatro sanatçısı; oyuncu, yönetmen ve oyun yazarı.

Gerçek Kurbanın Acısı (1996, Bakırköy Bel. Oyun Yazma Yar. 1.lik Öd.), kurulu düzeni değiştirmeye yönelik düşüncelerinden dolayı idam edilen bir gencin, gerideki sevdiklerine bıraktığı acıları anlatır. Gencin ölüme gidişini yaşamış sevgilisi, bu olaydan oluşturulmuş senaryonun filminin çekilmesi sürecinde geçmişi bir kez daha yaşar. Oyunda, kadının bu olaydan duyumsadığı acı ve hüzün ile, film çekimi işini duyarsızca sürdüren film ekibi arasındaki duyarlık farklılıkları sergilenmekte.

Duyarlılık Üzerine Vivaçe’de (1995, Bakırköy Bel. Oyun Yazma Yar. 2.cilik Öd.), yazdıkları nedeniyle gizli bir örgütün üyesi varsayılarak gözaltına alınıp işkence görmüş bir yazarın içine itildiği karamsar ortamdan sevgi ve iletişim yoluyla kurtuluşu anlatılır.

Yazarın bu iki oyunu da, baskıyla sürdürülen duyarsız ve acımasız bir düzene karşı, insandan yana ve sevgiye, sevecenliğe, hoşgörüye dayalı çağdaş bir görüşü duyarlılıkla savunan, toplumsal davranışlarımıza eleştirel bakan oyunlar.

 

Gerçek Kurbanın Acısı: 5 er., 5 kad./ Duyarlılık Ü. V.: : 1 er., 1 kad.

1997/ 108 sayfa/ 10x18.5 cm.             ISBN 975-8106-16-3

 

Dizi No: 71 / AİSKHÜLOS–SOFOKLES

ESKİ YUNAN TRAGEDYALARI. 1 -  Persler / Antigone

Türkçesi (Eski Yunanca asıllarından): Güngör Dilmen

 

Yunan tragedya sanatının babası kabul edilen Aiskhülos Persler’de, kendisinin de katıldığı Salamis Deniz Savaşı'nı (İ.Ö. 480) ve bunun sonuçlarını anlatır. Bu savaş, o dönemde demokratik bir yönetime sahip Atina kenti halkının, demokratik yolla seçtiği önderlerinin kumandasında, sayıca kendilerinden çok üstün Pers ordusuna ve istilacı Pers Kralına karşı verdikleri "özgürlük" savaşıdır.

Antigone, Aiskhülos'tan sonraki en ünlü tragedya yazarı Sofokles'in Thebai Üçlemesi'nin son oyunudur. Üçleme'nin her oyunu ayrı bir oyun olarak oynanmaktadır. Oyun, kadın başkahraman Antigone'nin, ölmüş kardeşi Polüneikes'in Kral Kreon tarafından ceza olsun diye gömdürülmemesi, cesedin açıkta bırakılarak kurda kuşa yem edilmesi emrine direnişinin öyküsüdür.

Antigone'nin onurlu direnişi, çağımızda hâlâ gündemde olan, "insan hakları" için verilen mücadelenin tiyatro sanatındaki ilk örneği sayılmaktadır.

 

Persler: 3 er., 3 kad., yaşlılar korosu /Antigone: 6 er., 2 kad., Thebaililer korosu.

1. Bas., 1997; 2. Bas. 2002/ 126 s./11.5x19.5 cm.

ISBN 975-8106-18-X

 

Dizi No: 72 / ÜLKÜ AYVAZ / Külhanbeyi Operası

 

Ülkü Ayvaz, günümüz Türk tiyatrosunun genç yazarlarından; öyküleri ve çocuk oyunları da bulunan yazar, gerçekleri yansıtırken düşe, fanteziye yer veren oyunları ile tanınmakta.

Külhanbeyi Operası, 1900'ların başlarından Kurtuluş Savaşımıza kadar uzanan bir dönemin İstanbul'unu şarkılı, müzikli, danslı ve eğlenceli bir biçimde sergiliyor.

O dönemin devlet ricalinin gazetelere baskı kurmak için giriştikleri entrikalar, halkın ve tulumbacı takımının yaşamları ve külhanbeyler anlatılırken, ilk kadın tulumbacı Behiye'nin serüveni de veriliyor.

Oyun ayrıca, Osmanlı'ya ilk kez giren, evlerin yangına karşı sigortalanması işleminin, devlet erkânı tarafından vurgun aracı olarak kullanma girişimlerine de değinerek, Osmanlı devlet adamlarının çağdaş yeniliklere karşı olumsuz tavırlarını dile getiriyor. Külhanbeyi Operası, Osmanlı İmparatorluğunun son çöküş dönemini sergileyen şarkılı, atışmalı, danslı, eğlenceli fantezilerle donanmış bir oyun.

Oyuncular: Çeşmemeydanlılar, Kadırgalılar, Hobyarlılar, Gazeteciler,

Paşalar, Paşa Kızları, Kabadayı Reisleri.

1997/ 80 sayfa/ 10x18.5 cm.            ISBN 975-8106-14-7

Dizi No: 73 / TUNCER CÜCENOĞLU / Boyacı

 

Tuncer Cücenoğlu, son yıllarda üst üste yazdığı oyunlarla tiyatro edebiyatımızı zenginleştiren bir yazarımız.

Boyacı, yazarın son iki oyunu  Helikopter ve  Şapka’da yakaladığı güldürü öğesini başarıyla kullandığı bir oyunu.

Üç bölümden oluşan oyun, beş günlük bir süre içinde ve boyanmak üzere bir boyacıya teslim edilen bir doktor muayenehanesinde geçiyor. Oyunda, ustaca kullanılmış olaylarla sahne üzerinde yoğun bir trafik yaratılıyor, merak atmosferi geliştirilip seyirciyi güldürecek entrikalar ortaya konuyor. Oyunda ele alınan olayların adım adım gelişmesi, güldürüdeki merak ögesinin dozunu dengeliyor. Bütün bu yapısıyla oyun, tiyatro sanatındaki ‘dolantı komedisi’ türünün yetkin bir örneğini oluşturuyor.

Yazar, "Bu oyunumla, ‘Yeni Dünya Düzeni’nin ülemizdeki yansımalarını göstermeye çalıştım; 2000'li yıllara çok az kala, yeni bir ahlak anlayışı ile biçimlenen yeni insanımızın artık hiçbirimizi şaşırtmayan serüvenini anlattım," diyor. Cücenoğlu bu son oyunuyla, usta kurgusu, ince alayı, eleştirel toplumsal yaklaşımı ile tiyatromuza yeni ve soluklu bir yapıt kazandırmış.

 

Oyuncular: 7 erkek, 3 kadın.

1997/ 96 sayfa/ 10x18.5 cm.          ISBN 975-8106-11-2

 

Dizi No: 72/ EUGÈNE IONESCO / TOPLU OYUNLARI 2

Kel Şarkıcı (Kel Kantocu) / Ders

Türkçesi: Prof. Hasan Anamur

Eugène Ionesco (1912-1994), oyunlarındaki içerik ve anlatım özellikleriyle, tiyatro sanatına yeni bir anlayış getirmiş, bu alanda devrim sayılabilecek değişim gerçekleştirmiş, absürd tiyatro akımını yaratmış öncü bir tiyatro yazarıdır.

Kel Şarkıcı, yazarın ilk oyunudur. Geleneksel tiyatro anlayışını aşan bu oyun, temelde dilsel karşıtlıklar ve dilin iletişim kurulmasındaki yetersizliği üzerinde durur. Dünya tiyatro tarihinde özel bir yeri olan bu oyun, absürd tiyatro akımının ilk ürünü sayılmaktadır.

Ders, yazarın ikinci oyunudur; farstan bürlekse uzanan her tür güldürü ögesini içerir, ama oyunun trajik boyutu da vardır. Oyun, görünürde aritmetik ve dilbilim alanlarında verilen kendine özgü bir "ders" çevresinde kurulmuştur; ancak oyuna, temelde cinsellik ögesi egemendir.

İlk gösterimlerinde ilgi görmemiş olan bu iki oyun, yazarın  "keşfi"nden sonra çok ünlenmiştir; iki oyun da 1957'den beri, Fransa-Huchette Tiyatrosunda aralıksız 46 yıldır oynanmaktadır.

 

Kel Şarkıcı: 3 er., 3 kad./ Ders: 1 er., 2 kad.

1997/ 120 sayfa/ 10x18.5 cm           ISBN 975-8106-15-5

 

Dizi No: 75 / TURGAY NAR / TOPLU OYUNLARI 1

Çöplük / Şehrazat'ın Oyunu / Kuyu / Terzi Makası

 

Turgay Nar, şairliği ile birlikte oyun yazarlığını da sürdüren ve oyunlarında şiir diliyle tiyatro dilini buluşturma becerisiyle ilgi çeken, son dönemin başarılı genç yazarlarından biri.

Çöplük, 1995'de ilk sergilenişinde çok olumlu eleştirilerle birlikte çok da ödül almış, “1995-Yılın Oyunu” seçilmiş bir yapıt. Oyun, çöplük motifini kullanarak, günümüz dünyasının kokuşmuş düzenini acımasızca eleştiriyor. Oyundaki üç kişi aracılığı ile kimliğimiz, toplumumuz, yaşadığımız dünya, açgözlülüğümüz, cinsel şehvetimiz, içimizdeki kin ve nefret ile cinayetler, kıyımlar, soygunlar ve suç-ceza olguları sorgulanıyor.

Şehrazat'ın Oyunu, ünlü Binbirgece Masalları'ndan esinlenilerek yazılmış bir oyun. Sanatçı ile iktidarı elinde tutan egemen kişiler arasındaki çatışmayı öne çıkarıyor.

Kuyu ve Terzi Makası iki kısa oyun. Oyunlarda, aile içi şiddet ve baskı olgusu ile bireyin yalnızlık duygusu anlatılıyor.

 

Çöplük: 2 er., 1 kad./ Şehrazat'ın Oyunu: 3 er., 4 kad., köleler/

Kuyu: 2 er., 1 kad. / Terzi Makası: 1 er., 1 kad.

1997/ 186 sayfa/ 10x18.5 cm.           ISBN 975-8106-19-8

 

Dizi No: 76 / MEMET BAYDUR / TOPLU OYUNLARI 4

Elma Hırsızları / Yalancının Resmi /

Genel Anlamda Öpüşme / Çin Kelebeği

 

Yazdığı oyunların sayısı 20'yi aşmış olan, son dönemin önde oyun yazarlarından, ne yazık ki 2001’de kaybettiğimiz Memet Baydur'un bu kitabında son oyunları bulunuyor.

Elma Hırsızları, Prof. Faruk Erem'in Bir Ceza Avukatının Anıları adlı kitabından yararlanılarak yazılmış bir oyun.

Gerçek olaylara dayanan öykülerden derlenen oyun, toplumumuzun sosyo-ekonomik ve kültürel yapısının ibret verici bir kesiti. Yazar, bu gerçek epizodların içinde, adaletle hukuk arasındaki ilişkinin boyutlarını irdeliyor.

Yalancının Resmi, bir denizcinin özel yaşamından yola çıkarak oluşturulmuş, "yalnızlık" üzerine esprili, duygulu, incelikli bir oyun. Dünyadaki birçok ünlüyle tanışık olduğunu ileri süren gemicinin öyküsü, sevimli, eğlenceli ve hüzün verici…

Genel Anlamda Öpüşme ile Çin Kelebeği kısa oyunlar. Her iki oyun, dünya var oldukça sürecek olan ezeli kadın-erkek ilişkilerinin sorgulanması üzerine bir çeşitleme.

 

Elma Hırsızları: 22 er., 7 kad./ Yalancının Resmi: 1 er., 1 kad./

Genel Anlamda Öpüşme: 1 er., 3 kad./ Çin Kelebeği: 3 er., 1 kad.

1997/ 132 sayfa/ 10x18.5 cm.            ISBN 975-8106-20-2

 

Dizi No: 77 /ALİ H. NEYZİ / TOPLU OYUNLARI   1

Alas Hatun / Yardirektörün Eşi / Mektuplar

Alas Hatun, ünlü Dede Korkut öyküsünden esinlenilerek yazılmış bir manzum oyun. Oyunun anlatımında kullanılmış olan koro ve oyunun üslubu klasik Yunan oyunlarını çağrıştırıyor. Alas Hatun’un ana teması olarak "kadercilik"  seçilmiş.

