|
Brokeback Mountain “tüm
zamanların en büyük aşk hikâyelerinden biri” olarak tarif ediliyor ve
“batılıyı garipsemesiyle” alkışlanıyor. Yönetmen Ang Lee bir tarzı yine
kendinin yapıyor ve Jake Gyllenhaal ve Heath Ledger’ın olağanüstü
performanslarıyla bizlere “ kıra dönmek için daha iyi bir bahaneye
ihtiyaç var mıdır?” Diye düşündürüyor. Yazan: Roger Clarke
Eşcinsel Kovboylar? Böyle bir gürültüye en
son neden oluşları 1970’lerin sonunda, Sex Pistols’ların Randy's Rodeo
(San Antonio’da), kafayı çeken 2000 kişi önünde çalmalarındaydı. Sid
Vicious bir Vivienne Westwood Seditionaries T-shirtüyle olayda yer aldı:
iki pantolunsuz kovboy birbirlerini yakından tanımaktaydı (aslında biraz
sıkılmış bir halleri vardı, ilk izlenim öyle olmasa da). Riders of the
purple sage’in izleyenlerinin bu fikri pek beğenmediği söylemek yanlış
olmaz ancak; öneriyi pek umursamalarsa da Ang Lee yine de aşık kovboylar
hakkında bir film çekti. Brokeback Mountain 2005'te Viyana’da Golden
Lion ödülünü kazandı, juri üyelerinden Claire Denis belki kendi erotik
homoseksüel yabancı filmi Beau Travail’
i kıyasladığı Wanderer of the
West (1927 ) ten yansımalar gördüğü film için, “erkeklik
tanısının maskülen kalıbına sarılmış efeminemsi havasıyla ilginç bir
film” diyor.
Brokeback Mountain, 1963 senesinde Wyoming
bölgesinin kırsal kesimlerinde yalnız başlarına çalışırken birbirine
âşık olan iki uzun boylu ve atletik yapılı kovboyun hikâyesini ele
alıyor. Başrollerinde Ennis Del Mar (Heath Ledger) ve Jack Twist (Jake
Gyllenhaal)’in yer aldığı filmde karakterler yasadıkları yere döndüğü
sırada aralarında ki ilişkide dağda ki karlar gibi erimeye
başlıyor.Ancak ilerleyen zamanla birlikte, yapılan evlilikler ve
çocuklara karşın her ikisi de ilişkilerine balık avına çıkma bahanesiyle
devam ediyorlar, böylece ailelerinden uzakta mutlu görünmektedirler.
Yönetmen Ang Lee Kasım
ayının başlarında L.A. Times’a verdiği demeçte The Wedding Banquet
filmiyle olan benzerliği keşfederek filmi için bunun bir eşcinsellik
içeren western olduğu kanısını yalanladı “Benim için bir aşk hikâyesi”
açıklamasını yaptı, “Filmin western tarzıyla çok az bir bağlantısı var.”
diyerek ekledi.Ang Lee artık bir “indie” yönetmen olmakla değil, 2003
senesinin büyük süksesi Hulk filmini yapan yönetmen olarak biliniyor.
Orta bütçeli filmler arasında “Eşcinsellik olayı” her zaman bir sorun
oluşturmuştur. (James Schamus tarafından Focus features’a yapılan
Brokeback Mountain Universal film şirketi tarafından piyasa sunulacak.)
Söylendiği üzere 1982 de
yapılan ve yapımcılarından Sidney Lumet in hesaplarına göre Michael
Caine ve Christopher Reeve arasında geçen öpüşme sahnesi Deathtrap
filminde tam 10 Milyon dolar kesintiye sebep olmuş. Bugunler de bile
Kiss Kiss Bang Bang filminde Val Kilmer ve Robert Downey Jr arasında ki
küçük bir buse film sanat editörlerinin en önemli konusu haline geliyor.
Bunlar pazarlama taktiklerinin ihtiyaçları, her ne kadar filmin
yönetmeni Shane Black sempatik bir gay karakterini yazma işini üstlenmiş
olsa da sinirler ister istemez uyarılıyor.
Bu arada Sex Pistols
konseri olduğundan beri taşrada bu konuda ufak değişimler olmasında
rağmen, gelmiş geçmiş en iyi aşk hikâyelerinden biri sayılan Brokeback
Mountain filmi bu grup insanlar tarafından pekte ilgi ve kabul
görecekmiş gibi görünmüyor.
