Çeviri :
 

Pelin Özbüber

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Syriana

http://syrianamovie.warnerbros.com/

 

Büyük petrol dünyası! Hepimiz bu dünyanın içindeyiz. Isınıyor, serinliyor, televizyon izliyor, i-pod kullanıyor ve google’ a giriyoruz. 

Eğer bütün bunların farkında olamadıysanız, işte Syriana. Yakıp kavuran, heyecan dolu, bütün resmi içine alan sağlam bir film. Stephen Gaghan, Amerikanın İsrail dışındaki Orta Doğu politikalarına ustalıkla değiniyor.

İsrail hesaba katılmamış, çünkü İsrail’in petrolü yok.

Bob Barnes’i canlandıran George Clooney, Beirut ve Tahran’da görev yapan emektar bir CIA ajanıdır, ve hükümete ait füze mermilerinin sevkiyat sırasında kaybolmasından dolayı birazcık endişelidir.

Büyük bir petrol şirketinde bir takım şikeler dönüyor ve Jeffery Wright, patronu (Christopher Plummer) tarafından, bu usulsüzlükleri ve yasadışı olayları hükümetten önce çözümlemek için görevlendirilmiş bir avukat.

Matt Damon ise enerji konularında analizler yapan bir uzmanı canlandırıyor. Şirketi ile petrol kralı Prens Nasir (Alexander Siddig) arasında aracılık yaparak, komisyon alıyor.

Ve Pakistanlı genç (Mazhar Munir),  Basra Körfezindeki petrol rafineri tesislerinin Çin’li bir firmaya devredilmesinden dolayı işini kaybetmiş birçok insandan sadece biri. Zavallı, hem kendi hükümeti hem de yabancılar tarafından baskılara maruz kalıyor. Aşırı uç görüşlere sahip olan güçlerce kalifiye eleman olarak görülüyor, ve Amerika da bundan büyük bir rahatsızlık, büyük bir endişe duyuyor.

Aslında bu küçük oyuncular, D.C. avukatlarının, Texas baronlarının ve hükümet yalakalarının manipulasyonları sonucu kurban edilen piyonlar. Barnes en zor anlarıyla karşılaşıyor; Damon’ un analizleri ise kişisel çıkarları yüzünden tam bir trajediye dönüşüyor ve Wright’ın avukatı da bu yozlaşmayı çözüme kavuşturmak zorunda kalıyor.

Ve Pakistanlı genç ise dünyanın ilgisini bu noktaya çekmek için kendisini feda etmenin gerçekten tek yol olup olmadığını düşünüyor.

Gaghan’ın senaryosu, kahramanlarıyla ve kötü adamlarıyla duygularımıza ve beklentilerimize zekice hükmediyor, ve bakış açımızı değiştirerek bizi şaşırtıyor. Burada, intihar eylemcilerinin sempatik ve masum olduğunu duymuş olabilirsiniz. Fakat Gaghan bize şunu da gösteriyor ki, bu namussuz petrol tacirleri Amerikan sevgisini kalplerinde taşıyorlar. Eğer biz petrolü Çinlilerden önce ele geçirirsek, birazcık daha uzun bir süre için, zirveye hakim oluruz.

Damon, toplumsal değerleri küçümseyen bir karakterdir. Fakat, güce karşı gerçekleri söylemek istiyor. Yeni müşterilerine, büyük umutlar vaadeden öğütler veriyor. Peki ya içinden geçen? Onlar sadece lekesiz beyaz çarşaflar giyinen basit adamlar ve bu giyinişleriyle verdikleri mesaj ne?

“ Burası çok sıcak ve ben çalışmak zorunda değilim”

Wright’ın avukatı; soruşturmalarını, başkalarına alay konusu olmasına karşı, dengede tutmak zorunda kalıyor. Ve ayrıca Texas’ın barındırdığı, ahlaksız, kurnaz ve hilekar tüccarlarıyla daha fazla muhattap olmak zorunda kalıyor.

Nelson, “Yozlaşma bizi güvenli ve sıcak tutar, bizim kazanma sebebimiz yozlaşmadır.” diye bağırıyor.

Bu film kaliteli aktörleri utandırıyor. Çünkü Jamey Sheridan, William Hurt, Amanda Peet (Damon’ın karısı) ve  David Clennon gibi tanınmamış aktörler kendilerini gösterişli oyunculuklarıyla ıspatlıyorlar. Gerçekleri gösteren sahneleriyle, bu bir zaferdir. Araplar, Amerika’nın çiftlikleri ve ofislerine karşın, kozları elinde tutuyor.

Syriana; petrol ticaret trafiği, J.F. Kennedy’nin bugünkü Amerikan Orta Doğu politikası, komplo dolu kirli ilişkiler, basitleştirilmiş politikalar ve soğukkanlı katiller, karmakarışık hikayeler  silsilesinde işlerin aslında nasıl yürüdüğünü açıklıyor.

Syriana, karmaşık, sürükleyici, depresif ve içine çeken bir film. Sindirilmesi zor olduğu gibi, kabullenilmesi de zor, fakat 2005’in en iyi filmlerinden biri.