Yardirektörün Eşi, yazarın öğrenim gördüğü Robert Kolej günlerine ait  olaylardan ve gözlemlerinden yola çıkarak yazdığı, konusu tiyatro üzerine olan bir oyun. Oyunda İstanbul’a yerleşmiş yabancı öğretim görevlilerin yaşamı anlatılıyor.

Mektuplar, iki tiyatro sanatçısı kadının, sanatsal yaşamlarında zaman içinde geçirdikleri değişimleri yansıtan bir oyun.

 

Alas H.: 4 er., 3 kad., 1 oğlan, 1 kız çocuğu, kadınlar ve erkekler korosu/

Yardirektörün Eşi: 8 er., 4 kad./ Mektuplar: 2 kadın (1 kadın da olabilir)

1997/192 sayfa/ 10x18.5  cm.           ISBN 975-8106-08-2

 

 

Dizi No: 78 /  TAMER  LEVENT / Ya Tutarsa

 

Tiyatro oyuncusu, yönetmeni ve yöneticisi olan Tamer Levent, ünü yurtdışına da yayılmış bulunan Nasrettin Hoca’mıza ait bir fantastik öykü anlatıyor.

Oyunda Nasrettin Hoca, dünyanın bazı ünlülüleri ile, Don Kişot romanı ve Mahabarata destanı kahramanları ve Yunan filozofu Diyojen ile karşı karşıya getiriliyor.  İmgesel bir uzamda ve zamanda geçen oyunda kahramanlarımız, insanı da çevresi de yozlaşmış, kirlenmiş bu ortamda, erdemin, hoşgörünün, sevginin ve barışın yolunu gösteriyorlar. Oyunda, yukarda sözü edilen eserlerden kısa alıntılar bulunmakta. Gülmeceyle dolu öyküleri ve halkımızın bilge kişiliğini yansıtan davranış ve sözleri ile, yaşadığı dönemden gelecekteki imgesel çağlara götürülen Nasrettin Hoca’mız, o bilinen ince eleştirel tavrını ortaya koymaktan yine geri durmuyor.

Oyuncular: 13 erkek, 8 kadın, 2 çocuk.

1997/ 60 sayfa/ 10x18.5 cm.             ISBN 975-8106-22-6

 

Dizi No: 79 /  MÜJDAT GEZEN /  Salak Oğlum

Ortaoyununa ait bütün ögeler kullanılarak  yazılmış bu oyun, sahne düzeni ile de aynı türün özelliklerini taşıyor. Dekor iki paravan ve bir iki hasır sandalyeden oluşuyor. Bir evlenme öyküsü çevresinde mahalleli tipler tanıtılır; konuşmasında cümledeki fiilleri hep ters söyleyen (olumluyu olumsuz, olumsuzu olumlu fiil olarak) kişiyle ve tekerlemeler, kelimele benzetmeleri yolu ile gülmece atmosferi yaratılırken, bu arada sonradan görme, parasıyla her şeye sahip olacağını sanan kaba saba insanlarla iyi niyetli, alçakgönüllü, sevecen insanların karşılaştırılmaları sergilenir.

Oyuncular:  9 erkek, 4 kadın.

1997/ 60 sayfa/ 10x18.5  cm.      ISBN 975-8106-25-2

 

Dizi No: 80 /  BEHİÇ AK /  Ayrılık

 

İstanbul Şehir Tiyatrolarında, 1996/97 döneminde sahnelenen bu oyun, Afife Jale Ödüllerinden "En İyi Yazar Ödülü"nü almış bulunmaktadır.

Oyunda, evliliklerine son vermiş olan bir çift, biraraya geldikleri bir gün, evli oldukları dönemdeki geçmiş ortak yaşamlarını tartışırlar. Bu tartışma, artık özgür oldukları için rahatça konuşabilmeleri nedeniyle, birlikte yaşadıkları o günlerdeki davranışlarının bütün çelişkilerini, gülünçlüklerini, erkek-kadın ilişkilerindeki tutarsızlıklarını ortaya döker.  Ayrılık,  kentte yaşayan çağımız insanını anlatan, iki kişilik ironi dolu bir güldürü.

Oyuncular: 1 erkek, 1 kadın.

1997/ 72 sayfa/ 10x18.5 cm.          ISBN 975-8106-21-x

 

Dizi No: 81/  MÜJDAT GEZEN / Babam

Sanatçı Müjdat Gezen bu oyununda bir tiyatro sanatçısının yaşamından aldığı öykü ile sevginin, hoşgörünün insan yaşamındaki önemini sergiliyor. Dağılmış bir sanatçı ailenin bireyleri, yirmi yıl kadar sonra yine sanat aracılığıyla biraraya gelir. Yeni kuşaktan sanatçı kızlarının film çekimi amacıyla yarattığı bu buluşma, dağılmış ailenin eskisi gibi birlikte olmalarıyla sonuçlanır.

 Müjdat Gezen, bu sade öyküyü esprili, akıcı ve sevecenliğin egemen olduğu bir tiyatro diliyle anlatıyor.

Babam, 1997- Bakırköy Belediyesi Oyun Yazma Yarışması, Özgün Dalda Başarı Ödülü almıştır.

Oyuncular: 6 erkek, 4 kadın.

1997/ 72 sayfa/ 10x18.5 cm.             ISBN 975-8106-27-9

 

Dizi No: 82 /  FUNDA GİNYOL  / Konstantiniye’nin Güneşi

 

Genç oyun yazarı Funda Ginyol (Özşener) birçok yarışmada ödül almış üretken bir yazarımız.

Kostantiniye’nin Güneşi, İstanbul’un Osmanlılar tarafından alınmasına ait hazırlıkların yapıldığı zamana ait bir tarihsel oyun.

Oyun, 1452'de başlayan Bağazkesen Hisarının yapımı ile Osmanlı tarafına geçen Macar topçu Urban’ın yaptığı topla ilk geminin batırılışı arasındaki zaman diliminde geçer. Oyunda Bizans’ın yönetimi, sosyal ve idari yapısı metaforik göndermelerle anlatılıyor. İhanetlerle, aldatmalarla, dedikodularla, kişisel çıkarlarlarla yönetilen bir kentin öyküsü. Yazar, tarihsel bir olgudan bugüne uzanan bir kurgu ile, insani değerlerin çelişkili yapısını irdeliyor.  

Funda Ginyol’un bu oyunu, 1997-Bakırköy Belediyesi Oyun Yazım Yarışması’nın Büyük Ödülünü almıştır.

 

 Oyuncular: 6 erkek, 2 kadın, gemiciler, askerler.

1997/ 72 sayfa/ 10x18.5 cm.             ISBN 975-8106-30-9           

 

Dizi No: 83/ DİNÇER SÜMER / TOPLU OYUNLARI 2

Gecenin Kulları / Memuroğlu Memur

Gecenin Kulları, ezilmiş insanların dramını anlatan bir oyun. Oyundaki kişiler, otelde kalan kadınlarla otele gelip bu kadınlarla ilişki kuran erkeklerdir. Oyun, onur ve namus adına yapılan mücadelelerle gelişir ve bu mücadele bazıları için yıkım, bazıları içinse mutlulukla son bulur.

Memuroğlu Memur, uzun yıllardır devam eden yaşam biçimini sonunda değiştirmeyi başarmış bir erkeğin öyküsüdür. Toplumla ilişki kuramamış, hep başkaları için çalışmış, itilip kakılmış bir yaşam biçiminden, canlı, güçlü, keyifli bir hayat kadınının etkisi ile kurtulan oyun kahramanı, kendi istediği gibi yaşayabileceğini keşfeder; bu kararı, onun yeni bir yaşam biçimine geçmesini sağlar. Memuroğlu Memur, 1993 Kültür Bakanlığı Ödülünü almıştır.

Gecenin Kulları: 6 er., 7 kad./ Memuroğlu M.: 11 er., 8 kad.

1997/ 120 sayfa/ 10x18.5 cm.           ISBN 975-8106-29-5

 

Dizi No: 84 /  MÜJDAT GEZEN /  Gırgırıye

 

Sanatçı Müjdat Gezen, Sulukule’de kendilerine özgü anlayış ve gelenekleriyle yaşayan insanların yaşamlarını, eğlencelerini televizyon dizilerinde, filmlerde başarıyla yansıtmıştı.

Gırgırıye’de sanatçı bu kez, aynı konuları, bu coşkulu ve sevimli tipleri, onların kendi aralarındaki ilişkileri, evlenme maceralarını, kavgalarını eğlenceli biçimde tiyatro sahnesine taşıyor. Gırgırıye, ülkemizde beraber yaşadığımız bu insanları sahneye getiren müzikli, eğlenceli bir oyun.

 

Oyuncular: 14 er., 4 kad., Mahalleli, Dansçılar, Çalgıcılar

1997/ 72 sayfa/ 10x18.5 cm.            ISBN 975-8106-28-7

 

Dizi No: 85/  EŞBER YAĞMURDERELİ  / Akrep

 

Akrep, Eşber Yağmurdereli’nin, hapishanede yaşadığı olaylardan yola çıkarak yazdığı gerçek bir trajik öykü.

Akrep, hapishanede hukuk dışı bir uygulamaya tanık olmuş eli kolu bağlı bir hukukçunun insani duyarlılığının oyunu. Oyundaki Birinci Mahkûm (Yazar), düşüncelerini, anılarını yalnızlığını gidermek için kullanmasını bilen, körlüğüne rağmen "görmeyi" öğrenmiş sıra dışı bir insan. İkinci Mahkûm ise, içgüdüleriyle yaşayan, "görmeyi" öğrenememiş sıradan bir insan. Bu iki insanın bir iki günlük birliktelikleri onları insan olma ortak noktasında birbirine yaklaştırır. Artık insan onuruna sahip çıkmada, umutlarda birleşmişlerdir. İkinci Mahkûm ölüme giderken iki gün önceki adam değildir; bir dönüm noktası yaşamış, baştan sona değişmiştir.    

Akrep, hepimizin vicdanını sarsan, insanlık dışı eylemlerin sahneye getirilebilenlerinden yalnızca bir küçük örnek.

 

Oyuncular: 7 erkek, gardiyanlar.

(1.Bs.) 1997-(2.Bs.) 1998/ 84 sayfa/ 10x18.5 cm    

ISBN 975-8106-32-5

 

Dizi No: 86 / IŞIL ÖZGENTÜRK / TOPLU OYUNLARI 1

Küçük Sevinçler Bulmalıyım / Avluda

 

Gazeteci Işıl Özgentürk aynı zamanda kadın sorunları ile ilgilenen öykü ve oyun yazarı.

Yazar ilk oyununu Küçük Sevinçler Bulmalıyım’ı 1982’de yazmış ve bu oyun Devlet Tiyatroları tarafından oynanmıştı. Günümüze tanıklık eden yazar, bu oyunda insanın, kültür karmaşasını nasıl içine sindirdiğini, yaşanan acıları ve bütün bunlar arasında insan duyarlılığını nasıl yitirdiğini anlatır. Oyun, bu olguya karşı koymak için seyirciye öneriler ulaştırmaya çalışıyor.

 Avluda ise, toplumun çeşitli kesimlerinden seçtiği kadın tipleri ile bu kadınların yaşam karşısındaki direnişlerini, acılarını ve yıkılışlarını anlatıyor. Buradaki kadın öykülerinin hepsi, yazarın gazetecilik uğraşısı içinde görüp yaşadıklarından ve derlemelerinden oluşuyor; yazar bunları ince kadınsal bir duyarlılıkla seyirciye aktarıyor.

 

Küçük Sevinçler Bulmalıyım: 1 kadın/ Avluda: 1 kadın.

1998/ 96 sayfa/ 10x18.5 cm.         ISBN 975-8106-41-7

 

Dizi No: 87 / ÖZEN YULA / TOPLU OYUNLARI 2

İstanbul Beyaz, Rakı Rengârenk / Kırmızı Yorgunları /

Gözü Kara Alaturka  

 

Özen Yula, çeşitli sanat dergilerinde çıkmış yazılarıyla tanınan genç yazarlarımızdan biri. Yazar bu ikinci kitabını, İstanbul üzerine üç oyun yazarak sergiliyor.

İstanbul Beyaz, Rakı Rengârenk, karnındaki bebeğin babasını, sevdalandığı adamı arayan genç bir kızın öyküsü anlatılıyor.

Kırmızı Yorgunları,  vaktiyle yaşadığı ve daha sonra terk ettiği yerlere geri dönen bir kadının eskimeyen tutkusunu dramatik sahne diliyle anlatıyor. Oyunda, yaşamımıza girmiş olan resimli roman kahramanları da bulunuyor.

Gözü Kara Alaturka ise, her şeyi alaturkalaştırarak yaşayan insanların sahne üstünde birer tipleme şeklinde anlatımını başarılı yalın bir dille gerçekleştiriyor.