Bu film muhtemelen Beyaz
Saray’ın özel salonunda gösterilmeyecek, Florida valisi Jeb Bush yeni
bir yasa çıkartarak yönetmen Ang Lee’ye dersini vermeye çalışıyor: Ang
Lee Texas’lılarla uğraşıyor ve rencide ediyor, bunu kimsenin yapmasına
izin vermeyiz.Bu işin parodi gibi görünmemesi
için heteroseksüel Tayvanlı bir yönetmen (Lee evli ve iki oğlu var) ve
de heteroseksüel birer Avustralyalı ve Kaliforniyalı iki aktörün bir
araya gelip eşcinsel kovboy karakterine bürünmesi gerekiyordu. ( Lee,
benim ilk internet raporlarının kandırma sanmam üzerine, "Gerçekten
Blazing Saddles olmasını istemedim" dedi.)
Yeni eşcinsel sinema yenilikçileri hiç bir
zaman basit ve esaslı bir eşcinsel aşk hikayesi, ya da bunun kadar acılı
bir versiyon sunmadılar.Brokeback Mountain'in kendi bilincinde olan bir
arkaikliği ve kırsallığı vardır, adeta bir kanvasa boyanmış gibi -
resmen şehir film- okulu hareketinin antitezi. B. Ruby Rich, yenilikçi
eşcinsel sinemasına 1990'lar boyunca kimlik kazandırmaya uğraşmış,
kendisi bu filmi Gregg Araki ya da Todd Haynes gibilerin sunamadıkları
eşcinsel cepheyi yarıp geçen filim olarak nitelendiriyor.Rich diyor ki
"Büyük bir utanmazlıkla... Ang Lee, Amerikanın en kutsal genrelerinden
birini alıp onu tümüyle homoseksüelleştirmistir".
Kadınlarla sorun
Genelde kovboy filmlerinin birazda olsa
homoseksüel oldukları bir gerçek değil midir – ya da en azından homo
sosyal (bu terminolojiyi Atom Ergoyan son filmi Where the Truth Lies ve
Rat Pack aktivitelerinin sonunda 1950'lerde)? Westernler çoğunlukla
yarı-ergenlik çerçevesinde var olmaktadırlar, büyük tozlu alanlar ve
sığırlar Amerikanlar için İngilizlerin yatılı okullarının eş değeridir.
Bu tarz filmler her zaman için erkeklerin ya başka erkeklerle birlikte
oluşları ya da kavga edişleri ile ilgiliydi, bu nedenle açıkça eşcinsel
kovboy filmleri yaşamakta olan son Hollywood tabularındandır.
Aynı zamanda, kadınlar westernlerin
yapımcılar tarafından genelde sorun halinde yansıtılmıştır – disiplin
gereken kızlar, kaçınılacak fahişeler, korkulacak anneler – verandayı
sertlikle süpüren ya da fasulye pişiren (1954’ün Johnny Guitar
filmindeki Joan Crawford gibi güçlü kadınlar adeta birer çılgın
zannedilir). Alex Cox’un belirttiği gibi, erkekler westernleri yapar ve
sahiplenir, bu yüzdendir ki erkekler bu kadar severek izler ve kadınlar
da sıkılarak.
Brokeback Mountain daha önce yapılmayan birçok unsuru gündeme getiriyor.
Ang Lee kadın karakterlerine de zengin kişilikler veriyor. Bu kadınlar
sempatik olmasalar da çok gerçekçiler – mesela Jack’in karısı Lureen’in
(Anne Hathaway) Ennis’le son yaptığı telefon konuşması sahnesindeki aşk
ve nefret duygularını filmin en şaşırtıcı ve etkileyici anlarındandır.
Bu kadınlar aynı zamanda erkeklerini evcilik içinde hapsediyor: Ennis ve
karısı ve kızları ile yaşadıkları yerin yukarısındaki çamaşırhanenin
sesleri Jack’le yaşadıkları sahnelerin doğal seslerine kontrast
yaratmaktadır, işle ilgili sesler onun boğulma ve darılma hislerine
neden olmaktadır (evliliği üzerine verimli bir çiftlik-makineleri işine
giriyor). İki tane belirgin, şükran günü
yemeğinin görüntülendiği sahnede hindinin elektrikli testere ile
kesilmesi televizyon sesleri ile bastırılıyor.

