|
“Artık
kullanılmayan eski bir tren garında yaşayan dört evsiz serseri. Eski fahişe
ve hamile Lyubka, eski gar şefi Luko, konservatuar mezunu olduğunu iddia
eden yalınayak meto ve milli parkta bakıcısı olduğu ayının ölümüne neden
olduğu için durmadan sızlanan Doko. Geçen bir trenden atılan bir sandığın
içinden Harry Houdini olduğunu söyleyen alkolik bir illüzyonist çıkınca,
gardaki garibanların yaşamı değişir. Houdini onları illüzyon dersleri ve
ruhçu felsefesi ile etkilemeye başlar. Artık bir yandan hayal aleminde yok
olup gitmeye, bir yandan da illüzyonsuz yaşanamayan show dünyasına
hazırlanmaktadırlar. Dünya bir Titanik gemisidir Houdini’ye göre. İnsanlar
da onunla birlikte batan yolculardır. Yani kurtuluş yoktur. Ancak bütün
bunlar doğru mu acaba? Houdini her şeyin bir illüzyon olduğunu söylemekte
haklı mı, değil mi?” |