Bu üç oyun da, büyük şehir İstanbul’a düşmüşlerin, büyük şehir İstanbul’da düşmüşlerin ve düşmüş küçük İstanbul’un hikâyesini hüzünle dolu, ama aynı zamanda umutlu bir biçimde seyirciye aktarıyor.

 

İstanbul… Rengârenk: 10 er., 9 kad., sarhoşlar, travestiler, kumarbazlar,

seyyar satıcılar, işçiler.

Kırmızı Y.: 2 er., 3 kad./ Gözü Kara Alaturka: 3 er., 2 kad., dış sesler.

1998/ 192 sayfa/ 10 x 18,5 cm.          ISBN 975-8106-42-4

 

Dizi No: 88 / GÜNGÖR DİLMEN /  TOPLU OYUNLARI 4

Deli Dumrul / Akad’ın Yayı

 

Güngör Dilmen, oyunlarını tarihten ve söylencelerden aldığı konuları güncel bir sorunsallık içinde, daha çok insani tutkular çerçevesinde, manzum bir dille yazar. Plastik bir oyun yapısı kurmaya özen gösterdiği oyunları, deneysel tiyatroya çok elverişlidir.

Deli Dumrul, Dede Korkut Masallarındaki ünlü efsaneyi günü-müze göndermelerle, yeryüzündeki adaletin, sevgi, eşitlik ve barışla kurulabileceğini anlatır. Seyirlik oyun yapısı içinde anlatılan öykü,  günümüzde hâlâ ders alınabilecek bir ‘bir ibret oyunu’ olarak karşımıza çıkıyor.

Akad’ın Yayı ise Fenike efsanesinden alınmış bir metin. Öldürücü bir silahı, savaş tehdidi yerine barış gücü için kullanmayı tercih eden, böylece de toplum dışına itilmekten kurtulamamış bir adamın öyküsü. Kahramanın tüm evrene, ‘barış’la savaş açması, yazarın kendine özgü yalın ve özenli sahne diliyle anlatılıyor.

Deli Dumrul: 4 er., 2 kad., bezirgânlar, köylüler, kadınlar,

 Akad’ın Yayı: 7 er., 2 kad., yurttaşlar, davalılar, davacılar.

1998/ 168 sayfa/ 10 x 18,5 cm.

 

Dizi No: 89/ J. WOLFGANG von GOETHE / Urfaust      

 

Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri olan Goethe (1749-1832), başyapıtı olan ilk bölümlük Faust adlı tragedyayı yaklaşık 60 yılda kaleme almış, son yıllarına ait anılarında bu çalışmadan hep "asıl işim" diye söz etmiştir. Faust’un birinci bölümü 1808, ikinci bölümü de 1832'de yayımlandı.

Bu eser, 1480-1540 yılları arasında Almanya’da yaşamış olan Georg Faust’un, daha sonraki yıllarda neredeyse mite dönüşmüş yaşamına dayanır. G. Faust, o zamanın moda bilimleri olan tıp ve astroloji alanında çalışmış, bu çalışmalarını şarlatanlığa kadar götürmüş, bu da halk arasında söylencelere yol açmıştır. Faust söylencesi ilk kez, onun ölümünden 47 yıl sonra Historia von D. Fausten adlı kitapta yazılı metin haline gelmiştir. Bu metinde Faust şeytanla işbirliği yapar. Faust, özgünlüğü ve zaaflarıyla kötülüğün pençesine düşen modern insanın tragedyasıdır.

Urfaust adıyla bilinen metin, Goethe tarafından hazırlanmış ilk Faust metni olup, daha çok bir aşk tragedyası niteliğindedir. Ancak bu metinde, sonraki asıl Faust’da ayrıntılı biçimde incelenecek olan temaların özü bulunmaktadır. Bu metinde Faust, genç bir bilim adamıdır. Önce bilgide, daha sonra aşkta bütün sınırların ötesine geçme özlemi, bu özlemin etkisiyle suça kayma gibi temalar sonraki asıl Faust’un temalarının öncüleridir.

 

Oyuncular: 11 erkek,  3 kız, koro

1999/ 96 sayfa / 10x18.5 cm.         ISBN 975-8106-49

 

D. No: 90 / TURGUT ÖZAKMAN / TOPLU OYUNLARI 3

GENÇLİK ve ÇOCUK OYUNLARI

Hastane / Karagöz’ün Dönüşü / Kardeş Payı / Darılmaca Yok /

Berberde / Ben, Mimar Sinan / Ak Masal Kara Masal

 

Günümüze dek ürettiği 20’nin üstünde oyunla, Türk tiyatrosunun yönelişlerine önemli katkıları olan Turgut Özakman, bu kitabında güçlü dramatik yapıdaki yedi kısa oyunuyla, tiyatroyla uğraşacak genç oyunculara ustalıklı bir sahne dilinin, eğlenceli ve eğitici örneklerini sunuyor.

Yazar, sıkışmış, içine kapanmış insanların kurtuluşlarının, yaşam alanlarını diğer insanlarla birlikte genişlettikleri zaman var olabileceğini, sade ve usta sahne diliyle anlatıyor.

 

Hastane: 4 er./Karagöz’ün D.: 4 er., 2 kad./ Kardeş P.: 2 er./Darılmaca Yok: 5 er./ Berberde: 3 er./Ben, Mimar Sinan: 1 er., Sesler/Ak Masal : 9 er., 4 kad., Anlatıcı

1999/ 120 sayfa/ 11.5 x 19.5 cm.        ISBN 975-508-044-8

 

Dizi No: 91 / TUNCER CÜCENOĞLU /   Neyzen

 

Sanat dünyamızın renkli, küfürbaz, saldırgan kişiliğiyle çok ünlü hiciv ustası Şair Neyzen Tevfik’in yaşam öyküsünü sahneye taşıyan biyografikbir sahne yapıtı. Neyzen, her dönemde baskıcı yöneticileri kendine başhedefi seçmiş, toplumsal kuralları hiçe sayarak küfür dolu satırlar, güçlü bir taşlama üslubu ile onlara saldırmaktan geri durmamıştır. Bu yüzden Neyzen’in başı birçok kez belaya girmiş, ülkeden kaçmış, hapislere düşmüş, kaçak yaşamış, sonunda kurtuluşu akıl hastanesine girerek bulmuştur

 Oyun, şairin çocukluğundan başlayarak onun yaşam öyküsünü, çevresini, etkisi altında kaldığı kişi ve olayları onun mücadeleci yaşamını kendi şiirleriyle birlikte anlatıyor.

 

Oyuncular: 17 erkek, 1 kadın. 

1999/ 84 sayfa/ 11.5x19.5 cm.        ISBN 975-8106-50-9

 

Dizi No: 92  / THOMAS BERNHARD / Tiyatrocu

Türkçesi: Özdemir Nutku

 

Tiyatrocu, bir zamanlar çok sevilen, ama yaşlanınca popüleri-tesini kaybetmiş, bu nedenle de ancak kasaba kasaba dolaşarak, eşini ve iki çocuğunu tiyatroda oynatmaya mecbur kalmış yaşlı bir aktörü anlatır. Oyunda, her zaman bir idealist gibi düşünen, ama tüccar gibi davranmayı yeğleyen bir adamın hikâyesi vardır. Tiyatroya büyük saygısı olduğu halde, yeteneksiz karısını ve tiyatroyla hiç ilgileri olmayan çocuklarını sahneye çıkarmakta ısrar eden, yalnızca kendini düşünen, aile fertlerine bir faşist sertliği ile davranan bu tiyatrocunun yaşamına dair büyük çelişkiler sergilenir.

 

Oyuncular: 3 erkek, 4 kadın.  

1999/ 72 sayfa/ 11.5x19.5 cm.           ISBN 975-8106-52

 

Dizi No: 93 / ÜLKER KÖKSAL / TOPLU OYUNLARI 3

Besleme /Önce Sevgi / Dünyanın Yaşlı Çocukları

 

Ülker Köksal’ın "Kadın Üçlemesi" adını verdiği üç oyunu birarada.

Besleme, ilk kez 1 Ekim 1975’de İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrolarında sahnelendi. Oyunda, insanlar arasında sıkışıp kalmış, eski gelenek göreneklere göre alınıp satılan, buna rağmen içinde hep insanlara karşı duyduğu iyiliği besleyip büyütmüş bir kadının dramı anlatılıyor.

Önce Sevgi’de, hayatın en zor koşullarında bile sevgiyi ve umudu temel alarak yaşayanların, yaşamda ne kadar sağlıklı ve güçlü oldukları, bir aile ekseninde yansıtılıyor.

Dünyanın Yaşlı Çocukları, tek tutkusu tiyatro olan bir kadının, bu tutkusuna hep yenik düşmesi ve tüm sevdiklerinden bu ‘misyon’ adına kopması anlatılıyor.

 

Besleme: 3 er., 4 kad./ Önce Sevgi: 2 er., 4 kad. /

Dünyanın Yaşlı Çocukları: 3 er., 7 kad.

1999/ 216 sayfa / 11.5x19.5 cm.        ISBN 975-8106-46-3

 

Dizi No:94 / COŞKUN IRMAK / TOPLU OYUNLARI  1

 

İtaat Deneyi / Eylül Penceresinden İki Kozyatağı Manzarası /

Elli Metre Yüksekten İçi Su Dolu Konserve Kutusuna Balıklama

Atlamak / Gece Boyunca

 

İtaat Deneyi, toplumumuzun 80 öncesi yaşadığı bunalımlı sosyo-politik döneminden 2000 yılına dek geçen süreyi kapsayan bir oyun. Toplumun baskılar ve korkularla giderek demokrasiden vazgeçirilip her şeye itaat eden bir kitle haline gelişini anlatırken, toplumsal değişimin analizini de yapıyor.

Eylül Penceresi, ülkemizin 12 Eylül döneminin hemen öncesinde yaşanan siyasal çatışmaları ve toplumsal bölünmüşlüğü, küçük insanların yaşanmış öyküleri ile anlatıyor. Oyunda bireysel dramlar işlenerek o günlerin toplumsal panoraması çiziliyor.

Elli Metre Yüksekten…, kendilerine anlatılan yalanlara inanarak yaşayan küçük insanların küçük dünyalarını yansıtıyor. Oyun sirk ortamında yaşayan bir soytarının evrensel yalnızlığını ve olaylara müdahale edemeyen çaresizliğini sergiliyor.

Gece Boyunca’da hapisten kaçıp, bekçinin çalıştığı mekâna sığınan bir adamla bekçi arasında bir gece boyunca geçen olaylar yer alıyor.

 

İtaat Deneyi: 6 er., 1 kad. / Eylül Penceresinden: 2 er., 2 kad./

 Elli Metre: 4 er., 2 kad., İzleyiciler/ Gece Boyunca: 2 er.

1999/272 sayfa/11.5x19.5 cm.           ISBN 975-8106-54-4      

 

Dizi No: 95 / EUGÈNE IONESCO / TOPLU OYUNLARI 3

 

Kral Ölüyor / Gönüllü Katil / Ölüler Ülkesine Yolculuk

Türkçesi: Lâle Arslan- Marina Crespin- Şehsuvar Aktaş

 

Ionesco, avangart tiyatro bağlamında, gerçekçi-psikolojik tiyatroya karşı "karşı-tiyatro" anlayışını ortaya atarak, karşı oyunlarıyla saçma tiyatrosunun başlıca örneklerini verdi. Yazar, varoluşun saçmalığını, beylik yaşamın anlamsızlığını, insanlar arası iletişimsizliği ve kişinin kendini gerçekleştiremeyişini oyunlarının odak noktasına yerleştirmiştir. Bu kitaptaki üç oyun, yukarda anlatılan özellikteki tiyatro kavramlarıyla bire bir örtüşen, tüm anlamsızlıkları içeren ve ölüm temasını eksen alan oyunlar.

Ionesco’nun bazı oyunlarında kullandığı Bérenger tipi ise, kitaptaki iki oyunun da başkahramanı. Yazar, Berenger aracılığı ile, kendi insanlık anlayışını savunan, insanca olmayan bir dünyada ‘herhangi bir insan’ tiplemesi ile grotesk ve gerçeküstücü ögeleri kullanarak, sıradan burjuva yaşamını karikatürleştirmekte.

 

Kral Ölüyor: 3 erkek, 3 kadın/ Gönüllü Katil: 15 erkek, 3 kadın /

Ölüler Ülkesine Y.: 9 er., 6 kad., Sinemacı, Köylüler, Kadınlar.