Men who tend sheep
Lee, Jack ve Ennis’in
ilk kez beraber çalıştıkları dağ zirvelerini sadece katırlar
aracılığıyla ulaşım sağlandığı halde önceden gidip dikkatli bir şekilde
çalışarak fotoğraflamış, filmde göstermek istediği peyzajı John Ford’un
Monument Valley’de ki sahnelerinden dahi çok daha zarif bir şekilde
bizlere aktarmayı başarıyor. Mekân aramaya çıktığı anlarda bile
bançonun sesini zihninden atamıyormuş. Lee’nin dediğine göre Jack kampı
kuran ve koyunları çakallardan koruyan kişi olarak ilişkide güçlü ve
inisiyatifi elinde tutan, Ennis ise daha çok makul ve akla uygun
davranan uysal ve ılımlı taraf oluyor ve gecenin soğuk viskinin de
tükenmiş olması sebebiyle film full sex sahnelerine yer vererek kafaları
karıştırarak insan ilişkisini gözlerimizin önüne seriyor.
İşverenlerinin hor gören bakışları altında bu beklenmedik iş ortaklığı
onlar için hiç beklemedikleri, güzel bir haberin ibaresiydi. İşte o an
birbirlerine aşık olmamak için çabaladıkları çırpınışların
başlangıcıydı.
Koyunlarla ilgilenen bu
adamlar belki de geleneksel kovboy estetiğinden adım adım
uzaklaştığımızın bir göstergesiydi: Eğer Wyoming’e ait tepeler, ormanlar
ve gökyüzü bu kadar olağandışı olmasaydı, bu İncil zamanındaki Filistin
ya da tanrıların yeryüzüne adım attığı (Ganymede bir çobandı) zamanki
Yunanistan olabilirdi. John Schleinger’in
Çıldıran Kalabalığın Ötesinde adlı ( Far from the Madding Crowd) 1967
senesi yapımının ilk sahnelerinde tepelerden atlayan kuzulara dair üstü
kapalı ipuçları bile var (erkeklerin en özel zevklerinden biri de balık
avlamaya gittiklerinde hep beraber, tepelerden aşağı suya çırılçıplak
atlamaktır). Çobanlar belki diğer çiftçilere göre hayvanlarıyla daha
yoğun ilgileniyorlar ve burada çok küçük koyunlara ve kuzulara
yaptıkları yardımlar hemen hemen bir annelik içgüdüsü gibi
gösterilmekte.
Evrensellik ve zamansızlık sebebiyle Bokeback Mountain filmi Tunç
Çağı’ndan beri dünyanın herhangi bir yerinde ve zamanında gerçekleşmiş
bir hikaye halini almıştır. (Lee’nin filmin Western olduğu kanısını
doğruluyor.) John F. Kennedy suikastinden birkaç ay öncesinden 1963 ten
başlayarak 40 yıl alıyor ama Amerikan sicili hakkında hiçbir şey bu
öyküde yer almıyor. Vietnam? Bahsedilmemiş. Yaz Aşkı? Hakkında
hiçbirşey yok. Scorsese –zaman gibi- müzik ayarı, Nixon, Wall Streeti
Robert Mapplethorpe ya da Bill Gates de mevcut değil. Filmde zamanı
sezebileceğiniz tek kısım yükselmekte olan pick-up kamyonetler, tesadüfi
aralıklarla cıkan maneviyatlar ya da yeni anorak ve ya ceketlerin
gözüktüğü kısımlar. Filmde mekanizasyon rutin olarak yabancı olarak
gösteriliyor ve filmdeki iki baş karakterin çıktığı balık avı eşlerinden
kaçmak olarak gözüküyor. Sadece Ennis iki kızını buluşma yerlerine
getirdiğinde aralarındaki şiirsel ilişki sonsuza dek çöküntüye uğradı.
Brokeback MounTain, asıl
olarak 1997 senesinde New Yorker dergisinde yayınlanmış Annie E.
Proloux’un (The Shipping News’in yazarı) kısa romanından uyarlanmış.
Bundan bir sene sonra Matthew Shepperd adında 22 yaşında ki eşcinsel
Wyoming Universitesi’si öğrencisi linç edildi, bu olay HBO televizyon
kanalının The Laramie Project isimli televizyon kuşağında yer aldı, o
akşam ki programda Christina Ricci, Laura Linney, Steve Buscemi ve Peter
Fonda gibi ünlüler de yer alıyordu. Brokeback Mountain’da bu olayı kendi
bünyesine referans almışçasına konuya değiniyor. Bir flashback
sahnesinde Ennis’in babası oğlunu linç edilmiş 2 eşcinsel erkeği görmesi
için yanına çağırıp bundan zalimce bir zevk alır.