1999/ 264 sayfa/ 11,5 x 19,5 cm.          ISBN 975-8106-55-4

 

D. No: 96/ Bernard-Marie KOLTÈS / TOPLU OYUNLARI  1

Batı Rıhtımı / Zenciyle İtlerin Dalaşı

Türkçesi: Yiğit Bener - Ali Berktay

 

Batı Rıhtımı, Manhattan’da eski bir limanın depolarında ve boş hangarlarda geçer. Burası, Amerika’ya göç etmiş ve toplumdan tecrit edilmiş sıradışı insanların yaşadıkları ve kendi yarattıkları kuralların geçerli olduğu vahşi bir ortamdır. Bu ortama, saygın, zengin iki burjuva, kendilerine emanet edilen parayı çalmış olmalarının ortaya çıkması nedeniyle kaçıp gelmişlerdir. Oyun, bu iki farklı sınıfın karşılaşmalarının ironik çatışmalarını sergiliyor. 

Zenciyle İtlerin Dalaşı ise, yazarın Afrika’da tanık olduğu, kendilerine yabancı bir çevrede, gizemli zenci bekçilerin korumasında, dünyadan tecrit edilmiş üç beyaz insanın sıkışmış yaşam öykülerini anlatıyor.  Bu daracık ortamda üç beyaz insanın birbirleriyle kıyasıya mücadelesi anlatılırken, beyaz insanın siyah Afrikalılara karşı insanlık dışı, acımasız tutumu da sergileniyor.

İki oyunda da, dil, kültür, ekonomik yapı olarak birbirlerinden farklı iki toplum kesiminden güçlü kişilerin, karşı gruptakileri toplumun dışındaymış gibi yok sayması ve insani değerleri hiç önemsememeleri anlatılıyor. Ezilmiş azınlıkların yaşamlarına ait dünyanın her ülkesinde görülebilecek bu sahneler, Koltès’in oyunuların neden evrenselliği yakalamış olduğunun bir kanıtı.

Batı Rıhtımı: 5 er., 3 kad. /Zenciyle İtlerin Dalaşı: 3 er., 1 kad.  

1999/208 sayfa/ 11,5 x 19,5 cm.       ISBN 975-8106-56-1

 

Dizi No: 97/ ÜLKÜ AYVAZ / TOPLU OYUNLARI 2

Geriye Bakma / Bağlanma

Geriye Bakma, ülkemizdeki Köy Enstitüleri ekseninde, kültürleşme süreci ile, değişen ülke gerçekleri ve sosyo-ekonomik koşullara paralel olarak yaratılan "kültürsüzleşme" olgularını yan yana ve iç içe işliyor. Üç kuşağı etkilemiş olan bu süreç, çok zamanlı-çok mekânlı bir kurgu ile anlatılıyor.

 Bağlanma, kuşaklar arası ilişkileri başka bir boyutta ele alan bir oyun. Oyunda, gençliğe ilk adımını atmış Küçükoğul olarak adlandırılanla, otoritenin simgesi olarak gösterilen Dede arasında, yaşam-ölüm ikileminde süregiden ilişkiler giderek, Küçükoğul’un  otoriteye hayranlığına ve onu benimsemesine yol açar. Karşıtlıklar, yaşamda yan yana gelmenin adeta bir ön koşulu olarak gösterilir.

 

Geriye Bakma: 8 er., 5 kad./Bağlanma: 7 er., 2 kad., çocuk korosu, kadın korosu.

1999/ 88 sayfa/ 11,5 x 19.5 cm          ISBN 975-8106-57-3

 

Dizi No: 98 / BEHİÇ AK / Hastane

 

Hastane aynı hastanede var olan iki ayrı bölümü anlatıyor. Birinci bölümde, her zaman bürokrasiye teslim edilmiş, hantal bir devlet hastanesi görünümü verilirken, bu görüntü içinde yaşama hakkı hiç ciddiye alınmayan sade halkın çaresizliğinin resmi çiziliyor; hastanelerin perişanlığı ve ilkelliği sergileniyor.

Hastanenin diğer bölümü ise, her türlü kararın kurallara dayalı ve titizlikle belirlendiği, özel odalarda en son bilimsel deneylerin yapıldığı özel bir bölümdür. Burada, bilim adamları, ellerindeki bilimsel gücü kendi öz çıkarları için özenle kullanırlar.İki bölümdeki olaylar, tam kara mizaha örnek olacak bir biçimde anlatılmakta.

Hastane: 7 er., 3 kad., öğrenciler.

1999/ 64 sayfa/ 11,5 x 19.5  cm.        ISBN 975-8106-60-5

 

D.No:99 / TURGUT ÖZAKMAN / TOPLU OYUNLARI 4

Pembe Evin Kaderi / Güneşte On Kişi

 

Pembe Evin Kaderi, yazarın henüz 21 yaşındayken yazdığı bir oyun; yazıldığı yıl (1951) Devlet Tiyatrolarında oynanarak yazarın adının tiyatro çevrelerinde duyulmasına yol açmıştı. Oyunda, iki kuşağın iletimsizliği, zamanı geçmiş toplumsal değerlerle, moda olmuş yeni değerlerin olumlu taraflarının bağdaşlaştırılamaması ortaya getirilerek anlatılıyor.

Güneşte On Kişi (1955), sömürüye, kara para aklamaya karşı savaş başlatan on gazetecinin, kamuoyunun ilgisizliği sonunda, toplumun egemen güçlerine boyun eğerek bu kirliliğe nasıl ortak olduklarını sergiliyor.

Pembe Evin Kaderi:  6 er., 5 kad. / Güneşte On Kişi: 7 er., 2 kad.

1999/ 160 sayfa/ 11.5x19.5 cm.           ISBN 975-8106-59-7

 

Dizi No: 100/ ÖDÜLLÜ OYUNLAR  1

 

Aslıhan Ünlü- Ölü Törenleri / Müzeyyen Erim- Ormanda /

Ender Çakmak - Düşmanla Sevişenler/ Almilla Alp ve Filiz Sarıca - 3 Ekim’de Nostalji / Ufuk ERSOY - Sapan

 

Kadıköy Belediyesinin Oyun Yarışması’nda derece alan 5 oyun.

Ölü Törenleri: Şaman geleneğinde bulunan ölü törenleri motifiyle anlatılan fantastik bir öykü. 

Ormanda: Ekolojik sorunları evrensel boyutta ele alan bir oyun.

Düşmanla Sevişenler: İkinci Dünya Savaşında, Almanların istila ettikleri bir ülkedeki faşist baskılarından bir örnek. 

3 Ekim’de Nostalji, iki okul arkadaşı kızın okul sonrası yaşamları ile eski günler arasında gidip gelen bir anılar resmi geçidi.

Sapan, köyünden ekonomik ve özel nedenlerle kopmak zorunda kalan bir genç çiftin İstanbul’da tutunamayışının trajik öyküsü.

Ölü Törenleri: 9 er., 4 kad./Ormanda: 2 er., 2 kad./Düşmanla S.: 6 er., 10 kad. kantocular /3 Ekim’de N. : 6 er., 2  kad. / Sapan: 6 er., 6 kad, köylüler.

1999/  304 sayfa/ 11,5 x 19.5 cm.     ISBN 975-8106-60-5

 

D. No: 101 / KÂZIM ERYÜKSEL / TOPLU OYUNLARI 1

Adalet Adaleti Arıyor / Yontu

Adalet Adaleti Arıyor,  toplumumuzda kadının yerini sorgulayan bir oyun. Oyunda, kocasına hâlâ âşık, ama onu baltayla öldürmüş ve adı Adalet olan bir kadın, hakkını adalet mekanizmasında arayarak erkek egemenliğine karşı çıkıyor.

Yontu oyunu, insanlığa sorumsuz tavır alanlara karşı her insanın güzel olan her olguyu yüksek sesle değerlendirmesi konusunda çekimser kalmaması gereğini vurguluyor.

 

Adalet Adaleti A.: 2 er., 7 kad. / Yontu: 3 er., 2 kad., insanlar, koro.

1999/ 112 sayfa/ 11.5x19.5 cm            975-8106-65-3    

 

D. No: 102 / TURGUT ÖZAKMAN / TOPLU OYUNLARI 5

 Duvarların Ötesi / Kanaviçe / Paramparça

Duvarların Ötesi, cezaevinden kaçmış dört mahkûmun rehin aldıkları bir kızla sıkıştırıldıkları bir depodaki gerilim dolu saatlerini anlatır. Kaçırdıkları öğretmen kız, bu süreçte onların insan yönlerini görür, onlara yardım etmek ister.

Kanaviçe, eski bir konakta büyük teyze, küçük teyze ve annesi ile birlikte yaşayan bir genç kızın, eskimiş törelerinde direnen bu yaşlı yakınlarıyla olan kuşak çatışmasını ve özgürce yaşamayı seçme mücadelesini sergileyen bir güldürü.

Paramparça, kadın-erkek ilişkileri ve toplumda tabu sayılıp üzerinde konuşulmayan cinsellik üzerine. Bir yaz tatili sırasında bir karı kocaya misafir giden anne kızla, ev sahibi erkek arasında geçen aşk ilişkisi öyküsü içinde, bastırılmış duyguların insanlarda yarattığı bunalımları gergin bir atmosferde sahneye getiriyor.

 

D. Ötesi.: 5 er., 1 kad./Kanaviçe: 2 er., 4 kad./Paramparça: 1 er., 3 kad.

2000/ 214 sayfa/ 11.5x19.5 cm      ISBN 975-8106-63-2

 

D. No: 103 / EugÈne IONESCO / TOPLU OYUNLARI 4

Gergedanlar / Bavullu Adam / Şu Kahpe Dünya

 

Gergedanlar: Bir kentte bazı kişilerin gergedanlaşması ciddiye alınmamakta, ancak bütün toplum kesimleri gittikçe gergedanlaşmaktadır; bu olanları izleyen, Ionesco’nun birçok oyunundaki kahramanı Berenger, bu işten yalnızca kendisiyle sevgilisinin ayrı kaldığını görür; Berenger, aralarındaki sevginin gergedanlaşmayı önleyeceğini beklerken sonunda sevgilisi de bu değişime katılır. Berenger insan olarak artık tek başına kalmıştır. Oyun, insanın kendi kişiliğini yitirerek kitleselleşeceğini, tek boyutlu hale geleceğini, tek bir düşüncenin egemenliğine gireceğini ve onun bir parçası olacağını eğretilemeli biçimde anlatır. Gergedanlar, insanoğlunun, kamuoyunun baskısı, kendi konformizmi ve çıkarları için sonunda insanlığını kaybedeceğini gösterir ve Berenger’in ağzından bu tehlikeyi insanlığa hatırlatır.

Bavullu Adam, zaman atlamalarıyla anlatılan 19 bölümlük bir arayışın öyküsü. Şu Kahpe Dünya: Uzak bir akrabasından kalan mirasla birden zengin olan bir adam ve çevresinde gelişen olayları anlatan oyunda, zengin olan Başkişi, bütün olaylara ilgisizdir. Dünyanın hiçliği bir kez daha vurgulanıyor.

Gergedanlar: 12 er., 7 kad./Bavullu A.: erkekler, kadınlar/Şu K. D.: 20 er.,13 kad.

2000/ 304 sayfa/ 11.5x19.5 cm         ISBN 975-8106-73-8

 

Dizi No: 104 / MEMET BAYDUR / TOPLU OYUNLARI 5

Maskeli Süvari / Menekşe Korsanları

 

Maskeli Süvari, antik bir açıkhava tiyatrosunda bir opera gösterisi sırasında büfeye, nereden geldiği belli olmayan çizmeli, kılıçlı, dar pantolonlu silahşör kıyafetinde maskeli bir süvari girer. Tiyatronun büfesinde üç küçük burjuva “aydın”ı, operanın yalnızca, ilk perdesinin çok sevdikleri son bölümünü izlemek için içki içerek beklemekte, sanat ve kültür üstüne içeriksiz bir gevezeliği sürdürmektedirler. Maskeli Süvari, oradakilerle konuştukça, bu üç aydının yaşam boyu taktıkları maskelerini birer birer alaşağı ederek onların gerçek kişiliklerini ortaya çıkarır.

Menekşe Korsanları, iki dil ustası büyük şairimiz Edip Cansever ve Turgut Uyar’ın dizeleriyle tiyatro oyunculuğu, tiyatroculuk üzerine birçok soruya cevap arar. Oyun, bir oyunun provası sırasında geçer. Oyuncular, gelip kendilerini oyun hakkında açıklama yapacak yazarı beklerler, çünkü oyunu anlayamamaktadırlar; yazar bir türlü gelmez; o zaman anlayamadıkları bu oyunu yorumlamaktan vazgeçerler. Oyuna hazırlanan sanatçılar, sıradanlığa alıştırılmış toplum bireylerine sıra dışı bir eser sunmaktan korkarak bu sıradanlaşmaya destek vermeyi yeğlemiş olmaktadırlar.

 

Maskeli Süvari: 3 er., 2 kad./ Menekşe  Korsanları: 4 er., 2 kad.

2000/ 120 sayfa/ 11.5x19.5 cm            ISBN 975-8106-74-3

 

Dizi No: 105 / SAVAŞ AYKILIÇ / TOPLU OYUNLARI 1

Ah Şu Büyükler / Aşk Grevi

 

Savaş Aykılıç, bir Devlet Tiyatrosu sanatçısı; bu kitap genç oyun yazarının ilk oyunlarını içeriyor.

Ah Şu Büyükler, usta yazarımız Turgut Özakman’ın ülkemizin hemen her lisesinde sahnelenmiş oyunu Ah Şu Gençler’e ‘nazire’ olarak yazılmış, müzikli eğlenceli bir gençlik oyunu. Aykılıç’ın Özakman’dan ayrılan tarafı, gençlerin gözüyle büyüklere bakması ve büyüklere keskin eleştiriler getirmesi. Büyükler arasında ana babalar, öğretmenler, politikacılar, sapkınlar, televizyoncular var. Oyun, gençlerin, “Beyaz sayfayım ben/Ne yazarsanız bugün/ Onu okursunuz yarın” şarkısıyla sona eriyor.

Aşk Grevi, ülkemizin kadınları üzerine bir oyun. Antik Yunan komedyasının ustası Aristofanes’in Lisistrata adlı oyununun, Anadolu’nun çeşitli yörelerine ait kadınlara, onların yerel gelenek, şarkı ve lehçeleriyle bir uyarlaması. Oyun, bu komedyanın tematik yapısı aracılığıyla, ülkemizdeki toplumsal ve politik çelişkileri sergileyen bir taşlama.

 

Ah Şu Büy.: gençler, erkekler, kadınlar/ Aşk Grevi: kadınlar, erkekler

2000/ 104 sayfa/ 11.5x19.5 cm          ISBN 975-8106-85-2

 

D. No: 106 /ERMAN CANATAN / TOPLU OYUNLARI 1

Batakhane Güzeli / Uygunsuzlar / Evin Kadınları

 

Batakhane Güzeli, 20. yüzyılın başında İstanbul kabadayılarından yoksul dostu Aksaraylı Halil’in kantocu Gülperi’yle olan aşkını anlatan, müzikal ve nostaljik çağrışımlar içeren bir oyun. İki sevgilinin söylenceye dönüşen aşkları ve trajik sonları, onları halkın gözünde ‘evliya’ düzeyine kadar çıkarır.

Eski İstanbul yaşamı, şarkılı, eğlenceli bir şekilde, bir Anlatıcı kullanılarak açık biçimle canlandırılırken, kabadayı çatışması, kan dökmeden, cinayet işlemeden, barışçı, hoşgörülü ve insani değerleri öne çıkaran bir anlatımla verilmekte.

Uygunsuzlar, bir absürd tiyatro türü örneği; topluma egemen güçlerin toplum bireylerine yaptıkları baskıları çağrışımlar ve benzetmelerle sahneye getiriyor.

Evin Kadınları, kocası öldükten sonra üçü kız biri erkek dört çocuğuyla yalnız kalmış bir kadının ve çocuklarının öyküsü. Çağdaş toplumun dayattığı zor koşullarda tek başına mücadele veren anne ve kızlarının, onurlu davranışlarına rağmen sonunda, kadınların toplumuzda sıkışıp kalmışlıklarını duyarlı ve gerçekçi bir dramatik yapıyla sergiliyor.

 

Batakhane Güzeli: 8 er., 5 kad., erkekler-kadınlar 

Uygunsuzlar: 10 er., 2 kad. / Evin Kadınları: 3 er., 5 kad.

2000/ 160 sayfa/ 11.5x19.5 cm        ISBN 975-8106-76-5

 

Dizi No: 107 / George TABORI / Brecht Dosyası

Türkçesi: Yılmaz Onay

 

1940’lı yıllarda Bertolt Brecht’in Amerikadaki sürgünü sırasında kendisinin FBI ajanlarınca izlenmesini ve Senato Komisyonu tarafından sorgulanmasını kara güldürü türünde yansıtan  Brecht Dosyası, ABD’deki McCarty baskı döneminin çirkin yüzünü de ortaya koyuyor. İhbarlar, gizli dinleme araçları, eşcinsel ajanlar, küçük çocuklara tecavüz etmiş Amerikancı görünen Alman profesörler, Hollywood yıldızlarının özel yaşamlarının izlenme maceraları oyunun temasının dikkat çekici bazı parçaları.

Belgesel nitelikteki bu oyunda, Hollywood’un birçok ünlüsüyle birlikte (G. Garbo, B. Karloff, C. Laughton, Şarlo gibi) Brecht ve karısı Helene Weigel de sahnede.

Bir dönemin cadı kazanına dönüşen bu atmosferinden Brecht de nasibini almıştır; tarihsel olaylara dayalı bu acımasız, alay dolu diyaloglara sahip oyun, Brecht’in ABD’yi terk ediş sahnesi ile sona eriyor.

 

Oyuncular: 17 erkek, 5 kadın.

2000/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm         ISBN 975-8106-85-2

 

Dizi No: 108 / BİLGESU  ERENUS / Halide

 

Halide, yazar Halide Edip Adıvar’ın yaşamından yola çıkılarak yazılmış yarı-belgesel bir oyun; çocukluğu, okul süreci, liseyi bitirir bitirmez hemen yaşlı Matematik Profesörü Salih Zeki ile evliliği, çocuklarıyla ilişkileri ve sonraki yaşamı anlatılır.

Halide, İstanbul’un işgalini yaşar, o sıra üniversitede hocadır; ülkenin işgaline karşı çıkar. Sonra Anadolu’ya ikinci kocası Adnan Adıvar’la geçer; İstiklal Savaşı’na onbaşı rütbesiyle katılır; Atatürk’le tanışır; İzmir’e askerlerimizle beraber girer.

Oyun, Halide Edip’in yaşamından kısa kısa bölümler vererek onun yaşamındaki dönüm noktalarını, önemli anlarını sergilerken tarihimizin en hareketli dönemini de belgelemekte. Oyunda Cüce olarak adlandırılan bir tip, onun kuşku, korku ve çelişkilerini seslendirir; böylece Halide Edip’in iç dünyası ortaya çıkmakta, korkuları ile kararlılığı arasındaki çatışmasının bütün aşamaları izlenebilmektedir.

Halide, aydın bir Türk kadını olan Halide Edip’in, 1882-1964 yılları arasındaki mücadeleli yaşamını ve onun iç dünyasını tarihsel olayların akışıyla birlikte anlatan bir oyun; Kurtuluş Savaşı’mıza ve bunun öncesi İstanbul işgaline tanıklık eden, düşünen, yazan, toplumsal olaylarda aktif rol almış bir kadının yaşam öyküsü olarak da ilginç bir sahne eseri.

 

Oyuncular: 17 er., 6 kad., kadınlar, askerler, yaralılar, hemşireler

2000/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm          ISBN 975-8106-85-2

 

Dizi No: 109 / Kadıköy Belediyesi 2. Oyun Yazma Yarışması

ÖDÜLLÜ OYUNLAR 2

Murat İLDAN- Büyünün Gözleri/ Ahmet ÖNEL- Baton ya da Baton/ Kerim YAVUZ- Şeytan Tırnağı/Hasan ÖZTÜRK- İlmik İlmik

 

Büyünün Gözleri (M. İldan), İtalyan halk tiyatrosunun bütün özelliklerini içeren bir güldürü. (1.lik ödülü)

Baton ya da Baton (A. Önel), iktidar kavgasının bilinen ayrıntılarını özenli bir kurgu ve üslupla anlatan bir oyun.(2.’lik ödülü)

Şeytan Tırnağı (K.Yavuz), soyutlamalarla ve şiirsel bir dille yazılmış, yeni deneysel çalışmalara olanak veren bir çalışma.(3.ncü)

İlmik ilmik  (H. Öztürk), 12 Eylül’de içeri düşmüş bir aydının, tiyatro sanatı aracılığıyla emekçi insanların sorunlarını “oyun içinde oyun” biçiminde anlatan bir sahne eseri. (Özendirme Ödülü)

Büyünün Gözleri: 8 er., 1 kad./ Baton ya da Baton: 15 er., 1 kad./

Şeytan Tırnağı: 8 er., 5 kad./ İlmek İlmek:  11 er.

2000/ 224 sayfa/ 11.5x19.5 cm          ISBN 975-8106-88-2

 

Dizi No: 110 / GÜNGÖR DİLMEN / TOPLU OYUNLARI 5

Kuzguncuk Türküsü / Şan, Şeref, Ün / Troya İçinde Vurdular Beni

 

Kuzguncuk Türküsü: İstanbul’da Kuzguncuk semtinde 1950’li yıllarda Türk, Ermeni, Rum, Yahudi halkı barış içinde yaşamaktadırlar. Üç dinin bayramı art arda gelir ve hep birlikte kutlanır; hep birlikte Bülbül Deresine gidilip bülbül dinlenir; evden eve kokusu komşuya gitmiştir, komşu hakkıdır diye yiyecekler gönderilir; ara sıra kavgalar da olur, ama ertesi gün öpülüp barışılır; hatalar çabuk onarılır. Kuzguncuk’ta yaşam böyle neşeyle sürerken bir gün (6/7 Eylül 1955) bütün İstanbul’da kargaşa, yıkım ve talan patlayıverir; olaylar buraya da gelir; Türk ve azınlık halkı, bütün Kuzguncuklular barikatlar kurar, dayanışmayla yıkımları yangınları önlemeye çalışırlar; ancak bu olaydan sonra azınlıklar semti terk etmeye başlar; azınlık evleri kapanın elinde kalır, bağlı bahçeli evler apartman olur. Oyun, 6-7 Eylül’de toplumsal paranoya ile darmadağın olan ve kazanç uğruna talan edilen bir semtin hazin öyküsüdür; ve oyundaki bütün kişiler gerçektir.

Şan, Şeref, Ün: Thebai’nin yiğit komutanı Amfitrüon, Tanrı Zeus’un kışkırtmasıyla komşu ülkeyi fethe gider; aslında Zeus’un gözü komutanın evde kalan karısındadır.  Oyun, yazarın mitolojik öyküden çıkardığı bir güldürüdür.

Troya İçinde Vurdular Beni  adlı oyununda yazar, Troya savaşları aracılığıyla günümüz savaşlarına göndermelerde bulunuyor.

 

Kuzguncuk T.: 4 er., 2 kad., halk/ Şan Şeref, Ün: 3 er., 3 kad., askerler, tutsaklar/ Troya İçinde Vurdular Beni:  Erkekler, kadınlar.

2000/ 200 sayfa/ 11.5x19.5 cm         ISBN 975-8106-84-4

 

Dizi No: 111 / KÂZIM ERYÜKSEL / TOPLU OYUNLARI 2

Başaklar / Mahkûmlar

Başaklar: Anadolu’daki değişmez geleneklerden biri de kan akıtmak, öç almak, kan davası sürdürmektir.  Tutkular her türlü sağlıklı düşüncenin önüne geçer; öldürmek huzur verir bazılarına. Ne yazık ki kan ve hırs, Anadolu’da aynı zamanda var olan insan sevgisini de, aşkı da, sevdalanmış gönülleri de boğar, yok eder. Oyun, böyle bir kinin neden olduğu, sonu kan akıtmayla biten trajik ve şiirsel bir öyküdür.

Mahkûmlar: Toplumun farklı kesimlerinden insanların ortak dramlarını, bir tutukevindeki kadın mahkûmların öyküleriyle anlatıyor. Oyunda, umutları, beklentileri, tutkuları, dertleriyle memleketimizden bir grup insan manzarası ortaya konuyor; ve böylece topluma ayna tutuluyor. 

 

Başaklar: 5 er., 2 kad., köylüler/ Mahkûmlar: 9 er., 24 kad., çocuklar

2000/ 128 sayfa/ 11.5x19.5 cm         ISBN 975-8106-86-8

 

Dizi No: 112 / RAŞİT ÇELİKEZER / TOPLU OYUNLARI 1

Yağmurum Olsana / Yanlış Adamlar

 

Raşit Çelikezer, sinema eğitimi almış, sinema ve televizyonda uygulamanın içinde bulunarak ürün vermiş genç bir oyun yazarımız.