Lee'yle filminin promosyonu sırasında Londra'da buluştuğumuzda,
Proulx'un
hikayesinin kendisi üzerindeki güçlü etkisiniaçıkladı ve özellikle
erkeklerin sessiz ilişkilerinin içine çekildiğini söyledi " Benim özgün
olarak düşündüğüm şey yazarın sorumluluğundaydı, fakat bu tür erkekler
arasında doğru bulundu." İnsan, bu filmin şiirselliğini Jack Keronac'a
dönüştüren Allen Ginsberg'in zevklerini etkileyen filmin, erkekler
arasında
yavaş yavaş yayılan, maskülen sevgisini destekleyen şair Walt Whitman'ın
kültü kadar Western filmde çok ilgi çekmediğini çıkarabilir.Henüz
Western
filmler de gay altkonusu barındıran bir gelenek içermekte:Red River'daki
Montgomery Clift'i düşünün,(1947) erkek tecavüzüne Giulio Questi'nin
Texmex
halisünasyonu Django Kill için meyleden, yağmacı kovboy çetesi(1967),
yada
Geceyarısı Kovboy'undaki Jon Voight'u cezbeden bir bakış atan Giant'daki
James Dean,Schlesinger'in duygusal bir şekilde ayarlanmış uygunsuz erkek
ilişkisi ve kovboy giysisi giymiş bir kalpazan. Ve Andy Warhol'un ( ya
da
rejiye ait temsilcisi Paul Morrissey'in) hem yerel insanlarda hem de
turistlerde kızgınlık doğuran yaklaşık 30 yıldır Arizona Oracle'da
kullanılmış olan Western film setlerindeki yıkıcı ve fetişist "Yanlız
Kovboylar" ı çektiğinde ne yaptığını bildiği inkar edilemez.( Film hala
İngiltere'de yasak.)
Yabancı
olmak
Lee aklında filmi
yaparken Peter Bogdanovich’in The Last Picture Show (1971) isimli
filminden başka filmler olmadığını belirtiyor ve aksini de yalanlıyor.
O filmin yazarı Larry McMurtry aynı zamanda Brokeback Mountain’ıda
yazılı metne döken kişi. İddia edildiği kadarıyla Bogdanovich’in o
sıralarda ki sevgilisi olan Polly Platt’in, filmde iki erkeğin arasında
yaşanan aşkın boyutlarına da önemli bir etkisi olmuş, bir takım
yönlerden The Last Picture Show farklı merceklerden Brokeback
Mountain’da erkekle kadın arasında yaşanan öznelliği önceden
sezinlemiş. Acaba Lee’nin duyarlılığı filmde ki ve The Wedding
Banquet’te olduğu gibi eşcinsel karakterlerine geçip oyuncuları iyi bir
performans sergilemek adına baştan mı çıkartıyor? “Gerçekten eşcinsel
olsaydım bunu teşhis edebilirdim” diye anlattı bana, “çünkü kendimi bir
yabancı olarak daha önce teşhis edebilmiştim.”Esasında kendi filmleri
arasında “Ride with the Devil” için “öyle yumuşak bir havası vardı ki
elinizden hiçbir şey gelemiyordu.”diye şaşırtıcı bir açıklama yaparak
gülüyor Lee.“Amerikan İç Savaşı sırasında tüm bu adamlar çekmecede duran
kaşıklar misali beraber uyudular.” Aynı zamanda Hulk filminde Bruce
Banner’ın babasıyla olan kavga sahnesi de oldukça efeminemsi bir havaya
sahipti- bana Tsai Ming-Liang’ın filmlerinde ki kimi sahneleri
hatırlattı.
Dikkat ettiğim kadarıyla
Hulk’ta bilgisayar-yapımı tüm sahneler Lee’nin hareketlerine dayanarak
çekilmiş, Lee sahne çekilmeden önce tüm hareketlerini çeken bir kamera
önünde sergileyip sonradan bunları CGI (common gateway interface)
programında birleştiriyor. Tüm bu savaş sahneleri ataerkilik konusunu
tekrar eden temadan ibaret (her iki karakter Ennis ve Jake’te
babasızdır). Acaba kendi kimliğini eşcinsel erkeklerle beraberken hiç
sorguluyor mu? “Bilmiyorum” diye çekinerek cevap veriyor. “Oyuncular
gibi, bende bunun üzerinde fazla düşünmemeye gayret ediyorum.”
|