Yağmurum Olsana’daki başkahraman, yazarlık ve çevirmenlikle uğraşan bir edebiyat profesörüdür.Yazar, yazmaya başlaması için yağmurun yağmasını bekler; ilhamını yağmurdan almaktadır; ancak, yağmur yağsa da yine yazmayacak olan bir tembeldir; yağmur bahanedir aslında; kendini tüketmiştir. Yaşamını kadınların varlığı çevresinde tasarlayıp, birçok kadınla ilgilenmiş, sonunda evliliğinden de olmuş bir kişidir.

Oyunda bu adamın kadınlarla olan ilişkileri ironi dolu bir güldürü ortamında sergiliyor. Fantastik yanı da olan oyunda başkahraman Ferit, kendisini ziyarete gelen Melek’le yaşamını sorgular. Sonuçta, “Yaşamımızda her şeye sahip olsak da, bize hep yeni hayaller, zevkler sunanlar olur ve biz durmadan yeni mutluluklar ararız,” kararına vararak sınırları zorlamadan vazgeçer. Bu kez somut bir Melek’le (adı Melek olan bir kadınla) karşılaşır; artık yaşamının armağanını kazanmıştır.

Yanlış Adamlar bir absürd tiyatro örneği ve tek perdelik bir güldürü. Absürd tiyatronun ana teması yaşamın hiçliğini, kısır döngüsünü, insanların hep başladıkları noktaya dönmelerini anlatıyor.

Yağmurum Olsana: 2 er., 6 kad./ Yanlış Adamlar: 4 er., 1 kad.

2001/ 128 sayfa/ 11.5x19.5 cm           ISBN 975-8106-96-7

 

Dizi No: 113 / MENANDROS / Huysuz Adam (Dyskolos)

 

Türkçesi: Prof. Candan Şentuna

 

Menandros (İÖ. 342-291), Antik Yunan komedyasının son evresi olan “Yeni Komedya”nın baştemsilcisidir. Eserleri kendinden sonra gelen Antik Latin komedyasının baştemsilcisi olan Plautus’u, daha sonra Shakespeare ve Molière gibi tiyatro sanatının en önemli yazarlarını etkilemiştir.

Huysuz Adam, yazarın sayısı 100’ü geçen oyunlarından günümüze tam olarak gelebilen tek eseridir. Bu oyun da ancak 1958 yılında Mısır’da bulanabilmiş ve 1959 yılında dünyaya tanıtılabilmiştir. Oyun ülkemizde ilk kez yayınlanmaktadır.

Oyun, herkesten nefret eden, kimseyle konuşmayan, ters, huysuz bir adam, bir “insan düşmanı” (Misanthropos) olan bir köylünün davranışları üzerine kurulmuştur. Bu adamın güzel kızı, köye av için gelmiş zengin bir ailenin oğluyla tanışır ve onunla gönül ilişkisine girer; Huysuz Adam’ın karşı çıkmasına rağmen mutlu sona ulaşılır. Bu öykü duygusal bir üslupla ve erdemin insan yaşamındaki yeri vurgulanarak komedya türünde anlatılır.

Kitapta ayrıca, Prof. Candan Şentuna’nın Antik Yunan Komedyası, Menandros’un yazarlığı ve Huysuz Adam üzerine kapsamlı bir tanıtma-inceleme yazısı bulunuyor.

Oyuncular: 9 erkek, 2 kadın

2001/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm        ISBN 975-8106-94-3

 

Dizi No: 114 / CİVAN  CANOVA / TOPLU OYUNLARI 1

Kıyamet Sularında / Kızıl Ötesi Aydınlık

 

Civan Canova, tiyatro oyuncusu ve oyun yazarı olan bir sanatçımız. Bu kitap onun ilk oyunlarını içeriyor.

Kıyamet Sularında: Bir meteor dünyaya çarpmak üzere dünyaya yaklaşmaktadır. İnsanoğlunun bu çarpışmayı önlemek gücü yoktur; meteorun çarpma anı beklenmektedir. Böyle bir durumda bir aile içinde bireyler birbirleriyle kıyasıya çatışarak içlerindeki kin ve nefreti döküp yaşamlarıyla hesaplaşırlar.

Kızıl Ötesi Aydınlık,  ülkemizde kısa bir zaman önce, sorgusuz sualsiz avlanıp vurulan gencecik insanların acılarını yansıtan acılı bir oyun. Yargısız infazların yarattığı cehennemin trajik öyküsü.

Böyle bir olaya tanık olan yazar oyun notunda şöyle diyor:

“Onları hiç tanımadım/ Yalnızca resimlerini gördüm gazetelerde/ Cansız bedenlerinin fotoğrafları/Bir şamar gibi çarptı suratıma/Bu oyunu,/O iki sevgilinin anısına  sunmak istiyorum/O genç iki insana.../Benim de bu mahallenin bir ferdi olduğumu/Göz ardı edip/ Kabul ederlerse tabii...”

Kıyamet Sularında:  3 er., 3 kad./ Kızıl Ötesi Aydınlık:  3 er., 1 kad.

2001/ 132 sayfa/ 11.5x19.5 cm          ISBN 975-8106-91-2

 

Dizi No: 115 / CİVAN  CANOVA / TOPLU OYUNLARI 2

Erkekler Tuvaleti / Sokağa Çıkma Yasağı

 

Erkekler Tuvaleti, beş farklı mekândaki, (kumarhane, bir parti merkezi, hapishane, havaalanı, vapur) erkekler tuvaletinde geçen erotik benzetme ve çağrışımların cesurca kullanıldığı absürd, sıra dışı ve oldukça aykırı bir güldürü.

Sokağa Çıkma Yasağı, bir sayım gününde sokağa çıkma yasağının bulunmasından dolayı dışarı çıkamayan bir oteldeki müşteriler ve otel personeli arasındaki ilişkilerin ironik göndermelerle anlatıldığı bir güldürü.

 

Erkekler T: 5 er., 1 kad./  Sokağa Çıkma Y.: 10 er., 3 kad.

2001/ 192 sayfa/ 11.5x19.5 cm          ISBN 975-8106-99-8

 

Dizi No: 116 / CUMA BOYNUKARA/ Ölüm Uykudaydı

 

Oyun, bir Güney Amerika ülkesinde, dört aydının bir hapisane hücresinde verdikleri yaşam savaşını ve kendilerine uygulanan işkenceye, baskılara karşı dirençle yürüttükleri ölüm orucu sürecini anlatıyor.

Saatlerin, gündüzle gecelerin, mevsimlerin olmadığı ya da birbirine karıştığı daracık bir hücrede, insanlık onuru adına ve can pahasına gösterilen soylu direncin bu trajik öyküsü tek oyuncuyla canlandırılıyor.

 

 

Oyuncular: 1 erkek.

 

2001/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm            ISBN 975-8106-94-3

 

D.No: 117 / CUMA BOYNUKARA / TOPLU OYUNLARI 2

Ateşle Gelen / Mem ile Zin

 

Kitaptaki her iki oyun da Güneydoğu Anadolu yöresine ait halk söylencelerden yola çıkılarak yazılmış destansı oyunlar.

Ateşle Gelen, halkın yüzyıllardır süregelen inançlarının kökenlerini anlatıyor. Daha ana karnında kardeşin kardeşle uyuşamadığını anlatan oyunda, mutlu bir dünya yaratılması için kardeşin kardeşi desteklemesi, koruması gerektiği vurgulanıyor.

Mem ile Zîn, halk arasında çok yaygın olarak bilinen bir aşk masalından alınmış bir aşk öyküsü.Bahar kutlamalarında erkek kılığına giren iki kızla, kız kıyafetine giren iki erkeğin birbirlerine olan aşkları anlatılır. Bunlardan birinci çift evlenirlerse de, Mem ile Zîn, onlara karşı fesat karıştıranların çabaları sonucu birbirleriyle birleşemez. Masalsı ögelerle beslenmiş bir Romeo-Juliet öyküsü.

 

Ateşle Gelen:11 er., 4 kad., nöbetçiler, kadınlar erkekler

Mem ile Zin: 11 er., 2 kad., halk, nöbetçiler, mahkûmlar

2001/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm      ISBN 975-8106-94-3

 

Dizi No: 118 / CANER BİLGİNER  /  Çağdaş Ortaoyunları  1 

Hayırlı Evlat / İnternetçi

 

Genç bir yazar ve geleneksel tiyatromuzla uğraşan, bu konuda hocalık yapmakta olan sanatçı Caner Bilginer, kitaptaki iki oyununda geleneksel tiyatromuz ortaoyununun kalıplarını, tiplerini ve sahne düzenini kullanarak çağdaş olayları ve günümüz yaşam koşullarının getirdiği sorunları mizahi bir üslupla sahneye getiriyor.

 

Hayırlı Evlat: 18 erkek  / İnternetçi: 14 erkek.

2001/ 96 sayfa/ 11.5x19.5 cm            ISBN 975-8106-81-3

 

Dizi No: 119 / EURİPİDES /  Eski Yunan Tragedyaları 2

 

Bakkhalar  (Türkçesi: Güngör Dilmen)

 

Bakkhalar, Euripides’in başyapıtlarından biri. Oyunda Tanrı Zeus’un oğlu Bakkhos (diğer adı Dionüsos) kendi inancını Thebai’ye kabul ettirmek için, insan şeklinde Anadolu’dan (Salihli yöresi) Thebai’ye gelmiştir. Dionüsos kendini tanrı olarak kabul etmeyen Thebai’nin genç kralı Pentheus’u ve kralın annesi Agaue’yi (Dionüsos’un teyzesidir) çok ağır biçimde cezalandırır. Dionüsos beraberinde getirdiği içkili çılgın kadınlar yardımıyla bütün Thebai kenti kadınlarını çılgına çevirip dağa gönderir. Bu çılgın kadınlara katılmış olan Agaue, oğlunu bir aslan yavrusu sanıp onu öldürür, kafasını da kargıya geçirip sevinçle Thebai’ye dönüp herkese gösterir. Babası Kadmos ona  gerçeği söyler, o da yavaş yavaş yaptığının bilincine varır. Bundan sonra Dionüsos, Kadmos ve soyunu Thebai’den sürer.

Oyun, duygusal taşkınlığa kapılmış bilinçsiz kitlelerin çılgınlaşıp barbarlaşacağını göstermekte.

Oyuncular: 6 erkek, 1 kadın, koro

2001/ 104 sayfa/ 11.5x19.5 cm           ISBN 975-8106-97-4

 

D. No: 120 / AHMET VEFİK PAŞA /  Eski Türk Oyunları 1

Zoraki Tabip 

 

Eski Türk oyunlarının günümüz Türkçesiyle hazırlanmış bu baskılarında özgün metinden hiçbir kesinti veya onlara ek yapılmamıştır. Zoraki Tabip, Molière’den uyarlanmış, yerli, sevimli tipler ve canlı diyaloglarla ustaca yazılmış bir dolantı güldürüsüdür.

Kocasından sık sık dayak yiyen kadın ona bir oyun oynar; zengin bir adam, hasta kızı için etrafa saldığı adamlarla iyi bir hekim aramaktadır. Kadın, kocasının hekim olduğunu, ancak bunu inkâr ettiğini, dayak yemedikten sonra bunu kabul etmediğini söyleyerek gelen adamları kocasının yanına gönderir. Bu durumun yarattığı karışıklıklar, oyunun ana eksenini oluşturuyor.

Oyuncular: 8 erkek, 3 kadın

2001/ 56 sayfa/ 11.5x19.5 cm           ISBN 975-8106-92-9

 

Dizi No: 121 / ÂLİ  BEY/  Eski Türk Oyunları 2

Ayyar Hamza / Kokona Yatıyor

 

Âli Bey, Tanzimat dönemi tiyatromuzun en önemli temsilcilerinden ve aynı zamanda devlet adamlarından biridir. Onun iki oyunu günümüz Türkçesiyle sunuluyor.

Ayyar Hamza, onun Molière’in Scapin’in Dolapları adlı oyunundan Türk âdet ve geleneklerine başarıyla uyarladığı bir dolantı güldürüsüdür. Oyun, kurnaz ve işbilir uşak Hamza’nın, genç efendisinin sevdiği kızla evlenmesi için evin efendisi cimri Zuhuri Efendiye karşı çevirdiği dolapları anlatır; Hamza, Zuhuri Efendiden genç efendisine gerekli olan altınları aldığı gibi onu çuvala sokup döverek ondan intikamını da alır.

Kokona Yatıyor da Molière’in  başka bir oyunundan uyarlanan ustaca kurgulanmış tek perdelik bir dolantı güldürüsüdür. Kocası evde yokken geceleri dışarı eğlenmeye giden bir kadının hizmetçisi, evin erkeğinin bir gece aniden eve dönmesi sonucunda, evde olmayan hanımını bu durumdan kurtarmak için gösterdiği çabaları ve çok kurnazca çevirdiği entrikaları sergiler.

Ayyar Hamza: 6 er., 4 kad. / Kokona Yatıyor: 2 er., 1 kad.

2001/ 96 sayfa/ 11.5x19.5 cm           ISBN 975-8106-98-1

 

D. No: 122 / YAKOVOS KAMBANELLİS / Odisea Evine Dön

Türkçesi: Panayot Abacı

 

Ünlü Yunan yazarı Yakovos Kambanellis’in Yunan mitolojisinden günümüze uyarlanmış bir eleştirel politik güldürüsü.

Odisea Evine Dön, günümüzde ‘halkla ilişkiler’ ve ‘pazarlama’ teknikleriyle ve efsanelerle yaratılmış bir kahramanın ironik öyküsü. Oyunda, politik kaygılarla yalanla gerçeğin nasıl birbirine dönüştürüldüğü, toplumsal yönlendirmenin iktidar çıkarları için nasıl işlediği eğlence bir üslupla anlatılıyor.

 

Oyuncular: 17 erkek, 6 kadın.

2001/ 88 sayfa/ 11.5x19.5 cm              ISBN 975-8106-90-5

 

D. No: 123 / RAŞİT ÇELİKEZER  / TOPLU OYUNLARI 2

Mutlu Beraberlik / Bir Kuşluk Vakti

 

Mutlu Beraberlik, kadın-erkek ilişkilerinde karşılıklı birbirine her şeyi söylemenin yarattığı ‘ortak yaşam fantazisi’ni, bir sanatçının yalnızlığı ekseninde sorguluyor; bu yaşam kesiti sürprizlerle doludur.

Bir Kuşluk Vakti, geçmiş yaşamlarına saplanıp kalmış iki huysuz, geçimsiz yaşlı adamın dostluklarının, yaşamda yalnız kalma korkularının hüzünlü, eğlenceli, ironik öyküsü.

Mutlu Beraberlik: 3 er., 3 kad./ Bir Kuşluk Vakti: 2 er.

2001/ 128 sayfa/ 11.5x19.5 cm        ISBN 975-8648-01-6

 

Dizi No: 124 / BEHİÇ  AK / Tek Kişilik Şehir

 

Tek Kişilik Şehir, günümüz insanını yalnızlığa iten ve giderek sadece “tek kişilik aileler” için kullanışlı hale gelmeye başlayan metropol yaşamının mizahi bir eleştirisi.

 Oyun, insanlığın yaşam biçimini temelden değiştirmeye başlamış olan ‘internet çağı’ insanının güncel yazgısını traji-komik bir atmosferde yansıtıyor; ayrıca birey kavramını sorgulayan Tek Kişilik Şehir, günümüz yaşam biçiminin dayattığı birçok kavram ve ilişkiyi de yeniden tartışmaya açıyor.

Behiç Ak bu oyunuyla, 2002 Yılı  Afife-En İyi Oyun Yazarı Ödülünü almıştır.

Oyuncular: 2 er., 1 kad.

2002/ 88 sayfa/ 11.5x19.5 cm            ISBN 975-8648-03-0

 

Dizi No: 125 / ÖZEN YULA / TOPLU OYUNLARI 3

Gayri Resmi Hurrem/ Sahibinden Kiralık/ Yakındoğu’da Emanet

 

Gayri Resmi Hurrem, Osmanlı sarayında sultan kadınların devlet yönetiminde söz sahibi olma, dolaylı olarak yönetime katılma tutkularını, oyun içinde oyun biçiminde ve yer yer geleneksel tiyatromuz gölge oyunu, kukla oyunu gibi ögelerini de kullanarak anlatıyor. Haremdeki iki cariye, Hurrem Sultan’la cariyesini canlandırarak oyuna başlar ve Hurrem Sultan’ın fantezilerle süslenmiş, usta bir kurguyla yazılmış bu yaşam öyküsünde, onun iktidar mücadelesini, acımasızlığını, hırs ve tutkularını sergilerler. Bu cariyelerden Mahpeyker adlı olanı, ilerde Kösem Sultan olacak olan cariyedir. Böylece saray entrikalarının kuşaktan kuşağa, abartılı ve süslenmiş öyküler aktarılarak sürdüğü anlaşılır. Oyun, 2003 Yılı Afife Ödülleri - En İyi Yazar Ödülünü almıştır.

Sahibinden Kiralık’ta büyük kentte ekonomik zorluklar nedeniyle darmadağın olmuş alt sınıf insanlarının kirletilmiş, sıra dışı yaşamlarından çarpıcı kesitler sergileniyor. Satılık bedenler, çarpılmış değer yargıları, geri dönüşü olmayan öteki yaşam biçimleri vb. olguları içinde barındıran “underground” bir âlemden çarpıcı görüntüler... cesur bir metin.

Yakındoğu’da Emanet, geleceğin insanlarından, bugünün insanına ‘ihanet-ölüm-çürüme’ temaları üzerine post-masallar. Oyun, paramparça bir yapıdan kelimeler ve anlamlar üzerine bütünlüğe yönelik bir yolculuk... “Önce kelimelerin lanetine, sonra Tanrının acımasızlığına emanet ediyorum sizi,” diye biten oyun, yeni 21. yüzyılda ‘iletişimsizlik-yabancılaşma-yalnızlaşma’ üçgeni içinde kıvranan bireyin yaşadığı umutsuzluğu vurguluyor.

Gayri Resmi Hurrem: 2 kad., kadınlar / Sahibinden K: 5 er., 1 kad.

Yakındoğu’da Emanet: 3 er., 2 kad.

2002/ 144 sayfa/ 11.5x19.5 cm        ISBN 975-8648-02-3

 

Dizi No: 126 / TEODOR KASAP /  Eski Türk Oyunları 3

Pinti Hamit / İşkilli Memo

 

Ülkemizdeki ilk mizah dergisi Diyojen’i yayınlamış Rum asıllı yazarımız Teodor Kasap’tan iki Molière uyarlaması.

Pinti Hamit, Cimri oyunundan uyarlanmış bir güldürü Latin harfleriyle ülkemizde ilk kez yayınlanmakta. Oyun, parayı yaşamda tek amaç ve bütün insani değerlerden üstün gören, bu yüzden de çevresine yabancılaşan bir insanı anlatır; günümüzün parayı temel değer sayan kapitalist düzene de güçlü bir eleştiri getiriyor.

İşkilli Memo, bir dolantı komedisi. Bir babanın, kızını onun sevdiği bir erkek yerine zengin bir adamın oğluna vermek istemesi temasına dayalı oyunda dolantı yanlış anlamalar üzerine kurulu. İşkilli Memo, “paranın çirkini güzelleştiren” gücüne inanan burjuva paralı evliliklerine eleştirel bakan tek perdelik bir oyun.

Pinti Hamit: 9 er., 5 kad. / İşkilli Memo: 6 er., 3 kad.

2002/ 112 sayfa/ 12x19.5 cm.            ISBN 975-8648-06-1

 

D. No: 127 / Thomas JONIGK/Genç Alman Y.1/Torun İstiyorum

 

Genç yazar bu oyununda, Alman toplumunun klişelerini kullanarak, aileyi grotesk biçimde bir burjuva cehennemi olarak çiziyor. Oyun, festivallerde sahnelenmiş ve birçok ödül almış.

Torun İstiyorum, erkeklerin her şeye egemen olduğu, kadınların doğurganlık güçlerine güvendiği, dini kurumların hep ‘güçlüler’in yanında yer aldığı ve çocukların da bütün bu olanları gözü kapalı kabul ettiği bir yaşam biçimini, gerilimli bir atmosferde karikatürize ederek acımasızca hicvediyor. Oyun, baştan sona burjuva toplumunun yüzüne şamar atarak onu yerden yere vuruyor.

 

Oyuncular: 4 erkek, 3 kadın

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8648-10-8

 

Dizi No: 128 / RECAİZADE EKREM / Eski Türk Oyunları 4

Çok Bilen Çok Yanılır

 

19. yüzyıl Türk edebiyatının en önde gelen yazar ve şairi Recaizade Ekrem’in bir dolantı komedisi olan bu oyunu,  çağdaşı diğer oyun yazarlarının yaptığı  gibi Molière oyunlarından bir uyarlama değil. Binbirgece Masalları’ndaki bir öyküden esinlenilerek yazılmış bu oyun, törelerimizi ve Osmanlı döneminin yaşam biçimini yansıtan, çok ustaca bir kurguyla yazılmış o dönemin en başarılı oyunlarından biri.

Dönemin adliye sistemi ve hâkimlik kurumuna eleştirel bir bakışı yansıtan oyun, başkalarına oyun oynamak isteyen bir kişinin, zaafları nedeniyle kendisinin içine düştüğü oyunu eğlenceli biçiminde anlatıyor (Günümüz Türkçesiyle).

Oyuncular: 9 erkek, 4 kadın.

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm        ISBN 975-8648-08-5

 

Dizi No: 129 / CUMA BOYNUKARA / O’nun Saltanatı

 

O’nun Saltanatı, bir pansiyonda geçen, toplumun alt sınıfından itilmiş, horlanmış, toplum dışına itilmiş insanlarını biraraya getiren bir oyun; kara güldürü ve absürd tiyatro ögelerini içinde ortak olarak barındıran, ama aslında,  küçük bir modelle,  devlet-toplum-mafya ilişkilerinde yaşananların eleştirisi.

Bir pansiyonda yaşayan insanlar her tür pis işi yapmakta, yalan, dolan, hırsızlıkla, çevirdikleri dolaplarla hem dışardakileri hem birbirlerine kazıklamaktadırlar. Üst katta ayağını yere vurup aşağıdakileri idare eden, çalıntı paralarla güçlenmiş “O”, büyük projeler kurar; pansiyon beş yıldızlı otel olacaktır, kumarhaneler kuracak, barlar povyonlar, randevuevleri açacaktır. Ancak iç çatışmalar, mutlak iktidar girişimleri geri teper, arkadan vurmalar, ihanetler başgösterir; sonunda bu saltanat pansiyon takımının bir karabasan gibi üstüne çöker.

Oyun, Adana Belediyesi 2001 Yılı Koza Oyun Yazma Yarışmasında İkincilik Ödülü almıştır.

Oyuncular: 11 erkek, 1 kadın.

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm          ISBN 975-8648-03-0

 

Dizi No: 130 / Roland  SCHIMMELPFENNIG /

Genç Alman Yazarları 2 / Uzun Zaman Önce Mayısta

 

Oyun, kaba hatlarıyla çizilmiş bir aşk öyküsü. Yazarın belli bir yöntem, üslup ya da tema olmayan oyunları biçimine uygun şekilde kısa 81 tablodan oluşuyor. Kısa kesik konuşmalar, sahnede birtakım devinimler ve giriş çıkışlarla anlatılan öykü, seyircinin sürekli soru sormasına, yorumlar yapmasına yol açıyor.

 

Oyuncular: erkekler, kadınlar, çiftler

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm          ISBN 975-8648-11-5

 

Dizi No: 130 / THOMAS BRASCH / Genç Alman Yazarları 3

Kadınlar. Savaş. Komedi

 

Şair, roman, öykü, oyun yazarı ve film yönetmeni olan Thomas Brasch, bu oyununda ‘erkek işi’ olan savaşı kadın gözüyle yansıtırken savaş karşıtı biri olduğunu gösteriyor.

Kadınlar. Savaş. Komedi, düz bir çizgide gelişen, nedensellik içeren, alışılagelmiş dramatik yapıda bir oyun değil.Yazar oyuna tarih-edebiyat ve masal dünyasından irkiltici sahneler katmış; böylece gerçekle imgelemi, zaman-mekân ve kişilikleri iç içe geçiriyor. Komedya ve trajik ögeler birbirini izleyerek epik biçimde bir dönem eleştirisi yapılıyor.

 

Oyuncular: 2 erkek, 5 zenci erkek, 2 kadın.

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm          ISBN 975-8648-08-5

 

Dizi No: 131 / RAŞİT ÇELİKEZER  / Hiçbir Şey

 

Genç yazar Raşit Çelikezer’in bu oyunu yalnızca paradan para kazanma hırsıyla çalışmayı yeğleyen yeni genç kuşağın yaşamlarından ibret verici bir kesiti eleştirel bakışla yansıtıyor.

Borsa işlemleri aracılığı yapan genç iki arkadaşın kurduğu bir işyerinde geçen olayda, kendisinde değer kazanacak bir şirketin hisseleri bulunan komşu işyerinden kısa bir süre için bunları ele geçirerek kullanmak ve büyük para kazanmak isteyen iki arkadaşın, bu iş için o işyerinde çalışan genç kızın duygusal yaklaşımını kötüye kullanarak amaçlarına ulaşma uğraşıları anlatıyor.

Günümüzde geçen oyun, yeni dünya düzenine ayak uydurmaya çalışan iş dünyasındaki genç kuşağın kazanmak için birbirini ezip geçen, çıkarcı, acımasız, duygusuz, şiddet ve yalan dolu yaşam biçimlerini gerilimli bir atmosferde sergiliyor.

 

Oyuncular: 2 erkek, 1 kadın.

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm       ISBN 975-8648-03-0

 

Dizi No: 132/ YAKOVOS KAMBANELLİS /  Harikalar Avlusu

 

Kambanellis bu oyununda, Atina’da bir kenar mahallesinde yaşayan insanların zorluklar içinde geçen yaşamlarını, bu yaşamdan kurtulmak için çabalarını ve umutlarını, gönül ilişkilerini toplumcu-gerçekçi bir anlatımla yansıtıyor.

Aynı avluya bakan beş odada oturan beş ailenin bütün yaşamları iç içedir; bütün sevinçler, üzüntüler, sırlar  paylaşılır; birbirlerine destek olarak güçlüklerle dolu yaşam kavgasında ayakta kalmaya çalışırlar. Oyun, dünyanın her yerinde küçük insanların sıcak duygularıyla oluşturdukları dostluk ve dayanışmalarını sergiliyor.

 

Oyuncular:  7 erkek,  5 kadın.

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm.         ISBN 975-8648-03-0

 

Dizi No: 134 / GÜNGÖR DİLMEN /  Osmanlı Dram Tiyatrosu

 

Güngör Dilmen’in, ilk Türk aktörü ve İlk Darülbedayi hocalarından Ahmet Fehim’in (1857-1930), yayınevimizin Kültür Dizisi içinde yayınlanmış olan Sahnede Elli Sene adlı anı kitabından yola çıkarak yazdığı son oyunu Osmanlı Dram Kumpanyası.

1876’daki 1. Meşrutiyet şenlikleriyle başlayan oyun, zaman içinde önceye de giderek oyuncusu, yazarı, yönetmeni ile Türk tiyatrosunun yaratılmasında emeği geçen tiyatrocuların yaşamlarından sahnelerle gelişiyor. Dönemin Osmanlı İmparatorluğunun siyasal ve toplumsal yaşamını da birlikte yansıtan oyun, o dönem tiyatrocuların dramıyla Osmanlı’nın tarih sahnesindeki dramanı paralel olarak verirken, bunların ikisinin örtüştüğünü gösteriyor.

 

Oyuncular: 27 erkek 4 kadın, kadınlar, askerler.

2002/96 sayfa/ 11.5x19.5 cm.           ISBN 975-8648-22-1

 

Dizi No: 135 / CİVAN CANOVA / Toplu Oyunları 3

Ful Yaprakları / Düğün Şarkısı

 

Ful Yaprakları’nda, günümüzde sanal bir yaşam tutkusuna dönüşmüş ve insanı toplumdan soyutlayan internet’in insanoğlu için hazırladığı tuzaklardan bir örnek sunuluyor. İnternet yoluyla kurulmuş bir erkek-kadın ilişkisinin, çoğu kez olduğu gibi yalanlar üzerine kurulması sonucu ortaya çıkan bir trajik öykü sergileniyor.

Düğün Şarkısı, bir genç kızın evlilik öncesi ile sonrası arasında hayal gücü ile yaptığı bir gezinti. Akşamki düğün törenine  hazırlanmakta olan kızın, bu olaydan duyduğu coşkun mutluluğunun derin etkisiyle yaşadıkları ve gelecek üzerinde endişe dolu düşleri, usta bir kurgu ve şiirsel bir anlatımla sergileniyor.

 

Ful Yaprakları: 1 er., 2 kad./ Düğün Şarkısı: 1 kad. (Ayrıca, 4 er., 2 kad. kısa bir süre görünür ancak hiç konuşmazlar)

2002/112 sayfa/ 11.5x19.5 cm.           ISBN 975-8648-15-3

 

Dizi No: 136 / Marius von MAYENBURG /

Genç Alman Yazarları 4/ Ateş Yüzlü

Ergenlik çağındaki iki gencin gözünden yetişkinlerin ‘normal’ dünyasına çok aykırı ve keskin bir eleştirel bakış.

Yetişkinliğe geçişin eşiğindeki genç insanlar üzerine yazılmış ‘ateş gibi yakıcı’ ve rahatsız edici bir oyun.

Oyuncular: 3 erkek, 2 kadın.

2002/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm.                  ISBN 975-8648-19-1

 

Dizi No: 137 / Tuncer CÜCENOĞLU /    Çığ

 

Çığ, bir doğa olayı olan çığın etkisiyle küçük bir köydeki insanların korku içindeki adeta işkenceye dönüşen yaşamlarını anlatıyor. Oyun, çığ nedeniyle yaratılmış baskıcı bir yönetimin, insanlık dışı eylemleri gerçekleştirdiğini gösterirken, genel anlamda toplumsal yaşamda suskun kaldıkça sıranın herkese gelebileceğini gergin oldukça bir dramatik ortamda sergiliyor.

Oyuncular: 7 erkek 5 kadın

2002/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm.           ISBN 975-8648-16-0

 

Dizi No: 138 / ÜLKER KÖKSAL / TOPLU OYUNLARI 4   

 

Buluşma/ Tata’nın Çocukları / Dönüş Yolunda Bir Çocuk /Şaka / Eşikte/ Sil Baştan/ Sıfıra Bir Var /Binbir Çiçek Kolonya Fabrikası

Yazarın  kısa oyunlarını biraraya getiren bu kitapta,  gerçekçi ve fantastik temaları işlediği beş kısa oyunuyla, ödül kazanmış radyo oyunlarından tiyatro sahnesine kolayca uyarlanabilecek üç oyunu bulunuyor. Usta kadın yazarımız bu oyunlarında da, insana olumlu, sevecen bakışıyla, her zamanki gibi olumsuzlukların yarattığı engellerin aşılacağı umudunu yansıtıyor.

2002/ 160 sayfa/ 11.5x19.5 cm.          ISBN 975-8648-20-7

 

D. No: 139/SOFOKLES / ESKİ YUNAN TRAGEDYALARI 3

Kral Oidipus  (Türkçesi: Güngör Dilmen)

Kral Oidipus, Antigone ile birlikte Sofokles’in (İÖ. 496-406) başyapıtıdır. Yaşamı üstün başarılarla geçen Oidipus’un yazgısıdır: Babasını öldürecek, annesiyle evlenecek ve ondan çocukları olacak!.. Kulağına ulaşan bu uğursuz yazgıdan kurtulmak için evinden yurdundan kaçar. Düğüm çözücü Oidipus, bir dedektif gibi zamanı eşeler, geçmişini sorgular, kendini köşeye sıkıştırır; aradığı suçlu kendisidir. Sofokles’in ustalığı büyük bir dramatik gerilim yaratan bu kurguda yatıyor. Gören bir kişiyken gerçeği göremeyen, oysa körken gerçeği gören bir trajik tersinlemenin anlatıldığı oyun, insanın gerçeği acı çekerek öğrenebildiğini göstermek istemektedir. Ayrıca insanın yaşamının raslantılara bağlı olarak ne kadar belirsiz ve güvensiz olduğunu gösterir.

 

Oyuncular: 7 er., 1 kad.,  koro, yurttaşlar.

2002/96 sayfa/ 11.5x19.5 cm.         ISBN 975-8648-33-7

 

D.No: 140 / W. SHAKESPEARE / Aşkın Çabası Boşuna

Türkçesi: Ali Neyzi

Shakespeare’in ülkemizde şimdiye kadar hiç yayınlanmamış bir komedyası. Oyunda, genç Navarre Kralı ile üç arkadaşı bir yıl süreyle kadınlarla ilişkilerini tamamen kesip kendilerini okumaya ve bilime vermeyi kararlaştırırlar. Ancak Fransa Prensesi, üç güzel nedimesiyle İngiltere’yi ziyarete gelince işler karışır. Sürekli aldatmacalarla ve gülmeceyle gelişen oyun, Fransa’dan gelen bir haber üzerine sona erer ve bu komedide mutlu son gerçekleşmez. Filme de alınmış olan bu oyunda Shakespeare, gerçek tarihsel olaylara dayanmayan özgün bir temayı şiirsel bir güldürü olarak anlatmıştır.

 

Oyuncular: 13 er., 5 kad., uşaklar, muhafazlar.

2002/ 128 sayfa/ 11.5x19.5 cm.       ISBN 975-8648-23-8

 

D. No: 141 / Vala THORSDOTTIR / İZLANDA  OYUNLARI

Çatıdaki Yarasa  / Teleskop, Çikolata, Pis Gazlar ve Çöplük /

Bildiğiniz Şeyler   (Türkçesi: Semih Çelenk - Ayşe Üner)

 

Çatıdaki Yarasa, toplumsal sorunları, ruh sağlığını yitirmiş bir kadının bireyinde irdeleyor. Depresif atakları nedeniyle bir ‘deli’ olduğuna inanılan kadına kimse dokunamaz; kadın yaşamda üstünlük kurar; bu delice üstünlük oyunun temel ironisidir.

Teleskop.., sistemin otomatikleştirdiği, tekdüzeliğe çevirdiği insanların gerçek bir kurtuluşunun olamayacağını gösteriyor.

Bildiğiniz Şeyler, boşanmış,  30 yaşlarında bir kadının bunalımlarını, uyumsuzluklarını anlatıyor. “Dul” olmanın zorunlu toplumsal rolü içinde dul kadınlar için yaratılan ‘açık pazar’da seçilmeyi bekleyen bir ürün haline gelen kadının ironik öyküsü.

Oyuncular:  1 kadın

2002/ 64 sayfa/ 11.5x19.5 cm.      ISBN 975-8648-32-0

 

D.No: 142 / CUMA BOYNUKARA / Toplu Oyunları 3

Suyun Rengi / Beceriksizler

 

Suyun Rengi, toplumsal kökenleri bakımından uzlaşmalar çelişkileri olan bir kadınla erkeğin, ancak aşk araya girince uzlaşma aramaları sonucu bu sorunu başka bir dünyayı düşleme ve yaratmayla aşabileceklerini anlatan bir oyun.

Beceriksizler, yaşamdan bıkmış ve ölümü umut olarak düşünenlerin, bu umutlarını gerçekleştirme aşamasında uğradıkları beceriksizliklerini çağdaş bir tragedya olarak sergiliyor.

Suyun Rengi: 1 er., 2 kad. / Beceriksizler:  2 er., 1 kad.

2002/120 sayfa/ 11.5x19.5 cm.        ISBN 975-8648-32-0

 

Dizi No: 14 3 / COŞKUN IRMAK / Siyah Çoraplılar

 

Siyah Çoraplılar, tarihin yazdığına göre İstanbul’da  kurulmuş ilk Türk futbol takımın adı. Bu takım, İstanbul’un 20. yüzyıl başlarında Osmanlı İmparatorluğun’nun çözülme ve dağılma döneminde ortaya çıkmış ve işgal sırasında yabancı güçlere karşı toplum için özgürlük, varlık ve kimlik arayışı olarak önemli bir görev üslenmiş.

Oyun, hem bu takımın kuruluşunu, hem ilk ve son maçını anlatıyor, ayrıca daha sonra ilk futbolcuların ve Fenerbahçeli oyuncuların Milli Mücadele’ye olan bağlılık ve katkılarını, silah kaçırma çabalarını belgesel bir oyun olarak sahneye getiriyor.

Bir anlatıcı aracılığıyla açık biçimde yazılmış olan Siyah Çoraplılar, Cumhuriyet’in kuruluşuna toplumsal vicdanın desteğini yansıtan gerçek olaylardan yola çıkılarak yazılmış yarı-belgesel bir oyun.

Oyuncular: 24 er., 3 kad., askerler, tayfalar, seyirciler.

2002/ 80 sayfa/ 11.5x19.5 cm.          ISBN 975-8648-31-3

 

D. No: 144 / R. W. FASSBİNDER /  TOPLU OYUNLARI 1

Kahvehane / Korku Kemirir Ruhu / Kerhaneci